Moment Dergi / Moment Journal (Journal of Cultural Studies, Faculty of Communication, Hacettepe University)
Not a member yet
    190 research outputs found

    Gündelik Hayat, İktidar İlişkileri ve Etik Kodların Kesişiminde Etnografik Araştırma

    Get PDF
    Ethnographic research aims to understand people’s relation to all aspects of life including nature, culture, things, imagination, practice on their own terms. This research method is based on a long-term and intimate relationship between researcher and researched. This intimate relationship which is based on trust brings about a number of ethical problems. This article first of all looks at the rise of ethical codes in human subject research and the influence of institutionalization of ethical rules on ethnographic research in the last three decades. These debates show the limits of ethical codes in ethnographic method and raise questions about how ethnographic research, which revolve around everyday life, engages with the questions of politics and ethics. The second part of the article deals with the ethical questions in ethnographic research in Turkey. The last part briefly discusses the fact that recently more ethnographic researches address questions about the ethical life. Etnografik araştırma insanların doğayla, kültürle, nesnelerle, hayal gücüyle, pratikle yani yaşamın tüm alanlarıyla ilişkilerini onların kendi terimleriyle anlamaya çalışır. Bu araştırma yöntemi, araştırılan ve araştırmacı arasında uzun süreli ve yakın bir ilişkiye dayanmaktadır. Bu güvene dayalı yakın ilişki pek çok etik sorunu da beraberinde getirir. Bu yazıda insan araştırmalarında uyulması gereken etik kritelerin ortaya çıkışına ve özellikle son 30 yılda bu kuralların hızla kurumsallaşmasının etnografik araştırmalar üzerindeki etkisine bakılacaktır. Bu tartışmalar bir yandan etnografik yönteme ilişkin etik kodların sınırlarını gösterirken bir yandan da gündelik hayattaki ilişkileri merkezine alan etnografik araştırmaların daha genel politik ve etik meselelerle nasıl ilişkileneceğine dair soruları ortaya çıkarır. Yazının ikinci kısmı Türkiye’de etnografik araştırmalarda etik soruları nasıl düşünebileceğimizle ilgilidir. Sonuç bölümünde ise etnografik araştırmaların giderek etik yaşamla ilgili sorulara yöneliyor oluşuyla ilgili kısa bir tartışma yer almaktadır.

    Nitel Düşünce ve Etnografi: Etnografik Yönteme Düşünsel Bir Yaklaşım

    Get PDF
    In this article, I will try to examine what qualitative thinking is, where it originated, and its relation to ethnography. If we accept "knowledge" as the product of the link between subject and object, my purpose is to demonstrate how efficient the starting point the subject, i.e. researcher uses to establish a bond with research object to understand it.Bu yazıda niteliksel düşüncenin ne olduğunu, nereden kaynaklandığını ve etnografi ile olan ilişkisini irdelemeye çalışacağım. “Bilgi”yi öznenin nesne ile kurduğu bağın ürünü olarak kabul edersek, amacım, öznenin, yani araştırmacının araştırma nesnesi ile bağ kurmak için kullandığı çıkış noktasının nesneyi anlamada ne kadar etkin olduğunu ortaya koymaktan ibarettir. 

    Seslerin Çarpışması: Iris Murdoch'ın Rahibeler ve Askerler Romanında Kadınların Sesleri

    Get PDF
    Iris Murdoch, a writer with a profound understanding of the importance of creating voices/selves, often explored human truths that are timeless in her novels. Bakhtin developed a frame of work in which he mainly aimed at describing a democratic language which was “dialogical” or “carnivalesque”. A world of interchange, of a dialogue between many voices is what Bakhtin hoped for. One of the great contributions of Bakhtin is the concept of polyphony (multivocality or multi-voicedness). He suggests that “the polyphonic novel as a whole is thoroughly dialogical” (Bakhtin, 1973, p. 40). To Bakhtin the language of a culture is full of intersecting language uses - those of class, profession, activity, generation, gender, region and a rich variety of interacting significances. Iris Murdoch’s novel Nuns and Soldiers has often been studied in relation to the ethical, moral and philosophical issues; however, it is also significant to explore how these issues are voiced for female characters. Therefore, the aim of this paper is to explore the voices of female characters in Iris Murdoch’s Nuns and Soldiers on the basis of Bakhtinian theory of the novel.Seslerin/benlerin yaratılmasının önemini derinden anlayan bir yazar olan Iris Murdoch, çoğunlukla romanlarında zamansız bir insan gerçeğini keşfeder. Bakhtin, “diyalojik” ya da “karnavalesk” olarak tanımladığı demokratik bir dili anlatmaya yönelik bir çerçeve geliştirmiştir ve içinde birçok sesi barındıran bir diyaloğun yer aldığı bir dünya umudunu taşımıştır. Bakhtin’in en önemli katkılarından biri “polifoni”, “çokseslilik” kavramıdır. Bakhtin polifonik romanın “tamamıyla diyalojik olduğunu” ileri sürmektedir. (Bakhtin, 1973, p. 40). Bakhtin’e göre kültür dili, kesişen dillerin - sınıf, meslek, aktivite, nesil, cinsiyet, bölge - kullanımı ve çok çeşitli etkileşim anlamları ile doludur. Iris Murdoch’ın Nuns and Soldiers (Rahibeler ve Askerler) romanı etik, ahlaki ve felsefi konularla ilgili olarak sıklıkla incelenmiştir. Bununla birlikte, bu konuların kadın karakterler için nasıl ses bulduğunu keşfetmek de önemlidir. Bu sebeple, bu makalenin amacı Iris Murdoch’ın Nuns and Soldiers adlı romanında yer alan kadın karakterlerin seslerini Mikhail Bakhtin’in roman kuramı ışığında incelemektir

    Sert Kadınlar, Rasyonel Düşler

    Get PDF

    Ahmet Cemal’in Ardından…

    Get PDF

    Diyakronik Medya Etnografisi: Toplumsal Değişimden Fiili Toplumsal Değişimlere

    Get PDF
    In this article I address the challenge of how to study media and actual social changes ethnographically. To do so I draw from the relevant media ethnography literature, including my own research in Malaysia and Spain. I argue that ethnographers are well positioned to contribute to the interdisciplinary study of media and social change. However, to do so we must first shift our current focus on media and ‘social changing’ (i.e. how things are always changing) to the study of media in relation to actual social changes, e.g. the suburbanisation of Kuala Lumpur in the 1970s to 2000s, the secularisation of morality in post-Franco Spain, or the success of new indignados parties in Spain’s 2015 local government elections. This shift from the ethnographic present continuous to the past simple – a move from potential to actual changes – does not require that we abandon ethnography in favour of social history. Rather, it demands new forms of ‘diachronic ethnography’ that can handle the biographical, phase-by-phase logic of actual social changes. It also requires that we conduct not only multi-sited (Marcus, 1995) but also multi-timed fieldwork on specific congeries of media practices, forms and agents. Bu makalede medya ve toplumsal değişimler gibi zorlu bir meselenin etnografik olarak nasıl incelenebileceği sorusuyla ilgileniyorum. Bu amaçla bu konuya odaklanan medya etnografisi literatürünün yanı sıra Malezya ve İspanya’da yürüttüğüm kendi çalışmalarımdan da yararlanıyorum. Etnografların medya ve toplumsal değişime dair disiplinlerarası incelemelere katkı sunabilecek bir konuma sahip olduklarını ileri sürüyorum. Öte yandan bunu başarabilmek için mutlaka dikkatimizi medya ve “toplumsal değişim”den (yani her şeyin sürekli değişim halinde olduğu yönündeki tespitten) medyanın fiilî toplumsal değişimlerle ilişkisi bağlamında incelenmesine çevirmemiz gerekiyor—1970’li yıllardan 2000’lere Kuala Lumpur’da yaşanan banliyöleşme, İspanya’da Franco sonrası dönemde ahlâkın sekülerleşmesi ya da yine İspanya’da yeni indignados partilerinin 2015 yerel seçimlerinde gösterdikleri başarı bu tür değişimlere örnek teşkil edebilir. Etnografik anlamda şimdiki zamandan geçmiş zamana—muhtemel değişimlerden fiilî değişimlere—doğru böylesi bir geçiş toplumsal tarih adına etnografiden vazgeçmemizi gerektirmez. Aksine bu tür bir yaklaşım fiilî toplumsal değişimlerin aşama aşama ilerleyen biyografik mantığını kavrayabilecek yeni “diyakronik etnografi” türlerine ihtiyaç duyar. Bunun üstesinden gelebilmek için medya pratikleri, medya biçimleri ve faillerine dair sadece çok-alanlı (Marcus, 1995) değil aynı zamanda çok-zamanlı saha çalışmaları yürütmemiz gerekir.

    İmgeleri Okumak: Etnografi ve Sanat

    Get PDF

    Yollar, İkilemler ve Düşler: Mülteci Kadınlardan Dijital Hikâyeler

    Get PDF
    In this article, I concentrate on two digital storytelling workshops I voluntarily took part that were conducted within the context of the project Woman. Life. Story, which was run between June-October, 2017 in Berlin-Germany and includes digital storytelling workshops conducted with the participation of refugee women about topics such as everyday life, motherhood, dance, nature, and etc. I try to look through the everyday lives of refugee women, who were forced to come to Berlin due to various reasons, together with the problems they face in their everyday lives and their struggles to cope with them. Within this context, first I touch upon the questions wandering in my mind regarding digital storytelling workshops and researches/projects carried out in Berlin about/with refugees. Then, I share my experiences in two places in Berlin –a refugee camp (heim) and a women’s center- with the idea that it could help to gain more insight about the everyday lives of refugee women in the city and could reflect the process that convinced me to take part in the project by relieving my anxieties. Lastly, I concentrate on the digital storytelling workshops and two digital stories produced there, which circulate narratives of refugee women from Afghanistan and Cameroon. Bu yazıda, Haziran-Ekim 2017 tarihleri arasında, Almanya’nın Berlin kentinde yürütülen Woman.Life.Story (Kadın.Yaşam.Hikâye) Projesi kapsamında, mülteci kadınların katılımıyla gündelik hayat, arkadaşlık, annelik, dans, doğa gibi çeşitli temalarda düzenlenen dijital hikâye anlatımı atölyelerinden gönüllü olarak katıldığım iki atölyeye odaklanıyorum. Türlü sebeplerle Berlin’e gelmek durumunda kalmış mülteci kadınların karşılaştıkları problemler ve bunlarla mücadeleleriyle örülü gündelik yaşamlarına atölyeler aracılığıyla bakmaya çalışıyorum. İlk olarak, dijital hikâye anlatımı ve Berlin’de mültecilerle yapılan çalışmalara dair zihnimde dolaşan sorulara değiniyorum. Sonra, hem Berlin’de mülteci kadınların gündelik yaşamını daha iyi anlamaya katkı sunacağını düşündüğüm hem de kaygılarımı dindirerek beni atölyelere katılmaya teşvik eden iki yerdeki -bir mülteci kampı (heim) ve mültecilere yönelik bir kadın merkezindeki- deneyimlerime değiniyorum. Son olarak, 2017’nin Ağustos ayında gerçekleştirdiğimiz iki atölyeye ve bu atölyelerde biri Afganistan’dan, diğeri de Kamerun’dan kadınların anlatılarını dolaşıma sokan iki dijital hikâyeye odaklanıyorum.

    Sosyal Bilimler Alanındaki Akademisyenlerin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Anlatıları

    Get PDF
    This study which constitutes a part of the completed doctoral dissertation titled "Usage Practices of Information and Communication Technologies by Academics of Social Sciences" (Çetinkaya, 2017) focuses on how academics working in the field of social sciences relate to information and communication technologies (ICTs) in their everyday lives. The main concern of the study is how academics’ reception of information and communication technologies (ICTs) transformed from past up to present. Throughout the research, narratives related to ICTs were examined to figure out the transformation of the academy and academics. In this context, Pierre Bourdieu’s habitus is one of the main concepts that accompanies the field study. The research data was obtained through qualitatively driven multimethod approach and diachronic ethnography. Fieldwork was conducted through semi-structured in-depth interviews, long-term participant observations and face-to-face open-ended surveys. As a result of the research, it was revealed that ICTs appear to be in the center of academic everyday life for many academics and are one of the main components of dominant academic habitus. “Sosyal Bilimler Alanında Çalışan Akademisyenlerin Bilgi ve İletişim Teknolojileri Deneyimleri” (Çetinkaya, 2017) başlıklı tamamlanmış doktora araştırmasının bir parçasını oluşturan bu çalışma, sosyal bilimler alanındaki akademisyenlerin gündelik hayatlarında bilgi iletişim teknolojileri (BİT) ile nasıl ilişkilendiklerine odaklanmaktadır. Çalışmanın temel konusu akademisyenlerin bilgi ve iletişim teknolojilerini geçmişten günümüze nasıl alımladıklarıdır. Çalışma boyunca BİT’e yönelik anlatılarda, dönüşen akademinin ve akademisyenin izleri sürülmüştür. Bu bağlamda Pierre Bourdieu’nun habitus kavramı, alan çalışmasına eşlik eden temel kavramlardandır. Çalışmada niteliksel odaklı çoklu yöntem ve diyakronik etnografi benimsenmiştir. Alan çalışması yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler, uzun dönemli katılımlı gözlemler ve yüz yüze anket görüşmeleriyle oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda BİT’in çoğu akademisyenin gündelik hayatının merkezine yerleştiği, egemen akademik habitusun en önemli parçalarından biri olduğu görülmüştür.

    ‘Etnografik Hikâyeler’in Hikâyesi ve Ötesi: Alan Deneyimini Paylaşmak Üzerine Bazı İlave Düşünceler

    Get PDF
    In this article, we explain the preparation and publication process of the edited volume Etnografik Hikâyeler: Türkiye’de Alan Araştırması Deneyimleri (Metis, 2016) and find the opportunity to discuss some issues related to fieldwork experiences that we could not cover in the book. We address the researchers’ adaption to their field environment, their language competency, danger and security issues, emotional difficulties and research ethics with reference to the specific context of Turkey. Bu yazıda derleme kitabı Etnografik Hikâyeler: Türkiye’de Alan Araştırması Deneyimleri’nin (Metis, 2016) editörleri olarak kitabın yayımlanma sürecini anlatıyor ve kitapta detaylı olarak yer veremediğimiz, deneyime ilişkin bazı konuları tartışma imkânı buluyoruz. Alanda araştırmacıların yaşadığı uyum sorunları, dil yeterliliği, tehlike ve güvenlik konuları, duygusal zorluklar ve araştırma etiğini Türkiye bağlamını göz önünde bulundurarak ele alıyoruz.

    0

    full texts

    0

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Moment Dergi / Moment Journal (Journal of Cultural Studies, Faculty of Communication, Hacettepe University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇