Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi / Journal of Early Childhood Studies
Not a member yet
213 research outputs found
Sort by
Öğretmen adaylarının çocuk katılım hakkına ilişkin farkındalıklarının değerlendirilmesi
The Fundamentals of respect towards human rights is set by respecting the rights of the child. United Nations Convention on the Rights of the Child, UNCRC is a complete statement of children's rights ever produced and is the most widely ratified international human rights treaty in history (UNICEF, 2004). Turkey signed this Convention in 1990 and the amendments regarding the understanding, approach and implementations towards children and childhood went into effect in 1995. A possible approach to make the participation rights more visible, reachable, and applicable by the children is to make the notion more concrete. In order to achieve this, the child-centered approach that takes the children into the primary focus should be adopted by the educational environments. Since teachers are the individuals who set an example and create the proper environment for the children to gain consciousness of their fundamental rights, their awareness of children's right to participate is important before starting the profession is very important. Hence, this research only focuses on the awareness of child participation in pre-service teachers and evaluates their awareness based on variables as gender, and education field in the frame of children rights. Three hundred twenty-three pre-service teachers studying in the faculty of education in a public university are included. Child participation awareness scale (CPAS) is used to collect the data. The general awareness of child participation of pre-service teachers is found to be lower than expected.Bir toplumda insan haklarına saygının temeli, çocukların haklarına saygıyla başlar. Çocuk haklarını en kapsamlı şekilde açıklayan yasal düzenleme Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. Türkiye de bu sözleşmeyi 1990’da imzalamıştır. Çocuk ve çocukluk dönemine yönelik algı, tutum ve uygulamalara ilişkin hukuki düzenlemeler de 1995 yürürlüğe konulmuştur. Katılım hakkının küçük çocuklar tarafından daha görünür, erişilebilir ve uygulanabilir olmasını sağlamak, soyut bir kavram olmaktan çıkarılarak mümkün olabilir. Bunu sağlamak için katılım hakkının odak noktada olduğu çocuk merkezli anlayışın, eğitim ortamlarına yansıtılması gerekmektedir. Öğretmenler, çocukların temel haklarını elde etmeleri için uygun eğitim ortamlarını yaratan ve model teşkil eden kişiler oldukları için hizmete başlamadan önce çocuk katılım hakkına ilişkin farkındalıklarının arttırılması önemlidir. Bu nedenle çalışmada çocuk hakları çerçevesinde öğretmen adaylarının katılım farkındalığına odaklanılmış ve öğretmen adaylarının çocuk katılım farkındalıkları cinsiyet ve öğrenim görülen alan değişkenleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Araştırmaya devlet üniversitesine bağlı eğitim fakültesinde öğrenim gören 323 öğretmen adayı dâhil edilmiştir. Araştırma verilerini toplamak için Çocuk Katılımı Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının çocuk katılım hakkı farkındalıklarının beklenen düzeyden düşük olduğu saptanmıştır.
Erken çocukluk eğitiminde düşünmeyi görünür kılmak: Görünür düşünme yaklaşımı
Efforts to teach thinking have been continuing for many years. In recent years, the findings from scientific research have proved that especially the various characteristics of teachers have a critical value in teaching thinking. These features; it is possible to list teachers' approaches to teaching activities, instructional strategies (individual or collaborative activity preferences), classroom management approaches and self-efficacy levels in teaching thinking. Thinking is inherently abstract; making children's thinking processes clear and traceable is considered important both for children to follow their own learning processes and to build a culture of thinking in the school environment. At this point, the introduction of different methods and strategies for teachers to implement various educational practices that will enable children to embody the processes of thinking will support this process. In this study, detailed information about the Visible Thinking Approach, which is aimed at the use of Thinking Routines, which are short, reproducible, flexible mini strategies that aim to make thinking visible to all individuals (like other children, teachers and families) interacting with the child, are presented. Only one of the sub-projects of Project Zero, which was launched at Harvard University, Visible Thinking Approach is a reproducible and flexible learning-teaching approach that can mobilize and organize people's thinking tendencies and can be used in every education level. With this approach, in-class sample practices related to various routines that support the development routines and the development of thinking culture in schools or classrooms are included. Some of these applications; What Makes You Say That?, Think/Puzzle/Explore, Think/Pair/Share, I used to think”¦./Now I think”¦, See/Think/Wonder, Zoom in, Beginning / Middle / End and Compass Points.Düşünmenin öğretilmesine ilişkin çabalar uzun yıllardır devam etmektedir. Son yıllarda bilimsel araştırmalardan elde edilen bulgular, özellikle öğretmenlerin sahip oldukları çeşitli özelliklerin, düşünmeyi öğretme konusunda kritik değere sahip olduğunu kanıtlamıştır. Bu özellikleri; öğretmenlerin öğretim faaliyetlerinde benimsediği yaklaşımlar, öğretim stratejileri (bireysel ya da iş birliğine dayalı etkinlik tercihleri), sınıf yönetimi yaklaşımları ve düşünmeyi öğretme konusundaki öz-yeterlilik düzeyleri olarak sıralamak mümkündür. Düşünme doğası gereği soyuttur; çocukların düşünme süreçlerinin açık ve izlenebilir hale getirilmesi, hem çocukların kendi öğrenme süreçlerini takip edebilmesi hem de okul ortamında düşünme kültürünün inşa edilmesi açısından önemli görülmektedir. Bu noktada öğretmenlere, çocukların düşünme süreçlerini somutlaştırmalarını sağlayacak çeşitli eğitsel uygulamalar gerçekleştirmelerine yönelik farklı yöntem ve stratejilerin sunulması bu süreci destekleyecektir. Bu çalışmada düşünmenin, çocuk ile etkileşim halindeki tüm bireyler (diğer çocuklar, öğretmenler ve aileler gibi) için görünür olmasını hedefleyen, kısa, tekrarlanabilir, esnek mini stratejiler olan ve Düşünme Rutinleri’nin kullanımını hedefleyen Görünür Düşünme Yaklaşımı hakkında detaylı bilgiler sunulmuştur. Harvard Üniversitesi’nde başlatılmış olan Project Zero’ nun alt projelerinden yalnızca biri olan Görünür Düşünme Yaklaşımı, kişilerin düşünme eğilimlerini harekete geçirecek ve onları düzenleyecek, her eğitim kademesinde kullanılabilen, tekrarlanabilir ve esnek bir öğrenme - öğretme yaklaşımıdır. Bu yaklaşım ile gerçekleştirilen düşünme rutinleri ile okul ya da sınıflarda düşünme kültürünün gelişimini destekleyici çeşitli rutinlere ilişkin sınıf içi örnek uygulamalara yer verilmiştir. Bu uygulamalardan bazıları; Bunu Neden Söylüyorsun?, Düşün/Bul/Keşfet, Düşün/Eşleş/Paylaş, Eskiden”¦”¦”¦”¦.. Düşünürdüm/Şimdi”¦”¦Düşünüyorum, Bak/Düşün/Merak Et, Pusula Noktaları, Başlangıç/Orta/Son ve Yakınlaştır’dır
Preschool children’s prejudices: A phenomenological study
Data for this phenomenological study of preschoolers’ prejudices were collected through an interview protocol developed by the researchers. The participants, selected using purposeful sampling, were 100 four- to six-year-old children from Van, Turkey. For data analysis, coders looked firstly at word or phrase repetition, and then at the connectors the children used. This revealed that the children had several distinct prejudices related to each of seven main themes drawn from the existing literature: (1) race, (2) age, (3) physical abilities, (4) physical characteristics, (5) economic class, (6) gender and (7) family composition. However, some of the children’s prejudices were nested and interrelated. For instance, when expressing prejudices related to age, they tended to exhibit their prejudices related to gender or physical characteristics
Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk hakları ve çocuk katılım hakkına ilişkin görüşlerinin incelenmesi
The aim of this study is to determine pre-school teachers’ opinions concerning children's rights and children's participation rights. This case study was conducted with 30 pre-school teachers working in Van province. In this study, semi-structured interview form was used for data collection. The data were analyzed with descriptive analysis. As a result of this study, it was concluded that majority of teachers emphasize vital, development, protection and participation rights when they refer to children's rights. It was concluded that concerning children's participation rights teachers emphasized students' rights to freely express their views and participate in decision-making processes related to them. It was concluded that teachers' activities in pre-school period concerning children's rights and their participation rights are in accordance with the nature of the child's learning. It was determined that the most important problem that teachers face during teaching children the rights and providing children with participation rights is because of the traditional attitude of families. In addition, it was concluded that teachers face problems because of children's cognitive/developmental characteristics, having difficulty in expressing themselves or being shy because of parents' repressive attitude.Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çocuk hakları ve çocuk katılım hakkına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Durum çalışması olarak desenlenen bu araştırma, Van ilinde görev yapan 30 okul öncesi öğretmeniyle yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak, yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin çocuk hakları denilince daha çok yaşamsal haklar, gelişme hakları, korunma hakları ve katılım haklarına vurgu yaptıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin çocuk katılım haklarına ilişkin en çok çocukların görüşlerini serbestçe ifade etmeleri ve kendileriyle ilgili karar alma süreçlerine katılma haklarını belirttikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çocuk hakları ve çocuk katılım hakları konusundaki uygulamalarının okul öncesi dönemde öğrenmenin doğasına uygun şekilde gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çocuklara haklarını öğretirken ve çocukların katılım hakkını sağlarken en çok ailelerin geleneksel tutumundan dolayı sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, okul öncesi öğretmenlerinin çocukların bilişsel/gelişimsel özellikleri, kendilerini ifade etmede zorlanmaları veya çekingen davranmalarından kaynaklı sorun yaşadıkları ortaya çıkmıştır
Erken çocukluk döneminde bebeklik/çocukluk amnezisi ve otobiyografik bellek gelişimi
Autobiographical memory consists of memories of one's own thoughts, feelings and behaviors in his/her own history. Autobiographical memory is an important concept in the development of the child in terms of various functions. The effect of autobiographical memory on self development is great. Autobiographical memory ensures the self-continuity of individuals, meets the needs of self-regulation. Autobiographical memory, through lessons learned from past experiences and experiences, makes inferences and planning about the behaviors of the present and the future. Autobiographical memory is also essential for social relations. The development of autobiographical memory, which provides continuity in our personal history, begins at the end of infancy/childhood amnesia where most adults cannot remember the first three-four years of life. Early experiences are critical in advancing age. Infant/childhood amnesia, which has a significant effect on adult life although it cannot be remembered, has been studied for a long time. In this study, autobiographical memory, development of autobiographical memory, and infancy/childhood amnesia were examined and some suggestions were made in the context of child development.Kişinin kendi geçmişindeki düşünceleri, duyguları ve davranışları hakkındaki anılarından oluşan otobiyografik bellek, çeşitli işlevleri bakımından çocuğun gelişiminde önemli bir kavramdır. Otobiyografik belleğin benlik gelişimine etkisi büyüktür. Kişilerin benlik devamlılığını, öz-düzenleme ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ve geçmiş yaşantı ve deneyimlerinden edinilen dersler sayesinde şimdi ve gelecekteki davranışlar hakkında çıkarsamalarda bulunup planlama yapabilmeyi sağlayan otobiyografik bellek, sosyal ilişkiler için de temel öneme sahiptir. Kişisel geçmişimizde sürekliliği sağlayan otobiyografik bellek gelişimi çoğu yetişkin yaşamının ilk üç-dört yılını hatırlayamadığı bebeklik/çocukluk amnezisinin bitiminde başlamaktadır. Erken dönem deneyimleri ilerleyen yaşlarda kritik öneme sahiptir. Hatırlanamadığı halde yetişkin yaşamını önemli derecede etkileyen bebeklik/çocukluk amnezisi, üzerinde uzunca süredir çalışılmış bir konudur. Bu çalışmada, otobiyografik bellek, otobiyografik belleğin gelişimi ve bebeklik/çocukluk amnezisi incelenmiş ve çocuk gelişimi bağlamında bazı önerilerde bulunulmuştur
5-7 yaş grubu çocukların geometri becerilerinin incelenmesi
In this study, it was aimed to examine geometric skill levels of children in the specified age group in terms of age and gender. The sample, which is designed in quantitative research scope and line with survey model, consists of 5-7 year-old children (333 five-year-old, 210 six-year-old and 211 seven-year-old) attending pre-schools and first grades in Istanbul. Data were obtained by "Personal Information Form" and "Early Geometry Skills Test". As a result of the research, it was determined that age make a difference in geometry skills of the children while the gender variable makes no difference. It was identified that 5-7 year-old children do not have any difficulty in distinguishing typical samples of the shapes; but in the shape selection task, they are affected by atypical and non-valid examples. It was also determined that besides visual matching children make matches related to the simple properties of shapes, too. As a result of the findings, evidences for the existence of the pre-recognitive and syncretic level, which Clements et al (1999) put forward, was obtained.Bu araştırmada, 5-7 yaş grubu çocukların geometri becerilerinin yaş ve cinsiyet değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma kapsamında ve tarama modeline uygun olarak tasarlanan araştırmanın evrenini, İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan, okul öncesi eğitim kurumlarına ve ilkokulların 1.sınıfına devam eden 5-7 yaş grubu çocuklar (333’ü 5 yaş, 210’u 6 yaş ve 211’i 7 yaş) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, “Kişisel Bilgi Formu” ve “Erken Geometri Beceri Testi” kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, yaş değişkenin çocukların geometri becerileri üzerinde farklılık oluşturduğu, cinsiyet değişkeninin ise herhangi bir farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. 5-7 yaş grubu çocukların, şekillerin tipik (prototip) örneklerini ayırt etmede sorun yaşamadıkları; ancak şekil seçiminde şekillerin atipik ve geçersiz örneklerinden etkilendikleri belirlenmiştir. Ayrıca şekil seçiminde çocukların daha çok görsel eşleştirme yapmalarının yanı sıra şekillerin basit özelliklerin yönelik eşleştirmeler yaptıkları da tespit edilmiştir. Araştırmada Clements ve diğerlerinin (1999) ileri sürdüğü tanıma öncesi dönemin (pre-recognitive) ve bütünleşik (syncretic) düzeyin varlığına yönelik kanıtlar elde edilmiştir
Collaborative learning in kindergarten: Challenge or reality?
Collaborative learning is a twenty-first-century education trend with its main characteristic being the interaction among classmates. Collaborative learning in kindergarten, however, presents many difficulties, as preschoolers do not have advanced cooperation skills. As a result, teachers face challenges when applying this method. The study aimed to evaluate teachers’ opinions about collaborative learning. The study’s sample was composed of 107 kindergarten teachers in Greek schools. The tool was an improvised questionnaire that included personal characteristics of the sample, 14 multiple-choice questions on the application of collaborative learning and 33 questions regarding teachers’ opinions about collaborative learning. Analysis of the data has shown that collaborative learning is frequently used in kindergarten schools, even though almost half of the teachers have never attended a relevant training course. In addition, teachers have highly evaluated the results of the method, which includes social and cognitive skills and the effects of collaborative learning evaluation and skills advancement
İsveç ve Türkiye’de erken çocukluk dönemi eğitim politikalarının eğitim programlarına yansımaları
The purpose of the study is to investigate the reflections of early childhood education (ECE) policies on the curricula in Sweden and Turkey. In this study holistic multiple case design was conducted using data collected from documents. The primary documents reviewed for the study are ECE curricula and policy documents on the official websites of Sweden and Turkey. Secondary documents reviewed are UNESCO, OECD, Eurydice reports and international publications. The findings of the study indicated that in Sweden and Turkey ECE policies were mainly based different aims. The social and economic arguments of these aforementioned policies in Turkey were not clarified as satisfactorily as in Sweden. The policy differences between these two countries have been influential in the historical development of the curricula and structures. The goals/objectives of the curricula are influenced by countries’ own socio-political contexts and the policy tools which promote developmental processes of the curricula varied across countries.Bu araştırma İsveç ve Türkiye’de erken çocukluk dönemi (EÇD) eğitim politikalarının eğitim programlarına yansımalarının incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Nitel araştırma desenlerinden bütüncül çoklu durum desenine uygun olarak yürütülen çalışmanın verileri doküman inceleme yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmanın birincil kaynaklarını her iki ülkenin EÇD hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu bakanlıkları ile diğer resmi internet adreslerinde yer alan EÇD eğitim programları ve politika belgeleri oluşturmuştur. Araştırma konusu ile ilgili olan UNESCO, OECD, Eurydice raporları ve kitap, makale vb. belgeler ise araştırmanın ikincil kaynakları arasında yer almıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda İsveç ve Türkiye’de EÇD politikalarının geliştirilmesinde temele alınan amaçların birbirinden farklı olduğu ve Türkiye’de geliştirilen politikaların; toplumsal ve ekonomik temellerinin İsveç’teki kadar güçlü bir şekilde ifade edilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ülkeler arasındaki politika farklılıklarının programların tarihi gelişiminde ve programların yapısında etkili olduğu, her iki ülkede programların genel ve özel hedeflerinin ülkelerin sosyo-politik bağlamlarından etkilendiği ve eğitim programlarının geliştirilmesini sağlayan politika araçlarının genellikle birbirinden farklı olduğu görülmüştür
Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği: 48-95 ay arası çocuklar için geçerlik ve güvenirlik çalışması
Early childhood is a critical period for development and proficiency of motor skills. Motor development of children should be assessed in order to understand the concept, and if necessary, plan ahead accordingly. In this study, a validity and reliability research was carried out for a Turkish translation of Miller Function and Participation Scales in an effort to assess motor development of children aged 48-95 months. The study group consists of a total of 262 children aged 48-95 months, including a group of children with delayed motor development. The study data were gathered with a personal information form created by the researcher, as well as with Miller Function and Participation Scales. Gazi Early Childhood Development Assessment Tool and Frostig Developmental Test of Visual Perception were used for determining concurrent validity. Within the scope of the validity study on Miller Function and Participation Scales, construct validity, its relationship with other variables, and clinical discriminant validity were demonstrated. In the reliability study, internal consistency, test-retest reliability, and inter-rater correlation coefficients were calculated. Considering the results of the study, it was concluded that the Turkish version of Miller Function and Participation Scales is a valid and reliable assessment tool for children aged 48-95 months.Erken çocukluk dönemi motor becerilerin yeterlilik ve gelişimi için kritik bir dönemdir. Çocukların motor gelişimlerini anlamak ve uygun planlamalar yapabilmek amacıyla motor gelişimin değerlendirilmesi gereklidir. Bu araştırmada, 48-95 ay arası çocukların motor gelişimlerini değerlendirmek amacıyla Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 48-95 ay arası motor gelişim gecikmesi gösteren grup dâhil olmak üzere toplam 262 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu ve Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Uyum geçerliğini belirlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Gelişimi Değerlendirme Aracı ve Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi kullanılmıştır. Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği’nin geçerlik çalışması kapsamında yapı geçerliği, diğer değişkenlerle olan ilişkisi ve klinik ayırt edici geçerliği kanıtlanmıştır. Güvenirlik çalışması kapsamında, iç tutarlılığı, test-tekrar test güvenirliği ve bağımsız değerlendiriciler arası korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, Miller Fonksiyon ve Katılım Ölçeği Türkçe formunun 48-95 ay arası çocuklar için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür.
Çocukluk dönemi mutluluk ve huzur anılarının bilişsel şemalar ve psikolojik semptomlarla ilişkisi
Many researches have focused on the relationship between childhood experiences and individuals' self-control, adaptation and problem behaviors at later ages. In this sense, memories of early ages have a data bank feature for the psychological problems observed in adult life. The aim of this research is to reveal relationship between incompatible cognitive schemes with happiness and peace memories in childhood and psychological symptoms, and also it is aimed to exhibit the predictive power along with determining which scheme field-aspect and which psychological symptom has higher relation with the happy and peace memories of the childhood period. Relational screening model was used in the research. For this purpose, childhood happiness and peace memories scale, schema scale and short symptom screening inventory were applied to 468 university students. At the end of the study, it was found that hypovigilance-inhibited, impaired autonomy, disconnection-rejection schema fields were the strongest and significant predictors of CHPM. Besides, negative and significant correlation was observed between negative self, one of psychological symptoms, and somatization symptoms. It explains 46 percent of total variance related to CHPM scores with the five symptoms. It has been suggested that research findings could be used to prepare and develop parenting education programs and to increase the effectiveness of preventive and developer guidance services in schools. Yapılan pek çok araştırma, çocukluk çağı yaşantıları ile ileriki yaşlarda bireylerin kendi kendini kontrol, uyum ve problem davranışları arasında ilişkiyi konu almıştır. Bu anlamda, erken yaşlara ilişkin anılar, yetişkin yaşamında gözlenen psikolojik sorunlar için bir veri bankası niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, çocukluk dönemi mutluluk ve huzur anıları ile uyumsuz bilişsel şemalar ve psikolojik semptomlar arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır, Hangi şema alanının-boyutunun ve hangi psikolojik semptomun, çocukluk dönemi mutluluk ve huzur anıları ile daha yüksek bir ilişki içerdiği belirlemenin yanında yordama gücünü ortaya koymak hedeflenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla, çocukluk dönemi mutluluk ve huzur anıları ölçeği, şema ölçeği ve kısa semptom tarama envanteri 468 kişilik üniversite öğrenci grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, aşırı tetikte olma - ketlenme, zedelenmiş otonomi, kopukluk-reddedilme şema alanlarının, ÇDMHA’nın en güçlü ve anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Bunun yanında psikolojik semptomlardan olumsuz benlik, somatizasyon ve depresyon belirtileri ile ÇDMHA arasında negatif yönde anlamlı ve yüksek korelasyon gözlenmiştir. Beş semptom birlikte, ÇDMHA puanlarına ilişkin toplam varyansın %46’sını açıklamaktadır. Araştırma bulgularından ebeveynlik eğitim programlarının hazırlanması ve geliştirilmesinde ve okullardaki önleyici ve geliştirici rehberlik hizmetlerinin etkililiğinin artırılmasında yararlanılabileceği önerilmektedir