3161 research outputs found
Sort by
Drought analysis of Batman province with various drought indices and contour maps
Küresel iklim değişikliği ile kuraklık ve taşkın gibi doğal afetlerde artış gözlenmiştir. Bu nedenle literatürde kuraklık, taşkın gibi doğal
afetler üzerine birçok çalışma mevcuttur. Bu çalışmada genel olarak iklim yönünden kurak bir bölge olan Türkiye’nin Güneydoğu
Anadolu Bölgesi’nde yer alan Batman ilinde çeşitli kuraklık indisleri ile kuraklık analizi yapılmıştır. Sadece yağış verilerini dikkate
alan Normalin Yüzdesi İndisi (NYİ), Modifiye Fournier İndisi (MFİ) ve Standartlaştırılmış Yağış İndisi (SYİ) ile; yağış ve sıcaklık
verilerini birlikte dikkate alan De Martonne-Gotmann İndisi (DMGİ) ve Bagnauls-Gaussen İndisine (BGİ) göre analizler yapılmıştır.
Bu analizlerde Batman iline ait 1988-2018 yılları arası Meteoroloji Bölge Müdürlüğünden temin edilen 31 yıllık sıcaklık ve yağış
verileri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, beş yöntemin sonuçlarının birebir uyuşmadığı görülmüştür. NYİ indisine göre; 23 yılın
normal, 1 yılın hafif kurak, 5 yılın orta kurak ve 2 yılın şiddetli kurak olduğu, MFİ indisine göre; 4 yılın çok az yağışlı, 18 yılın az
yağışlı, 8 yılın orta yağışlı ve 1 yılın yüksek yağışlı olduğu, SYİ indisine göre; 1 yıl aşırı yağışlı, 1 yıl çok yağışlı, 4 yıl orta yağışlı, 11
yıl hafif yağışlı, 8 yıl hafif kurak, 3 yıl orta kurak, 3 yıl çok kurak olduğu, DMGİ indisine göre; 10 yılın yarı kurak-nemli arası, 21 yılın
yarı kurak olduğu ve BGİ indisine göre ise tüm yılların çok kurak olduğu tespit edilmiştir. Makalede Standartlaştırılmış Yağış İndisi
(SYİ) ile yıllık analizlerin yanında mevsimlik analizler de yapılmıştır. Bazı yöntemlerin analiz sonuçlarının SURFER haritalama
programıyla kontur haritaları da çıkarılıp görselleştirilmiştir.Natural disasters such as drought and flood along with global climate change, have increased in recent years. Therefore, there are
many studies on drought and flood in the literature. In this study, they have been made drought analysis with various drought indices
in Batman province located Southeastern Anatolia Region of Turkey which is generally an arid region in terms of climate. They were
made analyses for Batman province with Percent of Normal Index (PNI), Modified Fournier Index (MFI) and Standardized
Precipitation Index (SPI) that only takes into account the rainfall data and with De Martonne-Gotmann Index (DMGI) and BagnaulsGaussen Index (BGI), which take into account the rainfall and the temperature data together. 31-years of temperature and precipitation
data between 1988 and 2018 belong to Batman province obtained from the Meteorology Regional Directorate were used in these
analyses According to the analysis results, it was seen that the results of the five methods did not match exactly. According to the PNI;
23 years are normal, 1 year mildly arid, 5 years moderately arid and 2 years severely dry. According to the MFI; 4 years are very
little rain, 18 years’ little rain, 8 years’ moderate precipitation and 1-year high rainfall. According to the SPI;1 year was excessive
rainfall, 1-year heavy rainfall, 4 years’ moderate precipitation,11 years lightly rainy,8 years mildly arid, 3 years moderately arid and
3 years very dry. According to the DMGI; 10 years are between semi-arid- humid, 21 years semi-arid. According to the BGI has been
determined that all years are very dry. In the article, in addition to the annual analyses with the Standardized Precipitation Index
seasonal analyses were also made. Contour maps of the analysis results for some methods were also visualized with the SURFER
mapping program
Effects of disasters on mental health
Afetler beklenmeyen bir zamanda meydana gelen, toplumu ve insanları derinden etkileyen, can ve mal kayıplarına neden olan,
ekonomik kayıpları beraberinde getiren, doğa veya insan kaynaklı olaylardır. Afetler, zamanının belli olmaması, toplumu ve sağlık
hizmetlerini kesintiye uğratması, ağır ekonomik etkilerinin olması, psiko-sosyal iyilik halini bozması, ilerleyen dönemlerde ciddi sağlık
sorunlarına, can ve mal kayıplarına sebep olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemidir. Dünyada ve Türkiye’de her yıl binlerce
kişi afetlere maruz kalmakta ve afetlerden farklı şekillerde etkilenmektedir. Afetlerden sonra farklı yaş gruplarında farklı tepkiler
görülmekle birlikte en sık travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon, uyku ve yeme bozukluğu gibi sorunlar görülmektedir.
Yaş dönemlerine göre yapılan uygun müdahaleler ve psikolojik ilk yardım ile afetlerden sonra görülebilecek mental sağlık sorunları
büyük oranda kontrol altına alınabilir ve azaltılabilir. Bu derlemede afetlerin psiko-sosyal sağlık üzerindeki etkisine ve bu doğrultuda
yaş gruplarına göre yapılması gereken girişimlere yer verilmiştir.As a natural or human-induced event that occur unexpectedly, disasters affect society and people profoundly, cause loss of life and
property, and lead to economic losses. Disasters pose an important public health problem due to their sudden nature, disruption in
health services and society, severe economic impact, disruption in psycho-social wellbeing, resulting severe health problems in later
periods, and loss of life and property. Each year, thousands of people are exposed to disasters in the world and in Turkey, and are
affected by disasters in different ways. Although different age groups react differently after disasters, post-traumatic stress disorder,
anxiety and stress disorder, depression, sleep and eating disorders are the most common problems. Through appropriate interventions
and psychological first aid made according to age groups, mental health problems that can be seen after disasters can be controlled
and reduced significantly. Thus, this review study discusses the effect of disasters on psycho-social health and the interventions that
need to be made according to age group
Applicability of the reinforced ground embankments on sloped terrain and their comparison with alternative rockfall protection system solutions: Kanlıpelit case
Toprakarme duvarlar kaya düşmesi afetini engellemek için kullanılan yüksek enerji sönümleme özelliğine sahip masif yapılardır.
Toprakarme duvarların taban genişlikleri fazla olması nedeniyle kaya düşmesinin yaşandığı eğimli arazilerde uygulanmasında çeşitli
sıkıntılar doğmaktadır. Bu çalışmada, eğimli arazilerde toprakarme duvarların uygulanabilmesi için geliştirilmiş çözüm örnek bir
proje üzerine incelenmiştir. Buna göre eğimli arazide 6 m yüksekliğinde taş istinat duvarı ve dolgu yapılarak düz bir platform elde
edilmesi ve toprakarme duvarın platform üzerine yapılması projelendirilmiştir. Platform yapılmadan önce 8 adet en kesit üzerine kaya
düşme analizleri gerçekleştirilerek kayanın sıçrama yüksekliği, hız ve toplam kinetik enerji değerleri elde edilmiş, daha sonra platform
imalatı bitirilmiş, aynı analizlerle elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmada oluşturulan bu platform kayaların sıçrama
yükseklikleri değerlerini %83, kinetik enerji değerlerini %62 ve hız değerlerini %42 oranında azaltmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında
projelendirilen platform üzeri toprakarme duvarın maliyeti alternatif projelerin maliyetleri ile karşılaştırılmıştır. Buna göre 6 metre
betonarme duvar arkasına dolgu ve üzerine 3 metre yüksekliğinde çelik bariyer yapılmasından %60.8 oranında ve 6 metre
yüksekliğinde çelik bariyer yapılmasından ise %74.5 oranında daha az maliyetli olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmanın sonunda;
Çelik bariyerler, kaya çarpmaları sırasında boyca azalmaları, ilk yapım ve bakım onarım maliyetleri, ithal edilmeleri ve doğaya uyumu
gibi çeşitli konularda toprakarme duvarlara göre dezavantajlıdır. Bu nedenle oluşturulan platform üzerinde toprakarme duvar
yapılmasının hem güvenlik açısından hem de maliyet açısından üstün bir ıslah yöntemi olduğu ortaya çıkmaktadır. Çalışma
kapsamında geliştirilen yöntem Trabzon İli Maçka İlçesi Güney Mahallesinde kaya ıslahı projesinde uygulanmıştır.Reinforced ground embankments having high energy absorption capacity, which are being used as rockfall protection systems, are
massive structures. Various problems arise in the application of reinforced ground embankments on sloped terrain, where rockfall
occurs, because of it is high bottom width. In this study, a solution was improved for the application of reinforced ground embankments
walls on sloping lands and was examined by implementing a pilot project. Additionally, it was planned to obtain a flat platform on
inclined land with a 6 m high stone retaining wall and filling in order to construct the reinforced ground embankments wall on it.
Initially rock fall analyses were performed on 8 cross sections in order to obtain bounce height, velocity and total kinetic energy values
prior to constructing the platform. The same analysis was once again performed following the platform construction and the obtained
data were compared. This platform has reduced 83% of the rocks’ bounce heights, 62% of kinetic energy and 42% of velocity values.
In the second part of the study, the cost of the reinforced ground embankments on the platform was compared with the costs of
alternative projects. It was observed that constructing platform was 60.8% less expensive than a 6meter reinforced concrete wall with
a 3meter steel barrier and 74.5% cheaper than a 6meter steel barrier. Steel barriers are disadvantageous compared to the reinforced
ground embankments walls in various aspect such as reduction in length during rock collisions, construction cost, maintenance costs,
import and adaptation to nature. For the reasons above, we have concluded that construction of reinforced ground embankments wall
over a constructed platform is a more efficient improvement solution in terms of both safety and cost. The developed solution within
the scope of the study was applied in the rockfall protection project in Güney neighborhood, Maçka District of Trabzon Province
Investigation of spatial change of air quality of Southeast Anatolia region provinces using GIS (2007-2019)
Sanayi devrimiyle birlikte çevre sorunları çeşitlenmiş ve önemli ölçüde artış göstererek hem doğal hem de beşerî çevreyi etkilemiştir.
Bu çevre sorunlarının en önemlileri arasında yer alan hava kirliliği geçmişte olduğu gibi günümüzde de ciddi bir sorun olmuştur.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde 2007-2019 yılları arasında hava kalitesi ve kirliliğine etki eden beşeri unsurların incelendiği bu
çalışmada, kirlilik özellikle belirli illerde süreklilik göstermektedir. Bu sürekliliğe bağlı olarak amacımız bölge illerindeki hava
kirliliğini tespit etmek ve bunlara çözüm önerisi sunabilmektir. Hava kirliliğinin mekânsal değişimini tespit etmek için Coğrafi Bilgi
Sistemleri aracılığıyla IDW (Inverse Distance Weighting) analizi kullanılmıştır. Bu analiz yöntemiyle ölçümler arasında enterpolasyon
sağlanmıştır. SO2 konsantrasyonun en fazla olduğu iller 2007’de Şanlıurfa ve Siirt, 2012’de Şırnak, 2017’de Şanlıurfa ve Siirt ve
2019’da da Şanlıurfa’dır. PM10’de ise 2007’de Batman, 2012’de Gaziantep, Batman ve Siirt, 2017’de Şanlıurfa ve 2019’da da
Şırnak’ta yıllık ortalama konsantrasyon fazladır. Kirliliğin artmasında en önemli beşeri unsurlar; şehirde yaşayan nüfus miktarı,
konutlarda ve sanayide kullanılan yakıt türü ve kalitesi, sanayiye bağlı işletme sayısı ve araç sayısıdır. Bu manada insan sağlığının
bozulmasına hatta ölümlere neden olan hava kirliliğinde yerel ve ulusal yönetimlerin ciddi önlem alması gerekmektedir.With the industrial revolution, environmental problems have diversified and have increased significantly, affecting both the natural
and the human environment. Air pollution, which is among the most important of these environmental problems, has been a serious
problem today as it was in the past. In this study, which examines the human factors affecting air quality and pollution between 2007-
2019 in the provinces of Southeast Anatolia Region, pollution shows continuity especially in certain provinces. Depending on this
continuity, our aim is to detect air pollution in the provinces of the region and offer solutions to them. IDW (Inverse Distance Weighting)
analysis was used through Geographic Information Systems to detect the spatial change of air pollution. With this analysis method,
interpolation was provided between the measurements. The provinces with the highest SO2 concentration are Şanlıurfa and Siirt in
2007, Şırnak in 2012, Şanlıurfa and Siirt in 2017 and Şanlıurfa in 2019. PM10 annual average concentration is high in Batman in 2007,
Gaziantep, Batman and Siirt in 2012, Şanlıurfa in 2017 and Şırnak in 2019. The number of population living in the city, the type and
quality of fuel used in residences and industry, the number of industrial enterprises and the number of vehicles are among the important
human factors affecting pollution. In this sense, local and national administrations should take serious measures in the air pollution
that causes human health to deteriorate or even die
The Social Life in Berta and Sinkot Districts of Livane Sanjak according to the Population Book Dated 1835
1835 yılında düzenlenmiş olan Çıldır Eyaleti Livane Sancağı Berta ve Sinkot Nahiyeleri Nüfus
Defteri, Artvin tarihi için önemli bir kaynaktır. Kaynaktan yola çıkılarak bölge ile ilgili dikkate değer sosyal
tarih bulgularına ulaşılabilir. Askeri potansiyeli tespit amacıyla sadece erkek nüfusun kaydedildiği
defterde kişilerin yaşları, fiziksel özellikleri ve engellilik durumları not edilmiştir. Defterde en çok
tekrarlanan isimler Ahmed, Hüseyin, Ali, Osman, Mustafa ve Süleyman’dır. Yine defterde bazı kimselerin
sülalelerinin isimleri de kaydedilmiştir. Nüfus kayıt döneminde ticaret, eğitim, iş veya başka amaçlarla
İstanbul, Trabzon, Bağdat, Mısır, Kars, Batum ve başka yerlere gitmiş olanların olduğu görülmektedir.
Buna mukabil çoğunlukla yakın bölgelerden olmak üzere çalışmak için veya başka sebeplerle köylere
gelenler de vardır. Defterdeki 1835-1839 dönemi doğum ve ölüm kayıtlarından hareketle nüfus artışının %
8.69 olduğu tespit edilmektedir. Kayıtlarda mahalli yöneticiler, muhtarlar, imamlar ve bazı meslekleri icra
edenlerle ilgili bilgiler de yer almaktadır. Ayrıca kayıtlardan engellilerin oranının % 1.06 olduğu ve en fazla
engellinin Berta Köyü’nde bulunduğu tespit edilmektedir
Mohammad Abdullah Draz and the interpretation of surat al-Fatihah
Muhammed b. Abdullah b. Muhammed b. Hasaneyn Draz (1894-1958), Mısır’ın yirminci
yüzyılda yetiştirdiği en önemli ilim ve fikir adamlarındandır. Özellikle tefsir ve Kur’ân ahlâkı
alanlarındaki çalışmalarında İslam ilim geleneğinden beslenmekle birlikte Sorbonne üniversitesinin
ilmi birikiminden de faydalanarak İslam ve insanlık âlemine özgün bir düşünce sunmaya gayret
etmiştir. Dinin var oluş sebepleri ve insanlığa vadettiği adalet ve saadet mefhumları Draz tarafından
Kur’ân, sünnet ve felsefe çerçevesinde samimiyetle yeniden ele alınmıştır. Bu husus geleneksel
düşünceye sahip kitleleri rahatsız etmeden bir tür tecdid hareketinin dinamiğini de oluşturmuştur.
Müfessirin Kur’ân tefsirine bakışında da bu samimi ve derin anlayışı görmek mümkündür. Elinizdeki
çalışmanın temelini teşkil eden ve Fatihâ suresinin günümüz insanına anlatılmasında büyük katkılar
sağlayabilecek Draz’ın bu küçük çalışması, hem Fatiha suresinin Kur’ân’ın özü olması ve hem de onun
tefsir metodunun bir hulasası olması bakımından önem arz etmektedir. Müfessirin satırlarında aklın
engin ve derin kavrayışı, insan ruhu konusundaki samimi iç görüsü ve Kur’an’ı vicdanlı anlama kaygısı
en berrak haliyle tezahür etmektedir. Makale Draz’ın kısa hayat hikâyesini, Fatiha suresi üzerine
düşüncelerinin incelenmesini ve Fatiha suresinin tercümesini içermektedir
Validity and reliability of the Family Empowerment Scale for parents of children with cleft lip and/or palate
Background: Empowerment is recognized as a crucial concept in strengthening the position of parents in healthcare services. This study aimed to evaluate the validity and reliability of the Turkish Family Empowerment Scale (FES).
Methods: This methodological study was conducted between January and March 2021, with 348 family members actively caring for their children in the age group of 0-18 years with cleft lip and/or palate (CL/P). The English FES was translated into Turkish using back translation and modified so that it is generic and convenient for all families. The construct validity, internal validity, internal consistency, and split-half test reliability and responsiveness of the Turkish FES were examined.
Results: The original FES structure with three factors (family, health services provided to the child, and community participation) and 34 items was verified in Turkish culture. This obtained structure can explain 66% of the variance of the relevant concept. Scores of parents ranged between 34 and 170 points. Increasing scores indicated a positive significance regarding family empowerment. The Cronbach's α reliability coefficient of the scale was calculated as 0.976.
Conclusion: The study findings and the goodness-of-fit values indicated that the FES and its Turkish version are a valid and reliable measurement instrument to be used in Turkish culture
Antimicrobial effect of Pistacia terebinthus (Turpentine tree) Galls and GC-MS analysis
Pistacia terebinthus galinin antimikrobiyal aktivitesini tespit etmek için disk difüzyon yöntemi
kullanıldı. Standart mikroorganizmalarımız (Staphylococcus aureus ATCC 29213, Pseudomonas
aeruginosa ATCC 27853, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Escherichia coli ATCC 25922) brain heart
infüzyon brothlar içine alınarak Mc Farland 0.5 eşeline uyan konsantrasyonları hazırlandı. Mueller
Hinton agar besiyerlerine steril eküvyon çubuklar kullanılarak ekildi. Bakteriler 35.5-36.5 derecede
24 saat inkübe edildi. İnkübasyon sonrası diskler etrafında oluşan inhibisyon bölgeleri bir cetvel
yardımıyla ölçülerek değerlendirmeler yapıldı. P. terebinthus bitkisinin gal özütünün GC-MS analizini
yapılmıştır. GC spektrumunda yaklaşık 85 bileşen belirlenmiştir, özütün içerdiği bileşenlerin yanısıra
ve dekompozisyon ürünleri de mevcuttur. Özüte ait GC kromatogramı verilmiştir, ayrıca analizi
yapılabilen fraksiyonlar üzerlerine belirlenen bileşenlerin isimleri ve olasılık oranları belirtilmiştir. P.
terebinthus bitkisinin gal özütü gram (+) bakteriler olan Staphylococcus aureus ve Enterococcus
faecalis üzerinde olumlu etkiye sahiptir ve büyük ölçüde bakterileri inhibe etmiştir. Antibiyotiklerin
zararları düşünüldüğünde çıkardığımız özütün doğal olması ilaç gereksiniminde özütün
kullanılmasının daha avantajlı olacağı düşünülmektedir.Disk diffusion method was used to determine the antimicrobial activity of Pistacia terebinthus gal.
Our standard microorganisms (Staphylococcus aureus ATCC 29213, Pseudomonas aeruginosa ATCC
27853, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Escherichia coli ATCC 25922) were taken into brain heart
infusion broths and their concentrations were prepared according to Mc Farland 0.5 chart. They
were inoculated on Mueller Hinton agar media using sterile swab sticks. Bacteria were incubated at
35.5-36.5 degrees for 24 hours. The inhibition zones formed around the discs after incubation were
measured with the help of a ruler and evaluations were made. GC-MS analysis of gal extract of P.
terebinthus plant was performed. Approximately 85 components have been identified in the GC
spectrum, besides the components contained in the extract and decomposition products are also
available. The GC chromatogram of the extract is given, as well as the names and probability ratios
of the components determined on the fractions that can be analyzed. Gal extract of P. terebinthus
plant has positive effect on gram (+) bacteria Staphylococcus aureus and Enterococcus faecalis and
inhibited bacteria to a large extent. Considering the harms of antibiotics, it is thought that it would
be more advantageous to use the extract in case of drug requirement, since the extract we extract is
natural
External shame, loneliness, psychological distress, and well-being: insights from the Turkish adaptation of the Other as Shamer Scale-2
BACKGROUND
In this paper, we examine the Other as Shamer Scale-2 (OAS-2), a unidimensional and brief scale to directly assess external shame. In three studies with three independent samples of a Turkish university, we present evidence for OAS-2 validity with respect to well-being outcomes (subjective happiness, flourishing, and subjective well-being) and psychological distress outcomes (depression, anxiety, stress, and loneliness) through direct comparisons with existing measures.
PARTICIPANTS AND PROCEDURE
In Study 1 (N= 311), confirmatory factor analyses. measurement invariance across gender, and Item Response Theory (IRT) were examined. In Study 2 (N= 380), criterion-related validities of the OAS-2 were analyzed. In Study 3 (N = 252), incremental validity was examined using PROCESS. Also, internal consistency, composite reliability, and temporal reliability (n = 89) of the OAS-2 were investigated.
RESULTS
In Study 1, confirmatory factor analyses supported the unidimensionality of the measure. The results provide support for measurement invariance across gender. All item scores fit the IRT model and were fit with ordered, progressing hierarchies in their step difficulties. In Study 2, criterion-related validity for the OAS-2 was demonstrated through positive correlations with loneliness. and negative correlations with subjective happiness and flourishing. In Study 3, findings indicated the mediation impact of external shame on well-being via psychological distress. The OAS-2 showed satisfactory reliability coefficients.
CONCLUSIONS
Overall, the OAS-2 proved to be a valuable and reliable tool, which presents a short form to measure external shame. In addition, it was observed that the OAS-2 was related to both well-being and psychological distress