Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
7325 research outputs found
Sort by
Long-term psychological effects of the 2023 Kahramanmaraş Earthquake, factors perpetuating PTSD, and post-traumatic growth
Depremler, fiziksel yıkımın yanı sıra psikolojik anlamda derin etkiler yaratarak bireylerde birçok değişime yol açmaktadır. Bu çalışmada, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremini yaşayan bireylerde depremin psikolojik etkileri araştırılarak travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), yetişkin yaşam doyumu ölçeği (YYDÖ), sosyodemografik özellikler ve travma sonrası büyüme (TSB) düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, kesitsel tarama yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve 196 katılımcının verileri analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler sonucu TSSB ve YYDÖ arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu (p<0.001) ve yaşam doyumunun TSSB üzerindeki etkisinin anlamlı olduğu (p<0.001) görülmüştür. TSSB ve TSB arasında anlamlı seviyede pozitif bir ilişki (p<0.001) tespit edilmiştir. Kadın katılımcıların TSSB puanlarının erkeklere oranla anlamlı seviyede daha yüksek olduğu (p < 0.001) saptanmıştır. Sigara içen kişilerde TSB puanı anlamlı seviyede daha düşük (p<0.05) bulunmuştur. YYDÖ ve TSB arasında anlamlı bir pozitif ilişki bulunmuş (p < 0.001), yaşam doyumu yüksek bireylerin travma sonrası büyüme düzeylerinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bulgular, yaşam doyumu puanlarının yüksek oluşunun TSSB puanlarını azalttığını, travma sonrası büyüme puanlarını ise arttırdığını göstermiştir. Bu sonuç yaşam doyumunun travmaya karşı koruyucu ve geliştirici bir etken olabileceğini göstermiştir. Sigara kullanan kişilerde TSB puanlarının anlamlı seviyede düşük olması, sağlıklı baş etme stratejilerin önemini vurgulamıştır. Bu çalışma, deprem öncesi ve sonrası yaşam doyumunu arttıracak çalışmaların, kadınlara yönelik desteğin ve sağlıklı baş etme stratejilerinin önemine vurgu yapmıştır. Deprem sonrası süreci psikolojik açıdan daha iyi anlayabilmek için nitel ve boylamsal araştırmalar yapılması, nedensel ilişkiler için deneysel çalışmalar yapılması, gelecekteki araştırmalar için önem arz etmektedir
The concept of prayer in Necdet Ardıç/Terzi Baba's understanding of sufism
Çalışmamızın konusunu yaşayan bir mutasavvıf olarak Necdet Ardıç'ın namaz kavramı çerçevesinde fikir ve düşünceleri oluşturmaktadır. Necdet Ardıç, Türk tasavvuf düşüncesinde yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk-İslâm Tasavvuf Düşüncesinde önemli bir yer tutan Uşşâkî geleneğinin günümüzdeki yaşayan temsilcilerindendir. Temel dini ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvufî bir hayat tarzını benimsemiş ve bu alanla ilgili pek çok eser telif etmiştir. Muhibbanı tarafından Terzi Baba olarak anılan Necdet Ardıç'ın tasavvufî görüşlerinin Kur'ân ve Sünnet anlayışı çerçevesinde şekillendiğini ifade etmemiz gerekir. Bunun yanında İbn Arabî, Mevlânâ Celâleddin Rumî, Abdulkerîm el-Cîlî ve Abdulkadir-i Geylânî gibi büyük İslâm mutasavvıflarının görüş ve düşüncelerinden etkilendiğini de belirtmek gerekir. Necdet Ardıç hakkında yapılan akademik çalışmalar, genellikle hayatı, eserleri, genel tasavvuf anlayışı ve Etvâr-ı Seb'a uygulamaları gibi konulara odaklanmıştır. Bu çalışma ise, Ardıç'ın namaz kavramına dair özel ve derinlikli tasavvufî yorumlarını sistematik bir biçimde inceleyerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemiştir. Çalışmanın özgünlüğü, yaşayan bir mutasavvıf olan Necdet Ardıç'ın (87 yaşında) hayatta olması sayesinde, eserlerindeki sofistike kavramlar ve konular hakkında doğrudan kendisiyle mülakatlar yapılarak birincil elden ve teyit edilmiş bilgilere ulaşılabilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışma, bir giriş, üç bölüm ve değerlendirme-sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş'de, tezin amacı ve önemi, tezin planı ve metodu ile çalışmaya referans olan kaynak ve çalışmalara temas edilmiştir. Birinci Bölüm'de Necdet Ardıç'ın Hayatı başlığı altında, hayatı ile şahsiyeti ve mutasavvıf kişiliği üzerinde durulmuştur. Ardından eserleri üzerinde durularak, kitaplarının yanı sıra yayına hazırladığı, sadeleştirdiği ve başka dillere tercüme edilen çalışmalarına yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de, tasavvuf anlayışı üzerinde durulmuştur. Üçüncü Bölüm'de ise, tezimizin ana konusunu teşkil eden tasavvufî bakış açısıyla namaz ve namazla ilgili düşünceleri anlatılmaya çalışılmıştır. Değerlendirme ve Sonuç bölümünde, Ardıç'ın namaz hakkındaki görüş ve düşüncelerinin genel bir değerlendirmesi ile ulaşılan sonuçlara yer verilmiştir
Use of roller pump and ultrasonic flowmeter during cardiopulmonary bypass
Roller pompaların akış hızındaki değişikliklerin ve oluşabilecek shuntların tespit edilmesinde ultrasonik flowmetrelerin etkinliğinin ne düzeyde olduğunun saptanması, peroperatif dönmede oluşabilecek komplikasyonların önlenmesinde oldukça önemlidir. Çalışmamızda, kardiyopulmoner bypass sırasında roller pompalarda hastaya giden kanın ultrasonik flowmetre ile takibi ve hasta hemodinamisine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tek merkezli retrospektif çalışma Ekim 2024- Ocak 2025 tarihleri arasında Medicana Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Ameliyathanesi'nde kardiyopulmoner bypass kullanarak açık kalp cerrahisi geçirmiş 18 yaş üstü 48 hastayla gerçekleştirilmiştir. Hastalar (Grup 1: shunt kapalı, Grup 2: shunt açık) iki gruba ayrılmıştır. Çalışmadaki gruplara kardiyopulmoner bypass uygulanırken roller pompa ve ultrasonik flowmetre takılmış, kan kardiyoplejisi verilmiştir. Çalışmada, Grup 1'deki hastaların %33,33'ü ve Grup 2'deki hastaların %35,42'si erkekti. Gruplara en çok uygulanan prosedürün CABGx3 olduğu gözlendi. Grup 1'de hastaların yaş, boy, kilo, vücut yüzey alanı, pompa süresi ortalamalarının Grup 2'deki hastalardan daha düşüktü. Grup 1'deki hastaların cross klemp süresi, operasyon yapılan sıcaklık derecesi, alınan sıvı miktarı ve hastaların denge ortalamalarının Grup 2'den daha yüksek ortalamalara sahipti. Grup 1'de hastaların flow ortalamalarının, bütün shuntlar açık ve bütün shuntlar kapalıyken flow ortalamalarından anlamlı olarak daha düşüktü. ROC analizine göre bütün shuntların açık ve kapalı olma durumlarının flow durumunun açık ve kapalı olma durumu için pozitif öngörücüler olduğunu belirlendi. Sonuç olarak KPB makinesinde roller pompalarda outflow noktasında çeşitli nedenlerden kaynaklanabilecek akış empedansındaki aksaklıklar, ultrasonik flowmetre kullanılarak kolayca tespit edilebilir. Türkiye'deki ameliyathanelerde hâlihazırda kullanılan cerrahi sistemler ile tam uyumluluk gösterecek nitelikte, yüksek duyarlılığa sahip bir ultrasonik akım ölçüm cihazının geliştirilmesi önerilmektedir. Bu kapsamda, ölçüm sürecinin güvenilirliğini artıracak elektronik devre tasarımı gerçekleştirilecek ve söz konusu donanımın etkin çalışmasını sağlayacak gömülü yazılımın geliştirilmesi planlanmaktadır. Böylece, ameliyathane koşullarına uygun, kullanıcı dostu ve yerli üretim potansiyeli taşıyan bütünleşik bir akım ölçüm sistemi elde edilmesi amaçlanmaktadır
Effectiveness of pain neuroscience education in women with menstrual pain
Bu çalışma, ağrılı menstruasyon döneminde kadınların ağrı inançlarını, ağrı şiddetini ve yaşam kalitesini iyileştirmek amacıyla uygulanan Ağrı Nörobilim Eğitimi'nin (PNE) etkilerini karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, menstrual dönemlerini ağrılı geçiren ve belirlenen dahil edilme kriterlerini karşılayan 74 kadın danışan katılmıştır. Katılımcılar, randomize olarak eğitim grubu ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Eğitim grubuna 3 hafta boyunca, haftada bir kez, yaklaşık 30 dakikalık PNE seansları verilmiştir. Eğitim seansları, ağrı deneyimi, nörofizyolojik süreçler ve ağrı ile başa çıkma stratejileri üzerine odaklanmıştır. Kontrol grubu günlük yaşamlarına devam etmiştir. Veri toplama araçları olarak demografik bilgi formu, ağrı anamnez formu, McGill Ağrı Ölçeği Kısa Formu (MAÖ-KF), Ağrı İnançları Ölçeği (AİÖ) ve Dismenorenin Günlük Yaşam Üzerindeki Etkisini Değerlendirme Skalası (DGYÜEDS) kullanılmıştır. Katılımcılar, değerlendirme formlarını çevrimiçi ortamda doldurmuş ve eğitim grubunda eğitim öncesi ile sonrası, kontrol grubunda ise menstrual döngü öncesi ve sonrasında tekrar veriler karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, PNE uygulamasının ağrı şiddetini azaltmada ve günlük yaşam üzerindeki olumsuz etkileri hafifletmede etkili olduğunu göstermiştir. Ancak, çalışmanın çevrimiçi ortamda yapılması ve uzun dönem etkilerinin değerlendirilmemesi önemli sınırlılıklar arasında yer almaktadır. Bu bulgular, PNE'nin ağrılı menstruasyon döneminin yönetiminde faydalı bir yöntem olabileceğini göstermekte ve uzun süreli etkilerini değerlendirmek için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır
Investigation of peer relationships of adolescents with and without stuttering
Kekemeliği olan bireylerin akran ilişkileri açısından daha çok zorlanabildiği ve akran zorbalığına maruz kalma olasılığının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada, kekemeliği olan ve olmayan ergenlerin akran ilişkileri düzeylerinin karşılaştırılması ve kekemeliği olan ergenlerin kekemelik şiddeti ile akran ilişikleri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya 13-15 yaş aralığında 41 kekemeliği olan ergen 41 kekemeliği olmayan ergen olmak üzere toplam 82 ergen dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, kekeleyen ergenlerin kekemelik şiddetini ölçmek için Kekemelik Şiddeti Değerlendirme Aracı (KEŞİDA-4) ve akran ilişkilerini ölçmek için Akran İlişkileri Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre kekemeliği olan ve olmayan ergenlerin Akran İlişkileri Ölçeği toplam puanları açısından kekemeliği olan erkekler yardım alt boyut puanında ve ölçek toplam puanında daha yüksek puan almıştır. Kekemeliği olan ve olmayan ergenlerde akran ilişkilerini sosyodemografik verilere göre analiz edildiğinde yaş değişkeni için arada anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Cinsiyet değişkeni açısından bakıldığında Akran İlişkileri Ölçeği toplam puanında kekemeliği olan ergenler diğer katılımcılara göre anlamlı derecede yüksek akran ilişkileri puanına sahiptir. Okul dışı etkinliklere katılım incelendiğinde kekemeliği olup okul dışı etkinliklere katılmayan ergenlerin diğer katılımcılardan daha düşük akran ilişkileri puanına sahip olduğu saptanmıştır. Kekemeliği olan ergenlerin KEŞİDA-4 puanları sosyodemografik değişkenlere göre incelendiğinde arada anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Keşida-4 puanları ile akran ilişkileri ölçeği puanları arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen bulgular da istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Elde edilen bu veriler kekemelik ve akran ilişkilerinin farklı değişkenler de dahil edilerek araştırılmaya devam edilmesi gerektiğini göstermektedir
Examination of forgeries on checks and promissory notes using different types of pens and chemical substances through hyperspectral and spectroscopic methods
Çekler ve senetler, Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenmiş kıymetli evraklardır ve alacaklı ile borçlu arasındaki ticari ilişkilerde önemli rol oynar. Ancak, bu kıymetli evraklar üzerindeki tahrifatlar ve sahtecilik faaliyetleri, güvenilirliklerini ve geçerliliklerini tehdit etmektedir. Günümüzde, borçlular ve alacaklılar tarafından yapılan hileli işlemler ve gerçek belgelerde gerçekleştirilen tahrifatlar, bu belgelerin sahte olup olmadığını anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çekler ve senetler üzerindeki tahrifatları çeşitli kalemler ve kimyasal maddeler kullanarak incelemektir. Çalışma, bu tahrifatların tespit edilmesi için hiperspektral ve spektroskopik analiz yöntemlerini kullanmaktadır. Hiperspektral görüntüleme, belgelerin yüzeyindeki kimyasal bileşenlerin ve fiziksel değişikliklerin detaylı bir şekilde incelenmesini sağlar. Spektroskopik yöntemler ise, belgelerde kullanılan mürekkep ve kimyasal maddelerin analizini yaparak tahrifatların ve sahteciliklerin belirlenmesine yardımcı olur. Araştırma, bu tekniklerin her birinin tahrifatları tespit etmedeki etkinliğini değerlendirir ve farklı tahrifat türleri için en uygun analiz yöntemlerini belirlemeye çalışır. Ayrıca, çalışma, bu yöntemlerin sahtecilik ve belgede sahtecilik öncesinde ve sonrasında nasıl uygulanabileceğine dair pratik öneriler sunar. Elde edilen bulgular, çekler ve senetler üzerindeki güvenlik açıklarını kapatmak ve bu belgelerin doğruluğunu sağlamak adına önemli veriler sunmaktadır
An examination of the relationship between gender roles, social anxiety, self-esteem and aggression
Bu araştırmanın genel amacı; 18-65 yaş arası bireylerin cinsiyet rollerinin bireylerde sosyal kaygı, benlik saygısı ve saldırganlık düzeyleri ile etkileşimlerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Kayseri ilinde yaşayan 18-65 yaş aralığında rastgele seçilen bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Kayseri ilinde yaşayan 18-65 yaş aralığındaki rastgele seçilen 200 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri (BCRE), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSAÖ), İki Boyutlu Benlik Saygısı Ölçeği (Kendini Sevme ve Öz-Yeterlik Ölçeği-KSÖÖ) ve Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak normallik düzeyine bakılmış ve normal dağılım gösterdiği görülerek parametrik testler kullanılmıştır. Sonuç olarak araştırmada BEM alt boyutları (Sosyal Kabul Edilirlik, Kadınsılık, Erkeksilik) arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuş, ancak kaygı ve kaçınma ile BEM alt boyutları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Kaygı ile kaçınma arasında ise pozitif ve güçlü bir korelasyon gözlenmiştir. Sosyal Kabul Edilirlik, Kadınsılık ve Erkeksellik, kendini sevme ve öz-yeterlilikle anlamlı pozitif ilişkiler göstermiştir. Saldırganlık boyutlarında ise kadınsılık ile düşük düzeyde pozitif, erkeksilik ile ise anlamlı negatif ilişkiler bulunmuştur. Yaş ilerledikçe saldırganlık düzeylerinde belirgin azalma görülürken, kaygı, kaçınma, kendini sevme ve öz-yeterlilik gibi psikolojik değişkenler yaşa bağlı farklılık göstermemiştir. Medeni durumda kaygı ve içsel psikolojik değişkenlerde fark olmazken, bekar bireylerin saldırganlık düzeyleri evli bireylere göre daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyi kaçınma ve sözel saldırganlıkta farklılık yaratırken, diğer değişkenlerde anlamlı etkisi olmamıştır. Çalışma durumu ve gelir düzeyinin psikolojik değişkenlere etkisi ise genel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bulgular, cinsiyet rolleri, saldırganlık ve psikolojik değişkenler arasındaki karmaşık ilişkilerin yaş, medeni durum ve eğitim gibi faktörlerle şekillendiğini ortaya koymaktadır
Yalın yönetim stratejilerini uygulayarak lityum iyon pillerin geri dönüştürülmesi
As the global demand for lithium-ion batteries increases, the urgency has also increased, driven by the rise in EVs and portable devices. From this, we can also evaluate, that the need for effective recycling has also increased. However, we can see that even with the best recycling methods available, we can still see that valuable metals such as lithium, cobalt, and nickel are often lost during procedures in the form of slag of BMU thus contributing to improper disposal or bad resource planning. The adoption of lean management principles through a model can help introduce an effective framework that can highlight time constraints and provide a better solution for improving recycling techniques. We can better manage the Spent-LIBs and thus contribute to a circular economy using our model
Evaluation of factors affecting married women's family planning method attitudes
Bu araştırma, evli kadınların yaşam biçimleri ve sağlık algılarının aile planlaması yöntemlerine yönelik tutumları üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla kesitsel ve ilişki arayıcı desenle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 15 Şubat 2024 – 01 Şubat 2025 tarihleri arasında İstanbul'da bulunan Özel Türkiye Gazetesi Hastanesi'ne jinekolojik muayene amacıyla başvuran 384 evli kadın ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılmayı kabul eden tüm kadınlara Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Tanıtıcı Bilgi Formu, 34 Maddelik Aile Planlaması Tutum Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği olmak üzere toplam dört veri formu doldurulmuştur. Katılımcıların yaş ortalaması 30,57±5,67 olup, yaşları 18 ile 45 arasında değişmektedir. İlk çocuk sahibi olma yaşları ise 16 ile 38 arasında değişmekte olup, ortalama 24,70±3,65 yıl olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %75,9'u (n=284) aile planlaması yöntemlerinin kullanılmasını gerekli bulurken, %68,2'si (n=255) gebeliği önleyici yöntem kullandığını belirtmiştir. Bu çalışmada Aile Planlaması Tutum Ölçeği ortalama puanı 119,23±31,26 olarak bulunmuştur. Yapılan araştırmada katılımcıların Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) toplam puan ortalaması 46,59 ± 10,57 olarak bulunmuştur. Aile Planlaması Tutum Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Araştırma sonucunda, aile planlaması tutumlarının birçok faktörlerden etkilendiği ortaya konmuştur. Özellikle kadının eğitim düzeyi, ekonomik durumu ve eşler arası iletişim gibi etmenlerin, aile planlaması hizmetlerinin etkinliği açısından belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Bunula birlikte sağlık algısı düzeylerinin de aile planlaması tutumu üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, toplumda farkındalık yaratmaya yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin artırılması önerilmektedir
The effect of holistic care programme for risky pregnant women on stress and mental health
Bu araştırmada, riskli gebelere uygulanan bütüncül bakım programının stres ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırma, İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Perinatoloji Servisi'nde, 01.04.2024-31.12.2024 tarihleri arasında, randomize kontrollü ön test-son test modelinde, 100 riskli gebe ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, müdahale (n=50) ve kontrol (n=50) gruplarına ayrılmıştır. Araştırma verileri; Tanıtıcı Bilgi Formu, Neuman Sistemler Modeline Temellenen Riskli Gebeliklerde Algılanan Stres Ölçeği (NSMt-RGASÖ), Kısa Semptom Envanteri (KSE) ve Riskli Gebeliklerde Bütüncül Bakım Programı Değerlendirme Formu ile toplanmıştır. Müdahale grubuna "Riskli Gebeliklerde Bütüncül Bakım Programı" kapsamında ebelik danışmanlığı uygulanmıştır. Araştırmanın müdahale grubunda NSMt-RGASÖ toplam puan ortalaması, danışmanlık öncesi 75.62±23.38 iken danışmanlık sonrası 52.30±14.80'e düşmüş ve bu fark istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bulunmuştur (t=8.545, p<0.001). Kontrol grubunda ise NSMt-RGASÖ toplam puan ortalaması 76.92±21.72'den 72.92±25.37'ye düşmüş ve anlamlı bir fark saptanmıştır (t=2.605, p=0.012). Araştırmanın müdahale grubunda KSE toplam puan ortalaması, ön testte 39.20±24.02'den son testte 16.18±13.35'e düşmüştür (t=-5.666, p<0.001), kontrol grubunda ise 41.60±28.92'den 37.02±33.50'ye düşmüştür ve bu bulgular istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bulunmuştur (t=-3.863, p<0.001). Müdahale grubunda NSMt-RGASÖ ve KSE alt boyut puanlarında istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bir düşüş saptanmıştır (p<0.001). NSMt-RGASÖ ve KSE puan ortalamaları ve alt boyutları arasında ileri düzeyde, pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.001). Sonuç olarak, riskli gebelere yönelik bütüncül bakım programının, riskli gebelerde stres ve ruh sağlığı üzerinde etkili olduğu; müdahale grubundaki gebelerin stres ve ruh sağlığı semptomlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir