Moment Dergi / Moment Journal (Journal of Cultural Studies, Faculty of Communication, Hacettepe University)
Not a member yet
    190 research outputs found

    Söylem, İdeoloji, Söylem, İdeoloji, Söylem, İdeoloji...

    Get PDF
    Modern social theory is awash with talk of “discourse” and “ideology”. Sometimes the two concepts are used interchangeably and at other times they are counterposed. The paper seeks to make sense of the part played by these concepts in contemporary debates. It proposes an exercise in retrieval which suggests that our two key terms form distinct theoretical traditions which, while they can be distinguished, can both be made good use of. We first engage with the debate over ideology within modern western Marxism and explore the suggestive distinction proposed by Larrain between a negative and a positive conception of ideology. Next we explore Foucault's version of discourse theory. Our third investigation focuses on the work of Ernesto Laclau and Chantal Mouffe who opt for a rupture between discourse and ideology; their solution will be contrasted with the Gramscian position espoused by Stuart Hall- the approach closest to the solution we will propose-that retains the concept ideology whilst benefiting from the advances secured by discourse theory.The theory of ideology we propose supplements discourse theory rather than opposing it. It is a version of ideology theory that is different from that bequeathed by Marx. Retained and moved into central prominence is a key feature of the critical thrust of Marx's account, namely, its focus on the way in which the interpellation of subject positions operates systematically to reinforce and reproduce dominant social relations—it is this that is described as the “directionality” of ideology theory. This directionality is captured by employing ideological analysis to focus upon the effects of discur­ sive practices, which we term “ideology effects”.Modern sosyal teori ‘söylem’ ve ‘ideoloji’yle dolup taşıyor. İki kavram, bazen birbirinin yerine kullanılıyor, bazen karşı karşıya getiriliyor. Bu yazıda, bu iki kavramın günümüzde yürütülen tartışmalardaki rolünü anlamaya çalışıyoruz. Bunu yaparken, farklı teorik geleneklerden çıkan iki anahtar terimimizin birbirinden ayrı tutulabileceği gibi birlikte de çok işe yarayabileceğini ileri sürerek söylem ve ideoloji ilişkisini geri kazanmayı deniyoruz. İlk olarak, modern Batı Marksizmi’nde ideoloji üzerine yürütülen tartışmayı ele alıyoruz ve Larrain’in ideolojinin pozitif ve negatif kavramsallaştırması arasındaki farkı göz önüne almak gerektiği yönündeki cazip önerisini inceliyoruz. Ardından, söylem teorisinin Foucault tarafından geliştirilen versiyonuna bakıyoruz. Üçüncü olarak, söylem ve ideoloji arasında bir kopuşu yeğleyen Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe’un çalışmalarına odaklanıyoruz. Laclau ve Mouffe’un sundukları, izledikleri yolu—bizim önerdiğimiz yaklaşıma en yakın duran—ve söylem teorisinin sunduğu açılımlardan yararlanırken ideoloji kavramından vazgeçmeyen Stuart Hall’un savunduğu Gramscici konumla karşı karşıya getireceğiz.Önerdiğimiz ideoloji teorisi, söylem teorisine karşı durmuyor; daha ziyade söylem teorisini tamamlıyor. Bu, Marx’ın miras bıraktığı ideoloji teorisinden farklıdır. Marx’ın bu konudaki açıklamalarına özgü eleştirelliği, diğer bir ifadeyle, özne konumlarına çağırılmanın, egemen toplumsal ilişkileri tahkim etmek ve yeniden üretmek üzere sistematik olarak işleyişini—ideoloji teorisinin “yön belirleme kapasitesi” denen tam da budur—odağa almasını devam ettiriyoruz ve buna merkezî önem atfediyoruz. Bu “yön belirleme kapasitesi” söylemsel pratiklerin etkilerine—“ideolojinin etkileri” olarak adlandırıyoruz—odaklanmak için ideoloji analizini devreye soktuğumuzda açığa çıkıyor

    Türkiye’de Ulusal Güvenlik Söylemini Pasivizasyon Bağlamında Yeniden Düşünmek

    Get PDF
    In this article, I try to analyse the neoliberal re-structuration in Turkey with a view to fabrication of official national security discourse and its adaption as common sense among productive classes. Acknowledging pacification as a counter-hegemonic approach to securitization, I offer an alternative framework to study the role of national security in Turkish politics that goes beyond rather traditionalized civil-military dichotomy. I argue that national security is a technique aiming at pacification with both imperial and local targets and that it should be understood with recourse to the neoliberalism-security-pacification axis. The article composes of three sections. First, I explore the history of the term pacification. Second, I look at the discursive continuities on national security between the military regime and the civilian AKP governments. Third, I reflect on the alternative forms of solidarity emerged during the Gezi Resistance that open the possibility of creating a counter-hegemonic common sense.Bu makalenin amacı, Türkiye’deki neoliberal yeniden yapılandırma sürecini resmî ulusal güvenlik söyleminin fabrikasyonuna ve bu söylemin üreten sınıflar tarafından ortak kanı olarak adaptasyonuna referansla analiz etmektir. Bu amaçla, pasivizasyonun güvenlikleştirme için karşı hegemonik bir yaklaşım sunduğu kabulünden yola çıkarak, Türk siyasetinde ulusal güvenliğin rolünü çalışmak için daha ziyade gelenekselleşmiş olan sivil-askerî ikileminin ötesine geçen alternatif bir çerçeve önerisi sunacağım. Ulusal güvenliğin, hem emperyal hem yerel hedefleri olan pasivizasyonu amaçlayan bir teknik olduğu ve dolayısıyla neoliberalizm-güvenlik-pasivizasyon ekseninde anlaşılması gerektiği yazının temel argümanını oluşturuyor. Makale, üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, pasivizasyon kavramının tarihini inceleyeceğim. İkinci bölümde, askeri rejimlerden sivil AKP hükümetlerine ulusal güvenlik söyleminin devamlılığına bakacağım. Üçüncü bölümde ise Gezi Direnişi sırasında ortaya çıkan alternatif dayanışma biçimlerine ve bunların nasıl karşı hegemonik bir ortak kanı yaratma ihtimalinin yolunu açtığını tartışacağım

    Karakutu Derneği'yle Söyleşi

    No full text

    Hafıza Merkezi'yle Söyleşi

    Get PDF
    Göze Orhon, interviewed with Hafıza Merkezi, An Organization about public memory.“Hafıza Merkezi Türkiye’deki insan hakları mücadelesine, geçmişteki ağır insan hakları ihlalleri ve insanlığa karşı suçlarla yüzleşirken, dünya örneklerinden faydalanarak ve geçiş dönemi adaleti perspektifinden bakarak katkıda bulunmak amacıyla kuruldu. Çalışmalarında geçiş dönemi adaleti süreç ve mekanizmaları için zemin hazırlayarak Türkiye’nin demokratikleşmesine ve toplumsal barışın tesis edilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor”

    #Nymphomaniac: Dijital Çağ'da Sinema, Sansür ve Mahremiyet

    Get PDF
    Taking a critical stance on the discussion fostered by the ban on the screening of İtiraf (Nymphomaniac) in Turkey, this papers aims to analyze the neglected, multipolar, socio-cultural, historical and political aspects of censorship. I ground my inquiry on the main themes of İtiraf, sexual freedom and intimacy with regards to the postcolonial problem of representation and the East/West dichotomy. Using the tweets in the Nymphomaniac hashtag in twitter and drawing on Bauman&Lyon's approach, I argue that the notions of sexual freedom and intimacy intrinsic to Turkish culture are reconstructed and homogenized in a West-centric, universal, transnational and global context. Hopefully, through a theoretical reassesment of censorship, this study may open up a critical room for interrogating the discourses of cultural hybridity, heterogeneity and universal freedom.Bu yazının amacı, Nymphomaniac yasağının yarattığı geniş çaplı tartışmaya eleştirel bir perspektiften bakarak, sansür kavramının ve ediminin ihmal edilen, görmezden gelinen çokkutuplu sosyokültürel, tarihsel ve politik veçhelerini incelemek. Sansür tartışmamı Postkolonyal Doğu/Batı ikiliği ve temsili sorunsalı çerçevesinde, Nymphomaniac örneğinin ana teması olan cinsel özgürleşme ve mahremiyet etrafında örüyorum. Bu doğrultuda, Tweeter'daki Nymphomaniac hashtaginin içerdiği tweetlerden ve Bauman&Lyon'un yaklaşımlarından yararlanarak, Türkiye kültürüne içkin cinsel özgürlük ve mahremiyet mefhumlarının; Batı bazlı, evrensel, ulusötesi ve küresel bir boyutta yeniden inşaya tabi tutulup homojenize edildiğini ileri sürüyorum. Bu çalışmanın kuramsal bir sansür tartışması vasıtasıyla; kültürel melezlik, heterojenlik ve evrensel özgürlük söylemlerini tartışmak için eleştirel bir alan açacağını umuyorum

    Vakitler Tenha, Şafak Kusursuz, Yıl 1943'ken

    Get PDF

    Moment'ten Çıkarken...

    Get PDF

    Stuart Hall...

    Get PDF
    An attempt to write an article that focuses on Stuart Hall’s work following his death requires addressing such issues such as the New Left,BirminghamSchool, British Cultural Studies, racism, post-colonialism, resistance, hegemony, sub-cultures, reception studies, popular culture, negotiated reading, identity and ethnicity. As Grossberg (2006) notes it is pretty difficult to identify any single position, interest, tradition or methodology in Hall’s work. The “multi-emphasis” in his works increases as they become linked with collective intellectual studies (2006: 152). Eagleton also draws attention to this multi-emphasis: “Hall was pitched between conceptual systems as well as countries, alert to the rough edges of any single doctrinal system, as heterodox in theory as he was hybrid in culture” (Eagleton, 2005: 208). Addressing Hall’s academic works throughout more than half century with a view to all these moments is beyond the scope of this article.In this frame, I take issue with Hall’s academic interests in terms of two main intersections: First, I will address Hall’s relationship with the Centre for Contemporary Cultural Studies. As a second intersection, I will focus on the decisive role of Gramsci’s works and his conceptualization of hegemony on Hall's academic-cum-political interests.Ölümünün ardından Stuart Hall’dan bahseden bir yazı yazmak aynı zamanda Yeni Sol’dan, Birmingham’dan, İngiliz Kültürel Çalışmaları’ndan, ırkçılıktan, post-kolonyalizmden, direnişten, hegemonyadan, alt-kültürlerden, alımlama çalışmalarından, popüler kültürden, müzakereci okumadan, kimlikten, etnisiteden bahsetmek anlamına geliyor. Grossberg’in de belirttiği gibi, Hall’un çalışmalarında tekil bir konum, ilgi, gelenek ya da metodoloji tanımlamak zordur. Çalışmalarının çoklu-vurgusu, kolektif entelektüel çalışmalarla olan bağıyla artar (Grossberg, 2006: 152). Eagleton da bu çoklu-vurguya dikkat çeker: “Hall hem ülkeler arasındaydı hem de kavramsal sistemler arasındaydı, [her bir] doktriner sistemin hataları konusunda duyarlı, kültürde melez olduğu kadar teoride heterodokstu” (Eagleton, 2003: 219). Hall’un yarım asırı aşan akademik üretimini tüm bu uğraklardan ayrı ayrı geçerek ele almak bu yazının fiziki sınırlılıklarını aşacaktır.Bu çerçevede Hall’un akademik ilgisini iki temel kesişen üzerinden ele almaya çalışacağım: İlk olarak Hall’un Çağdaş Kültürel Çalışmalar Merkezi’yle ilişkisini değerlendireceğim. İkinci kesişen olarak da Gramsci’nin ve özellikle hegemonya kavramının Hall’un yazınındaki belirleyici rolüne değineceğim.

    Ars Memoria'dan Postmnemonik Topluma: Levent-Gültepe'de Kayıp Zamanın İzinde

    Get PDF
    In this article I explore the change in the experience of time by focusing on a special district, Levent-Gültepe, more specifically Gültepe neighborhood and the urban renewal taking place in and around. I start from the deep impact of modernization in the organization of urban space and time, and respectively has its mark both in our understanding and experiences of daily life. Urban renewal in general or the urban renewal taking place in Gültepe area, in particular, is part of this modern upheaval. Having this in my mind, I made several visits to Levent-Gültepe district between 2013 and 2014 first out of curiosity, shortly after for ethnographic observations. In this article, I use the results of my ethnographic observations as well as vast literature on urban renewal in general, and specifically in İstanbul. I also resort to the Web. 2.0., which appear as the new memory places of our time. I exemplify the change in time and space in Gültepe with a couple of photos that I took in September, 2014. In this respect, I argue that urbanrenewal transforms the memory which I define as a capacity to remember and experience and open up this argumentfor discussion.Bu makalede özel bir bölgeye, Levent-Gültepe’ye, özel olarak da Gültepe’nin içinde ve çevresinde süregiden kentsel dönüşüme odaklanarak zamanı deneyimlemedeki değişimi açıklıyorum. Kentsel mekânın ve zamanın düzenlenmesini derinden etkileyen modernleşmenin gündelik hayatımızı anlamlandırma ve deneyimleme biçimimizi etkilediğini göstermeyi amaçlıyorum. Genel olarak kentsel dönüşüm, ya da Gültepe’de yaşanan haliyle kentsel dönüşüm bu büyük modern değişimlerin bir parçasıdır. Bu düşünceyle, 2013-2014 arasında, ilk başta merakla, kısa süre sonra ise etnografik gözlemler yapmak amacıyla Levent-Gültepe’yi birkaç kez ziyaret ettim. Bu makalede genel olarak kentsel dönüşümle, özel olarak da İstanbul’da kentsel dönüşümle ilgili geniş literatürün yanı sıra bu gözlemlerimden çıkan sonuçları kullanıyorum. Ayrıca, çağımızın yeni bellek mekânları olarak görülen Web. 2.0. tabanlı internet kaynaklarına da başvuruyorum. Yanı sıra? Gültepe’de zaman ve mekândaki değişimi Eylül 2014’te çektiğim fotoğraflarla örneklendiriyorum. Bu sayede kentsel dönüşümün bir hatırlama ve  deneyim kapasitesi olarak tanımladığım belleği dönüştürdüğünü ileri sürüyorum ve buargümanı tartışmaya açıyorum

    AVM'li Hatırlama ve Unutma...

    Get PDF
    Remembering and forgetting are the two major features of both individual and collective memory. In  every society, collective and cultural memory are formed in-between these two features. However, this process is generally controlled and manipulated by the power holders; remembering process is formed and shaped by positive and coercive means such as, rituals, remembering performances and sites of memories, as well as creating an offical history and criminal codes. In parallel, forgetting patterns are created and performed easily, especailly in modern societies; the destruction of old social and cultural environment, mass consumption habits, the speed of modern life, help and facilitate collective forgetting. The reconstruction of the cities with highways, massive, similar buildings, huge consumption centers (like AVMs in Turkey) destroy the memories forever.Hafızanın en temel iki ögesi hatırlamak ve unutmaktır. Bireysel ve kolektif hafıza, bu iki eylem arasında bir yerlerde olgunlaşır ve gelişir. Ancak, özellikle kolektif hafızanın oluşumunda siyasi iktidarlar devreye girerek, kolektif kimliğe anlamını verecek hatırlama ve unutma yollarını kontrol ederler. Bu manipülasyon yolları iki yönde gelişir; bir yandan, siyasi otorite, hatırlama yollarını kurarken ritüeller, anma törenleri, hafıza mekânları gibi pozitif yöntemler kullanır, öte yandan, resmî tarih oluşturarak, cezai düzeneklerle baskıcı bir politika uygular. Bu çarpıtılmış hatırlamanın yanı sıra, modernleşme sürecinin kolaylaştırdığı bir unutma yol haritası gerçekleştirilir; eski sosyal ve kültürel çevrenin sürekli yıkımı, kitle tüketim alışkanlıkları, modern hayatın değişkenliği ve hızı, kolektif unutmayı kolaylaştırır ve hızlandırır. Özellikle, kentlerin otoyollardan, uydu semtlerden, yüksek binalardan ve heybetli alışveriş merkezlerinden oluşan yeni kurgusu toplumsal hafızanın tümüyle yıkımını hazırlar

    0

    full texts

    0

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Moment Dergi / Moment Journal (Journal of Cultural Studies, Faculty of Communication, Hacettepe University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇