Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    The relation between the predisposition to attention deficit and hyperactivity disorder in university students and psychological resilience and psychological symptoms

    No full text
    Bu araştırma çalışmasının hedefi, üniversite öğrencilerinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) yatkınlığın psikolojik sağlamlık düzeyi ve psikolojik semptomlarla olan ilişkisini incelemektir. DEHB, çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar farklı yaş aralıklarında görülebilen bir bozukluk olup bireylerin akademik, sosyal ve mesleki işlevselliğini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin DEHB belirtileri üzerindeki etkisi ile psikolojik semptomlarla olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi farklı sosyodemografik özelliklere sahip üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Veriler, öz-bildirim temelli Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS), Kısa Semptom Envanteri (KSE) ve Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Katılımcıların DEHB yatkınlık düzeyleri, psikolojik sağlamlık durumları ve psikolojik belirti düzeyleri arasındaki ilişkiler, SPSS 25.0 programı kullanılarak korelasyonel analizleriyle değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, DEHB yatkınlığı ile psikolojik sağlamlık arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bununla birlikte, DEHB yatkınlığı ile psikolojik semptomlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik sağlamlığın, DEHB yatkınlığı ile psikolojik semptomlar arasındaki ilişkide olası bir aracılık rolü taşıdığı yönünde bulgular elde edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda DEHB yatkınlığına sahip bireylerin dayanıklılık düzeylerinin artırılmasının, psikolojik semptomların yönetilmesinde ve müdahale planlarının yapılandırılmasında etkili olabileceği düşünülmektedir. Çalışmanın bulguları, üniversite öğrencilerinde DEHB yatkınlıklarına yönelik klinik farkındalığın artırılması, birey-toplum merkezli yapılandırılmış psikolojik destek uygulamaları ve risk temelli yaklaşımları esas alan koruyucu psikolojik destek programlarının geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir

    Examining fathers' participation in child care in terms of paternity perception and attachment: A focus group study

    Get PDF
    Bu araştırma, 1-12 aylık bebeklere sahip babaların bebek bakımına katılım düzeyleri ve baba-bebek bağlanma süreçleri ile ilgili deneyimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Giresun ve İstanbul illerinde 153 baba ile yapılmış olup, babaların bakım süreçlerine katılımı ile baba-bebek bağlanma düzeylerini ölçmek için Kişisel Bilgi Formu, Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği ve Bebek Bakımına Katılım Soru Formu kullanılmıştır. Ayrıca, 16 baba ile gerçekleştirilen odak grup çalışmasında, babaların babalık rolüne, kendi babalarıyla ilişkilerine, bebek bakımı sürecine ne kadar hâkim olduklarına dair nitel veriler toplanmıştır. Araştırmada ölçekler ile elde edilen veriler SPSS 26.0 paket programında analiz edilmiştir. İkili grup karşılaştırmaları için T testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması için ANOVA testleri uygulanmıştır. İkiden fazla grubun karşılaştırılması sonucu oluşan anlamlı farkın nedeni olan gruplar Tukey HSD ile belirlenmiştir. Ölçeklerin güvenilirlik değerlerini belirlemek için Cronbach Alpha analizi yapılmış olup, 0.70'in üzerinde belirlenmiş ve ölçeklerin birbirleriyle arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, Bebek Bakımına Katılım Soru Formu ve Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği arasında pozitif bir ilişki bulunmuş, bu da babaların bakım süreçlerine daha fazla katıldıkça, bebekleriyle kurdukları bağın güçlendiğini ortaya koymuştur (p<.05). Odak grup verilerine göre, babaların babalık rolüne bebek doğduktan sonra adım attıklarını, geleneksel aile yapısından kaynaklanan toplumsal cinsiyet rolleri babaların bakım süreçlerine katılımını zaman zaman sınırlasa da babaların bakıma katılma sürecinde gönüllü ve memnun oldukları ifade edilmiştir

    Inner speech experiences of healthy adults: A mixed-method design research

    Get PDF
    Bu araştırmada, yetişkinlik döneminde psikolojik iyi oluş, öz düzenleme ve öz farkındalık arasındaki ilişkide iç konuşma değişkenlerinin aracı etkilerini incelemek hedeflenmiştir. Aynı zamanda duygu düzenleme güçlükleri de dâhil edilerek, tüm bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkileri test edilmek istenmiştir. Araştırma, bu geniş kapsam nedeniyle karma desen olarak yapılandırılmış, nicel ve nitel verilerin bir arada kullanılacağı iki aşamalı bir model planlanmıştır. İlk aşamada nicel veriler toplanarak, değişkenler arasındaki ilişki düzeyleri ve olası aracı/yordayıcı etkiler incelenmiş; ikinci aşamada ise nicel aşamada yüksek psikolojik iyi oluş puanına sahip katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Nicel aşamada, evreni İstanbul'da yaşayan yetişkinler oluşturmuştur. Katılımcılar sosyal medya üzerinden yapılan duyurularla gönüllü olarak belirlenmiş ve amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Çalışma grubu, 20–70 yaş aralığındaki, en az ilkokul mezunu, psikiyatrik bir hastalığı bulunmayan 411 yetişkinden oluşmuştur. Bu katılımcıların büyük kısmı kadınlardan (%72.3) oluşmakta, yaş ortalamaları 40.81 (SS = 9.47) şeklinde seyretmektedir. Demografik bilgileri analiz etmek amacıyla oluşturulan betimleyici tablo, katılımcıların eğitim, sosyoekonomik düzey, evlilik durumu ve çocuk sahibi olma gibi pek çok farklı özelliğini ayrıntılı biçimde yansıtmaktadır. Nicel veri toplama sürecinde, bireylerin iç konuşma, psikolojik iyi oluş ve öz düzenleme gibi alanlardaki durumlarını ölçmek üzere çeşitli ölçekler kullanılmıştır. "Öz Konuşma Ölçeği" ve "İç Konuşma Türleri Anketi" ile bireylerin içsel diyaloglarını hangi sıklıkla ve hangi amaçlarla gerçekleştirdikleri değerlendirilmiştir. "Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği" psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için, "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" farkındalık düzeylerini ortaya koymak için kullanılmıştır. "Öz Kontrol Ölçeği" ise katılımcıların kontrol becerilerini belirlemeye yardımcı olmuş, "Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği – Kısa Form" duygusal regülasyon güçlüklerini ölçmüştür. Tüm bu ölçeklerin Türkçe uyarlamaları ve geçerlik/güvenirlik çalışmaları daha önce yapılmış olup, araştırmada elde edilen iç tutarlılık katsayıları 0.79 ile 0.93 arasında değişmiştir. Toplanan nicel verilerin analizi RStudio yazılımı üzerinden gerçekleştirilmiştir. İlk olarak normal dağılıma uygunluk, basıklık ve çarpıklık değerleri gibi temel varsayımlar kontrol edilmiş, ardından betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma) elde edilmiştir. Değişkenler arası ilişkileri belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanmış; aracı ve yordayıcılık etkilerini incelemek için de Yol (Path) Analizi uygulanmıştır. Bu süreçte lavaan, psych, ggplot2 ve car gibi R paketlerinden yararlanılmış, özellikle lavaan paketi model kurma ve aracılık analizlerinde temel araç işlevi görmüştür. Nicel verilerde özellikle eleştirel iç konuşma, duygu düzenleme güçlükleri ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiler dikkat çekicidir. Örneğin, eleştirel iç konuşma puanları arttıkça duygu düzenleme güçlükleri de artmaktadır (r = .46, p < .01). Bu bulgu, olumsuz veya yargılayıcı iç söylemin duygusal dengeyi bozucu bir işlev gördüğünü işaret etmektedir. Aynı zamanda eleştirel iç konuşma ile psikolojik iyi oluş arasında negatif bir ilişki gözlenmiştir (r = -.32, p < .01); bu da kişinin olumsuz iç söylemleri yoğunlaştıkça iyi oluş düzeyinin düştüğünü göstermektedir. Buna karşın, pozitif nitelikteki iç konuşma türleri (örneğin pozitif/düzenleyici alt boyutlar) ile psikolojik iyi oluş arasında düşük-orta düzeyde, fakat istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişkiler saptanmıştır (r = .16, p < .01). Öz-pekiştirme alt boyutu özellikle dikkat çekmiş; bu eğilim arttıkça psikolojik iyi oluş düzeyinin de anlamlı ölçüde yükseldiği anlaşılmıştır (r = .32, p < .01). Yol (path) analizinden elde edilen sonuçlar, benzer bir doğrultuda ayrıntılar sunmuştur. Eleştirel iç konuşmanın psikolojik iyi oluş üzerinde doğrudan negatif bir yordayıcı etkisi olduğu (β = -0.11, p < .05) bulunmuştur. Öz-pekiştirme ise iyi oluşu istatistiksel olarak anlamlı biçimde pozitif yönde yordamaktadır (β = 0.27, p < .001). Aynı modelde, duygu düzenleme güçlüğü arttıkça iyi oluşun önemli ölçüde azaldığı (β = -0.22, p < .001), bilinçli farkındalık (β = 0.20, p < .05) ve öz-kontrol (β = 0.14, p < .01) düzeylerinin artmasıyla ise iyi oluşun yükseldiği görülmüştür. Bu bağlamda, bilinçli farkındalık ve öz-kontrolün eleştirel iç söylemlerin zarar verici boyutunu hafifletme potansiyeli taşıdığı anlaşılmaktadır. Nitel bulgular, katılımcıların iç konuşma deneyimlerini dört temel tema etrafında özetlemiştir: iç konuşma gelişimsel süreci, iç konuşma ihtiyacının oluşması, iç konuşmanın olumsuz etkileri ve iç konuşmanın olumlu etkileri. İlk tema altında, katılımcıların çoğu iç konuşmaya çocuklukta başladıklarını, bunu zamanla daha kontrollü ve hedefe yönelik bir "zihinsel diyalog" şekline dönüştürdüklerini aktarmıştır. İkinci temada, stres anlarında veya pişmanlık, kaygı gibi duygusal yükü yüksek durumlarda iç konuşma ihtiyacının belirginleştiği belirtilmiştir. Bu, kişinin iç konuşmayı kendini sakinleştirmek, bakış açısını değiştirmek veya duygu düzenlemesini sağlamak için doğal bir strateji olarak kullandığına işaret etmektedir. Üçüncü temada, katılımcıların eleştirel ya da ruminasyon düzeyine varan iç söylemlerin kaygıyı körüklediğini, geçmiş olumsuz deneyimleri yeniden yaşatabildiğini ve günlük hayatta odaklanma güçlüklerine neden olduğunu ifade ettikleri görülmüştür. Baş ağrısı veya fiziksel gerilim gibi bedensel belirtilerin de bu süreçle ilişkili olabileceği vurgulanmıştır. Dördüncü temada ise, olumlu iç konuşmanın kişinin duygularını ifade edebilmesini, kendini motive etmesini, hızlı çözüm üretebilmesini ve sosyal etkileşimlerde hazırlıklı olmasını kolaylaştırdığı görüşü hâkimdir. Bazı katılımcılar, "iyi düşün iyi yaşa" yaklaşımıyla iç konuşmalarını olumlu tutmanın günlük yaşama olumlu yansıdığını açıkça ifade etmişlerdir. Genel olarak, nicel ve nitel bulgular bir araya geldiğinde, iç konuşmanın bireyin duygu, düşünce ve davranış regülasyonunda belirleyici bir rol oynadığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Olumsuz içerikli, eleştirel söylemlerin iyi oluşu ve duygusal dengeyi zedelediği; pozitif veya öz-pekiştirme odaklı iç konuşmanın ise psikolojik iyi oluşu beslediği görülmüştür. Bu sürecin yönetilmesinde öz-kontrol ve bilinçli farkındalık becerileri öne çıkmakta; aynı zamanda kişinin iç konuşma ihtiyacını fark etmesi ve onu işlevsel bir stratejiye dönüştürmesi, duygusal baş etme kapasitesini artırabilmektedir

    Otizmli ve normal gelişim gösteren çocukların annelerinin kaza videolarına tepkileri: Dikkat ve kaygı düzeylerinin karşılaştırılması

    Get PDF
    This study examines the relationship between anxiety, executive functions, and EEG-based neurophysiological indicators in mothers of children with Autism Spectrum Disorder (ASD). The findings reveal that mothers of children with ASD experience higher levels socioeconomic factors. Furthermore, EEG analyses indicate that increased theta/beta ratios correlate significantly with heightened anxiety levels in these mothers. In this context, the primary aim of our study is to investigate the effect of a virtual reality. Another critical aspect of this study is the assessment of executive functions. While some mothers exhibit noticeable deficits in cognitive flexibility and decision-making, others perform similarly to mothers of typically developing children. This suggests that individual differences and coping mechanisms play a crucial role in determining executive function outcomes. Additionally, the study highlights that access to social support networks and higher psychological resilience are associated with reduced anxiety levels and improved executive function performance. The findings underscore the need for a holistic approach to supporting maternal mental health. Psychological support programs, EEG-based assessments, and social support initiatives could enhance the well-being of mothers raising children with ASD. Future research should focus on developing specialized interventions tailored to these mothers, integrating psychological and neurophysiological assessments into novel intervention models

    Symbolic expression in Niyâzî-i Mısrî's Dîvân

    Get PDF
    Sûfî müelliflerin anlaşılamama probleminden yola çıkarak araştırmaya başladığımız sembolik anlatım konusunu, Niyâzî-i Mısrî Dîvânı çerçevesinde ele almayı uygun gördük ve bu çalışmayı gerçekleştirdik. Niyâzî-i Mısrî sûfî müellifler içinde hayatını sürgünlerle geçirmesi yönünden dikkat çeker. Sürgünlerin altında yatan ana sebep onun hakkıyla anlaşılamamış olmasıdır. Konumuzu çerçeveleyen eserin de seçim sebebi budur. Soyut kavramların somut kavramlar ile ifade edilebilmesinin zorluğu sembolik anlatımı doğurmuştur. Tasavvufî eserler, metafizik bilgilerin fizik âlemde ele alındığı bir alan olduğundan sembolik anlatımın en fazla kullanıldığı yerdir. Mısrî'nin sembolik anlatımını incelediğimizde tüm kullanımların onun tasavvufî görüşleri çerçevesinde şekillendiğini gördük. Buradan hareketle sembolleri onun vahdet-i vücûd anlayışı ışığında ele aldık. Aynı zamanda tasavvuf kaynaklarının doktrinel açıklamalarını da göz önüne alarak hem sembolleri hem de Mısrî'nin yaklaşımlarını ortaya koymaya çalıştık

    Pankreas kanseri tedavisinde anormal şekilde düzenlenen hücre-matris etkileşimlerine karşı ilacın yeniden kullanım potansiyelinin araştırılması

    Get PDF
    The objective of this thesis is focused on the investigation of the uncharted therapeutic possibility of drug repurposing to treat the abnormal interactions between cells and the extracellular matrix that are highly associated with the enhancement of pancreatic cancer. Due to its aggressive nature and the shortage of available treatment options, pancreatic cancer presents a serious challenge to medical research. An essential part of tumor invasion, metastasis, and progression is abnormalities in cell-matrix interactions. By methodically assessing the ability of already available medications with well-established safety profiles to modulate these interactions, this research will give a different point of view regarding new possibilities for the creation of precise and powerful therapeutic approaches against pancreatic cancer. By putting the versatility of drug repurposing into consideration, this thesis will set the foundation to help enlarge the range of therapeutic options for pancreatic cancer and offer important insights into the development of practical and affordable methods for enhancing patient outcomes. In the end, our research aims to close the knowledge gap between science and clinical practice by promoting novel medication repurposing

    Mutluluk Bilimi ve Değerler: Gençler İçin Pozitif Psikoloji Uygulamaları

    No full text
    Mutluluk Bilimi, insanlığın haz ve hız çağını yaşadığı gününüzde olumsuz yönde giden ruh sağlığımıza katkı sağlamak isteyen bilimsel bir gayrettir. Amaç, insanın ebede giden yolculuğunda “mutluluk” ise yöntem, bilimsel metodolojidir. Mutluluk Bilimi öncelikle kendini tanımayı diğer bir ifadeyle kendine ‘SWOT analizi’ yapmayı önerir. Yani “Güçlü-Zayıf Yönlerimiz”, “Fırsatlarımız” ve “Tehditlerimiz” sonra da güçlü yönlerimizi seçip kuvvetlendirerek psikolojik sağlamlığa ulaşmamızın yollarını gösterir. Kuramsal temelde zaten zayıf yönlerimiz, “psikolojik bağışıklık sistemimiz” güçlendiğinde doğal seyrinde düzelmektedir. Aslında bu metodoloji, değer içerikli eğitimin bilimsel sunumu olarak da tanımlanabilir. Paylaşımcılık, minnettarlık, diğerkâmlık yani empati, bağışlayıcılık, öfke kontrolü, stres yönetimi, iç ve dış motivasyon, anlam arayışı vd. psikodramalarla ve/veya küçük oyunlar şeklinde öğretilmektedir. Gelişmiş ülkelerde istisnasız ilkokul, lise ve üniversitede bu derslerin zaman zaman seçmeli zaman zaman zorunlu olarak okutulduğunu ve uygulamalarının sosyal politika olarak desteklendiğini görebiliriz. ‘Mindfulness’ [Türkçe karşılığı ‘bilinçli farkındalık’] eğitimine bizim çocuklarımızın da ihtiyacı vardır hem de kendi yüksek değerlerimize uygun olarak. Kitabı incelediğinizde bu eğitimin, bizim millî kültürümüzün ve Anadolu irfanımızın bilimsel bir konseptte yeniden yapılandırılması olduğu görülecektir. Kültürümüzü koruyarak modernleşmek gerektiği ve “yerel olmadan evrensel olamayacağımız” bilinciyle düşündüğümüzde bu bilim dalının köklerinin Anadolu olduğunu hatırlatmak yerinde olacaktır. Eser, yardımcı ders kitabı kuralları çerçevesinde MEB standartlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Çalışma yirmi iki psikoloji profesyoneli yazar tarafında telif edilmiş 19 üniteden oluşmaktadır. Kitabın hazırlanması beş yıl sürmüştür. Tamamen özgün niteliktedir. Uygulamalar erken ergenlik ve ergenlik dönemine uygun olarak üretilmiştir. Öncelikle Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenlerimizin işini kolaylaştıracağını düşündüğümüzde gelecek kuşaklara dokunabilmek bizim için en büyük onur ve kazanç olacaktır

    Evaluation of the reflections of intrapartum practiceson the newborn

    No full text
    Bu araştırmada, doğum anındaki uygulama yaklaşımlarının yenidoğana yansımaları bağlamında değerlendirilmesini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada, doğumda yenidoğana uygulanan girişimlerin doğumun ardından yenidoğanın APGAR, vücut ısısı, umblikal kordon kan gazı, hematokrit ve bilirubin düzeyleri üzerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, kesitsel ve gözlemsel tasarımda gerçekleştirilmiş olup Kasım 2023 – Haziran 2025 tarihleri arasında bir doğum kliniğinde, 358 anne ve bebek üzerinde yürütülmüştür. Araştırma verileri; tanıtıcı bilgi formu, doğumda uygulanan girişimlerin gözlem ve izlem formu ile doğum sonu yenidoğan izlem formu ile toplanmıştır

    The positive side of aloneness: Examining the preference for solitude in terms of aloneness structures, psychological structures and socio-demographic variables

    No full text
    Çalışmada, ilgili alan yazından yola çıkılarak oluşturulan bir dizi denencenin test edilmesiyle yalnızlığın pozitif tarafının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 18-70 yaşları arasında (x̅=34.600±11.639 yıl) 247'si kadın ve 158'i erkek olmak üzere toplamda 405 kişi katılmıştır. Verilerin toplanmasında Yalnızlık Tercihi Ölçeği, Yalnızlık Algısı Ölçeği, Sosyal İzolasyon Ölçeği, Kişisel İyi Oluş Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği, Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği, Büyük Beş-50 Kişilik Testi Dışadönüklük Faktörü ve Bireycilik-Toplulukçuluk Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde frekans ve betimleyici istatistik analizi, Pearson korelasyon, düzenleyici ve aracı değişken analizi, çok yönlü tek değişkenli varyans Analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Çalışma bulgularına göre yalnızlık tercihi, iyi oluş ve mutluluk ile düşük düzeyde negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Bunun yanı sıra yalnızlık tercihinin yalnızlık algısı, sosyal izolasyon, stres, anksiyete ve depresyon ile pozitif yönde, düşük düzeyde ilişkili olduğu gözlenmiştir. Yalnızlık tercihi ile kişisel iyi oluş ve yalnızlık tercihi ile mutluluk arasında dışadönüklüğün ve toplulukçuluğun düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Yalnızlık tercihi ile kişisel iyi oluş ve mutluluk arasındaki ilişkide bireycilik düzenleyici rol üstlenmiştir. Diğer taraftan, yalnızlık tercihi, sosyal izolasyon ile kişisel iyi oluş ve mutluluk arasındaki ilişkiye aracılık etmiştir. Ancak yalnızlık tercihi, yalnızlık algısı ile kişisel iyi oluş ve yalnızlık algısı ile mutluluk arasındaki ilişkiye aracılık etmemiştir. Bunların yanı sıra, yalnızlık tercihi ile stres ve yalnızlık tercihi ile depresyon arasındaki ilişkide yalnızlık algısının aracılık etkisi anlamlı bulunmuş ve yalnızlık tercihinin doğrudan etkisi anlamsız hale gelmiştir. Yalnızlık tercihi ile anksiyete arasındaki ilişkiye de yalnızlık algısı aracılık etmiş buna karşın yalnızlık tercihi ile anksiyete arasındaki doğrudan ilişki anlamlı bulunmuştur. Bütün bunlara ek olarak bireycilik, toplulukçuluk ve dışadönüklüğün yalnızlık tercihinin diğer değişkenlerle olan dolaylı ilişkilerini etkilemediği gözlenmiştir. Ayrıca iyi oluşun keyif/mutluluk (hedonic) açısından ve amaç/anlam (eudaemonic) açısından ayrı ayrı ele alınması da yalnızlık tercihi sonuçları açısından bir etkiye sebep olmamıştır. Bunlara ek olarak yalnızlık tercihi düzeyi açısından sosyo-demografik değişken grupları arasında farklılık ve etkileşim gözlenmemiştir

    In silico analysis of single nucleotide polymorphisms in the SLC2A1 gene

    No full text
    SLC2A1 geni, glikoz taşıyıcı GLUT1 proteinini kodlamaktadır. GLUT, glikoz metabolizmasının temel düzenleyicisidir. Hücrelerin büyümesi, çoğalması ve farklılaşması için çeşitli besinler sağlar. GLUT1 ve SLC2A1, hücresel glikoz taşınmasının yanı sıra çeşitli hastalıkların patogenezinde önemli roller oynar. GLUT1, diyabet ve obezite gibi metabolik bozukluklarla ilişkilidir. Ayrıca, GLUT1'in kalp fonksiyonunda kritik bir rol oynadığı ve GLUT1 genindeki mutasyonların veya ekspresyon değişikliklerinin diyabetik kardiyomiyopati ile ilişkili olabileceği de görülmektedir. İn silico çalışmalar ile tek nükleotid polimorfizmlerinin (SNP) bulunduğu genlerin kodladığı protein yapısı, stabilizasyonu ve fonksiyonu üzerine olası etkilerinin çözümünü kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Bu çalışmada SLC2A1 geninde bulunan SNP'lerin biyoinformatik araçlarla proteinin yapısı, fonksiyonu ve stabilizasyonu üzerine olan muhtemel etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca proteinin üç boyutlu modellenmesi, gen-gen etkileşimlerinin, protein-protein etkileşimlerinin incelenmesi ve zararlı SNP'lerin bulunduğu amino asit dizilerinin evrimsel korunumunun incelemesi amacıyla çevrimiçi yazılım araçları kullanılmıştır. Sonuç olarak SLC2A1 geninde toplamda 14072 adet SNP bulunup, yanlış anlamlı SNP'lerin sayısı 451'dir. In silico analiz sonuçlarına göre yanlış anlamlı SNP'lerin sebep olduğu N34I, S66F, G91D, R93W, R126C, R126L, G130S, E146K, R212C, R232C, G233R, T310I ve G314S amino asit değişimlerinin zararlı olabileceği tahmin edilmiştir. Bu çalışmada zararlı olabileceği tahmin edilen SNP'ler ile genetik kaynaklı diyabetik kardiyomiyopatinin arasındaki ilişkinin tam olarak aydınlatılması ve deneysel araştırmaların genişletilerek yapılması önerilmektedir

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇