Mediterranean Journal of Educational Research (MJER) / Akdeniz Eğitim Araştırmaları Dergisi
Not a member yet
387 research outputs found
Sort by
Fizik Ders Kitaplarının Modern Fizik Bölümlerinde Son Yıllarda Yapılan Değişimler Hakkında Uzman, Öğretmen ve Öğretmen Adaylarının Görüşlerinin Karşılaştırılması
Yapılan araştırmalar öğrencilerin fizik konularını anlamakta zorlandıklarını ve ortaöğretim konuları içerisinde en çok zorlandıkları konuların başında modern fizik konularının olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin fizik derslerini daha zevkli öğrenebilmeleri ve başarılı olabilmelerine etki eden faktörler arasında öğretmen, öğretim programı, fizik kitapları, eğitim teknolojisi, güncel hayat bağlantıları, öğretim metotları ve öğrenci ilgi alanları ön plandadır. Ders kitapları%253B öğretim programlarında yer alan konulara ait bilgileri, planlı ve düzenli bir biçimde inceleyip açıklayan, bilgi kaynağı olarak öğrenciyi yönlendiren temel dökümanlardır. Ders kitaplarının öğretim programın felsefesini en iyi şekilde yansıtması gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiyede uygulanan iki farklı öğretim programı ve bu programlara göre hazırlanan ders kitaplarının modern fizik konularının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu fizik dersi öğretim programının hazırlanmasında görev almış 7 uzman, MEB bağlı ortaöğretim okullarında görev yapan 20 fizik öğretmeni ve eğitim fakültesi fizik öğretmenliği programında 5.sınıfta öğrenim gören, modern fizik ve modern fizik öğretimi derslerini almış 18 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak kitap değerlendirme anketi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde fizik öğretmen adaylarının ve fizik öğretmenlerinin, görüşlerinin çoğunlukla ortak olduğunu, fizik eğitimi uzmanlarının ise farklı görüşler sunduğu görülmektedir
Türkiye%20de Yükseköğretime Geçiş Sürecinin Analizi%253A Gelişmeler, Modeller ve Uygulamalar
Bu çalışmanın amacı, Türkiyede yükseköğretime geçiş sürecinin analizini yapmaktır. Bu çerçevede, geçmişten günümüze seçme sınavlarının yapısı, yükseköğretim programlarına yerleştirme işlemlerinde günün koşullarına göre fiziksel kapasitenin etkin kullanılması ve eğitsel yönden yapılan düzenlemeler ve öneriler ele alınmıştır. Çalışma, betimsel modele dayalı olup, ulaşılabilen yazılı-basılı ve elektronik kaynakların incelenmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Bu inceleme daha çok, yükseköğretime geçiş süreci ile ilgili uygulamaların ÖSYMnin kurulmasıyla kurumsal hale geldiği 1970li yıllardan günümüze şeklinde yapılmıştır. Elde edilen veriler yükseköğretime geçişte seçme sınavlarındaki değişmeler, önerilen model ve uygulamalar ile günümüzde gelinen noktalar dikkate alınarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle, Türkiyede yükseköğretime geçiş süreci ile ilgili olarak, 1970li yıllara kadar üniversitelerin kendi öğrencilerini kendi yaptıkları sınavlarla aldıkları%253B 1974 yılında ÖSYM (o günkü adıyla ÜSYM)nin merkezî sınav yoluyla seçme ve yerleştirme sorumluluğunu üstlendiği görülmektedir. Bu sınavlar kimi yıllarda tek aşamalı%253B kimi yıllarda ise iki aşamalı olarak uygulanmıştır. Yükseköğretime geçişte talebin çok arttığı durumlarda, fiziksel kapasitesi uygun olan üniversitelere daha fazla öğrenci alımı, ikili öğretim gibi model ve uygulamalar görülmektedir. Eğitsel yönden ise, ilköğretimle başlayan etkin bir rehberlik ve ortaöğretimde çok amaçlı programlar yoluyla gidilebilecek yükseköğretim programlarını belirleme gibi model ve uygulamalar görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiyede yükseköğretime geçiş sürecindeki gelişme, model ve uygulamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, arz-talep dengesizliği olduğu sürece yeni model ve uygulama arayışı da sürecektir
Sosyal Bilgiler Dersinde Tahmin, Gözlem, Açıklama (TGA) Yönteminin Kullanımı%253A Örnek Etkinlikler
Bu çalışmanın temel amacı TGA yönteminin sosyal bilgiler dersinde kullanılabilirliğini ortaya koymak için%253B TGA yönteminin ve yönteme göre hazırlanan etkinlik örneklerinin sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerine tanıtılmasıdır. Yapılan taraması sonucunda TGA (Tahmin, gözlem, açıklama) yönteminin sosyal bilimlere ait derslerde kullanımına ilişkin alanyazında önemli bir boşluk olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca alanyazın incelendiğinde gözlem yapılamayan durumlarda TGA yönteminin nasıl kullanılabileceğine ait önerilere de rastlanmaktadır. Bu öneriler temelinde çalışmada etkinlikler geliştirilmiştir. Bu bağlamda çalışmada veri toplama aracı olarak nitel araştırma tekniklerinden olan doküman incelesi yöntemi kullanılmıştır. Etkinliklerin geliştirilmesi aşamasında 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında yer alan kazanımlar dikkate alınmıştır. Ayrıca etkinlikler ile ilgili uzman görüşlerine başvurulmuş ve ilgili sınıflarda pilot uygulama yapılmıştır. Sonuç olarak geliştirilen etkinlik örnekleri ile TGA yönteminin sosyal bilgiler dersine ait kazanımların kazandırılması sürecinde kullanılabilir olduğu görülmüştür
Özel ve Devlet Üniversitelerinde Yapı Eğitiminin Kıyaslanması Üzerine Bir Araştırma
Üniversite düzeyindeki meslek eğitimleri içerisinde mimarlık eğitimi, meslek pratiğine bağlı olarak diğer meslek eğitimlerinden farklılık göstermektedir. Uzun ve zorlu bir süreç olan mimarlık eğitimi içerisinde ise teknik bilgi ve uygulama bakımından yoğun bir içeriğe sahip olan yapı dersleri ayrı bir öneme sahiptir. Mimarlık meslek pratiği açısından temel teşkil eden yapı derslerinin öğrenciler tarafından algılanması için teorik anlatımın yanı sıra genellikle iki boyutlu çizimler ve maketler araç kılınarak, dersler hoca-öğrenci arasında birebir eğitim şeklinde yürütülmektedir. Ağır ve yorucu bir süreç olan yapı eğitiminde, devlet üniversiteleri ile özel okullar arasında farklılıklar olabilmektedir. Çalışmada yapı dersleri içerik ve yöntem olarak benzer şekillerde yürütülen bir devlet üniversitesi ve bir özel üniversite ele alınmıştır. Her iki üniversitedeki yapı derslerinin konu içeriklerinin öğrenciler tarafından algılanması ve anlaşılmasındaki farklılıklar incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken, yapı derslerinin mevcut teorik ve pratik uygulamalarının öğrencinin anlamasındaki etkileri ve öğrencinin dersi daha kolay anlaşılabilmesinde hangi ifade tekniklerinin daha etkili olduğu sorgulanmıştır. Çalışma ile devlet ve özel üniversitelerde, yapı eğitiminde temel farklılıklar ortaya konmaya çalışılmış ve eğitim kalitesini artırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir. Ayrıca yapı eğitiminde, konuların anlaşılabilirlik durumları ve anlamayı kolaylaştıracak araçların hangileri olduğu da istatistiksel çalışmalar sonucu ulaşılan bulgularla ifade edilmeye çalışılmıştır
Önlisans Öğrencilerin Kodlama Eğitiminde Robotik Sistemlerinin Kullanımına Yönelik Görüşleri
Hızlı gelişen teknoloji yazılım alanında eğitimin çeşitlendirilmesi ve güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Öğrencilerin yazılım geliştirme yeteneklerini sağlayan kodlama eğitiminin sadece bilgisayarda verilmesi öğrencilerin zaman zaman yazılım derslerine ilgisinin azalmasına sebep olmakta ve eğitimin zenginleştirilmesi açısından yeterli olmamaktadır. Öğrencilerin yazdıkları kodları çalıştığını ve işe yaradığını birebir görebilecekleri somut robotik sistemler ile öğrencilerin kodlama eğitimine ilgisinin arttığı tespit edilmiştir. Bu araştırmada, kodlama eğitiminde robotik sistemlerinin kullanılmasına yönelik önlisans öğrencilerinin görüşleri araştırılmıştır. Çalışma nitel araştırma türünden özel durum incelemesi şeklinde tasarlanmıştır. Veriler Süleyman Demirel Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Teknolojilerindeki 16 önlisans öğrencisiyle yarı-yapılandırılmış görüşme metodu kullanılarak toplanmıştır. Katılımcıların kodlamalarını gerçekleştirdikleri robotik sistemler Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu 5. Proje Sergisinde sergilenmiştir. Görüşmelerdeki veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonunda, katılımcı öğrencilerin robotik teknolojilerinin bilgisayar programcılığı öğretim programları içerisinde kullanılmasında ilgili ve istekli oldukları belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin kodladıkları robotların Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu 5. Proje Sergisinde gösterime çıkartılması önlisans öğrencilerin proje yapabilme yeterlikleri fark etmelerini sağladığı ve özgüvenlerinin arttırdığı tespit edilmiştir
Görme Engellilere Bilişim Teknolojileri Öğretimi Üzerine Durum Çalışması
Eğitimin amacı, özel eğitime gereksinim duyan bireyler de dahil olmak üzere herkese eşit fırsatlar sağlamaktır. Özel eğitime ihtiyacı olan gruplardan birisi de görme engellilerdir. Görme engellilerin görmüyor olmaları ya da az görüyor olmaları onların çeşitli alanlarda eğitim almalarına engel değildir. Görme engellilerin öğretiminde onlara uygun içerik belirlenmesine gerek olmayıp, öğretimlerine destek olacak araç gereçlerin düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT), görme engellilerin bilgiye erişme ve kullanma, bireysel iletişim ve etkileşim ile üyesi olduğu topluma sosyal ve ekonomik olarak daha iyi entegre olmalarını sağlamak için bir yol sunmaktadır. Ayrıca, çeşitli sektörlerde iş imkanı bulmalarına, bireysel yaşama imkanına ulaşmalarına, bilgiyi kaynağından elde etmelerine yardımcı olmaktadır. Görme engelliler bahsedilen bu durumların üstesinden gelmek için bilgi ve iletişim teknolojilerinden hem donanımsal olarak hem de yazılımsal olarak yararlanmaktadırlar. Görme engellilerin bilişim teknolojilerinden yazılım olarak klavyeyi kullanarak yazı yazma, bilgisayar kullanma, kelime işlemci programını kullanma, elektronik tablolama programını kullanma ve internette gezinme şeklinde temel seviyede faydalanmaktadırlar. Bu araştırmada, görme engellilerin bilişim teknolojilerini temel seviyede kullanma durumlarını ortaya koymak ve karşılaşmış olduğu güçlüklere yönelik çözüm önerileri sunmak amacıyla görme engelli sekiz (8) öğrencinin bilişim teknolojileri öğretim süreci incelenmiştir. Araştırmada durum çalışması modeli kullanılmış, araştırmanın verileri gözlem ve görüşme yöntemleriyle elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu kendi bilişim teknolojileri öğretim sürecini değerlendiren farklı öğrenim seviyelerinde olan öğrencilerden oluşmaktadır
%252339%253BYoksul ama Başarılı%252339%253B%253A Sosyal Sermaye, Etnisite ve Okul Başarısı
Bu çalışmaBourdieunün sosyal kavramını kullanarak İstanbulun dezavantajlı bölgelerinde yaşayan, halihazırda okula devam eden ve kısa bir süre önce okulu terk etmiş öğrenci ebeveynlerinin ağ yapılarını çocuklarının eğitim başarısına etkileri bakımından ayrıntılı olarak analiz etmektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır%253A (1) Her ne kadar aynı dezavantajlı mahallelerde yaşıyor olsalar da okula devam eden öğrenciler sosyoekonomik ve etnik açıdan okul terklerden ayrışmaktadır%253B (2) okul terkler ağırlıklı olarak marjinal yoksulluk koşullarında yaşayan Kürt ve Roman ailelerden gelmektedir%253B (3) okula devam edenlerin ve okulu terklerin ebeveynlerinin ağ yapıları sosyoekonomik ve etnisite olarak önemli derecede farklılaşmaktadır%253B ve (4) okula devam edenlerin ebeveynleri lehine olan ağ yapılarındaki farklılıklar, çocukların okul başarısını artırmak için mobilize edilmektedir. Araştırma, fırsat ve kısıtlara ilişkin bu grupsal farklılaşmaların onların Türkiye toplumda uzun süredir işgal ettikleri etnik konumlarının yarattığı bir toplumsal hafızadan kaynaklanabileceğini ileri sürmektedir
Birleştirme ve Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri Yöntemlerinin Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Epistemolojik İnançlarına Etkisi
İşbirlikli öğrenme yöntemlerinden birleştirme ve öğrenci takımları başarı bölümlerinin (ÖTBB) karşılaştırıldığı bu çalışmanın amacı, bu iki yöntemin sosyal bilgiler öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarına etkisini ölçmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı, ikinci sınıfta öğretim ilke ve yöntemleri dersini alan 40 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verisi söz konusu yöntemlerin deney gruplarına öğretim ilke ve yöntemleri dersinde 12 hafta boyunca uygulanmasıyla sağlanmıştır. Veri toplama aracı olarak öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarını ölçmek üzere Schommer tarafından geliştirilen, Deryakulu ve Büyüköztürk tarafından Türkçeye çevrilerek uyarlanan Epistemolojik İnanç Ölçeği (EİÖ) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler Mann Whitney U testi, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda birleştirme yönteminin sosyal bilgiler öğretmen adaylarının epistemolojik inançları üstünde, ölçülen üç boyutta da, yani quot%253Böğrenmenin çabaya bağlı olduğuna inançquot%253B, öğrenmenin yeteneğe bağlı olduğuna inançquot%253B ve quot%253Btek bir doğrunun var olduğuna inançquot%253B boyutlarında ÖTBB yöntemine göre daha etkili olduğu görülmektedir. Araştırma, gelecekteki uygulamalara yönelik önerileri de içermektedir
Planlanmış Davranış Teorisine Göre “Güvenli Laboratuvar Kullanımını Gerçekleştirme Ölçeği” Geliştirme Çalışması
Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin güvenli laboratuvar kullanımını gerçekleştirme davranış amaçlarını tespit etmek için planlanmış davranış teorisine göre geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Literatür taraması yapıldıktan sonra hazırlanan 6 açık uçlu soru, 46 fen bilimleri öğretmeni ve 87 fen bilimleri öğretmen adayına uygulanmıştır.10 bölümden oluşan ve toplam 96 maddelik taslak ölçek 7li likert tipinde hazırlanmıştır. Ölçek Ankara ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan 110 fen bilimleri öğretmeni ve Hacettepe Üniversitesinde eğitim gören 190 fen bilimleri öğretmen adayı toplam 300 kişiye uygulanmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda ölçeğin 6 faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve 84 maddeden oluştuğu tespit edilmiştir. Ölçeğin bütünü için Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0.961, davranışsal inançlar alt boyutunda 0.974, Normatif inançlar alt boyutunda 0.957 ve Kontrol inançları boyutunda 0.915dir.Tüm bu bulgular ölçeğin geçerli ve tatmin edici düzeyde güvenirliğe sahip olduğuna göstermektedir
Akıllı Telefon Bağımlılığı Eğilimi, Sosyal Güvende Olma ve Psikolojik İyi Oluş Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Araştırmanın temel amacı, akıllı telefon bağımlılığı eğilimi ile psikolojik iyi oluş ve sosyal güvende olma arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Ayrıca akıllı telefon bağımlılığı eğiliminin yalnızlık hissi ve stresten kaçınmaya göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenecektir. Araştırmanın çalışma grubu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi nin çeşitli bölümlerinde öğrenim görmekte olan 339 kız, 155 erkek toplam 494 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Öğrencilerin yaşları 17 ile 25 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 20.64 tür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Sosyal Güvende Hissetme ve Memnuniyet Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri için SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak tanımlayıcı ve çıkarımlı istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları akıllı telefon bağımlılığı eğilimi ile psikolojik iyi oluş ve sosyal güvende hissetme ve memnuniyet arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca akıllı telefon bağımlılığı eğiliminin yalnızlık hissine ve stresten kaçınma durumuna göre farklılaştığı tespit edilmiştir