21241 research outputs found
Sort by
The effect of industry 4.0 on human resources management: A research in the textile industry
Endüstrideki değişimler işletmecilik anlamında birçok süreci etkilemektedir. Bu süreçlerden biri olan insan kaynakları yönetimi de endüstri devrimlerinin geldiği son nokta olarak tabir edilen Endüstri 4.0’ın etkilediği işletmecilik fonksiyonlarından biridir. Türkiye açısından tam manası ile Endüstri4.0’a geçişten bahsetmek zor olsa da, bir geçiş sürecinin yaşandığı da görülmektedir. Dijital süreçlerin ve yapay zekanın insan kaynakları yönetimi uygulamalarında yer alması ile işe alımdan, eğitime, performans değerlemeden ücretlemeye kadar pek çok süreçte değişimler ortaya çıkacağı da bir gerçektir. Bu çalışma, Endüstri 4.0'ın getirdiği yeniliklerin işletmelerin insan kaynakları yönetimine olan etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırmada, Endüstri 4.0 ile birlikte insan kaynakları yöneticilerinin yürüttükleri faaliyetlerde ortaya çıkan değişimler ve bu değişimlere yönelik insan kaynakları yöneticilerinin olumlu ya da olumsuz algılarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma Düzce ilinde tekstil sektöründe faaliyet gösteren ve büyük işletme statüsüne sahip 11 işletmenin insan kaynakları yöneticileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgulara dayalı olarak yürütülmüştür. Nitel verilerin analizinde sıklıkla kullanılan betimsel analiz ile veriler analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre, Endüstri 4.0'ın insan kaynakları yönetimine önemli katkılar sağladığı görülmektedir. Endüstri 4.0 işgücü planlaması süreçlerini kolaylaştırmakta, yetenek geliştirme ve eğitim olanaklarını artırmakta ve işgücü esnekliğini de artırmaktadır. Ayrıca, Endüstri 4.0 iş alanlarının değerlendirilmesi süreçlerini daha verimli hale getirmekte ve insan kaynakları yönetimi süreçlerini daha etkili bir şekilde yönetmeyi sağlamaktadır.Changes in the industry affect many processes in terms of business administration. Human resources management, one of these processes, is one of the business functions affected by Industry 4.0, which is described as the last point of industrial revolutions. Although it is difficult to talk about the transition to Industry 4.0 in Turkey, it is also seen that there is a transition process. It is a fact that with the inclusion of digital processes and artificial intelligence in human resources management practices, changes will occur in many processes from recruitment to training, from performance appraisal to wage management. This study aims to examine the effects of the innovations brought by Industry 4.0 on the human resources management of enterprises. In this context, the study aims to reveal the changes in the activities carried out by human resources managers with Industry 4.0 and the positive or negative perceptions of human resources managers towards these changes. The study was conducted based on the findings obtained from interviews with human resources managers of 11 enterprises operating in the textile sector in Düzce province and having the status of large enterprises. The data were analysed by descriptive analysis, which is frequently used in qualitative data analysis. According to the results obtained in the study, Industry 4.0 makes significant contributions to human resources management. Industry 4.0 facilitates workforce planning processes, increases talent development and training opportunities and increases workforce flexibility. In addition, Industry 4.0 makes the evaluation processes of work areas more efficient and enables more effective management of human resources management processes
Ortaöğretim Öğrencilerinde Başarı Yönelimi, Algılanan Ebeveyn Desteği ve Baskısı ile Akademik Motivasyon Arasındaki İlişki
Bu çalışmanın temel amacı, ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimi, algıladıkları başarı için ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak tasarlanmıştır ve ilişkisel tarama deseni uygulanmıştır. Araştırmada uygun bir örneklem seçilmiştir ve veriler yüz yüze görüşmelerle 2021-2022 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Veriler, Sakarya ilinin Kaynarca ilçesinde bulunan 3 farklı ortaöğretim kurumundaki öğrencilerden Likert tipi ölçekler kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini toplamda 707 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimi ile akademik başarı için ebeveyn baskısı arasında negatif bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin düşük düzeyde ve anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, başarı yönelimi ile akademik başarı için ebeveyn desteği ve akademik motivasyon arasında pozitif bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin orta düzeyde ve anlamlı olduğu bulunmuştur. Akademik başarı için ebeveyn baskısı ile akademik motivasyon arasında ise anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Ancak, akademik başarı için ebeveyn desteği ile akademik motivasyon arasında pozitif bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin zayıf düzeyde ve anlamlı olduğu belirlenmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, başarı yönelimi, akademik başarı için ebeveyn baskısı ve ebeveyn desteği bir arada olduğunda akademik motivasyonu anlamlı şekilde yordamakta ve toplam varyansın %13,8'ini açıklamaktadır
Grossman’s Generalised Health Demand Model: An Application on Türkiye
Sağlık, ekonomik faaliyetlerin ve beşeri sermayenin ana kaynağıdır. Her birey bireysel faydasını maksimize etmek için yaşamı boyunca sağlıklı olmak ister ve bunun için çabalar. Bireylerin sağlık talebini inceleyen bu çalışmada, sağlık talebi konusunda araştırmalara öncülük eden Grossman'ın sağlık talebi (tüketim ve yatırım) modeli referans alınmıştır. Türkiye'de 2016 ve 2019 sağlık araştırması mikro veri setinde yer alan 25825 bireyin tıbbi bakım talepleri negatif binom regresyon modeli kullanılarak incelenmiştir. Ayrıca, beşeri sermaye bileşenlerinin (eğitim, gelir vb.) bireylerin genel sağlık durumu üzerindeki etkileri ordinal logit modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Sağlık talebi, ekonomik değişkenlerin yanı sıra sosyal ve kültürel faktörlerden ve bireylerin yaşamsal davranışlarından etkilenmektedir. Bu tür değişkenlere de analizde yer verilmiştir. Sonuçlara göre, kronik hastalığı olan bireylerin böyle bir hastalığı olmayanlara göre tıbbi bakım alma olasılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, eğitim, gelir ve spor egzersizlerinin bireylerin sağlık durumunu iyileştirdiği, yaşlanma ve hastalık sayısındaki artışın ise sağlık durumunu kötüleştirdiği sonucuna varılmıştır.Health is the main source of economic activity and human capital. Each individual wants to be healthy throughout her life in order to maximize his/her individual benefit and strives for this. In this study, which examined the health demand of individuals, Grossman's health demand (consumption and investment) model, which pioneered research on health demand, was referenced. The demands of 25825 individuals for medical care included in the 2016 and 2019 health research micro datasets in Türkiye were examined using the negative binomial regression model. In addition, the effects of human capital components (education, income, etc.) on the general health status of individuals were analyzed using the ordinal logit model. Health demand is influenced by economic variables as well as social and cultural factors and individuals' life behaviors. Such variables are also included in the analysis. According to the results, it was seen that individuals with chronic diseases are more likely to receive medical care than those who do not have such a disease. Besides, it was concluded that education, income, and sports exercises improve the health status of individuals, whereas aging and an increase in the number of diseases worsen the health status
Examining the perception of the Metaverse: A scale development study
Metaverse is an innovative step that has the potential to impact investors, users, and other segments of society. In terms of the impact it creates, the metaverse can be perceived as positive by some people, while it can be perceived as negative by others. To manage the perception of Metaverse correctly, it is important to reveal what Metaverse is, what aspects provide social benefits, what factors cause negative consequences, and what features may unsettle users. This study aims to develop a measurement tool that can be used to measure both positive and negative perceptions of Metaverse. In this context, a quantitative research method was used, and data was collected using a survey technique. As a result of the analysis of the data, the eight-dimensional and 29-item "Metaverse Perception Scale" emerged. Also, the negative perception of participants about Metaverse is higher than the positive perception
Control potency of Trans-cinnamic acid and antifungal metabolites of Xenorhabdus szentirmaii against Alternaria brassicicola
Bu çalışmada trans-cinnamik (TCA) ve Xeorhabdus szentirmaii bakteri süpernatatının (CFS) kara leke hastalığı etmeni Alternaria brassicicola’ya karşı antifungal etkinliği test edilmiştir. Sonuçlara bakıldığında TCA, X szentirmaii’nin süpernatantına göre A. brassicicola üzerinde daha etkili olmuştur. Petri deneylerinde A. brassicicola’nın sporlarının çimlenmesini en fazla baskılayan deney grubunun TCA olduğu görülmüştür. Ayrıca TCA’nın tüm konsantrasyonlarının (%0.25, %0.50, %1, %2) hiçbirisinde çim borusu gelişimini gözlenmemiştir. A. brassicicola’nın misel gelişimini en fazla inhibe eden (%100 ve %92 oranlarında) TCA konsantrasyonları ise sırasıyla yüzde 2 ve yüzde 1’dir. A. brassicicola’nın hastalık şiddeti üzerine TCA’nın koruyucu ve tedavi edici etkisi brokoli fideleri kullanılarak test edilmiştir. Tedavi edici denemelerde, hastalık şiddeti kotrolde %71 iken TCA (1%) ve TCA (2%) uygulanan brokoli fidelerinde sırasıyla %56.33 ve %54.03 olarak ölçülmüştür. Ancak koruyucu etki denemelerinde TCA(2%), TCA (1%)’e göre hastalık şiddetini daha etkili bir şekilde baskılamıştır. Brokoli fidelerinde gözlemlenen hastalık şiddeti TCA (2%) ve TCA (1%) için sırasıyla %17.37 ve %25.21 olarak ölçülmüştür. TCA’nın A. brassicicola’ya etkinlik denemelerinde ise TCA (1%) ve TCA (2%) arasında tedavi edicilik bakımından fark görülmemiştir. Yüzde etki değerleri TCA (1%) ve TCA (2%) için sırasıyla %20.57 ve %23.02 olarak hesaplanmıştır. Bununla beraber TCA (2%), TCA (1%)’e göre koruyucu etki bakımından istatiksel açıdan daha yüksek bir etkinlik sergilemiştir. Bu çalışma TCA’nın A. brassicicola’ya mükemmel bir kullanım potansiyeli olduğunu ortaya koymaktadır ve sentetik fungusitlere iyi bir alternatif olabileceğini göstermektedir.The, antifungal activities of trans-cinamic acid (TCA) and cell-free supernatant (CFS) of X. szentirmaii were evaluated against Alternaria brassicicola that cause Black spot disease. The results showed that TCA was more suppressive than CFS of X. szentirmaii in the control of A. brassicicola. In petri assays, the highest suppressive effect on spore germination was in TCA treatments compared to CFS of X. szentirmaii. Moreover, no germ tube elongation was observed in any of tested concentrations (0.25%, 0.50%, 1%, 2%) of TCA. The highest level of mycelial growth inhibitions (100% and 92%) were exhibited by TCA (2%) and TCA (1%), respectively. The curative and protective activity of TCA on disease severity of A. brassicicola were also evaluated on broccoli plants. In the curative activity assays, disease severities were 71.00%, 56.33% and 54.03% for control, TCA (1%) and TCA (2%), respectively. Whereas in the protective activity, TCA (2%) suppressed the disease severity significantly greater than TCA (1%). The disease severity of A. brassicicola after TCA application on broccoli plants was 25.21% and 17.37% for TCA (1%) and TCA (2%) respectively. Similar data were obtained in the efficacy of TCA on A. brassicicola. In the curative activity assays, TCA (1%) and TCA (2%) exhibited the efficacy with rates of 20.57% and 23.02%, respectively. However, TCA (2%) showed significantly higher efficacy than TCA (1%) in the protective activity. The current study provides that TCA has a great potential to suppress A. brassicicola and can be a good alternative to synthetic fungicides
Development of the epidemic conspiracy theories scale
Bu çalışmanın amacı, salgın hastalıklara yönelik tutum ölçeğinin geliştirilmesidir. Bu doğrultuda İstanbul ilinin Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa ve Eyüpsultan ilçelerinde ikamet eden 269 kişi çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. Katılımcılara yüz yüze ve çevrimiçi anket yoluyla kolayda örneklem kullanılarak ulaşılmıştır. İlk olarak 21 ifadeden oluşan taslak ölçek oluşturulmuştur. Uzman görüşü ve pilot çalışma aşamasından sonra 2 ifade ölçekten çıkarılmıştır. Kalan 19 ifadeden oluşan ölçek katılımcılara uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS ve AMOS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Verilere ilk olarak açıklayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonrasında 19 ifadeyi içeren 2 faktör bulunmuştur. Bu aşamadan sonra belirlenen faktörlere Doğrulayıcı Faktör Analizi uygulanmıştır. Elde edilen modelin verilere mükemmel uyum sağladığı belirlenmiştir. Dolayısıyla, açıklayıcı faktör analizi ile geliştirilen ölçek doğrulayıcı faktör analizi ile de teyit edilmiştir. Geliştirilen ölçeğin, salgın hastalıklara yönelik komplo teorisi algısını ölçmek için kullanılabileceğine karar verilmiştir.The aim of this study is to develop an attitude scale towards epidemic diseases. In this direction, 269 people residing in Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa and Eyüpsultan districts of Istanbul were included in the scope of the study. Participants were reached by using convenience sampling through face-to-face and online questionnaires. First, a draft scale consisting of 21 statements was created. After expert opinion and pilot study, 2 statements were removed from the scale. The scale consisting of the remaining 19 statements was applied to the participants. The obtained data were analyzed using IBM SPSS and AMOS package programs. Explanatory factor analysis was first applied to the data. After the analysis, 2 factors including 19 expressions were found. After this stage, Confirmatory Factor Analysis was applied to the determined factors. It has been determined that the obtained model fits the data perfectly. Therefore, the scale developed with explanatory factor analysis was also confirmed by confirmatory factor analysis. It was decided that the developed scale could be used to measure the perception of conspiracy theory towards epidemics. Keywords: Epidemic, conspiracy theory, scale development, attitude scale
İkinci Meşrutiyet Döneminde Kurulan Siyasal Partiler
Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Devleti’nde 17. yüzyılın sonlarında başlayan modernleşme hareketleriyle birlikte II. Meşrutiyetin ilân edilmesiyle kendisini gösteren çok partili siyasal hayatın Osmanlı Devleti’nin demokratikleşmesi yolundaki rolünü değerlendirmektir. 1876 yılında ilan edilen Kanun-ı Esasi ile başlayan meşrutiyet devrinde, Osmanlı Devletinde siyasal yapılanmalar meydana gelmeye başlamıştır. Bu dönem içerisinde İttihat ve Terakki Fırkası, Hürriyet ve İtilâf Fırkası, Ahrar Fırkası gibi siyasal hareketler kurulmuştur. Bu çalışmada genel olarak II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yaşanan siyasal gelişmeler anlatılarak Osmanlı Devleti’nin içine girmiş olduğu siyasal ortam açıklanmıştır. Çok partili siyasi yaşamın sona ermesine yol açan önemli olaylar da incelenmiştir. İttihat ve Terakki ile İttihatçı subayların ortaklaşa gerçekleştirdiği 23 Ocak 1913 tarihli hükümet darbesinin siyasi ve askerî nedenleri analiz edilmiş, baskın her yönüyle değerlendirilmiştir. 1920 yılına kadar çeşitli aksaklıklara rağmen devam eden meşruti yönetim, 1923 yılından itibaren tamamen yıkılmış ve Cumhuriyet Rejimi olarak anılan yeni bir dönem başlamıştır. Osmanlı Devletinin 1923 yılına kadar demokratikleşme yolunda yaşadığı tecrübeler Türkiye Cumhuriyetinin siyasal yapısına zemine hazırlamıştır
JİNEOLOGY: A PSEUDOSCİENCE, FEMİNİSM ABUSE, PKK INDOCTRİNATİON
Jineoloji, bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın ortaya attığı kavramdır. Öcalan Jineoloji’nin bir bilim olduğunu iddia etmektedir. Jineoloji kurgulanırken feminizmden esinlenilmiştir. Ancak, Jineoloji irdelendiğinde feminist kavramları istismar ettiği, feminizme ait kavramları bağlamından kopardığı anlaşılmaktadır. Şiddeti ve kadına dayalı terörizmi adeta kutsayan bir PKK endoktrinasyon ve propaganda vasıtası olduğu görülmektedir. Sözde/sahte bilimler, bilimsel yöntemi taklit ederler ancak bilimsel yöntem, şeffaflık ve denetlenebilirlik bakımlarından eksiktir. Sözde/ Sahte bilimler fasit bir dairede kendini doğrular ve yanlışlamaya açık değildir. Jineoloji kavramı bir bilim olarak sunulsa da incelendiğinde PKK ideolojisine dair jargonun feminizme boca edilerek feminizmi örgütün doktrin silahına çevirmekten başka bir şey değildir. Jineoloji ile örgüt kadınları endoktrine ederken, Abdullah Öcalan ise terör örgütü liderinden bir filozofa dönüştürülmektedir. Öte yandan örgüt tarafından Kavramın Batı dünyasında alıcısı olduğu fark edilince örgüt bütün uluslararası halkla ilişkiler ve kamu diplomasisi hedeflerini jineoloji üzerine kurgulamıştır. Çalışmada Feminizm, kadın ve terör ilişkilerini tarihi incelenmiştir. PKK içinde kadınların konumu ve PKK’nın kadın politikası irdelenmiştir. Jineoloji kavramı analiz edilmiş ve sözde/sahte bilim olma düzeyinden kritik edilmiştir. Sonuç kısmında PKK’nın politikalarına karşı çeşitli öneriler serimlenmiştir.Jineology, a concept originated by Abdullah Öcalan, the leader of the separatist terrorist organization, claims to be a science. However, when Jineology is analyzed, it is understood that it exploits feminist concepts and takes feminist concepts out of their context. It is seen that it is a PKK indoctrination and propaganda tool that almost sanctifies violence and women-based terrorism. Pseudosciences mimic scientific methods but lack transparency and controllability. They often form closed loops, resistant to falsification. Although presented as a scientific endeavor, Jineology merely weaponizes feminism by injecting PKK ideology jargon into it. While the organization indoctrinates women with this concept, Abdullah Öcalan is transformed from a terrorist leader into a philosopher. Moreover, realizing that Jineology found an audience in the Western world, the organization strategically incorporated it into its international public relations and diplomacy efforts. This study analyzes the history of feminism, women’s roles within the PKK, and the organization’s policies. The concept of Jineology is criticized as a pseudoscience. Finally, the study presented recommendations to counter the PKK’s policies
Investigation of small signal stability with automatic voltage regulation-secondary voltage control in power systems
Güç sistemlerinde geçici kararlılık esnasında sistemde oluşan bozunumların kısa sürede düzeltilmesi önemli bir konudur. Bunun için hem generatör hem de baraların koordineli bir şekilde kontrol edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, otomatik gerilim regülatörü ve sekonder gerilim kontrolü kullanılarak çok makineli bir güç sisteminde küçük sinyal kararlılığı analizi incelenmiştir. Generatörün denetlenmesinde otomatik gerilim regülatörü kullanılırken, arızaya bağlı olarak belirlenen pilot baranın denetiminde sekonder gerilim kontrolü kullanılmaktadır. Sistemin açısal hız değişiminin yanı sıra küçük sinyal kararlılığı için de çeşitli sonuçlar irdelenmiştir. Karşılaştırmalar, otomatik gerilim regülatörü-sekonder gerilim kontrolünün kullanıldığı ve kullanılmadığı durumlara göre yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre otomatik gerilim regülatörü-sekonder gerilim kontrolünün koordineli bir şekilde kullanılması ile sistemin daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.It is an important issue to correct the disturbances that occur in the system during transient stability in power systems in a short time. For this, both the generator and the buses must be controlled in a coordinated manner. In this study, small signal stability analysis in a multi-machine power system was examined using automatic voltage regulator and secondary voltage control. While automatic voltage regulator is used to control the generator, secondary voltage control is used to control the pilot bus determined depending on the fault. Various results have been examined for the small signal stability as well as the angular speed change of the system. Comparisons are made according to the situations in which automatic voltage regulator-secondary voltage control is used and not used. According to the results obtained, it has been determined that the system gives better results by using the automatic voltage regulator-secondary voltage control in a coordinated manner
Effects of Short-Term Physiotherapy in Hospitalized COVID-19 Patients Infected with Mutant and Non-Mutant Virus: A Prospective Study
Amaç: Çalışmanın amacı, mutant ve mutant olmayan SARS-CoV-2 virüsü ile enfekte hastalar üzerinde fizyoterapinin kısa süreli etkilerini değerlendirmektir.Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya dahil edilen hastalar 2 farklı grupta analiz edildi. Mutasyona uğramamış SARS-CoV-2 ile enfekte hastalar Grup 1'deydi (n=16; yaş=53,81±9,48). Mutasyona uğramış SARS-CoV-2 ile enfekte hastalar ise Grup 2’de (n=16; yaş=55,25±10,12) yer aldı. Her iki gruba da mobilizasyon, normal hareket açıklığı ve solunum egzersiz programını içeren fizyoterapi uygulandı (Grup 1: Medyan=7.00; Min-Max=5-20 gün; Grup 2: Medyan: 7.00; Min-Max=4-15 gün). Tüm hastalara günde bir kez fizyoterapi programı uygulandı. Hastaların kas kuvveti, mobilitesi, günlük yaşam aktiviteleri, egzersiz kapasitesi ve yorgunluk algısı değerlendirildi. Grupları karşılaştırmak için karma desenli tekrarlanan ölçümler ANOVA modeli kullanıldı.Bulgular: Fizyoterapinin her iki grupta da kas kuvveti, mobilite, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirme yeteneği, egzersiz kapasitesi ve yorgunluk algısını iyileştirdiği bulundu (pAim: The aim of study, to assess the short term effects of physiotherapy on patients infected with mutant and non-mutant SARS-CoV-2 virus.Material and Methods: The patients included in the study were analyzed in two different groups. Patients infected with non-mutant SARS-CoV-2 were in Group 1 (n=16; age=53.81±9.48). Patients infected with mutant SARS-CoV-2 were included in Group 2 (n=16; age=55.25±10.12). Physiotherapy which included mobilization, normal range of motion, and a breathing exercise program, was performed on both groups (Group 1: Median=7.00; Min-Max=5-20 days; Group 2: Median: 7.00; Min-Max=4-15 days). All patients underwent a once-daily physiotherapy program. The patients' muscle strength, mobility, activities of daily living, exercise capacity, and perception of fatigue were evaluated. The mixed repeated measures ANOVA model was used to compare groups. Results: It was found that physiotherapy improved muscle strength, mobility, ability to perform activities of daily living, exercise capacity, and perception of fatigue in both groups (p0.05).Conclusion: The current study showed that a short term physiotherapy program was as successful in patients infected with mutant SARS-CoV-2 as it was in patients infected with non-mutant SARS-CoV-2. Physiotherapy is beneficial for COVID-19 disease, as it decreases functional limitation and symptoms of COVID-19 disease by contributing positively to muscle strength, mobility, activities of daily living, exercise capacity, and the perception of fatigue