1285 research outputs found
Sort by
Batiyal leptostrakan, Nebalia abyssicola (Crustacea, Phyllocarida)’nın Ege Denizi, doğu Akdeniz’den ilk kaydı
Data on deep sea leptostracans (Crus
tacea: Phyllocarida: Leptostraca) are still scarce in many parts of the
world. In the last few years, several species of
Nebalia
Leach, 1814, have been reported from the eastern Mediterranean;
however, there have been no reports from waters deeper than 100 m. Samples collected recently from Gökçeada,
Turkey—at depths of 680-820 m in the Aegean Sea, eastern Mediterranean—included
Nebalia abyssicola
Fage, 1929.
This is the first record for the study area and one of the few known records of this species. Specimens are described and
figured to complement previous descriptions. A key for all known leptostracans from the eastern Mediterranean is also
provided.Dünyanın bir çok bölgesinde leptostrakanlar üzerine ve
riler hala yetersizdir. Son yıllarda doğu Akdeniz’de birkaç
Nebalia
Leach, 1814 türü rapor edilmiştir ancak 100 m den daha
derin sulardan herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
Doğu Akdenizde, Gökçeada’da 680 ve 820 m derinliklerden elde edilen çalışma örnekleri
Nebalia abyssicola
Fage,
1929’nın varlığını göstermiştir. Bu tür çalışma bölgesi için yeni
kayıttır ve ender kayıtlarından biridir. Bireyler önceki
tanımlamalara dayalı olarak tanımlanmış ve şekilller
i çizilmiştir. Aynı zamanda doğu Akdeniz’de bilinen bütün
leptostrakanlar için bir tayin anahtarı oluşturulmuştur
The effect of prepared activities by using the newspapers in science course on students’ academic achievement
Gazetelerdeki konuların gerçek hayata benzerlikleri öğrencilerin konulara olan ilgisini arttırarak, öğrenmenin daha etkili gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Fen ve teknoloji dersi amaçlarının günlük yaşamla ilişki kurmaya yönelik olması ve gazetelerin bu dersin kazanımlarına yönelik verileri içermesi, bu dersin gazete kullanımı ile uygunluğunu göstermektedir. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, 5. sınıf fen ve teknoloji dersinde gazetelerden faydalanarak hazırlanan ders etkinliklerinin, öğrencilerin akademik başarılarına etkisini tespit etmektir. Araştırma 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Kocaeli İli İzmit İlçesindeki bir ilköğretim okuluna devam eden, 100 beşinci sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Araştırmada öntest-sontest deney-kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları, gazetelerden faydalanılarak hazırlanan ders etkinlikleri ile desteklenen fen ve teknoloji derslerinin, öğrencilerin akademik başarısı üzerine anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir.Similarities between the issues in newspapers and daily life would help students to have more effective learning by improving their interests to these issues. Purposes of science and technology course which relate to daily life and newspapers which contain data for this course, indicates the suitability of using newspapers in this course. In accordance, the purpose of this study is to determine the effect of using the activities based on newspapers in 5th grade science and technology course. Pre-test and post-test experiment-control group quasi-experimental design was used in this study. Data of this study was gathered with the academic achievement test which developed by researchers. Results of the study indicates that there is a significant effect of science and technology courses which are supported with activities based on newspapers, on students academic achievement
Dizgeli Öğretim Modelinin Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinde Yapılan Viyolonsel Dersinde Öğrenci Başarısına Etkisi
Bu araştırmada, güzel sanatlar ve spor liselerinde dizgeli öğretim modeline göre yapılandırılmış viyolonsel eğitimi dersinin, bilgi düzeyi ve performansa ilişkin beceriler bakımından öğrencilerin akademik başarılarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak düzenlenen araştırmada aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır:
1. Uygulama öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarının viyolonsel eğitimi dersindeki bilişsel alana yönelik bilgi düzeyleri nedir?
2. Uygulama öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarının viyolonsel eğitimi dersindeki devinişsel alana yönelik beceri düzeyleri nedir?
Araştırmanın çalışma grubunu, Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Müzik Bölümü’nde 2009-2010 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören birinci, ikinci ve üçüncü sınıf viyolonsel öğrencileri (N=14) oluşturmaktır.
Araştırmanın yöntemine dayalı olarak viyolonsel öğrencilerinin bilgi düzeylerini ve performansa yönelik beceri düzeylerini arttırmak amacıyla, dizgeli öğretim modeline dayalı olarak hazırlanan ve 8 haftalık (16 ders saati) süreyi kapsayan ders planı hazırlanmıştır.
Veri toplama araçları ile yapılan öntestler sonucunda yansız atama yöntemi ile deney (n=7) ve kontrol (n=7) grupları oluşturulmuş, grupların denk olmasına özen gösterilmiştir.
Deney grubuna, 8 hafta (16 ders saati) süreyle dizgeli öğretim uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmayarak geleneksel öğretim sürdürülmüştür. Öğretim sürecinin sonunda sonteste ait verileri elde etmek amacıyla, deney ve kontrol grupları veri toplama araçları ile tekrar ölçümlere tabi tutulmuştur.
Araştırmanın verilerini toplamak ve alt problemlerine yanıt aramak amacıyla, bilişsel ve devinişsel alana yönelik olmak üzere araştırmacı tarafından iki tür ölçek geliştirilmiştir. Bilişsel alana yönelik olarak “Viyolonsel Dersi Bilişsel Alan Değerlendirme Testi” ve devinişsel alana yönelik olarak “Viyolonsel Dersi Performans Değerlendirme Ölçeği”, araştırmanın amacına yönelik verileri toplamak ve gerekli ölçümleri elde etmek amacıyla kullanılmıştır.
Öntest ve sontestten elde edilen her bir değişkene ait veriler istatistiksel analizlerle çözümlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının uygulama öncesi denkliklerini ve uygulama sonrası sontest puanları arasındaki farkı belirlemek amacı ile Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının, araştırmanın bağımsız değişkenleri açısından nasıl bir gelişme gösterdiğini belirlemek için ise Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır.
Araştırmadan elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:
1. Dizgeli öğretim modelinin uygulandığı deney grubunun bilişsel alana yönelik bilgi düzeyi ile düz anlatım yoluyla öğretim yapılan kontrol grubunun bilişsel alana yönelik bilgi düzeyi arasında, deney grubunun lehine anlamlı bir fark bulunmuştur.
2. Dizgeli öğretim modelinin uygulandığı deney grubunun devinişsel alana yönelik performansa ilişkin beceri düzeyi ile düz anlatım yoluyla öğretim yapılan kontrol grubunun performansa ilişkin beceri düzeyi arasında, deney grubunun lehine anlamlı bir fark bulunmuştur
WARRIOR TRAINING IN DEDE KORKUT STORIES
Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatının temel taşlarından biri olması ve eski Türk gelenekleri, inanışları, hayat tarzı ile ilgili bilgiler sunması ve destandan halk hikâyesine geçiş döneminin en önemli eseri olması açısından eşsiz bir kaynaktır. Bu eserde yer alan on iki hikâyenin olay örgüsünde genel olarak birtakım mücadeleler yer almaktadır. Çünkü hikâyelerde anlatılan göçebe Oğuz Türklerinin hayat tarzı, devamlı hareket ve mücadeleye dayanır. Bu mücadeleler ise, sadece tabiat ve çevre şartlarıyla değil, aynı zamanda düşmana karşı da verilmiştir. Bu nedenle kuvvet ve savaşçılık, böyle bir hayat tarzını devam ettiren asıl unsurlar olmuştur. Doğa şartlarının sertliği, avcılıkla uğraşma ve çevredeki toplumlarla sürekli mücadele gibi faktörler, göçebe insana savaşçı ve mücadeleci bir kimlik kazandırmada birinci derecede etkili olmuştur. Mücadelelere dayalı olan Dede Korkut Hikâyeleri'nde, savaşçı bir kimliğe sahip olması beklenen kahramanın yetiştirildiğini gösteren sahneler çokça yer almaktadır. Kuvvetli insana dayanan göçebe toplumlarda da, erkek çocuğa büyük bir değer verilmiştir. Bu nedenle özellikle erkek çocuklar, hem boylar arasındaki mücadelede, hem zor durumdaki ve tutsak olan aile bireylerini kurtarmada, hem de avlanma amacıyla yapılan vahşi hayvanlarla mücadelede âdeta özel bir savaş eğitimine tâbi tutulmuştur. Bu çalışmada, Dede Korkut Hikâyelerindeki kahramanların savaşçı bir kimlik kazanmada geçirdiği aşamalar ve hikâyelerin, savaşçı eğitimiyle ilgili olarak vermiş olduğu mesajlar tespit edilmeye çalışılmıştırWhen it is considered that Dede Korkut Stories are the fundamental element of Turkish literature because of including the informations on Turkish traditions, beliefs and life style; it can be said that the Book of Dede Korkut Stories is the unique source of Turkish Literature besides being the crossing point compositon from legend to folk narratives. It is because the life style of the Oguz Turks, told in the narratives, depends on the continuous struggle and movement, these struggles and movements take place on the plot of the these twelve stories. Oguz Turks struggled against not only nature but also enemy. So, being strong and a warrior are the factors in maintenance of their life style. The tough weather conditions, the continuous struggle against other tribes around and dealing with hunting have primary effects on establishing a warrior and fighter identity. Based on these struggles, Dede Korkut Stories have lots of scenes in which the future expected warrior hero is raised. It is because nomadic tribes, like Oguz Turks, based on powerful men, male child has great importance. It is why the children especially male ones had a special training on saving their family members when they are refugee or when they have hard times in struggling against the other tribes. They have also trained on hunting and dealing with wild animals. In this study it is tried to define the messages of the stories related to the warrior training and the process of establishing a warrior character of Dede Korkut Storiesheroe
Insider Dealing : Fraud in Islam?
Bu makale, “Insider dealing: fraud in Islam?” Journal of
Financial Crime, ISSN 1359- 0790, 2012, Vol. 19,
Issue 2, s. 140-148'den alınmıştır.Amaç: Bu makalenin amacı içeriden öğrenenlerin ticaretinin/insider dealing İslâm’ın perspektifinden
sahtekârlık olup-olmadığını incelemektir. Tasarım/metodoloji/yaklaşım: Bu makale
Kur’ân ve sünnetteki emirlerin analojisini (kıyas) ve İslâm’la ilgili literatürün eleştirel analizini kullanır.
Bulgular: Makale şu bulguları elde etmiştir: İçeriden öğrenenlerin ticareti İslâm’da dolandırıcılıktır
(tağrîr) ve dolandırılan taraf sonradan ortaya çıkan kusura (hıyâru’l-’ayb) ilaveten
dolandırıcılık nedeniyle işlemi feshetme hakkına (hıyâru’t- tedlîs) sahiptir. Pratik etkileri:Makale
içeriden öğrenenlerin ticareti konusuyla ilgili yasalar çıkarmada özellikle de Şeriat'’ın, hukukun
temel kaynağı olduğu yerlerde bir başvuru kaynağı olarak kullanılabilir. Orijinallik/özgünlük/değeri:
Makale içeriden öğrenenlerin ticaretinin İslâm'ın perspektifinden dolandırıcılık olduğunu tanıtmada
yeni bir teşebbüs sunmaktadır.Purpose: The purpose of this paper is to examine whether insider dealing is fraud from
the perspective of Islam. Design/methodology/approach: The paper uses analogy (qiyas) of the injunctions
in the Qur’an and Sunnah and critical analysis of literature on Islam. Findings: The paper
finds that insider dealing is fraud (taghrir) in Islam and the defrauded party has the option to rescind
the transaction for fraud (khiyar al-tadlis) as well as for latent defect (khiyar al-’aib). Practical
implications: The paper is practical as a source of reference in legislating laws relating to insider
dealing particularly where Shari’ah is the principal source of law. Originality/value: The paper presents
a novel attempt in establishing that insider dealing is fraud from the perspective of Islam
Ibn Harrât el-Isbîlî and his place in hadith learning
Tezde, Endülüs'te hadisin gelişim süreci ve İbnü'l-Harrât el-İşbîlî'nin hadis ilmindeki yeri ele alınmıştır. Endülüs hadisçiliği ve İbnü'l-Harrât'ın hadis ilmindeki konumu incelenirken Endülüs Tarihi de kısaca zikredilmiştir.Çalışmada, Endülüs'te hadis ilminin geçirdiği evreleri tespit etme amaçlanmıştır. Dolayısıyla bu evrelerin belli bir kısmında yaşamış olan İbnü'l-Harrât'ın hadisçiliği incelenmiştir. Tezde hem Endülüs'te hadis ilminin geçirdiği gelişimi, hem de İbnü'l-Harrât'ın hadisçiliği tespit edilmiştir.Tezde kaynaklardan bilgi toplama, değerlendirme ve analiz etme yöntemleri uygulanmıştır. Çünkü hem Endülüs hadisçiliği, hem de İbnü'l-Harrât'ın hadis ilmindeki yeri incelenirken meseleye ışık tutan kaynakların gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü her bir kaynak meselenin bir tarafını kendi bakış açısına göre ele almaktadır. İbnü'l-Harrât'ın hayatı ve hadisçiliği ele alınırken eserlerinden faydalanılmıştır. Çalışmalarında genellikle rivayetler yer almaktadır. Rivayetlerin zikredildiği çalışmalarda ravi ve rivayetler hakkında farklı görüşler olduğu için, analiz ve değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Tezde ravi ve rivayet incelemelerine önem verilmektedir. Bu meyanda İbnü'l-Harrât'ın hadisçilik yönüne eleştiriler yapılmıştır. Söz konusu eleştirilerin en önemli kısmının İbnü'l-Kattân'dan geldiğini zikretmek gerekmektedir. Bir mesele hakkında bütün görüşlerin belirtilmesi meseleyi daha net ele almayı sağlayacağı için farklı görüşlere de değinilmiştir.Çalışma sonucunda, Endülüs hadis gelişim sürecinin üç aşamadan oluştuğu tespit edilmiştir. Bunlar hadis ilminin giriş, gelişme ve zayıflama dönemleri olduğu ortaya çıkmıştır. İbnü'l-Harrât'ın özellikle üç ahkâmının olup-olmadığı tartışmaları araştırılarak her üç eserin de farklı olduğu sonucuna varılmıştır. Onun hadis ilminde kendisine has uygulama ve çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Yaptığı çalışmalardan dolayı birçok âlimin takdirini kazandığı anlaşılmıştır.Tez, Endülüs'te hadis ilminin gelişim sürecini tespit etme ve İbnü'l-Harrât'ı ve hadis ilmindeki yerini tanıma imkanı sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Endülüs, Hadis, İbnü'l-Harrât el-İşbîlî.This study aims to explain the development process of hadith in Andalus and the importance of İbn Harrât al-Isbîlî?s hadith learning. İt is also mentioned the history of Andalus while being excamined the place of hadith learning in Andalus and Ibn Harrât?s. This study also aims to determine the undergoing periods of hadith learning in Andalus. So it is studied the hadith learning of Ibn Harrât who lived in some of these periods. It is determined both the development process of hadith learning in Andalus and the his place of hadith learning in Ibn Harrât al-Isbîlî.In this study it is adopted the methods of information gathering, analizing and evaluation from different sources. İt is required to revişe and evaluate the sources shed light on the matter whereas both Andalus?s and the positionof Ibn Harrât?s hadith leaving are examinated for why each resorurce has a different point of view on the matter.İt is benifited from the Works of Ibn Harrât in order to examine the life and the hadith learning of him. It is usually included rumours in his Works. Since there are different points of views on rumours of his Works, it is needed another analysis and evaluation. This study gives importance to analysis of rumours. In this sense ıt is animadverted on the hadith learning of Ibn Harrât. It is worth to say that Ibn Kattân is one of these people who critisized Ibn Harrât severely. Different points of views takes place in this study for being examined the matter in details.It is determined that the development process of hadith ın Andalus consists of there stages at the conclusion of this study. These stages are introduction development and decline parts of hadith learning. İt is also concluded each Works has completely different from each other after being examined whether he has especially there judgments. İn this study we have concluded that he has special studying and applications in hadith learning and he has was appreciated by most of the scholars because of his Works. This study enables to find out the development process of hadith learning in Andalus and know Ibn Harrât and his place in hadith learning Key words: Andalus, hadith, Ibn Harrât al-Isbîl
The present situation of non-sino-tibetan languages spoken in northern and north-Western China I Altaic Languages I - Mongolian
Tarihî seyir içerisinde Türkçenin en yoğun ilişki içerisinde bulunduğu dillerden bir tanesi Moğolcadır. Moğolca ile Türkçe arasındaki etkileşim, bu dilleri konuşan halkların yapmış oldukları göçler ve tecrübe ettikleri kültürel değişimler neticesinde, zaman zaman zayıflayıp artmış olsa da günümüze kadar devam etmiştir. Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan bazı bölgeler bu etkileşimin çeşitli seviyelerde hâlâ devam ettiği alanlardandır. Tarihî olarak Türkçe ve Moğolca konuşan halkların hakimiyet ve yaşam alanları olan bu bölgelerin bazılarında Türkçe ve Moğolcanın gücü oldukça zayıflamış, hatta varlığı tehlikeye girmiştir. Buna rağmen Moğolca günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde en az on lehçe ile temsil edilmektedir. Bu lehçelerden bazıları yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ancak Güney Moğolca örneğinde olduğu gibi, bu lehçelerden bazıları Çincenin bütün baskısına dayanmanın yanında Çince ve Tibetçe ile birlikte diğer Moğol lehçeleri üzerinde bir kültürel baskı unsuru da teşkil etmektedir. Çince, hem Çin Halk Cumhuriyetinin resmî dili olması sebebiyle hem de nüfusun ezici çoğunluğunun konuştuğu dil olması sebebiyle bütün azınlık dilleri gibi Moğol lehçeleri için de büyük tehlike arz etmektedir. Tibetçe ise demografik sebeplerin yanında daha çok dinî sebeplerle Moğol lehçelerini tesiri altına almaktadır. Çince, Tibetçe ve Güney Moğolcadan hissedilen bu baskıya rağmen küçük Moğol lehçelerinin bazı Türk lehçelerini ve Tunguz lehçelerini baskı altına aldığı görülmektedir.Mongolian is one of the languages, which Turkish has been in intensive mutual contact throughout the historical course. The interactive relation between Turkish and Mongolian has continued to date despite it has occasionally decreased and increased due to the migrations and cultural changes experienced by the speakers of these languages. Some areas in present-day People’s Republic of China are regions, where this interaction still remains intact. Turkish and Mongolian have lost ground or even are facing extinction in some of these regions, which historically had been the living space of Turkish and Mongolian-speaking populations. However, Mongolian is still represented with at least ten varieties within the borders of People’s Republic of China. Some of these varieties are at the edge of extinction whereas others like Southern Mongol are enduring the pressure of the Chinese language as well as posing a threat to other Mongolian varieties together with Chinese and Tibetan. The Chinese language endangers the existence of Mongolian varieties like all other minority languages as a result of being the official language of the People’s Republic of China and the language of the vast majority. On the other hand Tibetan pressurizes Mongolian varieties mainly with religious reasons besides demographic ones. In spite of the pressure felt from Chinese, Tibetan and Southern Mongol, some minor Mongolian varieties are pressurizing some Turkic and Tungusic varieties
The levels of nitrite and nitrate, proline and protein profiles in tomato plants infected with Pseudomonas syringae
In this study, the contents of nitrite-nitrate and free L-proline, and pathogenesis-related (PR) proteins in tomato plants following inoculation with Pseudomonas syringae pv. tomato strain were examined. The results of the nitrite and nitrate indicated that there was a reduction in the levels of nitrate in the infected tomato plants through 1-8 study days, compared with the healthy plants. On the other hands, when the nitrite amounts increased in the first and second days, the nitrite concentrations reduced in infected plants at subsequent time periods, compared with uninfected plants. The accumulation of free proline increased in the infected plants, according to control plants. The whole-cell protein profiles displayed that the levels of the protein bands of molecular masses 204.6 kDa and 69.9 kDa significantly increased in infected and uninfected plants during 2-10 study days. In additionally, in the quantities of the protein bands of molecular weights 90.3 and 79.4 kDa were observed an increase in the infected and healthy plants after the fourth day. However, the protein band of molecular weight 54.3 kDa was visible only in uninfected plants for the fourth and eighth days.
Finally, the study suggest that there were the sophisticate relationships among the proline accumulation, the conversion of nitrate to nitrite and the induction of PR protein genes in the regulation of defense mechanisms toward microbial invaders. Our results also indicated that the increases in nitrite and proline contents might be useful indicator for the response toward pathogen attacks
Evaluating Science Teachers’ Views about Dimensions of Teaching Programme According to their Levels of Self- Efficacy Beliefs
Bu çalışmanın amacı; fen ve teknoloji öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik öz-yeterlik inanç
düzeylerine göre fen ve teknoloji dersi öğretim programının boyutları hakkındaki görüşlerinin incelenmesidir.
Öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğine yönelik geliştirdikleri öz-yeterlik inanç düzeylerinin fen ve teknoloji dersi
öğretim programını uygulamaya yönelik performanslarını etkileyen önemli faktörlerden biri olduğu
düşülmektedir. Çalışmada nicel araştırma desenlerinden tarama modeli, nitel araştırma desenlerinden olgu bilim
deseninin kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik
öz-yeterlik inançlarının ne düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, fen ve teknoloji dersi öğretim
programının amaç-hedef-kazanım boyutuna, içerik boyutuna, eğitim durumları boyutuna ve ölçmedeğerlendirme
boyutuna yönelik görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, fen bilgisi
öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik öz-yeterlik inançları, Tschannen-Moran ve Hoy (2001)
tarafından geliştirilmiş olan "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği" ile belirlenmiştir.
Çalışmanın nitel boyutunda ise öğretmenlerin fen ve teknoloji dersi öğretim programına yönelik görüşlerini
belirlemek amacıyla açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Öğretmenlik mesleğine yönelik
öz-yeterlik ölçeğinden elde edilen verilerin analizinde, SPSS 15 programından yararlanılarak betimleyici ve
açıklayıcı istatistik teknikleri kullanılmıştır. Görüşme formundan elde edilen verilerin analizinde, Nvivo-9.2
paket programı kullanılarak içerik analizi tekniklerinden olumsallık (ilişki) analizi tekniğine başvurulmuştur.
Hazırlanan anket Kırşehir ilinde çalışan tesadüfi olarak seçilmiş 52 fen bilgisi öğretmenine uygulanmıştır.
Çalışmada elde edilen genel sonuçlara göre düşük düzeyde öğretmenlik öz-yeterlik inancına sahip öğretmenlerin
fen ve teknoloji dersi programı hakkındaki görüşlerinin; kazanımların anlaşılamaması, performans gibi bazı
öngörülen görevlerin hedefine ulaşamaması vb noktasında, yoğunluk gösterdiği, orta düzeyde öğretmenlik özyeterlik
inancına sahip öğretmenlerin fen ve teknoloji dersi programı hakkındaki görüşlerinin; programın
karmaşa yaratan sarmal yapıda olduğu vb. noktasında yoğunluk gösterdiği ve yüksek düzeyde öğretmenlik özyeterlik
inancına sahip öğretmenlerin fen ve teknoloji dersi programı hakkındaki görüşlerinin; programın öğrenci
seviyesine uygun olması, hedeflerin açık ve anlaşılır olması vb noktasında yoğunluk gösterdiği belirlenmiştir.The aim of this study is to investigate science teachers’ views about dimensions of science and
technology teaching programme according to their levels of self-efficacy beliefs towards teaching profession. It
is thought that science teachers’ teacher self-efficacy is one of the important factors affecting their performances
related to application of science and technology education curriculum. The integrated research design in which
descriptive scanning model of quantitative and phenomenology technique of qualitative research methods are
combined has been used in this research. The levels of teacher self-efficacy beliefs are examined, also teachers’
views related to purpose- target- recovery dimension, content dimension, educational status dimension,
measurement and evaluation dimension of science and technology education curriculum. In the quantitative
dimension of the research, science teachers' self-efficacy beliefs towards teaching profession were determined
with "Teachers' Sense of Efficacy Scale" developed by Tschannen-Moran & Hoy (2001). In the qualitative
dimension of the research, an interview form including four open-ended questions was used in order to
determine the teachers' views towards the teaching programme of Science and Technology course. In the
analysis of the data obtained from the scale of teachers' self-efficacy beliefs, by benefiting from SPSS 15
programme descriptive and explanatory statistical methods were used. In the analysis of the data obtained from
the interview form, contingency (relation) analysis among the methods of content analysis was used by using
Nvivo-9.2 packet programme. 52 Science and Technology teachers working in Kırşehir included in the sample
were chosen randomly. According to the general conclusions obtained in the study, the views of the teachers
having self-efficacy beliefs at a low level indicate an intensity in the subjects that goals cannot be understood,
some anticipated duties cannot reach its goals such as performance, and so on; the views of the teachers having a
self-efficacy belief at a medium level indicate an intensity which the programme is in a spiral structure creating
complexity and the views of teachers having a self-efficacy belief at a high level indicate an intensity on which
programme is suitable for the students' levels and the goals are clear and understandable
Fear of God (Taqwa) in the Quran: Some Notes on Semantic Shift and Thematic Context
Bu makale "Fear of God (Taqwa) in The
Quran: Some Notes on Semantic Shift and
Thematic Context" Journal of Semitic Context,
ISSN 0022- 4480, 03/2005, Vol. 50, Issue 1, s.
137- 152'den alınmıştır.Kur’ân’da en sık kullanılan terimlerden biri olan takva ya da “Allah korkusu” önemli bir
tema ve geniş Kur’ânî vizyonun temel motifi olarak görev yapmaktadır. Bu araştırma hem lügavî
hem de semantik olarak metnin kendisinin daha geniş bir semantik dinamizmiyle ilgilenmek suretiyle
bizim Kur’ân’ın tematik yapılarını şekillendiren görüş aralığı ve kapsamını anlamak için daha
iyi bir konumda olduğumuzu önererek bu terimin Kur’ânî söylemin kapsamı içerisine yerleştiriliş
biçimini inceler. Metodolojik olarak bu araştırma, takva teriminin ait olduğu daha geniş bir semantik
gruplandırma olan bilgisayar destekli analiz yoluyla genel olarak “korku” tasavvurunu çağrıştıran
tüm morfolojik türevlerin kapsamlı bir envanterini çıkararak Kur’ân lügatinin sistematik bir
istatistiksel incelemesinden yararlanmıştır. Bu empirik araştırmanın sonuçları esas alındığında araştırma
birincil analitik çerçeve olarak Kur’ân’ın yapısında var olan metinlerarası dönüşümselliği kapsar
ve takva teriminin retoriğindeki gözlenebilir semantik değişimlerin metnin temel kronolojisi
içerisindeki koşullara bağlı gelişmeleri temsil ettiğini tartışır.One of the most ubiquitous terms in the Qur’an, taqwa, or ‘fear of God’, serves as a
major theme and leitmotif of the wider Quranic vision. This study explores, both lexically and semantically,
the way in which this term is situated within the Quranic universe of discourse, proposing
that by attending to the broader semantic dynamism of the text itself we are in a better
position to understand the range and scope of the vision which shaped the Qur’an’s key thematic
structures. Methodologically, the study has made use of a systematic statistical survey of the Quranic
lexicon, deriving by way of computeraided analysis a comprehensive inventory of all morphological
derivations of radicals connoting the general idea of ‘fear’, a larger semantic grouping to which
the term taqwa belongs. Predicated upon the results of this empirical survey, the study takes as its
primary analytic framework the Qur’an’s inherent intertextual reflexivity and argues that observable
semantic shifts in the rhetoricity of the term taqwa represent circumstantial developments in
the text’s basic chronology