27316 research outputs found
Sort by
Açık ve uzaktan eğitimde çevrimiçi sınavlara ve teknolojiye yönetsel bir bakış
Bu araştırmanın amacı, açık ve uzaktan eğitimde kullanılan güncel çevrimiçi sınav teknolojilerinin neler olduğunun ve bu sınavların uygulanmasında yaşanan yönetsel sorunların ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda, nitel yaklaşımlar arasından araştırma deseni olarak betimsel durum çalışması kullanılmıştır. Alanyazına göre güncel çevrimiçi sınav teknolojileri; çevrimiçi sınav platformları, öğretim/öğrenme yönetim sistemleri, çevrimiçi gözetim sistemleri, çevrimiçi sözlü sınavlar, oyunlaştırılmış test ortamları ve işaret dili çeviri yazılımlarıdır. Çevrimiçi sınavların yönetiminde, planlama, örgütleme, uygulama, koordine etme ve kontrol etmeden oluşan yönetsel süreçlere göre izlenmesi gereken adımlar ortaya konmuştur. Yönetsel bağlamda sıklıkla karşılaşılan zorluklar ise teknik sorunlar, maliyet, kimlik doğrulama, insan kaynağı ve mevzuat noktasındadır. Ölçme ve değerlendirme bağlamındaki kararların, açık ve uzaktan eğitim kurumunun kendisine bırakılması ya da yüz yüze eğitim veren kuruluşlarla aynı düzlemde değerlendirilmemesi önerilmektedir. Çevrimiçi sınav teknolojilerinin seçiminde ise öğrenme hedefleri ve öğrenenlerin ihtiyaçlarının dikkate alınması ve seçilen teknolojinin güvenilirliği ve kullanım kolaylığının göz önünde bulundurulması önemli görülmektedir
Conducting remote electronic examinations in distance higher education: Students’ perceptions
The COVID-19 pandemic forced Higher Educational Institutes (HEIs) to adopt alternative approaches in delivering their learning activities including examinations. Regarding the latter, remote electronic examinations were selected as a one-way solution due to physical presence restriction measures imposed by governments around the world. This paper presents the evaluation of the remote examinations conducted by the Anonymized Open University [AOU]. The evaluation sought to inform decision making about the future of remote examinations at that distance learning organization. A sample of 9.276 students participated voluntarily and filled out a questionnaire. Both qualitative and quantitative analysis was employed. Results revealed that students were satisfied with the remote electronic examination process and they expressed their desire to be examined remotely again. Avoiding travelling and saving money were the main benefits mentioned by students. Issues were reported regarding the examination topics and the examination time. Students suggested the provision of more examination time and improvements in the university procedures and infrastructures that support remote examinations
Bilgi iletişim teknolojileri, ticari serbestleşme ve ekonomik büyüme ilişkisi: Yükselen Piyasa Ekonomileri örneği
Günümüzde ülke ekonomileri açısından teknoloji ve uluslararası ticaretin önemi her geçen gün artmaktadır. Teknolojik gelişmelerden yeteri düzeyde faydalanmak, uluslararası piyasalarda rekabet gücü elde etmek ve ihracat hacmini arttırmak son derece önemlidir. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı da bilgi iletişim teknolojileri ve ticari serbestleşmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Çalışma Yükselen Piyasa Ekonomileri için gerçekleştirilmiş olup 1990-2020 yıllarını kapsamaktadır. Ampirik analizlerde PANIC birim kök testi, ECM eşbütünleşme testi, AMG katsayı tahmincisi, Emirmahmutoğlu & Köse panel nedensellik testinden yararlanılmıştır. I(1) mertebesinden durağan olan seriler arasında eşbütünleşme ilişkisi elde edilmiştir. Uzun dönemde bilgi iletişim teknolojilerinin ekonomik büyümeyi pozitif, ticari serbestleşmenin negatif etkilediği görülmüştür. Ayrıca panel nedensellik sonuçlarında değişkenler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi elde edilmiştir
Hierarchical effect of academic self-efficacy and socio-demographic characteristics on satisfaction and dropout of students with disability in higher education
Even though distance education from the home environment has seemed comfortable and economic for students with disability in formal higher education during the pandemic, insufficiency in their academic self-efficacy, satisfaction and an increasing tendency to drop out were observed. This quantitative research is based on development of the scales and hierarchical regression analyses to determine the resources of academic self-efficacy, satisfaction and the tendency to drop out of students with disability in higher education beyond physical accessibility. The hierarchical effect of sub-dimensions of academic self-efficacy on satisfaction and the tendency to drop out and hierarchical predictor roles of socio-demographic characteristics (gender, rate of personal disability, type of disability, and four fields of study) were analysed. Some of the important findings are; self-efficacy in training, emotional well-being, technique and communication are determined as the sub-dimensions of academic self-efficacy. Self-efficacy in emotional well-being is the most effective sub-dimension of academic self-efficacy on satisfaction. Hierarchically, fields of study (social science and health sciences), rate of disability and types of disability (chronic illness and hearing disability) are effective on academic self-efficacy. The results support the decision makers to increase the quality of more inclusive higher education by considering differences based on education fields, types of disability and rate of (personal) disability and gender
1917 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi’nde yer alan nişanın sona ermesi ve buna bağlanan sonuçlara ilişkin hükümler üzerine bir değerlendirme
1917 Tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi gerek Osmanlı hukuku gerekse İslam hukuku bakımından önemli bir kanunlaştırma hareketidir. Osmanlı hukukunda 1917 Tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi ilk kez nişanlanmayı bir kurum olarak hüküm altına alan yasal düzenleme olması dolayısıyla büyük önem taşımaktadır.
Kararname’de nişanlanmakla nikâh akdinin meydana gelmeyeceği ifade edilmektedir. Nişan, tarafların istediği zaman sonlandırabileceği bir hukuki ilişkidir. Bunun dışında nişanlılardan birinin ölümü hâlinde de nişanın kendiliğinden sona erdiği kabul edilmektedir. Nişanın bozulması durumunda tarafların birbirine vermiş olduğu hediyelerle, mehre mahsuben verilen şeylerin durumunun ne olacağı ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Kararname açıkça veya zımnen tazminat hakkı ile ilgili düzenleme yapmamıştır. Çünkü İslam hukukunda nişanlanma bir sözleşme olarak kabul edilmediğinden nişanın bozulması dolayısıyla tazminat istenmesi de uygun görülmemiştir.
Günümüz hukukuna bakıldığında nişanlanmaya ilişkin hükümlerin Kararname ile genel anlamda paralellik gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan da Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen nişanlanmanın sona ermesi sebeplerinin ve ortaya çıkan sonuçların genel bir karşılaştırma yapılarak bir tespitte bulunulması çalışma açısından önem taşımaktadır
Yükseköğretim öğrencilerinin gıda israfı konusundaki bilgi, görüş ve davranışları
Bireylerin beslenme ihtiyaçlarını karşılama süreçlerinde ortaya çıkan hususlardan biri olan gıda israfı kavramı, kaynakları ve geleceği tehdit eden önemli sorunlardan biridir. Hayatın devamlılığı için elzem olan gıda kaynakları, enerji kaynaklarına göre daha önemli bir konuma sahiptir. Bu açıdan bakıldığında gıda israfı ve gıda atıkları, açlık, yetersiz beslenme sonucu ortaya çıkan küresel problemler, günümüz ve geleceğin en önemli sorunlarından birini teşkil etmektedir. Günümüz dünyasında ortaya çıkan sürdürülebilirlik sorunlarının birçoğu insan davranışlarından kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda önemli sürdürülebilirlik sorunlarından birisi de gıda kayıpları ve israfları sonucunda ortaya çıkan gıda güvencesidir. Bu çalışmanın amacı; yükseköğretim öğrencilerinin günümüz dünyasının en büyük sorunlarından biri olan gıda israfı konusundaki bilgi, görüş ve davranışlarını tespit etmek, aradaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymak, gıda israfı konusuna dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmaktır. 12.04.2023 ile 18.08.2023 tarihleri arasında Eskişehir’de bulunan yükseköğretim kurumlarında ön lisans, lisans ve lisansüstü seviyesinde öğrenim gören öğrenciler arasından basit tesadüfî örneklem yöntemiyle seçilen 421 kişiden elde edilen bulgular sonucunda gıda israfına ilişkin davranışların ölçek puanı ‘’24,42’’ olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcılar yüksek düzeyde gıda israfını önlemeye yönelik davranışlar göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre gıda israfına ilişkin davranışlar ile cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0,05). Bununla birlikte gıda israfına ilişkin davranışlar, gastronomi veya aşçılık eğitimi alma durumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05), gastronomi veya aşçılık eğitim alan öğrencilerin gıda israfını önlemeye ilişkin davranış puanlarının eğitim almayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir
Ağrı ve Afyonkarahisar illerindeki vergi mükelleflerinin yapay zekâ ile ilgili vergi uygulamaları hakkındaki algılarının araştırılması
Son yüzyılda akıllı makine ve robotlardan işletmelerde birçok alanda oldukça fazla yararlanılmaya başlanmış olup, bu alanlardan birisi de vergi uygulamalarıdır. Akıllı makine ve robot kullanımının artmasıyla beraber bunların hangi alanlarda etkin bir şekilde kullanılabileceği ve insanoğlunun hayatını kolaylaştıracağı bilim insanları tarafından araştırma konusu olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu bağlamda işletmelerde artan dijital dönüşüm yapay zekâ kavramını da gündeme getirmiştir. Yapay zekânın insana özgü birçok özelliği taklit etmesinden hareketle, bu çalışmada işletmelerde artan yapay zekâ uygulamalarının vergi uygulamalarında kullanılması vergi mükellefleri tarafından nasıl algılanır sorusuna Ağrı ve Afyonkarahisar illerinde yaşayan 21 vergi mükellefi ile mülakat yapılarak cevap aranmıştır. Araştırmaya katılan vergi mükelleflerinin vergi uygulamalarında yapay zekâyı kullanmak istedikleri ve Ağrı ilindeki vergi mükelleflerinin, Afyonkarahisar ilindeki vergi mükelleflerine göre daha fazla bilgi sahibi olduğu, insan kaynakları açısından vergi dairesinin personel istihdam politikasını olumsuz olarak etkileyebileceği tespit edilmiştir. Bu çalışmanın vergiyle ilgili kurumlara, işletmelere ve paydaşlara yapay zekâ teknolojisini etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasının, inovasyon yatırımlarına ağırlık vermesi açısından yol gösterebileceği ve literatüre katkı sunabileceği düşünülmektedir
Kesişimsellik kavramı üzerine hazırlanan lisansüstü tezlerin analizi (2011-2022)
Bu çalışmanın amacı, kesişimsellik kavramı üzerine Türkiye’de hazırlanan lisansüstü tezleri bazı değişkenler bağlamında analiz etmektir. Çalışma ayrıca, konuya ilgi duyan araştırmacılar için bir rehber oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırma nitel bir araştırmadır ve veriler doküman incelemesi yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Bu kapsamda kesişimsellik kavramıyla ilgili 2011-2022 yılları arasında hazırlanan ve Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında kayıtlı 55 lisansüstü tez tespit edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Türkiye üniversitelerinde kesişimsellik kavramı üzerine hazırlanan lisansüstü tezlerin büyük çoğunluğunda nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Tez çalışmalarında veri toplama tekniği olarak ise ağırlıklı olarak derinlemesine görüşme/mülakat tekniği tercih edilmiştir. Araştırma bulgularına göre kesişimsellik kavramı üzerine en çok sayıda lisansüstü tez Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi bünyelerinde tamamlanmıştır. Kavramla ilgili en çok çalışılan konular göç/sığınmacılar teması başta olmak üzere çalışma hayatı ve bazı meslek gruplarına (akademisyenler, öğretmenler, din eğitimcileri, bilgi çalışanları, hemşireler ve avukatlar) mensup çalışanların karşılaştığı sorunlar olarak tespit edilmiştir. Kesişimsellik kavramı Batıda feminist literatürün eleştirisi temelinde ortaya çıktığından dolayı çalışmalar kadınların uğradığı katmanlı eşitsizliklere odaklanırken Türkiye özelinde ise daha çok göç olgusuna yoğunlaşılmıştır
Mudanya’dan Lozan'a Amerikan basınında İsmet Paşa (11 Ekim 1922 – 20 Kasım 1922)
İsmet Paşa, askerî kişiliğinin yanı sıra siyasi kimliği ile ön plana çıkan ve dünya kamuoyu tarafından tanınan bir devlet adamıdır. Mudanya Konferansı sırasındaki başarılarının yanı sıra Dışişleri Bakanı olarak Lozan Konferansı’na katılan heyetin baş delegeliğine getirilmesi siyasi kişiliğinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu süreçle birlikte İsmet Paşa, Türkiye’nin yanı sıra dünya kamuoyu tarafından da yakından takip edilen bir figür hâline dönüşmüştür. Özellikle Amerikan basını İsmet Paşa’yı ilgiyle izlemeye başlamış, askerî ve siyasi başarılarının yanında İsmet Paşa’nın kişisel özelliklerini de gazete sütunlarına taşımıştır. Yapılan literatür taramasında Mudanya Mütarekesi ile Lozan Konferansı arasında geçen dönem boyunca Amerikan basınının İsmet Paşa’ya yönelik izlenimlerini ortaya koyan bilimsel bir çalışmaya rastlanamamıştır. Bu çalışmada ilgili dönemde Amerikan basınında İsmet Paşa ve Türkiye’nin Mudanya ve Lozan konferanslarına katılım süreçleri ile ilgili yer alan haber/yazılar incelenmiştir. Buradan hareketle Amerikan basınının İsmet Paşa hakkındaki izlenimlerini ve Türkiye’ye yönelik görüşlerini ortaya koymak, böylelikle literatüre katkı sunmak amaçlanmıştır. Çalışmada literatür taraması, arşiv araştırması ve doküman analizi yöntemleri kullanılarak gazetelerden elde edilen bilgi ve veriler irdelenmiştir. Çalışmada, Mudanya Mütarekesi’nden Lozan Konferansı’na uzanan süreçte İsmet Paşa’nın Amerikan basını tarafından yakından takip edildiği anlaşılmış, ayrıca sergilediği kendinden emin, kararlı ve ciddi duruşla Türkiye’yi başarılı bir şekilde temsil ettiği yönünde kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı sonucuna ulaşılmıştır
Geri dönüşümün alt boyutlarının sosyoekonomik belirleyicileri: AB ülkeleri üzerine ampirik kanıtlar
Sanayi Devrimi’nden bu yana, doğrusal ekonomik sistemlerin yol açtığı atık ve kaynak tükenmesi sorunları, döngüsel ekonomi kavramını ortaya çıkardı. Döngüsel ekonomi, azaltım, yeniden kullanma ve geri dönüşüm prensiplerini içermektedir. Böylece doğal kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi sağlanır. Geri dönüşümün belirleyicilerine yönelik literatürde pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar makro ve mikro ölçeklidir. Makro ölçekli çalışmalarda ambalaj atıklarının geri dönüşümünün belirleyicileri olarak sıklıkla sosyoekonomik faktörler kullanılmaktadır. Fakat ambalaj atıklarının her türünü aynı anda inceleyen çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada 6 farklı ambalaj atığının sosyoekonomik belirleyicileri incelenmiştir. Kullanılan 6 farklı modelde 28 AB ülkesinin 2015-2019 yılları arasındaki verileri panel veri analiz yöntemi ile incelenmiştir. İstatistiki açıdan anlamlı çıkan modellerden kağıt ve cam geri dönüşüm oranlarının bağımlı değişken olduğu modellerde Ar&Ge faaliyetlerinin ilgili materyallerin geri dönüşüm oranını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Cam atıklarının geri dönüşümünde eğitimin olumlu etkisi de bu çalışmanın sonuçları içerisinde yer almaktadır. Çalışmada ayrıca beklentilerin aksine GSYH’nın plastik malzemenin geri dönüşümünü azalttığı sonucuna ulaşılmıştır