Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    Investigation of the impact of adolescents' collective self-esteem on ethnic identity and family ethnic socialization level

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, 12-18 yaşlarındaki ergenlerin kolektif benlik değerinin etnik kimlik ve aile etnik sosyalleşme düzeyi üzerindeki etkiyi incelemektir. 12-18 yaşlar ergenlerin kimlik gelişimi oluşumunda kritik bir dönemdir. Bu dönemde, ergenler toplumsal normları, değerleri ve grup kimliklerini keşfetmeye başlarlar. Etnik kimlik, ergenlerin sosyal etkileşimlerini, aidiyet duygularını ve kendilik algısını şekillendiren önemli bir faktördür. Bu çalışma, ergenlerin kolektif benlik değerinin etnik kimlik ve aile etnik sosyalleşme düzeyi üzerindeki etkiyi inceleyerek sosyal etkileşimler, grup dinamikleri ve ergenlerin kendilik algıları üzerinde durmaktadır. Çalışmanın örneklem grubunu Şırnak il, ilçe ve köyleri ile Mardin ili ve Midyat ilçesinde yaşayan 12-18 yaş aralığında olan 134 ergen oluşturmaktadır. Etnik Kimlik Ölçeği, Ailevi Etnik Sosyalleşme Ölçeği ve Kollektif Benlik Değeri Ölçeği ve anketler birebir görüşme yapılarak doldurulmuş ve toplanan veriler, SPSS 26.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grup içeren karşılaştırmalarda tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Dağılımın homojen olmadığı durumlarda Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Etnik kimlik ve gelişim arasındaki ilişkiyi saptamak gayesiyle Pearson korelasyon yöntemi kullanılmıştır. Normallik sınaması için çarpıklık, basıklık değerleri ve histogramlar incelenmiştir. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0.05 ve 0.001 olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, ergenlerin etnik kimliklerine yönelik yüksek farkındalık ve olumlu bir bağ geliştirdiklerini ortaya koyarken, bilgi edinme faaliyetlerine katılımın daha düşük olduğu görülmektedir. Ailevi Etnik Sosyalleşme ölçeği (AESÖ) bulgularında, ailelerin etnik kültürel mirası hem açık (değerlerin doğrudan aktarımı) hem de örtük (günlük yaşam ve sosyal çevreyle dolaylı temsil) yollarla aktardığını göstermektedir. Kolektif Benlik Değeri (KBDÖ) ölçeği bulguları ise, ergenlerin etnik kimliklerini bir gurur kaynağı olarak gördüklerini ve bu kimliğin benlik algılarında önemli bir yer ii tuttuğunu göstermektedir. Sonuç olarak, ailelerin etnik sosyalleşme çabaları ve ergenlerin etnik kimliklerini benimseme düzeyleri, kolektif benlik değerini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu araştırma, ergenlerin kolektif benlik değerinin etnik kimlik ve aile etnik sosyalleşme düzeyi üzerindeki etkisini göstermiş olup, çalışmanın sonraki yapılan araştırmalara önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir

    Examining the effect of individuals artificial intelligence perceptions on psychological resilience and anxiety

    No full text
    Bu araştırmada bireylerin yapay zekaya yönelik algılarının psikolojik sağlamlık ve kaygı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Türkiye genelinde gerçekleştirilmiş olup, online veri toplama süreci ile yürütülmüştür. Örneklem 105'i kadın 29'u erkek olmak üzere toplamda 134 gönüllü katılımcıdan oluşmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Yapay Zekaya Yönelik Tutumlar Ölçeği, Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği ve Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, bireylerin sahip oldukları çocuk sayısı ile yapay zekâya yönelik kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu kapsamda, çocuk sayısı azaldıkça yapay zekâya ilişkin kaygı düzeyinin arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, bireylerin yapay zekâya yönelik olumsuz tutumlarının, yapay zekâ kaygısını artırıcı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, bireylerin yapay zekâ kaygısına karşı psikolojik sağlamlık düzeylerinin yüksek olduğu da ortaya konmuştur. Araştırma, gelir düzeyinin de yapay zekâ kaygısı üzerinde etkili bir değişken olduğunu göstermektedir. Araştırmanın devamında, yapay zekâ kaygısı yüksek olan bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha düşük olduğu, yapay zekâya yönelik tutumları olumsuzlaştıkça kaygı düzeylerinin arttığı ve psikolojik sağlamlıklarının azaldığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, yapay zekâya ilişkin kaygıların azaltılması amacıyla bireylerin ve kurumların yapay zekâ okuryazarlığını ve farkındalığını artıracak eğitim programlarının yaygınlaştırılması önerilmektedir

    Examining the relationship between attachment styles, emotion regulation skills, and stress coping attitudes in adults

    No full text
    Bağlanma stilleri, duygu düzenleme becerileri ve stresle başa çıkma tutumları üzerinde etki yaratmaktadır. Literatürde güvenli bağlanma sağlıklı başa çıkma stratejileri ile ilişkilendirilirken, güvensiz bağlanma olumsuz duygu düzenleme stratejileri ile ilişkili görülmektedir. Bu durum yetişkinlerde bağlanma stillerinin duygu düzenleme ve stresle başa çıkma arasındaki etkileşimini anlamanın önemli olduğunu göstermektedir. Bu bilgilerden hareketle hazırlanan bu çalışmanın amacı yetişkinlerde bağlanma stillerinin duygu düzenleme becerisi ve stresle başa çıkma tutumları ile olan ilişkisini inceleyebilmektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. 260 yetişkin katılımcıdan toplanan verilerin elde edilmesinde Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği (ÜBBSÖ), Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve Stresle Başa Çıkma Yöntemleri Ölçeği (SBÇYÖ) ölçekleri kullanılmıştır. Gerçekleştirilen istatistiksel analizler ise betimsel istatistikler, korelasyon ve grup karşılaştırmaları şeklinde uygulanmıştır. Yapılan veri analizleri güvenli bağlanmanın duygu düzenleme stratejileri ile pozitif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte güvenli bağlananların stresle başa çıkma konusunda problem çözme ve sosyal destek arama stratejilerinden daha fazla faydalandığı ortaya koyulmuştur. Diğer taraftan kaçınan bağlanma ve diğerlerini suçlama, duyguları bastırma gibi olumsuz duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif ilişki olduğu bulunmuştur. Kaygılı bağlananlar ise stresle başa çıkma konusunda daha pasif eğilimler sergilemektedir. Bütün bu bulgular güvenli bağlanmanın kişinin psikolojik uyumunu artıran koruyucu bir faktör olduğunu göstermektedir. Güvensiz bağlanma biçimleri ise temelde bir risk unsuru olarak değerlendirilebilir. Elde edilen sonuçlar bağlanma kuramının yetişkinlik dönemindeki işlevselliğini destekler niteliktedir. Araştırmada elde edilen nicel sonuçların daha sonra gerçekleştirilecek çalışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir

    Nijerya'daki akk (ajaokuta-kaduna-kano) doğal gaz projesinin değerlendirilmesi: mühendislik yönetimi açısından bakış ve gelecek etkileri

    No full text
    The Ajaokuta-Kaduna-Kano (AKK) Gas Pipeline Project represents a pivotal development in Nigeria's energy infrastructure, aimed at enhancing domestic gas utilization, industrial expansion, and national energy security. Spanning 614 kilometers and designed to transport pipeline-quality natural gas at a minimum pressure of 1,000 psig, the AKK pipeline connects the southern gas-rich region of Ajaokuta to the northern commercial hub of Kano. This study assesses the project from an engineering management perspective, analyzing financial viability, operational frameworks, and future implications for national development. Using a descriptive survey research design, data were collected from 370 stakeholders including engineers, project managers, government officials, and environmental analysts selected through stratified random sampling. A structured questionnaire, validated for reliability using Cronbach's Alpha (α = 0.89), facilitated the collection of both quantitative and qualitative data. The study identifies key challenges such as infrastructure deficits, environmental concerns, funding constraints, and operational inefficiencies. However, it also highlights the project's potential to drive industrialization, reduce gas flaring, and serve as a model for sustainable energy infrastructure in Nigeria. Findings suggest that robust engineering management practices, strategic policy support, and stakeholder engagement are crucial to maximizing the project's long-term impact. The study concludes with recommendations for improving project delivery, strengthening environmental compliance, and enhancing national energy policy frameworks

    The predictive role of centrality of the event, the meaning in life, and post-traumatic stress on post-traumatic growth in those who survived the 2020 izmir earthquake

    No full text
    Bu araştırmanın temel amacı yetişkin bireylerde olayın merkeziliği, yaşamda anlam ve travma sonrası stres belirtilerinin travma sonrası büyüme üzerindeki yordayıcı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırma 2020 İzmir depremini yaşamış 18-65 yaşları arasında (Ort.=33.52, SS=11.71) %70,1'i kadın (n=286), %29,9'u erkek (n=118) ve %1'i belirtmek istemiyorum (n=4) olmak üzere 408 yetişkin birey ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Travma Sonrası Büyüme Envanteri, Olayların Etkisi Ölçeği Gözden Geçirilmiş Formu, Yaşamda Anlam Ölçeği ve Olayların Merkeziliği Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans ve betimleyici istatistik analizi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Korelasyon analizlerine bakıldığında travma sonrası büyümenin travma sonrası stres, olayın merkeziliği ve yaşamda anlam ile pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu saptanmıştır. Yapılan çoklu doğrusal regresyon analiz sonuçları, olayların merkeziliğinin ve yaşamda anlam değişkeninin "var olan anlam" alt boyutunun travma sonrası büyüme üzerinde en güçlü yordayıcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu değişkenler travma sonrası büyümeyi %58 oranında açıklamaktadır. Buna karşılık, travma sonrası stresin alt boyutları (kaçınma, yeniden yaşantılama ve aşırı uyarılma) ile yaşamda anlam değişkeninin "bulunmaya çalışılan anlam" alt boyutu travma sonrası büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yordayıcı olarak bulunmamıştır. Bu çalışmanın, olayın merkeziliği, yaşamda anlam ve travma sonrası stresin, travma sonrası büyüme üzerindeki ilişkisel etkilerini birlikte inceleyen öncül araştırmalardan biri olması bakımından alanyazına katkı sunacağı ve gelecekteki çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir

    The effects of family ties and gender on high-skilled migration: The case of academics working in Istanbul

    No full text
    Göçün temelinde bireylerin daha iyi koşullara sahip ülkelere gitme isteği yatmaktadır. Bu doğrultuda ise her yıl binlerce insan göç etmektedir. Fakat bunun yanı sıra sahip olduğu koşullardan tam anlamıyla memnun olmasa da kalmayı tercih edenler de bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında amaç, Türkiye'den son yıllarda giderek artan yüksek nitelikli göçün/beyin göçünün araştırılmasıdır. Literatürde yapılan diğer tez çalışmaları ve makaleler göz önünde bulundurularak çalışmanın çerçevesi daraltılarak literatüre katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Aile bağları, cinsiyetin ve akademisyenlik mesleğinin göç etme/etmeme kararındaki etkisinin incelendiği bu çalışmada, klasik göç teorileri, yapı- fail ikiliği, mikro-makro ikiliği ve insaniyetçi-milliyetçi model ile konu teorik zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul'da aktif olarak görev alan 12 akademisyen ile nitel araştırma yöntemi olan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında kadın-erkek, doğa bilimleri-sosyal bilimler, vakıf-devlet üniversitesi ve unvan dağılımına dikkat edilerek 30-50 yaş aralığındaki akademisyenler örnekleme dahil edilmiştir. Araştırma sonucunda ise teze başlamadan önceden ortaya koyulan argümanlar büyük ölçüde desteklenmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda ülkemizde akademisyenlik mesleğinin sahip olduğu şartlar ve aile bağları ile anlamlı ve doğrudan ilişki bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile de dolaylı olarak bağlantı kurulmuştur. Katılımcıların yüksek nitelikli geriye göçünde ve göç etmemelerinde etkili olan en büyük etkinin aile bağları olduğu ortaya koyulmuştur. Göç ve akademisyenlik mesleğinin koşulları arasındaki ilişkinin anlamlı bulunmasında gelirin tatmin edici olmaması, yeterli motivasyonun sağlanamaması, imkan kısıtlılığı ve akademide niceliğin nitelikten daha fazla önemsenmesi gibi sebepler yer almaktadır

    Examination of the tronlink hot wallet on İOS devices from a digital forensics perspective

    No full text
    21.'nci yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna yaklaştığımız bu yıllarda, 2000'li yılların başında internetin yaygınlaşması neticesinde ilk olarak bilgisayarların, daha sonrada cep telefonlarının yaşam şeklimizi değiştirecek şekilde hayatımıza nüfuz ettiği gibi bu sefer de cep telefonlarının ya da genel tabiriyle mobil bilişim cihazlarının yaygınlaşması neticesinde, Blockchain(Blokzincir), IOT(Nesnelerin interneti), Cloud(Bulut Bilişim Sistemi), akıllı kontratlar gibi yenilikler hayatımıza nüfuz etmektedirler. Şu anda nasıl internet üzerinden mobil uygulamalar aracılığıyla bankacılık hizmetlerine erişim hayatımızı kolaylaştıran bir unsur haline geldiyse, Blockchain(Blokzincir) teknolojisinin sağlamış olduğu altyapı ile gerek kripto paralar ile alım-satım işlemleri gerekse akıllı kontratlar yardımıyla günlük yaşantımızda bizlere bu konularda daha az zaman harcamamıza imkân sağlayarak kolay kolay vazgeçemeyeceğimiz gereklilikler haline gelecek yenilikler olmaya aday teknolojilerdir. Bu çalışmada, Blokzincir ve Bitcoin kavramlarının, adli bilişim uzmanlarının karşısına ne şekilde çıkabileceği incelenmiştir. Meydana gelen yenilikler özel hayatımızda büyük kolaylıklar sağladığı gibi diğer bir yandan ise bu yenilikler, adli bilişim uzmanlarına gelebilecek delillerin incelenmesi kapsamında analizleri yapacak olan uzmanların çağın gerektirdiği şekilde kendilerini bilimsel gelişmelerin sıkı bir takipçisi ve uygulayıcısı olma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. Kripto paraların her ne kadar insanların hayatlarını daha kolay hale getirmek için oluşturulduğu iddia ediliyorsa da, adli bilişim uzmanlarına ağır bir sorumluluk da getirmektedir. Her geçen gün sayıları artan kripto varlıkların, arka planında bulunan blokzincir teknolojisinin sürekli olarak güncellenmesi ve yenilenmesi ile adli bilişim uzmanlarından yeterli tecrübeye bir an önce ulaşmaları adil bir değerlendirme için herkes tarafından beklenmektedir. Öncelikle dünya genelinde yaygın olarak kullanılan kripto para cüzdanlarının (Soğuk/Kağıt, Sıcak ve Donanım cüzdan) kullanım şekillerini açıklamak ve sıcak cüzdan üzerinde çeşitli transfer/görüntüleme işlemlerinin yapılarak, cep telefonu üzerinde oluşan adli kanıtların tespit işlemlerinin gerçekleştirme etkileri gösterilmiştir. Bu kapsamda, sıcak cüzdan olarak Tronlink platformu kullanılarak sıcak cüzdan hesabı oluşturulmuş, kurulum işlemlerinin gerçekleştirilmesi üzerine cüzdan üzerinden (cep telefonu içerisinde kurulu iken) kripto para transfer işlemleri gerçekleştirilmiştir. İşlemlerin tamamlanması üzerine UFED adli bilişim yazılımı ile cep telefonunun kopyası alınmıştır. İşlemler sonucunda kripto para cüzdanlarının UFED adli bilişim yazılımı ile incelemesi gerçekleştirilmiştir. İncelemeler sonucunda sıcak cüzdan üzerinde bulunan hesap ve kullanıcı bilgileri kullanılmak suretiyle yapılan tüm transfer işlemlerine ulaşılmıştır. Yapılan bu çalışmaların sonuçlarının, adli bilişim incelemelerinde bulunan uzmanlara fayda ve katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir

    Nizāmī Ganjavi's sufi identity and views

    No full text
    Farsça edebiyatın en mâhir şâirlerinden, Türk dünyasının dâhi bilgelerinden olan Nizâmî Gencevî, dünya edebiyatı tarihinde Homeros, Firdevsî, Ali Şîr Nevâî ve Shakespeare gibi şâirlikte en üst seviyeye ulaşmış söz üstatlarından biri olarak kabul edilmektedir. Uzmanların ortak görüşüne göre, Nizâmî Gencevî'nin beş mesnevîden oluşan Penc Genc/Hamse isimli başyapıtı, edebî bir şaheser olmanın yanı sıra çeşitli bilim dallarına ilişkin zengin ilmî veriler ve derin hikmet hazîneleri de ihtivâ etmektedir. Şâirin hayatı ile ilgili günümüze ulaşmış yazılı kaynakların çok kısıtlı olmasından dolayı onun millî ve sûfî kimliğiyle birlikte birçok dile çevrilmiş, üzerine yüzlerce nazîre yazılmış, sayısız araştırmalara konu olmuş mesnevîlerinin tasavvufî niteliği son yüzyılda farklı platformlarda yoğun tartışmalara konu olmuştur. Literatür taraması, şâirin mesnevîlerinin tasavvufî bakış açısıyla detaylı olarak incelenmesinin günümüze dek yapılmadığını göstermiştir. Bu çalışmada, şâirin mesnevîleri orijinal metinlerden yakın okumalar yapılarak ve onlara yazılmış şerhlerden faydalanılarak incelenmiş, eserlerinde tasavvufî altyapının bulunup bulunmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Nizâmî Gencevî'nin ciddî tasavvufî eğitimden geçmiş bir sûfî, devrinin hükümdarlarına seyrüsülûk yaptırmış bir mürşit olduğu ve eserlerinde tasavvufî görüşlerini farklı idrak seviyelerinden olan insanlar için ayrı ayrı ele aldığı; dînî kavramlara şeriat, tarîkat ve hakîkat mertebelerinden yaklaşarak hem kelâmî hem de tasavvufî açıklamalar sunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Nizâmî'nin tasavvufî görüşleri, onun döneminde Azerbaycan coğrafyasında etkili olmuş Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr, Cüneyd-i Bağdâdî, İmam Gazzâlî gibi meşhur sûfîlerin görüşleriyle karşılaştırılmış, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, İbnü'l-Arabî ve takipçilerinin Vahdet-i Vücud anlayışıyla mukayeseli olarak değerlendirilmiştir

    The role of affective temperament characteristics in the impact of social exclusion on negative emotions in adolescents: A view from a neurodevelopmental perspective

    Get PDF
    Sosyal dışlanma, gelişim psikolojisi ve klinik alanlarda sıklıkla incelenmiş bir konu olmasına rağmen, gelişimsel nörobilim ve bireysel farklılıklar perspektifinden yeterince derinlemesine ele alınmamıştır. Bu çalışma, sosyal dışlanmanın ergenlik dönemindeki duygusal etkilerini anlamaya çalışırken, konuyu nörogelişimsel bir bağlamda ele alarak gelişim psikolojisi ve nörobilim literatürü arasında köprü kurmaktadır. Sosyal ilişkilerin en hassas biçimde yaşandığı ergenlik dönemine ışık tutmakta, mizaç özellikleri ve psikolojik sağlamlık gibi bireysel farklılıkları merkeze alarak bu alana yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır. Olumsuz duygular, ergenlik döneminde sosyal ilişkilerde ortaya çıkan hassasiyeti yansıtan bir duygu durumu olduğu için bu çalışmada bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, sosyal dışlanmanın ergenlerde olumsuz duygular üzerindeki etkisini incelemek ve bu süreçte afektif mizaç özelliklerinin rolünü, psikolojik sağlamlık ve aile için ilişkiler gibi aracı psikolojik mekanizmalar üzerinden değerlendirmektir. Çalışmada sosyal dışlanma, senaryo aracılığıyla iletilerek katılımcıların hissettikleri olumsuz duygular özbildirim yöntemiyle değerlendirilmiştir. Katılımcıların mizaç özellikleri ve bireysel farklılıkları, Afektif Sinirbilim Kişilik Ölçeği Kısa Formu ve Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılarak ölçülmüştür. Bu değişkenlerin sosyal dışlanma ile olumsuz duygular arasındaki ilişkideki rolleri istatistiksel olarak incelenmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgular, sosyal dışlanmanın ergenlerde öfke, üzüntü, kızgınlık ve içerleme gibi olumsuz duyguları anlamlı şekilde artırdığını göstermektedir. Ayrıca, sevgi ve korku mizaç özelliklerinin sosyal dışlanma ile içerleme duygusu arasındaki ilişkide anlamlı aracı roller üstlendiği ortaya konmuştur. Bu durum, mizaç özelliklerinin sosyal dışlanmaya verilen duygusal tepkiler üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, aile içi destekleyici deneyimlerin psikolojik dayanıklılığı artırarak, sosyal dışlanma sonrası olumsuz duyguların düzenlenmesinde dolaylı bir rol oynadığı görülmektedir

    The relationship between perceived stress level and job satisfaction of healthcare personnel working in emergency call centers and nicotine addiction

    No full text
    Bu çalışmanın amacı 112 Acil Çağrı Merkezinde görev yapan sağlık personelinin Algılanan Stres Düzeyi ve Mesleki Doyumlarının Nikotin Bağımlılığı ile ilişkisini sosyodemografik özellikler ele alınarak araştırmak olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi gönüllü 98 sağlık personeli oluşturmaktadır. Psikiyatrik ilaç tedavisi gören personel çalışmadan dışlanmıştır. Yapılan bu araştırmada veri toplama aracı olarak Fagerström Nikotin Bağımlılığı Testi, Algılanan Stres Ölçeği, Mesleki Doyum Ölçeği ve sosyodemografik formu kullanılmıştır. Çalışmada veri analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmanın verileri normallik varsayımları açısından Kolmogorv-Smirnov testi ile değerlendirilmiş ölçek puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek için nonparametrik testlerden Spearman korelasyon analizi yapılmıştır. Bu çalışmada elde edilen bulgulara göre 112 Acil Çağrı Merkezinde görev yapan sağlık personelinin (n=98) Algılanan stres düzeyleri ile mesleki doyum puanları arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p=0.008). Demografik değişkenlere göre kadınların mesleki doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. 1 yıldan az çalışan sağlık personeli ile 5-10 yıl arası çalışan personel arasında mesleki doyum ölçeği toplam puanları çalıştıkları yıl açısından anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p=0.042). Sigara kullanan sağlık personellerinde (n=31) Algılanan stres düzeyi ölçeği toplam puanı ile Fagerström nikotin bağımlılığı testi toplam, mesleki doyum ölçeği toplam, mesleki doyum ölçeği-niteliğe uygunluk ve mesleki doyum ölçeği-gelişme fırsatı puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Fagerström nikotin bağımlılığı testi toplam puanı ile mesleki doyum ölçeği toplam ve alt boyutları arasında da anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05)

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇