Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
7325 research outputs found
Sort by
An evaluation from the perspective of French secularism and integration models: "French Islam" project discussions
Bir cumhuriyet ilkesi olarak laiklik ve laiklik olgusunun siyasi niteliği, Fransız İhtilalinden bu yana çeşitli perspektiflerden tartışılmakta ve yorumlanmaktadır. Fransız İhtilali, Fransa'da Tanrı otoritesine dayalı Katolik mezhebi hâkimiyetindeki mutlak monarşi rejimini sona erdirmiş; yerine önce yönetim yetkisinin kralın başkanlığı eşliğinde halkın seçtiği parlamentoya ait olduğu anayasal monarşiyi, sonra aşamalı olarak bütünüyle halkın kendi kendini yasalar aracılığı ile yönettiği cumhuriyet rejimini yerleştirmiştir. Fransa'nın yönetim şekli olan cumhuriyetin en değerli ilkesi, devlet ve din kurumları arasındaki ayrılık, dini olana ait tarafsızlık, eşitlik ve özgürlük ifadeleri ile tanımlanan laiklik günümüze dek değişik şekillerde varlığını sürdürmüş ve yirminci yüzyılın başında yürürlüğe giren Ayrılık Yasası ile bugün geçerliliğini korumakta olan son halini almıştır. Ancak o tarihten bu yana geçen yüz yılı aşkın süre içerisinde Fransa tüm dünya üzerinde kalıcı etkiler bırakan iki dünya savaşı ardından savaşların bıraktığı etkileri telafi edebilmek amacıyla birtakım önlemler almıştır. Sözü geçen önlemlerin başında Fransa'nın Afrika'daki Müslüman sömürge ülkelerinden göçmen alması gelmektedir. Bu çalışma, Fransa'nın Katolik kilisesi ve devlet arasında yüz yıldan uzun süren mücadele sonucu elde ettiği ve kuvvetli bir sadakatle bağlı olduğu laiklik ilkesi ile geçtiğimiz yüzyılda gerçekleştirdiği Müslüman göçmen alımının politik sonuçlarından biri olan "Fransa İslamı" – Islam de France - Projesi arasında bir ilişki olup olmadığının tespiti üzerine kuruludur. Laiklik ilkesinin korunması amacıyla dini, kültürü, yaşayış biçimi laik prensipler doğrultusunda yönetilen Fransa'ya yabancı olan göçmenlerin Fransa'ya entegrasyonu adına Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından "Fransa İslamı" adı altında bir proje hayata geçirilmiştir. Bu doğrultuda çalışmamız ile amaçlanan, Müslüman göçmen Fransız vatandaşlarına yönelik "Fransa İslamı" Projesi adı altında uygulamaya konan asimilasyon ve entegrasyon politikalarının laiklik ile ne ölçüde bağlantılı olduğunu ve Fransa hükümetinin bu yüzyılda Müslümanlara yönelik yaklaşımını Fransız laiklik anlayışı üzerinden analiz etmektir
The relationship between attachment styles and emotion regulation and alcohol and substance use in adulthood
Alkol ve madde kullanım bozukluğu, son yıllarda giderek daha yaygın bir toplumsal sorun haline gelmektedir. Bağımlılık, karmaşık ve çok boyutlu bir olgu olup, alkol ve madde kullanımı bozukluğu da çeşitli faktörlerden etkilenebilen bir durumdur. Bu çalışma, bağlanma stilleri ve duygu düzenleme becerilerinin yetişkinlik çağındaki alkol ve madde kullanım bozukluklarıyla ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri NP İstanbul Beyin Hastanesinde yatarak tedavi gören 60 hasta ve 60 sağlıklı bireyden elde edilmiştir. Verileri toplamak amacıyla Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ), Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri -2 (YİYE-II) uygulanmıştır. Araştırma bulguları, kaygılı ve kaçıgan bağlanma stillerine sahip bireylerin, sağlıklı bireylere kıyasla alkol ve madde kullanım bozukluğu geliştirme olasılığının daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Bağlanma stili kaygılı olan bireylerin duygu düzenleme becerilerindeki eksiklikler, onları stresle başa çıkmak için zararlı başa çıkma yöntemlerine yönlendirebilmektedir. Benzer şekilde, kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerin, duygusal mesafe arayışı ve bağımsızlık eğilimleri nedeniyle madde kullanımına daha yatkın oldukları gözlemlenmiştir. Duygu düzenleme becerilerinin ise, bağımlılıkla mücadelede önemli bir rol oynadığı, bağımlı bireylerin duygusal durumlarını bastırma eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Bu çalışma, bağımlılık tedavisinde duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekmekte ve bağlanma stillerinin farkındalığının artırılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Çalışma, alkol ve madde kullanımı bozukluklarının tedavisinde yeni yaklaşımların geliştirilmesine ışık tutmayı hedeflemektedir
Artistic creativity from the perspective of neuroart and neuroesthetics
Bu çalışmanın amacı; yaratıcılık ve sanatsal yaratıcılığı Nörosanat ve Nöroestetik açısından ele alarak araştırmaktır. Yaratıcılığı oluşturan etmenler, özellikler ve faktörlerin arıştırıldığı bu çalışmada, aynı zamanda; yaratıcılığı engelleyen nedenlerde çalışılacaktır. Nörosanat ve Nöroestetiğin anlamsal bütünlüğü eşliğinde ilerlenecek olan bu tez çalışması, aynı zamanda Nöropazarlamanın sanatsal alt yapısına yönelik olan sanat ve yaratıcılık konularını da kapsayacaktır. Nöropazarlama kapsamında bir 'Estetik İş Zekası' çalışmalarını da kapsayacak olan bu çalışma; sanat, güzellik ve estetik ile ilgilenen herkes için önemli bir çalışma olacaktır. Ayrıca, bu tez çalışmasıyla birlikte; Nörosanat ve Nöroestetik alanında çalışmalar yapmak, her alan profesyonellerinin yaratıcılığını artırmaktadır. Her iki bilim dalını mesleki platformalarına uygulayabilen profesyoneller, mesleki performanslarını iyileştirerek geliştirmektedir. Özellikle Nöroestetik perspektifinden baktığımızda, bu bilimin dinamikleri; sanat, estetik ve diğer meslek gruplarının 'Estetik İş Zekası'larını artıracaktır. Nörosanat ve Nöroestetik alanını zenginleştiren faktörler ve özellikler araştırılarak çalışılacak ve tüm bunların, sanat ve yaratıcılık üzerine olan etkileri görülecektir
Cyber crime in national and international criminal law and the process of cyber crime investigation in Turkey
Bu çalışma, siber suçlarla mücadelede ceza adalet sistemi uzmanlarının karşılaştığı zorlukları, bu zorluklara dair çözüm önerilerini ve siber suçların hukuki, teknik ve operasyonel boyutlarını incelemektedir. Araştırma, siber suçların tanımını, sınıflandırmasını ve özelliklerini ele alarak, bu suçların soruşturulmasında karşılaşılan sorunlara ve çözüm önerilerine odaklanmıştır. Araştırmada, siber suçların sınır ötesi doğası, faillerin anonim kalabilmesi ve dijital delillerin uçuculuğu gibi temel özelliklerin mücadeledeki zorlukları artırdığı vurgulanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri çerçevesinde Türkiye'deki kolluk, savcı, hâkim, avukat ve bilirkişilerden oluşan ceza adalet sistemi uzmanlarıyla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere dayanmaktadır. Bulgular, Türkiye'de siber suç mevzuatının uygulamadaki yetersizliklerini, uluslararası işbirliğinin sınırlılıklarını ve elektronik delil yönetimi süreçlerindeki eksiklikleri ortaya koymuştur. Ayrıca, ceza adalet sistemi uzmanlarının siber suç ve elektronik delillere ilişkin bilgi eksiklikleri tespit edilmiştir. Araştırma, uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi, hukuki çerçevenin güçlendirilmesi ve adli bilişim alanında uzmanlaşmış insan kaynağı oluşturulması gibi öneriler sunmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın sonuçları, siber suçlarla mücadelede hukuki çerçeve, adli bilişim süreçleri ve uluslararası işbirliği alanlarında daha fazla standardizasyon ve geliştirilmiş politikalar gerektiğine işaret etmektedir. Gelecekteki araştırmalara yönelik olarak, siber suçların sürekli değişen doğasına uyum sağlayacak dinamik düzenlemeler ve disiplinler arası çalışmalar önerilmektedir
Music in the works of Samiha Ayverdi
Bu çalışma, mutasavvıf yazar Sâmiha Ayverdi'nin eserlerindeki mûsikî unsurlarını tespit ederek, mûsikîye atfettiği anlamı ve bu sanat dalını tasavvufî bir perspektiften ele alış biçimini incelemektedir. Güzel sanat dalları içinde özellikle mûsikîye değer verdiğini ifâde eden Ayverdi'nin mûsikî anlayışı, tasavvufun tevhit merkezli yaklaşımıyla uyumlu bir şekilde, mûsikîyi yalnızca estetik bir ifâde aracı değil, aynı zamanda bireyin mânevî olgunluğunu ve toplumsal değerlerin inşâsını destekleyen bir vâsıta olarak değerlendirir. Başta Yolcu Nereye Gidiyorsun ve Yaşayan Ölü romanları olmak üzere, eserlerinde mûsikîye tasavvufî bakış açısıyla yaklaşarak, "Türk mûsikîsi vahdetin sesidir." ifâdesini mûsikîyle ilgili bütün yazılarında hissettirir ve bu bakış açısıyla dönemin diğer yazarlarından ayrılır. Çalışmada, Ayverdi'nin mûsikîye yüklediği sembolik anlamlar ve mûsikî-tasavvuf ilişkisi bağlamında sunduğu katkılar analiz edilmektedir. Ayverdi'nin mûsikîyi bireyin iç huzurunu ve mânevî gelişimini destekleyen bir araç olarak değerlendirmesi, çalışmayı güncel mûsikî anlayışlarıyla kıyaslama ve yeniden düşünme imkânı sağlamaktadır. Bu araştırma, hem tasavvuf hem de mûsikî alanında Sâmiha Ayverdi'nin katkılarını gün yüzüne çıkararak, bu iki alanın kesişim noktasına dâir önemli bir literatür boşluğunu doldurmayı amaçlamaktadır
The effectiveness of exercise combined with ergonomics training in tea workers
Bu çalışmanın amacı çay işçilerinde ergonomi eğitimi ile birlikte verilen egzersizin etkinliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 25-70 yaş arası en az 10 yıl düzenli çay toplayan 60 tarım işçisi katıldı. Katılımcılar egzersiz ve kontrol grubu olacak şekilde 2 eşit gruba ayrıldı.Tüm katılımcılara ergonomi eğitimi verilirken egzersiz grubundaki katılımcılara ergonomi eğitimine ek olarak çeşitli egzersizler verildi. Katılımcılar çalışma öncesi ve çalışma sonrasında Vizüel Analog Skala(VAS), Pitsburg Uyku Kalitesi ölçeği(PUKI), İskandinav Kas İskeleti Sistemi, Kol,Omuz ve El Sorunlar(DASH) ile değerlendirildi. Bulgular: Egzersiz grubundaki katılımcıların tedavi öncesi ve tedavi sonrası değerleri karşılaştırıldığında İskandinav kas-iskelet sistemi ölçümleri, DASH, PUKİ ve VAS ağrı skorları istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Kontrol grubundaki katılımcıların ise İskandinav ölçümleri ile DASH ve PUKİ skorları istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmada, tüm ölçümlerde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Ergonomi eğitimi ve egzersiz programının çay tarımında çalışan işçilerin kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını azaltmada etkili bir yöntemdir. Fiziksel iş yükü yüksek olan tarım sektöründe çalışan bireylerin sağlığını korumak ve iş gücü verimliliğini artırmak için ergonomik düzenlemeler yapılmalı ve düzenli egzersiz programları uygulanmalıdır
A sociological evaluation of the relationship between art migration and loneliness with cultural and social reflections
Bu tez, sanatın göç ve yalnızlık ile ilişkisini sosyolojik bir bakış açısıyla ele alarak, bu iki olgunun sanat eserlerine nasıl yansıdığını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Göç, yalnızca mekânsal bir hareketlilik değil, aynı zamanda bireyin kimliği, aidiyeti ve kültürel uyumu üzerinde derin etkiler bırakan bir süreçtir. Benzer şekilde, yalnızlık da hem bireysel hem de toplumsal bağlamda sanatçılar tarafından farklı şekillerde ele alınan önemli bir olgudur. Çalışmada, sanatın göç ve yalnızlık ile ilişkisi edebiyat, resim, sinema, müzik ve performans sanatları gibi farklı disiplinler çerçevesinde detaylı bir şekilde değerlendirilmektedir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada göçmen sanatçılar ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler yoluyla yaşam pratikleri ve eserleri incelenerek, bu deneyimin sanat yoluyla nasıl ifade edildiği çok boyutlu bir perspektifle tartışılmaktadır. Aynı zamanda, yalnızlık duygusunun sanatçının yaratım sürecindeki etkisi ve sanatta nasıl temsil edildiği ayrıntılı bir biçimde analiz edilmektedir. Bu doğrultuda, sanatın hem bireysel bir anlatım aracı hem de toplumsal bir bellek unsuru olduğu güçlü bir şekilde vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, sanatın göç ve yalnızlık bağlamında son derece güçlü bir ifade aracı olduğu ve bu iki olgunun sanatın çeşitli dallarında derin izler bıraktığı ortaya konmaktadır. Göçün ve yalnızlığın birey ve toplum üzerindeki etkileri sanat eserleri aracılığıyla incelenerek, sanatın dönüştürücü ve anlamlandırıcı gücü öne çıkarılmaktadır. Bu tez, sanatın birey ve toplum üzerindeki sosyolojik etkilerine dair yeni ve derinlemesine bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır
The examination of the relationship between adaptive behaviors and executive functions in children with autism spectrum disorder
Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almış çocuklarda adaptif davranışlar ve yürütücü işlevler arasındaki ilişkileri incelemiştir. Araştırma, 24-72 ay arası yaş grubundan 40 otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuk üzerinde yürütülmüş, veriler Sosyodemografik Veri Formu, Gelişimsel Adaptif Davranış Ölçeği ve Pediatrik Yürütücü İşlev Beceri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın temel amacı, bu çocuklarda yürütücü işlevlerin adaptif davranışlar üzerindeki etkilerini belirlemek ve bu bilgileri kullanarak etkili müdahale teknikleri geliştirmektir. İstatistiksel analizler, SPSS yazılımı kullanılarak yapılmış ve yürütücü işlevler ile adaptif davranışlar arasında anlamlı korelasyonlar tespit edilmiştir. Bulgular, yürütücü işlev bozukluklarının, adaptif davranışlar üzerinde pozitif bir etki yarattığını göstermektedir. Özellikle planlama ve problem çözme becerilerindeki zayıflıklar, çocukların sosyal beceriler ve günlük yaşam aktiviteleri üzerindeki performansını doğrudan etkilemiştir. Araştırma sonuçları, yürütücü işlevlerin geliştirilmesine yönelik müdahalelerin, otizmli çocukların adaptif davranışlarını olumlu yönde destekleyebileceğini göstermektedir. Bu ilişki, sosyal uyum, akademik başarı ve günlük yaşam becerileri gibi geniş kapsamlı sonuçlar üzerinde de etkili olmuştur. Bu tez, otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuklara yönelik eğitim ve müdahale programlarının geliştirilmesine önemli katkılar sağlayarak, bu çocukların yaşam kalitelerini artırma potansiyeline sahip bilgiler sunmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmanın bulguları, yürütücü işlevler ve adaptif davranışlar arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasının, otizmli çocukların eğitiminde ve günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelinmesine yardımcı olabileceğini ortaya koymaktadır. Ancak, elde edilen sonuçların genellenebilirliği için daha geniş örneklem gruplarıyla ve farklı coğrafyalarda benzer çalışmaların yapılması gerekmektedir
Adaptation of Communicative Effectiveness Index (CETI) into Turkish: Reliability and validity study in individuals with aphasia
Afazili bireylerde iletişim becerilerinin değerlendirilmesi terapi sürecinin daha etkili yönetilmesi açısından önem taşımaktadır. Ülkemizde kullanılmakta olan değerlendirme araçları ele alındığında ölçeklerin iletişim becerilerini ve özellikle işlevsel iletişimi değerlendirmek açısından sınırlı olduğu bilinmektedir. Alanyazındaki bu eksikliği gidermek amacıyla çalışma kapsamında işlevsel iletişimi değerlendirmek amacıyla kullanılan "İletişimsel Etkililik İndeksi'nin (Communicative Effectiveness Index [CETI])" Türkçe'ye geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Aynı zamanda çalışma kapsamında ölçeğin belirlenen bazı değişkenler (yaş, cinsiyet vb.) ile ilişkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmaya 50 afazili birey ve 50 bakımvereni katılmıştır. Veri toplama sürecinde katılımcılara "Katılımcı Bilgi Formu", "İletişimsel Etkililik İndeksi (TR)", "Hızlı Afazi Bataryası", "Afazi Etki Ölçeği-21", "Alzheimer Hastalığında İşbirliği Çalışması Günlük Yaşam Aktiviteleri-TR", "İnmeye Bağlı Afazi Depresyon Ölçeği Hastane Versiyonu" ve "Beck Depresyon Ölçeği" uygulanmıştır. Geçerlik analizleri kapsamında içerik ve ölçüt geçerliği, güvenirlik analizleri kapsamında ise iç tutarlılık, nesnellik, istikrarlılık analizleri SPSS-27 programı ile gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda Hızlı Afazi Bataryası alt testlerinden Sözcük Anlama (r=,403; p=,004), Dil Bilgisi Yapısı (r=,510; p=,001), Tekrarlama (r=,454; p=,001) ve Hızlı Afazi Bataryası toplam puanı (r=,569; p=,001) ile CETI arasında pozitif yönlü ve orta seviyede anlamlı bir ilişki görülmüştür. Hızlı Afazi Bataryası alt testlerinden Cümle Anlama (r=,303; p=,032), Okuma (r=,347; p=,014) ve belirlenmiş değişkenlerden inme üzerinden geçen zaman (r=,344; p=,015), afazi türü (p=,007<0,05) ile CETI arasında da pozitif yönlü ve zayıf seviyede anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Uygulanan ölçeklerden "Afazi Etki Ölçeği-21-TR", "Alzheimer Hastalığında İşbirliği Çalışması Günlük Yaşam Aktiviteleri-TR", "İnmeye Bağlı Afazi Depresyon Ölçeği Hastane Versiyonu-TR", "Beck Depresyon Ölçeği" ve belirlenen değişkenlerden yaş, cinsiyet, eğitim durumu ile İletişimsel Etkililik İndeksi-TR (Communicative Effectiveness Index -TR [CETI-TR]) arasında ise bir ilişki bulunamamıştır. Analizlerin sonucunda CETI-TR ölçeğinin afazili bireylerde işlevsel iletişim becerilerini değerlendirmek amacıyla kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu düşünülmektedir
Theoretical and experimental analysis of dielectric materials in terms of frequency and time
Bu çalışma, özellikle gelişmekte olan ülkelerde dolandırıcılık olasılığının yüksek olduğu çekler, evlilik cüzdanları, doğum ve ölüm kayıtları gibi belgelerin adli belge incelemesinde kritik öneme sahip dolma kalem mürekkeplerinin analizini ve karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, malzemenin dielektrik özelliklerinin kullanılması ele alınmıştır. Dielektrik sabitinin ölçümü, dolma kalem mürekkeplerini ayırt etmek için yeni ve kapsamlı bir yöntemdir. Bu amacı gerçekleştirmek için Türkiye'de ticari olarak kullanılan mavi renkli dolma kalem mürekkeplerinin dielektrik sabiti incelenmiş ve bu sayede mürekkeplerin ayırt edilebilirliği değerlendirilmiştir. Veriler, alternatif akım (AC), Fonksiyon Üreteci ve Osiloskop kullanılarak tasarlanıp kurulan bir deney düzeneği ile elde edilmiş ve her bir dolma kalem mürekkep numunesinin direnç değerleri ölçülmüştür. Ölçümler, oda sıcaklığında 1 Hz ile 3 MHz frekans aralığında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen direnç verileri kullanılarak dielektrik sabiti hesaplanmıştır. Sonuçları desteklemek amacıyla, aynı numuneler geleneksel yöntemlerden TLC ve UV-Vis ile de analiz edilmiştir. TLC analizlerinde yenilik olarak IA (görüntü analizi) uygulanmış ve PyCharm Community 2024.1.1 yazılımı kullanılarak kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) yoğunluk profilleri üzerinden örnekler arasında ayrım yapılmıştır. Her iki yöntemle elde edilen sonuçlar birbiriyle uyum göstermiştir.Ayrıca UV-Vis ile elde edilen sonuçlarda kemometrik yaklaşım kullanılarak ayrım sağlandığı tespit edilmiştir. Bulgular, TLC-IA benzerlik oranları incelendiğinde, ortalama değerin %78 olduğu, UV-Vis sonucunda LDA ile ayrım sağlandığı ve son olarak en yeni yöntem olan dielektrik yöntemi ile numunelerin 2–2,5 MHz frekans aralığındaki dielektrik sabitlerine ve 0–1 MHz aralığındaki xvi kayıp faktörlerine göre ayırt edilebildiği saptanmıştır. Sonuç olarak, yeni bir yöntem olan dielektrik özelliklerin incelenmesi, elde edilen veriler doğrultusunda farklı dolma kalem mürekkeplerinin belirlenmesine olanak tanımaktadır. Çalışma sonucunda Dielektrik Sabitine yönelik elde edilen analiz sonuçlarının adli bilimler alanında kullanılmasına yönelik yeni bir bakış açısını kazandıracak derecede olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın Güçlü Yanları • Mevcut adli tekniklerden farklı, yeni bir alternatif akım (AC) devre yöntemi kullanılarak mürekkebin dielektrik özellikleri incelenmiştir. • Bu çalışma, mürekkep ayırt etme sürecinde dielektrik özellikleri geleneksel adli yaklaşımlarla karşılaştırmaktadır. • Elde edilen sonuçlar, dielektrik özelliklerin mürekkep türlerini ayırt edebildiğini ve böylece adli doğruluğu artırma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir