Selcuk University Journal of Engineering, Science and Technology
Not a member yet
    460 research outputs found

    HAM PETROL İLE KİRLENMİŞ TOPRAKLARIN BİYOREMİDASYON SÜRECİNDE YAĞ ASİTLERİNDEKİ (FLYA-FLME) DEĞİŞİMLER

    Get PDF
    Bu çalışmada amaç ülkemizde petrol bulaşmasından kaynaklanan toprak kirliliği sorunlarına karşı “Biyoremidasyon” olarak bilinen ve biyolojik yöntemler ile toprağın yerinde iyileştirilmesi prensibine dayanan yaklaşımlar geliştirmek ayrıca başlangıç ve final topraklarında bulunan yağ asidi proflini ortaya koymaktır. Bu amaca yönelik olarak laboratuvar koşullarında oluşturulan üç temel biyoremidasyon uygulamasının (biyolojik çoğalım, biyolojik uyarım ve bu iki yaklaşımın birleşik uygulaması) ham petrolden kaynaklanan kirliliğin giderilmesindeki etkinliği test edilerek toprakların yağ asidi profili ortaya konmuştur. Biyolojik çoğalım uygulamaları altında, Adana, Batman ve Adıyaman’nın petrol ile kirlenmiş topraklarından izole edilen ham petrollü ortamda en iyi gelişmeyi gösteren ve ham petrolü parçalama düzeyleri en yüksek olan 6 bakteri seçilmiştir. (Pseudomons aeruginosa, Pseudomonas putida biotype A, Citrobacter amalonaticus-GC subgroup A, Acinetobacter genomospecies). Biyolojik uyarım uygulamaları altında hümik-fülvik asit olmak üzere organik materyalin ve birleşik uygulamalarda ise bakteri karışımı ile organik materyallin farklı birleşimlerinin 120 günlük bir inkübasyon sürecinde ne kadar ham petrol ayrıştırdığı niceliksel hidrokarbon analizleri ile belirlenmiştir. En yüksek petrol ayrışmasının %56 ile bakteri karışımı uygulanmış biyolojik çoğalım uygulamaları altında meydana gelmiştir. Değişik organik materyallerin kirli toprağa karıştırıldığı biyolojik uyarım koşullarında ise %18 düzeyinde bir petrol ayrışması görülmüştür. Birleşik uygulamalarda petrol ayrışması açısından %30’luk bir başarı sağlanmıştır. Temiz topraklarda ve petrol ile kirlenmiş topraklarda en fazla 15:0 iso, 15:0 anteiso, 16:0, 16:1 w7c, 17:0ai, 18:2w6,9, 18:1w9c  yağ asitleri tespit edilmiştir. 18:1w9c yağ asidinin yüksek değerler gösterdiğinden Pseudomonas spp. bakterilerine özgü yağ asidi olduğunu vurgulayabiliriz. 15:0 anteiso yağ asidi değerleri temiz topraklara kıyasla petrol ile kirlenmiş topraklarda daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Petrollü ortamda gram pozitif bakterilerin varlığının arttığını vurgulayabiliriz

    ARAÇÜSTÜ HİDROLİK İŞ PLATFORMLARININ SEPET DENGELEME KONTROLÜ

    Get PDF
    In this study, cage levelling control of truck-mounted hydraulic aerial work platforms ineach case the platform has been studied in ensuring that parallel to the horizontal. The mathematicalmodel belonging to the system was derived by making realistic model which can represent truckmounted hydraulic aerial work platforms. With developed controller, cage’s active control was suppliedfor standing parallel to horizontal. Developed controller is based on PID (proportional, integral andderivative). Computer simulations were made to evaluate the developed control system performance.Computer simulations were derived by using MATLAB/Simulink software.Bu çalışmada mobil hidrolik insan platformunun sepet uzvunun her durumunda yatayla paralel olmasının sağlanması konusunda çalışılmıştır. Mobil hidrolik insan platformunu temsil edebilecek gerçekçi modeli oluşturularak, sistemin matematiksel modeli oluşturulmuştur. Geliştirilen kontrolcü ile sistemdeki sepeti uzvunun yatayla paralel olarak durmasının aktif kontrolü sağlanmıştır. Geliştirilen kontrolcü PID (Oransal, Türevsel ve İntegral) tabanlıdır. Geliştirilen kontrol sisteminin performansının değerlendirilmesi amacıyla bilgisayar simülasyonları yapılmıştır. Bilgisayar simülasyonları MATLAB/Simulink yazılımı ile yapılmıştır.

    ÇİNKO OKSİT NANOPARTİKÜLLERİ SENTEZİ VE KARAKTERİZASYONU

    Get PDF
    Bu çalışmada, çinko oksit nanopartikülleri Adibik Asit aile çinko asetat reaksiyonundan kimyasal çöktürme yöntemiyle ilk kez üretilmiştir. Çinko Asetat ve Adibik Asit reaksiyonu ile elde edilen malzeme farklı sıcaklıklarında kalsine edilerek kristal büyüklükleri 20-40 nm arasında değişen ZnO nanopartiküllerinin elde edilmiştir. Kalsinasyon sıcaklığının üretilen materyallerin yapılarına etkisini incelemek için XRD, SEM, FT-IR, yöntemleri kullanılmıştır. FT-IR spektrumları üretilen malzemenin ZnO olduğunu kanıtlamıştır. XRD sonuçlarından sentezlenen ZnO nanopartiküllerinin hegzagonal bir yapıya sahip olduğu ve kalsinasyon sıcaklığının artmasıyla kristal yapıda büyüme olduğu belirlenmiştir. SEM fotoğraflarını incelenmesi ile kalsinasyon sıcaklığının morfolojik yapıyı değiştirdiği görülmüştür

    SP (KÖTÜ DERECELENMİŞ ORTA-İNCE KUM) ZEMİNLERDE KESME HIZININ KESME DİRENCİ PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİSİ

    Get PDF
    Bu çalışmada kumlu zeminlerde kesme hızının kesme direnci parametreleri (c ve f) üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kumlu zeminlerde kesme direnci parametrelerinin belirlenmesinde kesme kutusu deneyi geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu amaç için laboratuvarda kötü derecelenmiş orta-ince kumdan oluşan zemin örneği üzerinde hem doygun olarak hem de kuru olmak üzere iki faklı koşulda kesme kutusu deneyleri yapılmıştır. Örneklerin kesme hızları farklı (0.25, 0.50, 1, 2, 4 mm/dk) tutularak kesme hızının değişimine göre her iki koşul için kesme direnci parametreleri (c ve f) belirlenmiş ve bulunan bu değerler karşılaştırılmıştır. Doygun zemin örneklerinde kohezyon (c), 0.04-0.11 kg/cm2 ve içsel sürtünme açısı (f), 230-360 arasında, kuru zemin örneklerinde kohezyon (c), 0.02-0.12 kg/cm2 ve içsel sürtünme açısı (f), 100-380 arasında değerler aldığı gözlenmiştir

    ARITMA ÇAMURLARININ TOPRAKLAŞTIRILMASININ UYGULANABİLİRLİĞİ VE MALİYET ANALİZİ

    Get PDF
    Günümüzde arıtma çamurlarının bertarafı çözülmesi gereken en önemli sorunlarından biridir. Arıtma çamurunun yeni ürünlere dönüştürülerek kullanılabilir hale getirilmesi oldukça önemli bir bertaraf alternatifi olacaktır. Bu çalışmada, arıtma çamurunun topraklaştırma yöntemi ile yeni ürünlere dönüştürülmesinin uygulanabilirliği incelenmiştir. Çamurun ve hacim artırıcı malzemelerin miktarları (girdi malzemeleri) dikkate alınarak farklı alternatifler öngörülmüştür. Topraklaştırma işleminin uygulanması durumunda gerekli ilk yatırım maliyetleri hesaplanmıştır. Ayrıca işletme maliyetleri ile birlikte her bir alternatif için elde edilecek ürünlerin birim başına maliyetleri de hesaplanmıştır

    C30 SINIFI ATIK BETONUN GERİDÖNÜŞÜM AGREGASI OLARAK BETON ÜRETİMİNDE KULLANILABİLİRLİĞİ

    Get PDF
    Son yıllarda atık malzemelerin geri dönüştürülerek yeniden kullanılması önem kazanmıştır. Özellikle beton atıklarının, geri dönüşüm agregası olarak kullanımı üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, yaşı ve sınıfı belli beton atıklarından elde edilen iri ve ince agreganın geri dönüşüm agregası olarak betonda kullanım olanakları araştırılmıştır.Kırma agrega 0-4 ve 4-22,4 boyutlarında iki grup kullanılmıştır. Kırma agrega grupları % 0, 10, 20, 30, 40, 50 oranların da azaltılarak yerine geri dönüşüm agregası ikame edilmiştir. Beton örneklerinin 28 ve 90 günlük basınç dayanımları, 28 günlük elastisite modülleri belirlenmiştir.Elde edilen deney sonuçlarına göre; geri dönüşüm agregasının beton üretiminde kullanılabileceği görülmüştür

    TARİHİ YAPILARDA MİNERALOJİK, PETROGRAFİK VE JEOTEKNİK ÇALIŞMALARIN ÖNEMİ: BİTLİS KALESİ ÖRNEĞİ (BİTLİS-DOĞU ANADOLU)

    Get PDF
    Tüf, ignimbirit gibi doğal taşlar düşük yoğunlukları, yüksek dayanımları, kolaylıkla şekillendirilebilmeleri ve mükemmel yalıtım özelliklerine sahip olmaları nedeniyle dünyanın birçok yerinde yapıtaşı olarak kullanılmaktadır. Ülkemiz Üst Miyosen - Pliyosen dönemlerinde oluşmuş, kaynaklaşmış ve kaynaklaşmamış özellikte ignimbirit yüzeylenmelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu ignimbiritler Anadolu Selçukluları ve Osmanlı dönemi tarihi yapılarında yaygın olarak kullanılmıştır. Bitlis ignimbiriti Özdemir (2003), Karaoğlu vd (2005) ve Özdemir vd (2006) tarafından “Nemrut ignimbiriti” olarak adlandırılmıştır. Bu makalede, Bitlis vadisi içerisinde, Bitlis ili ve çevresinde tip yayılım gösteren, oldukça iyi kaynaklaşmış ignimbirit Bitlis ignimbiriti adı altında çalışılmıştır. Bitlis ignimbiriti taban, orta ve tavan olmak üzere üç farklı seviyeden oluşmaktadır. En altta siyah, siyahımsı kahverengi renkli, camsı yapıda, oldukça iyi kaynaklaşmış taban seviyesi bulunur. Taban seviyesinin üzerinde kırmızımsı pembe-bordo renkli, orta-iyi derecede kaynaklaşmış orta seviye yer almaktadır. En üstte grimsi pembemsi renkli, daha az kaynaklaşmış, bol miktarda kayaç parçaları içeren tavan seviyesi bulunmaktadır. Mineralojik olarak Bitlis ignimbiriti sanidin + plajiyoklaz + piroksen + opak mineral ve daha az oranda anortoklaz’dan oluşan mineral bileşimine sahiptir. Makro ve mikro ölçeğinde dokusal olarak taban, orta ve tavan arasında belirgin bir farklılık bulunmaktadır. Bitlis ignimbiritinin taban seviyesi örneklerinde ötaksitik ve kalıntı perlitik doku hakim olmakla birlikte, bu seviye orta ve tavan seviyelere göre daha kompakt yapıdadır. Taban ve orta seviye örneklerinde yassılaşmış pomza parçaları (fiamme) ve volkanik cam parçalarının (shard) oranları tavan seviyesi örneklerine göre daha fazladır. Kimyasal analizleri sonuçlarına göre Bitlis ignimbiriti örneklerinin bazı ayrışma indeks değerleri hesaplanmıştır. Buna göre taban seviyeden tavan seviyesine doğru Ruxton oranı, Parker ayrışma indeksi ve Yeniden uyarlanmış potansiyel ayrışma indeksi değerleri artarken, Vogt oranı, Kimyasal alterasyon indeksi, Kimyasal ayrışma indeksi ve kızdırma kaybı değerlerinin azalma gösterdiği belirlenmiştir. Yapıtaşlarını kullanım alanlarına göre sınıflandırabilmek için fiziko-mekanik özelliklerinin bilinmesi gerekmektedir. Bitlis ignimbiriti düşük yoğunluklu olup, yoğunluk değerleri taban, orta ve tavan seviye örneklerinde sırasıyla 2.31, 1.88 ve 1.63 g/cm3 olarak belirlenmiştir. Gözeneklilik değerlerinin taban seviyeden tavan seviyeye doğru artış gösterdiği ve sırasıyla % 3.97, 19.11 ve 30.3 arasında değiştiği belirlenmiştir. Bitlis ignimbiritinin zayıf-orta derecede dayanımlı olup, tek eksenli sıkışma dayanımları tabandan üst seviyeye doğru sırasıyla 41.12, 25.03 ve 15.85 MPa olarak belirlenmiştir. Suda dağılmaya karşı duraylılık indeks değerleri yüksekten çok yükseğe kadar değişim göstermekte olup, taban seviye için % 98.34, orta seviye için % 98.30 ve tavan seviye için % 97.50 olarak belirlenmiştir

    GERİ DÖNÜŞÜM AGREGALI BETONLARDA ELASTİSİTE MODÜLÜNÜN DENEYSEL VE TEORİK OLARAK İNCELENMESİ

    Get PDF
    Bu çalışmada, yaşı ve sınıfı belli beton atıklarından elde edilen iri ve ince agreganın geri dönüşüm agregası olarak bir alt sınıf betonda kullanım olanakları araştırılmıştır. Araştırmada; kırma iri agrega yerine %0, 10, 20, 30, 40, 50; kırma ince agrega yerine %0, 10, 20, 30, 40, 50 oranların da ağırlıkça geri dönüşüm beton agregası (GDBA) kullanılmıştır. Beton örneklerinin basınç dayanımları, elastisite modülleri birim ağırlık ve su emme oranları belirlenmiştir. Ayrıca, üretilen geri dönüşüm agregalı betonların elastisite modülleri çeşitli ülkelerin standartlarında önerilen ampirik formüllerle de hesaplanmıştır. Deneysel olarak belirlenen elastisite modülleri ile ampirik formüllerle hesaplanan elastisite modülleri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak, betondaki geri dönüşüm agrega miktarı arttıkça deneysel verilerle hesaplanan elastisite modülleri ile ampirik formüllerle hesaplanan elastisite modülleri arasındaki ilişkinin azaldığı belirlenmiştir. Amerika Beton Enstitüsü (ACI) tarafından önerilen formül ile deneysel olarak hesaplanan elastisite modülü arasında oldukça yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür

    SULU DİETİLEN GLİKOL ORTAMINDA POLİPİROL SENTEZİ VE KARAKTERİZASYONU

    Get PDF
    Bu çalışmada, polipirol(Ppy) sulu dietilen glikol çözeltisi ortamında pirolün kimyasal yükseltgenme polimerleşmesi yöntemi ile ilk kez sentezlenmiştir. Sentezlenen polimer Fourier transform infrared spektroskopisi(FTIR), UV-Görünür bölge absorpsiyon spektroskopisi(UV-vis), taramalı elektron mikroskobu(SEM) analizleri ile yapısal ve morfolojik olarak incelenmiş ve dört nokta yöntemi ile elektriksel iletkenlik ölçümleri yapılmıştır. Sentezlenen polipirolün homojen dağılımlı küresel yapıda olduğu ve elektriksel iletkenliğinin 3,64x10-3 Scm-1 olduğu belirlenmiştir

    MONO IKONOS UYDU GÖRÜNTÜLERİNDEN KONUMSAL VERİLERİN ELDE EDİLMESİNDE DOĞRULUK VE MALİYET ANALİZİ

    Get PDF
    It is essential to use the Satellite images for the reason of providing data continuously,updating easily and speedly, lacking of legal procedures to taking photographs and arising geometricaccuracy at high resolution satellite images in mapping discipline. Producing of orthophoto map withsatellite images, first question coming to human mind is accuracy and the cost. In order to answer thesequestions with the IKONOS mono imagery a study have been conducted to produce orthophoto map inthe Konya Selcuk University campus area.Uydu görüntüleri sürekli bilgi sağlamaları, güncelleme kolaylığı, güncelleme hızı, resim çekmeve değerlendirilmesinde yasal engellerin olmaması ve özellikle de yüksek çözünürlüklü uydugörüntüleri ile geometrik doğruluğun arttırılması nedenlerinden dolayı haritacılık disiplininde uydugörüntülerinin kullanımında bir artış gözlenmektedir. Uydu görüntülerinin haritacılık amaçlıkullanılması durumunda ilk akla gelen sorular maliyet ve doğruluk olmuştur. Bu çalışmada bu sorularacevap verebilmek için Konya Selçuk Üniversitesi Kampüs alanında IKONOS mono uydu görüntüsü ilebir çalışma yapılmış ve sonuçları verilmiştir

    430

    full texts

    460

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Selcuk University Journal of Engineering, Science and Technology
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇