Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    The effect of social media use on violation of privacy and divorce in married couples

    No full text
    Yaşanan teknolojik gelişmeler ve beraberinde oluşan dijitalleşme şüphesiz yaşamın birçok alanında önemli etkilerde bulunmakta, çeşitli kazanımlar sunduğu gibi de çeşitli olumsuzlara neden olmaktadır. Teknolojinin insan yaşamına kattıkları göz önüne alındığında pozitif etkilerinden yoğun bir şekilde bahsetmek mümkündür. Buna karşın teknolojik gelişmelerin insan yaşamına yalnızca pozitif etkilerde bulunduğundan söz etmek de büyük bir yanılgı olacaktır. Teknolojik gelişmelerin sunduğu olumlu gelişmelerin yanında olumsuz etkilerinden birçok farklı alanda bahsetmek mümkün olsa da çalışma kapsamında teknolojik gelişmelerle ortaya çıkan sosyal medya olgusunun evli çiftler üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Araştırmada sosyal medya kullanımının evli çiftlerde aile mahremiyeti ihlallerine, iletişim ilişkilerine ve boşanmalarına sebebiyet veren etkenler incelenmiştir. Bununla birlikte sosyal medya kullanımının yaratacağı riskler bağlamında değerlendirildiğinde yerleşim yerine, cinsiyete, gelir durumuna, evlilik süresine ve eğitim durumuna göre katılımcıların vermiş oldukları yanıtların ve beraberinde görüşlerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma Türkiye'nin İstanbul il sınırları içerisinde yaşayan ve rastgele seçilmiş 255 evli çift üzerinden anket ve görüşme yoluyla veriler elde edilmiştir. Hala evli olanlar ve daha önce evlenip boşanmış olan bireyler de çalışmaya dahil edilmistir. Çalışmada elde edilen veriler SPSS (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde erkeklerin sosyal medya bağımlılığının kadınlara göre daha yüksek olduğu, 30 yaş üstü katılımcıların boşanma eğilimlerinin daha yüksek olduğu, kentte yaşayanların kırda yaşayanlara göre iletişimlerinin daha iyi olduğu ve farklılıkları kabul etmede daha anlayışlı oldukları, 6 yılın altında süredir ve 20 yılın üstünde süredir evli olan katılımcıların boşanma eğilimlerinin daha yüksek olduğu, hane geliri 25.000 TL'nin altında olanların mahremiyet algılarının diğer katılımcılara göre daha düşük olduğu Tiktok kullanan katılımcıların çatışma çözme becerilerinin diğer katılımcılara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların doğdukları yere, çocuk sayısına ve çalışma durumlarına göre ise görüşlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanılmamıştır. Çalışma kapsamında ayrıca sosyal medya bağımlılığının mahremiyet algısını azalttığı ve boşanma eğilimini arttırdığı belirlenmiştir

    Gerçek zamanlı bakış tahmini için çoklu doğrusal regresyon kullanan geliştirilmiş web kamerası tabanlı göz takip sistemi

    No full text
    The field of eye tracking is a promising field as it contributes to predicting the places the user looks at on the screen, which helps developers build several applications based on this field. This is done by relying on a webcam, an external camera, or by using an infrared tracking device, etc. This methodology can be used to understand consumer behavior and interaction with advertising, as it is an essential factor for measuring the success of advertising. The problem lies in finding the right methodology capable of predicting the customer's gaze positions on the screen, in addition to making this methodology available, easy to use, and inexpensive. Therefore, this thesis aims to enhance the interaction between humans and computers by predicting the positions of the customer's gaze on the screen and then employing them in an application that analyzes these gazes and shows statistical information about the interaction of the customer's eyes with the advertisement displayed in front of him. Therefore, in this thesis, it is proposed to use a webcam as an input source to be used in pupil detection. The proposed methodology is divided into two parts, where first mathematical calculations are performed and morphological operations are used to detect the pupil and then, using the MLR algorithm, new gaze locations are predicted. Where two models were proposed to collect the database as well as the rotation matrix was proposed to take into account the simple head movement. The proposed methodology succeeded in predicting with accuracy 92.58%, 0.9067 in R² score, 0.090302 for MSE, and 0.3086 for RMSE in the first model while the second model achieved accuracy 83.52%, 0.885 in R² score, 0.115 for MSE, and 0.33 for RMSE. Finally, the proposed methodology is a suitable, available, easy to use and inexpensive alternative that provides high prediction accuracy and proves effective in applying user eye interaction with advertisements

    Investigation of the effectiveness of neuromuscular exercise training in patellofemoral pain syndrome

    No full text
    Bu çalışma, patellofemoral ağrı sendromlu bireylerde nöromusküler egzersiz eğitimi programının etkinliğini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 50 gönüllü patellofemoral ağrı sendromlu birey katıldı. Katılımcılar randomizasyon yöntemiyle iki eşit gruba ayrıldı. Her iki gruba da 12 hafta, haftada 3 gün geleneksel fizik tedavi yöntemleri uygulanmış olup egzersiz grubuna ek olarak Nöromusküler egzersiz eğitimi programı uygulandı. Katılımcıların sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Katılımcıların ağrı düzeylerinin değerlendirilmesi için Vizüel Analog Skala (VAS), fonksiyonellik değerlendirmesi için Kujala Patellofemoral Ağrı Skalası ve 30 saniye otur kalk testi, denge değerlendirmesi için Y Denge Testi (YDT), fiziksel aktivite düzeyi değerlendirmesi için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (UFAA- Kısa Form) ve uyku kalitesi değerlendirmesi için Pittsburg Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) kullanıldı. Tedavi sonrası egzersiz ve kontrol gruplarının her ikisinde de grup içi değerlendirmelerde VAS, Kujala ölçeği, 30 saniye otur kalk testi, UFAA- Kısa Form, PUKİ ve YDT bulgularında istatistiksel olarak anlamlı değişiklikler görüldü.(p0.05) Bu çalışmanın sonucunda, Nöromusküler egzersiz eğitimi programının patellofemoral ağrı sendromlu bireylerin tedavisine dahil edilmesinde özellikle faydalı olabileceği düşünülmektedir. Nöromusküler egzersiz eğitiminin geleneksel egzersiz programına eklenmesiyle ağrı, denge, fiziksel aktivite ve fonksiyonellik parametrelerinde anlamlı değişiklikler oluşturduğu görülmektedir

    The effect of emotional intelligence levels of couples with children on relationship satisfaction

    No full text
    Bu çalışmada evli ve çocuk sahibi çiftlerin duygusal zeka düzeylerinin ilişki doyumlarına etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul ilinde yaşayan 25-50 yaş aralığında en az bir çocuğu olan ve halen evli olan 150 bireylerin duygusal zeka düzeylerinin ilişki doyumlarına etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Katılan bireylerin duygusal zekâ düzeylerini belirlemek için Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği; ilişki doyumlarını belirlemek için İlişki Doyum Ölçeği; demografik özelliklerini belirlemek için de Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre kadınların duygusal zeka düzeylerinin erkeklerin duygusal zeka düzeyine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Erkek ve kadınların ilişki doyum düzeyleri bakımından istatiksel olarak anlamlı bir farklılıklarının olmadığı bulunmuştur.Evli ve çocuk sahibi erkek ve kadınların ilişki doyum düzeylerinin artması ile duygusal zeka düzeylerinin artması arasında pozitif yönlü bir artış olduğu bulunmuştur. Evlilik yıllarının duygusal zeka üzerinde anlamlı bir farklılık göstermediği ve ilişki doyumunun evlilik süresinden bağımsız olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    Consumer attitudes toward push notifications from e-commerce applications: A study on different generations

    No full text
    E-ticaret, ürün ve hizmetlerin dijital pazaryerleri, mobil uygulamalar ve çevrimiçi mağazalar üzerinden satışını ifade etmektedir. Teknolojik gelişmelerle birlikte e-ticaret, tüketicilere kolaylık sağlarken işletmelere küresel pazarlara erişim imkanı sunmaktadır. Ancak tüketici davranışları kuşaklar arasında farklılık göstermektedir. Z ve Y kuşakları dijital araçları yoğun şekilde kullanırken, X ve Baby Boomer kuşakları teknolojiyi daha işlevsel ve sınırlı bir şekilde kullanmaktadır. Bu farklılık, e-ticaret işletmelerinin dijital pazarlama stratejilerini kuşakların beklentilerine uygun hale getirmesini gerektirmektedir. Mobil pazarlama, özellikle Z ve Y kuşaklarının yoğun mobil cihaz kullanımı nedeniyle e- ticaretin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Mobil uygulamalarda kullanılan anlık bildirimler, indirim ve kampanyalar hakkında bilgilendirme amacı taşımaktadır. Çalışmada, kuşakların anlık bildirimlere yönelik tutumlarında farklılıklar olduğu görülmüştür. Araştırmada, Z ve Y kuşaklarının dijital platformlara yoğun entegrasyonu nedeniyle anlık bildirimleri bilgi kaynağı olarak gördükleri tespit edilmiştir. Z kuşağı, bildirimlere yalnızca ilgi alanlarına hitap ettiğinde önem verirken, Y kuşağı bildirimlerin düzenli kullanımının tüketim alışkanlıklarını etkileyebileceğini belirtmiştir. Ancak, nicel analiz sonuçlarına göre cinsiyet ve yaşın anlık bildirimlere yönelik tutum üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı, bu tutumların genellikle cinsiyet ve yaş bağımsız şekilde şekillendiği görülmüştür. Sonuç olarak, e-ticaret işletmelerinin anlık bildirim stratejilerini, kuşakların teknolojiyi kullanım şekillerine ve beklentilerine göre uyarlamaları, kullanıcı memnuniyetini artırabilir ve marka algısını güçlendirebilir

    The relationship between emotion regulation skills and emotional eating behavior in adults

    No full text
    "Yetişkin Bireylerde Duygu Düzenleme Becerisi İle Duygusal Yeme Davranışı Arasındaki İlişki" Bu araştırmada yetişkin bireylerde duygu düzenleme becerileri, duygusal yeme davranışı ve beden kitle indeksi (BKİ) arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmada sosyodemografik bilgi formu, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ve Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ) kullanılmıştır. Bu çalışma nicel bir çalışma olup sonuçları SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, kadınların duygusal yeme puanlarının erkeklerden anlamlı derecede yüksek olduğu, BKİ açısından da kadınların daha düşük değerlere sahip olduğu bulunmuştur. Medeni durum değişkenine göre yalnızca duygu düzenleme becerilerinde farklılık saptanmış, boşanmış/dul bireylerin bekar bireylere kıyasla daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmüştür. Eğitim, romantik ilişki, çalışma, mola ve vardiya durumu ile sigara, alkol ve psikiyatrik ilaç kullanımı açısından anlamlı bir farklılık elde edilmemiştir. Ancak psikiyatrik/psikolojik destek alan bireylerin duygusal yeme puanlarının almayanlara kıyasla anlamlı biçimde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Korelasyon analizleri, duygusal yeme ile duygu düzenleme becerileri arasında negatif, duygusal yeme ile BKİ arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Duygu düzenleme ile BKİ arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Aracılık analizinde, duygu düzenlemenin BKİ üzerindeki doğrudan etkisi anlamlı bulunmazken, bu ilişkinin duygusal yeme aracılığıyla dolaylı olarak anlamlı biçimde gerçekleştiği saptanmıştır. Bulgular, duygu düzenleme becerilerinin duygusal yeme ve BKİ açısından önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: duygu düzenleme, duygusal yem

    Membrane oxygenators with different surface areas use in patients with low surface area

    No full text
    Bu çalışma, düşük yüzey alanlı hastalarda farklı yüzey alanlı membran oksijenatörlerin kullanımını incelemektedir. Günümüzde kardiyovasküler hastalıkların artmasıyla birlikte, cerrahi müdahalelerde kalp akciğer makinası ve vücut dışı dolaşımın kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu sistem, ameliyat süresince kalp ve akciğer fonksiyonlarını üstlenerek vücut dışı dolaşımı sağlar. Ancak, kullanılan sistemin oluşturduğu hemodilüsyon, ameliyat sonrası iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu tezde, düşük vücut yüzey alanına sahip hastalarda daha küçük yüzey alanlı membran oksijenatörlerin kullanımının hemodilüsyon üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, <1.80 m2 vücut yüzey alanlı hastalarda kullanılan oksijenatörlerde yüzey alanını azaltarak bu hastalarda kullanılan membran oksijenatörlerin yüzey alanları küçültüldüğünde perfüzyona olan etkileri gözlemlenmiş, hemodilüsyon miktarındaki değişiklikler ve bunun kan transfüzyonu ihtiyacına etkileri incelenmiştir. Çalışmamızda Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı bölümünde gerçekleştirilen Koroner Arter Bypass Greft, Aort Kapak, Mitral Kapak, Triküspit Kapak Replasman İzole / Kombine Ameliyatları retrospektif olarak incelendi Bu bağlamda Ocak 2020 – Şubat 2024 tarihleri arasında kardiyopulmoner bypass eşliğinde ameliyatı yapılan 250 hasta incelendi. Dışlanan kriterlerin ardından 73 hasta çalışmaya dahil edildi. Ameliyatlarda kullanılan teknikler, preoperatif, intraoperatif ve postoperatif veriler retrospektif açıdan incelendi. Çalışmada hastaların BSA ortalaması 1.67±0.11, BMI ortalaması 25.52±3.64 idi. Düşük yüzey alanlı membran oksijenatörlerin kullanımıyla hemodilüsyon miktarının azaltılabileceğini ve böylece ameliyat sonrası kan transfüzyonuna olan ihtiyacın minimize edilebileceğini göstermiştir. Çalışma, perfüzyon alanında yenilikçi seçeneklerin kullanımının önemini vurgulamaktadır

    An evaluation on the effects of stress on marriage satisfaction in health workers

    No full text
    Bu çalışma da sağlık alanında çalışan kişilerin yaşadıkları stresin evlilik doyumları üzerindeki etkisine bakılmıştır. Bu nedenle Evlilik Doyum Ölçeği (EDÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Sosyo-Demografik Bilgi Formu, evli ve sağlık alanında çalışan 129 kadın ve 44 erkek olmak üzere 173 kişiye uygulanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin %27,7'si (48kişi) lisansüstü, %59,0 (102kişi) lisans, %11,6'sı (20kişi) lise, %1,7'si (3kişi) ilköğretim programlarından mezun olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların %65,3'ü (113kişi) ile çoğunluğu orta ekonomik düzeydedir. Çalışmada Evlilik Doyum Ölçeği benlik alt boyutu ile aile alt boyutu arasında doğrusal, pozitif ve güçlü bir ilişki, Evlilik Doyum Ölçeği cinsellik alt boyutu ile algılanan stres arasında doğrusal, negatif, güçlü bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı zamanda Evlilik doyumunun %62'sinin stres tarafından açıklandığı tespit edilmiştir. Bu durum evlilikteki doyumun büyük ölçüde bireylerin stres düzeylerine bağlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle eşlerin stres yönetimi becerilerinin gelişmesi ve birbirlerine verdikleri destek evlilik doyumunu arttırmada etkili olacaktır

    Evaluation of the effect of macro and micro nutrient intake on mental resilience and psychological performance in athletes from different sports branches

    No full text
    Bu araştırma, farklı spor dallarındaki sporcuların makro ve mikro besin ögesi alımlarının sporda zihinsel dayanıklılık ve psikolojik performansa olan etkisinin değerlendirilmesini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, farklı spor dallarında yer alan 253 sporcu ile kişisel ve sosyodemografik özellikler bilgi formu, besin tüketim kaydı, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri (SZDE) ve Sporda Psikolojik Performans Değerlendirme Ölçeği (SPPDÖ) anketi ile yüz yüze uygulanmıştır. Sporcuların vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, kalça çevresi, boyun çevresi, üst orta kol çevresi, vücut yağ kütlesi, vücut yağ oranı, yağsız vücut kütlesi, toplam vücut suyu ve 4 bölgeden (biseps, triseps, subskapula, suprailiak) deri kıvrım kalınlığı ölçümleri yapılmıştır. Önerilen Diyet Alım (ÖDA) miktarına göre, kadın sporcularda D vitamini, E vitamini, C vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum ve folat ortalamaları, ÖDA miktarına göre yetersiz bulunmuştur. Erkek sporcularda ise A vitamini, C vitamini, E vitamini, kalsiyum ve folat ortalamaları, ÖDA miktarına göre yetersiz bulunmuştur. Bu araştırmanın sonucunda sporcuların demir alımı arttıkça, SPPDÖ toplam ve bedensel ve bilişsel kaygı alt faktör puanı azalmıştır. Demir alımı arttıkça, güven ve kontrol alt faktör puanları artmıştır. D vitamini alımı arttıkça SZDE toplam, güven, kontrol ve bedensel ve bilişsel kaygı alt faktör puanları artmıştır. Magnezyum alımı arttıkça kontrol ve SZDE toplam puanı artmış, bedensel ve bilişsel kaygı alt faktör puanı azalmıştır. Piridoksin alımı arttıkça kontrol alt faktör puanı artmıştır. Çoklu Doymamış Yağ Asidi (ÇDYA) alımı arttıkça kontrol alt faktör puanı artmıştır. Kısa Zincirli Yağ Asidi (KZYA) alımı arttıkça bedensel ve bilişsel kaygı alt faktör puanı artmıştır. Kalsiyum alımı arttıkça SZDE toplam puanı azalmıştır. Protein alımı arttıkça kontrol alt faktör puanı artmıştır. Makro ve mikro besin ögelerinin sporda zihinsel dayanıklılık ve psikolojik performansa olan etkisini değerlendirebilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır

    Forms of subjective experience in liminal space: A phenomenological study of everyday life in the Grand Bazaar

    Get PDF
    Mekânsal deneyim, fiziksel çevrenin algılanması ile sınırlandırılamayan, bireyin zaman, beden ve ötekiyle kurmuş olduğu çok katmanlı ilişkiler içerisinde şekillenen öznel bir yaşantı olarak değerlendirilmektedir. Liminal mekânlarda kurulan ilişkiler geçişlilik, belirsizlik ve çok katmanlılık temelinde yoğunlaşmaktadır. Modern kent deneyiminin heterojen ve akışkan yapısı içerisinde Kapalıçarşı, tarihsel sürekliliğin ve kültürel dönüşümlerin iç içe geçtiği bir liminal mekân olma özelliği taşımaktadır. Edmund Husserl'in fenomenolojik indirgeme yöntemi, Maurice Merleau-Ponty'nin bedensel yönelim felsefesi, Henri Lefebvre'ün mekânın üretimi yaklaşımı ve Michel De Certeau'nün gündelik hayat pratiklerine yönelik ortaya koymuş olduğu kavramsallaştırmalar bu araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Bu çalışma yöntembilimsel olarak nitel araştırma yöntemi içerisinde yer alan fenomenolojik bir saha çalışması temelinde yapılandırılmıştır. Derinlemesine mülakat tekniği aracılığıyla elde edilen nitel veriler fenomenolojik indirgeme sürecinde tema ve alt temalara ayrılarak bireylerin Kapalıçarşı ile kurdukları öznel deneyim formları ortaya çıkarılmıştır. Devamında söz konusu veriler ilgili literatürle ilişkilendirilerek araştırmanın bulgularına ulaşılmıştır. Katılımcıların sunmuş olduğu anlatılar ve bedensel yönelimler, zamansal duyumsamalar, duygusal bağlar ve gündelik pratikler çerçevesinde biçimlenen öznel deneyim formlarını açığa çıkarmaktadır. Böylelikle Kapalıçarşı, mimari formu aracılığıyla toplumsal yaşamın semantik düzeyinde anlam taşıyan ve üreten bir kitle iletişim aracı olma özelliğine haizdir. Elde edilen bulgular, liminal mekânlarda beden, zaman ve bellek bağlamında bireysel deneyimlere ilişkin önemli kavrayışlar sunmaktadır. Çalışma disiplinler arası bir perspektifle, Kültürel Kuram ekseninde kent ve gündelik hayat sosyolojisi ile mekân felsefesi arasında kurduğu karşılıklı ilişkiler üzerinden ilgili literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇