Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    An evaluation of office workers' emergency self-efficacy from an occupational safety perspective

    No full text
    Bu araştırma, ofis çalışanlarının acil durumlara ilişkin öz yeterlilik algılarını inceleyerek, bu algının iş sağlığı ve güvenliği bağlamındaki yansımalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kurumsal güvenlik kültürünün oluşumunda bireysel yeterliliğin oynadığı rol temel alınarak, çalışanların bilgi, beceri ve tutum düzeylerinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma, Türkiye'de faaliyet gösteren büyük ölçekli bir perakende firmasının genel merkezinde görev yapan 90 ofis çalışanının katılımıyla gerçekleştirilmiş ve veriler yapılandırılmış bir anket yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirliği Cronbach's Alpha katsayısı ile ölçülmüş ve ters kodlama işlemi sonrasında 0.817 düzeyinde yüksek bir iç tutarlılık değeri elde edilmiştir. Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sonucunda üç faktörlü bir yapı tespit edilmiş ve bu faktörler "Bilgi ve Beceri", "Psikolojik Öz Yeterlilik" ve "Eğitim-Tutum" başlıklarıyla adlandırılmıştır. Katılımcıların %96,7'sinin daha önce iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığı, %81,1'inin ise acil durum tatbikatına katıldığı belirlenmiştir. Ayrıca, cinsiyet, eğitim düzeyi ve acil durum ekip üyeliği gibi değişkenlerin öz yeterlilik düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkiler yarattığı görülmüştür. Özellikle eğitim düzeyi yüksek olan bireylerin bilgi ve beceri düzeylerinin daha güçlü olduğu saptanmıştır. Araştırma bulguları, çalışanların yalnızca bilgi temelli değil, deneyim ve uygulamaya dayalı süreçlerle de desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. İş güvenliği bağlamında öz yeterliliği geliştirmeye yönelik eğitimlerin içerik ve katılım yönüyle yeniden yapılandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır

    GBA1 variants and Parkinson’s Disease: A dual approach combining clinical data and literature review

    No full text
    Aim: The GBA1 (ENSG00000177628) gene, a key susceptibility gene in Parkinson’s disease (PD) and closely linked to Gaucher disease, has garnered significant research attention over the past two decades. Mutations in GBA1 are associated with an elevated risk of developing PD. This study aims to elucidate genetic mutations related to PD in a cohort of patients undergoing clinical exome analysis. We aimed to investigate the clinical and genetic profiles of patients with Parkinson’s disease, focusing on GBA1 gene mutations and additional neurodegenerative-related genetic alterations. Materials and Methods: Fourteen patients with a preliminary diagnosis of Parkinson's disease underwent clinical exome analysis. The research included genetic testing to identify variants of uncertain significance, likely pathogenic mutations, and pathogenic mutations in the GBA1 gene. Further genetic alterations were evaluated in patients with positive GBA1 mutation results. Results: 14 out of 177 diagnosed individuals had GBA1 mutations. The group had 8 men and 6 women with a mean onset age of 53.7 years. Tremor, stiffness, bradykinesia, hypomimia, and postural instability predominated. Dopamine agonists were often administered for symptoms. Disorders like depression, anxiety, hypercholesterolemia, and diabetes were frequent. GBA1 gene study found many missense variants, with the p.Asn409Ser (N370S) mutation being the most common. Four individuals also had mutations in EIF4G1, APP, and SLC20A2, demonstrating a complex genetic landscape affecting PD. Conclusion: Our research highlights PD's genetic diversity, particularly GBA1 mutations' role in disease onset and progression. Additional genetic variants may worsen PD symptoms. Further research is needed on these mutations' pathogenicity and consequences on patient care.https://dergipark.org.tr/tr/pub/etd/issue/92025/158342

    Sağlık çalışanlarında probiyotik besin tüketiminin mikrobiyota farkındalığı ve gastrointestinal semptomlar ile ilişkisi

    No full text
    Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının probiyotik besin tüketiminin incelenerek mikrobiyota farkındalığı ve gastrointestinal semptomlar ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: 305 sağlık çalışanının dahil edildiği bu çalışmada; sosyodemografik özellik soruları, probiyotik besin ile ilgili anket, Gastrointestinal Semptom Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ) ve Mikrobiyota Farkındalık Ölçeğinden (MFÖ) oluşan anketler sağlık çalışanlarına yüzyüze uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS v26 istatistik paketi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada sağlık çalışanlarının peynir, yoğurt, salamura zeytin ve ayran gibi probiyotik besinleri daha sık tükettiği; boza, Kamboçya çayı ve kımızı ise daha az tükettiği bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının çoğu probiyotik besinleri tükettiğini ve faydalı bulduğunu bildirmiştir. Sağlık çalışanlarında; probiyotik besin tüketim sıklığı arttıkça MFÖ toplam ortalama puanı ve genel bilgiler, ürün bilgisi, kronik hastalık, probiyotik ve prebiyotik alt boyut ortalama puanının arttığı; GSDÖ toplam ve karın ağrısı alt boyut ortalama puanlarının ise azaldığı saptanmıştır (p<0,05). Ayrıca klinisyenlik, obezite, yüksek lisans mezunu olma ve gelir durumu faktörleri ile MFÖ arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Sağlık çalışanlarının probiyotik besin tüketimlerinin mikrobiyota farkındalığı ve gastrointestinal sistem semptomları ile ilişkili olduğu kanısına varılmıştır

    Examining the verbal fluency skills and executive function abilities of children with developmental language disorder

    No full text
    Sözel akıcılık, bireyin belirli bir süre içerisinde belirli kurallar çerçevesinde kelime üretebilme kapasitesini ifade ederken, yürütücü işlevler bireyin planlama, dikkat kontrolü, inhibisyon ve bilişsel esneklik gibi üst düzey bilişsel süreçlerini kapsar. Bu çalışma, gelişimsel dil bozukluğu (GDB) olan 4-6 yaş aralığındaki çocukların sözel akıcılık becerileri ve yürütücü işlev becerilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, araştırmaya GDB tanısı almış 35 okul öncesi çocuk katılmıştır. Katılımcıların dil becerileri Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi (TODİL), sözel akıcılık becerileri semantik ve fonemik akıcılık testleri, yürütücü işlev becerileri ise ebeveyn gözlemine dayalı Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri (ÇDYİE) ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde SPSS-27 programı kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bulgular, GDB'li çocukların semantik ve fonemik akıcılık performanslarının yaşla birlikte arttığını, ancak cinsiyet değişkeninin anlamlı bir farklılık yaratmadığını göstermektedir. Yürütücü işlev becerileri açısından ise yaş ve cinsiyetin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Bununla birlikte, yürütücü işlev becerileri ile sözel akıcılık becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu sonuçlar, yürütücü işlev becerilerinin dil üretimini doğrudan etkileyen temel bir faktör olmayabileceğini veya bu yaş grubunda bu etkinin henüz belirginleşmemiş olabileceğini düşündürmektedir

    Prophetic Love in the Works of M.D. Halûk Nurbâki Resûlullah'ı Nasıl Bilirsin and Fahr-i Kâinat Efendimiz

    No full text
    Bu çalışmada İkinci Dünya Savaşı sonrası döneminin önemli hekimlerinden, ilim adamı, yazar, sufi ve yüreği her daim Hz. Peygamber aşkı ile yanan, yaptığı her işe aşkını aksettiren Dr. Halûk Nurbâki'nin, Resûlullah'ı Nasıl Bilirsin ve Fahr-i Kâinat Efendimiz eserlerinde yer alan Hz. Peygamber muhabbeti incelenmiştir. Bu araştırma ile Dr. Halûk Nurbâki'nin hayatı, eserleri, mücadele ortamı araştırılmış, Dr. Halûk Nurbâki konulu tez ve makaleler, bu tezde incelemek için seçilen kitaplar ile bu kitaplarda Hz. Peygamber muhabbetine dair örnekler öncelikle tespit edilmiş, sonrasında önemli bulunanlar ayrıntılı olarak incelenmiştir

    The mediating role of perception of stuttering severity in the relationship between negative thoughts and beliefs and willingness to communicate in adults who stutter

    No full text
    Bu araştırma, kekemelik yaşayan yetişkin bireylerin olumsuz düşünce ve inançları ile iletişim kurma isteği arasındaki ilişkide, bireylerin kendi konuşmalarındaki kekemelik şiddetine ilişkin algılarının aracılık rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Bu araştırmada, korelasyonel tarama modeli çerçevesinde, bağımsız değişkenler (kekemelik algısı ve olumsuz düşünceler), bağımlı değişken (iletişim kurma isteği) ve aracılık değişkeni (kekemelik algısının aracılık rolü) arasındaki ilişkileri incelenmiş ve bu ilişkilerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu belirlemeye çalışılmıştır. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri, kekemeliği olan 57 yetişkin birey katılmıştır. Veri toplama araçları arasında Demografik Bilgi Formu, UTBAS-TR, İletişime Gönüllülük Ölçeği ve Kekemelik Şiddeti Skalası yer almaktadır. Kekemelik yaşayan yetişkin bireylerin kekemeliğe yönelik olumsuz düşünce ve inançları ile iletişim kurma istekleri ve kekemelik şiddeti algıları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bulgular, olumsuz düşünce ve inançların iletişim kurma isteğiyle anlamlı ve negatif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Aynı şekilde, olumsuz düşünce ve inançların kekemelik şiddeti algısıyla pozitif yönde anlamlı ilişkisi bulunmuştur. Ancak kekemelik şiddeti algısının, olumsuz düşünce ve inançların iletişim kurma isteği üzerindeki etkisinde aracılık rolü oynamadığı tespit edilmiştir

    Investigation of fraternal twins' ability to imitate each other's handwriting and the ability of forensic experts to distinguish between their handwritings

    No full text
    El yazısı, kişilerin o anki ve genel anlamdaki duygu, düşünce ve alışkanlıklarımızın bir kalem hareketiyle kâğıda aktarılmış hali olup bu aktarımları yapan kişilerde karakteristik bir özellik gösterir. Bireylerin yazıları arasında benzerlik söz konusu olsa da tamamen aynı olamayacağı bilimsel olarak birçok projede araştırılmış ve ispatlanmıştır. Bu tezin amacı çift yumurta ikizlerinde birbirlerinin el yazılarını taklit edebilme durumlarının araştırılması ve resmi bilirkişilerin çift yumurta ikizlerinin el yazılarını ayırt etme yeteneğinin tespit edilmesidir. Literatürde geçen genetik benzerliklerin el yazılarının üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı ve el yazılarının birbiri ile olan benzerliklerinde hangi faktörlerin etkisinin olduğuyla alakalı araştırmalar bulunmaktadır fakat bu araştırmamda genetik faktörlere ilaveten eğitim görülen ortamın etkisi ve sosyal zaman geçirme sıklığı da araştırmaya ilave edilerek bu gibi faktörlerin çift yumurta ikizlerinin birbirlerinin yazı alışkanlıklarını ve karakteristiklerini taklit etmeye etkileri ve resmi bilirkişilerin çift yumurta ikizlerinin el yazılarını ayırt etme yeteneği araştırılacaktır. Bu araştırmalar doğrultusunda suçun aydınlatılması hususunda adalet mekanizmasının doğru işlenmesine ve şüpheli bir durum söz konusu olduğunda şüpheli kişilerin el yazıları incelenirken, çift yumurta ikizi varsa bu suçun aydınlatılmasında ikizinin el yazısının incelemeye dahil olup olmayacağı, bu el yazısının taklit edilip edilemeyeceğiyle alakalı bir verinin ortaya konulması ve bu araştırmanın suçun aydınlatılmasında pay sahibi olabilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada küçük ve büyük harf içeren yaklaşık 250 kelime ve 1700 harften oluşan Platon'un yazdığı Sokrates'in Savunması adlı eserin 1.bölümünün Doğan Kitabevi'nin basım şartlarına göre çizgisiz A4 kağıdına Pensan Büro 1.0 mm Mavi tükenmez kalemle yazacaklardır. İkizlerden alınan yazı örneklerinden inceleme için uygun olanlar taranacak ve 30 çift yumurta ikizi yazılan toplamda 60 adet el yazısı değerlendirilmeye alınacaktır. İkizler önce kendileri metni yazacak sonrasında ikizinin yazı örneğine bakarak ikizinin yazısını taklit etmeye çalışarak aynı metni bir daha yazacaklardır. Elde edilen yazı örnekleri VSC 8000 cihazıyla harfler şekil, Kalem kaldırış noktaları, Başlangıç ve bitiş noktalarına bakılarak incelenecektir

    Examination of trauma symptoms and collectivist coping styles in caregivers of children diagnosed with cancer

    No full text
    Bu araştırma, kanser tanısı almış çocukların yetişkin bakım verenlerinde travma belirtilerinin varlığını ve yoğunluğunu değerlendirmeyi, ayrıca bu bireylerin kullandıkları kolektivist başa çıkma stillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bakım verenlerin sosyodemografik özellikleri, aile yapısı ve çocuğun hastalık süreci ile travma belirtileri ve başa çıkma stilleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, kesitsel tasarımda ve ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiş olup veriler nicel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma Kanserli Çocuklara Umut Vakfı'na (KAÇUV) kayıtlı ve kanser tanısı almış en az bir çocuğa bakım veren 567 yetişkin ile yürütülmüştür. Katılımcılara sosyodemografik bilgi formu, Olayların Etkisi Ölçeği ve Kolektivist Başa Çıkma Stilleri Envanteri uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 30.0 programı kullanılarak bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %74,8'i kadın, %52,7'si 35-44 yaş grubundadır. Bakım verenlerin %93,7'si evli olup %30,9'u 25-34 yaş aralığındadır. Olayların Etkisi Ölçeği'nden elde edilen sonuçlara göre, bakım verenlerin ortalama travma skoru 48,52±18,31 olup katılımcıların %89,1'i (n=505) belirlenen kesme puanı olan 24'ün üzerinde skor alarak yüksek travma belirtileri göstermiştir. Kolektivist Başa Çıkma Stilleri Envanteri sonuçlarına göre en çok kullanılan başa çıkma yöntemi aile desteği ve din-maneviyat alt boyutları olmuştur. Elde edilen bulgular, travmatik olayların etkisiyle başa çıkmada kolektivist başa çıkma stratejilerinin çeşitli yönleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu durum kolektivist başa çıkma stratejilerinin travma düzeyini azaltıcı etkisi olduğunu göstermektedir. Sonuç: Kanser tanısı almış çocuklara bakım veren bireyler yüksek düzeyde travma belirtileri sergilemekte olup kolektivist başa çıkma stilleri ile bu belirtileri hafifletme eğilimindedirler. Özellikle aile desteği ve manevi inançların travma yönetiminde önemli rol oynadığı görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda, bakım verenlere yönelik psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi önerilmektedir

    Küçük şirketlerde kurumsallaşma

    No full text
    This thesis explores how small companies institutionalize formal structures, routines, and values to achieve organizational stability, legitimacy, and improved performance. It analyzes seven case studies across sectors like construction, retail, and tech institutional theory frameworks. The research finds that successful institutionalization enhances consistency, stakeholder trust, and decision-making while cautioning against over-formalization in early-stage firms. It provides a phased model and practical roadmap for SMEs seeking sustainable growth without sacrificing agility

    Bina bakım yönetimi ile ilgili literarür taraması

    No full text
    In order to guarantee the long-term functionality and efficiency of buildings, this thesis examines the fundamental elements of building maintenance management, highlighting the importance of sound strategies. General Building Maintenance, Frame Work and Facility Maintenance, Types of Maintenance Costs, Building Information Modeling (BIM), and Analysis of Maintenance Data are the five main categories into which the research divides building maintenance. Each category is examined in detail to identify best practices, challenges, and emerging trends in the field. The first category focuses on the general procedures and approaches used to maintain the systems, utilities, and facilities of a building. The second category addresses the specific needs of frame work and facility maintenance, emphasizing structural integrity and facility operations. The third category classifies maintenance costs and analyzes the financial effects of building maintenance, both directly and indirectly. The fourth category examines the use of Building Information Modeling (BIM) in maintenance management, emphasizing how technology and digital tools enhance predictive maintenance, optimize resources, and improve decision-making. The thesis concludes by looking at maintenance data analysis and how data-driven insights can help develop better maintenance plans and boost operational effectiveness. This research contributes to the understanding of building maintenance management by offering a comprehensive framework for categorizing and analyzing its various components. The thesis offers important insights into how repairs can be optimized to lower costs, boost performance, and increase building lifespan by fusing conventional methods with contemporary technologies like BIM and data analytics

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇