Anadolu University

Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
Not a member yet
    27316 research outputs found

    II. Bayezid camii ahşap üstü kalemişleri

    Full text link
    Osmanlıyı muhteşem çağına hazırlayan II. Bâyezid Dönemi tezyinat tarihimiz açısından önemli bir dönemdir. Araştırma kapsamında bu dönemin tezyini öğelerini barındıran yapılardan İstanbul Bâyezid Camii, ahşap üstü kalemişi nakışları merkeze alınarak incelenmiştir. Ne yazık ki camiideki tüm kalem işleri günümüze orijinal olarak ulaşabilmiş değildir. Ancak 2012-2020 restorasyonu sırasında kısmen ortaya çıkarılmış hünkâr mahfili ve müezzin mahfilindeki nakışlar önemli ahşap üstü kalemişi numuneleridir. Çalışmanın amacı oldukça sınırlı eserin bulunduğu II. Bayezid Devri tezyinat araştırmalarına katkı sunmak, yıpranmaya elverişli malzeme üzerindeki nakışların yok olması ihtimaline karşın belgelemek ve bu konu ile ilgili yapılacak çalışmalara kaynaklık teşkil etmektir. Literatür taraması sonucunda konunun daha önce detaylı incelenmediği tespit edilmiştir. Çalışmada genel verilere kaynaklardan ulaşılmış, ayrıca fotoğraf ve çizimlerle belgelemenin yanı sıra muasır tezyinatla kıyaslama yöntemi kullanılmıştır. 2021 Eylül ayında fotoğraflanarak belgelenen kalemişi örneklerinin daha anlaşılır veriler haline getirilebilmesi maksadıyla çizimleri yapılmıştır. Kalemişleri taş ve çini gibi materyallere kıyasla yıpranmaya müsait malzeme üzerinde bulunduğundan kaybolma veya yenilenme durumları ile çok karşılaşılmaktadır. Bu sebeple kendi dönemine ait örnek sayısı mahduttur. Dönemin tezyini üslubu ve renk kullanımı mukayesesi neticesinde İstanbul Bayezid Camii ahşap üstü nakışlarının kendi döneminin işleri ile benzer olduğu görülmüştür. Bu bulgulardan hareketle nakışların II. Bayezid Dönemi’ne ait olduğu yorumu yapılabilmektedir

    Finansal okuryazarlık düzeyinin tespiti: Meslek yüksekokulu öğrencilerine yönelik bir araştırma

    Full text link
    Küresel piyasaların gelişimi, finansal ürün çeşitliliğinin artması ve finansal teknolojilerdeki (Fintech) hızlı değişim, finansı fazlasıyla uzmanlık gerektiren bir konu haline getirmiştir. Bu durum finans bilgisini temel bir beceri haline getirecek finansal eğitiminin önemini de giderek artırmaktadır. Finansal konularda bilinçli ve doğru kararlar almak finansal okuryazarlık düzeyinin artırılması ile mümkün görülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı Aksaray Üniversitesi Ortaköy Meslek Yüksekokulunda farklı bölümlerde okuyan öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerini belirlemektir. Anket yöntemiyle 231 öğrenciden veri elde edilerek analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre MYO’da öğrenim gören öğrencilerinin genel değerlendirmede finansal okuryazarlık seviyelerinin düşük olduğu görülmüştür. Erkek öğrenciler kız öğrencilerden daha başarılı bir performans çizerken Maliye bölümü öğrencileri ise diğer bölümlere nazaran anlamlı biçimde ayrışmıştır. Dikkat çekici sonuçlardan biri ise tüm öğrencilerin yatırım konusunda çok düşük bilgi seviyesine sahip olmasıdır

    Türk animasyonunda biçim ve içerik için alternatif bir yaklaşım olarak japon “Mono No Aware” felsefesinin yenilikçi kullanımı ve “Beyterek” uygulama filmi

    Full text link
    Bu çalışmada, Türk animasyon filmlerinde kültürel mirasın kullanılması ve sürekliliğinin sağlanmasında, Japon “Mono No Aware” felsefesinin animelerde kullanılması ayrıntılı olarak incelenerek, kültürel değerlerin animasyon film anlatılarında içerik ve biçime nasıl aktarıldığının ortaya konması ve Türk animasyon filmlerinin anlatılarında, zengin kültürel mirası korumaya ve kuşaktan kuşağa aktarmaya olanak sağlayacak şekilde kullanılabilecek alternatif bir anlatı yaklaşımı ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bu amaç çerçevesinde, “Mono No Aware” kavramı temel alınarak Japon animelerinde kültürel mirasın aktarımında nasıl kullanıldığı ve günümüz animasyon filmleri için alternatif bir anlatı gelişimini nasıl ortaya koyduğu araştırılmıştır. Ardından Japon yönetmenlerden Isao Takahata’nın “Prenses Kaguya Masalı” filminde “Mono No Aware” kavramının biçim ve içerikte nasıl kullanıldığı tarama modeli yöntemiyle ayrıntılı olarak çözümlenmiştir. Elde edilen veriler ışığında “Mono No Aware” felsefesinin animeler için yarattığı alternatif hikâye anlatım yöntemi dikkate alınarak Türk kültüründe unutulmaya yüz tutmuş öğelerin senaryoya kaynaklık ettiği “Beyterek” animasyon filmi üretilmiştir. Türk kültürel mirası, Türk animasyon üslubunun özgünlük, yaratıcılık ve evrensellik bakımından gelişimine kaynak olacak zenginliktedir. Bu nedenle animasyon senaryoları oluşturulurken kültürel mirastan faydalanılmasının özgünlük açısından alternatif anlatılara olanak sağlayacağı düşünülmektedir

    Görsel sanatlar öğretmen eğitiminde toplumsal konuların sorgulanması

    Full text link
    Toplumun daha adil ve demokratik olabilmesi için bireylerin kendilerini çevreleyen toplumsal konulara yönelik farkındalık kazanmaları ve bu konularla nasıl etkileşimde bulundukları ve bunların doğurduğu sorunlara nasıl tepki vereceklerini bilmeleri önemlidir. Çevre, iklim krizi, insan hakları, ayrımcılık, eşitlik ve kalıp yargılar gibi pek çok konu, toplumsal farkındalık yaratmak için günümüz sanatçıları tarafından ele alınmaktadır. Bu konular görsel sanatlar eğitiminde öğrencilerin topluma ve çevreye ilişkin anlayış geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bu araştırmada konu odaklı sanat eğitimi yaklaşımı benimsenerek iki toplumsal konuyu ele alan öğrenme etkinliği tasarlanmıştır. Bu etkinliklerden yola çıkarak görsel sanatlar öğretmen adaylarının toplumsal konuları nasıl algıladıklarını ve sanatsal uygulamalarına nasıl yansıttıklarını incelemek amaçlanmıştır. Sanat temelli araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmaya Türkiye’deki bir devlet üniversitesinde Resim-İş Öğretmenliği programında 2. sınıf düzeyinde öğrenim gören toplam 10 görsel sanatlar öğretmen adayı katılmıştır. Veriler; sanatsal çalışmalar, çalışma yaprakları ve yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmış; tümevarımcı analiz yoluyla çözümlenmiştir. Veri analizi sonucunda ulaşılan bulgular; süreçte yapılan sorgulamalar ve yorumlar ve tüm sürece dair yapılan değerlendirmeler olmak üzere iki ana tema üzerinden açıklanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; öğretmen adaylarının sanat eserlerini sorgulayarak farklı bakış açısı kazandıkları, kendisinden farklı olanla empati kurmada istekli oldukları, sanatın toplumdan beslendiğini ve bu nedenle toplumu ilgilendiren her konunun görsel sanatlar derslerinde ele alınmasının gerekliliğini vurguladıkları görülmüştür

    Anıt tasarım dili kuruluşunda temsilin aracı olarak biçim ve biçimsel örgütlenme düzeni

    Full text link
    Anıtlar, ontolojik açıdan sanat ve mimarlık disiplininin arakesitinde yer almaktadır. Bir tasar ürünü olarak anıt oluşumunda, öncelikli beklenti, doğrudan veya örtük yollarla anlamın aktarımıdır. Anıt ve anma temalı tasarım yarışmaları bu arayışın ön plana çıktığı fikir üretim süreçleridir. Nesnenin biçimlendirilişi, anlamın üretimi için etkin bir yol oluşturur. Manifestolarla yapılandırılan içerik biçim ile bağlama tutunur. Tasarımcı ile gözlemci arasındaki iletişim, imgelerin kolektif hafızadaki temsilleri üzerinden sağlanmaktadır. Çalışma kapsamında, yarışma projelerinde söylem üretme çabasında biçimi örgütleyen görece değişkenlerin tasarım dili üzerindeki etkisini ve biçim ile temsilde betimlenebilecek karşılığı araştırmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, anıt ve anma temalı yarışma süreçlerinde sunulan fikir projesi önerileri üzerinden anlambilimsel çözümleme gerçekleştirilmiştir. İncelenecek örneklerin seçimi için, tasarımcının aynı oluşu, tasarımda benzer asal geometrilerin yer alışı bir ölçüt olarak kabul edilerek, biçim organizasyonlarında öğenin bağlamı içindeki yeri araştırılmıştır. Yazar tarafından, tasarım dili küp ve koni tabanlı biçimsel öğeler kullanılarak benzer yaklaşımla geliştirilmiş, İstanbul’un Mezarları Yarışması/Lefter Küçükandonyadis Anıt Mezarı, 1.Ödülü (2020) ve Kaş’ın Kahramanları Anıtı Yarışması/ Mustafa Ertuğrul Aker ve Yusuf Ziya Erdil Anıtı, Eşdeğer Ödülü (2021) ve Efeler Belediyesi 100. Yıl Anıtı Önerisi (2023) anlambilimsel açılımında temsilin biçim ve biçimsel örgütlenme düzenine dayalı kökleri aranmıştır. Anımsatma değerinin, yapım nedeninin, yapılı çevre özelliklerinin farklılaştığı koşullarda, asal geometrilerden türetilebilecek benzer biçimsel öğelerin bağlam içinde kazanabileceği farklı temsiller irdelenmiştir. Tasarım dilinin kodlanışı ve örüntü dizgelerinin algıdaki yansımaları biçim grameri açılımında tartışılmıştır. Elde edilen çıkarımlar, anlamın, nesnenin biçimi ile olduğu kadar bütündeki kurgusu üzerinden nasıl yakalanabildiğine yönelik imgesel referanslar sunmaktadır

    Açık dünya oyunlarında oyuncu odaklı hikâye anlatımı: the Witcher 3: Wild Hunt örneği

    Full text link
    Bu çalışma açık dünya türündeki dijital oyunlarda oyuncu odaklı hikâye anlatımının önemini ele almaktadır. Bu doğrultuda açık dünya oyunlarında oyuncu odaklı hikâye anlatımının kavramsal çerçevesini çizmeyi ve türün karmaşık dinamiklerini açıklamayı amaçlamaktadır. Dijital oyunlardaki anlatı yapısının tanımlanması, doğrusal anlatı ile oyuncu odaklı anlatı arasındaki farklar, oyuncu odaklı hikâye anlatımının yarattığı fırsatlar ve zorluklar teorik temeli oluşturmaktadır. Son olarak açık dünya türünün başarılı örneklerinden birisi olan Th e Witcher 3: Wild Hunt’ın (2015) yakın okuma yöntemiyle çözümlemesi yapılmış ve oyunun anlatı yapısıyla birlikte açık dünya yapısı incelenerek oyuncu eylemliliğini destekleyen etkileşimli ortamlar oluşturmak için yönergeler sunulmaya çalışılmıştır. Yapılan incelemeye göre oyuncu, kararlarıyla ve eylemleriyle anlatıyı şekillendirebildiği üzere aynı zamanda ana karakterin fiziki görünümünü ve oyuncu olmayan karakterlerle ilişkisini de yönetebilmektedir. Oyun, oyuncuya hikâye anlatıcısı rolünü kısmen vererek aktif katılımı teşvik etmesine rağmen mevcut açık dünya oyunlarında oyuncunun seçenekleri sınırlıdır; önceden belirlenmiş anlatı biçimleri ve sonları bulunmaktadır. Bu kısıtlılıklar teknik ve hukuksal nedenlerle ilişkilendirilebilirken sınırlamaların yapay zekânın daha etkin kullanımıyla aşılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca prosedürel anlatı yapısı ve oyuncu odaklı modülerlik gibi yaklaşımların gelecekteki açık dünya oyunlarında kullanılması önerilmektedir

    Yapay zekânın hukuki statüsünün değerlendirilmesi

    Full text link
    Yapay zekâ şemsiye bir kavram olup dört türde kategorize edilmektedir. Bunlar, tepki veren, sınırlı hafızaya sahip, zihin teorisi ile bilinç kazanmış ve öz farkındalığa sahip yapay zekâ türleridir. Bu türler arasında halihazırda yalnızca tepki veren ve sınırlı hafızaya sahip yapay zekâ türleri günlük hayatta kullanılmaktadır. Zihin teorisi olarak adlandırılan yapay zekâya ilişkin çalışmalar halen devam etmektedir. Bu yapay zekâ türüne insansı robot Sophia örnek gösterilebilir. Dördüncü tür ise, artık kendi bilinci ve öz farkındalığı bulunan yapay zekâdır. Yapay zekânın hukuki statüsü konusunda temel görüş farklılığı, bu teknolojinin hak öznesi mi yoksa hak objesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Bu çerçevede, eşya, köle, tüzel kişi ve elektronik kişi olmak üzere dört temel görüş öne sürülmüştür. Diğer yandan, Avrupa Parlamentosu tarafından, 14 Haziran 2023 tarihinde kabul edilen, dünyanın ilk Yapay Zekâ Yasası ile OECD tarafından 8 Kasım 2023 tarihinde açıklanan tanım, yapay zekânın hukuki statüsünü değerlendirmede yol göstericidir. Bu çerçevede yapay zekânın makine tabanlı bir sistem olduğu ve insan merkezli bir teknoloji olması zorunluluğu dikkate alınmalıdır

    Yapay genel zekâ çağında öğretmen rolünün yeniden tanımlanması: öngörüler

    Full text link
    Yapay genel zekânın (YGZ), endüstri devrimine benzer bir devrime neden olacağı kabul edilmekte ve yaşamımızı birçok yönden etkileyeceği düşünülmektedir. YGZ devrimi, sadece teknolojik gelişmeleri değil, aynı zamanda insanların bu değişime adapte olma sürecini içermektedir. Bu çalışma, YGZ’nın öğretmen rolüne yapabileceği muhtemel etkileri incelemektedir. YGZ, insan düzeyinde bilişsel yeteneklere sahip teknoloji olarak tanımlanmakta ve eğitim-öğretimde birçok kullanım alanına sahiptir. YGZ’nın öğretmen rollerine muhtemel etkilerini inceleyen yabancı literatürde sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Türkiye özelinde ise bu konuda herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma, küresel ölçekte yeni bir teknolojik paradigma olan YGZ’nın eğitim-öğretim alanındaki muhtemel etkilerine dair anlayışımızı artırmak adına önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, YGZ'nın kişiselleştirilmiş öğrenme ortamları oluşturma, öğrenci performansını izleme, eğitim-öğretim süreçlerini geliştirme ve eğitimde fırsat eşitliği sağlama konularında öğretmenlere destek olabileceği belirlenmiştir. YGZ kullanımında, kişisel veri gizliliği, algoritmik önyargı ve adil erişim gibi etik konuların önemi vurgulanmıştır. YGZ’nın eğitim-öğretim süreçlerinde sorumlu ve güvenli bir şekilde kullanılımının bir gereklilik olduğu üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, öğretmenlerin YGZ çağına etkili bir şekilde adapte olabilmeleri için nitelikli bir öğretmen eğitimi planının oluşturulması zorunluluğu ortaya çıkarılmıştır

    Küresel barışın askeri harcamalar üzerindeki etkisi

    Full text link
    Askeri harcamalar, barışın ve güvenliğin sağlanmasında oldukça önemli bir faktör olmasının yanı sıra ülkelerin ekonomik büyümeleri üzerinde tartışmalı etkilere sahiptir. Barışı sağlamada askeri harcamaların ne büyüklükte olması gerektiği de bu tartışmaların bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Küresel Barış Endeksi (GPI)’de yer alan 18 ülkenin 2008-2022 yıllarını kapsayan verileri ile askeri harcamalarının, küresel barış endeksi, GSYH ve askeri personel sayılarıyla ilişkileri panel veri analiziyle incelenmiştir. Sonuçlar küresel barış endeksi, GSYH ve askeri personel sayısı ile askeri harcamalar arasında pozitif yönlü ilişkinin olduğunu göstermektedir. Barışın askeri harcamalar üzerinde azaltıcı bir etkisi olduğunu sonucunun ülkelerin sadece kendi dinamikleri ile değil coğrafi konum, komşu ülkelerin silahlanmaları ve dünya üzerindeki gelişmeler gibi faktörlerin de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir

    Avusturya’nın 1945 sonrası kamu diplomasisi

    Full text link
    I. Dünya Savaşı ile yıkılan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun varisi Avusturya, imzaladığı barış anlaşmasının zor koşulları, toprak kayıpları, savaşın yol açtığı ekonomik ve sosyal yıkım gibi nedenlerle 1938 yılında yaptığı bir halk oylamasıyla Almanya’ya katılmıştır. II. Dünya Savaşı’nda Almanya ile birlikte savaşan ülke, savaşın sona ermesi ile 1955 yılına kadar süren bir işgal dönemi yaşamıştır. Avusturya, hem on yıl süren işgal döneminde işgalin sona erdirilip bağımsızlığını yeniden kazanmaya hem de işgal sonrası dönemde geçmişin izlerini silip, saygın bir devlet olarak uluslararası toplumda yerini almaya çalışırken önemli çaba sarf etmiştir. Bu dönemlerde uyguladığı geleneksel diplomatik çabalarına paralel, etkili bir kamu diplomasisi de uygulamıştır. Kamu diplomasisi, içerik ve yöntem olarak bugünkü modern ve teknoloji destekli yöntemlere göre daha basit ve analog olsa da Avusturya, istediği sonuçlara geliştirdiği yöntemlerin ve uluslararası konjonktürün sağladığı elverişli koşullar sayesinde kısa sürede ulaşabilmiştir. Bu çalışmada Avusturya’nın kısa tarihi, Almanya’ya “gönüllü” katılım süreci, kuruluş anlaşmasına giden süreçte uyguladığı kamu diplomasisi yöntemlerine örnek olabilecek faaliyetleri tartışılmaktadır. Son olarak Soğuk Savaş sonrası dönem, Avusturya’nın AB üyeliğinin Avrupa Birliği Ortak Güvenlik ve Savunma girişimlerinde yer almasının, giderek etkisi azalan ve geniş yorumlanan tarafsızlık ilkesi ile uyumlu olup olmadığı konuları da değerlendirilmiştir

    14,147

    full texts

    27,316

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Anadolu Üniversitesi Akademik Arşive Hoş Geldiniz
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇