Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    An investigation of the relationship between digital game addiction and musculoskeletal system disorders

    No full text
    Bu çalışma, dijital oyun bağımlılığı ile kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları arasındaki ilişkiyi ve ergonomi eğitimi ile egzersiz programının bu sorunlara etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Randomize kontrollü olarak yürütülen araştırmaya, 18–39 yaş aralığında ve dijital oyun oynama süresi günde 3 saatin üzerinde olan 40 katılımcı dâhil edilmiştir. Katılımcılar, egzersiz (n=20) ve kontrol (n=20) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Egzersiz grubuna sekiz hafta boyunca ergonomi eğitimi ve egzersizler uygulanırken, kontrol grubuna yalnızca ergonomi eğitimi verilmiştir. Veriler, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu (DGAS-7), Cornell Kas-İskelet Rahatsızlıkları Anketi (CMDQ), Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ile Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PSQI) aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, egzersiz grubundaki katılımcıların müdahale öncesi ve sonrası DGAS-7, CMDQ, DASH ve PSQI skorları karşılaştırıldığında, tüm ölçümler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunda ise müdahale öncesi ve sonrası değerlendirmelerde CMDQ, DASH ve PSQI skorlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmalarda, müdahale sonrası DGAS-7, CMDQ, DASH ve PSQI ölçümleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiş olup, egzersiz grubunda gözlenen iyileşme düzeyinin kontrol grubuna kıyasla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, düzenli egzersiz ve ergonomi eğitiminin dijital oyuncuların kas-iskelet sistemi sağlığını korumada etkili olabileceğini göstermektedir

    Examining the motherhood role attributed to preschool teachers in the context of social gender

    No full text
    İnsan topluluklarının inşa ettiği kültür, kendi içinde hiyerarşik bir yapıdır. Bu hiyerarşi içinde en belirleyici unsur cinsiyettir. Toplumsal cinsiyet, toplum örgütlenmesi içinde kişinin statüsünü, haklarını ve hareket alanını belirlemektedir. Bu belirlenim, post modern toplumun gerekliliği olan uzmanlık alanlarına da yansımaktadır. Hukuk, kamusal alan ve sorumluluk boyutlarıyla ele alınabilecek toplumsal cinsiyet, bu çalışmada meslek seçimi bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma, çocukları okul öncesi eğitimi almakta olan 25 kadın veli ile yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile oluşturulmuş, nitel alan araştırmasının verilerine dayanmaktadır. Araştırmanın sonucunda, öğrenci velilerinin, okul öncesi öğretmeninden beklentilerine dair yorumlar elde edilmiştir. Bu beklentiler içinde bakım emeğinin öncelikli olduğu görülmektedir. Bakım emeği beklentisi, "annelik" ve "yeniden üretimi" kavramları üzerinden incelenmiştir. Buna ek olarak, kadın emeğinin düşük statüsü ise "Patriyarka" kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ayrıca güncel medyada sıkça servis edilen haberlerin de velilerin algısını şekillendirdiği gözlemlenmiştir

    Investigation of the effects of maternal sleep deprivation on autism-like behaviors in rats

    No full text
    Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB); sosyal etkileşimde yetersizlik, iletişim güçlükleri ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Araştırmalara göre, erkeklerde bu bozukluğun yaygınlığı kadınlarla kıyaslandığında yaklaşık dört kat daha fazladır. OSB'nin ortaya çıkışında genetik ve çevresel faktörler etkilidir. Bu faktörlerden gebelik sırasında valproik asit (VPA) kullanımı, D vitamini eksikliği, immun sistemin aktivasyonu, stres gibi etmenler doğan yavrularda otizme sebep olabilmektedir. VPA, antiepileptik olarak yaygın kullanılan bir ilaçtır. Maternal dönemde kullanımı nörogelişimsel bozukluklara sebep olabilmektedir. Özellikle gebelik sırasında VPA'ya maruz bırakılan bireylerin yavrularında OSB gelişme riskinin arttığı çeşitli epidemiyolojik ve deneysel çalışmalarla ispatlanmıştır. Gebelikte uyku deprivasyonu (UD) maternal stres etmenleri arasında yer almaktadır. Gebelikte yetersiz ve kalitesiz uyku, plasenta yoluyla fetüse aktarılan biyokimyasal sinyallerin bozulmasına neden olabilmektedir. Deneysel hayvan modellerinde maternal UD'nin; yavrularda artmış anksiyete benzeri davranışlara, öğrenme ve bellek işlevlerinde bozulmalara ve sinaptik plastisite ile ilgili genlerde düzensiz ekspresyona neden olduğu gösterilmiştir. Bu tez çalışmasının amacı gebeliğin orta döneminde 72 saat UD'ye maruz bırakılan annelerden doğan yavrular üzerindeki OSB benzeri davranışların VPA maruziyeti ile sosyal davranışları ölçülerek karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Bu veriler ışığında gebeliğin orta döneminde UD'nin VPA maruziyeti sonuçlarına benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre çevresel faktörlerin özellikle de gebelik dönemindeki UD'nin sosyal davranışsal bozukluklara etkisinin yeni bir OSB modeli olarak kullanılabilme potansiyelinin değerlendirildiği ilk çalışmadır

    Retrospective comparison of cardiopulmonary bypass output hematocrit and lactate values in patients with and without continuous blood gas monitoring during cardiopulmonary bypass

    No full text
    Bu çalışma, kardiyopulmoner baypas (CPB) sırasında sürekli kan gazı monitörizasyonu kullanımının, hastaların laktat, hematokrit ve akım miktarı değerleri üzerindeki etkilerini retrospektif olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, sürekli kan gazı monitörizasyonu izleme uygulamalarının klinik sonuçlar üzerindeki etkilerini değerlendirerek, bu alandaki eksikliklere ışık tutmayı hedeflemektedir. Çalışmada, sürekli kan gazı monitörizasyonu kullanılan (15 olgu) ve kullanılmayan (15 olgu) hastalar arasındaki laktat, hematokrit ve akım hızı değerlerini karşılaştırmıştır. Sonuçlar, sürekli kan gazı kullanılan grupta laktat seviyelerinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p=0,0209) tespit edilmiştir. Hematokrit değerleri açısından ise, her iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,55). Akım miktarı değerleri incelendiğinde, sürekli kan gazı monitörizasyonu kullanılan hastalarda ortalama akım hızının, kullanılmayan hastalara göre anlamlı derecede yüksek çıktığı tespit edilmiştir (p=0,00007). Bu bulgular, sürekli kan gazı monitörizasyonu kullanımının kardiyopulmoner baypas esnasındaki metabolik durumu iyileştirebileceğini ve hemodinamik kontrolü artırdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, laktat düzeylerinin düşmesinin doku oksijenlenmesinin iyileştiğini gösterdiği belirtilmektedir. Kardiyopulmoner baypas işlemi sırasında sürekli kan gazı monitörizasyonu izleme sisteminin rutin bir uygulama haline getirilmesi önerilmektedir. sürekli kan gazı monitörizasyonu kullanımının uzun dönemdeki etkilerini değerlendirmek amacıyla, postoperatif morbidite ve mortalite oranlarının izlenmesi önerilmektedir

    A study to identify the parenting needs of parents with children aged 0-6 years within the framework of nurturing care for parent support programs (Islands/ İstanbul example)

    No full text
    Bu çalışmada ebeveyn destek programları için çocuğu 0-6 yaş arasında olan ebeveynlerin geliştiren bakım çerçevesinde destek ihtiyaçlarına yönelik ebeveyn görüşleri ve öğretmenlerin önerileri incelenmiştir. Araştırma nitel bir çalışma olup derinlemesine mülakat yöntemi ile veriler elde edilmiştir. Adalar (İstanbul) ilçesinde ikamet edip amaca yönelik örneklem yoluyla seçilen 20 ebeveyn ve Adalar ilçesi okul öncesinde görev yapan 10 öğretmen araştırmaya dahil edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiz ile MAXQDA 2024 programında analiz edilmiştir. Bulgularda ebeveynlerin yaşadıkları zorluklar/ihtiyaçlar ve öğretmenlerin önerileri geliştiren bakım çerçevesinde tema ve kategorilere ayrılarak kodlar oluşturulmuştur. Sağlık hizmetlerine erişilebilirlik/tedavi, sağlıklı ve dengeli beslenmede sorun yaşama, kitap okumayı ihmal etme, çocuğunu yeteneğine göre yönlendirebilme, çocuk gelişimine yönelik destek talebi, çocuk ile etkili iletişime yönelik destek talebi, güvenlik endişesi, kurumsal destek talebi ve psikolojik destek talebi kodları öne çıkmaktadır. Geliştiren bakım bileşenleri çerçevesinde; ebeveynlerin destek ihtiyaçları doğrultusunda kapsayıcı destek hizmetler, öğretmenlerin önerileri doğrultusunda ise duyarlı-karşılık verici bakım teması dikkat çekmektedir. Bu bulgular, destek programlarının kapsayıcı, erişilebilir ve sürdürülebilir bir şekilde tasarlanmasının önemini vurgulamakta ve kültür vb. durumların göz önünde bulundurularak tüm grupların ihtiyaçlarına uygun içeriklerin geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir

    Relationship between burnout and emotional intelligence levels of health workers: The case of Istanbul province

    No full text
    Hastalarla birebir ilişki içinde olan sağlık çalışanları gerek yoğun iş temposu gerekse yapılan işin sorumluluğunun çok yüksek olması nedeni ile zaman zaman tükenmişlik yaşayabilmektedirler. Çalışanların karşılaştıkları durumlarda, hasta ve hasta yakınları ile kurdukları iletişimde duygusal zeka seviyelerinin yüksek olması tükenmişlik düzeylerinin azalmasında yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının duygusal zeka düzeyinin tükenmişlik üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, katılımcıların, iyimserlik, duyguları değerlendirme, duyguları kullanma ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarı arasındaki ilişkinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda İstanbul ilinde kamu ve özel sektör sağlık çalışanları arasından araştırmaya katılmayı kabul eden 385 sağlık çalışanına anket uygulanmıştır. Anket formunda katılımcıların demografik bilgilerine yönelik sorular, Maslach (1981) tarafında geliştirilen Maslach tükenmişlik ölçeği, Schutte (2001) tarafında geliştirilen, Schutte duygusal zeka ölçeği soruları yöneltilmiştir. Çalışmanın sonucunda duygusal zeka ile tükenmişlik arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Duygusal zeka ve tükenmişlik ölçeklerinin alt boyutları ile demografik özelliklerin büyük çoğunluğunun arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar arasında göze çarpan en önemli bilgiler ise genç çalışanların ve kadınların diğer gruplara göre tükenmişlik seviyesinin daha yüksek olduğudur. Bu bağlamda genç çalışanlar ve kadın çalışanlar için duygusal zeka düzeylerini arttıracak eğitim programları, stres yönetimi, destek programları ve esnek çalışma koşullarının sağlanması tükenmişliği azaltabileceği düşünülmektedir

    Comparison of blood cardioplegia and Del Nido cardioplegia with Cell Caver usage in adult cardiopulmonary bypass surgeries

    No full text
    Bu çalışma, erişkin kardiyopulmoner bypass ameliyatı geçiren hastalarda kan kardiyoplejisi ile Del Nido kardiyoplejisi ve Cell Saver kombinasyonunun kullanım etkilerini karşılaştırmak amacıyla retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, özel bir hastanenin kalp ve damar cerrahisi kliniğinde Nisan 2022 - Aralık 2023 tarihleri arasında KPB ameliyatı olan toplam 32 hasta oluşturmuştur. Hastalar, Del Nido + Cell Saver uygulanan Grup 1 (n=16) ve kan kardiyoplejisi uygulanan Grup 2 (n=16) olarak iki gruba ayrılmıştır. Gruplar arasında demografik özellikler, bypass süresi, kross klemp süresi ve hastane yatış süresi açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kan gazı analizlerinde Grup 1'de pH değerleri intraoperatif ve postoperatif dönemlerinde daha yüksek, Grup 2'de ise potasyum değerleri intraoperatif döneminde anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca, BUN değerleri her iki dönemde de gruplar arasında anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Trombosit sayılarında postoperatif dönemde azalma gözlenmiş; bu azalma yalnızca Grup 2'de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,044). Sonuç olarak, bu çalışma KPB geçiren hastalarda intraoperatif ve postoperatif parametrelerin değişimini ortaya koymuş; metabolik asidoz, hiperkalemi ve renal disfonksiyon risklerine karşı dikkatli izlem gerektiğini vurgulamıştır

    Development of a droplet digital PCR-based molecular diagnostic method for early detection of IDH2 R172K mutation in glioma

    No full text
    Bu tez çalışmasında, gliomaların tanısında öneme sahip IDH2 R172K mutasyonunun tespitine yönelik yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip damlacıklı dijital PCR (ddPCR) temelli moleküler tanı medotu geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gliomalar, merkezi sinir sisteminde yer alan glial hücrelerden köken alan ve genellikle malign seyreden tümörlerdir. Türkiye'de gliomaya bağlı insidans ve mortalite oranlarının yüksek olması, bu tümörlerin erken tanısını daha da önemli hale getirmektedir. Çalışmada, düşük oranlarda bulunan mutasyonların doğru ve güvenilir şekilde tespitine olanak sağlayan damlacıklı dijital PCR (ddPCR) yöntemi kullanılmıştır. IDH2 genindeki hedef mutasyona özgü primer ve problar tasarlanarak, ddPCR yöntemiyle özgül ve kantitatif analizler gerçekleştirilmiştir. Uygulanan yöntem ile, düşük yoğunlukta bulunan mutasyonların güvenilir şekilde tespit edilebildiği ve analizlerin yüksek tekrarlanabilirlik gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca ddPCR sisteminin, geleneksel PCR yöntemlerine kıyasla daha düşük örnek hacmiyle daha hassas sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, geliştirilen ddPCR yönteminin düşük konsantrasyondaki IDH2 R172K mutasyonlarını güvenilir ve tekrarlanabilir biçimde tespit ettiğini göstermiştir. Optimizasyon sonuçları, metodun minimal örnek hacminde yüksek hassasiyet sunduğunu ortaya koymuştur. Performans analizleri doğruluk, duyarlılık ve ölçüm belirsizliği açısından metodun klinik kullanım için uygun olduğunu gösterilmiştir. Sonuç olarak, bu tez çalışması kapsamında geliştirilen ddPCR tabanlı moleküler tanı yöntemi ile gliomalarda yaygın olarak görülen IDH2 R172K mutasyonunun doğru, hassas ve tekrarlanabilir şekilde tespiti mümkün hale gelmiştir. Bu metodun, glioma tanısı, biyobelirteç temelli tarama ve hasta takibinde yaygın olarak kullanılabileceği önerilmektedir

    Comparative analysis of changes in quality of life due to digital game resistance among adolescents and adults

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, ergenler ve yetişkinler arasında dijital oyun bağımlılığının yaşam kalitesi ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Çalışmaya 68 ergen ve 87 yetişkin olmak üzere toplam 155 katılımcı dahil edilmiştir. Veri toplama sürecinde Demografik Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği, Young İnternet Bağımlılığı Testi, Ergenler İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği, Sosyal Medya Ölçeği Yetişkin Formu, Yetişkinler İçin Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres Testi, Algılanan Stres Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu Testi ölçekleri kullanılmıştır. Veriler Mann-Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, her iki yaş grubunda da dijital bağımlılık göstergelerinin depresyon, anksiyete, stres ve algılanan stres ile anlamlı ve pozitif yönde ilişkili olduğunu; bazı alt boyutlarda yaşa bağlı farklılıklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Ergenlerde dijital oyun bağımlılığı motivasyon unsurları ve algılanan stres ile daha güçlü ilişkili bulunurken, yetişkinlerde anksiyete ve sosyal katılım ile ilişkiler daha belirgin olmuştur. Sonuçlar, dijital bağımlılığın psikolojik iyi oluş üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve önleyici müdahalelerin yaş gruplarına özgü planlanması gerektiğini göstermektedir

    An evaluation study on the process experienced by cildren subject to protective health measures: The case of Istanbul province

    No full text
    Bu çalışmada; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) kapsamında hakkında sağlık tedbiri kararı verilen ve İstanbul Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı-2'ye bağlı sağlık tesislerinde tedavisi yürütülen çocuklarla ilgili, sağlık tedbiri kararlarının nasıl yürütüldüğü, işlevsel ve yeterli olup olmadığı ele alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada doküman analizi üzerinden betimsel bir çalışma metodu kullanılmıştır. İlk olarak sağlık tedbiri verilme nedenleri, çocukların yaş ortalaması, cinsiyeti, eğitim durumları, aile durumları, sosyoekonomik düzeyleri, çocuğun ve/veya ailesinin suç öyküsünün bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Daha sonra sağlık tedbiri kararı bulunan çocukların eğitim, danışmanlık, bakım ve barınma tedbirine tabi tutulma durumları ve randevularına katılım sağlama durumları araştırılmıştır. Bu çalışma; 2021-2022 yılları arasından basit rastgele seçilen 150 çocuğun dosyası üzerinden yürütülmüş olup çocukların bilgileri, Hasta Hakları Yönetmeliğinin 21. maddesinde yer alan "gizlilik ve mahremiyet ilkesi" kapsamında gizlenerek herhangi bir kişisel bilgiye yer verilmeden sayısal veri bazında ele alınmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilerle, çocuklarla ilgili alınan sağlık tedbiri kararlarının etkinliği değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları ile çocuk koruma mekanizmalarının geliştirilmesi, ailelere yönelik önleyici ve destekleyici politika önerileri geliştirilmesine katkı sunulması hedeflenmektedir

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇