Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    Kâtipzâde Zeynelâbidin (Zeynî Efendi)'s Envârü'l Hüdâ translation and analysis of the masnavi

    No full text
    Bu çalışma XVI. yüzyılda yaşamış bir medrese hocası olan Kâtibzâde Zeynelâbidin (Zeynî Efendi) tarafından kaleme alınan Envârü'l- Hüdâ isimli mesnevinin çeviri ve incelemesi üzerinedir. Eser mesnevî türünde olup, 8 bâbdan oluşmaktadır. Dînî, tasavvûfî hikayeler, âyet ve hadisler ışığında konular anlatılmaktadır. Öncelikle metnin transkripsiyonu yapılmış, ardından metinin içinde bulunan hikâyeler günümüz ışığında incelenerek tahlil edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca mesnevîde bulunan hikâyeler bugünümüze ve eğitim sistemimize nasıl katkı sağlar konuları da sonuç kısmında değerlendirilmişti

    Inverse model for correcting underwater vision by axial image restoration of dome window view

    No full text
    Unmanned Underwater Vehicles’ cameras are commonly placed behind transparent dome windows as they provide the required protection at high water pressure and a large field of view. It is typically very difficult to place a pinhole camera at the dome's center to avoid image deformation due to the refraction of light rays in air, glass and water. Moreover, the pan and tilt of the camera inside the dome window will increase the refraction with more non-uniform distribution of observed rays. This research provides a numerical solution by removing the entire effect of dome-window images’ refraction at any orientation, and reconstructing the obtained image as it is seen directly with an axial camera. This new method, achieves an average of 97 % overlapping between the original axial image and the re-generated axial image camera's poses for objects located at any distance in a relatively very short time using only camera parameters. © 2024 Elsevier Lt

    Investigation of self-efficacy and hope levels in digital game addiction

    No full text
    Bu araştırmada, dijital oyun bağımlılığına sahip bireylerin öz yeterlilik ve umut düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Dijital oyun bağımlılığının bireylerin psikolojik üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırma, dijital oyun bağımlılığı bulunan ve bulunmayan bireylerin öz yeterlilik ve umut düzeyleri arasındaki farklılıkları ortaya koymayı hedeflemektedir. Ayrıca, bu bağımlılıkla ilgili temel hipotezler test edilerek, demografik faktörlerin etkisi de değerlendirilmiştir. Araştırmada, 14 yaş ve üzeri bireylerden çevrimiçi anketler aracılığıyla veri toplanmıştır. Kullanılan ölçekler arasında Genel Öz Yeterlik Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği yer almaktadır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen katılımcılar, çevrimiçi platformlardan ulaşılan gönüllü bireylerden oluşmaktadır. Umutsuzluğun Dijital Oyun Bağımlılığını aynı yönde etkilediği tespit edilmiştir (B:1,546;F:22,04;p0,05). Bireyde ister dijital oyun bağımlılığı riski olsun ister olmasın Öz yeterlilik ile Umutsuzluk arasındaki ilişki ters yönlü ve orta düzeydedir. Ancak, bağımlı bireylerde bu ilişkinin biraz daha güçlü olduğu görülebilir. Bu, dijital oyun bağımlılığı yaşayan kişilerin umutsuzluk düzeylerinin Öz Yeterliliklerinden biraz daha fazla etkilenebileceğine işaret edebilir. Yani, bağımlı bireylerde Öz Yeterlilik artışı, Umutsuzluk düzeylerini azaltmada daha önemli bir rol oynayabilir. Tüm bu sonuçlara ek olarak, örneklem büyüklüğünün artırılması ve bu bağlamda daha geniş bir katılımcı kitlesiyle çalışılması, ilgili literatüre daha kapsamlı ve nitelikli katkılar sunulması önerilmektedir

    An examination of the relationship between life satisfaction and perception of marriage among single individuals in early adulthood

    No full text
    Anayasa'nın 41. Maddesinde ailenin Türk toplumunun temeli olduğu belirtilmiştir. Son yıllarda evlilik algısında düşüş yaşanmasıyla aile kavramı olumsuz algılanmaya başlanmıştır. Evlilik yaşı yükselmesinin bir nedeni de evlilik algısının olumsuz yönde seyretmesidir. Bu araştırmada etkisi olduğu düşünülen yaşam doyumu ve evlilik algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma İstanbul'da ikamet eden ilk yetişkinlik dönemindeki (20-40 yaş arası) bekar bireyleri kapsamaktadır. Çalışma nicel bir araştırma olup, cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışma durumu, gelir durumu ve ailesiyle veya ayrı yaşaması gibi demografik değişkenlerle evlilik algısı ve yaşam doyumu etkisi ele alındı. Evlilik algısı ölçeği (EAÖ) ve yetişkin yaşam doyum ölçekleri (YYDÖ) kullanılarak istatistiksel analizlerle (t-test, anova, korelasyon) değerlendirildi. Sonuçlar, yaş, eğitim seviyesi, ekonomik durum hem yaşam doyumunu hem de evlilik algısını etkilediği, bu etkinin de alt faktörlere göre farklılık gösterdiği bulundu. Yaşam doyumu erkek bireylerde önemli ölçüde yüksek bulunmuştur. Evlilik algısı cinsiyete göre farklılık göstermediği görüldü. Yaşam doyumu evliliğin olumlu faktörleriyle pozitif, olumsuz faktörleriyle negatif sonuç göstermiştir. Çalışma, literatürdeki mevcut araştırmalarla karşılaştırılarak tartışılmış ve alanla ilgili öneriler sunulmuştur

    Those who watch the world of ideal mothers from a distance: The motherhood experiences of poor single parent women

    No full text
    Anne olmanın kadınlar için dönüştürücü bir deneyim olduğu, "annelik öncesi ve sonrası" dönemlerde kadının bedeni, rolleri ve yaşamının pek çok açıdan ciddi ölçüde farklılaştığı açıktır. Bu önemli deneyim ve beraberinde yaşanan dönüşümlerin herhangi bir tarihsel ve sosyal bağlama özgü olduğu elbette iddia edilemez. Ancak modern toplumun 'ideal annelik' konseptiyle kadınlara, geleneksel annelik rolleri ve pratiklerinin çok ötesinde hedefler, görevler yüklediği de bir gerçektir. İdeal anne yaşamını çocuklarına adayan, çocuğun maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarına cevap veren, iş-yaşam dengesini kuramadığı durumda çocuğunu iyi yetiştirebilmek için işinden ayrılan, aynı zamanda kişisel bakımı ve sosyal hayatını da aksatmayan bir kadın profilidir. Ancak ideal annelik konsepti bütün kadınlara bir hedef olarak sunulurken, toplumlardaki sınıf temelli eşitsizlikler göz ardı edilmektedir. Bu araştırmada tek başına çocuk yetiştirmeleri ve yoksullukları nedeniyle ideal annelik hedeflerine oldukça uzak kalan tek ebeveyn kadınların annelik deneyimleri incelenmektedir. Araştırma kapsamında İstanbul'da yoğunluklu olarak düşük sosyo-ekonomik düzeyde ailelerin yaşadığı Bağcılar ve Bahçelievler ilçelerinde yaşayan on beş tek ebeveyn anne ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler içerik analizi türlerinden betimsel içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş ve "Evlilik ve Boşanma Süreçleri'', "Yalnız Bir Anne Olarak Aile Geçindirmek", "Çalışan Yalnız Bir Anne Olmak" ve "Annelik" başlıklı temalar altında incelenmiştir. Araştırma sonuçları kadınların sosyal yardımlar ve ailelerinden aldıkları desteklerle yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını göstermiştir. Kadınların çalışmaları nedeniyle çocuklarına yeterli vakit ayıramamaları, baba figürü eksikliği nedeniyle ebeveynlik rollerinin artması, çocuklarının maddi ihtiyaçlarını yeterince karşılayamamaları gibi nedenlerle anneliği yorucu ve zorlu bir deneyim olarak yaşadıkları belirlenmiştir. Öte yandan kadınlar, çocuk yetiştirmede manevi değerlerin daha önemli olduğuna inanmakta ve kendilerini diğer annelerle kıyasladıklarında iyi birer anne olduklarını düşünmektedir

    Effects of floortime therapy on social communication skills in autism spectrum disorder

    No full text
    Bu çalışmanın amacı otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda floortime terapi uygulamasının sosyal iletişim becerisine etkisini incelemektir. Araştırma deneysel desenlerden ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, deney grubu ve kontrol grubu olarak rastgele atama yöntemiyle oluşturulan iki grup bulunmaktadır. Deney grubuna "Floortime Terapi Uygulaması" yapılmış, kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem uygulanmamıştır. Her iki gruba da uygulama öncesinde ve sonrasında "ABC Kayıt Formu" ve "Sosyal İletişim Kontrol Listesi" kullanılarak veri toplanmıştır. Müdahale süreci, toplam 5 ay boyunca, haftada iki gün olacak şekilde planlanmış ve her seans 40 dakika sürmüştür. Verilerin analizinde betimsel analizler ile Mann Whitney U testi ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Floortime terapi uygulamasının OSB tanısı almış çocukların otizm davranışları gösterme durumlarında kontrol grubuna kıyasla olumlu yönde gelişmeler olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, Floortime terapi uygulaması OSB tanılı çocukların sosyal iletişim ve ilişkili becerilerinde olumlu gelişme sağlamıştır. Sonuçlar bağlamında; eğitimcilere, ailelere, eğitimde politika yapıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur

    The relationship between marriage age and current marriage satisfaction of individuals in primary and middle adulthood

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, ilk ve orta yetişkinlikteki evli bireylerin evlilik yaşı ile evlilik doyumu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu konunun yanında evlilik yaşı ile depresyon arasındaki ilişki ve evlilik doyumu ile depresyon arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada nicel bir araştırma deseni ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini ilk ve orta yetişkinlikteki evli kadın ve erkek toplam 108 oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri anket tekniği kullanılarak çevrimiçi olarak toplanmıştır. Veriler SPSS 27.0 programı üzerinde öncelikle ortalamaları alındıktan sonra geçerlilik ve güvenirlik testinde yeterli değeri aldıktan sonra normallik testleri uygulanmıştır ve üç değişkende de normal değerler çıkarak parametrik test uygulamaya uygun olduğu saptanmıştır. Başka bir aşamada ise iki değişken arasındaki ilişkiyi analiz etmek amacıyla pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Veriler analiz edildiğinde evlilik yaşı ile evlilik doyumu arasında zayıf düzeyde pozitif ilişki, evlilik yaşı ile depresyon ve evlilik doyumu ile depresyon arasında negatif ilişki saptanmıştır

    Socio-cultural reasons for marriage by kidnapping: The Istanbul example

    No full text
    Bu araştırmada, kız kaçırma biçimiyle evlenen kadınların bu sürece ilişkin görüş ve düşünceleri incelenerek, aile dinamiklerinin belirlenmesi ve bu evliliğe iten nedenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik araştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da yaşayan ve kartopu amaçlı örneklem metoduyla seçilmiş kız kaçırma yoluyla evlenmiş 20 kadın oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından literatür bulguları ve alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler tema ve kodlama tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda katılımcıların evlilik öncesi dönemde küçük yerleşim yerinde yaşadığı, sağlıklı aile ilişkilerine sahip oldukları ve ailelerinin sosyo-ekonomik durumlarının orta düzeyde olduğu bulgulanmıştır. Katılımcıların kaçarak evlenme nedenlerinin başında ise ailenin evliliği onaylamaması, maddi açıdan yük altına girmeme isteği, evlenilecek kişinin akraba olması, ailenin başka kişiyle evlendirme düşüncesi, büyük kardeşlerin evlenmesini beklememe isteği, eşin gelir durumu ve yaşanılan yerleşim yerinde dedikodunun fazla olmasının geldiği tespit edilmiştir

    The effect of childhood traumas on attachment styles and mate selection strategies

    No full text
    Bu araştırmada, çocukluk çağı travmalarının bireylerin bağlanma stilleri ve eş seçim stratejileri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma, 18-45 yaş aralığındaki evli ve bekar kadınlar ile erkeklerden oluşan bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan çevrimiçi olarak doldurulan Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, İlişkiler Ölçeği, Eş Seçme Stratejileri Envanteri ve İlişki Ölçekleri Anketi kullanılarak veriler toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilerek değişkenler arasındaki ilişkiler istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Özellikle duygusal ve cinsel istismar gibi travmatik deneyimlerin kadınlar üzerinde daha fazla etkili olduğu, erkeklerin ise daha çok fiziksel istismar ve ihmal gibi travmalardan etkilendiği saptanmıştır. Cinsel ilişki sıklığı ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişki incelendiğinde, düzenli cinsel ilişkiye giren bireylerin travmaların etkilerini daha iyi yönetebildiği ve psikolojik sağlıklarının daha iyi olduğu belirlenmiştir. Eş seçme stratejileri açısından, kadınların güvenlik ve ekonomik istikrara, erkeklerin ise geleneksel değerler ve fiziksel özelliklere öncelik verdiği tespit edilmiştir. Araştırma, literatüre katkı sağlamakla birlikte, toplumsal cinsiyet rolleri ve aile yapılarının bireylerin travmatik deneyimlerini anlamada önemli bir çerçeve sunduğunu göstermekte, çocukluk travmalarının etkilerini azaltmaya yönelik bireysel ve toplumsal stratejilere dair öneriler sunulmaktadır

    Evaluation Of Sensory Perception, Hedonic Hunger, Dietary Intake and Mediterranean Diet Compliance After Bariatric Surgery and Their Relationship With Physical Activity

    No full text
    Bariyatrik cerrahi sonrası bireylerin tat koku duyularındaki değişimlerin, hedonik açlık düzeylerinin, besin ögesi alım durumlarının ve Akdeniz diyetine uyumlarının belirlenmesi ve fiziksel aktivite ile ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Obezite Polikliniğinde takip edilen, bariyatrik cerrahi geçirmiş, 18-65 yaş aralığındaki bireylere sosyodemografik özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları, tat koku değerlendirilmesi için 33 soruluk Tat ve Koku Anketi, Besin Gücü Ölçeği (BGÖ), Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), 24 saatlik besin tüketim kaydından oluşan anket formu yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler yapılmış, anlamlılık düzeyi "p0,05). Bireylerin %91,1'inde iştah değişimi, %16,8'inde koku değişikliği mevcuttur (p>0,05). Bireylerin %76,2'sinin hedonik açlığı olup, cerrahi türlerine göre RYGB'lilerin %26'sının, SG'lilerin %74'ünün hedonik açlığı mevcuttur (p>0,05). RYGB'lilerde makro-mikro besin öğesi alım ortalamaları SG'den yüksektir (p0,05). Fiziksel aktivite düzeyi çok aktif bireylerin tuzlu besinlere karşı tat almada artış olma durumu inaktiflerden daha yüksektir (p<0,05). Mikro besinlerden karoten alım düzeyi çok aktif bireylerde inaktiflerden yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, bariyatrik cerrahi sonrasında bireylerin hedonik açlık, Akdeniz diyet uyumları ile fiziksel aktivite arasında ilişki bulunmamıştır. Tuzlu besinlere karşı tat almada artış durumu ve mikro besin ögelerinden karoten alım düzeyi ile fiziksel aktivite arasında ilişki bulunmuştur

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇