30935 research outputs found
Sort by
A study on the variables affecting post-traumatic stress disorder in individuals who experienced the 6 February earthquakes
Mevcut araştırma 6 Şubat 2023 depremlerinin merkez üssü olan Kahramanmaraş’ta travma sonrası stres bozukluğunu etkileyen belirsizliğe tahammülsüzlük, algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık degişkenlerinin birbirleriyle ve sosyodemografik özellikler ile ilişkisini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırmanın evreni 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremleri Kahramanmaraş ilinde ve ilçelerinde deneyimleyen ve veri toplama sürecinde Kahramanmaraş’ta yaşayan yetişkinlerdir. Araştırma kapsamında Sosyodemografik Form, DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Toplam 348 kişiye ulaşılarak veriler IBM SPSS 29 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olduğu kabul edilerek parametrik testler ile analizler yapılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri ile ölçek yanıtları bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile incelenirken degişkenlerin birbirleriyle ilişkisi Pearson korelasyon analizi ile, bağımsız degişkenlerin bağımlı degişken üzerindeki etkisi ise doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; kadınların, düşük gelir ile yaşayanların, deprem sonrasında yakınlarını kaybedenlerin, deprem sonrasında başka bir şehre gidenlerin travma sonrası stres düzeyleri daha fazladır. Araştırma kavramları birbirleriyle pozitif ya da negatif yönlü ilişkilere sahiptir. Belirsizliğe tahammülsüzlük, algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık travma sonrası stres bozukluğunu yordamaktadır. Elde edilen bulgular alan yazın ışığında tartışılmıştır.The present study aimed to examine the effects of intolerance of uncertainty, perceived social support, and
psychological resilience on post-traumatic stress disorder (PTSD), as well as their interrelations and associations
with sociodemographic characteristics among individuals residing in Kahramanmaraş—the epicentre of the
February 6, 2023 earthquakes. The study population consisted of adults who experienced the earthquakes in
Kahramanmaraş and its districts and continued to live there during the data collection process. Data were collected
using the Sociodemographic Information Form, the PTSD Checklist for DSM-5 (PCL-5), the Intolerance of
Uncertainty Scale, the Multidimensional Scale of Perceived Social Support and the Brief Psychological Resilience
Scale. Data were obtained from a total of 348 participants, and analyses were conducted using IBM SPSS 29.
Assuming a normal distribution, parametric tests were applied. Independent samples t-tests and one-way ANOVA
were used to examine differences across demographic variables; Pearson correlation analyses explored
associations among the study variables, and linear regression analyses tested the predictive effects of the
independent variables on PTSD symptoms. The findings indicated that women, individuals with low income, those
who lost relatives, and those who relocated to another city after the earthquake reported higher levels of posttraumatic stress. Significant positive and negative correlations were observed among the study variables.
Furthermore, intolerance of uncertainty, perceived social support, and psychological resilience significantly
predicted PTSD symptoms. The findings were discussed in light of the relevant literature
The miracle of the Qur'an in terms of spelling
"İmlâsı Açısından Kur'ân'ın İ'câzı" konusunu işleyen bu çalışmamız; giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın amacı, kapsamı, yöntemi, kaynakları ve özgün değeri gibi bilgilere yer verilmiştir. Ardından, tezin kavramsal çerçevesinde "resm/imlâ, tevkîf ve i'câz" terimleri, tarihî veriler ve âlimlerin tespitleri doğrultusunda açıklanmıştır. Ayrıca, "Arap Yazısına Genel Bir Bakış" başlığı altında, Arap yazısının temel özellikleri ve dayanakları ele alınmıştır. Birinci bölümde, Kur'ân'ın imlâsı ve imlâsının tevkifîliği konusu irdelenmiştir. Bu bölümde, Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Osman dönemlerinde Kur'ân'ın imlâsı, sebepleri ve yöntemleri belirtilmiş; daha sonra da Hz. Peygamber'in ümmiliği ve vahiy kâtipliği meselesine değinilmiştir. İkinci kısımda ise, Kur'ân imlâsının tevkifîliğiyle ilgili olarak imlânın tevkifî olduğu, tevkifî olmadığı ve yazı kurallarına uyulması gerektiğini savunan üç ayrı görüş detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, Kur'ân imlâsının kökeni, özellikleri ve kaideleri ele alınmıştır. Bu bağlamda, Kur'ân imlâsında etkisi olduğu söylenen dilsel sebepler, kâtip hataları, mâna farklılıkları, kıraat çeşitliliği ve kâtip sahâbenin bildiği hikmetler gibi hususlar açıklanmıştır. Bunun yanı sıra, imlânın özellikleri, farklı kıraat vecihleri, hikmetli mânalar, aslî harekelere ve harflere işaretler, fasih Arap lehçeleri ve senedin ittisâli gibi konulara da yer verilmiştir. Bu bölümün son kısmında ise, Mushaf imlâsının usûlü ve kaideleri bağlamında hazif, ziyâde, hemze, bedel, fasıl-vasıl gibi konulara temas edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Mushaf'ın yukarıda belirtilen yazım kuralları çerçevesinde, imlâ temelli/kaynaklı i'câzı, bazı âyet örnekleriyle ortaya konulmuştur. Sonuçta ise, çalışma neticesinde ulaşılan bazı önemli tespit ve bulgulara dikkat çekilmiştir.This study, which deals with the subject of "The Miracle of the Qur'an in Terms of Spelling", consists of an introduction, three main sections and a conclusion. The introduction section includes information such as the purpose, scope, method, sources and original value of the research. Then, within the conceptual framework of the thesis, the terms "resm, tevkîf and i'câz" are explained in line with historical data and the findings of scholars. In addition, under the title of "A General View of Arabic Writing", the basic features and foundations of Arabic writing are discussed. In the first section, the spelling of the Qur'an and the tevkîf of its spelling are examined. In this section, the spelling of the Qur'an during the periods of Hz. Prophet, Hz. Abu Bakr and Hz. Osman, its reasons and methods are specified; then, the issue of the Hz. Prophet's illiteracy and his being a revelation scribe is touched upon. In the second part, three different views on the withholding of Quranic spelling, namely, spelling is withholding, non-withholding and that the rules of writing should be followed, are examined in detail. In the second part, the origin, characteristics and rules of Quranic spelling are discussed. In this context, issues such as linguistic reasons said to have an effect on Quranic spelling, scribal errors, differences in meaning, variety of recitation and wisdoms known by the scribe companions are explained. In addition, attention is drawn to issues such as the characteristics of spelling, different recitation styles, wise meanings, signs for primary vowels and letters, fluent Arabic dialects and economics of the document. In the last part of this section, issues such as hazif, ziyâde, hemze, bedel, fasıl-vasıl are touched upon in the context of the method and rules of Mushaf spelling. In the third section, the orthographic miraculousness of the Mushaf, within the framework of the above-mentioned spelling rules, is presented with some verse examples. In conclusion, some important findings and observations reached as a result of the study were highlighted
The role of perceived social class and the need for approval in explaining conspicuous consumption
Bu çalışmada "gösterişçi tüketim davranışı, onaylanma ihtiyacı ve hissedilen sosyal sınıf ile açıklanabilir mi?" sorusuna cevap aranmaktadır. Bu bağlamda gösterişçi tüketimin ne olduğunu, nasıl tanımlandığı ve hangi faktörler tarafından etkilendiğini kısa bir şekilde literatür taraması yöntemi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın modeli için geçmiş araştırmalardan faydalanıp hipotezler oluşturulup anket yöntemi ile analiz edilmiştir. Ardından, tüketicilerin onaylanma ihtiyacı ve sosyal sınıf algısı gibi psikolojik faktörlerin, gösterişçi tüketim davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, gösterişçi tüketimi onaylanma ihtiyacı ve sosyal sınıf algısı kavramlarıyla arasındaki ilişkiyi, varsa etkilerini incelemektir. Bu kavramlar arasındaki ilişkiyi anlamak, tüketicilerin tüketim davranışları üzerinde etkisi olabilecek faktörleri belirlemeye yardımcı olacaktır. Çalışma, gösterişçi tüketimin, onaylanma ihtiyacı ve sosyal sınıf algısı tarafından nasıl açıklanacağı ve tüketici davranışları açısından potansiyel etkilerini ortaya koymayı hedefleyen nicel bir araştırmadır. Nicel yapısı gereği çalışmada anket usulüyle veri toplanmış ve bu veriler SPSS programı aracılığıyla test edilmiştir. Çalışmada gösterişçi tüketim ile hissedilen sosyal sınıf ve onaylanma ihtiyacı arasında pozitif yönde anlamlı bir etki tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra hissedilen sosyal sınıfın gösterişçi tüketime etkisinde onaylanma ihtiyacının kısmi aracı rolü ve onaylanma ihtiyacının gösterişçi tüketime etkisinde benlik saygısının tam düzenleyici rolü olduğu bulgularına ulaşılmıştır.This study seeks to answer the question: "Can conspicuous consumption behavior be explained by the need for approval and perceived social class?" In this context, the concept of conspicuous consumption, its definition, and the factors that influence it are briefly explained through a literature review. For the study model, hypotheses were developed based on previous research and analyzed using a survey method. Subsequently, the effects of psychological factors such as consumers' need for approval and perception of social class on conspicuous consumption behavior were examined. The aim of this study is to investigate the relationship between conspicuous consumption and the concepts of need for approval and perceived social class, as well as any possible effects. Understanding the relationship between these concepts will help identify factors that may influence consumer behavior. This research is a quantitative study that aims to reveal how conspicuous consumption can be explained by the need for approval and perceived social class, and to explore its potential effects in terms of consumer behavior. Due to its quantitative nature, data were collected through surveys and tested using the SPSS software. The study found a positive and significant relationship between conspicuous consumption, perceived social class, and the need for approval. Additionally, it was found that the need for approval plays a partial mediating role in the effect of perceived social class on conspicuous consumption, and that self-esteem plays a full moderating role in the effect of the need for approval on conspicuous consumption
Teaching practice according to theology students
Bu araştırma, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencilerinin öğretmenlik uygulaması sürecindeki algılarını ve yaşadıkları sorunları merkeze almaktadır. Her yıl yüzlerce ilahiyat öğrencisi öğretmen kimliğiyle mesleğe adım atmakta ve ilk mesleki deneyimlerini öğretmenlik uygulaması sürecinde yaşamaktadırlar. Bu yönüyle araştırma, staj deneyimlerini geniş bir örneklemle ve nicel yöntemlerle inceleyerek alana katkı sunmayı hedeflemektedir. Araştırmada nicel yaklaşımlardan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen veriler 2023-2024 yılında 411 son sınıf öğrencisinden dört alt boyutlu 5'li Likert tipi ölçme aracı ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS programında t-testi ve ANOVA gibi istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiştir. Genel bulgular, öğrencilerin uygulama öğretmenlerine (X̄=4,11) ve akademisyenlere (X̄=3,95) yönelik kişisel algılarının olumlu olduğunu gösterse de, sürecin işleyişinde bazı pedagojik ve sosyal sorunlar barındırdığını da ortaya koymaktadır. Özellikle akademisyenlerin ders gözlem sıklığının yetersizliği (X̄=2,78), uygulama öğretmenlerinin yeterli ders anlatma fırsatı sunmaması (X̄=3,02) ve adayların okulda sosyal kabul görmeyerek kendilerini "fazlalık" hissetmeleri (X̄=3,02) sürecin en zayıf halkaları olarak öne çıkmaktadır. Adayların en çok zorlandıkları alanların başında ise sınıf yönetimi (X̄=2,74) ve zaman yönetimi (X̄=2,63) gibi pratik beceriler gelmektedir. Bu bulgular, adayların sahada en çok ihtiyaç duydukları desteği yeterince alamadıklarını göstermektedir. Ayrıca, algıların cinsiyet, yaş ve doğum yeri gibi değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği de tespit edilmiştir. Sonuç olarak araştırma, fakültede edinilen teorik bilginin sahaya aktarımında bir teori-pratik uyumsuzluğu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu teori-pratik kopukluğu; sahadaki akademik rehberliğin zayıf kalmasından, öğrencilerin pratik becerileri kazanırken zorlanmasından ve okul ortamında mesleki olarak kabul görme konusunda yaşadıkları sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bu doğrultuda, öğretmen yetiştirme programlarının niteliğini artırmak için fakülte-okul arasındaki paydaş iş birliğinin güçlendirilmesi ve pedagojik formasyon derslerinin içeriğinin daha fazla uygulama odaklı yapılandırılması elzemdir.This research focuses on the perceptions and problems experienced by final-year students of the Faculty of Theology at Dicle University during their teaching practice process. Every year, hundreds of theology students enter the profession with a teacher's identity and gain their first professional experiences during the teaching practice. In this respect, the research aims to contribute to the field by examining practicum experiences through a large sample and quantitative methods. A relational survey model, one of the quantitative approaches, was used in the research. The data were collected from 411 final-year students in the 2023-2024 academic year using a 5-point Likert-type scale with four sub-dimensions. The collected data were analyzed using statistical techniques such as t-test and ANOVA in the SPSS program. While the general findings indicate that students' personal perceptions of mentor teachers (X̄=4.11) and academicians (X̄=3.95) are positive, they also reveal that the process involves certain pedagogical and social problems. Specifically, the inadequacy of classroom observations by academicians (X̄=2.78), the failure of mentor teachers to provide sufficient teaching opportunities (X̄=3.02), and the candidates' feeling of being "redundant" due to a lack of social acceptance at the school (X̄=3.02) stand out as the weakest links in the process. Among the areas where candidates struggle the most are practical skills such as classroom management (X̄=2.74) and time management (X̄=2.63). These findings show that candidates do not receive enough of the support they need most in the field. Furthermore, it was also determined that perceptions show statistically significant differences according to variables such as gender, age, and place of birth. In conclusion, the research reveals a theory-practice disconnect in the transfer of theoretical knowledge acquired at the faculty to the field. This disconnect between theory and practice stems from the weakness of academic guidance in the field, the difficulties students face in acquiring practical skills, and the problems they experience with gaining professional acceptance in the school environment. In this regard, to improve the quality of teacher education programs, it is essential to strengthen stakeholder collaboration between the faculty and the school, and to structure the content of pedagogical formation courses to be more practice-oriented
Analysis of al-Shawqan's work titled Feth al-Qadr in terms of form and grammar
Bu çalışma, hicri XII–XIII. yüzyıllarda yaşamış olan Şevkânî'nin hayatını ve Fethu'l-Kadîr adlı tefsirinde sarf ve nahiv ilimlerine dair yaptığı açıklamaları ele almaktadır. Eserde, Şevkânî'nin dilsel çözümlemelere yaklaşımı, önceki gramer otoritelerine atıfları ve sergilediği tercih ve değerlendirmeler tahlil edilmiştir. Şevkânî, San'a'da doğmuş ve birçok âlimden farklı olarak ilim yolculuğuna çıkmaksızın hayatını doğduğu şehirde sürdürmüştür. Arap dili ve tefsir başta olmak üzere çeşitli İslami ilimlerde derin bir birikime sahip olan Şevkânî, özellikle Kur'ân tefsiri alanında kaleme aldığı Fethu'l-Kadîr el-Câmi' beyne Fenneyi'r-Rivâye ve'd-Dirâye min 'İlmi't-Tefsir adlı eseri, hem rivâyet hem dirâyet yöntemlerini bir araya getirmesi açısından dikkat çekicidir. Tefsiri, sadece dini içerik açısından değil, aynı zamanda Arap dili ve grameriyle ilgili ayrıntılı açıklamalarıyla da önem arz etmektedir. Şevkânî, âyetlerin dilsel tahlilinde sarf, nahiv, lugat ve belâgat gibi alanlardan yoğun biçimde istifade etmiştir. Bu yönüyle eseri, hem tefsir hem de dil çalışmaları için önemli bir başvuru kaynağı konumundadır. Şevkânî, tefsirinde sadece dilsel çözümlemelerle yetinmemiş, aynı zamanda gramatik farklılıkların anlam üzerindeki etkisini de irdelemiştir. Özellikle lafızların i'râbına dair tercih ettiği görüşlerde, tercihinin âyetin genel anlam bütünlüğüne nasıl katkı sağladığını açıklamaya özen göstermiştir. Böylece dil bilgisel yorumları kuru bir biçimde aktarmaktan ziyade, onları tefsir bağlamında işlevsel bir düzlemde konumlandırmıştır. Ayrıca dil bilgisiyle ilgili konuları, fıkıh ve hadis gibi diğer İslami ilimlerle ilişkilendirerek açıklamaya çalışmıştır. Şevkânî'nin tefsiri, sadece dil bilgisi kurallarını aktarmakla kalmamış, aynı zamanda dilin Kur'an'daki anlam derinliğine nasıl hizmet ettiğini de göstermeye çalışmıştır. Müellifin eserde benimsediği metod, Arapça'nın Kur'an yorumunda nasıl bir araç olduğunu ortaya koyarak, tefsirle dil ilimleri arasındaki güçlü ilişkiyi gözler önüne sermektedir.This study deals with the life of al-Shawkānī, who lived in the 12th–13th centuries AH, and his explanations related to morphology and syntax in his tafsir Fath al-Qadīr. The work analyzes al-Shawkānī's approach to linguistic analysis, his references to earlier grammar authorities, and the preferences and evaluations he presents. Al-Shawkānī was born in Ṣan'ā' and, unlike many scholars, he continued his life in the city where he was born without traveling for knowledge. He had deep knowledge in various Islamic sciences, especially in Arabic language and tafsir. His work Fath al-Qadīr al-Jāmiʿ bayna Fannay al-Riwāya wa'l-Dirāya min ʿIlm al-Tafsīr is notable for combining both the transmitted and reason-based methods. The tafsir is important not only for its religious content but also for its detailed explanations related to Arabic language and grammar. Al-Shawkānī made extensive use of fields such as morphology, syntax, lexicology, and rhetoric in his linguistic analysis of verses. In this respect, his work serves as an important reference for both tafsir and linguistic studies. Al-Shawkānī did not limit himself to linguistic analysis, but also examined the effect of grammatical differences on meaning. Especially in his preferences regarding the parsing (iʿrāb) of words, he paid attention to how his choice contributed to the overall meaning of the verse. Thus, he placed grammatical interpretations in a functional context within tafsir, rather than presenting them in a dry manner. He also tried to explain linguistic issues by relating them to other Islamic sciences such as fiqh and hadith. His tafsir not only conveys grammatical rules, but also shows how language serves the depth of meaning in the Qur'an. The method he adopted reveals how Arabic is used as a tool in Qur'anic interpretation and shows the strong relationship between tafsir and linguistic sciences
A study on women in Turkish culture: the mediating role of psychological resilience in the association between perceived stress and spiritual well-being
Aim: This study aims to examine the mediating role of psychological resilience in the relationship between perceived stress and spiritual well-being among women. By focusing on a large sample of Turkish women, it provides one of the first quantitative insights into how cultural and spiritual traditions shape gender-specific coping mechanisms, thereby offering a novel contribution to the international literature on stress and spirituality. Materials and methods: A cross-sectional survey was conducted with 498 women residing in Istanbul. Participants completed the Brief Resilience Scale, the Spiritual Well-Being Scale, and the Perceived Stress Scale–Short Form. Data were analyzed using confirmatory factor analysis for construct validity, correlation analysis, and path analysis with the bootstrap method (5.000 iterations) to test the mediation hypothesis. Results: Women reported moderate stress (M = 2.97) and resilience (M = 3.20), but high spiritual well-being (M = 3.81). Stress negatively correlated with resilience (r = −.457, p =.000) and spiritual well-being (r = −.117, p =.009). Resilience showed a weak positive correlation with spiritual well-being (r =.109, p =.015). Path analysis indicated a significant direct association of stress on spiritual well-being (β = -0.123, p =.006), but the indirect association through resilience was not significant (β = -0.005, p =.530). In other words, psychological resilience does not have a mediating role in the association of perceived stress on spiritual well-being. Conclusion: Our findings indicate a small but significant negative association between perceived stress and spiritual well-being, suggesting that higher stress levels were related to lower spiritual well-being. These findings underscore the need for culturally sensitive health interventions that integrate spiritual coping strategies alongside resilience-building approaches
Effects of 8 weeks plyometric training on various performance values in 12-14 years old football players
Amaç: Yapılan bu çalışma, 12-14 yaş arası erkek futbolcularda pliometrik antrenmanların sürat, çabukluk, dikey sıçrama ve çeviklik gibi çeşitli motorik becerilere olan etkilerini incelemiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız deneysel yöntem tekniğiyle gerçekleştirildi. Araştırmamızın örneklemini Diyarbakır ilinde yaşayan ve yaşları 12-14 arasında değişen erkek futbolcular oluşturdu. Deney grubunda 16, kontrol grubunda 16 olmak üzere toplam 32 erkek sporcu araştırmamızda yer aldı. Deney grubu sporcularına 8 hafta boyunca rutin antrenmanlarına ek olarak antrenman sonunda 20 dakika basitleştirilmiş pliometrik antrenman uygulandı. Antrenmanlar öncesi ve sonrası her iki grubun sürat, çabukluk, çeviklik ve dikey sıçrama değerleri alındı. Araştırmadan elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri için frekans analizi, ön test ve son test gruplarının ortalamalarının karşılaştırmaları için bağımsız örneklem t testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, grupların dikey sıçrama (p<0.03), çeviklik (p<0,02) ve 10 metre sürat testi (p<0,02) bulgularına göre grup içi karşılaştırmalarında deney grubunun ön test ve son test ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. 20 metre sürat testi bulgularında her iki grupta da istatistiksel farklılık bulunmuştur (p<0,01). Sonuç: Sonuç olarak, 12-14 yaş arası erkek futbolcularda rutin antrenmanlarına ek olarak uygulanan basitleştirilmiş pliometrik antrenmanların sürat, çabukluk, çeviklik ve dikey sıçrama değerleri üzerine etkisi olduğu görüldü.Objective: This study investigated the effects of plyometric training on various motor skills such as speed, quickness, vertical jump and agility in 12-14 year old male soccer players. Materials and Methods: The study was conducted using an experimental research design. The sample comprised male football players aged 12-14 residing in Diyarbakır. A total of 32 male athletes participated in the study, with 16 in the experimental group and 16 in the control group. The athletes in the experimental group underwent an additional 20 minutes of simplified plyometric training at the end of their routine training for a period of 8 weeks. Pre- and post-training measurements of speed, agility, quickness, and vertical jump were taken for both groups. Descriptive statistics for the data were obtained through frequency analysis, while independent sample t-tests were used to compare the means of the pre- and post-test measurements for each group. A statistical significance level of p<0.05 was accepted. Results: According to the results obtained from the study, a significant difference was found between the pre-test and post-test means of the experimental group in in-group comparisons according to the results of the vertical jump (p<0.03), agility (p<0.02) and 10-metre sprint test (p<0.02). There was a statistical difference between the two groups in the 20 metre sprint (p<0.01). Conclusion: In conclusion, simplified plyometric training in addition to routine training had an effect on speed, quickness, agility and vertical jump scores in 12-14 year old male soccer players
The crime of insulting the president within the framework of ECHR judgments
Bu çalışma, Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenen "cumhurbaşkanına hakaret" suçunu, 2017 yılı Anayasa değişikliği sonrası yürütme organında meydana gelen yapısal değişiklikler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Normatif hukuk yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, ulusal ve uluslararası hukuk metinleri, yargı kararları ve akademik literatür karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Monarşi dönemlerinden miras kalan bu özel ceza normu, cumhurbaşkanının kişisel onuru ile devletin otoritesini birlikte korumayı hedeflemektedir. Ancak 2017 yılı sonrasında cumhurbaşkanının tarafsızlık niteliğinden ziyade yürütme yetkisini tek başına kullanan aktif bir siyasi aktöre dönüşmesi, bu normun ifade özgürlüğü üzerindeki orantısız sınırlayıcı etkisini daha da tartışmalı hale getirmiştir. AİHM'nin Şorli/Türkiye ve Eon/Fransa kararları başta olmak üzere benimsediği yaklaşım, devlet başkanlarına yönelik özel ceza korumasının demokratik toplum ilkeleriyle bağdaşmadığını ve eleştirel ifadelerin daha geniş bir hoşgörüyle karşılanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışmada, bu bağlamda, cumhurbaşkanına hakaret suçunun kaldırılarak TCK'nın 125/3. maddesi kapsamında "kamu görevlisine hakaret" hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi önerilmektedir. Bu model, görevle bağlantılı hakaretleri cezalandırırken kişisel eleştirileri koruma altına alarak hem devlet otoritesinin korunmasını sağlayacak hem de demokratik denetim mekanizmalarını güçlendirecektir. Sonuç olarak, bu tez çalışması, cumhurbaşkanına hakaret suçunun ifade özgürlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesine yönelik yapısal ve normatif bir çözüm önerisi sunmaktadır
Transcription and evaluation of Hüseyin Ragip's work on the method of teaching Turkish in primary schools
Ülkemizde, ilkokul ve ortaokullarda "Türkçe", liselerde ise "Türk Dili ve Edebiyatı" adıyla verilen dersler, farklı başlıklara sahip olsa da ortak bir amaca hizmet etmektedir. Bu derslerin temel amacı, öğrencilerin konuştukları dili iyi bilmelerini, doğru ve etkili bir şekilde kullanmalarını ve bu kazanımlarıyla eserler ortaya koyabilmelerini sağlamaktır. Ders içerikleri incelendiğinde, dil bilgisi, okuduğunu anlama, çeşitli metin türleri, görseller, etkinlikler, konu tekrarları ve değerlendirmeler gibi unsurların yer aldığı görülmektedir. Ancak, literatür araştırmaları sonucunda, günümüzde kullanılan Türkçe kitaplarının tarihsel süreç içinde nasıl şekillendiğine dair yapılan çalışmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, bu eksikliği gidermeye katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. "Hüseyin Ragıp'ın 'İptidailerde Türkçenin Usul-i Tedrisi' adlı eserinin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi" başlıklı bu çalışmada, Türkçenin çocuklara hangi eğitim yöntem ve teknikleriyle anlatılması gerektiği, öğretmenlerin hangi yöntemleri kullanmasının daha etkili olacağı, sınıf ortamının nasıl düzenlenmesi gerektiği, çocukların yaş ve algı farklılıklarına göre nasıl yönlendirilmesi gerektiği gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, çocuklara yalnızca konuştukları dili öğretmek değil, aynı zamanda bu dili kullanarak üretken bir birey olmalarını sağlamak amacıyla kazandırılabilecek beceriler de açıklanmıştır. Bunun yanı sıra, eserin yazarı Hüseyin Ragıp Baydur hakkında detaylı bilgiler sunulmuş ve eserin transkripsiyonu ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde, araştırmanın amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları ele alınmış, ayrıca asıl kaynaklara ulaşılarak eğitim kavramının tanımı yapılmış ve konuyla ilgili temel kavramlara yer verilmiştir. Birinci bölümde, Hüseyin Ragıp Baydur'un hayatı ve eserleri, birincil kaynaklara dayanılarak incelenmiştir. Yazarın makaleleri, dergileri, eleştirileri, gazetelerde yayımlanan yazıları ve kitapları konu itibarıyla ele alınarak detaylandırılmıştır. İkinci bölümde, eserin değerlendirilmesi yapılmış ve eser, genel bir incelemenin ardından yedi bölüm halinde ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Hüseyin Ragıp'ın "İptidailerde Türkçenin Usul-i Tedrisi" adlı eserinin transkripsiyonu gerçekleştirilerek okuyucunun esere daha kolay erişebilmesi sağlanmıştır.In our country, the courses taught under the name "Turkish" in primary and secondary schools and "Turkish Language and Literature" in high schools serve a common purpose, despite having different titles. The primary objective of these courses is to ensure that students have a strong command of their native language, use it correctly and effectively, and, through these competencies, produce literary works. Examining the course content reveals that it includes grammar, reading comprehension, various text types, visual materials, activities, topic reviews, and assessments. However, a review of the literature indicates that studies on how Turkish textbooks used today have evolved are quite limited. This study aims to contribute to filling this gap. Titled "Transcription and Evaluation of Hüseyin Ragıp's 'İptidailerde Türkçenin Usul-i Tedrisi", this study delves into the educational methods and techniques that should be employed in teaching Turkish to children, the most effective teaching strategies for educators, how to organize the classroom environment, and how to guide students based on their age and cognitive differences. Additionally, it explores the skills that can be imparted to children not only to teach them their native language but also to help them become productive individuals through its use. Furthermore, the study provides detailed information about the author, Hüseyin Ragıp Baydur, and includes both the transcription and evaluation of his work. In the introduction, the research objectives, significance, methodology, and limitations are discussed. Additionally, primary sources were consulted to define the concept of education and to present key concepts related to the subject. The first chapter examines the life and works of Hüseyin Ragıp Baydur based on primary sources. His articles, journals, critiques, newspaper publications, and books are analyzed in detail within their respective contexts. The second chapter presents an evaluation of the work, offering a general overview followed by a detailed analysis divided into seven sections. In the third chapter, the transcription of Hüseyin Ragıp's "İptidailerde Türkçenin Usul-i Tedrisi" is provided, ensuring easier access to the work for readers
Margaret Atwood'un The Handmaıd's Tale ve Chrıstına Dalcher'ın Vox adlı romanlarında kadının sömürgeleştirilmesi
Bu tez, Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü ve Christina Dalcher'ın Vox adlı çağdaş distopik romanlarını feminist bir bakış açısıyla ele alarak, ataerkil ideolojilerin, hâkimiyetini pekiştirmek ve kadın özerkliğini bastırmak için kullandığı sistematik stratejileri incelemektedir. Her iki roman da, baskıcı rejimlerin kurumsallaşmış ataerkil ideolojiyi eğitim, din, dil kontrolü, kurgulanmış toplumsal cinsiyet rolleri, ayrıştırılmış yaşam alanları ve panoptik gözetim yoluyla pekiştiren toplumları tasvir eder. Bu çalışma, başvurulan araçların kadınları nesneleştirmek, metalaştırmak, susturmak ve özel alana hapsetmek için nasıl kullanıldığını, Simone de Beauvoir'ın kadını "ikinci cinsiyet" olarak tanımlayan kavramıyla uyumlu bir şekilde incelemektedir. Ayrıca, kadın kimliğinin ataerkil yapılar tarafından nasıl tanımlandığını ve inşa edildiğini; toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden şekillendirilerek kadınların sessiz, itaatkâr ve boyun eğen figürlere dönüştürüldüğünü irdelemektedir. Kadınların özerkliği, siyasal ve teolojik boyunduruk stratejileriyle sistematik olarak silinmekte ve zayıflatılmaktadır; her iki metin de bu tür baskının ideolojik aşırılıklar altında nasıl normalleştirildiğini göstermektedir. Ataerkil düzenin politik ve dinsel denetimine maruz kalan kadınlar, özerkliklerini korumakta güçlük çekmektedir. Damızlık Kızın Öyküsü ve Vox, kadın bedenlerinin, kimliklerinin ve seslerinin baskıcı ataerkil otoriteler altında sömürgeleştirildiğini gözler önüne serer. Direniş teması da bu tez boyunca açık ya da örtük biçimde ele alınmış; incelenen romanlar, ataerkil kontrolün ve kadınların susturulmasının tehlikelerini vurgulayan birer uyarı niteliğinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde bu tez, kadınların baskılanmasına yönelik farkındalığın önemine dikkat çekmekte ve kadınları ikincil kimliklere indirgemeye çalışan baskın ideolojilerin sorgulanması ve bunlara direnilmesi gerektiğini ortaya koyarak kadınların özerk ve eşit bireyler olarak tanınmasını savunmaktadır.This thesis examines two contemporary dystopian novels, The Handmaid's Tale by Margaret Atwood and Vox by Christina Dalcher, from a feminist perspective, focusing on the systemic strategies that patriarchal ideologies employ to reinforce dominance and suppress female autonomy. Both novels depict societies in which oppressive regimes strengthen institutionalized patriarchal ideology through education, religion, language control, constructed gender roles, distinguished spheres, and panoptic surveillance to maintain the dominant ideology. Furthermore, this study investigates how these means are used to objectify, commodify, silence, control, and confine women to the private sphere, aligning with Simone de Beauvoir's concept of women as the 'second sex'. It also examines how female identity is defined and constructed by patriarchal structures that reshape gender roles, positioning women as silent, obedient, and submissive figures. Women's autonomy is systematically erased and undermined through political and theological strategies of subjugation, with both texts illustrating how such oppression is normalized under ideological extremism. Subjected to the political and religious control of patriarchy, women struggle to retain their autonomy. The Handmaid's Tale and Vox reveal the colonization of women's bodies, identities, and voices under oppressive patriarchal authorities. The theme of resistance, explicitly or subtly, is also portrayed throughout this thesis, as the novels under discussion serve as cautionary tales that underscore the dangers of patriarchal control and the silencing of women. Ultimately, this thesis highlights the importance of awareness of women's suppression and calls attention to the need to question and resist dominant ideologies that reduce women to subordinate identities, advocating for the recognition of women as autonomous and equal individuals