Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    Quotations and sufi concepts in Hüseyin Vassâf's commentary on the Mawlid called Gülzâr-i Aşk

    No full text
    Bu çalışmada, Hüseyin Vassâf Efendi'nin (ö. 1929) Gülzâr-ı Aşk adlı Vesîletü'n-Necât/Mevlid şerhindeki Kur'an-ı Kerim âyetleri ve hadis-i şerif iktibasları incelenmiştir. Çalışma, metin analizi yöntemiyle, Vassâf'ın bu temel kaynakları kullanım amaçlarını, yöntemlerini ve şerhe kattığı anlam katmanlarını tahlil etmeyi hedeflenmiştir. Araştırmada, Vassâf'ın âyet ve hadisleri sadece lafzî açıklamalar için değil, öncelikle metnin tasavvufî derinliğini artırma, Mevlid'deki olayları ve kavramları yeniden yorumlama, Ehl-i Sünnet akidesini destekleme ve okuyucuya ahlaki-irfani mesajlar verme gibi çok yönlü amaçlarla sistemli biçimde kullandığı tespit edilmiştir. Kaynak seçiminde doğrudan ilgiyi gözeten Vassâf'ın, zaman zaman sembolik bağlantılar ve birden fazla nass kullanarak özgün yorumlar getirdiği ve büyük mutasavvıflara atıflarla şerhini tasavvuf geleneğine konumlandırdığı görülmüştür. Bu iktibasların, Mevlid metni ile temel İslamî ilimler arasında köprü kurarak eserin teolojik ve irfani derinliğini gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın, Hüseyin Vassâf'ın şerh metodolojisinin anlaşılmasına ve Osmanlı şerh geleneği çalışmalarına katkı sunması amaçlanmaktadır

    Simulation of the fitzhugh-nagumo neuronal model usingmatlab

    No full text
    This thesis explores the FitzHugh-Nagumo (FHN) model as a simplified representation of neuronal excitability, focusing on its ability to replicate key neuronal behaviors, including threshold-dependent excitability, frequency modulation, and recovery dynamics. The primary objective was to investigate how variations in parameters, particularly the external stimulus , affect the model's behavior, using time series simulations and bifurcation analysis to assess neuronal firing patterns. The results demonstrated that the FHN model successfully replicates threshold behavior observed in real neurons, with the membrane potential remaining stable at < 0.5 and transitioning to an oscillatory (spiking) regime at ≥ 0.5. Additionally, the model showed frequency modulation, as the firing frequency increased from moderate at = 0.6 to high-frequency oscillations at = 1.2 This property of the model closely mirrors the rate coding mechanism used by neurons to encode stimulus intensity. The recovery variable W, which peaks shortly after each spike in , effectively simulated the refractory period, preventing immediate re-firing and stabilizing the firing patterns. The bifurcation analysis further revealed the model's nonlinear dynamics, illustrating transitions between resting, periodic oscillatory, and high-frequency firing states in response to increasing . The study validates the FHN model as a computationally efficient tool for simulating essential neuronal behaviors, making it suitable for theoretical and large-scale neural network simulations. Its simplified structure, consisting of only two variables, enables it to capture excitability and recovery dynamics without the computational demands of more detailed conductance-based models like Hodgkin-Huxley. However, limitations include its reduced applicability to specialized neuron types and the need for precise parameter calibration. Future research directions include incorporating additional biophysical properties, optimizing parameters for specific neuron types, and applying the FHN model to networked simulations to study collective neural phenomena. This thesis contributes to computational neuroscience by providing insights into the applicability of the FHN model in representing neuronal excitability and opens pathways for its potential use in neuromorphic computing

    Aging experiences and life satisfaction perceptions of elderly people living in rural areas in Turkey: The example of Oltu

    No full text
    Yaşlanma, tüm canlıların doğumdan ölüme kadar geçirdiği doğal ve kaçınılmaz bir süreçtir. Tıptaki ilerlemeler, teknolojik gelişmeler ve sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığın artması, yaşam süresini uzatmıştır. Bunun yanı sıra, doğum oranlarındaki düşüş, yaşlı nüfus oranının artmasına ve yaşlılığın toplumsal bir mesele olarak ele alınmasına neden olmuştur. Bu araştırmanın odak noktası Türkiye'de kırsal bölgede yaşayan yaşlı bireylerin yaşlanma deneyimlerini ve yaşam doyumu algılarını incelemektir. Araştırma, yaşlılık olgusunun sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarını kırsal yaşam bağlamında ele alarak, sosyal politika yapıcılar ve sosyal hizmet uzmanları için yerel ihtiyaçlara duyarlı öneriler sunmayı hedeflemektedir. Çalışma nitel araştırma yöntemine göre yapılandırılmış olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Erzurum'un Oltu ilçesinin kırsal bölgelerinde yaşayan 25 yaşlı katılımcıyla yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, kırsalda yaşlanmanın tanıdık sosyal çevre ve doğayla iç içe yaşam gibi avantajlar sunduğunu; ancak sağlık hizmetlerine erişim güçlüğü, yalnızlık, düşük gelir ve yetersiz sosyal hizmetler gibi dezavantajlar barındırdığını ortaya koymuştur. Yaşam doyumu algısının sosyal destek, manevi değerler ve bireysel geçmişle şekillendiği görülmüş; kadın katılımcıların eğitim eksikliğine bağlı pişmanlıklarının, yaşam doyumunu toplumsal cinsiyet eşitsizliği çerçevesinde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların, sosyal hizmetlere dair bilgi eksikliği yaşadıkları ve hizmetlerin sunumunda adaletsiz bir dağılım algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Sonuç olarak, kırsalda yaşlanma deneyimi bireysel yaşantılar ve yapısal koşulların etkileşimiyle şekillenmektedir. Bu bulgular doğrultusunda, yerel ihtiyaçlara duyarlı ve kapsayıcı sosyal hizmet ile politika modellerinin geliştirilmesinin gerekliliği belirlenmiş ve bu ihtiyaçlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur

    Evaluation of pregnant women's level of knowledge about language development of children between 0-36 months

    No full text
    Dil gelişimi, çocuk gelişiminin kritik bir unsurudur. Alanyazın incelendiğinde ebeveynlerin dil gelişimi hakkındaki farkındalığının, çocuklarının dil gelişim süreçlerini olumlu yönde etkilediğini ve bu konuda bilgi sahibi olmanın ebeveyn-çocuk ilişkilerinde önemli bir yere sahip olduğunu görülmektedir. Bu perspektiften hareketle bu çalışmada; gebelerin 0-36 ay arasındaki çocukların dil gelişimi hakkındaki bilgi düzeyinin belirlenmesi ve gebelerin kendilerini algılama ölçeği puanları ile bilgi düzeyi puanı arasındaki ilişkiyi değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemiyle ebelerin danışmanlık sağladığı 391 gebe dahil edilmiştir. Katılımcılara "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Gebelerin Kendilerini Algılama Ölçeği (GKAÖ)", "Gebelerin Bilgi Kaynağı ve Dil ve Konuşma Terapistine Yönelik Farkındalığı Anketi" ve "0-36 ay Arasındaki Çocukların Dil Gelişimine Yönelik Bilgi Düzeyi Anketi" uygulanmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis non-parametrik, bağımsız örneklem t-testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Gebelerin dil gelişimi basamakları ve dil gelişimini destekleme konusundaki ortalama puanının anket orta puanından yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak anket yanıtları genel olarak incelendiğinde katılımcılarım bilgi düzeylerinin sınırlı olduğu görülmüştür. Dil gelişimi sürecinde yaşanabilecek durumlarda dil ve konuşma terapistine yönlendirme konusunda katılımcıların çoğunluğunun bilgi sahibi olduğu tespit edilmiştir. Dil gelişimi basamakları ve dil gelişimini destekleme konusunda eğitim seviyesi yüksek olan gebelerin bilgi düzeyinin eğitim seviyesi düşük olan gebelere göre yaşı büyük olan gebelerin bilgi düzeyinin yaşı küçük olan gebelere göre ve anlamlı olarak yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Gebelerin beden algısı ve annelik algısı düzeylerinin bilgi düzeyi ile ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışma gebe bireylerin dil gelişimi hakkında hangi konularda bilgi sahibi olduğu ve hangi konularda bilgi eksikliklerinin olduğu konusunu ortaya koymaktadır

    Examination of sustainable marketing advertising examples and their impact on the consumer within the framework of neuromarketing metrics

    No full text
    Geleneksel pazarlama anlayışından post modern tüketim paradigmasına geçiş, markaların yalnızca ürün ve hizmet sunan değil, aynı zamanda değer, anlam ve kimlik inşa eden yapılar hâline gelmesine yol açmıştır. Bu dönüşüm, özellikle çevresel krizlerin, sosyal eşitsizliklerin ve tüketici bilincinin artmasıyla birlikte daha da hız kazanmıştır. Bu bağlamda sürdürülebilir pazarlama, markaların çevreye duyarlı, etik ve uzun vadeli stratejiler geliştirmesini zorunlu kılarken; tüketici davranışları da bu değerlere duyarlılık gösteren markaları tercih etme yönünde değişmektedir. Sürdürülebilir pazarlama, klasik pazarlamanın "tüket-tüket" anlayışını sorgulayan; ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarıyla dengeli bir değer yaratımını hedefleyen bir yaklaşımı temsil eder. Bu bağlamda markalar, yalnızca kar amacı güden ticari aktörler değil; aynı zamanda toplumsal bilinç taşıyan ve çevresel duyarlılık gösteren değer üreticileri olarak konumlandırılmaktadır. Ancak sürdürülebilirlik, yalnızca marka iletişiminde kullanılan bir tema olarak kaldığında, tüketici tarafından yüzeysel ya da inandırıcılıktan uzak bulunabilmektedir. Bu nedenle sürdürülebilirlik kavramının, marka kimliğiyle bütünleşmesi ve tüketici algısında gerçeklik kazanması büyük önem taşımaktadır. Nörobilim temelli bir araştırma yaklaşımı olan nöropazarlama araştırma yöntemi ile markaların pazarlama mesajlarının tüketici üzerindeki bilinçdışı etkileri, beyin aktiviteleri, fizyolojik tepkiler ve duygusal ifadeleri ölçmeyi mümkün kılmıştır.Bu çalışmada, pazarlama ve reklam literatüründe giderek önem kazanan sürdürülebilirlik temalı reklamların, tüketicilerin dikkat düzeyi ve duygusal tepkileri üzerindeki etkisi, nöropazarlama araştırma yöntemleriyle incelenmiştir. Bu doğrultuda, sürdürülebilirlik teması içeren ve içermeyen iki farklı reklam örneği belirlenmiş; katılımcıların bu reklamlara verdikleri tepkileri ölçmek amacıyla göz izleme (eye tracking) ve yüz ifadeleri analizi (facial coding) teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca, daha geniş bir örneklem grubuna uygulanan anket yöntemi ile katılımcıların farkındalık düzeyleri, reklam tutumları ve satın alma niyetleri gibi değişkenler nicel olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, hem nörofizyolojik hem de anket verileri üzerinden kapsamlı bir şekilde analiz edilerek, sürdürülebilir pazarlama stratejilerinin tüketici üzerindeki etkisi çok boyutlu olarak ortaya konmuştur

    Effects of different emotional stimuli and personality traits on physiological, vocal and motor speech parameters

    No full text
    Bu araştırmanın ana amacı, negatif duygusal uyaranların oral ve laringeal motor kontrol üzerindeki etkilerini tespit edebilmektir. Ayrıca bilişsel duygu düzenleme becerilerinin ve kişilik özelliklerinin duygu-motor etkileşimindeki yerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Araştırmaya üniversite öğrencisi 35 gönüllü kadın dahil edilmiştir. Duygusal uyaranlar, Nencki Duygusal Resim Sisteminden belirlenmiştir (70 nötr ve 70 negatif değerlikli resim). Duygusal resim sunumuyla eş zamanlı olarak deri iletkenliği tepkisi (SCR) ve kalp atım hızı varyasyonu (HRV) değerlendirmeleri gerçekleştirilmiştir. Oral ve laringeal motor becerilerin değerlendirmesi toplamda 7 vokal görev üzerinden gerçekleştirilmiştir ve bunların bir tanesi elektroglottografik analize dayanmaktadır (vokal fold kapanma oranı-CQ ve EGG-jitter). Akustik analizler ise oral ve laringeal diadokokinezi (ODDK ve LDDDK), hece hızı ve ikinci formant geçiş hızı (F2rate) değerlendirmelerini içermektedir. Bulgular: Negatif duygusal uyaranlar varlığında elde edilen abduktör LDDK oranın, adduktör LDDK oranın hece hızının ve EGG-CQ'nun nötr duygusal uyaranlar varlığında elde edilen değerlere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı gözlenmiştir (p.05). Ek olarak maladaptif bilişsel duygu düzenleme becerileri ve nevrotizim kişilik özelliğinin, negatif duygusal uyaranlar varlığında elde edilen SCR, temel frekans (F0), EGG-CQ ve EGG-jitter değerleri ile istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü korelasyonlar elde edilmiştir. Sonuç: Negatif duygusal uyaranlar, sempatik sinir sistemini aktive ederek, oral ve laringeal motor hareket hızında artışa neden olmuştur. Ayrıca vokal foldların kapanma oranında artış meydana gelmiştir. Ek olarak bireylerin maladaptif bilişsel duygu düzenleme becerileri ve nevrotizim kişilik özelliği baskınlaştıkça, negatif duygusal uyaranlar varlığındaki tepkiselliklerinde ve EGG-CQ, EGG-jitter ve F0 değerlerinde artış gözlenmiştir

    Youth subcultures in the symbolic construction of identity in digital spaces: The case of Ortaköy Zübeyde Hanım Vocational and Technical Anatolian High School

    No full text
    Bu araştırma, dijital kültürün genç bireylerin kimlik inşa süreçleri üzerindeki etkisini Sembolik Etkileşimcilik ve Sosyal Kimlik Kuramı çerçevesinde incelemektedir. Çalışmada, İstanbul Ortaköy Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 20 öğrenciden elde edilen nitel ve nicel veriler analiz edilmiştir. Veri toplama araçları arasında derinlemesine mülakat, mikrojest gözlemleri ve sınıf düzeyi analizleri yer almıştır. Araştırmada öğrencilerin dijital temsiller aracılığıyla kimlik performansı sergilediği, estetik normlara yatırım yaptığı ve sosyal medya platformlarında aidiyet stratejileri geliştirdiği saptanmıştır. Ayrıca, fiziksel ve dijital mekân deneyimlerinin kimlik anlatılarını etkilediği, sınıfsal ve kültürel sermaye farklarının ise dijital katılım ve görünürlük biçimlerini biçimlendirdiği gözlemlenmiştir. Dijital etkileşimlerin öğrenciler arasında hem grup içi aidiyeti pekiştirdiği hem de sembolik dışlanma örüntülerini ortaya çıkardığı görülmüştür. Çalışma, genç bireylerin dijital platformlarda sürdürdükleri kimlik anlatılarının yalnızca bireysel tercihlerle değil; aynı zamanda mekânsal, sınıfsal ve kültürel etmenlerle şekillendiğini göstermektedir. Araştırma sonucunda, eğitim ortamlarının dijital kimlik oluşum süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve dijital eşitsizlikleri gözeten katılımcı pedagojik modeller geliştirmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştı

    Detection and classification of aerial targets through the fusion of image processing and radar data

    No full text
    Tez çalışması kapsamında, görüntü işleme teknikleri ve radar verileri birleştirilerek hava hedeflerinin tespiti için bütünleşik bir yaklaşım sunulmuştur. Çalışmanın amacı, SAR görsel verileri ve derin öğrenme tabanlı algoritmalara dayalı olarak yüksek doğrulukla uçak varlığını tespit etmektir. Çalışmamızda, derin öğrenme algoritmaları kullanılarak ikili bir sınıflandırma yöntemi uygulanmış ve veri seti iki ana sınıfa ayrılmıştır. 1 sayısı "uçak mevcut"u, 0 sayısı ise "uçak yok"u temsil etmektedir. Eğitimden önce, veriler üç ana alt kümeye ayrılmıştır: eğitim, test ve doğrulama. İlk ön işleme adımı olarak, görüntü verilerindeki benek gürültüsünü azaltmak için Lee filtresi uygulanmıştır. İkinci adım olarak, görüntülerin kontrastını artırmak için CLAHE (Kontrast Sınırlı Uyarlamalı Histogram Eşitleme) uygulanmıştır. Son olarak, veri ön işleme adımları normalizasyon ve veri artırma yöntemleri kullanılarak tamamlanmıştır. İkili sınıflandırma için, evrişimli sinir ağlarına (CNN) dayalı DenseNet, ResNet50 ve MobileNetV2 modelleri kullanılmıştır. Çalışmada, bu algoritmaların SAR verilerine dayalı ikili sınıflandırma problemindeki performansları ardışık olarak karşılaştırıldı ve değerlendirildi. Elde edilen sonuçlara göre, önerilen yöntemlerin hava hedeflerinin tespiti ve sınıflandırılmasında performans ve güvenilirlik oranlarını önemli ölçüde artırdığı ve hava hedeflerinin tespiti ve sınıflandırmasına dayalı sistemlere önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Son olarak, hava hedeflerinin tespiti ve sınıflandırılmasında, radar verilerine yönelik yapılan aldatıcı ve yanıltıcı tehditler incelenmiş ve derin öğrenme algoritmalarının bu aldatmalar karşısında dirençli hale getirilmesi ele alınmıştır

    The impact of nutritional behavior and calcium intake on anthropometric measurements and quality of life in school-age children

    No full text
    Bu çalışmanın amacı okul çağındaki çocukların beslenme davranışının ve kalsiyum tüketim düzeylerinin; antropometrik ölçümleri ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Gönüllü Onam Formu ve Veli Onam Formu onaylanan katılımcılara; demografik verileri içeren tanıtıcı anket formu, Beslenme Davranış Ölçeği, Kalsiyuma-Özgü Besin Sıklığı Anketi (KABSA) ve Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeğinin (ÇİYKÖ) 8-12 Yaş Çocuk ve Ebeveyn Formu uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların antropometrik ölçümleri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, bel çevresi ve kalça çevresi ölçümü) alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan 10–11 yaş grubundaki çocukların BDÖ puan ortalaması 3,22±5,32 olup, 14 puan üzerinden değerlendirildiğinde düşük düzeyde beslenme davranışını göstermektedir. KABSA puan ortalaması ise 717,48±245,75 mg/gün olup, bu değer 10–11 yaş için önerilen 1150 mg/gün kalsiyum alım miktarının altında ve yetersiz düzeydedir. Her iki puan türü de boy uzunluğu, vücut ağırlığı, bel çevresi ve kalça çevresi ile anlamlı pozitif ilişkiler göstermiştir (r=0,19–0,40; p<0,05–p<0,001). ÇİYKÖ–ÇF ortalaması 75,53±17,14 ve ÇİYKÖ–EF ortalaması 70,63±20,27 olup, bu değerler yaşam kalitesinin orta–yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. BDÖ puanları yaşam kalitesi ile anlamlı pozitif ilişkiler göstermiştir (ÇF: r=0,277; p<0,001; EF: r=0,439; p<0,001). Benzer şekilde KABSA puanları da yaşam kalitesi ile anlamlı pozitif ilişkili bulunmuştur (ÇF: r=0,253; p<0,01; EF: r=0,313; p<0,001). Sonuç: Bu araştırmanın sonucu, okul çağındaki çocuklarda beslenme davranışları ve kalsiyum alım düzeylerinin, yaşam kalitesi ve antropometrik ölçümler üzerinde anlamlı etkileri olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinin hem fiziksel gelişim hem de yaşam kalitesi açısından önemli olduğunu ortaya koymaktadır

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇