Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    Examination of the challenges families with children diagnosed with autism spectrum disorder face in the framework of enhancing care

    No full text
    Çalışmamız erken çocuklukta (0-8) geliştiren bakımın beş bileşeninden iyi sağlık, duyarlı/karşılık verici bakım, erken öğrenme bileşenleri çerçevesinde otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuğa sahip ailelerin karşılaştıkları güçlüklerin neler olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmamız nitel bir araştırma olup derinlemesine mülakat yapılarak veriler elde edilmiştir. İstanbul ilinde erken çocuklukta (0-8 yaş) OSB tanılı çocuğa sahip 30 ebeveyn dahil edilmiştir. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Görüşme Soruları" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler analizi için MAXQDA 2022 yazılımı kullanılarak içerik analizle verilerin analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular iyi sağlık, erken öğrenme ve duyarlı bakım olmak üzere üç farklı tema altında toplanmıştır. İlk tema olan iyi sağlık bileşeni kapsamında; geç randevu, doktora ulaşım, bilgilendirmenin ihmali ve kontrollere gitme konusunda güçlük yaşadıkları tespit edilmiştir. İkinci tema olan erken öğrenme bileşeni kapsamında; oyun oynama, oyuncak seçimi, kitap okuma, şarkı söyleme, dışarıda vakit geçirme, eğitimle ilgili bilgilendirme ve okul öncesi eğitime katılım konularında güçlükler yaşadıkları tespit edilmiştir. Üçüncü tema olan duyarlı bakım bileşeni kapsamında; tanı öğrenme anında hissedilen duygular konusunda, stres yönetimi, çocuğun bakımı, iletişim, maddi konuda, destekleyici kişilerin olmaması, dışarıdaki insanların teki göstermesi, korumacı aile yapısı ve OSB tanılı çocukların kardeşlerinin olmasından kaynaklı ailelerin çocuklarının gelişimini ve eğitimini etkileyen etmenler gibi konularda güçlük yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu araştırma OSB tanılı çocuğa sahip ebeveynlerin yaşadıkları güçlükleri göstermiş olup, çalışmanın sonraki yapılan araştırmalara önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir

    Analysis of the motivation of Üsküdar University students in digital gaming through neuromarketing research methods

    No full text
    Günümüzde dijital teknolojilerin ve internet kullanımının artışı, tüketici davranışlarını ve pazarlama stratejilerini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu değişim, markaların hedef kitlelerine ulaşma yöntemlerini de değiştirmesine yol açmaktadır. Özellikle dijital oyunlar, geleneksel pazarlama anlayışından farklı olarak, tüketicilerin ilgisini çekmeye ve onları belirli bir davranışa yönlendirmeye yönelik yollar sunmaktadır. Dijital oyunlar, yalnızca eğlence amacıyla değil, aynı zamanda kullanıcıları etkilemek ve motivasyonlarını artırmak amacıyla da etkili bir araç haline gelmiştir. Bu kapsamda, dijital oyunların motivasyon üzerindeki etkileri, pazarlama çalışmalarında önemli bir konu haline gelmiştir. "Üsküdar Üniversitesi Öğrencilerinin Dijital Oyun Oynama Motivasyonlarının Nöropazarlama Araştırma Yöntemleri ile Analizi" başlıklı çalışmada, dijital oyun oynama davranışının motivasyon üzerindeki etkisi nöropazarlama bakış açısı ile ele alınmıştır. Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin dijital oyunlara yönelmesinde içsel motivasyon, dışsal motivasyon ve demotivasyon düzeylerinin etkisi, motivasyon kuramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Dijital oyunların bireylerde oluşturduğu dikkat, odak, duygusal tepki ve karar verme süreçleri, nöropazarlamanın temel ilkeleri doğrultusunda incelenmiş; tüketici davranışlarının altında yatan bilinçdışı güdüler anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, dijital oyun oynama sürecinin Üsküdar Üniversitesi öğrencileri üzerindeki motivasyonel etkilerini tespit edebilmek amacıyla, göz izleme ve yüz ifadeleri analizine dayalı uygulamalı nöropazarlama tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu tekniklerden elde edilen veriler detaylı olarak analiz edilerek değerlendirilmiştir. Bu çalışma kapsamında, nöropazarlama araştırma tekniklerinin yanı sıra, Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin dijital oyun oynama esnasındaki motivasyonlarını anlamak amacıyla kartopu örneklem tekniğiyle 453 katılımcı ile interaktif bir şekilde yapılan anketlerin sonucu paylaşılmıştır. Araştırma, Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin dijital oyun oynama motivasyonlarını, Dijital Oyun Oynamaya Etki Eden Faktörler Ölçeği ve Bireysel ve Çok Oyunculu Oyun Oynamaya Etki Eden Faktörler Ölçeği çerçevesinde incelenmiştir. Bu ölçekler doğrultusunda, dijital oyun oynama davranışını ve bu davranışın motivasyon üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik çeşitli sorular sorulmuştur. Elde edilen tüm bulgular, literatürdeki ilgili bilgiler ışığında tartışılmış ve araştırmanın sonunda önerilerde bulunulmuştur

    Evaluation of mental contamination, washing behaviors, and self-disgust levels in individuals with obsessive-compulsive disorder through hypnomeditative reprocessing therapy

    No full text
    HipnoMeditatif Yeniden İşleme Terapisi (HYT), hipnozun göz hareketleri ve çift taraflı uyaranın belli bir işleyiş ile birleştirildiği, terapötik bir uygulamadır. Hipnoz ve EMDR"yi konu alan birçok klinik çalışmanın yanında HYT"nin etkinliğine yönelik yapılmış çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle, bu çalışmada HYT"nin özellikle obsesif kompulsif bozukluğun öz-tiksinme, yıkama düzeyi ve zihinsel kirlilik belirtileri üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, tekrarlı ölçümlerin yapıldığı kesitsel bir çalışma planlanmıştır. Örneklemi, HYT uygulanan 25 ve sadece hipnoz uygulanan 25 birey olmak üzere 50 katılımcı oluşturmaktadır. Karşılaştırmanın yapılabilmesi için Öz-tiksinme Gözden Geçirilmiş Form, Vancouver Obsesif Kompulsif Envanteri ve Zihinsel Kirlenme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler aracılığıyla veriler HYT uygulamasında önce, uygulamadan 1 ay ve 3 ay sonra toplanmıştır. HYT grubunun zihinsel kirlilik ortalamaları ön test (43,40±18,371), orta test (34,92±18,090) ve son test (23,56±14,051); yıkama düzeyi ortalamaları ön test (36,68±8,697), orta test (32,92±8,911) ve son test (26,80±11,793); öz-tiksinme için ön test (56,00±17,195), orta test (49,20±15,357), son test (42,08±16,245) için hesaplanmıştır. Sadece hipnozun uygulandığı grubun zihinsel kirlilik ortalamaları ön test (35,64±20,467), orta test (32,12±20,264) ve son test (27,20±18,746); yıkama düzeyi ortalamaları ön test için (34,68±10,672), orta test (33,52±10,296), son test (29,84±10,934); öz-tiksinme ortalamaları ön test (48,24±14,272), orta test (46,48±14,330), son test (45,12±14,466) için hesaplanmıştır. Elde edile ön test, orta test ve son test verileri, deney ve kontrol gruplarında karşılaştırılmıştır. Bulgular, deney grubunda yıkama düzeyi, zihinsel kirlilik ve öz-tiksinti düzeyleri üzerinde HYT"nin anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir. HYT uygulanan grupta, zamana bağlı olarak tüm değişkenlerde anlamlı düzeyde azalmalar gözlenirken (p<0,05), kontrol grubunda bu değişkenlerde anlamlı bir değişiklik tespit edilmemiştir. HYT uygulamasının özellikle zihinsel kirlilik ve öz-tiksinme düzeylerinde güçlü etkiler yarattığı ve geleneksel yöntemlere göre daha etkili bir tedavi alternatifi sunabileceği görülmüştür. Elde edilen bulgular dahilinde hipotezler, literatür dahilince tartışılmıştır

    Effectiveness of rehabilitation program provided combined with ergonomics training in textile workers

    No full text
    Bu çalışmanın amacı tekstil işçilerinde ergonomi eğitimi ile birlikte verilen rehabilitasyon programının etkinliğinin incelenmesidir. Çalışma, randomize kontrollü bir tasarım ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, 18-60 yaş arasındaki tekstil işçilerinden oluşmaktadır. Katılımcılar, deney ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Tüm katılımcılara ergonomi eğitimi verildi. Deney grubundaki katılımcılara ergonomi eğitimine ek olarak egzersiz, derin doku masajı ve cranio-sakral terapi uygulandı. Katılımcılar verilen egzersizleri haftada 3 gün, 12 hafta boyunca uyguladı. Egzersizlerin takibi, egzersiz takip çizelgeleri ile yapıldı. Tüm katılımcılar tedavi öncesi sosyo-demografik form doldurdu. Ayrıca tüm katılımcılara tedavi öncesi ve tedavi sonrasında Görsel Analog Skala, Bournemouth Boyun Anketi, Fremantle Boyun Farkındalık Anketi, Pittsburg Uyku Kalite İndeksi, Yorgunluk Şiddet Ölçeği anketleri uygulandı. Grup içi değerlendirmelerde yorgunluk şiddeti, boyun farkındalık, PUKİ, BBAA, GAS dinlenme ağrı, GAS gece ağrı ve GAS aktivitede ağrı ölçümleri açısından anlamlı farklılık saptandı (p<.05). Gruplar arası değerlendirmede yorgunluk şiddeti, boyun farkındalık, PUKİ, BBAA, GAS dinlenme ağrı, GAS gece ağrı ve GAS aktivitede ağrı ölçümleri açısından anlamlı farklılık saptandı (p<.05). Deney grubunda tüm fark ölçümleri kontrol grubuna göre daha yüksekti. Her iki grupta da tüm ölçümler için düşüş saptandı. Bu çalışma, ergonomi eğitimi ve rehabilitasyon programının, tekstil işçilerinin boyun ağrılarını hafifletmede etkili olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, tekstil sektöründe çalışanların sağlıklarını korumak ve iş verimliliklerini artırmak amacıyla ergonomik müdahalelerin ve egzersiz programlarının önemini vurgulamaktadır. Çalışma, işyeri sağlık yönetimi stratejilerine dair önemli bilgiler sunarak, benzer endüstrilerdeki uygulamalar için yol gösterici olabilir

    Determination of university students' avoidance of sexuality, decision and self-efficiency

    No full text
    Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin cinsellikten kaçınma karar dengesi ve öz yeterlilik düzeylerini belirlemeyi; bu yapıların çeşitli demografik ve eğitsel değişkenlerle olan ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, analitik ve kesitsel tipte olup, 450 üniversite öğrencisinden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Cinsellikten Kaçınma Karar Dengesi Ölçeği ile Kaçınma Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Bulgulara göre öğrencilerin dışsal yarar puanları içsel yarar puanlarından daha yüksek bulunmuş; dışsal yararın kaçınma öz yeterliliği üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizine göre dışsal yarar, öz yeterlilik puanlarının yaklaşık %16'sını açıklamaktadır. Cinsiyet değişkeni açısından kadın öğrencilerin öz yeterlilik puanları (Ort ± SS = 25.13±4.18) erkeklerden (Ort ± SS = 19.86±5.41) anlamlı düzeyde yüksek bulunurken (t=11.403; p<0.001); bölüm bazına göre yapılan karşılaştırmada, Sağlık Bilimleri ve Mühendislik bilimlerinde öğrenim gören öğrencilerin puanları, Beşerî Bilimler öğrencilerinden daha yüksek çıkmıştır (F=13.391; p<0.001). Cinsel olarak aktif olmayan öğrencilerin öz yeterlilik düzeyleri, aktif olanlara kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (t=-6.651; p<0.001). Bunun yanında, güvenli cinsellik eğitimi alma durumu öz yeterlilikle ilişkili bulunmazken (p=0.902); eğitime yönelik istek taşıyan öğrencilerin puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (t=2.786; p=0.006). Korelasyon analizinde, cinsellikten kaçınma öz yeterliliği ile dışsal yarar (r=0.401; p<0.01) ve yarar toplam (r=0.229; p<0.01) puanları arasında anlamlı pozitif ilişkiler bulunmuştur. Buna karşın, içsel yarar ve zarar algıları ile öz yeterlilik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bulgular, öğrencilerin cinsellikten kaçınma davranışlarını şekillendiren en güçlü etkenin dışsal motivasyonlar olduğunu ve öz yeterlilik gelişiminin sosyal çevreyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir

    The power of Gestalt contact capacity of foster and biological mothers to parental attitudes

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, koruyucu anne ve biyolojik annelerin Geştalt temas kurma kapasitesi ile sergiledikleri ebeveyn tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 7-11 yaş arası çocuğu olan, 25-65 yaş aralığında, biyolojik çocuğu olmayan 32 koruyucu anne ve yalnızca biyolojik çocuğu olan 56 biyolojik anne olmak üzere toplam 88 kadın katılım sağlamıştır. Araştırmaya özgü hazırlanmış Sosyodemografik Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Geştalt Temas Kurma Kapasitesi Ölçeği bu araştırmada ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler bağımsız örneklemler için t-testi ve lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Bulgular neticesinde Geştalt temas kurma kapasitesi değişkeninin annelik türü (biyolojik x koruyucu) üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın son bölümünde bulgular literatürle karşılaştırılarak tartışılmıştır ve gelecek çalışmalara önerilerde bulunulmuştur

    Aphasia and friendship relations: A qualitative study on communication dynamics and changes in friendship relationships

    No full text
    Bu çalışma, afazili bireyin arkadaşının perspektifinden afazi ve arkadaşlık ilişkilerini; iletişim dinamiklerini ve arkadaşlık ilişkilerindeki değişimleri incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, afazili bireylerin arkadaşlarının bakış açısından afazi nedeniyle değişen iletişim dinamiklerini, arkadaşlık ilişkilerine yönelik deneyimlerini ve algılarını derinlemesine incelemektir. Nitel araştırma yöntemi temel alınarak yürütülen bu çalışmada, fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Bu araştırma 13 afazili bireyin arkadaşına araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgiler formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılmıştır. Görüşmeler yüzyüze veya çevrimiçi kanallar aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler, MaxQDA Analytics PRO 2024 yazılımına aktarılmış ve analiz süreci bu yazılım üzerinden gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinin ardından, ''Geçmiş Tanışıklık Durumu ve Bilgileri'', ''Afazi Öncesi İlişki ve İletişim Durumu'', ''Afazi Sonrası Yaşanan Değişiklikler'' ve ''Afazili Bireyler ile Arkadaşlık'' temaları olmak üzere dört ana temaya ulaşılmıştır. Katılımcıların arkadaşları ile tanışma anlarının çeşitlilik gösterdiği ve tanışıklık sürelerinin 3 yıl ile 50 yıl arasında değişiklik gösterdiği görülmüştür. Afazi öncesinde katılımcıların arkadaşları ile sık ve düzenli olarak bir araya geldiklerini bu görüşmelerin genellikle yüz yüze gerçekleştiğini belirtilmiştir. Afazi sonrası dönemde bazı katılımcılar, görüşme sıklığında bir değişiklik yaşanmadığını ve konuşma içeriklerinin benzer şekilde devam ettiğini belirtmiş; buna karşın iletişimde belirgin değişiklikler yaşandığını ifade eden katılımcılar da olmuştur. Katılımcılar iletişim dinamiklerinde değişiklikler olduğunu ifade etmiştir. Katılımcılar arkadaşları ile ilişkilerinde zaman zaman zorlandıklarını vurgulamış ve afazili bireyler ile etkili iletişim kurmabilmek adına çeşitli yardımlarda bulunduklarını ve bu yardımlarda da çeşitli zorluklar yaşadıkları gözlenmektedir. Afazili bireylerin arkadaşlarının bakış açısını ortaya koyan bu çalışma terapi sürecinde arkadaşların dahil edilmesinin iletişimde yaşanan güçlükleri aşmaya ve afazili bireyin yaşam kalitesini ve sosyal katılımını arttırmak için önemlidir

    The analysis of consumers mental map in organic food products using neuromarketing methods: A study on sensory marketing strategies

    No full text
    Bu tez çalışması, organik gıda tüketicilerinin karar alma süreçlerinde nöropazarlama ve duyusal pazarlama stratejilerinin etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Tüketicilerin gıda tercihlerinde rasyonel faktörlerin ötesinde duyusal uyarıcılara verdikleri tepkiler, bilinçaltı düzeyde gerçekleşen karar alma mekanizmalarını anlamada kritik bir rol oynamaktadır. Organik ürünler, sağlıklı ve çevre dostu algısı yaratmak için duyusal pazarlama tekniklerinden faydalanarak tüketicilere sunulmaktadır. Ancak, bu tekniklerin ne derece etkili olduğu konusunda yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle, tez çalışmasında biyolojik analiz teknikleri (göz izleme ve galvanik deri tepkisi) kullanılarak, farklı duyusal pazarlama unsurlarının tüketici algısı üzerindeki etkisi nicel verilerle desteklenerek ortaya konulacaktır. Araştırma, 25-40 yaş aralığındaki bireyler üzerinde gerçekleştirilecek ve görme, işitme, dokunma, tat ve koku duyularına hitap eden farklı pazarlama stratejilerinin etkileri analiz edilecektir. Araştırmada, tüketicilerin alım kararlarına etki eden en baskın duyusal faktörlerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, pazarlama kampanyalarında hangi duyusal unsurların daha fazla dikkat çektiği ve tüketicinin zihninde nasıl bir algı oluşturduğu incelenecektir. Göz izleme (Eye Tracking) yöntemi kullanılarak tüketicilerin hangi unsurlar üzerinde daha uzun süre odaklandıkları tespit edilecek, galvanik deri tepkisi (GSR) yöntemi ile tüketicilerin duygusal tepkileri değerlendirilecektir. Elde edilen bulgular, duyusal pazarlamanın etkinliğine ilişkin akademik bilgi birikimine katkı sağlarken, aynı zamanda organik gıda sektöründe faaliyet gösteren markaların tüketicilere daha etkili şekilde ulaşabilmesi için uygulanabilir stratejiler sunmayı hedeflemektedir. Bu araştırma, duyusal pazarlamanın sadece marka bilinirliğini artırmakla kalmayıp, tüketici sadakatine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sonuçlar, organik gıda markalarının, tüketicilerin bilinçaltına hitap eden etkili stratejiler geliştirmelerine yardımcı olacak şekilde değerlendirilecektir

    Examination of emotion recognition, eating attitudes and DIS/DAS differences of professionals doing team sports and individual sports

    No full text
    Evrimsel süreçten itibaren insan, hayatta kalmak için pek çok strateji ve yöntem geliştirmiştir. Günümüzde spor yapmak sağlık ve güzellik sektöründe öne çıksa da insanlık tarihine bakıldığında hayatta kalabilmek için hareket edilmesi gerektiği görülmektedir. Bu durum, avcılık ve toplayıcılık dönemlerinde spor benzeri fiziksel aktivitelerin var olduğuna dair bulgularla desteklenmektedir. Bununla birlikte, beslenme de insanın temel ihtiyaçları arasındadır. İnsan, yiyecekler sayesinde yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirir ve hareket edebilmek için gerekli enerjiyi besinler aracılığıyla sağlar. Öte yandan, insan sosyal bir varlıktır. Günümüzde hareket ve beslenme dışında, sosyal ortamlarda var olmak da hayatta kalmanın bir parçası haline gelmiştir. İletişim kurmak, arkadaş edinmek ve sosyalleşmek çevreye uyum sağlamayı gerektirir. Her iletişim, sözlü veya sözsüz duyguları içinde barındırır. Bu nedenle, bir ortamda hayatta kalmayı sürdürmenin yollarından biri de duyguları tanımak ve anlamaktır. Literatürde bu konular çoğunlukla ayrı ayrı çalışılmış olsa da, duygu tanıma, yeme tutumu, ödüle yaklaşma ve cezadan kaçınma konularını birlikte ele alan bir çalışma mevcut değildir. Bu nedenle, bu çalışmada bireysel ve takım sporcularının duygu tanıma, davranışsal inhibisyon/aktivasyon sistemi ve yeme tutumu arasındaki farklılıkları incelenmiştir. Dahil olma ve dışlama kriterleri göz önünde bulundurularak 18-25 yaş arası (M=21,96; SD=2,44) katılımcılar ile gerçekleştirilen çalışmaya, en az 6 aydır profesyonel olarak spor yapan 28 bireysel sporcu ve 30 takım sporcusu katılmıştır. Katılımcıların duygu tanıma performanslarını ölçmek için Gözlerden Zihin Okuma Testi, ödüle yaklaşma ve cezadan kaçınma puanlarını değerlendirmek için Davranışsal İnhibisyon Sistemi / Davranışsal Aktivasyon Sistemi Testi, yeme tutumlarını değerlendirmek için ise Yeme Tutumu-40 Testi uygulanmıştır. Gruplar arasındaki farkları belirlemek için Bağımsız Örneklem T-Testi, değişkenler arasındaki ilişkileri değerlendirmek için Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular doğrultusunda, Gözlerden Zihin Okuma, Davranış İnhibisyon, Ödüle Duyarlılık, Eğlence Arayışı ve Dürtü açısından bireysel ve takım sporcuları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, Yeme Tutumu açısından bireysel sporcuların takım sporcularına kıyasla daha yüksek puan aldığı görülmüştür. Ayrıca, Ödüle Duyarlılık ile Gözlerden Zihin Okuma Testi arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmış, Eğlence Arayışı ile Ödüle Duyarlılık arasında da pozitif bir ilişki gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, bireysel ve takım sporcularının bilişsel ve duygusal süreçleri açısından benzerlikler gösterdiğini, ancak yeme tutumu açısından farklılıkların bulunduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, sporun bireylerin ödüle duyarlılık, duygu tanıma ve yeme tutumu süreçleriyle olan ilişkisini inceleyerek literatüre önemli katkılar sunmaktadır

    Marriage experiences of women who married at an early age

    No full text
    Erken yaşta yapılan evlilik, birçok nedenler ile gerçekleşmektedir. Tezin temel amacı erken yaşta evlilik yapmış kadınların deneyimleri incelenerek bu konudaki toplumsal sorunun ve gereksinimlerin neler olduğu belirlenmek istenmiştir. Araştırma kapsamında 15 ile 18 yaş aralığında erken evlilik gerçekleştiren 15 kadın ile görüşme yapılmıştır. Araştırma verileri toplanırken nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme soruları kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi için araştırma sorularıyla ilgili temalar oluşturulmuştur. Belirlenen temalar çerçevesinde tematik analiz yapılmıştır. Katılımcıların deneyimlerini birebir kendi anlatımlarına yer verilmiş olup erken evliliklere dair düşünceleri, duyguları ve deneyimleri açıkça belli edilmiştir. Erken yaşta evlilik yapmış kadınların nedenlerine baktığımızda kültürel ve geleneksel kalıplar, eğitim eksikliği, ekonomik yetersizlikler, aile içi baskılar, hukuki boşluklar ve psikolojik faktörler etkili olduğu öne çıkmıştır. Bu nedenlerle gerçekleşen evliliklerin çoğu istenmeyen evlilikler olup katılımcıların bazıları kendi istekleri sonucunda evlilik gerçekleştiği de tespit edilmiştir. Ama her iki yönüyle erken evlenen kadınların aile içi baskıdan kurtulma, ekonomik anlamda özgür olma, karar verme isteği, eğitime devam etmek istenmesi gibi ihtiyaçları olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Katılımcılar, erken evliliğe karşı olumsuz tavır sergilemişlerdir

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇