Selçuk-Teknik Dergisi (E-Journal - Selçuk Üniversiti)
Not a member yet
370 research outputs found
Sort by
TÜRKİYE’ DE AHŞAP KENT MOBİLYASI ÜRETİMİ VE KULLANIMINA YÖNELİK GÜNCEL BİR ANALİZ
Kent mobilyalarının, sektörel olarak Türkiye’deki durumu ve gelişim olanakları ile ahşap kent mobilyası üretimi ve kullanımına yönelik güncel bir değerlendirmeyi kapsayan bu araştırmada, sektörün Türkiye mobilya endüstrisi içinde yatırıma ve gelişmeye açık bir alt sektör konumunda ve ülkenin talep düzeyini karşılayacak kapasiteye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak, özgün tasarımlarına ve uluslararası rekabet gücüne kavuşamamış bir yapıda olmasının başlıca nedenlerinin ise tasarım ve üretimdeki süreç ile standartlar konusundaki yetersizliklerden kaynaklandığı görülmektedir. Üretimin Marmara bölgesinde yoğunlaştığı (%60) ve üreticilerin tek ürün grubunda değil birden fazla ürün grubunda uzmanlaştığı belirlenmiştir. Belediyelerin ahşap kent mobilyası ihtiyacının tamamını yurt içinden sağladığı, Ancak, üreticilerin hammadde için tercihini (%65) ithal malzemelerden yana kullandığı görülmektedir. Ayrıca, ahşap malzemelerin kent mobilyalarındaki kullanım ve tercih üstünlüklerinin de belirlendiği bu araştırmada, Dünyada olduğu gibi ülkemizde de üretimde en çok Tik, Iroko, Sapelli, Meşe ve Çam türlerinin kullanıldığı ortaya çıkmıştır
PETEK DOLGULU LEVHALAR ve FARKLI YAPIM TEKNİKLERİ İLE ÜRETİLMİŞ “L” TİPİ MOBİLYA KÖŞE BİRLEŞTİRMELERİN MOMENT TAŞIMA KAPASİTELERİ
Bu çalışmada, farklı yapım teknikleri ve kağıt petek dolgulu levhalar ile üretilmiş kutu tipi mobilya köşe birleştirmelerin moment taşıma kapasiteleri araştırılmıştır. Deneylerde 38 mm kalınlığında kağıt petek dolgulu levhalar kullanılarak, “L” tipi olarak üretilmiş kutu konstrüksiyonlu mobilya köşe birleştirmelerde kavela, minifiks, maksifiks, bisküvi ve özel bağlantı birleştirmeleri uygulanmıştır. Deneylerde ahşap esaslı levha olarak 4 ve 8 mm kalınlığında yonga levha (YL) ve orta yoğunlukta lif levha (MDF) kullanılmıştır. Tutkallı birleştirmelerde polivinilasetat (PVAc) tutkalı kullanılmıştır. Deney örnekleri, kullanım sırasında etkisinde kalabilecekleri kritik yükler göz önüne alınarak statik diyagonal basınç yükü altında test edilmiştir. Deney sonuçlarına göre, MDF ile üretilen bisküvi ve kavelalı deney örnekleri daha fazla moment taşımıştır. Diyagonal basınç deneyi sonuçlarına göre; kutu konstrüksiyonlu mobilya tasarımında ekonomik kriterler de dikkate alınarak malzeme tercihi, MDF ve yongalevha şeklinde yapılmalıdır. Tutkallı birleştirmelerde bisküvi, tukalsız demonte birleştirmelerde ise minifix birleştirme tercih edilmelidir. Konu ile ilgili malzeme ve birleştirmeler farklı varyasyonlar şeklinde denenebilir
OTURMA MOBİLYASI TASARIMINDA BİLGİSAYAR DESTEKLİ ERGONOMİK ANALİZ
Çalışmada, insanların birebir ilişkide olduğu oturma mobilyalarının tasarımında, ergonomik kriterlerin belirlenmesi amacıyla bir “insan odaklı ürün geliştirme” yazılımının (Anybody Technology) kullanılabilirliği araştırılmıştır. Yapılan örnek uygulamada, oturma derinliği, oturma yüksekliği ve arkalık eğim açısı farklı olan 2 adet sandalyede oturan insanın kas–iskelet sisteminde oluşan yükler niceliksel olarak analiz edilmiştir. Ayrıca, 10 erkek deneğin katılımıyla uygulanan bir anket yardımı ile de bu iki farklı sandalyede oturan bireylerin çeşitli vücut bölgelerinde hissettikleri duygular niteliksel olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, ürün geliştirme yazılımından alınan veriler, anketlerden alınan veriler ile tutarlı olup, insan odaklı ürün geliştirme yazılımının tasarlanacak mobilyaların ergonomik kriterlerinin belirlenmesinde kullanılabilir olduğunu doğrulamaktadır
İNŞAAT PROJELERİNDE MALİYET, SÜRE VE RİSKİN BİRLİKTE ELE ALINDIĞI SİMÜLASYONA DAYALI BİR RİSK YÖNETİM MODELİ
Bu çalışmada inşaat projelerinde ana kaynak ve verimlilik unsurlarından olan süre, maliyet ve kalitenin, risk yönetimi ile optimizasyonu için bir model oluşturulmuş ve bu model monte carlo benzetimi ile bir üstyapı projesinin kaba inşaatına uygulanmıştır. Modele göre imalatlar üzerinden bir takım riskler oluşturulmuş, bu risklerin süre, maliyet ve kalite etkileri projeye ayrı ayrı yansıtılmıştır ve belirlenen proje risklerine karşı tepki planları uygulanmıştır. Modelin kurulumu, analizi ve risk kayıtları bir ticari yazılım ile sağlanmıştır. Model için; risklerin hiç hesaba katılmadığı, risklerin önlendiği, risklerin önlenmediği üç farklı durum belirlenmiş ve analiz edilerek birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Riskler dâhil edilmeden hesaplanan proje maliyeti 1.659.645,54 TL, yapılan benzetim sonucu %80 güven aralığında risklerin dâhil edilmesi ile 1.859.565,76 TL olmuş, risklere karşı 102.000,00 TL maliyetinde bir ön yatırım yapılarak tepki uygulandığında bu rakam 1.769.360,70 TL olmuştur. Riskler dâhil edilmeden hesaplanan proje süresi 171 gün iken, risklerin dâhil edilmesi ile 230 gün olmuş, risklere karşı tepki uygulanması ile 205 güne düşmüştür. Sonuç olarak risklerin hesaba katıldığı ve önlem alınmadığı durumda planlanan değerlere kıyasla, proje maliyeti %12, proje tamamlanma süresi %34 artmıştır. Risklerin yönetilmesi ile tepki planlarının projeye uygulanması halinde ise risklerin maliyete olan etkisinin %45, süreye olan etkisi ise %42 azaldığı görülmüştür
MOBİLYA EĞİTİMİNDE SANAYİ STAJININ ÖNEMİ VE ÖRNEK BİR UYGULAMA
Türkiye Mobilya Sektöründeki işletmelerde karşılaşılan sorunlar arasında nitelikli personel eksikliği önemli bir yer tutmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren işletmelerin çoğu meslek okullarından ve üniversitelerden öğrencilerin nitelik sorununa çözüm üretmelerini beklerken diğer yandan bazı işletmeler ve eğitim kurumları aralarında işbirlikleri oluşturarak kendi içlerinde oluşturdukları mekanizmalar ile öğrencilerdeki mesleki nitelik ve uygulama eksikliklerini gidermeye çalışmaktadırlar. Bildiride işletmeler ve meslek okulları arasında oluşturulabilecek işbirliğine yönelik staj uygulamasına yer verilerek uygulamanın oluşturulmasında ve tatbik edilmesindeki hazırlık, süreç ve sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak; mobilya üretimi yapan bir işletmedeki staj uygulaması tanıtılarak sürecin girdileri, çıktıları, öğrenci, işletme, okul ve toplumsal açıdan ortaya konulmuştur. İyi uygulama örneklerinin tüm kesimlere duyurulması ve tanıtılması sayesinde yeni staj işbirlikleri oluşturulmasında taraflara fikir vermesi ve yardımcı olması amacıyla hazırlanmıştır
AHŞAP KAPLAMA ÜRÜNLERi ÜRETİM, İHRACAT VE İTHALAT MİKTAR VE DEĞERLERİ AÇISINDAN ÖNDE GELEN DÜNYA ÜLKELERİ VE TÜRKİYE’NİN POTANSİYEL ANALİZİ
Ahşap kaplamaları çeşitli ağaçlardan soyma, dilme-kesme ve biçme yöntemleri ile elde edilen belli boyutlarda incelikteki yaprak levhalardır. Mobilya sektörünün önemli ve ayrılmaz girdilerinden biri olarak nitelendirilen ahşap kaplama malzemelerinin üretiminde genel olarak kesme kaplama teknolojisi kullanılmaktadır. Ülkemizde sektöre üretim yapan firmaların büyük bir bölümü Marmara bölgesinde (%80 civarında) bulunmakta olup, bu bölgeyi İç Anadolu Bölgesi (%15) izlemektedir.Bu çalışmada ahşap kaplama üretiminde önde gelen bazı ülkeler ve Türkiye’nin üretim, ihracat ve ithalat mitar ve değerleri yıllara bağlı olarak incelenmiş, Türkiye ve Dünya ahşap kaplama sektörünün potansiyel durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada toplanan veriler istatistiksel programlarda değerlendirilmiştir
FARKLI TUTKALLARIN KAYIN ve SARIÇAM AĞAÇLARINDAKİ YAPIŞMA DİRENÇLERİNİN BELİRLENMESİ
Bu çalışmada, poliüretan esaslı Pu-Mon ve Pu-Ma, polivinilasetat esaslı PVAc-MA22, PVAc-MA35 ve PVAc-MA50 ile yapıştırılmış Doğu kayını (Fagus orientalis L.) ve sarıçam (Pinus Sylvestris L.) odunlarının yapışma direnci, TS EN 205 esaslarına göre belirlenmiştir. Deney sonuçlarına göre, en yüksek yapışma direnci Pu-Ma (16.01 N/mm2) ve PVAc-MA35 (15.12 N/mm2) ile yapıştırılmış kayın numunelerinde, en düşük yapışma direnci ise Pu-Mon (7.98 N/mm2) ve PVAc-MA35 (7.67 N/mm2) ile yapıştırılmış sarıçam numunelerinde tespit edilmiştir.
YAĞ BAZLI TAHTA KORUYUCUNUN POLYESTER VERNİĞİN YAPIŞMA DİRENCİNE ETKİSİ
Bu araştırmada; sarıçam (Pinus sylvestris L.), Doğu Kayını (Fagus orientalis L.) ve sapsız meşe (Quercus petraea L.) kaplama ile kaplanmış 18 mm yonga levha yüzeylerine, renksiz, yağ bazlı tahta koruyucu uygulandıktan sonra 6, 8, 10 ve 12 saat kurumaya bırakılmıştır. Bu sürelerin sonunda polyester vernik uygulaması yapılarak, tahta koruyucunun polyester verniğin yapışma direncine etkisi araştırılmıştır. Yapışma direncinin belirlenmesinde ASTM D 4541 esasları dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda, ağaç türü düzeyinde yapışma direnci en yüksek Doğu Kayınında, en düşük sarıçamda tespit edilmiştir. Uygulama saati düzeyindeki en yüksek yapışma direnci ise 8 saatlik bekleme süresinde elde edilmiştir. Buna göre polyester vernik uygulamalarında yüksek yapışma direnci elde etmek için; yağ bazlı tahta koruyucu sürüldükten sonra en az 8 saat beklenilmesi ve Doğu Kayını malzemenin kullanılması önerilebilir
MÜF TUTKALI İLE ÜRETİLEN ÇEŞİTLİ AĞAÇ TÜRÜ KONTRPLAKLARINDA PRESLEME SÜRESİNİN FORMALDEHİT EMİSYONUNA ETKİLERİ
Odun esaslı levha ürünlerinin üretiminde çeşitli avantajları nedeniyle önemli ölçüde kullanılan formaldehit esaslı reçineler üretim esnasında ve sonrasında insan sağlığı ve çevre için zararlı olan formaldehit ayrışmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada 2 mm kalınlığındaki doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky), sarıçam (Pinus sylvestris L.) ve sakallı kızılağaç (Alnus glutinosa subsp. Barbata), soyma kaplamalarından melamin-üre formaldehit tutkalı kullanılarak üretilen 3 tabakalı kontrplakların formaldehit emisyonu üzerine presleme süresinin etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla üretilecek kontrplaklar için 5 farklı (4, 5, 6, 7 ve 8 dk.) presleme süresi seçilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, pres süresindeki artışa bağlı olarak kontrplak levhalarından ayrışan formaldehit miktarlarında doğrusal bir azalma meydana gelmiştir. En fazla formaldehit emisyonu miktarı sarıçam kontrplaklarda belirlenirken, en düşük emisyon değerleri sakalı kızılağaç kontrplaklar için elde edilmiştir.
TÜRK MODERN MOBİLYASININ PEŞİNDE
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de tasarlanıp üretilen modern mobilyayı öne çıkarmak ve literatürdeki bu konudaki boşluğun doldurulmasına katkıda bulunma yollarını ortaya koymaktır. Türkiye’deki modern mobilya tarihi, 1950 ve 1960’lardaki Uluslararası Üslup dönemi olarak tanımlanan 20. Yüzyıl Türkiye’sinin modern mimarlık tarihi dönemleriyle ilişkilendirilecektir. Uluslararası üslubun devamı niteliğini taşıyan 1970’lerdeki mobilyalar da dikkate alınacaktır. Modernizm akımının ortaya çıkışıyla Türk mobilyası da yalınlığı ve işlevselliği ön planda tutan bu yaklaşımdan yoğun şekilde etkilenmiştir. Yurtdışındaki çağdaşlarıyla aynı zamanda tasarlanan mobilyalar, ortak çizgiler taşımakla birlikte bölgesel ve kültürel özellikler de taşıyabilmektedir. Bahsi geçen dönemin tasarımcı ve üreticilerin deneyiminin, hem uluslararası, hem de ulusal etkilere ışık tutacağı öne sürülmektedir. Bu amaçla 1950-75 arası mobilya tasarımcıları, zanaatkâr ve üreticilerle sözlü görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bu görüşmelerin sonuçları sunulacaktır