Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    The effect of video-based diaper dermatitis care education on maternal knowledge and dermatitis severity: A randomized controlled trial

    No full text
    Bu araştırma, primipar annelere verilen bez dermatiti bakımı eğitiminin annelerin bilgi düzeyine ve 0–6 aylık bebeklerde bez dermatiti şiddetine etkisini incelemek amacıyla randomize kontrollü, ön test–son test karşılaştırmalı deneysel tasarım ile yürütülmüştür. Çalışma, Eylül 2025 tarihinde toplam 74 primipar annenin katılımıyla gerçekleştirilmiş olup katılımcılar müdahale (n=37) ve kontrol (n=37) gruplarına ayrılmıştır. Müdahale grubuna bez dermatiti bakımı konusunda videolu eğitim uygulanmıştır. Veriler; Anne ve Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu, Annelerin Alt Bakım Bilgi ve Uygulama Düzeyi Formu (AABBUDF) ve Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeği (BKOBDŞDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Kontrol grubu annelerinin yaş ortalamasının 25.29±3.47 (20–35) yıl olduğu, %45.9'unun lise mezunu olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubundaki bebeklerin %56.8'i kız, %43.2'si erkek olup yaş ortalaması 3.18±1.12 ay (1–5 ay) olarak saptanmıştır. Müdahale grubu annelerinin yaş ortalaması 23.49±3.33 (20–32) yıl, %56.8'inin lise mezunu olduğu belirlenmiştir. Müdahale grubundaki bebeklerin %45.9'u kız, %54.1'i erkek olup yaş ortalaması 2.92±0.95 ay (2–5 ay) olarak bulunmuştur. Araştırmada, AABBUDF ön test puanları bazında kontrol ve müdahale grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Ancak son test puanları incelendiğinde, müdahale grubunun bilgi ve uygulama düzeylerinin kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu ve bu artışın güçlü bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir (p<0.001). BKOBDŞDÖ sonuçlarına göre ise, müdahale grubu bebeklerinin son test puanlarının kontrol grubuna kıyasla anlamlı şekilde daha düşük olduğu ve bu düşüşün oldukça etkili düzeyde olduğu saptanmıştır (p<0.001). Elde edilen bulgular, annelerin alt bakım bilgi ve uygulama düzeylerinin artırılmasının bebeklerde bez dermatiti şiddetini azaltmada önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Bu doğrultuda, ABCDE yaklaşımıyla hazırlanmış videolu eğitimlerin hem annelerin bilgi düzeyini geliştirmede hem de bebeklerde bez dermatiti şiddetini azaltmada etkili ve başarılı bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    The mediating role of psychological flexibility in the relationship between perceived parental attitudes and risky gambling behavior

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, algılanan ebeveyn tutumları ile riskli kumar davranışı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolünün incelenmesidir. Araştırma, bireylerin psikolojik esneklik düzeylerinin, ebeveyn tutumlarının belirlenmesi ve bunların riskli kumar oynama davranışı ile ilişkisinin ortaya konması yönünden önemli olacaktır. Araştırmanın evrenini 18-35 yaş arasındaki yetişkin bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi, rastgele örnekleme yöntemiyle ve çevrimiçi anket aracılığıyla ulaşılan toplam 280 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği- Çocuk Formu (KAET-Ç), Kumar Risk Tarama Ölçeği (KURT) ve Psikolojik Esneklik Ölçeği (PEÖ) olmak üzere üç farklı psikometrik ölçüm aracı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 27.01 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, psikolojik esnekliğin riskli kumar oynama davranışı ile anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkisi olduğu ancak psikolojik esnekliğin, ebeveyn tutumları ile riskli kumar oynama davranışı arasındaki ilişkiye aracılık etmede anlamlı rolü olmadığı tespit edilmiştir. Ebeveyn tutumlarının riskli kumar oynama davranışı üzerinde doğrudan veya dolaylı bir etkisi bulunmamıştır. Baba reddedicilik tutumu ile riskli kumar oynama davranışı arasında anlamlılık sınırına yakın ve pozitif yönlü bir ilişki gözlemlenirken, anne reddediciliğinin hafif bir eğilim ortaya koyduğu görülmektedir. Ebeveyn tutumlarının alt boyutları incelendiğinde, psikolojik esneklikle "duygusal sıcaklık" arasında anlamlı ve pozitif, "aşırı koruyuculuk" ve "reddedicilik" arasında anlamlı ve negatif ilişkiler bulunmuştur

    Long-term psychopathological appearances of February 6 earthquakes

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, 6 Şubat depremlerinin uzun dönemli psikopatolojik görünümlerinin incelenmesidir. 6 Şubat tarihinde birçok ilde yıkıcı şekilde etkili olan depremlerin OHAL ilan edilen iller açısından psikopatolojik görünümleri değerlendirilmiştir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde hazırlanmıştır. Tarama modeline göre hazırlanan araştırmalar var olan durumu tasvir eden araştırmalardır. Ayrıca ilişkisel tarama modelinden de bu araştırma kapsamında yararlanılmıştır. Bu araştırmanın evreni 6 Şubat Türkiye depremlerinden etkilenen 11 ilde ikamet eden 14 milyonun üzerindeki 18 ve üstü yaşa sahip kişilerdir. Araştırmanın ilk uygulama çalışma grubu ise aynı özelliklere sahip 384 kişiden oluşmaktadır. İkinci uygulama katılımcı grubu da aynı özelliklere sahip 384 kişiden oluşmaktadır. Evrenden seçilecek örneklem büyüklüğünde %95 güven aralığı %05 hata payı göz önünde bulundurulmuştur. Veri toplama araçlarının yanlış veya eksik uygulanması durumu nedeni ile her bir uygulama için 400 yakın veri toplanmıştır. Örneklem grubunun seçilmesinde kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Kısa Semptom Envanteri, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği ve Depremzedelerin Travmatik Stres Ölçeği kullanılmıştır. Veriler 2023 yılı temmuz ayında toplanmıştır. İkinci uygulama ise 2024 yılı Mayıs ayında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi demografik verileri tanımlayıcı istatistikler kullanılarak sunulmuştur. Ayrıca seçilecek analizler arasında farklılık testleri, ilişki testleri ve regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma, depremin psikolojik etkilerinin uzun vadede azalma eğiliminde olduğunu, ancak bazı alanlarda (depresyon ve olumsuz benlik algısı) etkilerin devam ettiğini göstermiştir. Pozitif duygular artarken, negatif duygular azalmıştır. Travmatik stres ve anksiyete düzeyleri düşerken, depresyonda artış gözlenmiştir. Sonuçlar, deprem sonrası destek programlarının sürekliliğinin ve bireylerin ihtiyaçlarına odaklanılmasının önemini vurgulamaktadı

    The effect of salutogenic model-based care on mothers of children suffering from febrile illness

    No full text
    Salutojenik Model Temelli Bakımın Ateşli Hastalık Geçiren Çocukların Anneleri Üzerine Etkisi Bu araştırma Salutojenik model temelli bakımın ateşli çocuğu olan annelerin bireysel bütünlüğünün ve başa çıkma tutumlarının üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla, deney ve kontrol grupları, ön test-son test karşılaştırmalı, deneysel olarak tasarlandı. Araştırma Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk acil servisinde ateş tanısı alıp servise yatışı olan 0-5 yaş arası çocuklarla 1 Ekim 2023-1 Mayıs 2024 tarihleri arasında 45 deney grubu ile 45 kontrol grubu olmak üzere toplam 90 anne ile yapıldı. Araştırmada Kişisel Tanıtım Formu, Bireysel Bütünlük Duygusu Ölçeği ve Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği olmak üzere toplam üç veri toplama formu kullanıldı. Deney grubunda (n=45) olan annelere salutojenik bakım modeli uygulanırken kontrol grubundaki (n=45) annelere serviste uygulanan rutin ebelik bakımı verildi. Çalışmamıza katılım sağlayan annelerin yaş ortalaması 32,53±5,51 bulundu. Deney ve kontrol grupları arasında COPE-Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme ön test puanları açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır (Deney grubu: 104,91±16,65; kontrol grubu: 106,62±11,06). Benzer şekilde son test puanları açısından da iki grup arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (Deney grubu: 106,82±19,18; kontrol grubu: 106.84±10,85). Deney ve kontrol grupları arasında Bireysel Bütünlük Duygusu Ölçeği ön test puanları açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır (Deney grubu: 51.44±8.80; kontrol grubu: 55.73±11.29). Benzer şekilde son test puanları açısından da iki grup arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (Deney grubu: 52.58±9.75; kontrol grubu: 55.64±11.14). Deney ve kontrol grupları arasında, bireysel bütünlük ölçeği ön test puanları için bir değişim farklılık olduğu bulunmuştur. (P=0,048). Bu durumda kontrol grubunun puanlarının deney grubuna göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ancak deney ve kontrol grupları arasında, bireysel bütünlük ölçeği son test puanları için bir değişim farklılık olmadığı görülmüştür (P=0,168). Sonuç olarak bu araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre ateşli çocukları olan annelerin ateşe müdahale ederken ilaçla birlikte diğer uygulamaların yapılması konusunda her iki gruptada benzerlik (deney grubu: %80,5; kontrol grubu: 81,4) göstermesine rağmen ateşli çocuğa verilen ilaçların kiloya uygun olarak verilmesi gerektiği durumda her iki grupta da genellikle 1 ölçek verilmesi (deney grubu: %51,1; kontrol grubu: %53,3) ilaç uygulama konusunda bilgi eksikliklerinin mevcut olduğu görülmüştür. Ayrıca verilen Salutojenik Bakım Modeli müdahalesi sonucunda başa çıkma ölçek puanları ve bireysel bütünlük ölçek puanları üzerinde bir etkisi olmadığı görüldü

    Evaluation of professional roles and duties of social workers working in the field of mental health

    No full text
    Ruhsal bozukluklar, bireyin düşünsel, duygusal ve davranışsal işleyişinde dengesizliklere neden olarak yaşamın çeşitli alanlarında uyum güçlükleri ve işlev kayıpları yaratmaktadır. Özellikle psikotik ve ağır duygudurum bozuklukları; öz bakım, iletişim, eğitim, istihdam ve sosyal roller gibi temel alanlarda ciddi aksamalara yol açmaktadır. Bu bozuklukların etkileri yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda psikolojik, toplumsal ve çevresel düzeylerde de hissedilmektedir. Bu nedenle ruhsal bozukluğu olan bireylerin biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleriyle bir bütün olarak değerlendirilmesi ve müdahalelerin biyopsikososyal bir yaklaşımla yürütülmesi önemlidir. Psikiyatrik sosyal hizmet bu noktada bireylerin sosyal işlevselliğini destekleyen, hak temelli çalışan ve hizmet koordinasyonu sağlayan bir uzmanlık alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu araştırma, ruh sağlığı alanında görev yapan sosyal hizmet uzmanlarının mesleki rol ve görevlerini, ruhsal bozukluğu olan bireylerle yürüttükleri müdahaleleri ve çok disiplinli ekip yapısı içindeki deneyimlerini incelemektedir. Ayrıca uzmanların yaşadığı mesleki zorluklar, etik ikilemler ve geliştirilmesi gereken hizmetlere ilişkin önerileri de ele alınmaktadır. Nitel yönteme dayanan çalışmada, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Aydın, Bolu, Yalova, Elazığ ve Trabzon illerinde Tıbbi Sosyal Hizmet Birimi, AMATEM, TRSM ve Psikiyatri Kliniklerinde çalışan toplam 20 sosyal hizmet uzmanıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler betimsel analizle değerlendirilmiştir. Bulgular, uzmanların sosyal inceleme, vaka yöneticiliği, bilgilendirme, kurumlar arası koordinasyon ve savunuculuk gibi roller üstlendiğini ve çok düzeyli müdahalelerde bulunduğunu ortaya koymuştur

    Traditional arts and digitalization in the context of the creative cultural industries: A research on tile art

    No full text
    Bu tez dijitalleşmenin geleneksel sanatlar üzerindeki etkisini yaratıcı kültür endüstrisi bağlamında ele almakta ve Türkiye'nin kültür politikalarını çini sanatı üzerinden değerlendirmektedir. Dijital teknolojilerin kültürel üretim, aktarım ve temsil biçimlerini dönüştürdüğü günümüzde geleneksel sanatların bu dönüşüme nasıl dâhil olduğu temel araştırma sorusunu oluşturmaktadır. Çalışma yaratıcı kültür endüstrisi, kültür politikaları ve dijitalleşme ekseninde çok boyutlu bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında nitel yöntem kullanılmış, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler ve doküman analizi yoluyla veri toplanmıştır. Türkiye için 43 geleneksel sanatçı ve usta, dijital üretici ve kültür politikası uzmanıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. ABD, İngiltere, İtalya, Japonya, Çin ve Türkiye'nin kültür politikaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bulgular Türkiye'de kültür politikalarının stratejik bütünlükten yoksun, merkeziyetçi ve kısa vadeli olduğunu, dijitalleşmenin ise daha çok bireysel sanatçı çabalarıyla ilerlediğini ancak son dönemde ulusal ve yerel çapta etkili çalışmalar yürütüldüğünü göstermektedir. Çalışma çini sanatının dijitalleşme sürecinde hem zorluklar hem de fırsatlar barındırdığını ortaya koymakta ve yaratıcı kültür endüstrisi perspektifiyle geleneksel sanatların yeniden yorumlanabileceğini savunmaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda kültür politikalarının yeniden yapılandırılmasına, dijital altyapının güçlendirilmesine ve sanatçılara yönelik eğitim ve destek mekanizmalarının geliştirilmesine yönelik somut politika önerileri sunulmuştur. Bu tez kültürel mirasın dijital çağda nasıl sürdürülebilir kılınabileceğine dair özgün bir katkı sunarak alanda öncü olmayı hedeflemektedir

    Empathy skills and anxiety levels of animal lovers

    No full text
    Bu araştırma, hayvanseverlik ve psikolojik sağlık arasındaki ilişkiyi bilimsel bir temele oturtarak, düzenli olarak hayvanların bakım, beslenme ve tedavileri ile ilgilenmenin bireylerin ruhsal ve duygusal durumları üzerinde nasıl bir etki yarattığını, empati becerilerinin hayvanseverlik üzerindeki etkisini anlamaya yönelik önemli katkılar sunmayı amaçlamaktadır. Hayvanseverlerin empati becerileri ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelik gerçekleştirilen bu araştırma, ilişkisel desenle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini evcil hayvan besleyen ve sokak hayvanlarının bakım, besleme ve tedavileri ile ilgilenen 151 gönüllü kişi oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada gönüllü bireylere Sosyodemografik Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Duyuşsal ve Bilişsel Empati Ölçeği, Öney Hayvan Sevgisi Ölçeği ile Hayvanlara Yönelik Empati Ölçeği uygulanmıştır. Hayvanseverlerden toplanan verilerin istatistiksel analizleri için SPSS 24.0 programı kullanılmıştır. Verilerin basıklık ve çarpıklık değerleri ±2 aralığında olduğu için parametrik testler kullanılırken grup sayısının 35'in altına düştüğü durumlarda ise non-parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezi içinse korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu araştırmada kadınların anksiyete, hayvan sevgisi, hayvanlara karşı empati beceri düzeyi ile duyuşsal ve bilişsel empati düzeyleri, erkeklere göre anlamlı biçimde yüksektir. Ayrıca hayvanlara yönelik empati beceri düzeyi, eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık gösterirken duyuşsal ve bilişsel empati düzeyi, meslek grubuna göre farklılaşmaktadır. Evcil hayvan besleme süresine ve beslenen evcil hayvan sayısına göre anksiyete düzeyi, evcil hayvanlarının masraflarının karşılayan kişilere göre hayvanlara yönelik empati beceri düzeyi ile hayvan sevgisi düzeyi farklılık göstermektedir. Yapılan korelasyon analizine göre hayvan severlerin anksiyete düzeyi ile hayvanlara yönelik sevgisi arasında pozitif yönlü korelasyon tespit edilmiştir. Hayvanseverlerin anksiyete düzeyi ile hayvanlara ve insanlara yönelik empati beceri düzeyleri arasında anlamlı ilişki yokken, hayvan sevgisi ve hayvanlara yönelik empati becerileri ile insanlara yönelik empati becerileri arasında pozitif yönlü korelasyon belirlenmiştir

    Madde Kullanım Bozukluğu Olan Hastalarda Çözüm Odaklı Terapinin Psikososyal Sorunların Azaltılmasına Etkisi: Sistematik Derleme

    No full text
    Bu sistematik derlemenin amacı madde kullanım bozukluğu olan hastalarda psikososyal sorunların azaltılması üzerine çözüm odaklı terapinin (ÇOT) etkisini incelemektir. Literatür taraması ‘’PsycInfo, SpringerLink, Cochrane, PubMed, ProQuest, Science Direct, Networked Digital Library of Theses and Dissertations (NDLTD), ULAKBİM’’ veri tabanlarında, son 10 yılda yayınlanmış, İngilizce dilinde, ‘’substance use disorder’’, ‘’solution focused therapy’’ anahtar kelimeleri ve kombinasyonları kullanılarak yapılmıştır. Çalışmaların başlık ve özetleri incelenmiş ve dahil etme kriterlerini karşılayan 4’ü randomize kontrollü ve 4’ü nonrandomize çalışma olmak üzere 8 çalışma sistematik derlemeye dahil edilmiştir. Sistematik derlemenin sonucunda ÇOTun madde kullanım bozukluğu olan hastalarda psikososyal sorunları azaltmada olumlu bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. ÇOT madde kullanım bozukluğu tanılı hastalarda semptom sıkıntısı, kişiler arası ilişki sorunları, sosyal rol bozukluğu, dürtüsel davranışlar, iyilik hali, iyileşme süreci, öz yeterlik, iç kontrol odağı, travma belirtileri, anksiyete ve bağımlılıkla ilişkili sorunlar üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Çalışmalarda çözüm odaklı terapinin bireysel ya da grup terapisi şeklinde, 30-90 dakika arasında, haftada 2 kez ya da 2 haftada 1 kez ve 1-12 seans arasında uygulandığı belirlenmiştir. ÇOT etkisini değerlendirmek için psikososyal sorunları değerlendiren subjektif ölçüm araçlarının kullanıldığı görülmüştür. ÇOT’un madde kullanım bozukluğu olan hastalarda psikososyal sorunları azaltmaya etkisini inceleyen randomize kontrollü çalışmaların arttırılması önerilmektedir.https://dergipark.org.tr/tr/pub/bagimli/issue/88494/151190

    The relationship between post traumatic stress disorder and eating disorder in disaster victims

    No full text
    AFETZEDELERDE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞUNUN YEME BOZUKLUĞU İLE İLİŞKİSİ Bu çalışma, Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen afetzedelerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ile yeme bozuklukları (YB) arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma, depremden etkilenen 125 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi (PCL-5) ve Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği (YBDÖ) uygulanmış; beslenme alışkanlıkları, antropometrik veriler ve demografik özellikler toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 programı kullanılmıştır. Bu çalışmada genel olarak tüm katılımcılar ele alındığında, ortalama beden kütle indeksi (BKİ) 26,75±5,94 kg/m2 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %28,8'inin 'obezite' aralığında (BKİ>30 kg/m2), olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların yarısından fazlasının (%50,40) TSSB yaşadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %6,40'ının YB yaşadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, TSSB ve YB arasında pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,455; p=0,001). TSSB semptomlarının şiddeti arttıkça YB riskinin anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir (p0,05), ancak TSSB semptomlarının uzun vadede yetersiz enerji alımına sebep olabileceği tespit edilmiştir. YB düzeyi arttıkça vücut ağırlığı, bel çevresi, kalça çevresi, orta kol çevresi ve BKİ düzeylerinde artış gözlenmiştir (p<0,05). Afet sonrası dönemde görülen yeme davranışlarında ve beden kompozisyonunda meydana gelen değişikliklerin YB ve TSSB semptomları ile ilişkili olduğu gözlemlenmiştir

    The effect of emotion regulation skills on peer bullying in gifted children aged 11-12

    No full text
    Bu araştırmada, özel yetenekli 11–12 yaş grubu çocukların duygu düzenleme becerileri ile akran zorbalığı arasındaki ilişki ve yordayıcı etkisinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, İstanbul ilinde, özel yetenekli çocuklara eğitim veren bir okulda eğitim gören, 80 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, Demografik Bilgi Formu, Çocuklar için Duygu Düzenleme Ölçeği ve Akran Zorbalığı Ölçeği, kullanılarak, ölçek formlarının yüz yüze doldurulması ile bir oturumda toplanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Pearson Korelasyon analizi uygulanırken, yordayıcı değişkenlerin etkisini belirlemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon analizi kullanılmıştır. Demografik değişkenlere göre ölçek puanlarının ortalamalarındaki farklılıkları incelemek için Bağımsız Örneklemler t-testi ve ANOVA varsayımları karşılanmadığı durumlarda Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Sonuç olarak, Regresyon Analizi bulgularına göre, duygu düzenlemenin alt boyutlarından korkunun düzenlenmesi, kurban olma durumunu negatif anlamlı bir şekilde yordadığını ayrıca öfkesini daha iyi düzenleyen çocukların zorbalık davranışı sergileme eğilimlerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Duygu düzenleme becerileri ile akran zorbalığının kurban olma ve zorbalık alt boyutları arasında orta düzeyde, anlamlı ve negatif yönlü ilişkiler bulunmuştur. Nötr alt boyutunda anlamlı bir bulgu elde edilmemiştir. Çocuğun ailedeki sırası ve kardeş sayısı değişkenleri ile anne eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıklar bulunmuş; annesi lisans mezunu olan çocukların zorbalık puanları, lise mezunu annelere göre daha yüksek bulunmuştur. Çocuğun ailedeki sırası değişkeni ile kardeş sayısına göre, ikinci ve sonraki çocukların ilk çocuklara göre özellikle korku duygusunu daha iyi yönettikleri, birden fazla kardeşi olan çocukların duygu düzenleme becerileri daha gelişmiş olduğu ortaya konmuştur

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇