Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    The relationship between social media addiction, academic success and coping skills

    No full text
    Bu araştırmanın amacı ergenlerin sosyal medya bağımlılıgı, akademik başarı ve başetme becerileri arasında ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada nicel analiz tekniklerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni Giresun ili Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okulu 9. Sınıf öğrencileridir. Araştırmanın örneklemi ise Giresun ilinde Fen lisesi ve Anadolu liselerinde okuyan dört okulun 9. Sınıf öğrencileridir. Araştırmada verileri elde etmek için Kişisel bilgi formu, Stresli Durumlarla Başa Çıkma Envanteri Kısa Formu ( SDBÇE-KF ) Ölçeği, Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Öğrenci Formu (SMBÖ-ÖF) kullanılmıştır. Katılımcılara uygulanan ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 29 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizinde %95 güvenilirlik düzeyi esas alınmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında parametrik iki grup arasındaki farkı analiz etmek için iki bağımsız değişken testi olan T-Testi kullanılmıştır. İkiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise oneway ANOVA testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon analizi ile test edilmiştir. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkene etkisini görmek Çoklu Doğrusal Regresyon kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için p<.05 olarak alınmıştır. Bu çalışmada yapılan etki analiz sonuçları, etki gücü bakımından sırasıyla günlük ortalama süreleri, aktif-çözüm başa çıkma tarzı, yadsıma-baskılama başa çıkma tarzı, müzik-eğlence amaçlı kullanım, ruh halini değiştirme ve düşünce değiştirme başa çıkma tarzlarının sosyal medya bağımlılığı için anlamlı bir yordayıcı olduğunu göstermektedir. Yine etki analiz sonuçları, etki gücü bakımından sırasıyla anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, sınav amaçlı kullanım, aktif çözüm başa çıkma tarzı, sekizinci sınıfta sınav amaçlı kullanım, sekizinci sınıfta sosyal medya kullanımı ve dizi-sinema amaçlı kullanım biçimlerinin öğrencilerin başarı durumları için anlamlı bir yordayıcı olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları literatür çerçevesinde yorumlanmıştır

    Examination of doctors' general attitudes towards the use of artificial intelligence as a supplementary tool in the field of neuroscience

    No full text
    Yapay zeka ve nörobilim birbiriyle ilişkili alanlardır. Nörobilimden elde edilen bilgiler yapay zeka alanındaki ilerlemelere katkıda bulunurken, yapay zeka alanındaki teknolojik gelişmeler de nörobilim ve tıp alanındaki ilerlemeyi kolaylaştırmıştır. Bu çalışma, doktorların yapay zekanın tıp alanındaki artan rolüne yönelik tutumlarını incelemektedir. Çalışmaya toplam 200 katılımcı (81 kadın ve 119 erkek) katılmıştır. Örneklem, İstanbul Avrupa yakasındaki sağlık kuruluşlarında çalışan doktorlardan oluşmaktadır. Veriler, Google Forms aracılığıyla çevrimiçi bir Yapay Zeka Anketi aracılığıyla toplanmış ve SPSS 30 kullanılarak analiz edilmiştir. Demografik verileri ve anket yanıtlarını yorumlamak için frekans analizi de dahil olmak üzere tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Demografik özelliklere dayalı tutumlarda anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, katılımcılarının cinsiyetlerine göre yapay zekanın tıpta kullanımına ilişkin cevaplarının istatistiki olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p=.034, p<0,05). Anlamlılığın etki büyüklüğünü Cohen's r ile hesaplanmış ve etkinin küçük olduğu saptanmıştır (r=-.15, r<0.1). Ancak diğer değişkenler ile (yaş, çalışılan kurum, uzmanlık sıralaması, meslekte çalışma süresi) arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Genel olarak bulgular, doktorların yapay zeka hakkında bilgili olduklarını ve tıp alanındaki potansiyel faydalarını bildiklerini, ancak bununla ilişkili riskler konusunda endişeli olduklarını göstermektedir

    Examining the relationship between parenting stress and marital satisfaction in married individuals with children

    No full text
    Bu araştırma, evli ve çocuk sahibi bireylerde ebeveynlik stresi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlik sorumluluklarının getirdiği stresin, eşler arasındaki ilişkilerin niteliği ve evlilik doyumu üzerinde nasıl bir rol oynadığını ortaya koymak çalışmanın temel hedefini oluşturmuştur. Ayrıca, cinsiyet, yaş, eğitim, gelir, çalışma durumu ve çocuk sayısı gibi demografik değişkenlerin bu ilişkiyi nasıl etkilediği de araştırmaya dâhil edilmiştir. Nicel araştırma yöntemleri arasında yer alan ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen çalışmada, 301 evli ve çocuk sahibi bireyden veri toplanmıştır. Araştırmada ölçüm araçları olarak Anne-Baba Stres Ölçeği ve Evlilik Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların yanıtları istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş ve ebeveynlik stresi ile evlilik doyumu arasındaki ilişkiler detaylı biçimde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, ebeveynlik stresinin artmasıyla evlilik doyumunun azaldığını ortaya koymuştur. Değişkenler arasındaki korelasyonlar, stres düzeyinin yükseldiği durumlarda evlilik doyumunun çeşitli alt boyutlarının (evlilik uyumu, ilişki mutluluğu, yakınlık, öfke, ebeveynlik anlayışı vb.) olumsuz etkilendiğini göstermiştir. Cinsiyet değişkeni açısından kadınların erkeklere kıyasla daha fazla ebeveynlik stresi yaşadığı ve evlilikten daha az doyum aldığı saptanmıştır. Yaş grupları incelendiğinde, genç ebeveynlerin stres düzeyleri daha yüksek bulunmuş, ancak evlilik doyumu açısından yaşa bağlı anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Eğitim düzeyi, gelir ve çalışma durumu da önemli belirleyiciler olarak ortaya çıkmıştır; düşük eğitim ve gelir düzeyine sahip olanlar ile çalışmayan bireyler daha fazla stres yaşamış ve evlilik doyumları daha düşük bulunmuştur. Ayrıca çocuk sayısının artması ebeveynlik stresini artırmış, özellikle dört ve üzeri çocuğa sahip olan ailelerde evlilik doyumunun belirgin şekilde azaldığı belirlenmiştir. Araştırma, ailelerin psikososyal destek ve danışmanlık hizmetleriyle güçlendirilmesinin önemini vurgulamakta; toplumsal cinsiyet rolleri, ekonomik koşullar ve iş-yaşam dengesi gibi faktörlerin ebeveynlik stresini yönetmede dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, bulgular hem akademik çalışmalara hem de uygulamaya katkı sunmakta; ebeveynlerin ve çiftlerin daha sağlıklı ilişkiler geliştirebilmeleri için yol gösterici nitelikte bir çerçeve sunmaktadır

    Relationship between executive functions and interoceptive perception in children with autism spectrum disorder

    No full text
    Bu araştırmada, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış 2-6 yaş aralığındaki çocuklarda yürütücü işlevler ile interoseptif algı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın amacı, bu iki sistem arasındaki etkileşimi belirleyerek hem teorik literatüre hem de klinik uygulamalara katkı sağlamaktır. Araştırmaya 2-6 yaş arasında, OSB tanısı almış toplam 30 çocuk ve ebeveynleri katılmıştır. Veriler, Dinamik Metakognitif İnterosepsiyon Formu ile Bilişsel Regülasyon Formu kullanılarak toplanmıştır. Analizlerde SPSS 27 paket programı kullanılmış; değişkenler arası ilişkiler Spearman korelasyon analiziyle incelenmiş, anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, interoseptif algı ile yürütücü işlev becerileri arasında güçlü ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir (r = -0,904; p < 0,01). Her iki formun puanlama sistemleri arasındaki yön farkı nedeniyle istatistiksel olarak negatif korelasyon saptanmış olsa da, bu durum pratikte interoseptif algı arttıkça yürütücü işlevlerin de geliştiğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, OSB'li çocuklarda sıklıkla görülen davranışsal düzenleme, planlama ve öz-kontrol zorluklarının hem bilişsel hem de bedensel sistemlerle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, ergoterapi ve pediatrik rehabilitasyon gibi alanlarda hem interoseptif sistemin hem de yürütücü işlevlerin sistematik biçimde değerlendirilmesi ve bu sistemlere yönelik terapötik müdahalelerin geliştirilerek uygulamalara entegre edilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, interosepsiyon ve yürütücü işlevler arasındaki ilişkinin ortaya konması, bütüncül müdahale yaklaşımlarının önemini vurgulamaktadır

    Optimization of ambulance calls: A case study of Anatolian side of Istanbul

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, 112 acil çağrı merkezi'ne 2012-2013 yılları arasında yapılan acil çağrıları incelemek; çağrı nedenlerine göre sınıflandırılarak, acil yardıma ihtiyaç duymayan çağrıların tespitini yapmak ve bu doğrultuda 112 acil sağlık hizmetlerinin gereksiz kullanımını önlemeye yönelik bilimsel temelli öneriler sunmaktır. . Acil yardıma ihtiyacı olan bireylerin en hızlı ve en kaliteli şekilde hizmete ulaşmasını sağlamaktır. 112 acil sağlık ekipleri 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet vermektedir. Bu hizmetin kesintiye uğraması ya da meşgul edilmesi; kurumsal maliyetleri arttırmakta, çalışan verimliliğini azaltmakta ve kurum itibarını zedeleyebilmektedir. Bu bağlamda çalışma, söz konusu olumsuzlukların analiz edilmesine katkı sunarak, gelecekte yapılacak çalışmalara ve sahadaki uygulayıcılara yol gösterici olmayı hedeflemektedir. İstanbul ili Anadolu yakasında 2012-2013 yılları arasında 112 acil yardım ambulansları tarafından karşılanan toplam vaka sayısı 702.714'tür. Bu çağrıların 192.494' ü acil yardım gerektirmeyen, olay yerinde acil müdahale ihtiyacı bulunmayan vakalardır. Araştırma verileri, Acil Sağlık Otomasyon Sistemi (ASOS) üzerinden elde edilen verilerde demografik bilgiler, Çağrı nedenleri, vaka sonucu ve triyaj kodları incelenmiştir. Araştırmada uygulanan negatif binom regresyon modeli ile "Acil yardım ihtiyacı olmayan (toplam gereksiz vaka sayısı)"nın açıklanmasında demografik verileri değerlendirmek amacıyla oluşturulmuştur. Modelin uyum ölçütleri incelendiğinde, negatif binom model ile anlamlı (p < 0.05) olduğu gözlenmektedir. İkinci modelde ise toplam gereksiz vaka sayısının, çağrı türlerine göre dağılımı incelenmiş; bağımsız değişkenler olarak intihar, iş kazası, medikal vakalar, trafik kazası, yangın ve yaralanma vakaları modele dahil edilmiştir. Bu modelin de yüksek uyum sağladığı görülmüştür. Elde edilen veriler, 112 acil sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli kullanımı konusunda toplumsal farkındalık oluşturmasına katkı sağlamakta; öncelik verilmesi gereken çağrı türlerinin belirlenmesi açısından da önemli tespitler sunmaktadır

    Investigation of the anti-inflammatory effect of umbilical cord mesenchymal stem cell-derived exosomes enriched with quercetin on a neuroinflammation model using LPS-induced microglia HMC3 cell line

    No full text
    Neuroinflammation is a critical pathophysiological process implicated in the development of neurodegenerative diseases, for which cures have not been discovered yet. Among the immune cells involved, microglia serve as primary regulators of inflammation within the central nervous system. Gaining deeper insight into microglial function in these conditions is crucial for the development of targeted and effective therapeutic strategies, especially given the complexity of such diseases. Previous studies have demonstrated the therapeutic effect of exosomes derived from umbilical cord-mesenchymal stem cells in diminishing neuroinflammation. Likewise, quercetin exhibits neuroprotective, antioxidant, and anti-inflammatory properties that contribute to its ability to mitigate neuroinflammatory responses. This study aimed to evaluate the anti-inflammatory effects of quercetin-loaded exosomes (Que-Exo) in a neuroinflammation model induced by LPS. This hypothesis was supported by conducting molecular analysis, including MTT assay for cell viability, pro-inflammatory cytokine analysis, Griess assay for nitrite levels, iNOS enzyme activity assay, and Western blotting for cytoplasmic NF-κB, COX-2, and iNOS protein expressions. The results demonstrated that pretreatment with Que-Exo significantly improved cell viability and reduced LPS-induced inflammatory responses. Notably, Que-Exo increaesd the expression of cytoplasmic NF-κB, reduced nitrite levels, iNOS enzyme activity, iNOS and COX-2 protein expressions, and downregulated the expression of pro-inflammatory cytokine IL-6. These findings suggest that Que-Exo provide a synergistic anti-inflammatory effect by combining the bioactive properties of quercetin with the targeted delivery capability of mesenchymal stem cell-derived exosome, which serve as an effective therapeutic agent for mitigating neuroinflammation

    Development of a real-time graphical user interface for human pose estimation by combining movenet and transfer learning approaches

    No full text
    Yapay zeka ve derin öğrenme teknikleri, bilgisayarlı görü (computer vision) alanında önemli ilerlemeler sağlamış ve insan hareketlerinin algılanmasına yönelik sistemlerin gelişimine katkıda bulunmuştur. İnsan pozu tahmini (human Poz Algılama veya HAR), insan vücudunun eklem noktalarını belirleyerek hareketleri analiz eden bir tekniktir ve sağlık, spor analitiği, güvenlik sistemleri gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada, insan pozu tahmini için ResNet50V2 ve MoveNet tabanlı bir sistem insan hareketlerinin sınıflandırılması amaçlanmıştır. MoveNet, hafif mimarisi ve regresyon tabanlı yaklaşımıyla eklem noktalarını doğrudan tahmin ederek gerçek zamanlı çalışabilen bir modeldir. Model TensorFlow kullanılarak, özel olarak oluşturulmuş ve etiketlenmiş bir veri setiyle eğitilmiştir. Çalışmanın temel katkıları şunlardır: Özel Veri Seti Kullanımı: Uyuma, düşme, koşma ,müzik dinleme,mesajlaşma , alkışlama vs. gibi insan aktivitelerini içeren hazır veri setinin üzerine eklemeler yapılarak yeni bir veri seti oluşturulmuş ve model bu verilerle eğitilmiştir. Gerçek Zamanlı Poz Algılaması Python ve TensorFlow kullanılarak düşük gecikme süresiyle çalışan bir masaüstü uygulama sistemi geliştirilmiştir. Performans Değerlendirmesi: Model, farklı ışık koşulları ve kamera açılarında test edilerek doğruluk ve güvenilirliği analiz edilmiştir. Çok Yönlü Kullanım Potansiyeli: Sistem, iş güvenliği, sağlık hizmetleri, spor analitiği gibi çeşitli alanlarda uygulanabilirliği açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışma, ResNet50V2 ve MoveNet' in insan hareket analizi için nasıl optimize edilebileceğini ortaya koyarak, gerçek zamanlı poz algılama sistemlerine katkı sunmayı hedeflemektedir. Elde edilen bulguların, düşme tespiti, iş güvenliği, fizik tedavi yöntemleri ve akıllı gözetim sistemleri gibi alanlarda kullanılabilecek yapay zeka tabanlı çözümler için temel oluşturması beklenmektedir

    Marital satisfaction in parents: The role of parenting stress and perceived general significance

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, ebeveynlerde ebeveynlik stresi ve algılanan genel önemliliğin evlilik doyumu ile ilişkisini incelemek, demografik değişkenlere göre farklılıklarını belirlemek ve evlilik doyumunu yordayıcı etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmaya Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan, evli ve çocuk sahibi 240 kadın katılmıştır. Veriler "Ebeveynlik Stresi Ölçeği", "Algılanan Genel Önemlilik Ölçeği" ve "Evlilik Doyumu Ölçeği" ile, bilgilendirilmiş gönüllü olur formu ve demografik bilgi formu eklenerek çevrim içi anket yöntemiyle toplanmıştır. Analizler jamovi yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeklerin güvenirliği Cronbach's alfa katsayısı ile değerlendirilmiş ve tüm ölçeklerin .70'in üzerinde olduğu saptanmıştır. Shapiro–Wilk testi sonuçları, verilerin normal dağılmadığını göstermiştir; bu nedenle parametrik olmayan testler kullanılmıştır. İki grup karşılaştırmaları için Mann–Whitney U testi, ikiden fazla grup için Kruskal–Wallis H testi uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyon ile, evlilik doyumunu yordayan değişkenler ise çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir (p<.05). Bulgular, evlilik doyumunun medeni durum, eğitim düzeyi, meslek, çocuk sayısı ve yaş değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Çalışma durumuna göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Korelasyon analizinde, ebeveynlik stresi ile evlilik doyumu arasında zayıf ancak anlamlı negatif (r = -0.164, p = .011), algılanan genel önemlilik ile evlilik doyumu arasında ise anlamlı pozitif (r = 0.164, p = .011) ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre, ebeveynlik stresi (β = -0.313, p = .023) ve algılanan genel önemlilik (β = -1.126, p = .023) evlilik doyumunu negatif yönde yordamaktadır. Model anlamlı bulunmuş (R = 0.219, R² = 0.0479) ve evlilik doyumu puanlarındaki varyansın %4,8'ini açıklamıştır. Bulgular, evlilik doyumunu artırmaya yönelik çalışmalarda ebeveynlik stresinin azaltılması ve algılanan önemlilik düzeylerinin desteklenmesinin önemini vurgulamaktadır

    Evaluation of oxygenators used in pediatric cardiac surgery

    No full text
    Pediatrik kalp cerrahisinde yaygın olarak Terumo Fx05 ve Fx15 oksijenatörler kullanılmaktadır. Fx05 oksijenaötrü 0-1.200 mL/dk arası, Fx15 oksijenatörler ise 1.500-4.000 mL/dk arası flow sağlayabilmektedir. Ancak hedef kardiyopulmoner bypass (KPB) flowu 1200-1500 mL/dk olan hasta grubunda uygun bir seçenek olmadığından Fx15 ya da Fx05 oksijenatörler kullanılmaya çalışılmaktadır. Kliniğimizde bu hasta grubu için 500-3.500 mL/dk flow sağlayabilen Euroset Trilly oksijenatör kullanılmakta olup Terumo Fx15 ile Euroset trilly oksijenatörlerin etkinlik, mortalite ve klinik yansımalarının karşılaştırmayı amaçladık. Bu araştırma Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Pediatrik Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'nde bulunan 10-25 kg arasında Terumo FX 15 oksijenatörü ve Euroset Trilly oksijenatörü ile atriyal septal defekt (ASD) kapatılması ve ventriküler septal defekt (VSD) kapatılması ameliyatı olan hastalarda gerçekleştirilmiştir Çalışmamızda 03.03.2022/02.05.2024 tarihleri arasında opere edilmiş toplam 40 hasta retrospektif incelendi. Hastaların 20'sinde FX15 oksijenatör (Terumo) kullanılmış (Grup 1) ve diğer 20'sinde Trilly oksijenatör (Euroset) (Grup 2) kullanılmış idi. Hastaların ortalama yaşı 53,65±23,075 idi. Ortalama vücut ağırlığı 18,53±12,641 kilogram ve ortalama vücut yüzey alanı 0,70±0,116 idi. Hastaların %55'i kız idi. Hastaların 29'unda (%72,5) ASD kapatılması ve 11'inde (%27,5) VSD kapatılması operasyonu uygulanmış idi. KPB ameliyatları sırasında kullanılan oksijenatörler hastaların kanını oksijenlendirerek hayati fonksiyonlarını sürdürebilmelerini sağlar. Terumo FX15 ve Euroset Trilly gibi oksijenatörler bu süreçte önemli rol oynar. Terumo FX15 oksijenatörü 1500-4000 mL/dk arası flow sağlarken, Euroset Trilly oksijenatörü 500-3500 mL/dk arası flow sağlamaktadır. Çalışmada hastanemizde kullanılan iki farklı oksijenatörün etkinlik, mortalite ve klinik yansımalarını karşılaştırdık. Kırk hastanın verilerini retrospektif olarak analiz ederek bu iki farklı oksijenatörün klinik performansını değerlendirdik. Bulgularımız oksijenatörlerin preoperatif, operatif ve postoperatif parametreler üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ortaya koymaktadır

    Problematic social media use and its relationship with anxiety levels in individuals diagnosed with obsessive compulsive disorder

    No full text
    Bu araştırmada, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) tanısı almış bireylerde problematik sosyal medya kullanımının (PSMK) düzeyi belirlenmiş ve bu düzeyin anksiyete ile olan ilişkisi incelenmiştir. Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya, bireylerin psikolojik işleyişini etkileyen önemli bir faktör haline gelmiş ve problematik kullanım biçimleriyle psikopatolojik semptomlarla ilişkilendirilmiştir. Ancak OKB tanılı bireylerde bu ilişkinin doğrudan ele alındığı çalışmalar sınırlı kalmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini, Özel Eryaman Hastanesi ve NP Feneryolu Tıp Merkezi psikiyatri polikliniklerine başvuran ve OKB tanısı almış 18–65 yaş aralığındaki 77 birey oluşturmuştur. Veriler, kişisel bilgi formu, Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi(MOKSL), Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği – Yetişkin Formu(SMBÖ-YF) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Bulgular, PSMK düzeylerinin orta-yüksek düzeyde olduğunu ve anksiyete ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca kontrol etme, kuşku ve temizlik gibi obsesif kompulsif alt boyutlarla sosyal medya kullanım düzeyleri arasında anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Anksiyete düzeyinin ise hem PSMK hem de OKB semptomlarıyla anlamlı düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, dijital davranış örüntülerinin psikiyatrik belirtilerle etkileşim içinde olduğunu göstermiştir

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇