Türk Kütüphaneciliği / Turkish Librarianship (Turkish Librarians’ Association)
Türk Kütüphaneciliği / Turkish Librarianship (Turkish Librarians’ Association)Not a member yet
2962 research outputs found
Sort by
Nazi Almanya’sında Nazizm İdeolojisiyle Şekillenen Kitap Okuma Kültürünün Sinemadaki Sunumu: “Kitap Hırsızı” Filminin Göstergebilimsel Analizi
The anti-communist, anti-capitalist, anti-semitic and racist-based Nazism ideology had a direct impact on social, political, economic and cultural life in Germany during the period of the National Socialist German Workers Party (NSDAP) (1933-1945). After the removal of the NSDAP from power, many films about Germany under the influence of Nazism ideology were shot and the reflections of the ideology in German society were tried to be revealed. One of these films was the 2013 German-US co-production The Book Thief, directed by Brian Percival. In the film, it is the subject of how the book reading culture in Germany was shaped under Nazism ideology. The aim of this study was to analyze the film The Book Thief in terms of semiotics and to reveal how German education and book reading culture were shaped under Nazism ideology. Semiotic analysis of the film was made in the light of US linguist Charles Sanders Peirce's semiotics understanding and British linguist Geoffrey Leech's seven types of signification within the scope of the study. In the analysis of the study, it was revealed that the main character Liesel was subjected to fear and pressure under the Nazi regime and that people were prevented from reading books freely in the film. On the other hand, it was concluded that it was encouraged reading books that reflected the teachings of the Nazi ideology or were not censored by the Nazi regime in Nazi Germany in the film.Antikomünist, antikapitalist, antisemitist ve ırkçılık temelli Nazizm ideolojisi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin (NSDAP) iktidarda bulunduğu dönemde (1933-1945) Almanya’da sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel hayata doğrudan etki etmiştir. NSDAP’nin iktidardan uzaklaştırılmasından sonra Nazizm ideolojisinin etkisi altındaki Almanya’yı konu alan çok sayıda film çekilmiş ve ideolojinin Alman toplumundaki yansımaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu filmlerden biri de Brian Percival yönetmeliğindeki 2013 yılı Almanya-ABD ortak yapımı Kitap Hırsızı (The Book Thief) filmi olmuştur. Filmde Nazizm ideolojisi altında Almanya’daki kitap okuma kültürünün ne yönde şekillendiği konu edilmiştir. Çalışmada Kitap Hırsızı filmi göstergebilimsel açıdan analiz edilerek, filmde Nazizm ideolojisi altında Alman eğitiminin ve beraberinde kitap okuma kültürünün ne yönde şekillendiğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında filmin göstergebilimsel analizi, ABD’li dilbilimci Charles Sanders Peirce’in göstergebilim anlayışı ve İngiliz dilbilimci Geoffrey Leech’ın anlamlandırmanın yedi türü ışığında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın analizinde filmde ana karakter Liesel’in Nazi rejimi altında korku ve baskıya maruz kaldığına ve insanların özgür şekilde kitap okumasının engellendiğine yönelik kurgunun oluşturulduğu ortaya konulmuştur. Diğer yandan filmde Nazi Almanya’sında Nazizm ideolojisinin öğretilerini yansıtan veya Nazi rejiminin sansürüne uğramayan kitapların okunmasının da teşvik edildiği sonucuna ulaşılmıştır
Likbez Kampanyası Dönemindeki Propaganda Posterleri Üzerine Göstergebilimsel Bir İnceleme
The Bolsheviks led by Vladimir Lenin seized power in Russia after the October Revolution in 1917. A literacy campaign was launched in Russia under the title of "Elimination of Ignorance Among the Population" (ликвида́ция безгра́мотности у населения), with the short name Likbez (Ликбез) and an intense effort was made to raise the level of education with the campaign in the country under the leadership of Lenin on December 26, 1919. Especially within the scope of the campaign, propaganda activities were carried out to encourage reading books and to develop the reading habits of the masses. At this stage, propaganda posters, one of the leading mass media tools of the period, were used. In the study, it was aimed to reveal how the propaganda posters were used and what messages were given in the process of encouraging the masses to read books in Likbez, which was initiated in Lenin’s reign. For this purpose, 9 propaganda posters determined were analyzed in the light of the semiotics concepts of the Russian linguist Roman Jakobson. In the findings of the study, it was revealed that the perceptions that people who read books would have a happy and peaceful life were tried to be formed, on the other hand, reading was presented as a way of getting closer to the Communism ideology.1917 yılında gerçekleşen Ekim Devrimi’nden sonra Vladimir Lenin liderliğindeki Bolşevikler Rusya’da iktidarı ele geçirmiştir. Lenin’in yönetiminde ki Rusya’da 26 Aralık 1919 tarihinde “Nüfus Arasında Cehaletin Ortadan Kaldırılması” (ликвида́ция безгра́мотности у населения) başlığında, Likbez (Ликбез) kısa adıyla okuryazarlık kampanyası başlatılmış ve bu kampanyayla birlikte ülkede eğitim düzeyinin yükseltilmesine yönelik yoğun bir çaba sarf edilmiştir. Özellikle kampanya kapsamında kitap okumanın teşvik edilmesine ve kitlelerin okuma alışkanlığının gelişmesine yönelik propaganda faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada dönemin önde gelen kitle iletişim araçlarından biri olan propaganda posterlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada, Lenin döneminde başlatılan Likbez kampanyasıyla kitlelerin kitap okumasının teşvik edilmesi sürecinde propaganda posterlerinden ne şekilde yaralanıldığının ve hangi mesajların verildiğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada belirlenen 9 propaganda posteri, Rus dilbilimci Roman Jakobson’un göstergebilim kavramları ışığında analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgularda kitap okuyan insanların mutlu ve huzurlu bir yaşama sahip olacağına yönelik algıların oluşturulmaya çalışıldığı, diğer yandan kitap okumanın Komünizm ideolojisiyle yakınlaşmanın bir yolu olarak sunulduğu ortaya çıkarılmıştır
Çocuk Kütüphanesi Hizmetleri Kılavuzu
Geleceğin yetişkini olan her çocuk, mutlu bir çocukluk geçirmek ve kendini geleceğe en iyi şekilde hazırlayabilmek için yeni bilgilere, kitaplara ve donanımlı bir kütüphaneye ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacın karşılanması çocuğun hem hukukî hem insanî hem de evrensel hakkıdır
Çeşitli Boyutları İle Uzaktan Eğitim
During the Covid-19 pandemic, many educational institutions were involved in the distance education process as a caution. In this duration, due to not being accustomed to this kind of education, not only educational institutions but also instructers, lecturers and students faced many problems. In this book, which aims to address the topic of distance education in pandemic period, the conceptual infrastructural, technological, cognitive, spiritual, sociocultural and economic dimensions of distance education are emphasized and discussed. In addition, with the questionnaire applied to the students of Kastamonu University, Department of Information and Records Management, the problems experienced by the students in this pandemic era were discussed comprehensively.2020 yılının ilk günlerinden bu yana bütün dünya alışılmışın dışında bir yaşam sürmeye başladı. Gerek bireysel ve toplumsal yaşam gerekse eğitim yaşamı daha önce görmediğimiz bir düzen ve kaygılar ile birlikte değişti. Sosyal anlamda, bireyler kendi kendilerine yetmeyi, evlerinde vakit geçirmeyi, yeni hobiler edinmeyi öğrenirken, öğrenciler sınıf ortamından çok farklı bir biçimde, farklı ortamlarda, daha çok da evlerinde, eğitimlerini sürdürmeye çalıştılar. Pandemi sürecinin özellikle ilk dönemlerinde bütün dünya bu beklenmedik durum nedeniyle bocaladı ve zorlandı. Ancak insanoğlu buna da ayak uydurdu; uzaktan eğitim ve çevrimiçi dersler yaşamın doğal bir parçası haline gelirken, bu düzenden en fazla yarar sağlanmaya çalışıldı. Online seminerler, söyleşiler, dersler ve kurslar günlük ve haftalık aktiviteler şeklinde sunulmaya başlandı
Uluslararası Okul Kütüphaneciliği Derneği (IASL) 2021 Yıllık Konferansı
Bu çalışma okul kütüphaneciliği alanında düzenlenen 49. IASL 2021 Yıllık Konferans programını ve içeriğini tanıtmaktadır. Alanımız için kıymetli bu konferans çok yoğun bir programa sahip olduğundan ilgi alanım doğrultusunda katıldığım ve izlediğim sunumlara ilişkin bilgiler özetlenmiştir. Pandemi nedeniyle Texas Denton’dan çevrim içi olarak gerçekleştirilen toplantı, bölgesel saat farkı nedeniyle orijinal programda yer alan oturum saat ve tarihlerinden farklılık göstermektedir
Akademisyenlerin Akademik Sosyal Ağlara Yönelik Tutumları: Ankara Üniversitesi Örneği
The changing dynamics of scholarly communication have changed the scholarly communication processes of researchers in general, especially of academicians, such as conducting research, publishing and sharing research results. Today, academicians use social networks and academic social networking sites to increase their visibility and effectiveness, to announce and share their publications. Academic social networking sites created by adding academic content and academic activities to a social network; it provides various benefits to researchers and academicians. Objective: In this study, it is aimed to reveal the attitudes of Ankara University academicians towards academic social networking sites and to what extent they benefit from academic networking sites. Method: In this study, which is an example of quantitative research, data were collected using the survey technique. Findings: According to the findings obtained as a result of the survey participated by 560 academicians, it was determined that 82.7% of the academicians (463 people) used academic social networking sites. It has been determined that the most preferred academic social networking sites are Google Scholar, ResearchGate and Academia.edu. Academicians use academic social networking sites mostly for the purposes of following publications and innovations in their field and sharing academic studies. It was determined that academic social networking sites usage situations of academicians were similar to a great extent according to gender and title variables, but differed significantly according to their faculties and age groups. Conclusion: It was concluded that the majority of Ankara University academicians use academic social networking sites and therefore they have awareness of these sites. However, while using academic social networking sites the academicians have difficulties in providing regular use, following feedback, and meeting publication requests. Originality: There are many studies in the international literature investigating academic social networking sites and their benefits. However, when the local literature was examined, it was found that there were a limited number of studies dealing with academic social networking sites. In this respect, the research is a distinctive and significant study in terms of discussing the subject in local literature.Bilimsel iletişimin değişen dinamikleri, genel anlamda araştırmacıların özelde akademisyenlerin araştırma yapma, araştırma sonuçlarını yayımlama ve paylaşma gibi bilimsel iletişim süreçlerini değiştirmiştir. Günümüzde akademisyenler görünürlüklerini ve etkinliklerini artırmak, yayınlarını duyurmak ve paylaşmak için sosyal ağları ve akademik sosyal ağları kullanmaktadırlar. Sosyal bir ağa, akademik içeriğin ve akademik faaliyetlerin eklenmesi ile ortaya çıkan akademik sosyal ağlar; araştırmacılara ve akademisyenlere çeşitli yararlar sağlamaktadır. Amaç: Çalışmada, Ankara Üniversitesi akademisyenlerinin akademik sosyal ağlara ilişkin tutumlarını ve akademik sosyal ağlardan ne ölçüde yararlandıklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Yöntem: Nicel bir araştırmaya örnek olan bu çalışmada, tarama (survey) tekniğinden yararlanılarak veriler toplanmıştır. Bulgular: 560 akademisyenin katıldığı anket sonucunda elde edilen bulgulara göre akademisyenlerin %82,7’sinin (463 kişi) akademik sosyal ağları kullandığı belirlenmiştir. En çok tercih edilen akademik sosyal ağların Google Scholar, ResearchGate ve Academia.edu olduğu tespit edilmiştir. Akademisyenler, akademik sosyal ağları en çok alanlarıyla ilgili yayınları ve yenilikleri takip etmek ve akademik çalışmaları paylaşmak için kullanmaktadırlar. Akademisyenlerin akademik sosyal ağ kullanım durumlarının cinsiyet ve unvan değişkenlerine göre büyük ölçüde benzerlik gösterdiği fakat fakültelerine ve yaş gruplarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç: Ankara Üniversitesi akademisyenlerinin çoğunluğunun akademik sosyal ağları kullandığı ve dolayısıyla akademisyenlerin akademik sosyal ağlar konusunda farkındalığının olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak akademisyenler düzenli kullanım sağlamada, geri bildirimleri takip etmede ve yayın isteklerini karşılamada zorlanmaktadırlar. Özgünlük: Uluslararası literatürde akademik sosyal ağlar ve yararlarının araştırıldığı pek çok çalışma bulunmaktadır. Fakat yerel literatür incelendiğinde akademik sosyal ağları ele alan sınırlı sayıda çalışma olduğu tespit edilmiştir. Bu açıdan yapılan araştırma, özgün ve yerel literatürde konuyu tartışması açısından önemli bir çalışmadır
İsmail Kutluay Kardeşimize Rahmetle
The COVID-19 pandemic, which has continued to negatively affect life globally for about two years, bleeds our hearts mostly with our loved ones. Some of us sent off their father, some of us their mother, and some their children to the eternity, because of this disease. There were those who lost their relatives, buddies, neighbors, colleagues and friends. 1992 graduates of the Hacettepe University Department of Library Science also sent their beloved friend Ismail Kutluay to the realm of eternity, due to this disease. This article is a loyalty letter written in the memory of Ismail with the prayer that it will be a means of mercy.Yaklaşık iki yıldır küresel anlamda hayatı olumsuz etkilemeye devam eden COVID-19pandemisi, en çok da aramızdan çekip aldığı sevdiklerimizle kanatıyor yüreklerimizi. Kimimizbabasını, kimimiz annesini, bazıları da çocuğunu ebediyete uğurladı bu illet sebebiyle.Akrabalarını, can dostlarını, kapı komşularını, meslektaşlarını, arkadaşlarını kaybedenleroldu. Hacettepe Üniversitesi Kütüphanecilik Bölümü’nün 1992 yılı mezunları da, çok sevdikleriarkadaşları İsmail Kutluay’ı sonsuzluk âlemine yolcu etti, bu hastalığa bağlı olarak. Bu yazı,İsmail’in anısına, rahmete vesile olması duasıyla kaleme alınmış bir vefa yazısıdır
Kütüphanelerin Bilinmeyen Dünyası
Los Angeles Public Library and its fire, which is the subject of his eighth book as a result of his son Austin's assignment, is a spiritual bridge between the author's mother and son. The author, who is a person friendly to both library and librarian is actually paying his love for books and libraries to his mother by writing this book as a gift to her, who suffered from dementia and later sentenced to eternity, as well as a debt of loyalty on the grounds that libraries carry love, compassion, freedom and wisdom rather than buildings that contain books.Gazeteci ve yazar Susan Orlean tarafından yazılan, orijinal adı “The Library Book” olan dilimize “Kütüphanelerin Bilinmeyen Dünyası” olarak çevrilen kitabın ilk baskısı Temmuz 2020’de The Kitap yayınları tarafından Türkiye’de okuyucuları ile buluştu
İsmail Saib Sencer/ Ayaklı Kütüphane
This paper introduces the book named “İsmail Saib Sencer” written by Zafer Bilgi in 2017. The book which biographical book of İsmail Saib Sencer (1871-1940) whom last librarian of Ottoman Empire. The book fills an important librarian biographical in Turkey.Rangathan’ın beş ilkesinden biri olan “Kütüphane gelişen bir organizmadır” ilkesi özellikle değişen dünya ve gelişen teknolojiyle daha da anlam kazanmıştır. Artık mobil uygulamalara inen ve kütüphaneciliğin mekândan ayrı bir kimlik kazandığı günümüzde Zafer Bilgi’nin son Osmanlı hafız-ı kütübü İsmail Saib Sencer’in hayatını ve mesleğe katkılarını anlattığı biyografik bir eser olan bu kitap, geleneksel kütüphaneciliğin özellikle basılı kitabın sınırlı olduğu çağları hakkında ışık tutmaktadır
Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) Performans Gelişiminde Bilgi Yönetimi (BY) Stratejilerinin Rolü: Filistin Vaka Çalışması
The purpose of this study is to investigate the role of Knowledge Management (KM) strategies in enhancing Non-Governmental Organizations’ (NGOs’) performance. Descriptive research method is followed in this study as well as a quantitative research technique based on an electronic questionnaire survey to collect data. The research population consists of a total of 1.200 local and international NGOs that are active throughout the Palestinian Territories. A total number of 291 questionnaires (sample) were distributed to managers of NGOs or their representatives, and a total of 228 responses were received. The validity and reliability of the collected data were evaluated which were used for statistical analysis. The researcher used Statistical Package for Social Science (SPSS) version 25.00 to test the hypotheses. Two main hypotheses tested were “There is a positive relationship between the codification strategy of KM and NGOs’ performance” and “There is a positive relationship between the personalization strategy of KM and NGOs’ performance”. The research results demonstrate the KM strategies of codification and personalization are significantly affecting the NGOs’ performance in Palestine in terms of three selected dependent variables namely financial sustainability, organization process/function, and program/project performances. However, the sub-hypothesis of the impact of the codification strategy on financial sustainability was dropped from the model due to a lack of significance. All other sub-hypotheses that express the positive effects of both KM strategies were proved. According to the research findings the study recommends that decision-makers in NGOs in Palestine should apply the KM strategies as a means of increasing organizational performance.Bu çalışmanın amacı Sivil Toplum Kuruluşlarının (STKların) performansını artırmada Bilgi Yönetimi (BY) stratejilerinin rolünü araştırmaktır. Çalışmada betimleme yöntemi ve veri toplamak üzere elektronik ankete dayalı nicel araştırma tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın popülasyonunu Filistin’deki toplam 1.200 aktif yerel ve uluslararası STK oluşturmaktadır. STK’ların yöneticilerine veya onların temsilcilerine toplam 291 (örneklem) anket dağıtılmış ve bunların toplam 228’i yanıtlanmıştır. Toplanan verilerin geçerliliği ve güvenilirliği değerlendirilmiş, bunlar istatistiksel analizler için kullanılmıştır. Araştırmacı hipotezleri test etmek üzere Statistical Package for Social Sciences’ın (SPSS) 25.00 versiyonunu kullanmıştır. Test edilen iki temel hipotez “BY’nin kodlama stratejisiyle STK’nın performansı arasında pozitif bir ilişki vardır” ile “BY’nin kişiselleştirme stratejisiyle STK’nın performansı arasında pozitif bir ilişki vardır” biçimindedir. Elde edilen bulgular, BY’nin kodlama ve kişiselleştirme stratejilerinin Filistin’deki STK’ları seçtiğimiz bağımlı değişkenler olan finansal sürdürülebirlik, örgütsel süreç/ işler ve program/ proje performansları açılarından önemli derecede etkiledigini göstermektedir. Bununla beraber, sadece kodlama stratejisinin finansal sürdürülebilirlik üzerinde pozitif bir etkisi olduğu hakkındaki alt hipotez kanıtlanamamış, bu nedenle modelden çıkarılmışlır. Her iki BY stratejisinin de STK’ların performanslar, üzerindeki positif etkileri olduğunu ifade eden diğer alt hipotezlerin hepsi kanıtlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre çalışmada, Filistin STK’larındaki karar-vericilere, örgütsel performansı artırmak üzere BY stratejilerini uygulamaları için bazı önermelerde bulunulmuştur