Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    Comparison of the effectivenes of kegel exercises and 360-degree expansive diaphragmatic breathing pattern training in inviduals with urinary incontinence

    No full text
    Bu çalışma, üriner inkontinansın tedavisinde Kegel egzersizleri ile 360 derece ekspanse diyafram solunum paterninin etkinliğini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, 15 Haziran 2023- 12 Eylül 2024 tarihleri arasında üriner inkontinans semptomları bulunan 66 kadın katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar deney ve kontrol gruplarına rastgele atanarak, ön-test ve son-test yöntemi ile değerlendirilmiştir. Kontrol grubundaki bireylerden Kegel egzersizlerini uygulamaları istenirken, deney grubundaki bireylerden bu egzersizlere ek olarak 360 derece ekspanse diyafram solunumu egzersizlerini de yapmaları istendi. Egzersizler 8 hafta boyunca haftada 3 gün, günde 2 kere olacak şekilde uygulandı. Tüm katılımcılar tedavi öncesinde ve tedavi sonrasında Üriner İnkontinans Yaşam Kalitesi Anketi, King Sağlık Anketi ve İnkontinans Şiddeti İndeksi ile değerlendirilerek elde edilen veriler analiz edildi. Çalışmada hem kontrol hem de deney grubunda İnkontinans Şiddeti İndeksi ve Semptom Ciddiyet skalasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p0,05). Her iki grupta da toplam yaşam kalitesi puanlarında artış sağlanırken (p0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda ise İnkontinans Şiddet İndeksi, Üriner İnkontinans Yaşam Kalitesi Anketi ve King Sağlık Anketi açısından anlamlı bir farklılık bulunamadı (p>0,05). Kegel egzersizleri ile birlikte uygulanan 360 derece ekspanse diyafram solunumunun sadece Kegel egzersizi uygulanan gruba göre herhangi bir üstünlüğü bulunamadı

    Investigation of the relationship between marital adjustment, family functioning and family life satisfaction of married individuals with schizophrenia

    Get PDF
    Bilinen her toplumda en sık rastlanılan ruhsal bozukluklardan olan şizofreni; bireylerde sosyal, bilişsel ve işlevler açılardan yeti yitimine sebep olabilen bir beyin hastalığıdır. Yapılan çalışmalar; şizofreni tanısı bulunan bireylerin evlenme oranlarının düşük olduğunu fakat evlilik kurumu oluşturmanın rastlanılan bir olgu olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın amacı; şizofreni tanısı bulunan bireylerin evlilik uyumlarının ve aile işlevselliklerinin nasıl olduğu, en çok hangi alanlarda etkilendiklerini belirlemektir. Aynı zamanda bireylerin aileleri ile birlikteyken ki yaşam doyumları da ölçülmüş ve aralarındaki ilişki değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu; 18 yaş ve üzeri, Adana ili toplum ruh sağlığı merkezlerinde tedavi görmekte olan, evli ve şizofreni tanısına sahip olan kadın ve erkek bireyler oluşturmaktadır. Araştırmada; nicel araştırma yöntemi ile çalışılmıştır. Katılımcılara; Sosyo-demografik Bilgi Formu, Evlilikte Uyum Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği, Aile Yaşam Doyum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma katılımcılarının çoğunluğunu erkekler oluşturmuştur. Eğitim düzeylerinin en yaygın olarak ilkokul mezunu olduğu tespit edilmiştir. Büyük çoğunluğunun çalışmadığı ve genelinin çocuk sahibi olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına bakıldığında; katılımcıların evlilik uyumları, aile işlevselliği ve aile yaşam düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Çalışmayan ve çocuk sahibi olan bireylerin evlilik uyum düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. 41 yaş ve üzeri katılımcıların evlilik uyumlarının, aile yaşam doyumlarının ve aile işlevselliklerinin 40 yaş ve altı gruba kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçekler arasında yüksek düzeyde pozitif korelasyon saptanmıştır. Cinsiyet faktörüne göre yapılan analizlerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Evlilik uyumu yüksek olan bireylerin aile yaşam doyumlarının da yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, şizofreni tanısı bulunan bireylerin evlilik ve aile yaşamlarını desteklemeye yönelik özel programların geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır

    A deep learning approach for diagnosing symptomatic and asymptomatic trigeminal nerves in trigeminal neuralgia and the normal population

    No full text
    Bu çalışma, trigeminal nevralji (TN) hastalarında semptomatik ve asemptomatik trigeminal sinirleri tanımlamak amacıyla yeni derin öğrenme modellerinin geliştirilmesine odaklanmaktadır. Araştırmanın temel amacı, sinir dokusunun görsel inceleme yöntemleriyle değerlendirilmesindeki sınırlamaların ötesine geçerek, doku bileşimini daha bütüncül ve nesnel bir ölçekte analiz etmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, grade-1 semptomatik TN, asemptomatik grade-1 ve asemptomatik grade-0 olmak üzere üç farklı kategoriye ayrılan toplam 260 temporal MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) veri setindeki yüksek çözünürlüklü taramalar analiz edilmiş ve işlenmiştir. Trigeminal sinirin sisternal (cisternal) kısımları manuel olarak segmentlenmiş, her birey için en geniş kesitsel alana sahip görüntü test görüntüsü olarak seçilmiştir. Eğitim aşamasında ise segmentlenmiş tüm dilimler modele dahil edilmiştir. Sınıflandırma için iki model geliştirilmiştir (DenseASPP 201 ve MobileASPP V2); bu modeller, DenseNet-201 ve MobileNet-V2 mimarilerinin ASPP bloklarıyla birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. DenseASPP-201 modeli, grade-1 semptomatik grupta %96,4 doğruluk ve %93,3 F1 skoru ile en yüksek performansı göstermiştir. Asemptomatik gruplar arasında model performansı heterojenlik göstermiş olsa da genel sınıflandırma başarısı güçlü bulunmuştur. Bu çalışma, TN tanısı sırasında mikroyapısal farklılıkları saptamada klasik yöntemlere göre daha hassas ve tekrarlanabilir sonuçlar sunabilecek derin öğrenme tabanlı bir yaklaşım önermektedir. Gelecekteki çalışmalarda modelin çok merkezli ve daha büyük kohortlarda doğrulanması önerilmektedir

    The examination of psychological resilience and social support in specific learning disabilities with various variables

    No full text
    Bu araştırmada, 7-14 yaş Özgül Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) tanısı olan çocukların psikolojik sağlamlık düzeyleri üzerinde sosyal desteğin ve çeşitli değişkenlerin yordayıcı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma modeli kullanılarak yapılan araştırmanın grubunu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerine devam eden ve araştırmaya katılmaya kabul eden 120 çocuk oluşturmuştur. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk ve Ergen Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" ve "Çocuk ve Ergen Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisini incelemek için bağımsız örneklem t-testi ve Kruskal-Wallis testi ile analiz edilmiştir. Psikolojik sağlamlığın ve sosyal desteğin arasındaki ilişkisin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulamıştır. Çocuk ve Ergen Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği (ÇSDDÖ) alt boyutlarının Çocuk ve Ergen Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇPSÖ) puanları üzerindeki etkili faktörleri belirlemek için çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Analizler SPSS 26.0 paket yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarımıza göre çocukların Psikolojik sağlamlık düzeyi üzerinde sosyal desteğin yordayıcı rolünde anlamlı ve güçlü pozitif ilişki bulunmuştur. (r=.514, p<.01

    Evaluation of the relationship between dietary inflammatory index, emotional eating behavior and mental well-being in adult individuals aged between 18-65

    No full text
    Bu çalışma, yetişkin bireylerde, diyet inflamatuar indeksi, duygusal yeme davranışı ve mental iyi oluş durumlarının ve bu durumlar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma Türkiye'de yaşayan, yaş ortalaması 30,80±10,46 yıl, BKİ ortalaması 22,87±3,36 kg/m2 olan 248 gönüllü katılımcı ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Katılımcıların demografik ve genel bilgileri, genel beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite alışkanlıkları, duygusal yeme davranışı, mental iyi oluş durumları ve besin tüketim kayıtları kaydedilmiş ve değerlendirilmiştir. Diyet inflamatuar indeksi (Dİİ) puanını belirlemek için Dİİ, duygusal yeme davranışını değerlendirmek için Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ), mental iyi oluş durumunu değerlendirmek için Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMİOÖ) kullanılmıştır. Katılımcıların Dİİ puanları 3 günlük besin tüketim kaydı alınarak hesaplanmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bireylerin Dİİ puanları quartillere ayrılarak incelenmiştir. Bireylerin Dİİ puanları ortalaması 0,80±5,64; DYÖ puan ortalaması 12,76±6,17 (duygusal yiyici); Mental İyi Oluş Ölçeği puan ortalaması 22,98±5,11 (ortalama mental iyi oluş) olarak hesaplanmıştır. Dİİ puanı ile duygusal yeme arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki (p=0,013), Dİİ puanı ile mental iyi oluş durumu arasında ise negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki (p=0,030), DYÖ ile WEMİOÖ arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (p=0,001) bulunmuştur. Katılımcıların çoğu duygusal yeme davranışına ve ortalama mental iyi oluşa sahiptir. Bireylerin beslenme örüntüsü, diyetin inflamatuar etkisi, mental iyi oluş ve duygusal yeme davranışı arasında ilişki bulunmaktadır

    Nurses' attitudes toward evidence-based practices and their relationship with job satisfaction

    No full text
    Bu araştırma, hemşirelerin kanıta dayalı uygulamalara yönelik tutumları ve iş doyumları ile ilişkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı niteliktedir. Araştırmanın evrenini İstanbul İl'inde bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesinde aktif olarak çalışan 391 hemşire oluşturdu. Araştırmada örneklem büyüklüğü, G*Power 3.1.9.4 programı ile minimum 200 olarak hesaplanmış olup olası veri kayıpları göz önünde bulundurularak %10 artırıldı ve örneklem sayısı 220 hemşire olarak belirlendi. Çalışma, dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 228 hemşire ile tamamlandı. Veri toplama aracı olarak 'Tanıtıcı Bilgi Formu', 'Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutum Ölçeği' ve 'Hemşire İş Doyum Ölçeği' kullanıldı. Veriler SPSS 20 programı aracılığıyla analiz edildi. Araştırma bulgularına göre, hemşirelerin kanıta dayalı hemşireliğe yönelik genel tutum düzeylerinin yüksek (59,49±10,11), iş doyumu düzeylerinin ise orta düzeyde (3,26±0,70) olduğu saptandı. Ayrıca, genel tutum puanı ile iş doyumu arasında istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlendi (r=0.401, p<0.001). Elde edilen bulgular, hemşirelerin kanıta dayalı uygulamalara yönelik olumlu tutumlarının, mesleki doyumlarını artırabileceğini gösterdi. Bu doğrultuda, hemşirelerde klinik ortamlarda kanıta dayalı uygulama kültürünün geliştirilmesi, yönetsel destek sağlanması ve sürekli mesleki gelişimin teşvik edilmesinin önemli olduğu görüldü. Bu çalışmanın, hemşirelik hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik politika ve stratejilere katkı sağlaması beklenmektedir

    The effect of mindfulness-based evidence-based occupational therapy interventions on internalized stigma in Schizophrenia

    No full text
    Şizofreni, hastalığın kendine özgü belirtilerinin yansıra bireylerin sosyal, aile ve iş yaşamlarında işlevselliklerinde zorlanmalara yol açan kronik bir hastalıktır. Şizofreninin başlangıç yaşı çoğunlukla bireylerin kariyer, eğitim, evlilik, ebeveynlik gibi yeni roller ve sorumlulukların geliştiği erken yetişkinlik dönemine denk gelmektedir (Chapleau, 2012). Yapılan çalışmalar ile psikososyal programların ve ergoterapi müdahalelerinin negatif belirtilerde azalma, sosyal işlevsellikte, toplumsal katılım ve aktivite katılımında artış, duygu farkındalığı ile sonuçlandığı gösterilmiştir (Liberman, Wallace, Blackwell, Kopelowicz, Vaccaro ve Mintz,1998; Buchain, Vizzotto, Henna Neto ve Elkis, 2003; Noordsy ve O'Keefe, 1999; Tatsumi, Yotsumoto, Nakamae ve Hashimoto, 2011). Ergoterapi bilimi değerlendirme ve müdahale planlamada birçok modelden faydalanmaktadır. Rehabilitasyon çalışmalarında kullanılabilecek yaklaşımlardan bir tanesi Mindfulness Temelli Ergoterapi Müdahalesidir. Mindfulness (bilinçli farkındalık), kişinin dikkatini içinde bulunduğu an'a yargısız ve kabullenici bir tutum ile odaklamasıdır (Kabat-Zinn, 1994). Araştırma Çankırı Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde gerçekleştirilecektir. Araştırmanın evrenini Çankırı Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde günübirlik tedaviye gelen, 18-55 yaş arası 40 gönüllü katılımcıdan (yansız bir atama ile 20 kişi kontrol grubu,20 kişi uygulama grubuna) oluşturulacaktır. Deney ve kontrol grubu ile ön ve son görüşme yapılarak bu görüşmelerde ölçekler uygulanacaktır. Araştırma da veri toplama süreci 1 ay sürecek olup toplamda haftada 2 gün 8 seans olacak şekilde ayarlanacaktır. Uygulanacak olan öntest, son-test ölçekleri; Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Berkeley Duygu İfadesi Ölçeği ve Kişilerarası Bilinçli Farkındalık Ölçeğidir. Ülkemizde ergoterapi müdahalelerinin şizofreni tanısı olan bireylerde etkinliği ile ilgili yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile Mindfulness Temelli Ergoterapi Müdahalesi ile kişilerin kendilerini ifade edebilmelerinin sağlanması, iletişim becerileri ve içselleştirilmiş damgalanmanın azaltılması, duygu farkındalığını artırarak toplumsal katılımlarının artması dolaylı olarak da özgüven duygusunun artırılması gibi olumlu sonuçlar vermesi öngörülmekte ve bu sonuçların ülkemizde ihtiyaç duyulan Mindfulness Temelli Ergoterapi Müdahalesi ile birlikte psikososyal beceri eğitim programlarına ışık tutacağı düşünülmektedir

    Procrastination behaviors and the effect of childhood parenting attitudes on procrastination behaviors

    No full text
    Bu çalışmanın temel amacı, bireylerin erteleme davranışları ile çocukluk döneminde algıladıkları ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ertelemenin sadece bir zaman yönetimi sorunu olmanın ötesinde, gelişimsel kökenleri olabileceği varsayımından hareketle, Diana Baumrind'in modelinde yer alan demokratik, otoriter ve izin verici ebeveynlik stillerinin erteleme eğilimleri üzerindeki rolü araştırılmıştır. İlişkisel tarama modeline göre tasarlanan araştırmaya, çevrimiçi formlar aracılığıyla ulaşılan 143 yetişkin katılmıştır. Katılımcıların erteleme düzeylerini ölçmek için Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği (GEE), ebeveynlik stili algılarını ölçmek için ise Anababalık Stilleri ve Boyutları Ölçeği (ASBÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, erteleme davranışı ile ebeveynlik stilleri arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Demokratik ebeveynlik stili ile erteleme eğilimi arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanırken, otoriter ve izin verici ebeveynlik stillerinin her ikisinin de erteleme davranışıyla pozitif yönde anlamlı bir ilişki sergilediği görülmüştür. Bu sonuçlar, demokratik ebeveynliğin ertelemeye karşı koruyucu bir faktör olabileceğini, otoriter ve izin verici tutumların ise birer risk faktörü oluşturabileceğini göstermektedir. Çalışma, erteleme davranışının kökenlerini aile dinamikleri bağlamında ele alarak literatüre katkı sunmaktadır

    Comparison of safety devices used in cardiopulmonary bypass applications in our country with the safety devices mentioned in the American society of extracorporeal technology guidelines

    Get PDF
    Kardiyopulmoner Baypas uygulamalarında kalp akciğer makinesi üzerinde komplikasyonları önlemek için güvenlik önlemleri kullanılmaktadır. Amerikan Ekstrakorporeal Teknoloji Derneği'nin hedefi Perfüzyonist olarak çalışan sağlık çalışanlarına güvenli bir rehber olmaktır. Dernek klinikteki ekibin bu kılavuzu kullanmasını ve EKD hastaları için kurum içi özel protokollerde destek olunmasını sağlamaktadır. Bu kılavuz EKD'nin güvenilirliği için bazı öneriler sunmuştur. Çalışmamızda 06.11.2024 ile 02.01.2025 tarihleri arasında Türkiye'deki 197 perfüzyonistin anket katılımlarıyla değerlendirmesi yapılmıştır. Kardiyopulmoner Baypas yapılırken kalp akciğer makinesi üzerindeki güvenlik önlemlerinin kullanımı anket halinde sorulmuştur. Buna bağlı Amerikan Ekstrakorporeal Teknoloji Derneği'nin kullanım için önermiş olduğu basınç dedektörü, level (seviye) dedektör, bubble (hava) dedektörü, arteryel çıkışın sıcaklığı, arteryel hat filtresi, tek yönlü valf, santrifüj pompada geriye kaçışı önlemeye yönelik sistemler, anestezik gaz temizleme hattı, el krankları, yedek akü ve gaz kaynağı, softshell veya hardshell rezervuarda seviye sensörünün kullanımı vb. şekilde güvenlik önlemleri yer almaktadır. Bu güvenlik önlemleri Amerikan Ekstrakorporeal Teknoloji Derneği'nin yayınladığı kılavuza göre baypas ameliyatlarında rehberlik amacıyla kullanılması gerekenlerdir. Bu çalışmamızda ülkemizdeki perfüzyonistlerin Amerikan Ekstrakorporeal Teknoloji Derneği hakkındaki bilgileri ve nereden araştırma yaptıkları, kalp akciğer makinesi üzerinde kullandıkları güvenlik önlemlerinin kılavuza uygunluğu hakkında değişiklikleri saptamayı amaçladık

    Investigation of fear of crime among university students and evaluation of cyberbullying victimization and suggestions for protection

    Get PDF
    Günümüz dijital çağı, bireylerin sadece fiziksel değil, siber ortamda da suç korkusu ve mağduriyet hissetmesine yol açmıştır. Bu çalışmada, Üsküdar Üniversitesi'nde Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü doktora, yüksek lisans, Adli Bilimler Lisans ve Otopsi Yardımcılığı programlarında eğitim öğrenim gören öğrenciler arasında suç korkusu ve siber zorbalık mağduriyeti düzeylerini incelemeyi, bu iki değişken arasındaki ilişkileri anlamayı ve etkili suç önleme stratejilerinin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Araştırma, 250 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara demografik bilgiler ve dört farklı ölçek üzerinden değerlendirme yapılmış olup, geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış ölçekler aracılığıyla nicel veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin suç korkusu, suça maruz kalma risk algısı, siber mağduriyet, siber zorbalık ve siber zorbalığa ilişkin duyarlılık düzeyleri incelenmiştir. Suç Korkusu Ölçeği (SKÖ), Suça Maruz Kalma Risk Algısı Ölçeği (SMRAÖ), Siber Zorbalık ve Mağduriyet Ölçeği (SZMÖ) ve Siber Zorbalığa İlişkin Duyarlılık Ölçeği (SZDÖ) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenlerin dağılımını anlamak için tanımlayıcı istatistikler hesaplanmıştır. Normal dağılım koşulunu sağlayan değişkenlerin ikili karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t-testi, birden fazla kategorili karşılaştırmalarında ise ANOVA testi kullanılmıştır. Normal dağılım koşulunu sağlamayan değişkenler için ise ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, ikiden fazla kategorili karşılaştırmalarda ise Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkları ayrıntılı incelemek için Post hoc analiz yöntemine başvurulmuştur. Adli bilimler alanındaki uzmanlar için bu çalışma, suç korkusunun ve siber zorbalık mağduriyetinin bireysel ve toplumsal etkilerini anlamak adına önemli bir referans kaynağıdır. Özellikle, suç mağduriyetine ilişkin risk faktörlerinin belirlenmesi, güvenlik stratejilerinin geliştirilmesi ve dijital ortamda işlenen suçlara yönelik adli yaklaşımlar için çerçeve sunmaktadır. Araştırma suç önleme stratejilerinin uygulanabilirliğini arttırmak, bireylerin suç korkusunu azaltmaya yönelik önlemler geliştirmek ve siber zorbalığa karşı korunma mekanizmaları oluşturmak için yol gösterici niteliktedir. Sonuç olarak, çalışma, üniversite öğrencileri arasında suç korkusunun ve siber zorbalık mağduriyetinin yaygınlığını ortaya koymakta ve bu sorunlara karşı bireysel, toplumsal ve teknolojik düzeyde korunma mekanizmalarını içeren kapsamlı çözüm önerileri sunmaktadır

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇