Sinop University

Sinop Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
Not a member yet
    1285 research outputs found

    Impact of Psychological Capital on Emotional Labor: A Research on Service Sector

    No full text
    Amaç – Bu çalışmanın amacı psikolojik sermayenin duygusal emek üzerine etkisini tespitetmektir. Psikolojik sermayenin duygusal emek üzerine etkisini değerlendirerek, değişiminçalışanın kişiliği üzerinde yarattığı boşlukları tartışan, çalışma hayatı nereye gidiyor sorusunusorgulatmayı amaçlayan bir çalışmadır.Yöntem – Alan araştırması tekniğinin kullanıldığı çalışmada veri toplama aracı olarak üçbölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini, Türkiye’de hizmetsektöründe faaliyet gösteren elektronik ticaret ve ilan platformu olan firmanın kurumsal satışekibi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. 180geçerli anket için açıklayıcı faktör analizleri, söz konusu değişkenlerin alt boyutlarıbelirlendikten sonra aralarındaki etkinin belirlenmesi için regresyon analizlerigerçekleştirilmiştir.Bulgular – Elde edilen bulgulara göre; psikolojik sermaye beş boyut (iyimserlik, umut, etkinlik,özyeterlilik ve psikolojik dayanıklılık) ile açıklanırken, duygusal emek üç boyut (doğalduygular, yüzeysel rol yapma, derinden rol yapma) ile açıklanmıştır. Ayrıca psikolojiksermayenin unsurlar bazında duygusal emek üzerinde etkiye sahip olduğu görülmüştür.Özellikle özyeterliliği, umut ve etkinlik düzeyi yüksek olan çalışanların doğal duygugösterimleri yüksek olup, iyimser olan çalışanların derinden rol yapma davranışları düşük,yüzeysel rol yapma davranışlarının ise yüksek olduğu tespit edilmiştir.Tartışma – Duygusal emek, psikolojik sermayeden daha bağımsız bir noktayasürüklenmektedir. Artan işsizlik rakamları, iş güvencesi yerine istihdam edilebilirlik kaygısıçalışanları mecburen kendilerinden taviz verdikleri bir noktaya kaydırmaktadır. Duygusalemeğin giderek şiddetlenen yönü dikkat çekmektedir. Bu yüzden istihdam edilebilir olmakadına işgücünün duygusal emek yönlerini daha da güçlendirmeleri gerekmektedir. Duygularınıkontrol etmek zorunda kalan çalışanların yer aldığı bir çalışma hayatında iş tatmini, verimlilikgibi kavramlar tekrar sorgulanmalıdır. Bu bakış açısıyla bundan sonraki yapılacak çalışmalardakonunun farklı sektörlerde ele alınarak tartışılması literatüre zenginlik katacaktır.Purpose – The purpose of this study is to determine the impact of psychological capital onemotional labor. This is a study aimed at questioning the question of where the working life isgoing, discussing the gaps created by the change of the employee on the personality byevaluating the psychological capital's influence on emotional labor.Design/methodology/approach – In the study in which the field research technique wasapplied, a questionnaire consisting of three parts was used. In the first part, there are questionsto determine the demographic characteristics of the employees, while there are scales todetermine psychological capital and emotional labor orientation in the second and third part.The universe of the study consists of company's corporate sales team, which has the feature of afirm operating as the platform of electronic trade and advertisement in Turkish service sector.The sample of research was determined by the sampling method of the research. 80 validsurveys have been acquired. Explanatory factor analyzes for the scales and regression analyzeswere performed to determine the interaction between the variables after the sub-dimensions ofthe variables were determined.Findings – According to findings acquired, emotional labor was explained with threedimensions (natural emotions, superficial role, deep role play), while psychological capital was explained with five dimensions (optimism, hope, efficacy, self-efficacy and psychologicalendurance). It has also been found that the psychological capital has some influence onemotional labor. In particular, employees with high self-efficacy, high hopes and efficiencylevels showed high levels of natural emotions, and on the other hand, the optimistic employeeshad low role-playing behaviors and superficial role-playing behaviors.Discussion – The concept is moving from a psychological capital to a more independent point.Increasing unemployment figures and the anxiety about employability instead of demand of jobsecurity compulsorily carry the workers to a point where they make concessions aboutthemselves. It was also remarkably important that the emotional labor is becoming more andmore intense. Therefore, in order to be employable, it is necessary to strengthen the aspects ofthe workforce related with the emotional labor. Concepts such as job satisfaction andproductivity should be questioned again in a working life where employees have to controltheir emotions. From this point of view, it will enrich the literature by discussing the subject indifferent sectors

    Investigating Concert Repertoires Prepared within the Scope of Orchestra/Chamber Music Course at Music Education Departments

    No full text
    Ülkemizde mesleki müzik eğitiminin verildiği kurumlarda düzey ve amaç olarak farklı içeriklerle uygulanan Orkestra/Oda Müziği derslerindeki temel hedef; ulusal ve uluslararası çoksesli müzik repertuvarına ait eserlerin birlikte seslendirme kuralları ve disiplini çerçevesinde icra edilerek tanınması, tanıtılması ve yine birlikte seslendirme yoluyla öğrencilerde ortak müzik yapma bilincinin oluşturularak müzikal duyuşun geliştirilmesidir. Bu dersin amaçları doğrultusunda, dersi yürüten eğitimciler tarafından çeşitli değişkenler göz önünde bulundurularak eser seçimleri yapılmakta ve hazırlanan programlar, verilen eğitimin bir ürünü olarak çeşitli müzik etkinleri kapsamında sergilenmektedir. Bu çalışmada, mesleki müzik eğitimi veren kurumlar arasında yer alan üniversitelerin müzik öğretmenliği programlarında Orkestra/Oda Müziği dersi kapsamında düzenlenen konserlerde eser seçimine yönelik eğilimlerin tespit edilmesi amacıyla, müzik eğitimi anabilim dallarının 2013-2019 yılları arasında ulaşılabilen konser programları incelenmiştir. Bu doğrultuda, konser vermek amacıyla oluşturulan repertuvarlarda yer alan eserler; türleri, bestecileri, ait oldukları dönemler vb. özellikleri bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Araştırma, durum tespitine yönelik betimsel bir çalışma olup nitel bir araştırmadır

    Relation of Apathy to Motor and Non-motor Findings in Parkinson’s Disease

    No full text
    Amaç: İdiyopatik Parkinson hastalığında (İPH) motor semptomlarkadar non-motor semptomların (NMS) da yaşam kalitesini önemliölçüde etkilediği belirlenmiştir. Çalışmamızda, NMS’lerden biri olan“apati”nin motor ve NMS’lerle ilişkisi araştırılmıştır.Yöntemler: Çalışmaya, İPH tanısı alan, Hoehn-Yahr Skalasına (H&Y)göre evre 1-3 arası olan hastalar dahil edildi. DSM-IV kriterlerine göredemans tanısı alan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastalar, BileşikParkinson Hastalığı Değerlendirme Ölçeği (BPHDÖ), Non-motorBelirtiler Anketi (NMSQ), Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ), ModifiyeApati Klinik Tanı Kriterleri uygulanılarak değerlendirildi.Bulgular: Çalışmaya alınan 68 hastanın 26’sında apati varken 42’sindeapati saptanmadı. Her iki grup yaş, klinik, demografik özellikler, aldıklarıeşdeğer L-Dopa dozları, depresyon ve NMS test puanları açısındanbirbiri ile karşılaştırıldı. Apatisi olan grubun dokuzu kadın, 17’si erkektive yaş ortalamaları 64,37,7 yıl idi. Apatisi olmayan grup 25 kadın, 17erkek hastadan oluşmaktaydı ve yaş ortalamaları 66,89,1 yıl olaraksaptandı. Gruplar arasında yaş ortalaması, eğitim düzeyi, hastalıkbaşlangıç yaşı, hastalık süresi ve eşdeğer L-Dopa dozları arasındaistatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Apatisi olan grupta erkekcinsiyet oranı anlamlı yüksekti, bu grubun GDÖ ve NMSQ ortalamalarıdiğer gruba göre anlamlı yüksek saptandı. Grupların H&Y evreoranlarında ve BPHDÖ toplam puan ve alt ölçeklerinde apatisi olangrupta istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Apatisi olan grubunevre 3 yüksekliği dikkati çekmiştir. Apatisi olan grubun bradikinezi oranı,olmayan grubun tremor oranı daha yüksek saptandı.Sonuç: Çalışmamızda, NMS’lerinden biri olan apatinin, erkek cinsiyettedaha belirgin olduğu, BPHDÖ skorları, klinik evresi ve bradikinezi ileilişkili olduğu ve depresyonun eşlik ettiği saptanmıştır.Aim: It has been shown that motor symptoms, as well as nonmotorsymptoms, significantly affect the quality of life of patientswith idiopathic Parkinson’s disease. In our study, the association ofapathy, one of the NMS, with motor and non-motor symptoms wasinvestigated.Methods: Patients with stage 1-3 IPH according to the Hoehn-YahrScale (H&Y) were included in the study. Patients who received dementiadiagnosis according to the DSM IV criteria were excluded from thestudy. The patients were evaluated using the Unified Parkinson’sDisease Rating Scale (UPDRS), non-motor symptoms Questionnaire(NMSQ), Geriatric Depression Scale (GDS), and the revised diagnosticcriteria for apathy.Results: Apathy was found in 26 of 68 patients who were included inthe study. Patients with and without apathy were compared in termsof age, clinical and demographic characteristics, L-dopa equivalentdoses, depression, and NMSQ scores. The group of patients withapathy consisted of nine females and 17 males and the mean age was64.37.7 years. The non-apathy group included 25 females and 17males and the mean age was 66.89.1 years. There was no statisticallysignificant difference between the groups in terms of age, education,age at onset, duration of illness and L-dopa equivalent doses. The maleto-femaleratio was significantly higher in the apathy group. The meanGDS and NMSQ scores in the apathy group were significantly higherthan in the non-apathy group. There was a statistically significantdifference between the groups in H&Y stage and total UPDRS andsubscales scores. It was noteworthy that the rate of stage 3 patientswas higher in the group of patients with apathy. The number of patients having bradykinesia in the apathy group and the number ofpatients having tremor in the group without apathy was higher.Conclusion: Our study showed that apathy, one of the non-motorsymptoms, was more prominent in male gender, associated withUPDRS scores, clinical stage and bradykinesia, and accompanied bydepression

    The adaptation of the Bergen Social Media Addiction Scale to Turkish and its evaluation of relationship with depression and anxiety symptoms

    No full text
    Amaç: Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya bağımlılığı önemli bir sorun olarak karşı-mıza çıkmıştır. Bu araştırmada altı boyutlu bağımlılık modelinden hareketle geliştirilen Bergen Sosyal MedyaBağımlılığı Ölçeğinin Türkçe Formunun psikometrik özelliklerinin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bir diğeramacı, sosyal medya bağımlılığı ile anksiyete ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Yöntem:Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği çeviri-geri çeviri yöntemiyle Türkçeye çevrilmiştir. Ölçeğin Türkçeye uyar-lanmasında yapı geçerliliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Güveni-lirlik iç tutarlılık ve test-tekrar test yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı ile anksiyete ve depres-yon belirtileri arasında ilişkiler korelasyon ve regresyon analiziyle incelenmiştir. Bulgular: Açımlayıcı faktör analizin-de özgün ölçekte olduğu gibi tek boyutlu bir yapıda olduğu görülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları tekboyutlu yapının kabul edilebilir uyum verdiğini göstermiştir. Ölçüt bağıntılı geçerlilik çalışmasında ölçeğin İnternetBağımlılığı Ölçeği ile pozitif korelasyon gösterdiği bulunmuştur. Ölçeğin iç tutarlılık güvenilirlik katsayısı kabuledilebilir düzeyde bulunmuştur. Test-tekrar test güvenilirlik katsayısının yeterli düzeyde olduğu görülmüştür. Sosyalmedya bağımlılığının anksiyete ve depresyon belirtilerini düşük düzeyde pozitif yönde yordadığı bulunmuştur.Sonuç: Bu araştırmanın bulgularına göre Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeğinin Türkiye’de yapılacak çalış-malarda kullanılabileceği söylenebilir. Sosyal medya bağımlılığının artmasının anksiyete ve depresyon belirtilerinartırabileceği için önleyici çalışmalar yapılması önerilmiştir. (Anadolu Psikiyatri Derg 2019; 20(Ek sayı.1):15-22)Objective: Social media addiction has become a considerable problem with the widespread use of social media.The aim of this research is to examine the psychometric properties of the Turkish version of the Bergen SocialMedia Addiction Scale, which was developed based on the 6-dimensional addiction model. Another aim of the studyis to investigate the relationship between social media addiction and anxiety and depression symptoms. Methods:Bergen Social Media Addiction Scale is translated into Turkish by the translation-back translation method. Ex-ploratory factor analysis and confirmatory factor analysis were used to examine the construct validity of the Turkishversion of the scale. The reliability was examined by internal consistency and test re-test method. Relationshipsbetween social media addiction and anxiety and depression symptoms were analyzed by correlation and regressionanalysis. Results: As a result of exploratory factor analysis for construct validity, it was found that the scale was in a one-dimensional structure as in the original form. The results of the confirmatory factor analysis indicated that theone-dimensional model was an acceptable fit. In the criterion-related validity study, it was found that the scale hada positive correlation with the Internet Addiction Scale. The internal consistency reliability and test re-test reliabilitycoefficient of the scale was found to be acceptable. It was found that social media addiction predicted the anxietyand depression symptoms positively. Conclusions: According to the findings of this research can be said of BergenSocial Media Addiction Scale it can be used in studies to be conducted in Turkey. Preventive studies are recom-mended because of the increase in social media addiction may increase anxiety and depression symptoms. (Ana-tolian Journal of Psychiatry 2019; 20(Suppl.1):15-22

    Determination of Science and Art Centers Music Field’s Students Perception of Music Concept: A Study of Methapor Analysis

    No full text
    Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM)özel yetenekleri geliştirme programı (ÖYG) müzik alanı,üstün yetenekli olarak kabul edilen ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki özel yetenekli öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel özelliklerini müzikal anlamda geliştiren ve onlara sanat eğitimi sağlayan bir kurumsal bir yapılanmadır. Müzik alanından tanılama yoluyla özel yetenek sınavına da tâbi tutulan ilkokul ve ortaokul öğrencilerinden başarılı olanlar bu eğitimden yararlanabilmektedir. BİLSEM’lerde, müzik alanında öğrencilere teorik derslerin yanı sıra ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda piyano,keman, gitar vb. çalgılara yönelik çeşitli etkinlikler uygulanmaktadır. Bu araştırmada, BİLSEM müzik alanı öğrencilerinin müzik kavramına yönelik bilişsel yapılarını belirlemek amacıyla, eğitim alanında sıkça başvurulan alternatif ölçme yöntemlerinden metafor tekniği kullanılmıştır.Araştırmanın verileri, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Mersin Yenişehir Belediyesi Bilim ve Sanat Merkezi, Tarsus Hadiye Kuradacı Bilim ve Sanat Merkezi, Silifke Bilim ve Sanat Merkezi, Konya Bilim ve Sanat Merkezi, Adana Bilim ve Sanat Merkezi’nde öğrenim gören 100 ortaokul öğrencisinden toplanmıştır. Çalışmada katılımcılara,müzik kavramına ilişkin ürettikleri metaforları yazmaları için bir form verilmiştir. Formda “Müzik .......gibidir. Çünkü .......” ifadelerini tamamlamaları istenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile kategorilere ayrılarak çözümlenmiştir. Araştırma, durum tespitine yönelik betimsel bir çalışma olup nitel bir araştırmadır

    Determination of Amino Acid Content of Picarel (Spicara smaris) Caught in the Black Sea (Around Sinop Peninsula) Using LC-MS / MS and Its Weight-Length Relationship

    No full text
    Bu çalışmada Karadeniz’de Sinop yarımadası civarında yakalanan izmarit balığı (Spicara smaris) etinin amino asit içeriği ve bu balığın boy ağırlık ilişkisi belirlenmiştir. Amino asit içeriğinin belirlenmesinde; bir karışımdaki istenen maddeyi ileri düzeyde ayırıp tanımlayabilir ve ölçebilir özellikteki LC-MS / MS (Sıvı Kromatografi Kütle Spektrometresi) cihazı kullanılmış ve bu yöntemle izmarit balıkları için sonuçlar ilk kez rapor edilmiştir. Bu çalışmada esansiyel (EAA) ve esansiyel olmayan (NEAA) toplam 19 adet amino asit tespit edilmiştir. Esansiyel amino asitler toplam amino asit miktarının %52,44’ünü oluşturmuştur. İzmarit etinde en yüksek oranda tespit edilen EAA miktarları sırasıyla lysin (2,100,215 g/100 g), leucine (1,680,115 g/100 g), arginine (1,180,030 g/100 g) ve valine (1,090,070 g/100 g) şeklindedir. İzmarit etinde en yüksek oranda tespit edilen NEAA miktarları ise sırasıyla glutamic asit (2,880,010 g/100 g), aspartik asit (2,160,280 g/100 g), alanine (1,320,000 g/100 g) ve glycine (1,050,060 g/100 g) şeklindedir. Araştırmada incelenen balıkların ağırlık - boy ilişkisi W 0,0044TL3,3423, R2 0,990, N 45, P 0,05 şeklinde hesaplanmıştır. Ağırlık boy - ilişkisi (WLR) denkleminin korelasyon katsayısı (r) istatistiksel olarak sıfırdan farklı (P 0,05), b değeri ise istatistiksel olarak b 3 den (izometrik büyüme) farklı bulunmuştur (Pauly t test P 0,05). Bu sonuçlar Karadeniz’de uzatma ağlarıyla avlanan izmarit balıklarının AA bakımından zengin ve pozitif allometrik büyüme özelliği gösterdiğini ortaya koymuştur.In this study, the amino acid content and the weight - length relationship (WLR) of the picarel (Spicara smaris) caught off Sinop peninsula in the Black Sea were determined. Determination of amino acid content of picarel; the LC-MS / MS (Liquid Chromatography Mass Spectrometry) devices was used and the results obtained from this method were reported for the first time for picarel. A total of 19 amino acids were identified as essential (EAA) and non-essential amino acids (NEAA). The EAAs composed for 52.44% of the total values of amino acids. The highest amounts of EAA detected in the meat of picarel were lysine (2.10 0.215 g / 100 g), leucine (1.68 0.115 g / 100 g), arginine (1.18 0.030 g and valine (1.09 0.070 g / 100 g), respectively. The highest amounts of NEAA in the meat of picarel were determined as glutamic acid (2.88 0.010 g / 100 g), aspartic acid (2.16 0.280 g / 100 g), alanine (1.32 0.000 g / 100 g ) and glycine (1.05 0.060 g / 100 g), respectively. The weight – length relationship (WLR) ofthe fish was calculated as W 0.0044TL3.3423, R2 0.990, N 45, P 0.05. The correlation coefficient (r) of the WLRequation was statistically different from zero (P 0.05) and also b value was statistically different from b 3 (isometricgrowth) (Pauly t test P 0.05). These results show that the picarel caught in the Black Sea have rich AA contents andshow positive allometric growth

    THE PERCEPTION OF SCIENCE TEACHERS ON SOCIOSCIENTIFIC ISSUES AND TEACHING THEM

    No full text
    The present research aimed to analyse the perception of science teachers on socioscientificissues and teaching them. The study group of the research consists of 22 scienceteachers (14 females, 8 males) working in 7 secondary schools in Sinop, who weredetermined according to the convenience sampling method. The case study as one of thequalitative research designs was adopted. The data source of the research consists of aquestionnaire on teaching socio-scientific issues. The data of the research were obtainedthrough focus group discussions and observation notes. The data obtained from the researchwere analysed according to the content analysis technique. As a result of the research, it wasfound out that most of the science teachers had not heard of the concept of SSI (socioscientificissues) before. It was seen that teachers who did not have knowledge about SSIgenerally defined it as scientific issues that concern society and had difficulty in givingexamples. It was determined that most of the teachers did not know to which learning area inthe science curriculum SSI belonged. Teachers who stated that they mostly use the directinstruction, case study and discussion methods in the teaching of SSI in science courseemphasised that the SSI teaching process makes positive contributions to the development ofstudent skills like critical thinking, decision making and communication

    MIDDLE SCHOOL TEACHERS’ TENDENCY TO DEMOCRATIC BEHAVIOR

    No full text
    Araştırmada öğretmenlerin demokratik bir eğitim ortamı oluşturmada demokratik davranış eğilimlerini belirlemekamaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında bir proje kapsamında hizmet içi demokrasieğitimi verilmesi planlanan bir merkez ilçede görev yapan 42 ortaokul öğretmeni oluşturmuştur. Bu araştırmada tarama modelikullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Genç (2006) tarafından geliştirilen 24 maddelik bir anket kullanılmıştır. Anket 3’lüLikert tipinde bir ölçme aracıdır. Veriler frekans ve yüzde kullanılarak analiz edilmiştir ve tablolaştırılarak yorumlanmıştır.Elde edilen bulgular öğretmenlerin demokrasinin benimsenerek, yaşatılarak ve örnek olunarak öğretileceğine ilişkinfarkındalıklarının yüksek olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda öğretmelerin kendilerini yüksek oranda demokratik tutum vedeğerlere sahip bir birey olarak algıladıklarını ortaya koymuştur. Bu orana karşı diğer sonuçlar öğretmenlerin sınıfta aktiföğretim yöntem ve tekniklerini ve materyalleri kullanma ve sınıf dışı çeşitli kurum ve kuruluşlarla ve sivil toplum örgütleriyleiş birliği yapma oranlarının düşük olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Araştırmabulgularından hareketle çeşitli önerilerde bulunulmuştur.The study aims to determine teachers’ tendency of democratic behavior in constituting a democratic educational setting. Thestudy group of the research consists of 42 middle school teachers working in a central district, who planned to attend in-servicetraining of democracy within the context of a project in 2015-2016 academic year. Survey model has been used in the study.A 24-item survey developed by Genç (2006) has been used as a data collecting tool. The survey is a measurement tool of 3point Likert type. Data have been analyzed through frequency and percentage, and they have been tabulated and interpreted.Findings have shown that the awareness of teachers is high about the fact that democracy can be taught by being adopted,experienced and by setting a model. Meanwhile, it has revealed that teachers regard themselves as individuals with high-leveldemocratic attitude and values. Unlike this ratio, other results have indicated that teachers have low ratio of using activeteaching methods, techniques and materials in the class and of cooperating with out-of-class institutions and organizations andnon-governmental organizations. Findings were discussed in the light of the relevant literature. At the end, somerecommendations were made based on the findings of the research

    MITHAT EFENDI'S NOVEL “VAH” WITH THE FEMINIST LITERARY THEORY

    No full text
    Tanzimat ile başlayan Batılılaşma/modernleşme girişimlerinin ve bu girişimi destekleyici yayınlar yapan gazete ve dergilerin etkisiyle Osmanlı Devleti’nin sosyal yaşamında büyük değişimler yaşanmış; Cumhuriyetle birlikte farklı bir boyut kazanacak olan kadın konusu, kadının rolleri ve toplumda kadına yönelik algı ilk kez bu dönemde değişmeye başlamıştır. Batılılaşma/modernleşme girişimlerine paralel olarak kadın-erkek ilişkilerinde giderek artan serbestlik, aile hayatı ve ev düzenindeki değişim de Tanzimat’tan itibaren Türk anlatısının (hikâye ve romanın) konuları arasına girmiştir.Romanın bir tür olarak Türk edebiyatında yerleşmesinde önemli payı bulunan Ahmet Mithat Efendi, yüzeysel batılılaşma/modernleşme anlayışının toplum yaşamında ortaya çıkardığı olumsuzluklara (çatışma ve gülünçlükler, yapay ve sonradan görme tipler... vs.) ve bunların gündelik hayattaki yansımalarına sıklıkla romanlarında yer vermiştir. Yazarın 1882 yılında neşrettiği Vah adlı romanı, yanlış Batılılaşma sonucunda ortaya çıkan ahlakî dejenerasyonu, kadın-erkek ilişkileri çerçevesinde ve bir kadın kahraman etrafında ele aldığı romanlarından biridir.Bu makalede Batılılaşma/modernleşme ekseninde Türk romanında kadın merkezli değişime bir örnek olarak Ahmet Mithat Efendi’nin “Vah” adlı romanı (vaka, kişi, zaman, mekân ve anlatıcı gibi) roman unsurları ekseninde değerlendirilecek; romanda kadına bakış, kadın meselesinin ele alınışı, kadına yönelik değer ve tanımlamalar gibi konular feminist edebiyat eleştirisi yöntemiyle incelenecektir.There have been major changes in the Ottoman Empire’s social life due to the effect of Westernization/modernization attempts that started with Tanzimat and the influence of newspapers and magazines supporting this initiative. The topic of woman, the role of woman and the perception of woman in society that have gained a different dimension with the Republic started to change for the first time in this period. In parallel with the Westernization/modernization attempts, ever-increasing freedom in female-male relations, the change in family life and house layout have become the topics of Turkish narrative (story and novel) beginning from Tanzimat.Ahmet Mithat Efendi, who has a significant role in the settlement of novel in Turkish literature as a genre, often included in his novels the negativities of superficial modernization in social life (conflicts and absurdity, artificial and parvenu characters etc.) and their everyday reflections. His novel Vah, published in 1882, deals with moral degeneration that emerged as a result of false Westernization in the context of male-female relations by focusing on a female protagonist.In this article, the woman-centered change in the Turkish novel will be evaluated in the example of Ahmet Mithat Efendi's novel “Vah” (such as case, person, time, space and narrator) in the axis of westernization/modernization. The topics such as the approach to woman, the handling of woman issues, values and definitions for woman will be examined from through feminist literary criticism

    Family and Entrepreneurship relationship within Context of Theories of Sociology

    No full text
    Psikolojik bir varlık olan bireyin davranışlarınıniçinde bulunduğu sosyal bağlamdan soyutlanarak açıklanması imkânsız gibigörülmektedir. Girişimcilik olgusunun sosyal bir kurum olan aile üzerindenyorumlanması bir gereklilik olarak görülebilir. Kişilik özelliklerinin genetikve çevresel faktörlerin bileşimi olduğu düşünülürse çevresel faktörlerin sosyalyapı olduğu, sosyal yapının ise aile, okul, din vb. bileşenlerden oluştuğu dagözönüne alınırsa sosyolojinin girişimcilik üzerinde birçok bileşeni yoluylaetkisinin olabileceği değerlendirilebilir. Aile kurumunun girişimcilikteki rolünü ortaya koyarken öncelikleyaklaşımlardan yararlanılması sosyolojik çalışmalar için bir gerekliliktir.Yaklaşımlar da kendi içinde metodolojik ve kuramsal yaklaşımlar olarakayrılmaktadır. Metodolojik yaklaşımlara örnek olarak eleştirel, yorumlayıcı vepozitivist yaklaşımlar örnek verilebilir. Kuramsal yaklaşımlara ise semboliketkileşimcilik, yapısal- işlevselcilik, modernizm, çatışmacılık, feminizm vepostmodernizm kuramları örnek verilebilir. Bu çalışmada girişimsel davranış,sosyolojinin kuramsal yaklaşımlarının aileye bakışı çerçevesinde tanımlanmayaçalışılmaktadır.Thebehaviors of individual who has a psychological structure, could not beexplained independent of social contexts. Explaining entrepreneurship viafamily concept which is social institute can be seen as a requirement. Considering that traits and statesconstitute  personality features andfactors as family, school,  etc. effectstate factor it can be said that sociology with its components has an effect onentrepreneurship. While revealing the effect of family on entrepreneuershipstudying within sociological approaches seems as a necessity. Sociologicalapproaches can be defined as methodoligical and theoretical approaches.Methodological approaches can be defined as critical, interpretive and positivistapproaches. Symbolic interactionism, structural-functionalism modernism, and postmodernismare the types of theoritical sociological approaches. In this studyentrepreneurial behavior is tried to be defined up to the family approaches oftheoritical sociology perpespectives.

    0

    full texts

    1,285

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Sinop Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇