1285 research outputs found
Sort by
A study on pollen morphology of some species in the family Ranunculaceae (Düğünçiçeğigiller)
Türkiye'de yetişen Ranunculaceae familyasından 5 cinse ait 9 türün polen morfolojisi ışık ve taramalı elektron mikroskobu ile incelenmiştir; bunlar, Adonis aestivalis L., A. flammea Jacq., Consolida hellespontica (Boiss.) Chater., C. orientalis (J.Gay) Schrödinger, C. regalis Gray, Delphinium venulosum Boiss., Nigella arvensis L., Ranunculus argyreus Boiss. ve R. arvensis L. taksonlarıdır. Heteropolar olan R. argyreus dışındaki bütün türlerde polen izopolar simetriye sahiptir. R. arvensis poleninde apertür bulunmazken, R. argyreus poleni 3-kolpat ilâ 6-kolpat, diğer bütün türlerin polenleri ise 3-kolpattır. İncelenen taksonlarda polen şekilleri prolat, subprolat, prolat-sferoidal, perprolat ya da oblat-sferoidal olup, türler arasında ve tür içerisinde varyasyon gösterebilmektedir. Bütün türlerde ekzin seyrek dağılmış küçük dikenlerle (mikroekinat) ve seyrek veya yoğun mikroporlarla kaplıdır, ancak R. arvensis'te hem küçük dikenler hem de büyük dikenler bulunmaktadırThe pollen morphology of nine species from five genera of the family Ranunculaceae growing in Turkey has been examined by light and scanning electron microscopy; these taxa are Adonis aestivalis L., A. flammea Jacq., Consolida hellespontica (Boiss.) Chater., C. orientalis (J.Gay) Schrödinger, C. regalis Gray, Delphinium venulosum Boiss., Nigella arvensis L., Ranunculus argyreus Boiss. and R. arvensis L. The pollen is isopolar symmetrical in all species except for that of R. argyreus that is heteropolar. The pollen grain is inapperturate in R. arvensis, 3-colpate to 6-colpate in R. argyreus and 3colpate in the other species. The shape of pollen in the examined species is prolate, subprolate, prolate-spheroidal, perprolate or oblate-spheroidal and shows variation between and within a species. The exine is covered with sparsely distributed microspines (microechinate) and with sparse or dense micropores in all species, but in R. arvensis it is covered with both micro- and macro-spine
Konaklama İşletmelerinde Entelektüel Sermayenin Rekabet Gücüne Etkisi
Bu çalışmanın amacı entelektüel sermayenin rekabet gücüne etkisinin konaklama işletmeleri bağlamında incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Antalya'da faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmesi yöneticileri oluşturmaktadır. Söz konusu ilişkinin incelenmesi için geliştirilen ölçekler yardımıyla toplanan veriler yapısal eşitlik modelleme ve regresyon analizi gibi istatistik yöntemlerle analiz edilmiştir. Analiz sonuçları entelektüel sermayenin rekabet gücünü etkilediğini ortaya koymaktadır. Entelektüel sermaye boyutlarından müşteri sermayesi rekabet gücünü yordamada en etkili unsur olarak saptanmıştır. Araştırma bulguları ilgili yazın desteği ile tartışılmış, değerlendirilmiş, araştırmacı ve uygulamacılara öneriler sunulmuştur.The purpose of this study is the examination the effect of intellectual capital on competitiviness in the context of accommodation establishments. Samples of the study consist of 4 and 5-star accommodation comprise business managers in Antalya. The data collected with the help of developed scales to examine intellectual capital and competitive relationships was analyzed with statistical methods like structural equation modeling and regression analysis. Analysis of the results demonstrate that affect the competitiveness of intellectual capital. Customer capital dimension was the most influential factor predicting competitiveness. The findings were discussed with the support of relevant literature, was reviewed and presented suggestions for practitioners and researchers
5. Sınıf Öğrencileriyle Kadın Sporcular Üzerine Bir Sözlü ve Yerel Tarih Çalışması
Problem Durumu: Türkiye sosyal bilgiler/tarih öğretim programlarında kadınlara/kadın geçmişine/toplumsal cinsiyete odaklanan kazanımlar son derece sınırlıdır. Bu bağlamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin eğitim zemininde gerçekleştirilebilmesi için öğretmenlerin sosyal bilgiler programlarındaki ilgili becerileri dikkate alarak okul dışı ortamlarda kadınların ve kadın geçmişinin daha görünür olduğu çalışmalar/etkinlikler/projelerin nasıl gerçekleştirilebileceği üzerinde düşünmeleri gerekmektedir. Kadın tarihinin ilk aşaması olan "görünürlük" (ya da kadının görünmezliği), çeşitli nedenlerle kayda geçirilmemiş ya da belgelerde olsa da tarih yazımında görmezden gelinmiş ve tarihin dışında bırakılmış kadın deneyimlerini keşfetme ve görünür kılma amacını taşımaktadır. Bu bağlamda kadınları tarihte görünür kılma çalışmaları öncü kadınlardan başlayarak sıradan kadınların yaşamını keşfetmeye doğru ilerlemiş ve bu çalışmaların yürütülmesinde sözlü tarih yöntemi önemli bir rol üstlenmiştir. Kadın tarihi çerçevesinde "farkındalık" kavramı ise, geçmişte kadınların yaşadıkları güçlükler ve bunlarla başa çıkma stratejileri ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinin niteliğini/toplumsal cinsiyet örüntülerini fark etme ile ilişkilendirilebilir. Kadın tarihi, öte yandan, kadınların "güçlenmesine" (empowerment) katkı sağlayan önemli bir kaynaktır ve sözlü tarih çalışması kadınların güçlenmesine katkıda bulunabilir. Eğitim alanında ise sözlü tarih ile birlikte yerel tarih, öğrencilerin tarihle doğrudan tanışmaları bakımından önemlidir. Sözlü tarih çalışması, geçmişe heyecan duymayı teşvik etmede, güçlü bir araç olabilir. Sözlü tarih yoluyla öğrenciler, tarihi kanıtları değerlendirebilir; tarihin gerçekliğini ve bugünleriyle ilişkili olduğunu hissedebilir ve tarihsel sorgulamaya katılabilirler. Bu araştırma kapsamında öğrenciler yakın çevredeki bir spor kulübünün tarihini ve daha özelde bu kulübün geçmişteki kadın sporcularını çalışmışlardır. Zira kadınların spor alanındaki varlığı bir taraftan, güçlüklerle başa çıkma, başarı kazanma ve özgüvenini geliştirme yoluyla kadınların güçlenmesine; öte yandan özellikle "erkeksi" olarak kodlanan spor dallarındaki kadın etkinlikleri yoluyla, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini kadınlar lehine dönüştürmeye katkıda bulunabilir. Bu çalışma, öğretim programlarında ve ders kitaplarında yeterince yer verilmeyen kadın tarihinin, yerel ve sözlü tarih çalışmalarına entegre edilerek çalışılabileceği temel önermesi üzerine inşa edilmiştir. Araştırmanın Amacı: Çalışmanın amacı, Türkiye'nin güncel ilköğretim programlarında yer bulan yerel ve sözlü tarih yaklaşımlarından hareketle öğrencilerin kadın tarihi/kadın deneyimleri/tarihin kadın aktörlerini çalışmaları sağlanarak genelde tarih disiplini, özelde kadın tarihi ve toplumsal cinsiyet eğitimine yönelik becerilerin kazandırılabileceğini ortaya koymaktır. Araştırmanın Yöntemi: Nitel araştırma deseni ve eylem araştırması yönteminin kullanıldığı çalışma iki hafta hazırlık, iki haftanın birer günü uygulama olarak düzenlenmiş; ilk hafta 9, ikinci hafta 10 olmak üzere beşinci sınıfı henüz bitirmiş 19 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilerle Sinop Karadeniz Yelken Kulübünün geçmişteki kız sporcuları araştırılmış; öğrencilere sınıfta ve otobüste tarihsel kaynaklarla çalışma, Yelken Kulübüne gezi ve ilgili kişilerle sözlü tarih çalışması yapmaları için araştırmacı tarafından rehberlik edilmiştir. Sürecin video kamera kayıtları, araştırmacının gözlem notları ve yazılı olarak alınan öğrenci görüşleri çalışmanın veri setini oluşturmaktadır. Geçerlik ve güvenirliği sağlamak üzere çeşitleme yöntemine ve alanında uzman iki akademisyenin görüşlerine başvurulmuştur. Veriler tarih disiplini ve kadın tarihi olmak üzere iki ana tema altında toplanmış; öğrenci görüşleri ve gözlem verileri de diğer bulguları desteklemek üzere iki ayrı başlık altında sunulmuştur. Veriler betimsel analiz tekniği kullanarak çözümlenmiştir. Araştırmanın Bulguları: Bu çalışmada iyi organize edilmiş küçük çaplı sözlü ve yerel tarih çalışmaları aracılığıyla, sınırlı bir sürede ve görece küçük yaştaki öğrencilere (11 yaş) bile tarihsel kaynaklarla çalışma, kaynak kişilere soru sorma/tasarlama, toplumsal cinsiyete yönelik farkındalık, -yerel düzlemde- geçmişin öncü kadın aktörlerini fark etme ve onlara değer verme, kadınların yaşam öykülerini araştırmaya heves ve heyecan duyma becerilerinin kazandırılabileceği bulgulanmıştır. Araştırmanın Sonuçları ve Önerileri: Bu araştırma sözlü ve yerel tarih çalışmaları yoluyla öğrencilere hem tarih disiplini hem de kadın tarihine yönelik becerilerin eş zamanlı olarak kazandırılabileceğini göstermiştir. Öğrenci ifadeleri ve gözlem bulguları, öğrencilerin insan yaşantılarına odaklanmayı ilginç ve eğlenceli bulduklarını, sözlü ve yerel tarih çalışması yapmaktan keyif aldıklarını göstermiştir. Çalışmada özellikle öncü ve başarılı kadınların geçmişine odaklanıldığında, erkek öğrenciler de dâhil olmak üzere hemen hemen tüm öğrencilerin kadınları takdir ettikleri ve onlara değer verdikleri bulgulanmıştır. Öğrencilerin kadın tarihi özelinde başarılı öğrenme deneyimlerine ulaşmalarında tarihsel kaynaklarla çalışma önemli bir başlangıç noktası oluşturmuştur. Seçilen görsellerin de (iddialı/meydan okuyan, özgüveni yüksek, vb.) kadınların tarihsel özneler olarak sunumuna önemli bir katkıda bulunacağı ileri sürülebilir. Bu araştırma öğrencilere disiplinler arası çalışma fırsatı sunmuştur: öğrenciler küçük bir kronoloji çalışması yoluyla tarih yapmanın farklı disiplinlerle ilintisini fark etmişlerdir. Öğrencilerin önemli bir çoğunluğunun etkinlikten keyif aldıkları yönündeki bulgu dikkate alındığında, ilköğretim düzeyinde yerel tarih çalışmalarının siyasi tarihin ötesinde, sosyo-kültürel ve görece yakın tarihli konulara odaklanmasının tarih disiplini kapsamındaki (tarih yapma) becerilerinin geliştirilmesinde iyi bir hareket noktası olacağı ileri sürülebilir. Bu doğrultuda öğretmenlerin yerel çevrede kadınları görünür kılan çalışmalar tasarlaması, ilk aşamada araştırılacak kişilerin, alanında başarılı öncü kadınlar arasından seçilmesi, sözlü tarih çalışmasını yürütecek yeterli nitelik ve nicelikte kaynağın incelenmesinin sağlanması ve öğrencilerin değişim ve sürekliliği kolay algılayabilecekleri yakın tarihten ve spor tarihi gibi sosyo-kültürel alanlardan konuların seçilmesi önerilmiştir.Problem Statement: Contrary to traditional historiography, which mainly focuses on men's experiences and ignores the women, historiography today includes all people, genders and social groups. Accordingly, school history also needs to regard female actors of the past in order to present a more gender-balanced past that makes visible not only the men's but also the women's experiences. However, objectives on the subjects of women, women's history and gender in the social studies/history curricula in Turkey are very limited. In this sense, teachers need to think about how studies/activities/projects, where women and women's pasts are more visible in environments outside the school, can be conducted considering the skills in the curricula of social studies/history in order to make students aware of women's experiences in the past, empowerment of female students through investigating the pioneer/successful/challenged women in the past and provide gender equality on the educational base. Women's history, which is not sufficiently covered in the curricula and textbooks, could be studied by being integrated with the local and oral history studies. Purpose of the Study: The study aims to show that students could be upskilled in terms of the history discipline in general and women's history and gender education in particular by ensuring they work on the women's history/experiences based on local and oral history approaches taking part in the current social studies curricula in Turkey. Method: The study employs a qualitative research design and the action research method. The study was conducted, having a preparation period of two weeks and also two weeks for application, with 19 students who had just finished the 5th grade. The students studied the past sportswomen of the Sinop Black Sea Sail Club. Video footage of the process, observation notes of the researcher and the opinions of students received in writing constitute the data set of the study. The triangulation method was adopted and the opinions of two expert academicians were asked in order to ensure validity and reliability. The data were analyzed using the descriptive analysis method. Findings and Results: In this study, it was found that even students at relatively young ages (11 years) can be upskilled in studying with historical sources, designing and asking questions, having an awareness of gender, appreciating the pioneer women of the past, having an eagerness for researching the lives of these women and feeling excited in a short time through the well-organized small scale, oral, and local history studies. Conclusion and Recommendations: This study showed that awareness could be raised in both the history discipline and the history of women in students via the oral and local history studies. In this respect, it was recommended that teachers design studies that make women in the local environment visible, people to be researched in the first stage to be chosen among the pioneer women who were successful in their fields, providing sufficient quality and quantity of sources to conduct oral history studies and preferring subjects from socio-cultural fields such as the recent history and sports history, where students can easily perceive change and continuity
Evaluation of anchovy (Engraulis encrasicolus) population dynamics studies (1985-2015) in terms of fisheries management in the Black Sea
Bu çalışmada, hamsi (Engraulis encrasicolus) üzerine 1985 yılından günümüze son 30 yılda yapılan popülasyon dinamiği çalışmalarından elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve Karadeniz'de hamsi balıkçılık yönetim sisteminin oluşturulmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmalarda sunulan av kompozisyonu, büyüme parametreleri, yaşlardaki ortalama boy değerleri, genel ortalama boy değerleri, ölüm oranları ve işletme oranları av sezonlarına ve beş yıllık periyotlara göre değerlendirilmiştir. Cinsi olgunluğa ulaşmamış sıfır yaşındaki bireylerin av içerisindeki oranı ortalama %27,43,6 (n 26 çalışma) olup, bu oran 1985 - 1990 için %32,79,04 (n 7 çalışma), 1990 - 1995 için %39,67,76 (n 5 çalışma), 1995 - 2000 için %24,23,56 (n 7 çalışma), 2000 - 2005 için %14,54,55 (n 5 çalışma) ve 2005 - 2010 için ise %22,121,1 (n 2 çalışma) şeklinde tespit edilmiştir. Sıfır yaşındaki bireylerin beş yıllık dönemlerdeki oranları arasındaki istatistiki fark önemsiz bulunmuştur (one-way ANOVA, P 0,2256). von Bertalanffy büyüme denklemi (VBBD) parametrelerinden asimptotik boy (L?) değeri 14,1 - 23,5 cm arasında (ortalama: 17,00,38 cm), büyüme katsayısı (K) değeri ise 0,139 - 0,920 yıl-1 arasında (ortalama: 0,331 0,031 yıl-1) tespit edilmiştir. VBBD Lt 17,00,4(1 - e-0,3310,031(t2,3440,233) şeklinde (n 26 çalışma) hesaplanmıştır. L? ve K değerleri arasında K 1105,3L?-2,8958 (r2 0,6224, n 26) şeklinde (P 0,05), doğal ölüm oranı (M) ile K arasında ise M 0,7171K0,3073 (r2 0,2982; n 26) şeklinde (P 0,05) bir ilişki tespit edilmiştir. Bu denklemlerin regresyon katsayıları istatistiki olarak sıfırdan farklı bulunmuştur (P 0,05). Hamsinin, L? ve Lmaximum boy değerinin %60-70'lik oranına bir yaşındayken hızlı bir şekilde büyüyerek ulaştığı tespit edilmiştir. Hamsinin yıllık ölüm oranını (Z), balıkçılık ölüm oranının (F) forse ettiği ve işletme oranın (E) ise 1985 - 1990 döneminden 2000 - 2005 dönemine kadar sürekli bir artış gösterdiği ve optimum değerin üzerinde olduğu (E 0,5; F M) belirlenmiştir. Hamsi stokunun devamlılığı ve en yüksek ürünü elde etmek için yıllık av miktarı ve av çabasının kontrol altına alınması, hamsi stok belirleme çalışmaları neticesinde kota uygulamasına geçilmesi ve Karadeniz'de hamsi balıkçılık yönetim sisteminin oluşturulması önerilmiştirIn this study, the result on population dynamics of European anchovy (Engraulis encrasicolus) were evaluated from the present to the past 30 years in the Black Sea and is intended to contribute to the creation of the Black Sea anchovy fishery management system. In studies presented catch composition, growth parameters, the average length values in ages, the mean length values in general, mortality rates and exploration rates were evaluated in the fishing seasons and five-years periods. 0 years of age composition of individuals not reached sexual maturity was estimated as 27.4 3.6% (n 26 studies), and this ratio was calculated as 32.79.04% for 1985 – 1990 period (n 7 studies), 39.67.76% for 1990 – 1995 (n 5 studies), 24.23.56% for 1995 – 2000 (n 7 studies), 14.54.55% for 2000 – 2005 (n 5 studies) and 22.121.1% for 2005 – 2010 (n 2 studies). Zero-year-old age composition was not significantly difference in the five-years periods (one-way ANOVA; P 0.05). The von Bertalanffy growth function (VBGF) parameters; asymptotic length (L) values were ranged between 14.1 – 23.5 cm (mean: 17.00.38 cm) and brody growth coefficient (K) values were ranged between 0.139 – 0920 year-1 (mean: 0.331 0.031 year-1). The VBGF was calculated as Lt 17.00.4(1 – e-0.3310.031(t2.3440.233) (n 26 studies). A relationship between L and K values was calculated as K 1105.3L-2.8958 (r2 0.6224, n 26). The relationship between natural mortality ratio (M) and K values was determined as M 0.7171K0.3073 (r2 0.2982; n 26). Regression coefficients of this equations were found to be statistically different from zero (P 0.05). Anchovy grew quickly reach at 1 age of 60-70% in the value of L and Lmaximum length values. The instantaneous mortality ratio (Z) of anchovy was designated by fishing mortality ratio (F). The exploration ratio (E) consistently show an increase from 1985 – 1990 period to 2000 – 2005 period and it was determined as above the optimum value (E 0.5; F M). It has been proposed the creation of the Black Sea anchovy fishery management system for sustainable anchovy fisheries in the Black se
Can Serum Surfactant Protein D Levels be used as an Effective Factor Instead of Clinical Severity Scores of Pneumonia in Pediatric Emergency Departments?
Aim: To investigate whether serum surfactant protein D (SP-D) level is an applicable indicator in differentiating bacterial and viral pneumonia and determining clinical severity in cases with community-acquired pneumonia (CAP).Materials and Methods: A total of 67 subjects were analyzed prospectively; of these, 32 were patients (aged 1 month-18 years) with a diagnosis of CAP and 35 were healthy control subjects.Results: The median age of the patients was 17.5 months (1.5-156 months). The serum SP-D levels of the patient group were significantly higher than those of the control group (p<0.001). Based on the pneumonia clinical severity index, serum SP-D levels in patients with mild (n7), moderate (n19), and severe (n6) pneumonia were significantly higher than those in the control group (p<0.001, respectively). The serum SP-D levels in patients with severe pneumonia were much higher than in those with mild and moderate grades based the clinical severity index (p<0.001 and p<0.001, respectively). Although the serum SP-D levels in the bacterial pneumonia group were higher than those in the viral pneumonia group, the difference was not statistically significant. Conclusion: Although serum SP-D has limited efficacy in differentiating bacterial and viral pneumonia with respect to CAP in children, it can be used as an effective bioindicator for determining the clinical severity of the disease in emergency services
The Effect of Vacuum Packing and Corn Zein Edible Film Coating on Shelf Life of Atlantic Bonito, Sarda sarda, Stored in Refrigerator Temperature
Bu çalışma, yenilebilir mısır (Zea mays) zeini filmiyle kaplama ve vakum paketlemenin buzdolabında depolanan palamut balığı, (Sarda sarda Bloch, 1793) raf ömrüne etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. KV (kontrol vakum) grubu hiçbir işlem uygulanmaksızın vakumlanmış, Z (zein) grubu zein ile kaplanmış, ZV (zeinvakum) grubu ise zeinle kaplandıktan sonra vakumlanmış gruplardır. Raf ömrünü belirlemek için, besin bileşimi analizleri, duyusal analiz, kimyasal kalite kontrol analizleri (total volatil bazik azot, ve tiyobarbitürik asit), su aktivitesi, mikrobiyolojik analizler (toplam mezofilik aerobik bakteri ve toplam psikrofilik aerobik bakteri) iki tekerrür ve üç paralelli olarak yapılmıştır. Deneme sonunda, raf ömrünün Z grubu için 6 gün, KV grubu için 9 gün ve ZV grubu için ise 13 gün olduğu belirlenmiştirThis study was conducted to determine the effect of vacuum packing and corn (Zea mays) zein edible film coating on shelf life of Atlantic bonito, (Sarda sarda Bloch, 1793), stored in refrigerator temperature. KV (control vacuum) vacuumed without any procedure, Z (zein) group is coated with zein, and ZV (zeinvacuum) group is vacuumcoated after being coated with zein. To determine shelf life, proximate composition analyzes, sensory analysis, chemical quality control analyzes (total volatile basic nitrogen, TVB-N and thiobarbituric acid, TBA analyzes), water activity, microbiological analyzes (total mesophilic aerobic bacteria, TMAB and total psychrophilic aerobic bacteria, TPAB analyzes) were performed in two replicates and three parallels. At the end of the study, the shelf life of Atlantic bonito was determined to be 6 days for Z group, 9 days for KV group and 13 days for ZV grou
A RESURRECTION STORY: WAR OF PARWAN
Büyük Selçukluların yıkılmasından sonra güçlenerek kısa zamanda büyük bir imparatorluk haline gelen Hârzemşâhlar ile Karakorum'daki kurultaydan sonra dört bir yana genişleme kararı alan Moğollar kısa zamanda birbirlerinin askerî ve siyâsî rakipleri haline geldiler. Horâsân'da çok hızlı bir şekilde devam eden Moğol ilerleyişi kısa zamanda bu iki devleti karşı karşıya getirdi. Otrar Fâciası'ndan sonra derinleşen düşmanlıklar savaşı kaçınılmaz hale getirdi. Merv, Belh, İsfahan, Semerkand ve Herât gibi Horâsân'ın büyük şehirleri hızlı bir şekilde Moğolların işgaline uğradı ve halkı kılıçtan geçirildi. Moğollara karşı amansız mücadeleler veren Celâleddîn-i Hârzemşâh, Herât'ı da uzun bir direnişten sonra kaybetti. Herât bölgesinin birçok şehri kısa zamanda Moğolların eline geçti. Bu şehirlerin halkı kılıçtan geçirildi. Moğol ilerleyişi Celâleddîn Hârzemşâh'ı daha doğuya doğru çekilmeye zorladı. Celâleddîn'in doğuya doğru hızlı geri çekilmesi onun mücadele azminden vazgeçtiği anlamına gelmiyordu. Aksine bölgenin insanı onun direncini daha da arttırıyordu. Nitekim Herât ve Bâmîyân'ın kaybedilmesinden sonra Gazne-Bâmyân arasında Parvan denilen yerde Şigi Kutuku önderliğindeki Moğol ordusunu 1221 yılında ağır bir şekilde yenilgiye uğrattı. Bu zafer hem Celâleddîn-i Hârzemşâh'ın hem de devletinin adeta yeniden dirilişi olmuştur. Sultanın mücadele azmi arttığı gibi başta Herât ve Merv olmak üzere bölgenin birçok yerinde Moğollara karşı isyan hareketlerinde bulunmalarını da cesaretlendirmiştirKhwarazmshahs that became an empire by becoming more and more powerful soon after the fall of Great Saljuks and Mongols that decided to expand everywhere around after the assembly in Kharkhorin became the military and political rivals of each other in a short time. The rapid Mongol invasion in Khurasan made these two states encounter in a short time. The enmity which deepened after the Otrar disaster rendered the war inevitable. The big cities of Khurasan such as Merv, Balkh, Ispahan, Samarkand and Herat were rapidly invaded by Mongols and people were massacred. Jalal-ad-Din Khwarazmshah who fought self-sacrificingly against Mongols lost Herat after a long resistance. Many cities of Herat region were conquered by Mongols. The people of these cities were massacred. The Mongol proceeding made Jalal-ad-Din Khwarazmshah withdraw to the further east. The rapid withdraw of Jalalad-Din to the east didn’t mean that he gave up his determination of fighting. On the contrary people of the region joined him because they thought he was the leader of liberation againist the Mongols. This case enhanced his resistence more. As a matter of fact, after the loss of Herat and Bamyan he heavly defeated Mongol army in the leadership of Sigi Kutuku in Parwan between Ghazni and Bamyan in 1221. This triumph became like the revival of both Jalal-ad-Din Khwarazmshah and his dynasty. Sultan’s determination of fighting increased and he also encouraged the people to rebel against Mongols in many parts of the region particulary in Herat and Marv.Khwarazmshah, who emerged as the successor of the Great Saljuk State after its collapse, became the most powerful political organization of the Islamic world in the beginning of XII. century in the south of Aral Lake, Ürgenç being the center. The borders of the state extended from the Sir-deryâ River to Azerbaijan and India. Emerging in the beginning of XIII. century in Turkistan, the Mongols, in a short time became an empire that involves the whole Asia, Eastern Europe, Turkistan, India and a large part of China thanks to governance of Genghis Khan. Genghis Khan wanted to get along well with Khwarazmshah at first. Because Khwarazmshah gave a very strong image of state at this time. However, the state was in a crisis because of its internal problems. Khwarazmshahs, although they had internal problems, were still a very important force. Khwarazmshahs were troubled that the Mongols had strengthened in a short time. The first event that confronts the two states is Otrar Disaster (Otrar Faciası). In 1218, the 450-person trade caravan sent by the Mongols was killed by Inalcik (Gayirhan) in Otrar. Despite this, Genghis Khan did not leave it at ease. He demanded the delivery of the criminals and the damages of the caravan to be compensated by the Khwarazmshah Sultan. However, he did not receive an answer to this request. Otrar Disaster became the turning point in the relationship of two states. Even if this disaster hadn’t happened, nobody would be convinced that Genghis Khan would remain on his seat and would not engage in conquest movements. But maybe the fight would not start so soon. Deepening hostilities after the disaster quickly confronted these two states. Genghis Khan began preparations for war. In 1218, the Mongols completed their preparations to a large extent and attacked the territory of Khwarazmshah. In a short time, they captured the important cities of Khwarazmshahs especially Otrar, Marv, Balkh, Bokhara, Nishapur and Herât and they looted, and they killed most of the people. Sultan Ala’uddin Muhammad, who failed to achieve success in the face of Mongol progression, escaped from Khurasan to Mazendaran and then to Abeskun in the Caspian Sea. A short time later, he died there on Shawwal 617/December 1220. Instead of Sultan Ala’uddin Muhammad, Sultan Jalal-ad-Din became the ruler. Sultan Jalal-ad-Din continued to fight with Mongols from the point his father left. When Sultan Jalal-ad-Din came to the place called Ustuva, he came across with Mongols here on Şadyah hill and defeated them. Sultan Jalalad-Din survived from the disaster on Transoxania and Khurasan by surpassing the Mongolian outpost line in Nesâ. The Sultan who came to Ghaznin was met here by Amînü'l-Mülk with 50 thousand soldiers. Seyfeddîn Igrak Kanglı and Khalaj Turks came to Ghaznin and joined to Sultan Jalaluddin. Many Muslims around who heard the arrival of the Sultan rushed to came under his order. Sultan Jalal-ad-Din gave a new dimension to the struggle with the Mongols with the army he established here in Ghaznin, by taking refuge in the middle of the mountains of Afghanistan. When he arrived in Parwan, he heard that the Mongol army under the command of the Tekecük and Molgar surrounded the fortress of Velian. Here, together with Amînü'l-Mülk, they defeated the Mongols. He took the fortress from them, too. Sultan Jalal-ad-Din who came victorious from this first clash, turned back to Parwan with the war booty he captured. Genghis Khan, who heard that 12 thousand people were defeated by Sultan Jalal-ad-Din, who had Ghaznin in his hand, sent a new army under the command of Şigi Kutuku, the famous Mongolian commander. The Mongolian army came to Parwan in the mid-morning a week after the arrival of Sultan Jalaluddin from Velian fortress to Parwan. Sultan Jalal-ad-Din's army got out of the city and embattled. Amînü’lMülk served on the right wing and Seyfeddîn-i İgrak on the left. The two armies fought here. Hârzemşâhlar won the fight, which was very tough and lasted two or three days according to the sources. After the war, the Kharzemshahs captured a great amount of booty and killed many Mongol soldiers. The exact date of the war was not found in the sources. However, it can be inferred that the war was in late April or early May of 618/1221 when considering the distance between Ghaznin and Parwan and that Juwani recorded that Khwarazmshah ruler moved to Parwan when the flowers blossomed. It should also be considered that the spring is late and the flowers will only blossom in these months because of the continental climate of the region. The Battle of Parwan is the heaviest defeat of the Mongols until this day. This victory earned against Mongols by Khwarazmshahs had a great impact on Muslims in the vicinity. After this victory of Sultan Jalal-adDin, the Muslims thought that Genghis Khan would not be able to take a stand against Sultan Jalaluddin. Battle of Parwan gave morale to the Khwarazmshahs. The state was almost resurrected. On the contrary, it increased the courage of the cities that survived on the east of Iran. For this reason, there was a riot against the Mongols in many places, especially in Marv and Herat. Genghis Khan, who was very angry with Parwan's defeat, ordered the destruction of the whole of Khorasan. Despite the victory of the Parwan War, Mongols destroyed Ghaznin and Talekan when the Sultan Jalal-ad-Din failed in resistance to the Mongols. They put the Herat people to the sword and burned even the ovarian wheat seeds of the people. They killed not only humans but also cats and dogs in Bamyan. Genghis Khan banned the establishment of another city here. Since the influence of victory could not be sustained, Khwarazmshahs soon collapsed, while the Muslims in the region were left alone with their own destiny
Gündemdeki Tartışmalı Dinî Konular-2, Prof. Dr. Nihat Dalgın, Etüt Yayınları, Samsun, 2012, 448 s
Farabi Değişim Programının Sosyal Ağ Analizi: Öğrenci Hareketliliği
Problem Durumu: Üniversiteler bilgiyi yaratan ve yayan kurumlar olmanın yanı sıra, bilgi ve insan gücünün hareketliliği konusunda da önemli işlevler üstlenmektedir. Öğrenci ve öğretim üyesi değişim programları hareketliliğin önemli bir aracı olarak göze çarpmaktadır. Değişim programlarının en belirgin yararları bilginin dolaşımını sağlaması, kapasiteyi artırması, yükseköğretim kurumları arasında etkileşimi ve işbirliğini artırması, olumlu örneklerin paylaşılmasını ve yayılmasını sağlaması, malzeme, ekipman ve fiziki koşullardan daha fazla sayıda öğrenci ve öğretim elemanının yararlanmasının sağlanması yoluyla sadece kapasiteyi artırmak değil aynı zamanda bireysel gelişime de destek olması, yükseköğretim kurumlarının kendi çalışmalarını değerlendirirken diğer yükseköğretim kurumlarının çalışmaları ile kıyaslamalarına olanak sağlaması olarak sayılabilir (Messer ve Wolter, 2007). Farabi Değişim Programı (FDP), yükseköğretim kurumları arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişim programıdır. Programın yürürlüğe girdiği günden 2013 yılına kadar toplam 12.492 öğrenci değişim programından faydalanmıştır. Öğrencilere aylık 420TL karşılıksız burs verilmektedir. FDP kapsamında YÖK tarafından yükseköğretim kurumlarına toplam 27.791.406,92 TL kaynak aktarımı yapılmıştır. Türkiye çapında 90 devlet ve 15 vakıf olmak üzere toplamda 105 yükseköğretim kurumu aktif olarak FDP'de yer almaktadır. Bilimsel çalışmalarda değişim programları, öğrenci ve öğretim elemanlarının deneyimleri, gidilen ülkelerin yaşam koşulları, akademik başarılarına etkileri, program içerikleri ve akreditasyon, öğrencilerin uyum süreçlerini etkileyen faktörler Teichler, 1996; Messer ve Wolter, 2007; Şahin, 2007; Yiğit, Kösterelioğlu, M.A.; Sezer ve Kösterelioğlu, İ., 2009; Kasapoğlu-Önder ve Balcı, 2010; Boyacı, 2011; Mutlu, 2013; Özdem, 2013, Gökçek, 2013, Özel Bayındır ve Demir, 2014) değişim programlarında uygulamanın başarısını etkileyen yönetsel faktörler (liderlik ve örgüt kültürü gibi) ve öğrencilerin değişim programlarına katılımında karar süreçlerini etkileyen faktörler (Daly ve Barker, 2010) gibi boyutları ile ele alınarak araştırılmıştır. Değişim programları gerek dünyada gerekse Türkiye'deki çok sayıda üniversitede uygulanan, dünyadaki farklı ülkelerde hükümetler ve üst kuruluşlarca desteklenen, özendirilen ve oldukça büyük bütçelerin aktarıldığı kapsamlı faaliyetlerdir. Türkiye'de üniversiteler arasındaki etkileşimin artırılmasıyla; öğretim ve araştırma alanlarında işbirliklerinin yanı sıra ekipman gibi kaynakların paylaşılması ve öğrenci ve öğretim elemanı değişimi gibi konularda da büyük bir potansiyelden yararlanılabilir. Değişim programlarının bir başka özelliği de üniversiteler arasında öğrenci ve öğretim elemanı değişimi ile iletişim kanalları oluşturması ve bu kanallardan bilgi akışının gerçekleşmesidir. Bu yönü ile değişim programları sosyal ağ bakış açısı ile de değerlendirilebilir. Literatür incelemesinde öğrenci değişim programlarının sosyal ağ bakış açısıyla incelendiği bir araştırmaya hemen hemen hiç araştırma yapılmamış olduğu tespit edilmiştir. Mevcut çalışmanın bu anlamda önemli olduğu, alana katkı sağlayacağı umulmaktadır. Araştırmanın Amacı: Sosyal ağ yaklaşımı ile gerçekleştirilen bu araştırma, öğrenci değişim programlarının karşılıklı olarak değerlendirilmesine farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, öğrenci değişim programlarından biri olan Farabi Değişim Programı çerçevesinde, üniversiteler arasında gerçekleşen öğrenci değişiminin öğrenci kabul eden ve gönderen üniversiteler açısından karşılıklı bir değerlendirilmesini yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır. 2013-2014 güz ve bahar döneminde: Farabi değişim programı çerçevesinde hangi üniversiteler hangi üniversitelere öğrenci göndermiştir? Farabi değişim programı çerçevesinde eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştiren kurumlar açısından hangi üniversiteler daha çok öğrenci alıp göndermektedir? Farabi değişim programı çerçevesinde yapılabilecek maksimum öğrenci alış-verişine göre gerçekleşen öğrenci alış-verişinin ne kadarı gerçekleşmiştir? (yoğunluk-density) Araştırmanın Yöntemi: Araştırma var olan durum tespitini içeren tarama modelindedir. Araştırma, sosyal ağ analizi yaklaşımı ile sürdürülmüştür. Sosyal ağanalizi, aktörler arası ilişkilerin ortaya çıkarılmasında kendisine has ölçümlere sahip disiplinlerarası bir araştırma yaklaşımıdır. Aktörler ve aktörler arası ilişkilerin ve bu ilişkilerin oluşturduğu yapının sayısallaştırılarak ya da grafik halinde ortaya çıkarılmasını sağlar (Aggarwal, 2011). Freeman'a göre (2004, 2) şu özellikler tüm modern sosyal ağ analizi örneklerinde yer alır: Sosyal ağ analizi, toplumsal aktörleri birbirine bağlayan yapısal bağlar hakkında sezgileri gerekçelendirir. Bu ampirik veri, sistematik olarak toplanır ve kontrollüdür. Bu veri grafiklerle sunulur. Bu hesaplamaların yapılmasında matematiksel modellere güvenilir. Araştırmanın evreni, 2013-2014 bahar ve güz dönemlerinde Farabi Değişim Programı çerçevesinde birbirine öğrenci gönderen ve öğrenci kabul eden devlet üniversiteleridir. Yüksek Öğretim Kurulu verilerine göre, Türkiye Yüksek Öğretim Sisteminde 2013-2014 döneminde 101 devlet üniversitesi bulunmaktadır. Araştırmada evrenden örneklem seçerken küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Küme örnekleme, çalışılması düşünülen evrende doğal olarak oluşmuş veya farklı amaçlarla yapay olarak oluşturulmuş, kendi içinde belirli özellikle açısından benzerlikler gösteren değişik grupların olması durumunda kullanılır. (Yıldırım ve Şimşek, 2008, s. 105; Balcı, 2005, s.87). Araştırmada örnekleme girecek üniversitelerin seçiminde kümelerin belirlenmesinde üniversitelerin kuruluş yılları ve buna bağlı olarak kurumsallaşma düzeylerine göre sınıflandırılması esas alınmıştır. Buna göre üniversiteler, 1992 öncesi, 1992-2003 arası ve 2003 sonrası kurulan üniversiteler olmak üzere üç kümeyeayrılmıştır. Küme örnekleme yöntemiyle seçilen ve verilerine ulaşılabilen üniversitelerden her bir kümeye giren toplam örneklem sayısı 18 olmuştur. Birinci kümede 7, ikinci kümede 7, üçüncü kümede 4 üniversite örnekleme girebilmiştir. Buna göre, birinci kümede Akdeniz, Çukurova, Gazi, İstanbul, Marmara ve Uludağ Üniversiteleri; ikinci kümede Afyon Kocatepe, Celal Bayar, Eskişehir Osman Gazi, Kocaeli, Niğde, Pamukkale ve Süleyman Demirel Üniversiteleri; üçüncü kümede Ahi Evran, Aksaray, Mardin Artuklu ve Bitlis Eren Üniversiteleri yer almıştır. Bir sosyal ağ analizi olan ve Farabi Değişim Programı çerçevesinde birbirine öğrenci gönderen ve birbirinden öğrenci kabul ederek aralarındaki bağlantıların analiz edileceği bu araştırmada, örnekleme giren üniversiteler araştırmanın aynı zamanda temel aktörler listesini oluşturmaktadır. Araştırmanın Bulguları: Araştırma bulgularına göre, 2013-2014 güz ve bahar dönemlerine ait Farabi istatistiklerinden toplam 18 aktörün bağlantılı olduğu 91 aktör tespit edilmiştir. Tüm ağ içinde 91 aktör arasında 822 bağlantı tespit edilmiştir. Öğretmen yetiştiren kurumlar arasında yapılan analizde 422 18 aktör arasında 422 bağlantı bulunmuştur. Araştırmanın yoğunluk analizinde var olan kapasitenin ne kadarının kullanıldığı ortaya konulmuştur. Tüm ağ içinde kapasitenin % 47 'si kullanılırken bu oran öğretmen yetiştiren kurumlarda % 15'e düşmüştür. Araştırma amacı olan hangi üniversitenin hangi üniversiteye değişim programı çerçevesinde öğrenci gönderdiği ve bu değişim ağı içinde üniversitenin durumu grafik olarak ortaya konulmuştur. Araştırmada ağ merkezileşme ölçümlerine göre Gazi Üniversitesi, diğer aktörlerle en fazla bağlantılı aktör olarak bulunmuştur. Öğretmen yetiştiren kurumlar açısından yapılan analizlerde sayıca daha düşük bağlantı belirlenmiştir. Araştırmanın Sonuçları ve Önerileri: Bu araştırmada üniversiteler arası öğrenci değişimi üniversitelerin karşılıklı tercih edilme durumları sosyal ağ analizi bakış açısı ile hem görsel hem de ağ analizine özgü ölçümlerle ortaya konulmuştur. Araştırmada eğitim fakülteleri arasındaki ağların nispeten daha zayıf olduğu bulunmuştur. Bağlantısız izole aktör sayısının fazlalığı öğretmen yetiştiren kurumlar ve eğitim fakülteleri arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi gereğini ortaya koymuştur. Bu araştırmanın başka bir sonucu da araştırmada kullanılan sosyal ağ analizi yaklaşımının yararlılığıdır. Sosyal ağ analizi yaklaşımı hem değişim programlarını koordine eden üst kurumlar için genel ve bütünsel bir bakış sağlarken hem de üniversitelerin bu ağ içinde kendi durumlarını analiz ederek zayıf ve güçlübağlantılarını ortaya çıkarma olanağı sağlar. Dolayısıyla sosyal ağ analizleri bu tür programların değerlendirilmesinde yeni bir yaklaşım olarak kullanılabilir. Araştırmada verilerin toplanmasında karşılaşılan en büyük güçlük, koordinatörlük sayfalarının büyük bir bölümünün güncellenmemiş ve yetersiz olmasıdır.Problem Statement: Exchange programs offer communication channels created through student and instructor exchanges; a flow of information takes place through these channels. The Farabi Exchange Program (FEP) is a student and instructor exchange program between institutions of higher education. Through the use of social network analysis and techniques unique to it, an analysis of this structure will uncover how much universities and teacher training institutions as actors are affected by these student exchange programs and how much of their capacity they actually use. A literature review shows that exchange programs have been the focus of several studies, but there is almost no research using social network analysis on exchange program and teacher training programs. In the evaluation of student exchange programs, the social network approach brings a new point of view in the evaluation of complex and multiple relationships. Purpose of the study: The main purpose of this study is the mutual assessment of teacher training programs in universities which accept and send students through the exchange framework of the FEP. Methods: The study has been carried out a social network analysis approach. Social network analysis defined as the method of digital and/or graphic mapping of the type, direction and density of relationships between groups of actors. In this study, data was acquired from the lists of students who participated in the FEP at 18 universities, which have been selected through the cluster sampling method for the 2013-2014 educational year. It has been analyzed with the UCINET 6.0 software program. Findings and Results: According to the findings of the study, 822 connections in the whole network and 451 connections in the teacher training network have been identified in the FEP. It has been determined that 47% of maximum connection possible in the density analysis were made for the whole network (D 0, 472), while 15% of maximum connections possible in the density analysis were made for the teacher training network (D 0, 155). Conclusions and Recommendations: Results confirmed that, the networks between education faculties are relatively weaker. The high number of disconnected and isolated actors points to the necessity of strengthening connections between institutions which train teachers and education faculties
The Sensory, Chemical and Microbiological Quality of Makizushi Produced with Crab Surimi,Lobster Surimi and Smoked Norway Salmon at 4 1C
Bu çalışmada yengeç surimi, istakoz surimi ve füme Norveç somonundan yapılan suşilerin duyusal özellikleri, besin kompozisyonu, TVB-N değeri, pH, su aktivitesi, renk ve mikrobiyolojik kalitesi incelenmiştir. En yüksek protein değeri %4.26 olarak füme somonlu suşide tespit edilmiştir. TVB-N değerleri depolama süresince yengeç surimi ile yapılan suşilerde 1.36-2.07 mg/100g, istakoz surimili suşilerde 1.37-1.39 mg/100g ve füme somondan yapılan suşilerde ise 2.06-2.78 mg/100g arasında değişmiştir. Yengeç surimi, istakoz surimi ve füme somondan yapılan suşinin ilk gün pH değerleri sırasıyla; 5.33, 5.56 ve 5.31 olarak ölçülmüştür. Bu değerler depolamanın son günü sırasıyla; 4.49, 4.39 ve 4.74 değerlerine düşmüştür. Su aktivitesi değerleri tüm gruplarda 0.958-0.973 arasında değişmiştir. L* değerleri tüm gruplarda 43.94-55.82, a* değerleri 0.43-1.99 ve b* değerleri 2.85-7.95 arasında belirlenmiştir. Tüm gruplarda en yüksek ve en düşük mikrobiyolojik değerler toplam mezofilik aerobik bakteriler için 2.61-5.44 log kob/g, toplam psikrofilik aerobik bakteriler için 2.53-5.39 log kob/g, toplam maya-küf için 2.52-5.44 log kob/g ve toplam koliform bakteriler için 3-3.52 log kob/g olarak bulunmuştur. Yapılan analizlerde E. coli'ye rastlanmamıştır. Surimi ve füme somondan yapılan suşilerin raf ömrü 7 gün olarak tespit edilmiştir.In this study was determined of sushi's sensory properties, nutritional composition, TVB-N value, pH, water activity, color and microbiological quality produced with crab surimi, lobster surimi and smoked Norway salmon. The highest protein value was determined smoked salmon sushi as 4.26%. The TVB-N values were varied between 1.36 to 2.07 mg/100g in sushi's produced with crab surimi, 1.37 to 1.39 mg/100g in sushi's produced with lobster surimi and 2.06 to 2.78 mg/100 g in sushi's produced with smoked salmon during storage. The pH values sushi's produced with crab surimi, lobster surimi and smoked Norway salmon were measured as 5.33, 5.56 and 5.31 the first day of storage, respectively. These values decreased 4.49, 4.39 and 4.74 at the end of the storage, respectively. The water activity values changed between 0.958-0.973 all the groups. The L* values 43.94- 55.82, a* values 0.43- 1.99 and b* values between 2.85- 7.95 were determined all the groups. The highest and lowest microbiological values in all the groups were found in the total mesophilic aerobic bacteria as 2.61-5.44 log cfu/g, psycrophile aerobic bacteria as 2.53-5.39 log cfu/g, total yeast-mold as 2.52-5.44 log cfu/g and total coliform bacteria as 3-3.52 log cfu/g. The E. coli was not observed in the study. The shelf-life of sushi produced with surimi and smoked salmon was determined as 7 days