Türk Kütüphaneciliği / Turkish Librarianship (Turkish Librarians’ Association)
Türk Kütüphaneciliği / Turkish Librarianship (Turkish Librarians’ Association)Not a member yet
2962 research outputs found
Sort by
Mehmet İsmet Binark’ın Anısına: “Nefes Alır Gibi Çalışmak”
Bu yazı 2 Temmuz 2021 tarihinde vefat eden babam Mehmet İsmet Binark’ın anısına yazılmıştır. Özel alanından kamusal alanına bir bakış denemesidir.
Sezen Doğancı / Bir Sessiz Ölüm
Türkiye’de üniversite kütüphaneciliğinin öncü isimlerinden değerli sınıf arkadaşım ve meslektaşım Sezen Doğancı’nın vefatı nedeniyle kaleme aldığım anı yazısıdır
Mehmet İsmet Binark Özyaşam (1941–2021)
Mehmet İsmet Binark 28 Şubat 1941 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. İlk ve orta eğitimini İstanbul’da, lise tahsilini Ankara Gazi Lisesi’nde, yüksek tahsilini 1964 yılında Ankara Üniversitesi DTCF Kütüphanecilik Bölümü’nde tamamlamıştır. İsmet Binark, Fatih devri kitap tezhibleri ve ciltleri başlıklı bitirme tezi ile aynı bölümde her yıl verilmekte olan Emily Dean birincilik ödülünü almıştır. Bibliyografyacılık sahasına 1967 yılında hazırladığı 1928-1965 yılları arasında Türkiye’de basılmış bibliyografyaların bibliyografyası çalışması ile giriş yapmış, daha sonraki yıllarda çok farklı konularda bibliyografyalar hazırlayarak ve hazırlanmasını teşvik ederek alanda öne çıkan isimlerden olmuştur
Öğretmenlerin Kitap Önerisinde Kullandıkları Ölçütlerin Çocuk Edebiyatının Temel İlkelerine Göre İncelenmesi
Amaç: Bu çalışma, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademelerinde görev yapmakta olan Türkçe, Türk dili ve edebiyatı ile sınıf öğretmenlerinin öğrencilere kitap önerirken göz önünde bulundurdukları ölçütleri ortaya koymak ve çocuk edebiyatı eserlerinde bulunması gereken temel ölçütler bağlamında değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Temel nitel araştırma modelinde tasarlanmış olan bu çalışmada on sorudan oluşan bir yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanıp beş alan uzmanı tarafından gözden geçirilerek düzenlenmiş on adet açık uçlu sorudan oluşan form; beş sınıf öğretmeni, beş Türkçe öğretmeni ile beş Türk dili ve edebiyatı öğretmenine çevrimiçi görüşme yoluyla sunularak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analize tabi tutularak bulgulara ulaşılmıştır. Bulgular: Öğretmenlerin kitap önerisinde bulunurken göz önünde bulundurdukları ölçütlere bakıldığında görüşme yapılan 15 öğretmenin tamamının eğitsel öğeleri, 12 öğretmenin dil ve anlatım unsurlarını, 11 öğretmenin içerik unsurlarını, 7 öğretmenin de biçim unsurlarını dikkate aldıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca 15 öğretmenin tamamı kitapların çocuğa görelik ilkesine uygun olup olmamasını dikkate alırken yalnızca 6 öğretmen kitapların çocuk gerçekliği ilkesine uygunluğunu dikkate almıştır. Sonuç: Çalışmanın sonucunda öğretmenlerin çocuk edebiyatı ürünlerinde en çok çocuğa görelik ilkesine önem verdikleri, çocuk edebiyatı ürünlerinin eğitsel yönünün tüm branşlar tarafından en çok önemsenen özellik olduğu, öğrencilerin yaş ve gelişim seviyelerine bağlı olarak öğretmenlerin kitapların içerik yönüyle ilgili beklentilerinin yerini dil ve anlatım unsurlarının aldığı, öğretmenlerin öğrencilerine en çok önerdikleri türler olarak öykü türünün öne çıktığı anlaşılmıştır. Özgünlük: Sınıf, Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin öğrencileri için kitap seçmede göz önünde bulundurdukları ölçütleri ortaya koyan bu çalışma, bu ölçütleri çocuk edebiyatının temel ölçütleri çerçevesinde değerlendirmesi bağlamında özgün bir çalışmadır
Geçici Bilgi İhtiyacının Giderilme Sürecinde Kullanıcı Okuma Davranışlarının İncelenmesi
Amaç: Kısa süreli/geçici olarak ortaya çıkan bilgi ihtiyacımızı gidermek amacıyla sıklıkla başvurduğumuz arama motorları gibi internet tabanlı araçlar sayesinde, bilgiye erişme işlemi hız ve pratiklik kazanmıştır. Bu tür araçlar literatürde “Bilgi Erişim Sistemleri (BES)” kategorisinde değerlendirilen sistemlerdir. Bu çalışmada, Kırklareli Üniversitesi’nde BES mantığıyla çalışan bir altyapı üzerinde, kullanıcıların geçici bilgi ihtiyaçlarını giderirken gerçekleştirdikleri arama etkileşimlerinin incelenmesi ve okuma davranışlarının ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında, web kullanıcılarının arama etkileşimleri altı haftalık süre boyunca kayıt altına alınmış olup, toplam 6504 satırlık bir veri seti oluşturulmuştur. Bu veri seti, okuma davranışlarının farklı boyutlardan incelenebilmesi amacıyla dört farklı şekilde organize edilmiştir. Sonrasında, oluşturulan bu veri setleri üzerinden kullanıcıların ziyaret ettikleri web sayfalarındaki kaynak inceleme süreleri ile web sayfalarının kelime miktarları arasındaki ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Ek olarak, kelime başına okuma süresi ile ziyaret edilen sayfalardaki kelime miktarları arasında ne tür bir ilişki bulunduğu da araştırılmıştır. Bu iki farklı ilişki incelemesi, bir bilgi ihtiyacını gidermek için aynı sayfaya yapılan ilk ve ikinci ziyaretler özelinde de gerçekleştirilmiştir. Analizlerin tamamında parametrik olmayan test yöntemlerinden faydalanılmıştır. Bulgular: Mann-Whitney U testi ile yapılan analizler, kullanıcıların ilk kez karşılaştıkları sayfalarda daha fazla zaman geçirdiklerini (Z: -4,568; p<0,05) ve ikinci ziyaretlerindeyse, hızlı bir şekilde sayfayı tarama eğiliminde olduklarını ortaya çıkartmıştır (Z: -4,889; p<0,05). Diğer taraftan, Spearman Korelasyon test sonuçları, kelime miktarı ile kullanıcıların sayfa inceleme süreleri arasında pozitif yönde güçlü bir ilişkiyi ortaya çıkarmıştır (rs: 0,772 ve rs: 0, 730; p<0,05). Aynı test doğrultusunda tespit edilen diğer bir bulgu ise, kelime miktarı ile kelime başına okuma süreleri arasındaki negatif yönde güçlü bir ilişkidir (rs: -0,775 ve rs: -0,808; p<0,05). Sonuç: Kullanıcıların, kelime miktarının artması durumunda tek tek her bir kelimeyi okumak yerine sayfayı tarama davranışına yöneldikleri tespit edilmiştir. Bu davranışın, aynı sayfaya yapılan ikinci ziyaretlerde de benzer şekilde ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Çalışmada ortaya çıkarılan tüm bulgular, BES’lere yönelik olarak “kaynak inceleme süresi temel alınarak ilgili bilgi kaynaklarının bulunması” temasıyla yapılması muhtemel ileriki çalışmalar için oldukça dikkat gerektiren bir noktaya ışık tutmaktadır. Özgünlük: Çalışma kapsamında, kullanıcı okuma davranışlarındaki değişkenlik, kaynak inceleme süresi verisinin gözlemlenmesiyle gözler önüne serilmektedir. Bu çalışma, BES’lerin değerlendirilmesine ve geliştirilmesine yönelik yapılacak ileriki çalışmalarda, kaynak inceleme süresi verisinden faydalanmak istendiğinde daha fazla dikkatin gerektiğini güçlü bulgularla ortaya koymaktadır
İsmet Binark’ın Anısına
Bu yazı Temmuz 2021’de aramızdan ayrılan İsmet Binark hakkında kısa bir anma yazısıdır. Binark Cumhuriyet Arşivi Dairesinin kurucu başkanı (1976) ve Devlet Arşivleri Genel Müdürü olarak görev yaptı (1992-1997). Binark aynı zamanda bir eğitimci ve çeşitli konularda (arşivler, Balkan ülkelerindeki Osmanlı dönemine ait arşiv malzemeleriyle ilgili kaynakçalar, hat ve tezhip gibi eski kitapçılık sanatları) çok sayıda yayımlanmış çalışması olan üretken bir araştırmacıydı
Sezen Tan’ın Ardından…
Türkiye’de üniversite kütüphaneciliğinin öncü isimlerinden biri olan Sezen Tan’ın vefatı nedeniyle kaleme aldığım anı yazısıdır
Sezen Tan Anısına
Benden bir yazı istendiğinde yoğun duygularla adeta içim titredi… Hala taptaze olan anılarım gözümün önünden akıp geçti… İkinci ablam olarak tanımladığım sevgili Sezen Hanımın ardından yazı yazmak ne kadar da zor olacaktı… Yazmaya başlayınca baktım ki içerik çok duygusal, anılara dönük akıp gidiyor... Engel olamadım kendime... İçimden geldiğince, samimi, içten, düşüncemde olanları, hissettiklerimi yazdım… Ve bu yazı; içten, samimi, olduğu gibi ve hissettiğim gibi oluşuverdi
Sezen Tan’ı Anarken
26 Ağustos 2021’de vefat eden seçkin dostum ve iş arkadaşım Sezen Tan’ı anmak üzere kaleme aldığım bu yazıda onun kendine özgü kişilik özelliklerine değinilmiş, Hacettepe Üniversitesi Kütüphanesi’nde önce kütüphaneci, sonra yönetici olarak geçirdiği meslek yaşamından söz edilmiş; onun kütüphanecilik alanındaki deneyim ve birikimine; Hacettepe Üniversitesi Kütüphanesi personeliyle ve bu kütüphanenin dışında çalışan meslekten kütüphaneciler ve kütüphane çalışanlarıyla ilişkilerine vurgu yapılmıştır. Son olarak da değerli bir iş arkadaşı ve yakın bir dost olarak bana katkıları, öğrettikleri ve hissettirdikleri üzerinde durulmuştur
Nazi Almanya’sında Yayıncılık, Nazizm İdeolojisinin Yaydığı Anti-Semitist Söylemlerin İnşası ve Kitapların Propaganda Amaçlı Kullanımı
The rise of the Nazis to power in Germany on 30 January 1933 caused radical changes in the field of publishing in the country. The Nazi regime censored publications that they considered a threat to them, while exercising strict control over libraries in the country. The influence of the Nazis on publishing in Germany was symbolized by the bookburning (Bücher verbrennung) campaign, which took place with the participation of the German Student Union (Deutsche Studenten schaft, DSt). The Nazis' book burning campaign targeted boks that were considered harmful or represented ideologies opposed to the Nazism ideology. In addition to the elimination of publications opposed to the Nazismi deology, publications that glorified the Nazism ideology and aimed at the adoption of the ideas of the Nazism ideology to the German society appeared. Among these publications, there were also books in which the anti-Semitist discourses of the Nazism ideology were included. In the study, how the Nazi regime used the boks for the purpose of propaganda in the adoption of the anti-Semitic discourses of the Nazism ideology to them as was examined in the book called Trau keinem Fuchs auf grüner Heid und keinem Jud auf seinem Eid (Trust No Fox on his Green Heath and No Jew on his Oath). Within the scope of the study, the visual and written indicators in the book were analyzed by using the semiotics method in the context of Karl Bühler's Organon Model and Claude Lévi-Strauss' Binary Contrasts Model. In the study, it was concluded that the perceptions that Jews were unwanted, marginalized, excluded in German society were created. In the light of the findings obtained in this way, it can be inferred that the anti-Semitist discourses of the Nazism ideology are adopted in German society.30 Ocak 1933 tarihinde Nazilerin Almanya’da iktidara gelişi, ülkede yayıncılık alanında radikal değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Nazi rejimi, kendileri için tehdit olarak değerlendirdikleri yayınları sansürlemiş, diğer yandan ülkedeki kütüphaneler üzerinde sıkı bir denetim uygulamıştır. Nazilerin, Almanya’daki yayıncılık üzerindeki etkisi, Alman Öğrenci Birliği’nin (Deutsche Studentenschaft, DSt) katılımında gerçekleşen kitap yakma (Bücher verbrennung) kampanyasıyla simgeleşmiştir. Nazilerin kitap yakma kampanyasında, zararlı olarak nitelendirilen veya Nazizm ideolojisine karşıt ideolojileri temsil eden kitaplar hedef alınmıştır. Nazizm ideolojisine karşıt yayınların ortadan kaldırılmasının yanında Nazizm ideolojisini yücelten ve fikirlerinin Alman toplumu tarafından benimsenmesini amaçlayan yayınlar da ortaya çıkmıştır. Bu yayınlar içerisinde Nazizm ideolojisinin antisemitist söylemlerinin yer aldığı kitaplar da olmuştur. Çalışmada Nazi rejiminin, Nazizm ideolojisinin antisemitist söylemlerinin kitlelere benimsetilmesinde kitapları propaganda amaçlı nasıl kullandığı Yeşil Fundalıkta Tilkiye ve Yemininde Yahudiye Güvenme (Traukeinem Fuchs auf grüner Heid und keinem Jud auf seinem Eid) adlı kitap özelinde ele alınmıştır. Çalışma kapsamında kitapta yer alan görsel ve yazılı göstergeler, Karl Bühler’in Organon Modeli ve Claude Lévi-Strauss’un İkili Karşıtlıklar Modeli özelinde göstergebilim yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada kitapta Yahudilerin Alman toplumunda istenmeyen kişiler olduğuna, ötekileştirildiklerine ve dışlandıklarına yönelik algıların meydana getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu şekilde elde edilen bulgular ışığında kitap üzerinden Nazizm ideolojisine ait antisemitist söylemlerin Alman toplumunda benimsetilmeye çalışıldığına yönelik çıkarımda bulunulmaktadır