Erken Çocukluk Çalışmaları Dergisi / Journal of Early Childhood Studies
Not a member yet
213 research outputs found
Sort by
Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Kaba Motor Becerilerinin Fiziksel Aktivitelerle Desteklenmesi
Planned and systematically prepared activities are needed for the acquisition of motor skills in childhood. The aim of the study was to enable preschool children to perform by doing planned physical activities, to develop their gross motor skills and to increase their awareness, and to increase the awareness of the teacher of the class in the process. The participants of the study consisted of a kindergarten class among the state- affiliated kindergartens. Quantitative and qualitative methods were used as method. Checklists for recording children's motor skills, semi-structured pre- and post-interview forms for the teacher and children, and a 12- week physical activity program were applied. The children were supported in terms of gross motor skills and the children and the teacher gained awareness of the physical activities.
Çocukluk döneminde motor becerilerin kazanılması için planlı ve sistematik olarak hazırlanmış etkinliklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma, fiziksel aktivitelerin okul öncesi çocukların kaba motor becerileri üzerindeki etkisini ortaya koymak ve farkındalık geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını devlete bağlı bir anaokulunun bir sınıfında yer alan 16 öğrenci ve bir öğretmen oluşturmaktadır. Yöntem olarak Nicel süreçte zayıf deneysel desen tek seferlik vaka incelemesi, nitel süreçte ise durum modeli kullanılmıştır. Çocukların kaba motor becerilerini kaydetmek için kontrol listeleri, öğretmen ve çocuklar için yarı yapılandırılmış ön ve son görüşme formları ve 12 haftalık bir fiziksel aktivite programı uygulanmıştır. Bulgular, lokomotor, denge ve ritim puanlarında müdahale öncesi ve sonrası farklar olduğunu ve öğretmenler ile çocukların fiziksel aktiviteler konusunda farkındalık kazandığını göstermiştir. Sonuç olarak çocuklar kaba motor becerileri açısından desteklenmiş, çocuklar ve öğretmen fiziksel aktiviteler konusunda farkındalık kazanmıştır
Okul öncesi çocuklar için yaratıcılık eğitimi ve benlik düzenlemeye etkisi
Creativity and self-regulation are related skills that develop rapidly in early childhood. This study aims to set up creativity training for preschoolers and then examine the effects of this training on cognitive (i.e. executive functions) and emotional (i.e. emotion-regulation) dimensions of self-regulation. Four -and five-year-old children (n=80) participated in the study. Imagination and symbolic play-based activities were the main elements of the creativity training that lasted for six sessions. Each session was approximately 40 minutes. We used the Alternative/Different Use Task (in the pre-test) and Wallach-Kogan Creativity and the Sampling Tasks (in the post-test) to evaluate creativity performance. Verbal ability was also tested to control. The training boosted creativity in the experiment group. There was an increase from pre-test to post-test in the training group's executive functions and emotion-understanding performances as well. This training suggests a relationship between creativity and self-regulation in terms of cognitive flexibility and emotion comprehension.Yaratıcılık ve benlik düzenleme becerileri, okul öncesi dönemde hızla gelişen ve birbiri ile ilişkili olduğu düşünülen becerilerdir. Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemde uygulanabilecek bir yaratıcılık eğitimi geliştirmek ve eğitimin benlik-düzenlemeye etkisini incelemektir. Okul öncesi eğitim gören 4 ve 5 yaşındaki 80 çocuğa ulaşılmıştır. Eğitim grubunda, hayal gücü ve sembolik oyun temelli etkinliklerin olduğu, her biri yaklaşık 40 dakikalık altı oturumdan oluşan bir yaratıcılık eğitimi verilmiştir. Yaratıcılık, Wallach-Kogan Yaratıcılık Görevleriyle; benlik-düzenleme için ise yürütücü işlevler ve duygu düzenleme ele alınmıştır. Kontrol değişkeni olarak dil becerileri ölçülmüştür. Ön-test ve son-test arasında yaratıcılık eğitimi alan çocukların kontrol grubuna göre yaratıcılıklarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Yürütücü işlevlerin (BDKE ve KAOD Görevi arasında) ve duygu düzenleme becerilerinin (DKT puanları arasında) değerlendirildiği bazı ölçümlerde ise ön-test ve son-test arasında kontrol grubuna göre eğitim grubunda artış olduğu gözlenmiştir. Bulgular çerçevesinde, yaratıcılık eğitiminin benlik-düzenlemeye etkisini olduğu görülmüştür. Bilişsel esneklik ve duyguları anlama eğitim grubunda farklılaşmaktadır
Zihin kuramı üzerine çocuklarda yapılan araştırmaların bibliyometrik analizi
The concept of theory of mind continues to be the focus of attention by researchers by maintaining its importance on the basis of different disciplines and development areas.. This concept includes children's interpretation of the thoughts, feelings, desires, etc. of others in their daily lives. In this context, the researches in the Web of Science database on theory of mind and children from 1985 to 2022 were examined by bibliometric analysis method. It was seen that the annual scientific production of the documents obtained increased by associating them with different disciplines, that the studies were generally written in English, that the publications were mostly made in the USA and that the researchers in the USA fed the researchers in other countries on the relevant subject, and that the journals with the most publications were mostly from the fields of special education, education or child development.Zihin kuramı kavramı, araştırmacılar tarafından farklı disiplinler ve gelişim alanları temelinde önemini koruyarak ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Bu kavram çocukların, günlük yaşamlarında başkalarının düşüncelerini, duygularını, arzularını, vb. yorumlamasını da içermektedir. Bu bağlamda çalışmada 1985’ten 2022’ye kadar zihin kuramı ve çocuk üzerine yapılan Web of Science veri tabanındaki araştırmalar bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Sonuçlar elde edilen dokümanların yıllık bilimsel üretiminin farklı disiplinler ile ilişkilendirilerek artış gösterdiğini, çalışmaların genel olarak İngilizce yazıldığını, yayınların çoğunlukla ABD’de yapıldığı ve ABD’deki araştırmacıların ilgili konuda diğer ülkelerdeki araştırmacıları da beslediği, en çok yayın yapan dergilerin çoğunlukla özel eğitim, eğitim veya çocuk gelişimi alanlarından olduğu görülmüştür
The new role of teachers today: Being a trauma-informed teacher
With the increasing recognition of the impacts of traumatic events on children, interest in trauma-informed educational approaches has grown in the global literature. This has led to the development of an understanding that emphasizes the need to comprehend the physiological, social, emotional, and academic effects of trauma on children and the necessity of making changes in educational systems. The concept of trauma-informed education involves creating a safe and supportive classroom environment, being attentive to triggers and trauma responses, promoting self-regulation, and providing appropriate support to students who have experienced trauma. Accordingly, educators must be knowledgeable and skilled in recognizing the effects of trauma on children, reducing these effects, and providing appropriate support. Thus, a trauma-informed teacher can identify the difficulties children face at an early stage, reduce the risk of re-traumatization, prevent the worsening of distress by providing suitable support and resources, and create a safe environment for healing. However, despite Turkey being a vulnerable country in terms of trauma, the relationship between trauma and education has not been adequately addressed in Turkey. This study comprehensively examines the concept of trauma-informed teaching. As a result of the study, it is recommended to establish trauma-informed school systems that reflect our cultural sensitivities, to develop sensitive and evidence-based practices and research, and to increase and support the competencies of trauma-informed teachers in this regard.Travmatik olayların çocuklar üzerindeki etkilerinin daha fazla fark edilmeye başlanması ile dünya literatüründe travma bilgili eğitim yaklaşımlarına olan ilgi artmıştır. Böylece travmanın çocuklar üzerindeki fizyolojik, sosyal, duygusal ve akademik etkilerini anlamak ve eğitim sistemlerinde değişiklikler yapmak gerektirdiğini vurgulayan bir anlayış oluşmuştur. Travma bilgili eğitim anlayışı, güvenli ve destekleyici bir sınıf ortamı yaratmayı, tetikleyicilere ve travma tepkilerine karşı dikkatli olmayı, öz düzenlemeyi teşvik etmeyi ve travma yaşayan öğrencilere uygun destek sağlamayı içermektedir. Bu anlayış doğrultusunda, eğitimcilerin travmanın çocuk üzerindeki etkilerini tanıyıp en aza indirmek için nasıl tepki vereceklerini bilmeleri ve uygun desteği sağlama konusunda bilgi ve becerilere sahip olması gerekmektedir. Böylece travma bilgili öğretmen çocukların yaşadığı zorlukları erken dönemde tanımlayabilir, yeniden travma yaşama riskini azaltabilir, uygun destek ve kaynakları sağlayarak sıkıntının artmasını engelleyebilir ve iyileşme için güvenli bir ortam sağlayabilir. Ancak Türkiye travma açısından kırılgan bir ülke olmasına rağmen, Türkiye'de travma ve eğitim ilişkisi yeterince ele alınmamıştır. Bu çalışmada travma bilgili öğretmen anlayışı kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışma sonucunda ise kültürel hassasiyetimizi yansıtan, duyarlı, kanıta dayalı uygulamalar ve araştırmalar yapılarak travma bilgili okul sistemlerinin oluşturulması, travma bilgili öğretmenlerin bu konudaki yetkinliklerinin artırılması ve desteklenmesi önerilmektedir
The Emotional expressions of mothers with children in the 5-6 age group: Emotional expressions
This study aims to investigate the emotional expressions of mothers who have children in the 5-6 age group. The study was carried out using the survey model, which is one of the quantitative research methods. The sample comprised 296 mothers with children aged 5-6 years attending pre-school education institutions, selected using the convenience sampling method. The findings revealed that the emotional expression levels of the mothers who had children in the 5-6 age group were high, and that the emotional expression levels of the mothers significantly differed in terms of the educational level variable. Specifically, mothers with higher education levels demonstrated higher emotional expression levels compared to those with secondary education. Variables such as age, number of children, employment status and status of living with the spouse were found not to significantly impact mothers’ emotional expressions.Bu araştırma 5-6 yaş grubunda çocuğu olan annelerin duygu ifadelerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen ve okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 5-6 yaş grubu çocuğa sahip 296 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri Duyguları İfade Etme Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda, 5-6 yaş grubunda çocuğu olan annelerin duygu ifade düzeylerinin yüksek olduğu ve annelerin eğitim durumu değişkenine göre duygu ifade düzeylerinin farklılaştığı belirlenmiştir. Yükseköğretim mezunu olan annelerin duygu ifade düzeylerinin ortaöğretim mezunu annelerden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Annelerin duygu ifadelerinde, yaş, sahip olunan çocuk sayısı, çalışma durumu ve eşi ile birlikte yaşama durumu değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı belirlenmiştir
Okul öncesi eğitime devam eden çocukların akademik benlik saygısı ile saldırganlık yönelimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların saldırganlık yönelimleri ile akademik benlik saygısı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Genel tarama modelinin ilişkisel tarama deseninde hazırlanan bu çalışmada rastgele örneklem yöntemi dikkate alınmıştır. Araştırma örneklemini toplamda 382 çocuk oluşturmuştur. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, çocukların akademik benlik saygısı düzeylerini belirlemek amacıyla “Akademik Benlik Saygısı Düzeyi Ölçeği”, çocukların saldırganlık yönelim düzeylerini saptamak amacıyla “36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; okul öncesi eğitim kurumuna devam etmekte olan 60-72 aylık çocukların saldırganlık yönelim düzeyleri arttıkça akademik benlik saygısı düzeylerinde azalma görülmüştür. Çalışma sonucuna göre, anne-baba yaşı ve ailenin boşanma durumu değişkenleri ile çocukların akademik benlik saygı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, cinsiyet, ailenin aylık gelir düzeyi ve çocuğa bakan kişi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki görülmüştür. Bu çalışma sonucunda, çocukların saldırganlık yönelim düzeyleri ile boşanma durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmazken, cinsiyet, anne yaşı, aile aylık gelir düzeyi ve çocuğa bakan kişi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki görülmüştür
Okul öncesi dönem çocuklarının kaygı durumlarının ebeveyn duygu sosyalleştirme davranışları açısından incelenmesi
The aim of this study is to examine the relationship between the anxiety levels of preschool children and their parents' emotional socialization behaviors. The study group consists of 191 mothers who have children between the ages of 3-6. The Personal Information Form, Revised Preschool Anxiety Scale and the Coping With Children's Negative Emotions Scale were used to collect the data. According to the results of the research, the anxiety scores of the children in the preschool period differed significantly according to the gender of the children and the status of receiving pre-school education. A positive correlation was found between anxiety scale scores and coping with children's negative emotions scale scores, social anxiety, general anxiety, fear and total anxiety sub-dimensions, and parental distress, punitive reaction and minimization reaction sub-dimensions. A positive relationship was found between separation anxiety and parental distress, punitive reaction, minimization reaction, emotion-focused response, and problem-focused response.Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının kaygı durumlarının ebeveynlerin duygu sosyalleştirme davranışları ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışma grubu 3-6 yaş döneminde çocuğu olan 191 anneden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Yeniden Düzenlenen Okul Öncesi Kaygı Ölçeği ve Çocukların Olumsuz Duyguları ile Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar T testi, ANOVA, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre okul öncesi dönemdeki çocukların kaygı puanları çocukların cinsiyeti ve okul öncesi eğitimi alma durumuna göre anlamlı farklılık göstermiştir. Kaygı ölçeği puanları ile çocukların olumsuz duyguları ile başa çıkma ölçeği puanları arasında sosyal kaygı, genel kaygı, belirgin korku ve toplam kaygı alt boyutları ile ebeveynde sıkıntı, cezalandırıcı tepki ve küçümseyici tepki alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki elde edilmiştir. Ayrılık kaygısı ile ebeveynde sıkıntı, cezalandırıcı tepki, küçümseyici tepki, duyguya odaklı tepki ve probleme odaklı tepki alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki elde edilmiştir
Erken çocukluk eğitimi ortamlarında açık uçlu materyallerin kullanımı
Loose parts provide children with opportunities to enhance their creativity, problem-solving skills, and overall development. It is highly crucial to incorporate these materials into early childhood education settings and integrate them into educational practices. Understanding the potential benefits of loose parts necessitates familiarity with the theoretical approaches and the delineation of the boundaries of the role that adults will assume. With these reasons in mind, this compilation aims to review approaches regarding the contributions of utilizing loose parts in early childhood education settings to the educational and playful environment, evaluate existing research, and offer practical recommendations. Accordingly, the study initially defines the concept of loose parts and scrutinizes the foundational approaches. Subsequently, it delves into the contributions these materials offer to children's development and the integration of materials into educational settings, emphasizing the critical role that adults play.Açık uçlu materyaller çocukların yaratıcılıklarını, problem çözme becerilerini geliştirerek zenginleştirici deneyimlere ve bütüncül gelişimlerine olanak sağlar. Erken çocukluk eğitimi ortamlarında açık uçlu materyallere yer verilmesi ve bu materyallerin eğitim uygulamalarına entegre edilmesi son derece önemlidir. Açık uçlu materyallerin potansiyel faydalarını anlamak için, bu materyallerin kullanımına temel oluşturan teorik yaklaşımların bilinmesi ve yetişkinlerin üstleneceği rolün sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bahsedilen gerekçelerle derleme niteliğindeki bu çalışmada erken çocukluk eğitimi ortamlarında açık uçlu materyallerin kullanımının eğitim ve oyun ortamına sunacağı katkılara yönelik yaklaşımların gözden geçirilmesi, mevcut araştırmaların değerlendirilmesi ve eğitimciler için uygulamaya yönelik önerilerin sunulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışmada öncelikle açık uçlu materyaller kavramı tanımlanarak temel oluşturan yaklaşımlar irdelenmiş, daha sonra bu materyallerin çocukların gelişimine sunduğu katkılar ve materyallerin eğitim ortamına entegrasyonu ile sürecin tamamında kritik bir öneme sahip olan yetişkinin rolüne yer verilmiştir
‘Benim de Sesim Var’ programının otizmli çocukların dil gelişimi ve anne - babaların yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin incelenmesi
The aim of the research is to measure the language development, autism levels and the impact of children aged 2-7 to years of age on family quality of the alternative and supportive communication program, “Benim de Sesim Var”. The research group includes 13 children, 12 children and 25 mothers in the control group. The language development of children was measured by Turkish early Language Development Test, the levels of autism were measured by the Child Childhood Rating Scale and the quality of life of mothers was measured by Family life Quality.
At the end of the study, the experimental group has made progress in terms of language development and degree of autism, while no difference in the quality of life of mothers has been observed. There was no statistically significant difference in the comparison of the groups. The results were discussed in the literature.Araştırmanın amacı; alternatif ve destekleyici iletişim programı “Benim De Sesim Var” ın 2-7 yaş arası otizm tanılı çocukların dil gelişimi, otizm dereceleri ve aile yaşam kalitesine etkisini ölçmektir. Araştırma ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel olup, deney grubunda 13 kontrol grubunda 12 çocuk ve 25 anneden oluşmuştur. Araştırma İstanbul’da bir rehabilitasyon merkezinde yürütülmüştür. Çocukların dil gelişimi Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi, otizm dereceleri Çocukluk Otizmi Değerlendirme Ölçeği‘yle, annelerin yaşam kalitesi ise Otizmde Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği ile ölçülmüştür. Uygulama 16 hafta sürmüştür. Veriler SPSS.22 programında çözümlenmiştir. Veriler değerlendirilirken non-parametrik testler kullanılmıştır. Grup içi değerlendirmeler Mann- Whitney U testi ile gruplar arası karşılaştırmalar ise Wilcoxon İşaretli Sıra Testi ile yapılmıştır. Anlamlılık p<0,05 düzeylerinde değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda deney grubu içerisinde dil gelişimi ve otizm derecesi açısından ilerleme gösterirken annelerin yaşam kalitesi açısından bir farklılık görülmemiştir. Grupların karşılaştırmasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmıştır
Annelerin 12-36 aylık bebekleri ile birlikte kitap okuma deneyimlerinin incelenmesi
The purpose of this research is to examine shared book reading experiences of mothers and their 12-to-36-month-old toddlers. The quantity, quality, and mothers' opinions on these experiences were examined. A qualitative case study design was used, and the sample consisted of eight mothers and their toddlers selected through criterion sampling. Content analysis was used to analyze the data collected through observations and semi-structured interviews. The study results revealed that mothers valued reading to their toddlers, and were able to read for different purposes in addition to supporting their language development. Although all the toddlers had books at home, the diversity of the books was limited, and mothers need to be more conscious about book selection. Results also revealed that mothers demonstrated some quality reading behaviors, and ensured toddlers verbal participation, but their language use was limited to labeling, they rarely act outed or dramatized the story and neglected post-reading activities.Bu araştırmada, 12-36 aylık bebekler ve annelerinin birlikte kitap okuma deneyimlerinin derinlemesine incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda birlikte kitap okuma etkinliklerinin niceliği, niteliği ve annelerin bu deneyimlere ilişkin görüşleri incelenmiştir. Nitel durum çalışması desenindeki araştırmanın örneklemini ölçüt örneklemeyle ulaşılan sekiz anne ve bebeği oluşturmuştur. Gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanan verilerin analizinde içerik analizi tekniğine başvurulmuştur. Sonuç olarak; annelerin bebeklerine kitap okumaya önem verdikleri, erken aylardan itibaren okumaya başladıkları ve dil gelişimini desteklemenin yanı sıra farklı amaçlarla da okuyabildikleri görülmüştür. Tüm bebeklerin evinde kitap bulunduğu ancak çeşitliliğin sınırlı kaldığı, annelerin kitap seçimi konusunda bilinçlendirilmeleri gerektiği saptanmıştır. Son olarak annelerin jest ve mimik kullanımı, görsel okuma ve açıklamalar yapma, bebeğin sözel katılımını sağlama gibi nitelikli okuma davranışlarını sergiledikleri ancak dil kullanımlarının etiketleme düzeyinde kalması, beden hareketlerini kullanmamaları ya da okuma sonrası etkinlikleri göz ardı etmeleri gibi sınırlılıkları olduğu sonucuna ulaşılmıştır