Üsküdar University Academic Digital Archive
Not a member yet
    7325 research outputs found

    Bibliometric analysis of studies conducted in the field of neuromarketing

    No full text
    Nöropazarlama terimi, iki farklı alan olan nörobilim ve pazarlama kavramlarının (Bhandari, 2020) birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Nöropazarlama, tüketicilerin pazarlama uyaranlarına nasıl tepki verdiğini inceleyen nispeten genç bir pazarlama dalıdır. "Nöropazarlama" terimi, sinirbilimin (nörobilim) pazarlama alanında kullanılmasını ifade etmektedir (Yasir ve Haq, 2022). Nöropazarlama terimi, ilk olarak 2002 yılında Profesör Ale Smidts tarafından, pazarlama stratejilerini geliştirmek ve tüketicinin davranışını anlamak için serebral mekanizmanın incelenmesi olarak tanımlanmıştır. Nöropazarlama, psikoloji, antropoloji, etnografi, nörobilim, davranışsal ve deneysel ekonomiyi birleştiren disiplinler arası bir alandır (Cosic, 2016; Burgos-Campero ve Vargas-Hernandez, 2013; De Oliveira ve Giraldi, 2017; Cárdenas, 2019). Nöropazarlama, tüketicilerin davranışları, tercihleri ve karar verme süreçlerinin yanı sıra insan bilişinin ve pazarlama ile ilgili davranışlarının diğer yönlerini kavramak için nörobilim ve fizyolojik araştırma tekniklerinin kullanımıdır. Böylece geleneksel pazarlama yöntemleriyle elde edilemeyen çok daha gerçek ve doğru verilere ulaşılmasını sağlamaktadır (Brenninkmeijer vd., 2020; Sebastian, 2014; Stanton vd.,2017). Nöropazarlama, müşterilerin tercihleri, algısı, motivasyonları hakkında fikir veren ve dolayısıyla işletmelerin fiyatlandırma, reklam, ürün geliştirme vb. kararlarını etkiyen nöral ve fizyolojik sinyallerin ölçülmesini ifade etmektedir (Binodl ve Jothi 2020; Meckl-Sloan, 2015). Beynin yapısı ve işleyişi ile ilgili gerçekleşen son nörobilimsel gelişmeler, tüketiciyi ve nöropazarlamayı anlamanın yeni yollarını da ortaya çıkarmıştır. Bu yeni bilgi alanı, yavaş yavaş pazarlama araştırmasının temel bir tamamlayıcısı haline gelmektedir (Duque-Hurtado vd., 2020). Günümüzde müşteri tercihlerinin ve karar verme süreçlerinin değerlendirilmesi için nöropazarlama tekniklerinin yaygın kullanımı, müşteriler ve pazarlamacılar için avantajlı olmaktadır. Bilginin %90'ından fazlasının insan beyninin bilinçaltında işlendiği dikkate alındığında, nöropazarlama araştırmalarının gerçekliği, anketlere ve görüşmelere dayanan geleneksel analiz yöntemlerinden daha iyi sonuçlar ortaya koymaktadır (Singh, 2020). Geleneksel pazarlama araştırması tekniklerinin aksine nöropazarlama, tüketicilerin çeşitli pazarlama uyaranlarına karşı sözsüz bilişsel ve duygusal tepkilerini yakalamaya olanak tanıyan ve tüketicilerin satın alma kararlarını tahmin edebilen bir alandır (Rawnaque vd., 2020). Nöropazarlama, insan duygularını inceleyerek ve yorumlayarak pazarlama uyaranlarının etkisinin daha iyi anlaşılmasını (Thomas vd., 2017) ve tüketici davranışlarının daha iyi anlaşılarak, tüketicilerin nasıl davranabileceklerini tahmin etmeyi amaçlamaktadır (Lee vd., 2007). Nörobilimsel araştırma üç bileşene dayanır: Konum, bağlantı ve temsil. Konum, beynin üstün kolikulus, hipotalamus veya amigdala gibi daha yoğun uyaranları algılayabilen bölgesidir. Bağlantı, bilgi işlemek amacıyla farklı beyin bölgelerindeki nöronlar arasındaki bağlantıları ifade etmektedir. Temsil, beyindeki bilginin kodlama sürecinin analiz edilmesini içermektedir (Grajdieru, 2017). İnsan davranış analizi için en yaygın kullanılan nöropazarlama teknikleri arasında fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI), elektroensefalografi (EEG), göz izleme gözlükleri, manyetoensefalografi (MEG), pozitron emisyon tomografisi (PET) bulunmaktadır. Bununla birlikte nöropazarlama, beyin aktivitesi ve ölçümlerinden daha fazlasını içermektedir. Beyin görüntülemeye alternatif olarak, araştırmacılar kalp hızı, solunum, cilt iletkenliği (el terlemesi), göz takibi (gözlerin tam olarak neye baktığını kaydederek) gibi çevresel fizyolojinin özelliklerini ve daha fazlasını ölçebilmekte ve daha sonra bu ölçümleri tüketicilerin deneyimleriyle ilişkilendirebilmektedir (Stanton vd.,2017: 2). Nöropazarlama araştırmalarında araç ve yöntemler üç temel esasa dayanmaktadır. Beynin nöral metabolik aktivitesine dayalı yapılan ölçümler, elektriksel aktivitesine dayalı yapılan ölçümler ve beyin aktivitesi dışındaki fiziksel aktiviteye dayalı yapılan ölçümlerdir. Nöropazarlama araştırmalarında kullanılan nörobilimsel araç ve yöntemler kısıtlıdır. Deneysel araştırmalarda kullanılan araçların maliyetli olması nöropazarlama araştırmacılarını daha düşük maliyetli ve kullanımı kolay olan araçlara yönlendirmiştir. Dijital teknolojilerin büyük bir hızla gelişmesi tüketici davranışlarını gözlemleme ve anlamlandırma bakımından önemli katkılar sağlamıştır. Ancak yine de nörobilimsel araçların birlikte kullanılması ve elde edilen verilen makine öğrenmesi, derin öğrenme ve yapay zekâ uygulamaları ile işlenmesi nöropazarlama araştırmalarına oldukça önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle tez kapsamında literatürde nöropazarlama alanında nörobilimsel araçlarla yapılan ve Web of Science veri tabanında yayınlanan çalışmaların Bibliyometrik analizi yapılacaktır. Tez kapsamında gelecekte yapılacak olan araştırmalarda yapılması gerekenler ve nörobilimsel araçların nöropazarlama alanında daha etkin kullanılmasının (makine öğrenmesi, derin öğrenme, yapay zekâ vb.) önemi anlatılacaktır

    The effect of nurse-family collaboration on the perceived stress and readiness to provide care of caregivers of stroke patients

    No full text
    İnme, beyin akımının aniden bozulması ile gelişen çeşitli motor, duyusal ve bilişsel fonksiyon bozukluklarının da eşlik edebileceği, ortaya çıkışında vasküler nedenlerin bulunduğu ve ölüme yol açabilen klinik bir sendromdur. Bu nedenle hastaların büyük çoğunluğu hareketlilik, öz bakım ve iletişimi yönetme gibi yaşamsal faaliyetlerini yerine getirebilmesi, depresyon ve kişilik değişiklikleriyle başa çıkabilmesi için sağlık profesyonelleri ve bakım vericiler tarafından sürekli rehabilite edilmeye ve bakıma ihtiyaç duymaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, hemşire-aile iş birliğinin, inmeli hastaların bakım vericilerinin algıladıkları stres ve bakım vermeye hazır oluşlukları üzerine olan etkisini belirlemektir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Bakım Vermeye Hazır Oluşluk Ölçeği ve Aile Hemşire İş birliği Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın verileri Eylül-Aralık 2024 tarihleri arasında nöroloji ve inme kliniklerinde tedavi görmekte olan 65 yaş üstü inmeli hastaların bakım vericileri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında IBM SPSS Statistics for Windows, Version 22.0 (SPSS INC., Chicago, IL, USA) istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Bulgular, Aile İşbirliği Toplam puanı ile hem Bakım Vermeye Hazır Oluşluk Toplam puanı (r=0,224; p<0,05) hem de Algılanan Stres Toplam puanı (r=-0,250; p<0,01) arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Bu durum, hemşire-aile iş birliğinin artmasıyla birlikte bakım vericilerin kendilerini daha hazır hissettiklerini ve daha az stres algıladıklarını düşündürmektedir. Aile iş birliğinin algılanan stres ve bakım vermeye hazır oluşluk üzerindeki doğrudan etkileri tespit edilmiş olup yapısal model path analizinde yer alan tüm yol katsayılarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p < 0,05). Bu çalışmanın sonucuna göre hemşire-aile iş birliği düzeyinin artmasıyla birlikte, bakım vericilerin kendilerini daha hazırlıklı hissettikleri ve algıladıkları stres düzeyinin önemli ölçüde azaldığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar eşliğinde hemşirelerin aktif rolü, aile iş birliği ve sosyal destek mekanizmalarının önemi, bakım süreçlerinde göz ardı edilmemelidir

    Şizofreni Hastalarında SYNGAP1 rs199759879 Polimorfizminin İncelenmesi

    No full text
    Schizophrenia is a complex mental disorder manifested in a range of psychotic and deficit symptoms and cognitive impairment. The complex genetic-environmental interplays significantly contribute to the etiology and development of schizophrenia. The SYNGAP1 gene is mainly expressed in the brain, where it is crucial in regulating synaptic plasticity and neuronal proliferation. Several neurological diseases, such as intellectual disability, epilepsy, autism spectrum disorders, and behavioral abnormalities resembling schizophrenia, are linked to mutations in this gene. This study aims to explore the potential association between the SYNGAP1 rs199759879 single nucleotide polymorphism and the development of schizophrenia. The study includes 20 Turkish individuals diagnosed with schizophrenia using DSM-V criteria. Blood samples are collected from all patients. The genotypes associated with the SYNGAP1 rs199759879 variation are analyzed using genomic DNA isolation and real-time polymerase chain reaction. Age and gender characteristics for each patient were also recorded. According to the results of this study, all patients had the CC genotype, with the C allele considered the normal variant. Therefore, no statistical analysis could be performed to assess the association between genotype and gender. These findings are not enough to conclude that there is a direct link between this polymorphism and schizophrenia, even if it has been detected among candidate genes in a comprehensive functional annotation study. Further research with larger sample sizes and control groups is necessary to clarify the potential association between SYNGAP1 rs199759879 polymorphism and schizophrenia

    The importance of occupational therapy interventions in individuals with stroke receiving botulinum toxin

    No full text
    Amaç: Bu çalışma, botulinum toksin uygulanan inme geçirmiş bireylerde aktivite temelli ergoterapi müdahalelerinin üst ekstremite fonksiyonları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmaya otuz inme geçirmiş kişi katıldı. Botulinum toksin tedavisinin ardından katılımcılara sekiz haftalık fonksiyonel ergoterapi müdahalesi uygulandı. Müdahale programında duyu-motor entegrasyon çalışmaları, görev odaklı aktiviteler, ince motor beceriler için el destekli aktiviteler ve günlük yaşam aktiviteleri yer aldı. Müdahale öncesi ve sonrası değerlendirmeler için Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi, COPM, Fugl-Meyer Assessment (FMA) ve Tardieu Skalası kullanıldı. Bulgular: Çalışmamızda, botulinum toksin uygulaması sonrasında gerçekleştirilen ergoterapi müdahalesinin üst ekstremite fonksiyonları üzerinde anlamlı etkileri olduğu belirlenmiştir. Tardieu Skalası sonuçlarına göre, birçok kas grubunda R1 ve R2 değerlerinde artış, X değerlerinde ise azalma gözlenmiş ve bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p0,05). Tartışma ve Sonuç: Aktivite temelli ergoterapi, botulinum toksin sonrası inme hastalarında üst ekstremite fonksiyonlarını artırmada etkili bir yöntem olmuştur. Çalışma sonrası bulgular, multidisipliner yaklaşımların önemini ve fonksiyonel odaklı ergoterapi müdahalelerinin klinik faydasını önemli derecede etkilemektedir

    Analysis of variables affecting the quality of life of hemodialysis patients using the Analytic Hierarchy Process (AHS)

    No full text
    Bu yüksek lisans tezi, hemodiyaliz hastalarının yaşam kalitesini etkileyen faktörleri Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) yöntemi kullanarak analiz etmektedir. Çalışmada, yaşam kalitesine etki eden temel karar kriterleri olarak çalışma hayatı, beslenme, sosyal aktivite ve cinsel yaşam belirlenmiş; bu kriterler uzman desteği, aile desteği ve sosyal yardım olmak üzere üç ana kategori altında değerlendirilmiştir. AHS yöntemi, bu faktörlerin sistematik bir şekilde sıralanmasını sağlayarak, hemodiyaliz hastalarının yaşam kalitesini en fazla etkileyen belirleyicilerin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesine olanak tanımaktadır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, hemodiyaliz hastalarının yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik öneriler sunulmaktadır. Bu öneriler, hastaların günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmelerini kolaylaştıracak uygulamalar, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bireysel refahın artırılmasına yönelik stratejileri içermektedir. Çalışmanın sonuçları, hemodiyaliz hastalarının yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik somut çözüm önerileri geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır

    Şizofreni Hastalarında CYP2C19*2 Polimorfizminin İncelenmesi

    No full text
    Background: The CYP2C19*2 gene encodes the cytochrome P450 (CYP) 2C19 enzyme, which plays an important role in the metabolism of different drugs. This study aims to examine the individual characteristics of CYP2C19*2 genetic polymorphisms and predicted phenotypes among schizophrenia disorders through pharmacogenomics tests. Methods: blood samples were collected from 20 patients with schizophrenia disorders. Invitrogen, CYP2C19*2 genomic DNA kit was used to obtain DNA from blood (Invitrogen, USA). Genotyping analyses were performed using TaqMan Genotyping Assays (Applied Biosystems Foster City, CA, USA) kits on Thermo Fisher Quanti station 5 Real-Time PCR system (Thermo Scientific, Waltham, Massachusetts, USA). Results: Results of 20 patients with schizophrenia disorders showed the distribution of the genotypes belonging to the CYP2C19*2 polymorphism was determined showed 40% (n=8) of the patients with the *2 allele (AG genotype) are intermediate metabolizers (IM), while 60% (n=12) of the patients with (GG genotype) are designated as extensive or normal metabolizers (EM). Conclusions: We found that CYP2C19 *2 polymorphism corresponds with a shift in metabolic activity (from EM to IM) in these patients. All the polymorphisms that affect drug metabolisms through PGX with monitoring after treatment prescription will help to understand the impact of it in drug metabolisms and medication plans

    Brand perception on social media: An analysis of user comments about Köfteci Yusuf brand on X

    No full text
    Çalışmanın amacı, sosyal medyada Köfteci Yusuf markası hakkında yapılan haberlerin, tüketici algısındaki etkilerinin araştırılmasıdır. Söz konusu araştırmada Köfteci Yusuf adlı markanın X üzerinden sosyal medya kullanıcılarının yorumları incelenerek, marka algısına olan etkileri tespit edilmesi hedeflenmiştir. Çalışma, netnografik bir araştırmadır. Sosyal medya platformu X'ten elde edilen 392 tweet üzerinden araştırma yapılmıştır. Bunun sonucunda sosyal medya platformu X üzerinden 7.10.2024-30.10.2024 tarihleri arasındaki Köfteci Yusuf hakkında domuz ürünleri kullanımıyla ilgili atılan tweetlerin, marka algısını olumsuz etkilediği saptanmıştır. Resmi makamlarca X'te yapılan açıklamaların marka algısını etkilediği ortaya konmuştur. Tüm bu sonuçlar, sektöre ve literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır

    Effect of Adipokinetic Hormone on Learning-Memory in a Scopolamine-Induced Alzheimer's Model in Mice

    No full text
    Background: Neurosecretory cells of insects synthesize Adipokinetic Hormone (AKH). Previous studies indicated that AKH improves memory functions. Objective: This study aimed to explore the effects of AKH on learning and memory in an Alzheimer's disease model. Methods: Morris Water Maze (MWM), Passive Avoidance (PA), and Modified Elevated Plus Maze (mEPM) tests were conducted in BALB/c mice. Initially, each group consisted of 8 to 9 animals; in total, 120 animals were used in this study. The groups included control, Ani-AKH (1 and 2 mg/kg), Lia-AKH (1 and 2 mg/kg), Pht-HrTH (1 and 2 mg/kg), Scopolamine (1 mg/kg), and Scopolamine combinations. Hormones were given for 6 days in the MWM test to evaluate learning and memory before the second trial in the PA test for memory assessment and after the first trial in the mEPM test to examine consolidation. Results: In the MWM test, Ani-AKH and Pht-HrTH reduced escape latency compared to the scopolamine group (p&lt;0.05). During the probe trial, Ani-AKH increased time in the escape platform quadrant (p&lt;.0.5) and reversed scopolamine's effects (p&lt;0.001). Lia-AKH and Pht-HrTh did not affect time in the quadrant but reversed scopolamine's effects (p&lt;0.01). In the PA test, Ani- AKH reversed scopolamine’s effects (p&lt;.0.5), while Lia-AKH did so in the mEPM test (p&lt;0.01). The control group showed strong muscarinic receptor staining, while the scopolamine group did not. Ani-AKH and Lia-AKH showed moderate to strong receptor staining, indicating partial restoration. Conclusion: Our study indicates that AKH may help reduce memory impairments, though the effects depend on the specific assessment methods used in the tests

    Interaction-based occupational therapist approach to nutrition in Down syndrome

    No full text
    Down Sendromu bilimsel olarak kanıtlanmış genetik bir bozukluktur. 21. Kromozomun 2 veya 3 yerinde kopmanın olduğu, 46 yerine 47 kromozomun bulunduğu, bilimsel olarak da genetik bozukluğun ispatlandığı bir anomalidir. Bu risk 35 yaş üstü kadınlarda yaş ilerledikçe de sık görülen bir bozukluktur. Nedeni tam olarak bilinemez. Down Sendromlu bireylerde uyku apnesi, çölyak hastalığı, obezite, anemi, lösemi, kalp hastalıkları, görme ve işitme bozuklukları gibi birçok hastalıklara yatkınlık gözlemlenmiştir. Down Sendromlu bireylerin büyüme ve gelişmeleri, normal gelişim gösteren bireylere göre daha yavaş ilerlemektedir. Down Sendromlu bireylerde ağız yapısı farklılıkları ve diş problemleri sonucunda yutma, parçalama, çiğneme, emme gibi problemler oluşmakta bu sebeplerle de katı besine geçiş süresi uzamaktadır. Çiğneme, parçalama, sindirim problemleri ve metabolik değişimler sonucunda, mikro besin öğelerinin biyokimyasal analizlerinde genellikle vitamin ve mineral eksikliklerine rastlanmaktadır. Down Sendromlu çocuklarda, oral motor yetersizlikler ve beslenme problemleri sıklığı açısından yüksek risk olduğu bilinmektedir. Beslenme problemleri, çocuğun ve ebeveynin yaşamını olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Bu çalışmada Down Sendromu olan bireylerin yemek yeme sırasında izlenmesi ve ebeveynlerden alınan bilgiler doğrultusunda beslenme ile ilgili terapilerin oluşturulması amaçlanmıştır. Oral motor becerilerin ve beslenme problemlerinin belirlenmesi ve hedeflenmiş̧ etkileşim temelli yaklaşımla çocukların beslenmesine yönelik çalışılmıştır. Bu çalışmada Down Sendromu olan bireylerin günlük yaşam becerileri belirlenmiştir. Bireyler yemek yeme sırasında gözlemlenmiş ve ebeveynlerden beslenme problemleri açısından ele alınan bilgiler doğrultusunda, beslenmeyle ilgili oral motor becerilerin ve beslenme problemleri belirlenerek uygun müdahale programı uygulanmıştır. Araştırmaya, Mucize Evi Ergoterapi ve Gelişim merkezine devam eden Down Sendromu tanılı, 7-35 ay aralığında 30 birey dahil edilmiştir. Çalışmada Bebeklik Çağı Duyu Profili 2 Bakım Veren Anketi ve beslenme ilerlemesi formu kullanılmıştır. Bebeklik Çağı Duyu Profili 2 Bakım Veren Anketine göre Down Sendromu olan bireylerde taktil hipersensitivite, prop hiposensitivite ve vestibüler kaçınmalar gözlemlenmiştir. Ayrıca kaşıkla beslenme, ısırma ve yutma alanlarında zorluk yaşandığı gözlemlenmiştir. Down sendromlu bireylerin beslenme problemleri birçok kaynaktan ortaya çıkmıştır. Down sendromlu bireylerin dil ile dudaklarını temizlemede, sıvı/katı gıda kontrolünde, uygun ısırma pozisyonunun kullanımında ve dilin uygun pozisyonunun korunmasında yetersizlikler olduğu gözlemlenmiştir. Bebeklik Çağı Duyu Profili 2 Bakım Veren Anketinde uygulaması öncesi ve sonrası genel süreç, işitsel süreç, görsel süreç, dokunma gelişimi, oral duysal süreç, duyusal süreç skorları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Her alt boyut anlamlı şekilde son test sırasında artış göstermektedir. Beslenme İlerlemesi Ölçeğinin öncesi ve sonrası, beslenme ilerlemesi skorları arasında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Beslenme ilerlemesi anlamlı şekilde son test sırasında artış göstermektedir. Down Sendromu olan bireyler için oral motor beceriler (emme, ısırma, çiğneme, dil hareketleri, yutma) ve beslenme problemleri (oral motor kaynaklı, duyusal temelli, davranışsal, tıbbi kaynaklı, çevresel faktörlü beslenme problemleri) açısından erken dönemde yapılacak değerlendirme ve müdahale programlarının ve aile eğitiminin önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Down Sendromlu bireyler beslenme zorlukları yüzünden beslenme problemleri açısından yüksek risk grubunda olduğu gözlemlenmektedir. Bu problemler ailenin yaşamını olumsuz etkileyebildiği gibi, özel gereksinimli bireyin de yaşamını zorlaştırmaktadır. Down Sendromlu bireyin dikkatlice izlenmesi, gözlemleme sonucunda ebeveynlerinden alınan gözlem raporlarına göre motor becerilerinin ve beslenme zorluklarının belirlenerek bir terapi programı oluşturulması tanısı doğrultusunda terapilerinin planlanması gerekir. Down Sendromlu bireylerle çalışılırken, multidisipliner bir çalışma (ergoterapistler, dil ve konuşma terapistleri, diyetisyenler, çocuk gelişim uzmanları, çocuk hastalıkları uzmanları vb.) sergilenerek, iş birliği yapılarak daha farklı programlar geliştirilebilir ve bu programların etkinliği bilimsel çalışmalarla desteklenebileceği ön görülmüştür

    306

    full texts

    7,325

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Üsküdar University Academic Digital Archive
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇