Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
7325 research outputs found
Sort by
Examining the working conditions and family structures of children working in the service sector from a social work perspective: The İstanbul example
Çocuk işçiliği, çocukların temel haklarının ihlal edildiği ve sağlıklı gelişimlerinin önünde ciddi bir engel oluşturan küresel bir sorundur. Bu sorun, günümüzde neredeyse tüm ülkelerde farklı sektörlerde ve biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de ise çocuk işçiliği özellikle hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır. Mevcut araştırmalar, Türkiye'de çocuk işçiliğinin en yoğun olarak hizmet sektöründe ortaya çıktığını, göstermekle birlikte bu alanın yeterince incelenmediği anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı; hizmet sektöründe çalışan çocukların çalışma koşulları ve aile yapılarını sosyal hizmet perspektifinden incelemek ve elde edilen bulgular doğrultusunda çözüm önerileri geliştirmektir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda hizmet sektöründe çalışan 15 çocuk ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler Kasım 2024'te başlamış ve Haziran 2025'te tamamlanmıştır. Elde edilen veriler, tematik analiz ve içerik analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırmada görüşülen 15 katılımcının çoğunluğunu erkek çocuklar oluşturmaktadır. Bu nedenle cinsiyet temelli bir genelleme yapmak mümkün olmasa da, örneklemde erkek çocukların sayıca daha baskın olduğu görülmektedir. Ayrıca, çocuk işçilerin büyük bir çoğunluğunun, ailelerinin düşük sosyoekonomik koşulları nedeniyle çalışmak zorunda kaldıkları; eğitim, sosyal yaşam ve sağlık alanlarında çeşitli zorluklarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Katılımcıların önemli bir kısmının işyerinde yasal haklarının farkında olmadığı ve kayıt dışı çalıştırıldıkları belirlenmiştir. Bu durum, işverenlerin çocuk işçiliğinin devamında temel aktörlerden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Çocuk işçiliğiyle mücadelede işverenlere yönelik denetim ve yaptırımların artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, uzun çalışma saatleri ve işin fiziksel zorlukları nedeniyle çocukların derslerine ve ödevlerine yeterince zaman ayıramadıkları; eğitim ile çalışma yaşamını dengelemekte ciddi güçlükler yaşadıkları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar çocuk işçiliğin yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda çocuk haklarının ihlali boyutuyla da ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, sosyal hizmet mesleğinin önleyici ve koruyucu çalışmalarına yönelik öneriler geliştirilmiştir
The difference between suicide and attachment styles examining the relationship
Bağlanma, bireylerin erken çocukluk döneminde bakım vereniyle kurmuş olduğu ilişki olup yaşamları boyunca kuracakları ilişkiyi belirleyen temel faktörlerden biri kabul edilmektedir. İntihar ise kişinin kendi hayatına son verme isteğiyle gerçekleştirdiği ölümle sonuçlanan eylem olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, intihar eğilimi ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, kartopu yöntemiyle Türkiye'deki 18 yaş üzeri 400 yetişkin katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler İntihar Olasılığı Ölçeği ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ile çevrimiçi olarak toplanmıştır. Veri analizinde, bağlanma stilleri ve intihar olasılığı arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi ve grup farklılıklarını incelemek için t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yaş değişkeni ile intihar eğilimi arasında anlamlı negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiş olup yaş ilerledikçe intihar eğiliminin azaldığı bulgulanmıştır. Bağlanma stilleri ile intihar eğilimi arasında ise anlamlı bir ilişki saptanmış olup, buna göre güvensiz (kaygılı ve kaçıngan) bağlanma stilleri ile intihar eğilimi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p < 0.05)
Hizmet sektörlerinde yalin yönetim uygulama stratejilerinin keşfi
In today's competitive business environment, optimization of service quality and operational efficiency has become indispensable for customer satisfaction and long-term success. Lean Management and the Kaizen philosophy are effective ways to eliminate waste, improve processes, and enhance general service performance. This thesis discusses the principles of Lean Management and the Kaizen philosophy in the security service industry and how it applies to Ekol Group operations. A customer satisfaction survey was done through a sample of 150 customers to measure the quality of the service, areas of improvement, and the effectiveness of the Lean strategy. Data collected were tabulated and then analysed using statistical analysis, comprising calculations of arithmetic mean and standard deviation. Consequent to these findings, an action plan of Kaizen was implemented to overcome inefficiencies and offer better services. Results have shown significant improvements in customer satisfaction, service quality, and operational performance after the implementation of Kaizen techniques. This study contributes to the literature by providing a structured approach to implementing Lean principles in service sector, focus on continuous improvement and waste elimination
Examining the relationship between decision-making skills and self-concept among gifted and non-gifted student
Bu çalışmanın amacı özel yetenekli olan ve özel yetenekli olmayan öğrencilerin karar verme becerileri ve benlik algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışma özel yetenekli olan ve özel yetenekli olmayan ilköğretim 4. sınıfa devam eden öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklem grubunu Bilecik ve Eskişehir illerinde özel yetenek tanısı almış ve Bilim ve Sanat Merkezleri'ne (BİLSEM) devam eden 187 öğrenci ile özel yetenek tanısı olmayan 187 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri " Karar Verme Becerisi Ölçeği (KVBÖ)," "Çocuklar İçin Benlik Algısı Profili (ÇİBAP)" ve "demografik bilgi formu" ile elde edilmiştir. Öğrencilerin velilerinden onam alınmış ve MEB araştırma izinleri dahilinde bire bir görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Ölçekler aracılığıyla elde edilen veriler bilgisayar ortamında IBM SPSS 27.0 sürümü kullanılarak analiz edilmiştir. İkili grup karşılaştırmaları için t- testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılması için ANOVA testleri uygulanmıştır. Karar verme becerisi ve benlik algıları arasındaki ilişkiyi analiz etmek için Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre özel yetenekli olan ve özel yetenekli olmayan öğrencilerin karar verme becerileri ile benlik algıları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, Karar verme becerisi ve benlik algısının özel yetenek tanısı almış olma durumuna göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır
The spiritual journey of human in Mehmed Munib's Tuhfet al- Mulūk fī Irshādi Ehli's-Sulūk
XVIII. as ırda ya şamış olan Osmanl ı âlimi Ebû Saîd Hâdimî (ö.1176/1762) Nakşibendî tarikat ına mensup bir şeyh olmasının yan ı sıra müderris bir sûfîdir. Osmanlı toplumunda ilmiye sınıfının rağbet ettiği İslam âlimi ve mutasavv ıf olan Hâdimî, Nakşibendî-Müceddidîyye kolunun Anadolu'da yay ılmasında etkili olan önemli bir şahsiyettir. Ebû Saîd Hâdimî , dinî ilimlerle tasavvufî e ğitimin birlikte verildiği Konya Hâdim'de bulunan medresesinin müderrisi olarak zâhirî ve bâtînî ilimleri belli bir üslupta nakledip de ğerlendirerek itidalli görü şleri ile ilmî yetkinliğini ortaya koymu ştur. Nak şibendî tarikat ına mensubiyetinden dolay ı tasavvufî dü şüncelerinde bu tarikat ın izlerini görmek mümkündür. Hâdimî'nin eserleri, şeriat ve tasavvufun harmanland ığı dü şünceleri içermesi bak ımından değerini korumaktadır. Bu çal ışmada Ebû Saîd Hâdimî'nin er-Risâletü'n-Naḳşibendiyye risalesine, Dervişzâde Mehmed Zeynelâbidîn Karamânî'nin Arapça olarak şerh etti ği eseri oğlu Mehmed Münib'in bazı açıklama ve ilâvelerle Türkçe'ye çevirdiği Tuhfetü'lMülûk fî İrşâdi Ehli's-Sülûk isimli eserinde seyr ü sülûk ele al ınmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde Hâdimî öncesi Nak şibendî şeyhleri ve onlar ın seyr ü sülûk anlay ışları incelenecektir. İkinci bölümünde ise Mehmed Münib'in Tuhfetü'l-Mülûk fî ir şâdi Ehli's-Sülûk isimli serinde seyr ü sülûk ele al ınarak nefsin mânevi yetkinlik problemi üzerinde durulacaktır
Relationship between attention deficit and hyperactivity disorder and recidience in substance using children
Yapılan araştırmalara göre DEHB'si olan çocuklarda akranlarına göre daha düşük seviyede özbenlik saygısı olduğu bildirilmiştir. DEHB olan çocuklar yıkıcı davranışları ile sosyal çevrelerinden sıklıkla olumsuz geribildirim almaktadırlar. Okul başarısızlıkları nedeniyle eğitim hayatlarına erken dönemlerde son vermek zorunda kalmaktadırlar. Yaşanan bu durumun da bağımlılıkların önünü açtığı düşünülmektedir. Bağımlılık yapıcı madde kullanımı olan çocukların, diğer çocuklarla ya da yetişkinlerle oluşturduğu çete ilişkilerinin ise bu çocukların suç davranışından çıkmalarının önünde büyük bir etkendir. Kullanmakta olduğu maddeyi temin edebilmek adına suç işleme sıklığı giderek artmakta ve suçun niteliği değişmektedir. Bu araştırma, çocuk suçluluğunda bağımlılık ve DEHB ile ilişkisi bakımından araştırmaların azlığı, son dönemde çocuk suça sürüklenmelerdeki ve madde kullanımındaki yoğun artış açısından önem kazanmaktadır. Çalışmamızda tutuklu/ hükümlü olarak kapalı ceza infaz kurumunda bulundurulan 50 erkek çocuğuna Çocuk ve Ergenlerde Davranım Bozukluklukları için DSM-IV'e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği, BAPİ-E ve Sosyodemografik Form uygulanmıştır. Bu çalışmamızda madde kullanımı olan suça sürüklenen çocukların madde bağımlılığı ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu birçok alt boyut açısından değerlendirilmiş olup, literatüre uyumlu olarak madde kullanımı ile dürtüsellik arasında ilişki olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca suça sürüklenen çocukların aile ile özellikle babaları ile ilişkilerinin DEHB alt boyutlarında önemli farklılıklara sebep verdiği gözlenmiştir. Bu bağlamda ailelelerin madde bağımlılığına ve suç davranışına karşı yönelik farklındalığının arttırılması ve aile içi ilişkilerin güçlendirileceği çalışmaların yapılması önem kazanmaktadır
Examination of the effectiveness of teaching imitation skills through video modeling teaching method in children with Autism Ppectrum Disorder
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), bireylerin sosyal, iletişimsel ve bilişsel alanlarda güçlükler yaşamasına neden olan, ömür boyu süren bir nörogelişimsel durumdur. OSB'li çocuklar sıklıkla göz teması kurmaktan kaçınır, erken çocukluk döneminde isimlerine tepki vermekte zorlanabilir, yüz ifadelerini anlamakta güçlük çekebilir ve taklit becerilerinde kısıtlılık gösterebilir. Taklit becerileri, bebeklikten itibaren yeni beceriler ve kavramlar edinmenin yanı sıra, sosyal ve duygusal etkileşimleri geliştirmede önemli bir işlev görmektedir. Ancak, OSB'li çocuklar, tipik gelişim gösteren akranlarına kıyasla, taklit becerilerindeki sınırlamalar nedeniyle öğrenme süreçlerinde ve sosyal etkileşim kurmada ciddi zorluklarla karşılaşabilir. Günümüzde teknolojinin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, OSB'li bireylerin eğitimine yönelik yeni yöntem ve uygulamalar geliştirilmektedir. Bu araştırmada video modelle öğretim yöntemi ile taklit becerilerinin öğretiminin OSB olan çocuklarda etkililiğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma 2024 yılının Kasım ve Aralık aylarında İstanbul/Çekmeköy ilçesinde yer alan engelsiz yaşam merkezinde yürütülmüştür. Bu araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası çoklu başlama düzeyi modeli kullanılmıştır. Araştırma, 4-5 yaş arasında 3 kız 7 erkek katılımcı ile yürütülmüştür. Tek denekli çalışmalarda örneklemi oluşturan bireyler, katılımcılar olarak tanımlanmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, video modelle öğretim yöntemi kullanılarak sunulan taklit becerisi eğitiminin, OSB tanısı almış çocukların taklit becerilerini öğrenmelerinde etkili olduğu ve bu becerinin farklı kişilerde genellenebildiği belirlenmiştir. Bu yöntemin 6-8 hafta gibi bir sürede başarılı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma tamamlandıktan sonra gerçekleştirilen izleme oturumlarında, katılımcıların ikinci ve dördüncü haftalarda kazandıkları bu beceriyi koruyabildikleri gözlemlenmiştir. Ayrıca, uygulama sonrasında sosyal geçerlik verileri kapsamında değerlendirilen ebeveyn görüşleri de uygulamanın etkili olduğunu desteklemektedir
The relationship between anxiety level, cognitive flexibility and sensory processing in menopausal women
Bu araştırma menopozal dönemdeki kadın bireylerde anksiyete düzeyinin bilişsel esneklik ve duyusal işlemeyle ilişkisini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmamıza menopozal dönemdeki 46-73 yaş aralığında 40 kadın dahil edilmiştir. Katılımcıların anksiyete düzeylerini belirlemek için Beck Anksiyete Ölçeği, bilişsel esneklik düzeylerini belirlemek için Bilişsel Esneklik Ölçeği ve duyusal işleme becerilerini belirlemek için Adolesan/Yetişkin Duyu Profili Anketi ile değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın veri analizi için SPSS (statistical package for social sciences) for Windows 22 istatistik programı kullanılmıştır. Çalışmamızda menopozal dönemdeki kadınlarda yaş ile duyusal arayış arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde orta düzeyde ilişki bulunmuştur (r: -0,377; p0,05). Çalışma sonucunda menopozal dönemdeki kadınlarda yaş arttıkça duyusal arayışın azaldığı; bilişsel esneklik düzeyinin artması ile de duyusal kaçınmanın ve duyusal arayışın arttığı düşünülmektedir
Examination of the interaction between mothers of children with autism spectrum disorder and speech and language therapists: A qualitative study example
Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocukların annelerinin dil ve konuşma terapistleri ile olan etkileşimlerini incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, annelerin terapi sürecindeki beklentilerini, deneyimlerini ve farkındalıklarını belirlemektir. Nitel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışmada, fenomenoloji yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada, otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa sahip 17 anne ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak katılımcı bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler, araştırmacının belirlediği uygun ortamlarda yüz yüze veya çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırmalarda sıklıkla kullanılan bir analiz tekniği olan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veri seti MaxQDA Analytics PRO 2024 yazılımına aktarılmış ve bu yazılım aracılığıyla analiz süreci yürütülmüştür. Verilerin analiz edilmesinin ardından "Annelerin DKT Hizmetine Ulaşım Süreci", "Annelerin DKT Hizmetinden Beklentileri", "Annelerin DKT Hizmeti Seçimindeki Kriterleri", "Annenin Terapist ile Etkileşimi", "Annelerin Terapi Sürecine Dahiliyeti", "Uygulanan Terapi Yöntemleri ve Süreç Hakkında Bilgilendirilme", "Annelerin DKT Hizmetine Yönelik Memnuniyet Durumları" ve "Annelerin DKT Hizmetinin Geliştirilmesine Yönelik Önerileri" olmak üzere sekiz ana tema ortaya çıkmıştır. Katılımcıların çocuklarının DKT hizmetine ulaşmadan önce bir özel eğitim sürecinden geçtikleri gözlemlenmektedir. Katılımcıların DKT hizmetine yönelik en büyük beklentilerinin bu hizmet ile konuşma becerisinde gelişim gözlemlenmesine yönelik beklentiler olduğu görülmüştür. Katılımcıların DKT hizmetine yönelik başlıca seçim kriterinin terapistin çocuk ile uyum sağlayabilmesi olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların hizmet aldıkları dil terapistleri ile iyi bir iletişim halinde olduğu görülmüş aynı zamanda katılımcılar terapistlerinin kendilerini motive ettiğinden bahsetmiştir. Katılımcıların en büyük önerisinin terapi saatleri ve sıklığının artırılmasına yönelik olduğu gözlemlenmiştir. Katılımcılar yaşanılan sürecin ebeveynler için de zor ve yıpratıcı olduğundan bahsetmiş ve ailelerin de psikolojik destek alması gerektiğini belirtmişlerdir. Dil ve konuşma terapistlerinin otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa sahip annelerle dayanışma içinde olmaları, daha etkili iletişim kurmaları, terapi sürecini annelerin ihtiyaçlarına göre uyarlamaları ve karşılaşılan zorluklara çözüm üretmeleri önemlidir
A qualitative analysis of speech and language therapists views, experiences, and recommendations on esophageal speech therapy
Çalışmada Türkiye' de özofageal konuşma terapisi üzerine çalışan dil ve konuşma terapistlerinin görüşlerini ve deneyimlerini literatüre kazandırmak hedeflenmiştir. Ayrıca dil ve konuşma terapistlerinin kendi deneyimlerinden yola çıkarak özofageal konuşma terapisinin geliştirilmesi için önerileri incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım ile yürütülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşmeler, dahil etme kriterlerini karşılayan 11 dil ve konuşma terapisti ile Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin transkripsiyonu yapıldıktan sonra anlamlı veri birimleri kodlara dönüştürülmüş ve elde edilen kodlar içerik benzerliklerine göre temalar altında gruplandırılmıştır. Temalar, ilişkili alt temalar ve kategoriler etrafında yapılandırılarak, dil ve konuşma terapistlerinin deneyimlerini temsil edecek kavramsal bir bütünlük oluşturulmuştur. Veri analizi süreci, MaxQDA Analytics PRO 2024 yazılımı aracılığıyla yürütülmüştür. Veriler incelendiğinde "Total Larenjektomi Sonrası Konuşma Yöntemi Seçimi", "Özofageal Konuşma Terapisi Süreçleri", "Total Larenjektomi Sonrası Konuşma Yöntemlerine Yönelik Görüşler", "Özofageal Konuşmanın Başarısını Etkileyen Faktörler", "Özofageal Konuşma Terapisi Üzerine Yeterlilikler ve Terapistlerin Kendilerini Nasıl Geliştirdikleri Üzerine Görüşleri" ve "Özofageal Konuşmanın Gelişmesi İçin Öneriler" şeklinde 6 tema ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak Türkiye' de total larenjektomi sonrası konuşma yöntemi olarak ilk özofageal konuşma yöntemini tercih edilmektedir. Total larenjektomi öncesi terapistlerin hastalarla görüşmesi önerilse de birçok terapist bu görüşmeyi yapmamaktadır. Katılımcı görüşlerine göre özofageal konuşma başarısını etkileyen en önemli faktörün hastanın motivasyonu olduğu görülmektedir. Terapistler mevcut durumda aldıkları üniversite eğitiminin özofageal konuşma terapisi için yetersiz olduğunu düşünmektedir. Özellikle hem üniversitedeki hem üniversite dışı eğitimlerdeki özofageal konuşma terapisinde uygulamaya yönelik eğitimlerin arttırılması gerektiği katılımcılar tarafından önerilmektedir