5794 research outputs found
Sort by
A Study on the Preservation of Rural Architectural Heritage: Gemiç Village
Günümüzde, kırsal alanların benzersiz kültürel değerlerini korumak ve sürdürülebilir bir gelecek için bu bölgelerin potansiyelini ortaya çıkarmak, kültürel haritalama kavramının önemini vurgulamaktadır. Kırsal alanlar, geçmişten gelen gelenekleri, yerel sanatları, el sanatlarını ve özgün yaşam tarzlarını içinde barındıran zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Kültürel haritalama, bu değerleri tanımlama, belgeleme ve anlama sürecini içerirken, aynı zamanda bu bilgileri koruma ve gelecek nesillere aktarma amacını taşır.
Kırsal alanların kültürel haritalama ile bütünleşik korunması, sadece tarihî izleri belgelemekle kalmaz, aynı zamanda yerel toplulukların kimliklerini güçlendirmelerine, geleneksel bilgi ve becerilerini sürdürmelerine ve ekonomik kalkınmalarına katkıda bulunur. Bu bağlamda, kırsal alanların kültürel haritalama ile korunması, yerel halkın katılımını teşvik eden, sürdürülebilir turizm ve yerel üretim gibi alanlarda yenilikçi girişimlere olanak sağlayan bir strateji olabilir.
Tez çalışmasında, Bursa ili, Orhangazi ilçesine bağlı Gemiç köyü kültürel haritalama ile elde edilen verilerle bütünleşik koruma kapsamında incelenmiştir. Gemiç kırsal yerleşimi, Orhangazi ilçesinde bulunan zengin doğal ve kültürel mirasa sahip geleneksel bir yerleşimdir. Bu çalışma, Gemiç'in benzersiz doğası, tarihi zenginlikleri ve kültürel değerlerini koruma altına alma amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma, yerleşimdeki koruma sorunlarını belirlemiş ve çözüm önerileri geliştirmiştir. 1980'li yıllardan itibaren plansız yapılaşmanın yol açtığı bozulmaları ele almış, gelecekte yapılacak yapıların geleneksel mimariyi koruma hedefini vurgulamıştır. Ayrıca, terk edilmiş yapıların canlandırılması ve turizmin teşvik edilmesi gibi önemli adımlar önerilmiştir. Toplumun koruma konusunda bilinçlendirilmesi gerekliliği vurgulanmış ve bu bilinçlendirme faaliyetlerinin toplumsal destek ve katılımı artıracağı belirtilmiştir.Today, preserving the unique cultural values of rural areas and unlocking their potential for a sustainable future emphasizes the importance of cultural mapping. Rural areas have a rich cultural heritage that includes traditions from the past, local arts, crafts and unique lifestyles. Cultural mapping involves the process of identifying, documenting and understanding these values, while at the same time aiming to protect and transfer this information to future generations.
The integrated conservation of rural areas through cultural mapping not only documents historical traces, but also contributes to strengthening the identity of local communities, sustaining their traditional knowledge and skills, and contributing to their economic development. In this context, the conservation of rural areas through cultural mapping can be a strategy that encourages the participation of local people and enables innovative initiatives in areas such as sustainable tourism and local production.
In this thesis, Gemiç village in Orhangazi district of Bursa province is analyzed within the scope of integrated conservation with the data obtained through cultural mapping. Gemiç rural settlement is a traditional settlement with a rich natural and cultural heritage located in Orhangazi district. This study was carried out with the aim of protecting Gemiç's unique nature, historical richness and cultural values. The research identified conservation problems in the settlement and suggested solutions. It addressed the deterioration caused by unplanned construction since the 1980s and emphasized the goal of preserving the traditional architecture of future buildings. It also suggested important steps such as revitalizing abandoned buildings and promoting tourism. The need to raise public awareness on conservation was emphasized and it was stated that these awareness raising activities would increase social support and participation
An Investigation of Information, Media, Technology Skills and Media Literacy Levels of Preschool Children
21. yy teknolojileri pek çok gelişmeyi beraberinde getirmiş, gelişmeler değişikliklere ve bazı becerilerin ön plana çıkmasına sebep olmuştur. 21. Yy becerileri medya okuryazarlığını da kapsamı içerisine alan; yaşam ve kariyer becerileri, öğrenme ve yenilik becerileri (4Cs), bilgi-medya ve teknoloji becerilerinden oluşmaktadır.
Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönem çocuklarının bilgi, medya ve teknoloji becerileri ve medya okuryazarlığı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmada Eylem araştırması yöntemlerinden uygulayıcı eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Uygulayıcı eylem araştırmaları; araştırmacının aynı zamanda uygulayıcı olmasına olanak tanıyarak çalışma grubundan derinlemesine bilgi edinilmesini sağlar.
Araştırmanın çalışma grubu İstanbul ilinde okul öncesi eğitim kurumuna giden 5-6 yaş grubunda 22 çocuktan oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için “Çocuklar İçin Medya Okuryazarlık Ölçeği- Çımo” (36- 72 Ay) ile araştırmacı tarafından geliştirilen “Teknofiller Televizyon Sözlüğü”, “5-6 Yaş Çocuklar için 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği (DAY – 2)” ölçeğinden yola çıkılarak araştırmacı tarafından hazırlanan “Teknofiller Bilgi, Medya, Teknoloji Becerileri Çocuk Görüşme Formu”, ve “Demografik Bilgi Formu” kullanılmıştır. Veriler; MaxQda 2023 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan çocukların bilgi, medya ve teknoloji becerilerinin yüksek fakat medya okuryazarlık düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun üzerine çocukların akıllı işaretlere yönelik bilgi ve becerilerinin arttırılması için eylem planı uygulanmış ve medya okuryazarlık düzeyinin yükseldiği görülmüştür.21st century technologies have brought many developments, and these developments have led to changes and the prominence of certain skills. 21st century skills, which also includes media literacy, consists of life and career skills, learning and innovation skills (4Cs), information-media and technology skills.
The aim of this study is to examine preschool children's information, media and technology skills and media literacy levels. In this study, practitioner action research method was used which is one of the action research methods. Practitioner action researchs allow the researcher to be a practitioner at the same time, thus enabling in-depth information to be obtained from the study group.
The study group of the study consists of 22 children in the 5-6 age group attending a preschool education institution in the province of Istanbul. In order to collect research data, "Technophiles Information, Media, Technology Skills Child Interview Form" and "Demographic Information Form" forms which are prepared by the researcher were used based on the materials named “Media Literacy Scale for Children- Cimo” (36 - 72 Months), “Technophiles Television Dictionary” which is developed by the researcher and "21st Century Skills Scale for 5-6 Year Old Children (DAY – 2)". The data were analyzed with the MaxQda 2023 package program. It was concluded that the children participating in the study had high information, media and technology skills, but low media literacy levels. In response, an action plan was implemented to increase children's knowledge and skills regarding smart signs and it was observed that the level of media literacy increased
Kur'ân-ı Kerîm'de uğur kavramı: Bir konu incelemesi
İnsanlara sevinecekleri iyi bir şeyi haber vermek anlamına gelen tebşîr ve onunla ilgili olan tefâul/uğur ve tetayyur/uğursuzluk kavramları Kur'ân-ı Kerim'de ele alınan önemli konulardan biridir. İnsanların günlük hayatına etki eden bu kavramların anlamını kavramak, Kur'ân-ı Kerim'deki karşılığını bilmek, geçmiş ümmetlerin hayatlarından verilen örnekleri ve bunlardan ibret almak önemlidir. Konu, tefâul ve tetayyur kavramlarının insanların günlük hayatlarıyla bağlantılı olması ve Müslümanların toplum hayatındaki davranışlarını belirlemeleri bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, tefâul kavramıyla birlikte zıt anlamları olan teşâum ve tetayyur kavramlarının Kur'ân-ı Kerim'deki kullanımlarını, Kur'ân kıssalarındaki anlatımlarını ve Müslümanların bu örneklerden faydalanma imkânlarını ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Araştırmada betimleyici, analitik ve karşılaştırmalı yöntemler kullanılmıştır. Tefâul ve tetayyur konularını tanımlarken ilgili kelimelerin zıt anlamlarından faydalanılmış, bu kavramların geçtiği Kur'ân kıssaları tespit edilip, temel kaynaklardan istifadeyle, müfessirlerin bu konu hakkında söyledikleri karşılaştırılmıştır. Bu araştırma şu üç başlık altında toplanmıştır: İlk olarak Kur'ân-ı Kerim'de geçen tefâul ve tetayyur kavramlarının lügat ve ıstılah anlamları, bunların zıt anlamlılarıyla birlikte verilmiştir. İkinci bölümde; Kur'ân'da tefâul ifade eden ayetler tespit edilmiş ve konularına göre bölümlere ayrılmıştır. Üçüncü bölümde ise; Kur'ân'da tetayyur ifade eden ayetler tespit edilip konularına göre sıralanmıştır. Araştırmada Kur'ân-ı Kerim'de uğur ve uğursuzluk ifade eden kelimelerin anlamları verilerek, Kur'ân kıssalarından örneklerle, bunların genel ve özel şekilleri ortaya konmuştur. Ayrıca Kur'ân-ı Kerim'de sözü edilen bu uğur ve uğursuzluk sebepleri ve bunlarla baş etme yöntemleri çıkarılmaya çalışılmıştır. Buna göre günümüzde Müslümanların konuyla ilgili kavramları bilmesinin günlük hayatını vi düzenlemede etkili olduğu tespit edilmiş olup, bu konuyla ilgili gündem oluşturmanın gerekliliğine işaret edilmiştir.The concepts of tebşîr (giving good news) and its related terms tefâul (good omen) and tetayyur (bad omen) are significant topics addressed in the Qur'an. Understanding these concepts, their meanings in the Qur'an, and examples from the lives of past communities is important as they directly affect people's daily lives and influence the behavior of Muslims in society. This study aims to explore the uses of the concepts of tebşîr and its antonyms teşâum and tetayyur in the Qur'an, their narratives in Qur'anic stories, and how Muslims can benefit from these examples. Descriptive, analytical, and comparative methods were used in the research. While defining the concepts of tebşîr and tetayyur, their antonyms were also utilized, and the Qur'anic stories where these concepts appear were identified and compared with the interpretations of scholars. This research is divided into three main sections: Firstly, the lexical and terminological meanings of the concepts of tebşîr and tetayyur in the Qur'an, along with their antonyms. Secondly, the identification and interpretation of the verses in the Qur'an that express tebşîr. Thirdly, the identification and interpretation of the verses in the Qur'an that express tetayyur. The meanings of the words expressing good and bad omens in the Qur'an were provided, and their general and specific forms were illustrated with examples from Qur'anic stories. Additionally, the causes of these omens mentioned in the Qur'an and the methods to deal with them were examined. It was determined that understanding these concepts is effective in organizing the daily lives of Muslims today, and the necessity of creating an agenda on this topic was emphasized
Batıcılar’ın Kur’ân Çalışmaları: Arap Liberalleri Örneği
Son asırlarda Müslümanlar, geçmişte İslam tarihinde ortaya çıkan ihtilaflardan farklı olarak, tanımlamakta zorluk çektikleri birtakım fikirlerle baş etmek zorunda kaldılar. Bunların bir kısmı siyasi sebeplere bağlı olarak ümmetin içine düştüğü cehalet neticesinde ortaya çıkan, mezhep taassubu, tekfircilik ve başıbozukluk gibi ayrılıkçılık görüntüleriydi. Diğeri ise Hristiyan Batı dünyasının sömürgecilik faaliyetlerinin harekete geçirdiği, Batı’da üretilen fikir akımlarının Müslüman coğrafyaya taşınmasının bir sonucu olarak, ulema ile entelektüelleri karşı karşıya getiren fikir ihtilaflarıydı. Avrupa’da Aydınlanma çağında felsefi bir görüş olarak ortaya çıkan, sonra siyasi bir harekete dönüşen liberalizm de bunlardan biriydi. Batılı entelektüellerin dinî metinlere yaklaşım metotlarından biri olan liberal düşünce, özellikle Batı’da eğitim görmüş bazı Müslümanları etkisi altına aldı. Bu düşünceyi benimseyen bazı Arap entelektüelleri, sosyal bilimlerde Batı’nın gelmiş olduğu entelektüel düzeye nakille değil, yorumla ulaşılabileceği ve dinî konuların tamamının yeniden yorumlanması gerektiğini iddia ettiler ve liberal fikirleri, İslam dininin diline, tarihine ve kültürüne uygulamaya koyuldular. Bir kısmı da bunu dinin ana kaynağı olan Kur’an’a dâhil etmeye çalıştı. Geleneksel Kur’ân ilimlerinin Kur’ân’ın anlaşılmasına engel olduğunu ve bu alanda yenilik yapılması gerektiğini söylediler. Bu amaçla Kur’an araştırmalarının ana kaynağı olan ‘sadık haber’ dışlandı. Batılıların Kutsal Kitap’a yaklaşımlarındakine benzer çeşitli yorum yöntemleri öne çıkarıldı. Söz konusu Arap liberallerinin önde gelenlerinden biri olan Cezayir asıllı Fransız vatandaşı Muhammed Arkoun (1928-2010), Yunan bilim geleneğinden edindiği analitik düşünme tarzını, geleneksel İslam düşüncesine uygulamaya çalışarak, naslardan ulemanın yorumlarından farklı bir anlam çıkarmaya çalıştı. 1995 yılında Mısır ulemasının küfürle itham edip hakkında mürtet hükmü verdikleri Nasr Hâmid Ebû Zeyd (1943-2010), Kur’ân’a edebî bir metin olarak yaklaşarak onu tarihsel bir okumaya tabi tuttu. İslami ilimler alanında herhangi bir eğitimi olmayan Şam asıllı mühendis ve yazar Muhammed Şahrur (1938-2019), klasik tefsir literatürü yerine kendisinin oluşturduğu alternatif metin okuma girişiminde bulundu. Genel olarak Arap liberaller, ashabın ya da ulemanın Kur’ân nassını okuma şekillerinin asrımızın ihtiyaçlarını karşılamayacağını iddia ettiler. Kur’ân’ın ıslahatçı ve ilerlemeci hedefleri barındıran düşünce yöntemleriyle, bu asrın kavramlarını kullanarak yorumlanması gerektiği söylem etrafında birleştiler. Bu yüzden cumhur ulemanın belirlediği Kur’ân öğrenimi ve usullerini terk ederek, bu çağda revaçta olan fikir akımlarının metotlarını, genelde İslami ilimlere, özelde ise Kur’ân’ı yorumlamaya uygulamaya çalıştılar. Bu araştırma, Arap liberallerinin Kur’ân-ı Kerim ile ilgili yaklaşımlarını kavramak ve Müslümanları, bu fikirlerin Kur’ân’ı yorumlamada meydana getirebileceği tahriflere dikkat çekmesi yönüyle önemlidir. Amacı ise Batı’da üretilen fikir akımlarının, ana dili Arapça olan düşünürler yoluyla Kur’ân-ı Kerim’in doğru anlaşılması ve tefsir edilmesi konusunda meydana getirebileceği tahrif ve çarpıtmaları somut bir şekilde göz önüne sermek, Kur’ân araştırmacılarının dikkatini bu yöne çekmektir. Bu çalışmada araştırmacı Arap liberallerin kaleme aldıkları eserlerden faydalanarak onların görüşlerini doğru bir şekilde ortaya koymak için öncelikle betimleyici bir metot kullanmıştır. Buradan aldığı sonuçları çözümledikten sonra, tümevarım yöntemiyle liberallerin tefsir metotlarını genel olarak belirlemiştir. Bu araştırma sonunda, liberalizmin ana esaslarının özgürlük, akılcılık ve bireysellik temeline oturduğu; Arap liberallerin bu fikrî temeli, genelde İslami ilimlere özelde ise Kur’ân’a yaklaşımlarında kullanırken, kendi liberal fikirlerine alan açmak için mutlaka geleneğe itiraz, şüphe ve ret metodunu kullandıkları tespit edilmiştir. Böylece bu köklü birikim geçersiz kılınmış ve ulema da değersizleştirilmiştir. Bundan sonra bilimsellik adına, liberalizmin savunduğu insancıllık /hümanizm, tarihsellik, teradüfü/eş anlamlılığı ret ve dilbilimsel yöntemler Kur’ân araştırmalarında yerini almıştır.In this era, Muslims have faced intellectual challenges in a new form and in modern faces, and these challenges are divided into two parts: Internal challenges and external challenges. Internal challenges like the spread of ignorance, fanaticism, disbelieve (takfīr), terrorism, and others. As for the external challenges, they appeared in the form of the spread of ideas, philosophy, and concepts from Western civilization, including liberalism. This liberalism has spread to the minds of Muslims and dominated them, including Arab intellectuals. Some Arab intellectuals were influenced by this idea and then tried to introduce it into Islamic studies in general, from its history, culture, and language to the Holy Quran in particular, because it is the first source of this religion. They deal with the Qur'anic texts from a liberal perspective, interpret them loosely, and follow contemporary rules because they adhere to this concept, which is based on foundations that are contrary to the principles of Islam. Among the most prominent Arab thinkers who focused on the study of the Qur’an are Nasr Hamed Abu Zayd (1943-2010), an Egyptian liberal thinker and writer who made an effort to build a new treatment of the Qur'anic text, Mohammad Arkoun (1928-2010), an Algerian thinker and writer who proposed a new treatment of heritage and text, and Mohammad Shahrour (1938-2019), a Syrian writer, and engineer who graduated from engineering faculty and then made an effort to build a contemporary reading of the Qur'anic text afterward. In general, they claimed to be advocates of renewal and reform in dealing with the Qur'anic texts, and they claimed that the concepts existing at this time must be renewed with modern ideas and new interpretations because the interpretations at the time of the Companions may be inappropriate at this era. Therefore, they tried to liberalize the limitations of the rules established by the community of scholars in the Qur'anic studies and its principles through their contemporary approaches. The importance of this research was to know the approaches of Arab liberals in dealing with the Holy Quran, as well as to warn Muslims not to fall into the pit of their corrupt ideas but to preserve their beliefs and protect their faith in the book that was revealed to the Messenger of Allah, peace be upon him, which is the Holy Quran. The objectives of this research are to highlight the contemporary intellectual challenges embodied in the emergence of Arab liberals in the Islamic world and to reveal the approaches of Arab liberals to the study of the Qur'an. The researcher used the descriptive method, which is a way of describing the topic to be studied through a correct scientific methodology and depicting the results reached on expressive numerical forms that can be interpreted, then the researcher collected facts related to the opinions of Arab liberals in their writings with studies about them, The second is the inductive method, which is the process of observing phenomena and collecting data about them to arrive at general principles and universal relationships, then the researcher collected this data from the ideas of these liberals and took a holistic conclusion from their approach. After conducting the research, the researcher found the following key findings: The Arab liberals built on the following approaches, namely: Skepticism, Humanisation, Historicism, Negation of Synonymy, and Linguistics in their study of Qur’an.لقد واجه المسلمون في هذا العصر تحديات فكرية بصورة جديدة وبأثواب حديثة، هذه التحديات تنقسم إلى قسمين،
هما: التحديات الداخلية والتحديات الخارجية. التحديات الداخلية مثل انتشار الجهل، والفكرة التعصبية والتكفيرية،
والإرهاب وما أشبه ذلك، أما التحديات الخارجية فظهرت على صورة انتشار الفكر والفلسفة من العالم الغربي منها
الليبرالية. قد أثرت هذه الليبرالية في عقول المسلمين وغلبت عليهم بما في ذلك المفكرين العرب.كان بعض المفكرين
العرب يتأثرون بهذا الفكر الليبرالي ثم يحاولون إدخاله إلى الدراسات الإسلامية بوجه عام وإدخاله إلى تاريخ الإسلام
وثقافته ولغته وبالخصوص إ لى كتابه القرآن الكريم لأنه مصدر أولي لهذا الدين، هم يتعاملون مع النصوص القرآنية بالمنظور
الليبرالي ويفسرونها تفس يرا فضفاضا وينهجون الطريقة المنحرفة ويبحثو ن في الآيات القرآنية ليجدوا فيها ما يق وي رأيهم
ولو بطريق إخضاعها لعقلهم. ومن أبرز المفكرين العرب الذين اتبعوا المنهج الليبرالي في دراسة القرآ ن؛ محمد أركون
(1928-2010) وهو مفكر وكاتب جزائري وقد طرح معاملة جديدة مع التراث والنص، نصر حامد أبو زيد (1943-2010) وهو مفكر وكاتب مصري وقد بذل جهده في بناء معاملة جديدة مع النص القرآني، ومحمد شحرور (1938-2019) وهو كاتب ومهندس سوري تخرج في كلية الهنداسة ثم كتب قراءة معاصرة للنص القرآني بعد ذلك. بشكل عام
هؤلاء ادعوا أنهم من دعاة التجديد والإصلاح في تعاملهم مع النصوص القرآنية وزعموا أن المفاهيم الموجودة في هذا
الزمن لابد من أن ترمم بالمفاهيم الحديثة والتأويلات الجديدة لأن التأويلات في زمن الصحابة قد تكون غير مناسبة في
هذا الزمن. ولذا حاولوا تحرير قيود القواعد التى قررها جمهور العلماء في دراسة القرآن ومبادئه من خلال مناهجهم
المعاصرة. ترجع أهمية هذا البحث إلى معرفة مناهج الليبراليين العرب في التعامل مع القرآن الكريم، وكذلك تحذير المسلمين
بألا يسقطوا في حفرة أفكارهم الفاسد ة، بل الحفاظ على عقائدهم والحفاظ على إيمانهم بالكتاب الذي أنزل على رسول
الله صلى الله عليه وسلم وهو القرآن الكريم، أما أهداف هذا البحث فهي إبراز التحديات الفكرية المعاصرة وقد تج سدت
في ظهور الليبراليين العرب في العالم الإسلامي وكشف مناهج الليبراليين العرب في دراسة القرآن مع بيانها للجميع.
استخدم الباحث منهجين، هما: المنهج الوصفي وهو طريقة لوصف الموضوع المراد دراسته من خلال منهجية علمية
صحيحة وتصوير النتائج التي يتم التوصل إليها على أشكال رقمية معبرة يمكن تفسيرها، فجمع الباحث الحقائق التي
تتعلق بآراء الليبراليين العرب في مؤلفاتهم مع الدراسات المتعلقة بها، والثاني المنهج الاستقرائي وهو عملية ملاحظة الظواهر
وجمع البيانات عنها للتوصل إلى مبادئ عامة وعلاقات كلية، فجمع الباحث هذه البيانات من أفكار هؤلاء الليبراليين
وأخذ نتيجة كلية من منهجهم. وقد خلص البحث إلى جملة من النتائج من أهمها أن الليبراليين العرب استخدموا المناهج
ال تالية: منهج الطعن والتشكيك، ومنهج الأنسنة، ومنهج التاريخية، ومنهج إنكار الترادف، ومنهج اللسانيات في دراستهم
للقرآن الكريم
Reconstruction Proposal for The Turkish House After Modern Times
İnsanlık tarihi boyunca geleneksel üretim tekniklerine uygun bir şekilde sürdürülen yaşam, sanayi devrimleri sonucunda kökten bir değişime uğramış ve dünya, geri döndürülmesi çok zor teknolojik bir bağımlılığa maruz kalmıştır. İnsanlar evlerini yerel malzeme, geleneksel teknik ve ustalık bilgisiyle kolayca inşa edebilirken teknolojik gelişmelerin sonucunda betonarmeye dayalı kentleşme politikaları insanları birçok temel problemle karşı karşıya bırakmıştır. Gelinen noktada kentlerde; barınma, mülkiyet, ulaşım, sağlık, güvenlik, eğitim, geçim, rekreasyon vb. gibi meseleler insanlar açısından temel bir problem olmuştur. Kentlerin büyümesi sonucunda büyük kentler ve mega kentler ortaya çıkmış ve bu problemler insanların yaşamlarını sürdürülemez hale getirmiştir. Bu haliyle Türkiye’de kentleşme politikaları bir milli güvenlik sorunudur. Yakın gelecekte insanlığı bekleyen dünya ölçeğindeki büyük kaos ve reset karşısında; Anadolu kültürü, geleneksel düşünce, kadim bilgi ve bunların sonucunda Türklerin ev yapma ve doğal yaşamı sürdürme bilgisiyle literatüre kazandırdığı Türk Evinin yeniden inşa edilebileceği, yaşama dair birçok problemin bu şekilde çözülebileceği, bu önermenin geçmişe öykünme veya teatral bir sahne olmadığı bir gerçektir. Bu sebeple, İznik Ömerli’de tamamıyla geleneksel teknik ve malzeme ile üretilen AKIN evinin örnek bir çalışma olarak inşa süreçleri, tüm gerekçeleri ve aşamaları bu tezde detaylıca irdelenmiştir.Throughout the history of humanity, life sustained in accordance with traditional production techniques underwent a radical transformation due to industrial revolutions, subjecting the world to a technologically entrenched dependency that is extremely challenging to reverse. While people could easily construct their homes using local materials, traditional techniques, and craftsmanship, the advent of technological advancements led to urbanisation policies based on reinforced concrete, exposing individuals to numerous fundamental problems. At present, issues such as housing, property, transportation, health, security, education, livelihood, recreation, etc., have become essential problems for individuals in cities. The growth of cities has given rise to metropolises and megacities, exacerbating these problems and rendering people's lives unsustainable. In this regard, urbanisation policies in Turkey constitute a national security issue. In the face of the imminent global chaos and reset awaiting humanity in the near future, it is a fact that the Turkish House, with its Anatolian culture, traditional thought, ancient knowledge, and the Turks' knowledge of building homes and sustaining natural life, can be reconstructed. This proposition suggests that many problems of life can be addressed in this way, emphasising that it is not an imitation of the past or a theatrical stage. Therefore, as an exemplary study, the construction processes, all justifications, and stages of the AKIN House, entirely produced with traditional techniques and materials in İznik Ömerli, are detailed in this thesis
The Postion of International Treaties in The Palestinian Legal System
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kasım 2012 sonunda Filistin'i Birleşmiş Milletlere üye olmayan gözlemci devlet olarak kabul etme kararının ardından, Filistin resmi makamları çok sayıda uluslararası çok taraflı antlaşmaya katılım belgelerini sunmaya başladı. Bu süreç, Filistin Devleti’nin ulusal geleceğini şekillendirmede etkin bir katılımı garanti eden bir siyasi ve hukuki sistem inşa etmeyi amaçladığını göstermektedir. 2018 yılının sonuna kadar yapılan tahminlere göre, Filistin Devleti'nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların sayısı yaklaşık yüz civarındadır. Filistin Devleti birçok uluslararası antlaşmaya taraf olmasına rağmen, Filistin Temel Kanunu (Filistin Anayasası), uluslararası anlaşmalarla ilgili bazı konuları düzenlememiştir. Mesela, uluslararası antlaşmaların Filistin hukuk sistemindeki yeri ve onları onaylamaya yetkili makam konularında düzenlemelere rastlamamaktayız. Buna ek olarak, bu uluslararası antlaşmaların yürürlüğe girmesi, sonrasında ise uygulanması konusunda bir takım hukuki ve pratik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu durum, bu anlaşmaların ne şekilde ele alınacağı ve etkin bir şekilde uygulanmasının sağlanması için hangi mekanizmaların uygun olduğu konusunda soru işaretleri yaratmıştır. Bu bağlamda, bu çalışma, söz konusu sorunları ve bunların iç hukuk sistemine etkilerini açıklamayı, gerekli çözümleri bulmayı ve Filistin Devleti’nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesini artırmayı hedeflemektedir.At the end of November 2012, the United Nations General Assembly passed a resolution recognizing the State of Palestine as an observer state. After that, Palestinian officials began submitting applications to accede to many multilateral international treaties, looking to build a political and legal system that guarantees its effective participation as an active member of the international community. As of the end of 2018, the number of treaties to which the State of Palestine has acceded has reached more than 100 multilateral international conventions and treaties. Although the State of Palestine has acceded to multiple international treaties and has imposed international obligations on itself in multiple fields, the Palestinian Basic Law (the Constitution of Palestine) has not specified a number of issues related to international treaties, whether those related to determining the status of international treaties in the Palestinian legal system or determining what is competent authority to ratify them. In addition, a number of legal and practical issues have arisen in the application and enforcement of these international agreements in domestic law, raising questions about how to deal with these agreements and what are the appropriate mechanisms to ensure their effective implementation. In this context, this study attempts to clarify these issues and their impact on the domestic legal system, find the necessary solutions and provide practical recommendations that would enhance the State of Palestine's ability to fulfill its international obligations and achieve greater benefit from its status as an observer state on its way to obtaining full membership as an independent state and an integral part of the international community
Fictions of femininity in Turkish literature (1870-1908)
Bu çalışmada, 1870-1908 yılları arasında kadın ve erkek yazarlar tarafından kaleme alınmış romanlar ve destekleyici bir unsur olarak süreli yayın içerikleri üzerinden, kurgusal gerçeklikte ve sosyal gerçeklikte kadınlık kurgularının ne şekilde inşa edildiği ve bu kurguların birbirlerini nasıl tamamladıkları veya reddettikleri, feminist edebiyat eleştirisinin sunduğu imkanlarla mukayeseli bir şekilde ortaya konmuştur. İlk bölümde, kadının hem yazar hem de bir roman kahramanı olarak kanonik edebiyat içerisinde nasıl alımlandığını ortaya koymak amacıyla Türkiye'de edebiyat kanonu ve kadınlık kurgularının ilişkiselliği üzerine teorik bir tartışma sunulmuştur. İkinci bölümde, dönem kanonik yazınında kadınların çeşitli amaçlar doğrultusunda birer ideolojik temsil olarak kullanılabildikleri hipotezinin sağlaması, erkek yazarların eserlerinden hareketle gerçekleştirilmiştir. Bu bölümde erkek yazarlı romanlarda; ilk olarak ideal kadın kimliğinin tanımlandığı ve belirlendiği, ardından kadının aile içerisindeki yerinin hatırlatıldığı, devamında kadınların erkekler tarafından bir histeri sınavına tabi tutulduğu ve son olarak kadın okurluk deneyimi etrafında mevcut toplumsal cinsiyet rollerinin yazar tarafından yeniden inşa edildiği belirlenmiştir. Üçüncü bölümde ise kadın yazarların romanlarındaki kadınlık kurguları üzerinde durularak ikinci bölümde incelenen kanonik romanlardaki kurguların, kadın yazarlı romanlarda karşılık bulup bulmadığı, bulduysa nasıl bir karşılık bulduğu ve bulmadıysa nasıl alternatif kurgular ortaya konduğu tartışmaya açılmıştır.In this study, through the novels written by male and female authors between 1870 and 1908 and the contents of periodicals as a supporting element, the ways in which constructions of femininity are constructed in fictional reality and social reality, and how these constructions complement or reject each other, are comparatively revealed with the possibilities offered by feminist literary criticism. In the first part, a theoretical discussion on the relationality of the literary canon and constructions of femininity in Turkey is presented in order to reveal how women are received in canonical literature both as writers and as protagonists. In the second part, the hypothesis that women can be used as ideological representations for various purposes in the canonical literature of the period is verified through the works of male authors. In this section, it is determined that in novels with male authors, firstly, the ideal female identity is defined and determined, then the place of women in the family is reminded, then women are subjected to a test of hysteria by men, and finally, existing gender roles are reconstructed by the author around the female reading experience. In the third section, the fictions of femininity in the novels of women writers are analyzed and it is discussed whether the fictions in the canonical novels analyzed in the second section find a counterpart in novels with women writers, if so, what kind of a counterpart they find, and if not, what alternative fictions are put forward
Employing Physics in Kalam Research Between Taftazani and al-Tai a Comparative Study
يسعى هذا البحث العلمي إلى إيجاد إجابة عن تلك الأسئلة التي تطرح نفسها في ضوء التقدم
العلمي الحاصل في الطبيعيات، كسؤال: ما المنهج الذي اتبعه المسلمون الأوائل في توظيف علم الطبيعية
في البحوث الكلامية؟ وما موقف المسلمين المعاص رين من توظيف علم الطبيعية في البحوث الكلامية،
وما منهجهم في ذلك؟ وما مدى جدوى استخدام الطبيعيات في زماننا في ضوء التطورات الكبيرة في
علم الفيزياء في علم الكلام؟ هذه الأسئلة التي هي مشكلة البحث ويسعى البحث للإجابة عن هذه
الأسئلة عن طريق دراسة نماذجية لشخص يمتين مهتم م ت ين بهذه المسائل.
وذلك من خلال تسليط الضوء على واقع العلاقة بين الطبيعيات وأصول الدين، ومقارنة هذه
المناهج مع بعضها من خلال الأمثلة التطبيقي ة؛ ليجد أن الأقدمين -من خلال التفتازاني- انطلقوا
بجناحي العقل والتجربة، فالعقل ضبطوا معارفه وأساليب عمله في ضوء القطعيات الشرعية، والتجربة
اعتمدوا فيها على آخر ما وصل إليهم من معارفها، وكان منهجهم قائ ما على النقد وقبول الموافق ورد
المخالف، سواء في ذلك تلك المعارف الفلسفية أو المعارف الطبيعية. أما عن المتأخرين -من خلال
الطائي لا غيره- فقد توصل البحث إلى أن رأي الطائي هو أن استمرار محاولة إثبات العقائد الدينية
الكبرى بالأدلة العقلية والطبيعية مسألة عقيمة، وأنها كانت مناسبة خلال فترة معينة من فترات التاريخ
السابقة، لكنه غير مناسب الآن، والذي ينبغي على العلماء اليوم الاستفادة من نظرة علماء الكلام
الأسبقين في محاولاتهم لتعليل الظواهر الطبيعية أو القوانين الفيزيائية ومحاولة توظيفها لتفسير الظواهر
والمكتشفات الفيزيائية المعاصرة .Bu bilimsel çalışma, tabiat ilimlerinde meydana gelen bilimsel gelişmeler
ışığında; ilk Müslümanların kelam araştırmalarında tabiat ilimlerine verdikleri rolün
yöntemi ile muasır Müslümanların kelam araştırmalarında tabiat ilimlerine verdiği
rol ve takip ettikleri yöntem nedir? günümüzde kelam araştırmalarında fizik
ilmindeki gelişmeler ışığında tabiat ilimlerinin kullanım alanı nedir? gibi sorulara
cevap aramayı amaçlamaktadır. Bu sorular araştırmanın çerçevesini oluşturmaktadır.
Bu araştırma, ilmi bir yöntemle iki önemli alimin bu meselelere verdikleri cevapları
ortaya koymaya çalışmaktadır .
Bunu kelam ilmi ile tabiat ilimleri arasındaki mevcut alaka ışığında
yapmaktadır. Bunu her iki yöntemi karşılaştırarak uygulamalı misallerle ortaya
koymaktadır. Taftazâni gibi mütekaddimînden olan alimler akıl ve tecrübe yöntemini
kullandılar. Bunlar aklın gücünü ve çalışma yöntemini şer’i delillerle sınırladılar.
Tecrübe hususunda kendilerine ulaşan en son bilgilere itibar ettiler. Bunların
metotları muhalife cevap vermek, muvafık olanı kabul etmek ve eleştiri şeklindeydi.
Araştırma, Taî gibi müteahhirîn alimlerin akaidle ilgili problemleri, aklî ve tabiî
ilimlerle ispatlama gayreti içinde olduğunu ortaya koydu. Bu metot tarihin belli
bir dönemi için uygundu. Fakat bugün uygun değildir. Bugünün alimlerine düşen
görev ise her iki alimin görülerinden istifade etmek ve modern bilimin verilerini de
kullanarak günümüzün sorunlarına çözüm üretmektir .This scientific research seeks to find an answer to those questions that arise in
the light of scientific progress in nature studies, such as: What approach did the
early Muslims follow in employing natural science in kalam research? What is the
position of contemporary Muslims on employing natural science in kalam research,
and what is their approach to that? How feasible is the use of naturalism in our time
in light of the great advances in physics and in kalam? These questions are the issue
of this research. And the research seeks to answer these questions by studying
models of two personalities interested in these issues .
By shedding light on the reality of the relationship between naturalism and
the origins of religion, and comparing these approaches with each other through
applied examples, to find that the pioneers - through Taftazani - set off with the
wings of reason and experimentation; they defined reason by its awareness and
processes of work within the boundaries of the decided sharia absolutes, and their
definition of experimentation relied on the latest knowledge that was delivered to
them. Their approach was based on criticism; accepting what is agreed upon and
rejecting what is disputed, be it philosophical knowledge or natural knowledge. As
for those who came later – through Al-Tai and no other – this research found that Al-
Tai's opinion is that the continued attempt to prove major religious beliefs with
intellectual and natural evidence is futile, and that it was appropriate for a certain
period in the past but it is not appropriate now. Additionally, scholars today should
benefit from the view of former Kalam scholars in their attempts to explain natural
phenomena or physical laws and try to employ that to explain contemporary physical
phenomena and discoveries
FSM / Ayasofya : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ayasofya Yerleşkesi Bülteni, 6
Üniversitemiz, Fatih Sultan
Mehmed Han dönemi ile
ülkemizin en büyük kültürel
miraslarının başında gelen Ayasofya
Külliyesi ve İstanbul tarihi
hakkında her türlü ulusal ve
uluslararası bilimsel ve kültürel
araştırmalar yapmayı sürdürüyor.
Bu kapsamda Üniversitemiz
bünyesinde faaliyet gösteren
uygulama ve araştırma
merkezlerimizden Fatih Sultan
Mehmet ve Dönemi ile Ayasofya
Araştırmaları Merkezlerimiz
tek çatı altında birleşerek çalışmalarını
“Fatih Sultan Mehmet
ve Ayasofya Çalışmaları Uygulama
ve Araştırma Merkezi”
ismiyle sürdürecek.
Merkezimiz, özellikle şu temalara
odaklanacak: Fatih Sultan Mehmed Han Dönemi:
Bu dönemin tarihî, sosyal,
kültürel ve ilmî yönlerini araştırmak
ve incelemek.
Osmanlı Klasik Çağı: Osmanlı
Devleti’nin kuruluşu ve klasik dönemine
dair çalışmalar yapmak.
Fatih Dönemi İstanbul’u: İstanbul’un
tarihini, sosyal ve kültürel
dokusunu ve mimarî yapısını,
özellikle Fatih dönemi İstanbul’unun
inşa ve iskân süreçlerini
incelemek.
Ayasofya Camii ve Külliyesi: Bir
mabed olarak Ayasofya’nın tarihî,
sosyal ve kültürel anlamını araştırmak.
Ayasofya Medresesi ve Müderrisleri:
Ayasofya’nın ilmî mirasını
medrese ve müderrisler üzerinden
ele almak
Extreme Space Analysis in Digital Games
Yaşamın sürdürülebildiği alanlar çevre olarak tanımlanır. Doğal çevre doğada kendiliğinden bulunur ve çevredeki yapılaşma sonucu yapılı çevre oluşur. Yapılı çevre doğal çevrenin koşullarına göre şekillenir. Örneğin zemin şartlarına göre bir oturumu vardır; iklim durumuna göre açıklıklar ve üst örtü kararları verilir. Doğal ve yapılı çevrenin sanal ortamlarda simultane edilmesi ile dijital platformlarda oluşturulan çevrelere ise yapay çevre adı verilir. Yapay çevrelerde de doğal ve yapılı çevre arasındaki ilişkilerin benzerlerini görmek mümkündür.
Çevredeki koşulların insan yaşamı için uygun olmadığı koşullarda farklı sistemler ve çözümlerle yaşanabilir bir mekân tasarlanabilir. Bu mekanlar ekstrem mekanlar, çevre ise ekstrem çevre olarak tanımlanır. Yapılan çözümlemeler ile daha zor koşulların üstesinden gelindikçe ekstrem mekanların kapsadığı alan genişleyecektir. Çözümlerin yaygınlaşması ile de söz konusu çevreler ekstrem olmaktan çıkabilir. Söz konusu ekstrem koşullara ekstrem sıcak, soğuk, sel çığ gibi doğal afetler, tahrip olmuş bir evrede yoksunluk, rüzgâr, nem gibi farklı ekstrem durumlar sebep olabilir. Her koşul farklı tasarım kararları ve çözümleri almayı gerektirebilir fakat ortak amaç insan yaşamının ihtiyaç duyduğu konfora sahip bir mekân oluşturmaktır. Doğal ve yapılı çevrede gözlemleyebildiğimiz bu koşullar bilgisayar ortamında simüle edilen yapay çevrede de taklit edilebilir. Kuralların ve sınırlamaların kendi içlerinde tasarlandığı yapay çevrelerde ekstrem koşullar tasarlanabilir. Ekstrem yapay çevre ve mekân arasındaki ilişkilerin gözlemlenmesi ile çıkarımlar elde edilebilir. Söz konusu çıkarımlar yapay çevredeki ekstrem mekân hakkında bilgi verirken fiziksel çevredeki mekanlar hakkında da çıkarımlarda bulunmaya yardımcı olacaktır. Bu araştırma, yapay çevredeki ekstrem mekânın ne olduğunu dijital oyunlar üzerinden yapılan analizlerle araştırır. Dijital oyunlardan elde edilen cevapların fiziksel dünyadaki cevapları bulmada yardımcı olacağı öngörülmektedir.
Giriş bölümünde konunun önemi ve gerekçesi, kavramsal arka planı, araştırma konusunun önemi ve güncelliği, araştırmanın sorusu, amacı ve hedefi, beklenen çıkarımlar ve literatüre katkısı, araştırma bulgularının değerlendirilmesi hakkında açıklamalar yapılmıştır. Dijital oyunlardaki ekstrem mekân analizi ile yapay çevrelerdeki ekstrem mekanların ne şekilde olduğunun araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda önce literatürde ekstrem olarak değerlendirilen durumların neler olduğu incelenmiştir. Elde edilen çıkarımlarla dijital oyunlar seçilmiş ve analiz edilmiştir. Tez, bu kapsamda, iki yöntemin birbirini izlediği sıralı türde çoklu yöntem yaklaşımı ile desenlenmiştir. Literatürden ham verilerin derlenip değerlendirilmesi şeklinde olan ilk kısımda meta-tematik analiz yöntemi, dijital oyunlardaki mekanların analiz edildiği ikinci kısımda ise tematik analiz yöntemi kullanılmıştır.
İlk bölümde çevre ve mekân kavramlarının kuramsal arka planları incelenmiştir. Çevre kapsamında doğal, yapılı ve yapay çevre kavramlarına değinilmiştir. Çevre içinde yaşama alanı olarak tasarlanan mekân ve ekstrem çevredeki mekân özelliklerine bakılmıştır. Sanal mekân ve yapay çevre olarak dijital oyunlardaki çevrede yer alan sanal mekân ve ekstrem mekân kavramları incelenmiştir. Dijital oyunlarda sanal mekân kullanımının fiziksel mekânlara benzetilmesinin oyunun inandırıcılığını arttırdığından bahsedilip dijital oyunlardaki ekstrem mekânlardan çıkarılacak sonuçların ekstrem mekân analizinde kullanılacak bilgiler taşıma potansiyelinden bahsedilmiştir.
İkinci bölümde araştırmanın yöntemi belirlenmiştir. Sıralı türde çoklu yaklaşım deseni ile desenlenmiştir. Birden fazla yaklaşımın sırayla yapıldığı bu desende ilk olarak meta-tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Meta-tematik analiz farklı kaynaklardan kodların derlenip yeniden kodlanmasını içeren bir süreçtir. Araştırmada ekstrem çevre ve mekân hakkında ham veriler toplanıp bibliyometrik analiz ile görselleştirilmiştir. Daha sonra elde edilen kodlar yeniden kodlanmıştır. Yeniden kodlama ile elde edilen tablo ikinci aşamanın analiz sürecinde şablon olarak kullanılmıştır. İkinci aşama ise tematik analiz olarak desenlenmiştir. Oyun seçimlerinde farklı ekstrem çevre özelliklerine sahip altı oyun seçilmiştir. Analiz edilmek üzere seçilen oyunların (Against the Storm, Subnautica, Oxygen not Included, Frostpunk, Fallout 4, Assassin’s Creed Origins) ekstrem çevre ve mekân özellikleri ilk kısımda oluşturulan şablon ile analiz edilmiştir.
Bibliyometrik analiz sonucu elde edilen kavramlar yeniden kodlanması ile on iki koda (çevre ve mekân, ekstrem durumlar, iklim ve hava olayları, kentsel tasarım, mekân tasarımı, sürdürülebilirlik, bilgi ve teknoloji, yapı bilgisi, geleneksel mekân tasarımı, enerji, termal konfor ve zeminsiz yerleşim) ulaşılmıştır. Yeni kodlar seçili dijital oyunlara uygulanan mekân analizinde kullanılmıştır. Oyunların her birinde kodların oyun içerisinde yer alıp almadığı ve oyun içerisindeki kodların ne şekilde işlendiği incelenmiştir. Oyunlarda kodlar ve ekstrem durumlar değişmektedir. Farklı ekstrem çevrelerdeki mekanlarda oyunlara özel spesifik çözümler ve durumlar tespit edilmiştir. Against the Storm oyununun her oynanışında oyundaki harita yeniden üretilir. Farklı ekstrem koşullara sahip çevrede mevcut koşullara uyum sağlayan bir kent tasarımı yapılarak halk için sürdürülebilir bir yaşam kurgulanmaya çalışılır. Kent tasarımı, kaynak yönetimi ve sürdürülebilirlik kavramları önemli oyun dinamiklerindendir. Subnautica oyununda bir okyanus gezegeninde, ekstrem çevrede oynanan su altı yaşam kurgusu söz konusudur. Oyunda bir tür tesis tasarlanır ve farklı teknolojik imkanlarla keşif ve aksiyon mekanikleri bulunur. Mekân tasarımı oyun için gereklidir ve tasarım oyuncu tarafından yapılır. Sürdürülebilir hayat koşullarının sağlanacağı, ihtiyaçların karşılanacağı ve okyanustaki tehditlerden korunulacak bir tesis, oyuncu tarafından verilen teknik ve estetik kararlarla tasarlanır. Oxygen not Included oyununda ise, bir asteroidde, toprak altında bir koloni hayatta tutulmaya çalışılır. Koloni içerisinde konaklama, üretim alanları ve kaynak dönüşüm alanları bulunur. Hava sirkülasyonu, ısı dağılımı gibi hizmetler sağlayan sistemlerin de mekân tasarımda önemli olduğu görülür. Frostpunk oyunu dondurucu soğukların yaşandığı bir alternatif zaman çizgisinde geçer. Oyunda, merkezinde ısı üretip dağıtan jeneratörün olduğu kent tasarımı yapılır. Toplumu hayatta tutmak için doğru kaynak yönetimi ve ısı dağılımı sürekli olarak yapılmalıdır. Fallout 4 oyunu da yine alternatif bir zaman çizgisinde geçer. Yönetilen karakter nükleer saldırılar sonucu tahrip olmuş kentlerde radyasyon gibi çeşitli tehlikelerden korunmalıdır. Oyun içinde geri dönüştürülmüş malzemeler ile sığınak inşa edilir ve sürdürülebilir bir sistem kurulmaya çalışılır. Assassin’s Creed Origins oyunu Antik Mısır’da yaşayan bir karakter kontrol edilerek oynanır. Oyunda Mısır’ın bir tür replikası tasarlanmıştır. Ekstrem sıcak çevre şartlarına uyum sağlayan geleneksel mekân tasarımı gözlemlenir. Oyunların incelenmesinde mekân tasarımında ulaşılmaya çalışılan optimum durumların çoğunlukla ortak olduğu gözlemlenmiştir. Farklı çevre ve durumlarda amaç, insanın fiziksel ve psikolojik konforunu olabilecek en optimum seviyede tutmaya çalışmaktır. Oyunların analizi sonucunda alt kodlara ulaşılmıştır. Ekstrem mekân çözümlerinde tasarım girdisi ve tasarım kararı olarak ortak kavramlara da rastlanmıştır. Ortak alt kodlar (kaynak yetersizliği, emniyet, üretim-tüketim) ekstrem sanal mekân kapsamında şablona eklenen yeni kodlar olarak belirlenmiştir. Akabinde analizler sonucu esnek şablona alt kodlar ve yeni kodlar eklenerek görselleştirilmiştir.
Son kısımda ise dijital ekstrem mekân hakkındaki çıkarımlardan bahsedilmiştir. Ekstrem mekân hakkında kapsayıcı tanımların literatürde az olması nedeniyle sanal mekân hakkında ulaşılan bilgiler literatüre katkı sağlayacaktır. Fiziksel ekstrem mekân hakkında yapılacak incelemelerde de ulaşılan sonuçlardan istifade edilebileceği öngörülmüştür.Areas where life can be sustained are defined as the environment. The natural environment is found spontaneously in nature and the built environment is formed as a result of the construction in the environment. The built environment is shaped according to the conditions of the natural environment. For example, it has a settlement according to the ground conditions, openings and top cover decisions are made according to the climatic conditions. The environments created on digital platforms by simulating the natural and built environment in virtual environments are called artificial environments. It is possible to see similar relationships between natural and built environment in artificial environments.
In conditions where the surrounding conditions are not suitable for human life, a habitable space can be designed with different systems and solutions. These spaces are defined as extreme spaces and the environment is defined as extreme environment. As the solutions overcome more difficult conditions, the area covered by extreme spaces will expand. As the solutions become widespread, the environments in question may cease to be extreme. These extreme conditions can be caused by different extreme conditions such as extreme heat, cold, natural disasters such as floods, avalanches, deprivation in a destroyed phase, wind, humidity. Each condition may require different design decisions and solutions, but the common goal is to create a space with the comfort required by human life. These conditions, which we can observe in the natural and built environment, can also be imitated in the artificial environment that simulates in the computer environment. Extreme conditions can be designed in artificial environments where rules and limitations are designed in themselves. Inferences can be obtained by observing the relationships between extreme artificial environment and space. These inferences will provide information about the extreme space in the artificial environment and help to make inferences about the spaces in the physical environment. The research investigates the extreme space in the artificial environment through analyses of digital games. It is predicted that the answers obtained from digital games will help to find answers in the physical world.
In the introduction section, explanations are made about the importance and rationale of the subject, conceptual background, importance and topicality of the research topic, the question, aim and objective of the research, expected inferences and contribution to the literature, and evaluation of the research findings. It is aimed to investigate the extreme spaces in artificial environments by analysing extreme spaces in digital games. In this context, firstly, the situations evaluated as extreme in the literature were examined. With the inferences obtained, digital games were selected and analysed. In this context, the thesis is designed with a sequential multi-method approach in which two methods follow each other. In the first part, which is the compilation and evaluation of raw data from the literature, the meta-thematic analysis method is used, and in the second part, where the spaces in digital games are analysed, the thematic analysis method is used.
In the first part, the theoretical backgrounds of the concepts of environment and space are analysed. Within the scope of environment, the concepts of natural, built and artificial environment are mentioned. The space designed as a living space in the environment and the space features in the extreme environment were examined. As virtual space and artificial environment, the concepts of virtual space and extreme space in the environment in digital games are analysed. It is mentioned that the use of virtual space in digital games is preferred because the use of virtual space in digital games increases the credibility of the game, and the potential of the results to be extracted from extreme spaces in digital games to carry information to be used in extreme space analysis is mentioned.
In the second section, the method of the research was determined. It was designed with a sequential multiple approach design. In this design in which more than one approach is done sequentially, meta-thematic analysis method was used first. Meta-thematic analysis is a process involving the compilation and recoding of codes from different sources. In the research, raw data about extreme environment and space were collected and visualised by bibliometric analysis. Then, the codes obtained were recoded. The table obtained by recoding was used as a template in the analysis process of the second stage. The second stage was designed as thematic analysis. Six games with different extreme environmental characteristics were selected. The games selected to be analysed (Against the Storm, Subnautica, Oxygen not Included, Frostpunk, Fallout 4, Assassin's Creed Origins) were analysed with the template created in the first part.
Twelve codes (environment and space, extreme situations, climate and weather events, urban design, space design, sustainability, information and technology, building knowledge, traditional space design, energy, thermal comfort and groundless settlement) were reached by re-coding the concepts obtained as a result of bibliometric analysis. The new codes were used to analyse the space in selected digital games. In each of the games, it was analysed whether the codes were included in the game and how the codes were processed in the game. Codes and extreme situations change in games. Specific solutions and situations specific to the games were identified in different extreme environments. In each playthrough of Against the Storm, the map is reproduced. In the environment with different extreme conditions, a sustainable life is tried to be built for the people by designing a city that adapts to the existing conditions. Urban design, resource management and sustainability concepts are important game dynamics. Subnautica is an underwater life fiction played in an extreme environment on an ocean planet. A kind of facility is designed in the game and there are exploration and action mechanics with different technological possibilities. Space design is required for the game and is designed by the player. A facility that will provide sustainable living conditions and meet the needs and protect from threats in the ocean is designed with technical and aesthetic decisions made by the player. In Oxygen not Included, the player tries to keep a colony alive under the ground on an asteroid. Within the colony, there are accommodation, production areas, resource conversion areas. Systems that provide services such as air circulation and heat distribution are also important in space design. Frostpunk takes place in an alternate timeline where freezing temperatures are experienced. A city is designed with a generator that generates and distributes heat at its centre. Correct resource management and heat distribution must be done continuously to keep the society alive. Fallout 4 is also set in an alternate timeline. The managed character must be protected from various dangers such as radiation in cities destroyed by nuclear attacks. In the game, a shelter is built with recycled materials and a sustainable system is tried to be established. Assassin's Creed Origins is played by controlling a character living in Ancient Egypt. A kind of replica of Egypt is designed. Traditional space design that adapts to extreme hot environmental conditions is observed. In the analysis of the games, it was observed that the optimum conditions tried to be reached in space design are mostly common. In different environments and situations, the aim is to try to keep human physical and psychological comfort at the optimum level. As a result of the analysis of the games, sub-codes were reached. Common concepts were also found as design input and design decision in extreme space solutions. Common sub-codes (resource scarcity, safety, production-consumption) were determined as new codes added to the template within the scope of extreme virtual space. Sub-codes and new codes were visualised in the flexible template as a result of the analyses.
In the last part, the conclusions about digital extreme space are mentioned. Since there are few definitions about extreme space in the literature, the information about virtual space will contribute to the literature. It is foreseen that the results obtained can also be utilised in the examinations to be made about physical extreme space