Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
7325 research outputs found
Sort by
Sociological analysis of the effects of health violence and malpractice anxiety on defensive medicine: The case of Kocaeli province
Sağlık sektöründe görev yapan çalışanlar, sürekli olarak hasta ve hasta yakınlarıyla etkileşim halinde olmaları nedeniyle iş yeri şiddeti açısından oldukça savunmasız bir konumdadır. Bu çalışma ise sağlıkta şiddete uğramış ve beyaz kod uygulaması vermiş ve sonuçta hukuken yargıya taşınmış davaları olan yada yaptıkları tıbbi uygulamalar nedeni ile malpraktis davası açılmış olan hekimlerin mesleklerinde defansif tıbba yönelimlerine ilişkin görüşlerini sosyolojik bağlamda incelemektedir. Araştırma modeli olarak nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması benimsenmiştir. Çalışma grubu için amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği kullanılmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde kullanılan ölçütler, katılımcıların Kocaeli ilinde çalışmış ya da halen çalışmakta olmaları, 30-60 yaş arasında olmaları, en az 10 yıl tıbbi deneyime sahip olmaları, en az bir kez sağlıkta şiddete uğramış olmaları ve mahkeme yoluna başvurulmuş veya malpraktis davası açılmış olmalarıdır. Araştırmaya bu ölçütleri taşıyan 10 hekim dahil edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, hekimlerin şiddet olaylarıyla karşılaşma deneyimleri, çeşitli şiddet türlerini kapsamaktadır. Bu türler arasında en sık rastlananı fiziksel şiddetken, bir diğer yaygın şiddet biçimi ise sözlü şiddettir. Sağlık çalışanlarının şiddet ve malpraktis davalarıyla yaşadığı deneyimler, profesyonel yaşamları üzerinde derin ve çok yönlü olumsuz etkiler yaratmaktadır. Şiddet olayları, özellikle mesleki güvenlik kaybı, iş tatminsizliği, tükenmişlik, psikolojik stres ve iletişim zorlukları gibi sonuçlar doğurmaktadır. Fiziksel şiddet, çalışanların fiziksel güvenliğini tehdit ederken, sözlü ve psikolojik şiddet türleri psikolojik yükü artırarak iş motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Araştırma neticesinde kurum içi psikolojik ve sosyal destek hizmetlerinin artırılması, çalışanların yaşadığı stresle başa çıkabilmelerine yardımcı olacak etkili bir araç olarak değerlendirilmiştir
Lora fine-tuning of small language models for turkish contextual question answering and inference via an english reasoning–turkish answer strategy
Türkçe gibi düşük kaynaklı dillerde, küçük ölçekli Büyük Dil Modellerinin (LLM) soru-cevap ve Bilgi Getirmeli Üretim (RAG) görevlerindeki başarımını artırmak amacıyla veri verimli bir ince ayar stratejisi geliştirilmiştir. Bu kapsamda, Qwen-3-0.6B-Chat modeli, Düşük Sıra Uyarlaması (LoRA) tabanlı bir yöntemle iki özgün veri kümesi kullanılarak eğitilmiştir. Veri setlerinden biri tamamen Türkçe içeriklidir; diğeri ise %25 oranında İngilizce düşünce zinciri içeren Türkçe yanıt formatına sahip yapıdadır. Türkçe İleri Düzey Akıl Yürütme Değerlendirmesi (TARA) veri seti kıyaslamalı testler, İngilizce düşünce zinciriyle eğitilen 0,6 milyar parametreli modelin, temel modele kıyasla Bilimsel Açıklama kategorisinde %11 ve Tarihsel Nedensellik kategorisinde %18 daha başarılı olduğunu göstermiştir. Bu strateji 1,7 milyar parametreli daha büyük bir modele uyarlandığında, kazanım oranları düşmekle birlikte, kod üretimi gibi bazı alanlarda görülen hafif gerileme, uzmanlaşma-unutma arasında yaşanan ödünleşimi doğrulamıştır. Niteliksel analizler, İngilizce düşünce zincirinin, modelin kanıt hiyerarşisi kurma ve hipotez değerlendirme yeteneğini belirgin şekilde geliştirdiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, "İngilizce düşün, Türkçe cevap ver" yaklaşımının, kaynak kısıtlı ortamlarda Türkçe RAG kalitesini yükseltmek için donanım dostu ve verimli bir çözüm olduğu saptanmıştır. Gelecek çalışmalar için daha büyük modeller ve alana özel Türkçe RAG verileriyle testler yapılması önerilmektedir
Çalişma belleği ve zamansal süreklilik algısının insan bilinci üzerindeki rolü ve yapay bilincin teorik çerçevesi
This thesis aims to make an original contribution to consciousness research by examining the central role of working memory and the perception of time it creates at the core of human consciousness. The thesis's fundamental hypothesis is that consciousness arises not from a single core mechanism, but from the interaction of multilayered cognitive, neurobiological, and psychosocial processes. However, at the heart of these processes lies working memory, which integrates the past and the future on the same mental "central executive (working board)." In this context, working memory not only functions as a temporary storage of information but also ensures the continuity of conscious experience through mechanisms such as recalling past experiences, generating future scenarios, and interpreting emotional content. From an evolutionary perspective, consciousness has played a critical role in the human species' survival and social cooperation strategies, enabling individuals to exist not only in the "now" but also in the dimensions of the past and future. Neuroscientific data demonstrate that a three-layered brain structure (the reptilian complex, the limbic system, and the neocortex) provides the biological basis for this multidimensional functionality. Within the psychodynamic framework, Freud's structural theory, Erikson's developmental stages, and Maslow's hierarchy of needs are reinterpreted through working memory to explain the impulsive, social, and motivational dimensions of conscious experience. While the strengths of the model proposed in this thesis are its interdisciplinary integrity and explanatory power, its limitations include the persistence of the qualia problem, its high energy costs, and the difficulties of experimental measurement. In conclusion, by arguing that working memory and time perception are fundamental determinants of consciousness, this thesis not only reinterprets the evolutionary and neurobiological functioning of human consciousness but also provides a theoretical framework for research on artificial consciousness. Working memory simulation, a time perception model, and the integration of emotional and psychological processes are proposed as necessary parameters for the construction of human-like forms of consciousness in artificial systems
The effect of new gender roles on marriage decision: A qualitative study
Bu çalışma, toplumsal cinsiyet rollerinin evlilik kararı üzerindeki etkisini cinsiyet bazında incelemek amacıyla fenomenolojik araştırma deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların evlilik kararlarına dair öznel deneyimleri ve algıları derinlemesine analiz edilerek, toplumsal cinsiyet rollerinin evlilik sürecine etkileri anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda "yeni toplumsal cinsiyet rollerinin kadınların ve erkeklerin evlilik kararı alma süreçlerine ne düzeyde etki ettiği" incelenmiştir. Bulgular, kadınların toplumsal cinsiyet rollerindeki değişime erkeklere kıyasla daha hızlı adapte olduğunu ve bu adaptasyonun evlilik kararları üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca kadınlar için evlilik kararının, daha çok sevgi, güven ve duygusal uyum gibi bireysel faktörlere dayandığı görülmektedir. Erkeklerin ise evlilik kararlarında, toplumsal cinsiyet rollerinden ziyade, modern yaşamın getirdiği çeşitli zorluklar, ekonomik sorumluluklar, bireyselleşme eğilimi gibi faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışmada toplumsal cinsiyet rollerinin dönüşümünün evlilik kararlarını çok boyutlu bir şekilde etkilediği görülmektedir. Kadınlar modern rolleri benimserken evliliği daha esnek bir çerçevede değerlendirmiş, erkeklerin bu süreçte geleneksel ve modern roller arasında bir denge kurmaya çalıştıkları gözlemlenmiştir. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet rollerinin evlilik kurumunun geleceği üzerindeki etkilerini anlamak adına önemli bulgular sunarken, bu dönüşümün farklı yaş ve kültürel gruplarda nasıl şekillendiğine dair daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu da ortaya koymaktadır
Changes about hardware sector in marketing dynamics; a study within the scope of Istanbul province
Günümüzde işletmelerin rekabet avantajı elde etmeleri ve hedef kitleleri ile etkileşim kurabilmeleri için dijital pazarlamaya yönelmeleri kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir. Dijital pazarlamanın işletmelere sağladığı avantajlar ve geleneksel pazarlamadan pek çok farklılıkları bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı hırdavat sektöründe değişen pazarlama dinamiklerini incelemektir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını İstanbul ilinde hırdavat sektöründe faaliyet gösteren 15 katılımcı oluşturmuştur. Elde edilen nitel veriler transkript edildikten sonra içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarında ortaya çıkan temalar beş ana tema altında analiz edilmiştir. Her bir tema için belirlenen kategoriler ilgili ana tema başlıkların içerisinde verilmiştir. Buna göre içerik analizi sonucunda beş ana temanın olduğu bulunmuştur. Bunlar; i) Dijital Dönüşüm, ii) alışveriş Alışkanlıkları, iii) Ürün Tercihleri ve Kalite, iv) Pazarlama Stratejileri ve v) Gelecek Beklentileridir. Bu araştırmadan elde edilecek sonuçlar dijital pazarlama alanındaki bilgi birikimine ve bunun hırdavat sektöründeki uygulamalarına önemli katkı sağlayacaktır. Ayrıca sonuçlar hırdavat sektöründeki işletmeler için dijital pazarlamanın kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu bakımdan, dijital pazarlamanın etkili bir şekilde kullanılması, işletmelerin tüketiciyle bağlantı kurma ve rekabet avantajı elde etme sürecinde kritik bir rol oynamaktadır
The relationship between sleep quality and personality traits among university students
Bu çalışmada nörobiyolojik bir süreç olan uykunun kalitesinin, bireyin kişilik özellikleri ile ilişkili olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde olan bu çalışmada uyku kalitesi ve kişilik özellikleri; cinsiyet, okunan bölüm, sosyoekonomik düzey ve sosyal medyada geçirilen süre bağlamında incelenmiştir. 179'u kadın 71'i ise erkek olmak üzere, 18 ile 56 yaşları arasında toplam 250 üniversite öğrencisi ile çalışılmıştır. Katılımcılara, sosyodemografik veriler için demografik bilgi formu; uyku kalitesi için Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), kişilik özellikleri için ise Kısa Karanlık Üçlü Ölçeği (SD3) uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25.0 programında analiz edilip tablolaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, psikopatinin uyku kalitesini anlamlı şekilde yordadığı görülmüştür (R= .20, R 2 =. 04, F = 3,508, p=0.016). PUKİ'den alınan puanlar ile psikopati alt ölçeğinden alınan puanlar arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=-0.191, p=0.002). Uyku kalitesi ile narsisizm ve Makyavelizm arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0.05). Makyavelizm alt ölçeğinden elde edilen puanlar, erkeklerde kadınlara kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p=0.022). Makyavelizm ve psikopati alt ölçeklerinden elde edilen puanlar, okunan bölüme göre anlamlı fark göstermiştir (p=0.001), (p<0.001). Psikopati alt ölçeği; anne eğitim durumu (p=0.028), baba eğitim durumu (p=0.038) ve aile aylık gelirine (p<0.001) göre anlamlı fark göstermiştir. Uyku kalitesi, sosyal medyada geçirilen süreye göre anlamlı fark göstermiştir (p=0.012). Katılımcıların psikopati puanları ile PUKİ puanları arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Psikopati düzeyinin artmasıyla uyku kalitesinin iyileştiği sonucuna varılmıştır
Examination of indicators of enhanced care in vulnerable parental groups: A disaster zone example
Geliştiren bakım, erken çocukluk dönemindeki çocukların sağlıklı büyüme, öğrenme ve duygusal gelişimlerini destekleyen bütüncül bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım; iyi sağlık, yeterli beslenme, duyarlı bakım, erken öğrenme ve güvenli çevre olmak üzere beş temel bileşene dayanır. Afet gibi kriz durumlarında bu bileşenlerin sürdürülebilirliği, çocukların gelişimsel risklerden korunması açısından kritik önemdedir. Bu çalışma, afetten etkilenmiş ebeveynlerin geliştiren bakım uygulamalarını incelemek ve afet sonrası sunulan yardım hizmetleri ile bu uygulamalar arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Hatay ili Samandağ ilçesinde yaşayan, 2–4 yaş arası en az bir çocuğu olan kadınlarla yürütülen çalışmada tam karışık karma desen kullanılmış; yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak 5'li Likert tipi Geliştiren Bakım Ölçeği ve yarı yapılandırılmış Afet Sonrası Hizmet Formu kullanılmıştır. Nicel bulgular, afet sonrası belirli hizmetlerin bazı bakım bileşenlerini anlamlı biçimde etkileyebileceğini göstermiştir. Özellikle sağlık hizmetleri ile iyi sağlık, dağıtılan çocuk kitabı ile erken öğrenme uygulamaları arasında pozitif ilişkiler gözlenmiştir. Nitel bulgular ise sunulan hizmetlerin uygunluğu, etkinliği ve sürdürülebilirliğinin ebeveyn uygulamaları açısından önemli olduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen veriler, Geliştiren Bakım Çerçevesi ve güncel literatürle birlikte değerlendirilmiştir. Bu yönüyle çalışma, afet sonrası sunulan hizmetlerin iyileştirilmesine ve alanyazına katkı sunması açısından önem taşımaktadır
Opinions of personnel working in guidance and research centers on the educational assessment and diagnosis processes of individuals with speech and language disorders
Bu çalışma, rehberlik ve araştırma merkezinde çalışan personelin, dil ve konuşma bozukluğu yaşayan bireylerin eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecine ilişkin görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, rehberlik araştırma merkezi çalışanlarının, dil ve konuşma bozukluğu yaşayan bireylerin eğitsel değerlendirme ve tanılamasına ilişkin görüşlerini belirlemek ve bu sürecin önemini vurgulamaktır. Bu çalışmada, nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve fenomenoloji deseni tercih edilmiştir. Bu çalışmada, rehberlik ve araştırma merkezlerinde görev yapan 12 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla katılımcı bilgi formu ile yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, nitel veri analizinde tercih edilen içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, MaxQDA Analytics PRO 2024 yazılımına aktarılmış ve analiz süreci bu program aracılığıyla sistematik biçimde gerçekleştirilmiştir. Veriler analiz edildikten sonra "Süreçteki Kritik Aşamalar", "Karşılaşılan Zorluklar", "Ölçme Araçları ve Teknoloji Kullanımı", "Çalışanlara Yönelik Algılar" ve "Karşılaşılan Zorluklara Yönelik Çözüm Önerileri" olmak üzere beş ana tema ortaya çıkmıştır. Bazı temalar altında alt kategorilere ulaşılmıştır. Örneğin "Süreçteki Kritik Aşamalar" teması altında "Değerlendirme Süreçleri" ve "Formlar ve Değerlendirme Araçları" kategorileri, "Ölçme Araçları ve Teknoloji Kullanımı" teması altında ise "Tanı Sürecinde Ölçme Araçlarının Kullanımı" ve "Tanı Sürecinde Teknoloji Kullanımı" olmak üzere 2 adet kategori bulunmaktadır. "Çalışanlara Yönelik Algılar" temasında ise "Mesleki Bilgi ve Beceri Yeterliliği", "Farklı Disiplin ve Kurumlar ile Etkileşimler" ve "Çalışanların Rol ve Sorumlulukları" kategorilerine ulaşılmıştır. Katılımcıların süreçte gördüğü en kritik aşamalardan biri, hastane raporundan sonra eğitsel değerlendirme ve tanılama işleminin yapılmasıdır. Katılımcıların karşılaştıkları en önemli zorluklardan biri ise kurumlarda dil ve konuşma terapisti eksikliğinin yaşanmasıdır. Katılımcılar ölçme araçlarının çeşitsiz olduğunu ve teknolojiden yararlanılmadığını vurgulamaktadır. Katılımcıların karşılaşılan zorluklara yönelik vermiş olduğu çözüm önerilerinde en sık vurgulanan çözüm önerisi, kurumlara dil ve konuşma terapistinin istihdam edilmesidir. Dil ve konuşma bozukluklarının eğitsel değerlendirme ve tanılama süreçlerinin daha etkili yürütülebilmesi için rehberlik ve araştırma merkezlerine dil ve konuşma terapistlerinin istihdamı büyük önem taşımaktadır. Eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinin farklı disiplinlerden uzmanların ortak değerlendirme yapmasının daha nitelikli sonuçlar vereceği düşünülmektedir. Rehberlik ve araştırma merkezinde bulunan personelinde dil ve konuşma bozukluklarına ilişkin bilgi düzeyini artırması amacıyla hizmet içi eğitim programlarına ihtiyaç duyulmaktadır
The effect of post-traumatic stress disorder on burnout levels in pre-hospital emergency health workers
Bu çalışmanın amacı hastane öncesi acil sağlık çalışanlarında travma sonrası stres bozukluğunun tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisinin ölçülmesidir. Bu kapsamda İstanbul ilinde Anadolu İl Ambulans Servisi Başhekimliğine bağlı 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarında görev yapan Acil tıp teknisyeni, Paramedik, Doktor ve diğer sağlık personeli olmak üzere toplamda 1540 sağlık personelinden anket tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 29 paket programı aracılığı analize tabi tutulmuştur. Sürekli değişkenler için ortalama ve standart sapma değerleri verilirken kategorik değişkenler için ise frekans ve yüzde değerleri verilmiştir. Normal dağılım sınaması Kolmogorov Smirnov testi ile yapılmıştır. Veri setinin iç tutarlılığı için Cronbach alfa katsayısı hesaplanmıştır. İki grup arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İkiden fazla Grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. İkili karşılaştırmalar için Bonferroni Düzeltmeli Dunn Çoklu Karşılaştırmalar Testi kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin tespiti için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi öncesi normallik varsayımı için Box-Cox dönüşümü uygulanmıştır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu düzeylerinin tükenmişlik üzerine olan etkisini tespit edebilmek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Tüm analizlerde p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Yapılan analizler sonrasında ulaşılan bulgular değerlendirildiğinde travma sonrası stres bozukluğu ile duygusal tükenmişlik arasında güçlü pozitif yönlü, duyarsızlaşma arasında güçlü pozitif yönlü, Kişisel Başarısızlık arasında zayıf pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla travma sonrası stres belirtileri arttıkça duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve Kişisel Başarısızlık düzeyi de artmaktadır
Penetration tests analysis and OWASP focused penetration tests conducted between 2021 and 2024
Zafiyetlerin tespit edilmesi, kötü niyetli bilgisayar korsanlarının hedef sisteme zarar vermesinin önlenmesi açısından kritik bir süreçtir. Bu tez çalışması Sızma Testi Kavramı, Sızma Testi Aşamaları, Sızma Testi Türleri, Hack Kavramı, Hacker Kavramı, İç Ağ Sızma Testi, Dış Ağ Sızma Testi, Web Uygulama Sızma Testleri Zafiyetleri, Sosyal Mühendislik Testleri, Zafiyet Türleri, Zafiyet Tespiti, Zafiyet Tespitinde kullanılan Araçlar, Shell Kavramı, Exploit Kavramı ve Sızma Testi Raporu Yazmak gibi konuları içermektedir. Tez kapsamında 2021-2024 yılları arasında Türkiye'de belli başlı kurumlara/firmalara yapılan Sızma Testi Sonuçlarının kapsamlı bir analizi de yapılmıştır