Mediterranean Journal of Educational Research (MJER) / Akdeniz Eğitim Araştırmaları Dergisi
Not a member yet
387 research outputs found
Sort by
Çok Kültürlü Sınıf Ortamında Öğrencilerin Resimli Çocuk Kitaplarındaki Göçün Nedenleri, Süreci ve Sonuçlarına Yönelik Tepkileri
Bu araştırmada göçü anlatan resimli çocuk kitaplarının etkileşimli okuma yöntemi ile okunmasıyla çok kültürlü sınıf ortamlarında bulunan öğrencilerin göçün nedenleri, süreci ve sonuçlarına yönelik tepkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması benimsenmiştir. Araştırmada dokuz öğrencinin katılımıyla hafta hafta göç ve göçmenlikle ilgili resimli çocuk kitapları etkileşimli okuma yöntemi ile okunmuş ve tartışılmıştır. Uygulama süreci tamamlandıktan sonra öğrencilerle odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Elde edilen veriler yapılan etkileşimli okuma etkinliklerinde resimli çocuk kitaplarının fiziki olarak incelendiğini, dinlendiğini ve içerikleri ile ilgili konuşmaların yapıldığını göstermiştir. Okunan kitapların yolculuk, göç, kaçış, savaş, farklı kültürler, aile ve çevreden ayrı kalma gibi konuları işlediği ortaya çıkmıştır. Daha önce bu tarz okuma etkinliklerinin yapılmadığı ifade edilmiştir. Öğrencilerin göçlerden etkilenen insanların yaşadıkları zorluklar ve bunlara yönelik yapabilecekleri yardımlar üzerine konuşabildikleri görülmüştür. Okunan resimli çocuk kitaplarının yaşanabilir olayları anlattıkları ortaya konmuştur. Öğrencilerin göç durumları ile ilgili farkındalıklarının arttığı, olaylarla ilgili üzüntü duydukları ve yardım etme isteklerinin arttığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ilgili literatür doğrultusunda tartışılmış ve gelecek araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur
Ortaokul Öğrencilerinin Problem Çözme Becerileri İle Sosyal Uyum ve Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerin problem çözme becerileri, sosyal uyum becerileri ve sosyal duygusal öğrenme becerileri puanlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü açısından farklılaşıp farklılaşmadığını, problem çözme alt boyutlarının sosyal uyum beceri ve sosyal duygusal öğrenme puanlarını yordama düzeyini belirlemektir. Bu amaçla toplam 792 ortaokul öğrencisine İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar için Problem Çözme Envanteri (İPÇE), Sosyal Uyum Envanteri ve Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği (SDÖBÖ) uygulanmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizinde Bağımsız Ortalamalar T Testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analiz teknikleri uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre kız ve erkek öğrenciler arasında problem çözme becerileri ve sosyal uyum becerileri puan ortalamalarının erkekler lehine anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. 7. sınıf ve 8. sınıf öğrencileri arasında problem çözme becerileri puan ortalamalarının 7. Sınıflar lehine anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Normal ortaokul ve İmam hatip ortaokulu arasında problem çözme becerileri ve sosyal uyum becerileri puan ortalamalarının normal ortaokul lehine anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Problem çözme becerileri alt boyutları, sosyal uyum ve sosyal duygusal öğrenme puanları arasında anlamlı düzeyde ilişkiler görülmüştür. Problem çözme beceri puanlarının sosyal uyumdaki varyansın %2543ünü ve sosyal duygusal öğrenmedeki varyansın %2550sini açıkladığı görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkarak gelecek araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur
The Importance of Play for Children With Autism, Cerebral Palsy, and Intellectual Disability
Play is a normal expression in children, which can be influenced by ethnicity, language, religion or other cultural aspects. Play has an exceptional meaning for optimal child development. Its importance is recognized as a fundamental child right. In the developmental process of social skills two dimensions have a crucial role in the game%253A symbolic and social. Not only is it central, but it is crucial for a child%252339%253Bs development, the intense motor and sensory stimulation that results from play helps normal brain development and prevents neuronal loss. On the other hand, the game is not only important for promoting normal child development, it also has invaluable therapeutic power. Play is one of the most beautiful children activity, and it has an invaluable role in their mental, physical, aesthetic, emotional and ethical development, as well as in the development of their identity. Play is also one of the ways to independence, and therefore has a unique place in the life of every child. It is a natural process in which natural conditions allow the child to react easily and show his emotions, moods and desires. That way, the child is equal with other children and can cooperate with them.
The main goal of the study was to determine the frequency and type of play activities preferred by children with disabilities, as well as to emphasize the therapeutic power of play. The method of comparative and descriptive analysis and the method of generalization were applied. From the techniques analysis of the contemporary literature and a scale for assessment of play activities were applied. The sample consisted of 32 children with developmental disabilities aged 7-12 years.
The obtained results emphasized the importance of using play therapy in children with disabilities, given that in 72%25 of respondents, the most common activity is watching TV or using a computer
Prospective Teachers Tendency of Liking Children and Profession Preference
Love is believed to be the source of many positive emotions in various fields including teaching profession. To put it simply, a teacher who likes children is compassionate, merciful and well intentioned. As a result, the state of teachers tendency to like children is considered to be related to their attitudes towards their profession. Therefore, the present study aims at investigating whether there is a relationship between the undergraduate teacher education faculty students tendency of liking children and their choosing teaching as a profession. Following the mixed methods approach, the study used questionnaire to collect the participants relevant demographic data such as participants gender, type of high school they graduated, and the place where they were raised. For this purpose, 224 undergraduate students majoring in teaching were administered the Turkish version of Barnetts Liking of Children Scale. In addition to quantitative data received from this scale, three open-ended questions were administered to 50 randomly selected participants after the scale administration in a written form. The purpose is to investigate the reasons of their choosing teaching as a profession both in the beginning and at the end of their teacher education. Statistical analysis revealed that female undergraduates tendency to liking of children is more effective on choosing teaching as a profession. However, other independent variables were found not to be effective. Results of qualitative analysis showed that, liking children, finding a job easily and the suitability of teaching to their personality were the major reasons to choose this job both at the beginning and at the end of teacher education program. The implications for different fields and groups such as teacher education programs, Ministry of National Education, parents and prospective teachers were also provided in the study
İlkokul Dördüncü Sınıf Türkçe ve Sosyal Bilgiler Ders Kitaplarında Toplumsal Duyarlılık
Bu araştırmanın amacı toplumsal duyarlılığın en fazla konu edinileceği Türkçe ve Sosyal Bilgiler ders kitaplarını inceleme ve bu kitaplarda toplumsal duyarlılık konusuna nasıl yer verildiğini belirlenmektir. İlkokullarda öğrencilerin en çok etkileşimde bulunduğu kaynaklardan biri de ders kitapları olduğundan araştırma kapsamında incelemek için ders kitapları seçilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2019-2020 akademik öğretim yılında kullanılmakta olan ilkokul dördüncü sınıf Türkçe ve Sosyal Bilgiler ders kitaplarında toplumsal duyarlılığa yer verilme durumunun değerlendirildiği araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmada toplumsal duyarlılığın kitaplarda ne oranda yer aldığı kültürel duyarlık, çevresel duyarlık, sivil ya da medeni duyarlık boyutlarında incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe ders kitabında Sosyal Bilgiler ders kitabına göre toplumsal duyarlılığa daha az yer verildiği, verilen toplumsal duyarlılık örneklerinin ise ağırlıklı olarak düşünme soruları ve etkinlikler ile sınırlı kaldığı görülmektedir. Toplumsal duyarlılığa ilişkin sahip olunması gereken becerilerin farklı çeşitlerine ise daha çok Sosyal Bilgiler ders kitabında yer verilmektedir. Sosyal Bilgiler ders kitabında her temada toplumsal duyarlılığın farklı boyutlarına yer verilirken, Türkçe ders kitabında bu boyutlara yer verilmediği belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre toplumsal duyarlılığa ilişkin vurgular Türkçe ders kitabında konu değerlendirme etkinliklerinin yanı sıra metin içerisinde de verilmelidir. Ayrıca, farkındalık bilincini oluşturmaya yönelik becerilere metinler içerisinde yer verilmesi ve Türkçe kitabının bu açıdan uygun metinler ile zenginleştirilmesi önerilebilir. Toplumsal duyarlılığın önemi dikkate alındığında Sosyal Bilgiler ders kitabında ayrı bir tema olarak toplumsal duyarlığa yer verilmesi önerilebilir
R Programming Language and a Sample Application
The aim of this study is to introduce R programming language, which became popular especially in recent years and to show how to interpret Results obtained through a sample application. For this purpose, the interface of R Studio program, its superior aspects, how to import the data to the program, a sample analysis and how to get support for the program were discussed. After explaining how R programming language emerged and its historical development, RStudio interface will be mentioned. The study shows how to perform the analysis with the help of functions after the installation of RStudio. Within the scope of sample analysis, the same achievement test for the statistics course was administered on 30 students who were randomly assigned to experimental and control groups before and after the experimental procedure. After taking the pre-test scores of the students under control, the presence of a statistically significant difference between the post-test scores of the experimental and control groups, to which two different methods were applied, was tested by covariance analysis. Within the scope of the research, it has been concluded that the use of the R program, which is free, open source and therefore can be developed, has a strong online user community and where fast software updates can be performed, should be expanded
Fen Bilimleri ve Matematik Öğretmen Adaylarının 21. Yüzyıl Becerilerinin Belirlenmesi ve Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi
21. yüzyıldaki teknolojik ve toplumsal gelişmeler ile birlikte bireylerin çağa ayak uydurmaları için sahip olması gereken beceriler de değişime uğramıştır. Bireylere 21. yüzyıl becerilerinin kazandırılmasında öğretmenler önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla, öğretmenlerin hizmet öncesi dönemden itibaren bu becerilere sahip olması gerekmektedir. 21. yüzyıl becerileri temel alan lisans programlarının bu amacı ne düzeyde gerçekleştiğinin belirlenmesi ve bu becerilerin düzeylerini belirleyen değişkenlerin belirlenmesi gelecekte eğitimcilerin, politikacıları ve bilim insanlarına yardımcı olacaktır. Buradan hareketle bu çalışma ile fen bilimleri ve matematik öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerini belirlemek ve cinsiyet, sınıf düzeyi, yerleşim yeri değişkenleri açısından 21. yüzyıl becerilerinin düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, betimsel tarama ve nedensel karşılaştırma araştırma modelleri ile yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları, Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2019-2020 güz yarıyılında öğrenim gören 143 fen bilimleri ve matematik öğretmen adayıdır. Araştırmada veriler Çok Boyutlu 21. yüzyıl Becerileri Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerine orta düzeyde sahip olduklarını düşündükleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerine ilişkin kendilerini yetersiz, girişimcilik ve inovasyon becerileri, bilgi ve teknolojileri okuryazarlığı becerilerine ilişkin kendilerini yeterli nitelendirdikleri belirlenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının 21. Yüzyıl becerilerinin sınıf düzeyi, cinsiyet ve yerleşim yerleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur
Üstün Zekâlı ve Normal Zekâlı Öğrencilerin Uzamsal Düşünme Becerilerinin Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi
Bu çalışmada üstün zekâlı ve normal zekâlı ortaokul öğrencilerinin uzamsal düşünme yetenekleri karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Örnek olay yönteminin kullanıldığı araştırma 191 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Uzamsal zekâ testi ve yarı-yapılandırılmış mülakatlardan elde edilen veriler içerik ve söylem analizi metotları kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular uzamsal düşüncenin bileşenlerini oluşturan uzamsal görselleştirme, uzamsal ilişki ve uzamsal yönelim alanlarının her üçünde de üstün zekâlı öğrencilerin akranlarına kıyasla daha başarılı olduklarını göstermektedir. Gruplar arasındaki temel farkın düşüncenin niteliğiyle alakalı olduğu görülmektedir. Normal zekâlıların, geometrik şekillerin%252Fcisimlerin kenarları ve köşeleri türünden kritik noktalarını referans alarak bunlar aracılığıyla prosedürel yaklaşımlar içeren çözümler yaptıkları görülmüştür. Üstün zekâlıların ise bütüncül yaklaşımlar sergiledikleri, verilen şekli%252Fcismi zihinlerinde bir bütün olarak canlandırarak bu bütünü istenilen süreçler içerisinde tek bir matematiksel nesne gibi kullanabildikleri görülmüştür. Sonuçlar, uzamsal düşünce gerektiren soruların çözümünde işe koşulan stratejiler arasında niteliksel açıdan bir hiyerarşinin var olduğuna işaret etmektedir. Referans noktaları yardımıyla yürütülen bilişsel stratejilere kıyasla verilen şeklin%252Fcismin zihinde inşasını ve yeni süreçler içerisinde tek bir nesne gibi kullanımını içeren bütüncül yaklaşımların nitelik itibariyle çok daha üst düzey stratejiler olduğunu göstermektedir
Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğrencilerinin Mutluluk Düzeyleri İle Genel Öz-Yeterlilikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi%253A Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Örneği
Bu araştırmanın temel amacı Resim İş Eğitimi Anabilim Dalı öğrencilerinin mutluluk düzeyleri ile genel öz yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu amaçtan hareketle çalışmada betimsel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalında öğrenimine devam eden lisans öğrencileri oluşturmuştur. Öğrencilerin mutluluk düzeyleri ve genel öz yeterliliklerini inceleyebilmek için veri toplama aracı olarak Doğan ve Akıncı tarafından Türkçeye uyarlanan Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu ile Yıldırım ve İlhan (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Genel Öz Yeterlilik Ölçeğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerle birlikte One Way Anova, Bağımsız Gruplar t Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin mutluluk düzeyleri ile genel öz yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiş (r%253D0.40%253Bplt%253B0.01) ve öz yeterliliğin mutluluğun anlamlı bir yordayıcısı olduğu (F%253D14.35%253Bplt%253B0.05) sonucuna ulaşılmıştır. Ancak mutluluk ve öz yeterliliğin cinsiyete, sınıfa ve yaşa göre anlamlı bir farklılaşmaya sebep olmadığı görülmüştür
Taşımalı İlkokul Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar%253A Antalya ili Korkuteli Kırsalı Örneği
Bu araştırma%253B Antalya ili Korkuteli kırsalında taşımalı sistemle yapılan ilkokul uygulamasında yaşanan sorunlara yönelik veli, öğrenci ve öğretmenlerin görüşlerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Amaç doğrultusunda araştırma iç içe geçmiş tekli durum çalışması modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu, gözlem ve doküman analizi ile toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları 2019-2020 eğitim öğretim yılında Korkuteli kırsalında taşıma merkezi olarak eğitim veren Barbaros İlkokulunda görev yapan on öğretmene, dördüncüsınıfa giden on iki öğrenciye ve on iki öğrenci velisine uygulanmıştır. Elde edilen veriler tematik içerik analizine tabi tutulmuştur.
Araştırma sonucunda Korkuteli kırsalında taşımalı olarak yapılan eğitimde yaşanan sorunlar%253B okul dışında yaşanan sorunlar ve okul içinde yaşanan sorunlar olmak üzere iki tema altında ele alınmıştır. Ayrıca yaşanan sorunların çözümüne yönelik görüşlerde araştırmada üçüncü tema olarak ortaya çıkmıştır. Okul dışında yaşanan sorunlar önem sırasına göre%253B servis araçları ve servis şoförleri, iletişim, öğrencilerde görülen fiziksel rahatsızlıklar, iklim koşulları ve mesafe ile ilgili sorunlardır.
Okul içerisinde yaşanan sorunlar ise okul kaynaklı sorunlar, sınıf içerisinde ve sınıf dışında yaşanan sorunlar olarak üç alt temaya ayrılmıştır. Okulkaynaklısorunlar sırasıyla%253B fiziksel olanakların yetersizliği, yemekler, hijyen ve temizlikle ilgili yaşanan sorunlardır. Taşımalı eğitimde sınıf içerisinde yaşanan sorunlar%253B öğrenci başarısında azalma, öğrencilerde görülen dikkat eksikliği,motivasyon düşmesi ile devamsızlık ve geç kalma şeklinde gösterilmektedir. Taşımalı eğitimde sınıf dışında yaşanan sorunların başında ise ilkokul öğrencilerinin ders bitim saatlerinden ortaokul öğrencilerinin ders bitim saatlerine kadar bekledikleri 1 saat 20 dakika zaman gelmektedir. Taşımalı öğrencilerin ders dışı etkinliklere katılamaması ve öğretmenlere taşımalı eğitimin getirdiği iş yükü ve sorumluluk araştırmada sınıf dışında yaşanan sorunlar olarak ortaya çıkmıştır. Yaşanan sorunların çözümüne yönelik olarak katılımcılar%253B köydeki okulun açılması, daha yakın mesafedeki okullara gidilmesi veya yakın mesafedeki okulların birleştirilmesi ile mevcut okulun imkanlarının geliştirilmesini önermişlerdir