Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    The psychological effect of married men's attachment styles with their mothers on brides and an investigation of divorce anxiety

    No full text
    Bu çalışma, erkeklerin anneleri ile olan bağlanma stillerinin evlilik süreçleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Özellikle, annesinden ayrışmamış erkeklerin evliliklerinde karşılaşılan sorunlar ve bu durumun eşler üzerindeki psikolojik etkileri araştırılmıştır. Çalışma, evliliklerde erkek eşlerin sosyo-demografik özelliklerinin evlilik memnuniyeti ve uyumu üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Araştırma bulguları, erkek eşlerin annelerinin yaşam durumunun evlilik süreçlerinde önemli bir sosyal destek unsuru olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan erkek eşlerin %96,3'ünün annelerinin hayatta olduğu saptanmıştır. Bu durum, annelerin duygusal ve pratik destek sağlamada kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, erkek eşlerin %90,7'sinin iki yıl ve üzeri süren evliliklere sahip olması, uzun vadeli ilişkilerin çiftler arasındaki uyumu ve bağlılığı güçlendirdiğini göstermektedir. Yaş grupları incelendiğinde, erkek eşlerin %43,9'unun 35-44 yaş aralığında olduğu, bu dönemde bireylerin mesleki ve ailevi sorumluluklarını dengelemeye çalıştıkları tespit edilmiştir. Eğitim durumu açısından bakıldığında, erkek eşlerin %46,7'sinin lisans mezunu olduğu ve eğitim seviyesinin evlilik süreçlerinde sağlıklı iletişim, sorun çözme becerisi ve memnuniyet üzerinde olumlu etkiler sağladığı belirlenmiştir. Çalışma durumu verilerine göre, erkek eşlerin %88,8'i aktif olarak çalışmaktadır ve bu durum, ekonomik sorumlulukların paylaşımı ile evlilik memnuniyetini artırıcı bir etki yaratmaktadır. Evlilik biçimleri açısından, %75,7 oranında aşk evliliği yapıldığı, bu evliliklerin daha sağlam duygusal temellere dayandığı görülmüştür. Çocuk sayısı analizinde, en yaygın çocuk sayısının iki olduğu (%37,4) ve çocuğu olmayan bireylerin oranının %22,4 olduğu saptanmıştır. Çocuk sahibi olma eğiliminde ekonomik, kariyer ve kişisel tercihlere bağlı değişimler gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, erkek eşlerin anneleriyle bağlanma stilleri, evlilik memnuniyetini ve uyumunu etkileyen önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, erkek eşlerin sosyo-demografik özelliklerinin evlilik dinamiklerini ve memnuniyet düzeyini doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır. Bu bulgular, evliliklerin toplumsal, kültürel ve ekonomik bağlamda değerlendirilerek bilinçli bir şekilde yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır

    EEG analysis of social cognition skills in children with autism spectrum disorder: An Investigation through computer-based intervention

    No full text
    Bu araştırmada, hafif düzeyde Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış çocuklarda bilgisayar destekli müdahale yöntemiyle sosyal biliş, duygu tanıma, yüz ifadelerini tanıma ve sosyal beceriler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, müdahalenin etkilerini değerlendirmek için elektroensefalografi (EEG) analizleri yapılmış, bilişsel ve davranışsal değişimleri ölçmek amacıyla birtakım ölçekler uygulanmıştır. Araştırma, tek grup ön test-son test modeli çerçevesinde yürütülmüş olup Bartın'da yaşayan 7-12 yaş aralığında hafif OSB tanılı bireylerden seçilmiştir. Bilgisayar tabanlı müdahale yöntemi, haftada iki oturum olacak şekilde, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 10 farklı okulda 6 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Elde edilen davranışsal bulgular, uygulamanın yüz ifadelerini tanıma, duygu tanıma ve sosyal biliş becerilerinde anlamlı bir gelişim sağladığını ve müdahale sonrasında OSB semptomlarında azalma olduğunu göstermektedir. Ancak, sosyal beceriler bağlamında ise anlamlı bir farklılığın bulunmadığı tespit edilmiştir. EEG kayıtları, dinlenim durumu (resting-state) ve Benton Yüz Tanıma Testi sırasında 20 kanallı EEG sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu test sırasında, hedef yüz uyaranlarına verilen beyin tepkilerini değerlendirmek amacıyla olay ilişkili potansiyel (ERP) analizi ve zaman-frekans analizi (ERSP) uygulanmıştır. Ayrıca, resting-state EEG verileri üzerinden mikrostate analizi gerçekleştirilerek beynin dinlenim halindeki dinamik özellikleri değerlendirilmiştir. Zaman-frekans analizlerinde alfa gücünde beynin ilgili bölgelerinde bir artış olduğunu ve bu artışın istatistiksel bağlamda da yansıdığı, ERP analizlerindeyse Pz, P4 ve P8 elektrotlarında anlamlı bir farklılığın olduğu ancak frontal bölgede (F3, Fz, F4) bu farklılığın olmadığı ortaya konulmuştur. Mikrostate analizlerinde ise yalnızca A nöral ağına ait kapsama oranı ve oluşum sıklığında anlamlı değişiklikler tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, hafif düzeyde OSB tanısı almış çocuklarda bilgisayar destekli müdahalenin yüz tanıma, duygu tanıma ve sosyal biliş bağlamında etkili olduğunu, ancak sosyal beceri gelişimi açısından ek desteğe ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir

    A convert: Mehmet Abdülkadir Keçeoğlu (Yaman Dede) his life and letters

    No full text
    Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin son dönemleri ile Cumhuriyet'in ilk yılları arasında yaşamış mutasavvıf, Mevlevî şâirî, avukat ve öğretmen Mehmet Abdülkadir Keçeoğlu'nun (Yaman Dede) hayâtı ve mektupları incelenmiştir. Aslen Rum Ortodoks câmiasına mensup iken ihtidâ eden Yaman Dede'nin hayâtı incelenirken dost ve öğrencilerinin hâtıratlarına, Mesnevî hocalarına ve eserlerine yer verilmiştir. Hayâtında önemli bir dönüm noktası olan ihtidâ sürecine ayrıca yer verilmiş, bu süreç bir kavram olarak tartışılırken Yaman Dede'nin şahsiyetindeki yansımalarına odaklanılmıştır. Çalışmanın ana eksenlerinden birini oluşturan mektuplar ayrıntılı biçimde analiz edilerek bu metinler aracılığıyla Yaman Dede'nin kişilik özelliklerine, mânevî tekâmülüne, tasavvufî düşüncelerine, öğrencilerine verdiği öneme ve onlara yönelik nasîhatlerine, ayrıca Hazret-i Hâlid (Ebû Eyyûb el-Ensârî) ve Mevlânâ'ya duyduğu derin muhabbete ilişkin çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur

    The effect of negative attitudes that women face while receiving women's health services on their health seeking behavior

    No full text
    Bu araştırma kadınların kadın sağlığı hizmeti alırken olumsuzluklarla karşılaşma durumları ve sağlık arama davranışı ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmaya 380 kadın katılmış olup, veriler Kişisel Bilgi Formu, Kadın Sağlığı Hizmeti Alımı Sırasında Karşılaşılan Olumsuz Durumları Belirleme Formu ve Sağlık Arama Davranışı Ölçeği aracılığıyla 1 Ocak – 16 Nisan 2024 tarihleri arasında çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Verilerin analizinde Independent t testi, Oneway ANOVA testi ve Ki-kare testi kullanılmıştır. Anlamlılık bütün değerler için p<0,05 düzeylerinde değerlendirilmiştir. Katılımcıların %47,1'nin 26-35 yaş aralığında, %56,1'inin bekar olduğu ve katılımcıların %35'inin 2 ila 4 kere kadın sağlığı hizmeti aldığı tespit edilmiştir. Kadınların olumsuz durumdan etkilenme dağılımına bakıldığında, katılımcıların en fazla oranla kadın sağlığı hizmeti almaya gittiğinde çok gergin/kaygılı olduğu ve sağlık personeline karşı olumsuz duygularının geliştiği tespit edilmiştir. Çalışma bulgularına göre geleneksel sağlık arama ile yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmaktadır (p<0,05). 18-25 yaş grubunun geleneksel sağlık arama davranış ortalaması, 50 ve üstü yaş grubundan anlamlı derecede yüksektir (p=0,049; p<0,05). Bekâr katılımcıların, evli katılımcılara göre sağlık arama davranışlarında daha yüksek değerlere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Profesyonel sağlık arama ile eğitim düzeyi arasında, Lisans ve üstü eğitim düzeyine sahip bireylerin ortalaması, lise eğitimi alan grubun ortalamasına göre anlamlı derecede yüksektir (p=0,024; p<0,05). Sonuçlar doğrultusunda hemşirelerin, kadın sağlığı hizmeti alırken kadınların yaşadıkları olumsuz tutumları fark etmeleri, bu tutumların önüne geçmeleri ve tüm kadınların eşit şekilde profesyonel sağlık hizmetlerine erişimlerini desteklemeleri yönünde önerilerde bulunulmuştur

    Evaluation of the behavioral effects of quetiapine in rats subjected to the chronic unpredictable mild stress (CUMS) model

    No full text
    Çalışmamızda, Kronik Öngörülemeyen Hafif Stres (CUMS) protokolü dişi sıçanlar üzerinde uygulanmış ve bu etkiler ketiapin ile tedavi edilmeye çalışılmıştır. Dişi sıçanlar tercih edilmiştir çünkü literatürde bu cinsiyetin depresyona karşı daha duyarlı olduğu,ve depresyonun kadın bireylerde daha yüksek prevalansa sahip olduğu bilinmektedir . Bu sayede ketiapin tedavisinin stres kaynaklı davranışsal değişiklikler üzerindeki potansiyel etkileri incelenmiştir. CUMS protokolü, çeşitli stres etmenlerinin rastlantısal olarak ve uzun süreli uygulanması yoluyla duygudurum bozukluklarını taklit eden yaygın bir hayvan modeli olarak kullanılmıştır. Kronik öngörülemeyen hafif stres (CUMS) modeli ile majör depresyon benzeri davranışlar oluşturulmuş ve ketiapinin bu davranışlar üzerindeki terapötik etkisi değerlendirilmiştir. Deneysel tasarımda ilk aşamada 40 adet dişi sıçan, stres ve kontrol olmak üzere iki ana gruba ayrılmış; Stres prokolünün güvenirliği test edildikten sonra tedavi için dört alt gruba (kontrol, stres, ketiapin, stres+ketiapin) bölünmüştür. Deney süresince, sıçanların davranışsal durumlarını değerlendirmek amacıyla Yükseltilmiş Artı Labirent Testi (EPM) anksiyete, Zorunlu Yüzme Testi (FST) depresif davranışlar ve Sükroz Tercih Testi (SPT) ödül alma motivasyonundaki değişimleri ölçmek amacıyla seçilmiştir. Ketiapin, atipik antipsikotikler grubunda yer alan ikinci kuşak bir antipsikotiktir. Klinik kullanımı genellikle tedaviye dirençli majör depresyon olgularında destekleyici olarak sınırlı kullanım alanı olan ketiapin, bu çalışmada birincil tedavi ajanı olarak uygulanmıştır. Bu yönüyle çalışma, ketiapinin erken evre depresyonda da etkili olabileceğini ortaya koyarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır

    Investigation of the drug potential of oryza sativa L. metabolites in the treatment of alzheimer's disease using in silico methods

    No full text
    Alzheimer hastalığı (AH) en yaygın demans türüdür ve beynin en çok etkilenen bölgesi olan medial temporal lob ve neokortikal yapılarda amiloid-beta peptidinin (Aβ) birikmesi sonucu oluşan nöritik plaklar ve nörofibriler yumaklarla karakterize yavaş ilerleyen bir nörodejeneratif hastalık olarak tanımlanabilir. Monoamin nörotrensmitterleri dopamin, serotonin ve noradrenalin beyindeki nöronal sinyallemeyi etkiler. Monoamin sistemindeki değişiklikler depresyon, bağımlılık ve nörodejenaratif hastalıklarda amin seviyelerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. AH hastalarının beyinlerinde aktive edilmiş MAO-B'nin varlığı gözlemlenirken, bu MAO-A'nın AH hastalarının beyinlerinin çeşitli bölgelerinde belirgin bir görünüme sahip olduğunu göstermektedir. Glikojen sentaz kinaz-3 (GSK-3), glikojen sentezinde rol oynayan bir serin-treonin protein kinazdır. GSK-3β, diyabet, iltihaplanma, Alzheimer hastalığı, kanser, bipolar bozukluk, Huntington ve Parkinson hastalığı dahil olmak üzere çeşitli sağlık bozukluklarının başlamasında ve ilerlemesinde rol oynar. Sonuç olarak, GSK-3β, terapötik kullanım için umut verici bir hedef olarak yaygın olarak kabul edilmektedir. Pirinç (Oryza sativa L.) dünya nüfusunun yarısından fazlası için temel bir gıdadır. Pirinç zengin bir karbonhidrat kaynağıdır; az miktarda protein ve yağın yanı sıra niasin, riboflavin ve tiamin gibi B vitamini komplekslerinin bir kaynağıdır. Bu bileşikler insan sağlığı için çok faydalıdır. Bu tez çalışmasında, Alzheimer hastalığının patogenezinde rol oynadığı bilinen (MAO-A, MAO-B ve GSK-3β enzimleri hedef alınarak çeşitli doğal bileşiklerin bu enzimlerle olan etkileşimleri in silico yöntemlerle incelenmiştir. En yüksek bağlanma enerjilerine sahip bileşiklerin HOMO-LUMO enerji farkları, iyonizasyon potansiyeli (I) ve elektron ilgisi (A) gibi kuantum kimyasal parametreleri hesaplanarak moleküler kararlılıkları analiz edilmiştir

    Examination of pregnancy monitoring and professional values ​​of midwives and nurses working in family health centers

    No full text
    Aile Sağlığı Merkezlerinde Çalışan Ebe ve Hemşirelerin Gebe İzlemleri ile Profesyonel Değerlerinin İncelenmesi Doğum öncesi bakım (DÖB), anne ve bebek sağlığının korunmasında birincil önem arz etmekle beraber, bu bakımı tüm gebelerin alması en temel sağlık haklarından biridir. Bu araştırma, aile sağlığı merkezlerinde sunulan DÖB hizmetlerinin mevcut durumunu, ebe ve hemşirelerin mesleki profesyonellik değerleri yönünden incelemeyi, ebe ve hemşirelerin profesyonel gelişimine ve DÖB kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler geliştirmeyi amaçlamıştır. Araştırma tanımlayıcı tasarımda, Kasım 2024- Haziran 2025 tarihleri arasında haftanın pazartesi, çarşamba ve cuma günleri araştırmanın yürütüldüğü aile sağlığı merkezlerine araştırmacı tarafından ziyarette bulunulmuştur. Çalışmanın evrenini İstanbul Anadolu yakasında bulunan 400 aile sağlığı merkezlerinde çalışan 1560 ebe ve hemşirelerin yedi farklı AHBS üzerinden 01.04.2024 - 01.07.2025 tarihleri arasında gebeliği sonlanmış 1316 gebenin 6619 gebe izlem verileri incelenerek, ebe ve hemşirelerin gözetimi altında sistemlerinden veriler, her gebelik izlemi için tek tek bakılarak, hem ASM hem de hastanede yapılan gebe izlem sayıları kayıt altına alınmıştır. Evreni oluşturan 1560 ebe ve hemşirenin 5 ve üzeri gebeye sahip olması eşit temsiliyeti sağlayacak şekilde ebe ve hemşireler rastgele yöntemle seçildi. Araştırmada veri toplamak için Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Gebe İzlem Değerlendirme Formu, Ebelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği (EPDÖ) ve Hemşirelerin Profesyonel Değerler Ölçeği (HPDÖ) kullanıldı. Araştırma verileri Statistical Package for Social Sciences (SPSS) v27 istatistiksel analiz programı kullanılarak yapıldı. Araştırmada Ebelerin ortalama 3.58±1.03. hemşirelerin ortalama 3.47±0.12 DÖB izlemi yaptığı saptanmıştır. Gebelerin gebeliği süresince DÖB izlemlerinin %71.9'unun ASM'de, %11'inin hastanede ve %12.4'ünün hem aile sağlığı merkezini hem de hastanede yaptırdığı, gebelerin %4.7'sinin DÖB hizmetlerinden hiç yararlanmadığı tespit edilmiştir. EPDÖ ortalama puanının 150 puan üzerinden 126.85±21.77 (min-maks: 79-150) puan olduğu, HPDÖ ortalama puanının 220 puan üzerinden 172.16±35.86 (min-maks: 55-220) puan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki meslek grubu için profesyonel değerler ölçeğinin benzer sonuç vermesi ölçeklerin güncellenmesi ya da geçerlilik ve güvenirliliklerinin yeniden düzenlenmesini düşündürmektedir. Sonuç olarak; bu çalışmada ebe ve hemşireler tarafından aile sağlığı merkezlerinde sunulan DÖB hizmetinin dört izlem üzerinden hem nitelik hem de nicelik olarak istenilen düzeyde olmadığı ve gebe izlem nitelik puanları ile profesyonel değer puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştı

    Investigation of the relationship between anxiety and quality of life in preschool children with stuttering according to parent perceptions.

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, 4-5 yaş arası kekemelik tanısı almış çocukların anksiyete düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkiyi, ebeveyn algılarına göre incelemektir. Bu araştırmanın evrenini, Kocaeli'de yaşayan ve 4-5 yaş arası kekemelik tanısı olan çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırma, bu evrenden amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 44 ebeveyn ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma da veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen katılımcı bilgi formu ile PAS-R Anne Baba Versiyonu ve "KINDL"4- 7 Yaş Aile Formu kullanılmıştır. Araştırmada, çocukların anksiyete ve yaşam kalitesi düzeylerinin; hem ebeveynlerin demografik özelliklerine (yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi) hem de çocukların bireysel özelliklerine (yaş ve cinsiyet) göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Ayrıca çocukların anksiyete düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişki de değerlendirilmiştir. Ölçek puanları arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmış; verilerin genel dağılım özelliklerini ve tanımlayıcı istatistiklerini görmek için betimsel analizler (ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler) hesaplanmıştır. Ebeveynlerin yaş, eğitim ve gelir düzeyine göre çocukların anksiyete ve yaşam kalitesi puanlarının anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla Kruskal Wallis-H testi uygulanmıştır. Çocukların cinsiyetine ve yaşına göre anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek için ise Mann Whitney-U testi tercih edilmiştir. Analiz sonuçları ebeveyn görüşlerine göre çocukların anksiyete veya yaşam kalitesi algılarının 'oldukça doğru' düzeyinde olduğu saptanmıştır. Araştırma bulgularına göre, ebeveyn algılarına göre kekemeliği olan çocukların anksiyete düzeylerinin ebeveynin, yaş, eğitim durumu ve gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. Benzer şekilde, çocukların cinsiyeti ve yaşı da anksiyete ve yaşam kalitesi düzeylerinde belirleyici faktörler olarak öne çıkmamıştır. Ebeveynlerin çocukların yaşam kalitesine ilişkin algıları arasında hiçbir değişken açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Ayrıca, çocukların anksiyete düzeyleri ile yaşam kaliteleri arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları sorunun önemi konusunda önemli içgörüler barındırmaktadır. Elde edilen bulgular bağlamında ebeveynlere, okullara ve araştırmacılara yönelik birtakım öneriler sunulmuştur. Erken müdahale programlarının önemini ve aile destek hizmetlerinin gerekliliğini vurgulamaktadır

    An examination of identity statuses and future expectations amongadolescents from intact and disrupted families

    No full text
    Bu araştırma, parçalanmış ve tam aile yapısına sahip ergenlerin kimlik statüleri ve gelecek beklentileri açısından anlamlı bir fark gösterip göstermediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma desenine sahip çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bursa ilinde öğrenim gören 395 lise öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği ve Ego Kimlik Statüleri Ölçeği aracılığıyla toplanmış, SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre, tam aileye sahip ergenlerin "Başarılı Kimlik" puanları, parçalanmış aile grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Öte yandan, parçalanmış ailedeki ergenlerin "Kargaşalı Kimlik" düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Gelecek beklentileri açısından ise, "Evlilik ve Aile" alt boyutunda tam aileye sahip bireylerin puanları daha yüksektir. Cinsiyet, okul türü ve birlikte yaşanılan kişi değişkenlerinin kimlik statüleri ve gelecek beklentilerinde bazı anlamlı farklılıklara yol açtığı saptanmıştır. Elde edilen bulgular, aile yapısının ergen gelişimi için önemini ortaya koymakta; psikolojik danışmanlık, rehberlik ve aile danışmanlığı uygulamaları için önemli öneriler sunmaktadır

    Examination of depression, anxiety levels and sociodemographic levels ofwomen applying to a charity organization

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, bir yardım kuruluşuna başvuran kadınların depresyon ve anksiyete düzeyleri ile algılanan sosyal destek, yaşam kalitesi ve sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüş olup çalışma grubunu, İzmir ilinde sosyal yardıma başvuran 45 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Veriler; Beck Depresyon Envanteri (BDI), Beck Anksiyete Envanteri (BAI), DSÖ Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-BREF), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS) ve SCL-90-R Belirti Tarama Listesi ile toplanmış olup verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra Spearman korelasyon analizi, Kruskal-Wallis testi ve tek örneklem t-testi kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların depresyon ve anksiyete düzeylerinin yüksek olduğunu; sosyal destek ve yaşam kalitesi düzeylerinin ise psikolojik iyi oluş üzerinde belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca ekonomik durum, yaş ve çocuk sayısı gibi sosyodemografik değişkenlerin psikolojik belirtiler üzerinde anlamlı etkiler yarattığı saptanmıştır. Sosyal destek düzeyinin, özellikle depresyon ve anksiyete düzeylerini azaltıcı, yaşam kalitesini artırıcı etkisi dikkat çekicidir. Bu çalışma, sosyal yardıma başvuran kadınların ruhsal durumlarının anlaşılmasına katkı sağlamayı ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili alanyazına göre tartışılmış ve gelecekte yapılabilecek çalışmalar önerilmiştir

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇