Osmaniye Korkut Ata University Academic Repository
Not a member yet
5726 research outputs found
Sort by
İman Ontolojisi: Sadreddinzâde Şirvânî’ye Ait İman Risâlesi’nin Tahlili, Tahkiki ve Tercümesi
İslam siyaset ve düşünce tarihindeki ilk kurumsal ayrışma, iman problemiyle baş göstermiştir. Siyasete ilişkin problemlerin dine refere edilmesi zamanla politik tercihlerin dini kimliğe evrilmesine neden olmuştur. Muhalif grupların inanç toplumundan dışlanması, inanç problemlerinin teorik düzlemde ele alınmasına zemin hazırlamıştır. Böylece İslam düşüncesinde ilk teolojik problemler ortaya çıkmış, farklı inanç ve düşünce grupları vücut bulmuştur. Söz konusu önemine binaen ilim dünyasına iman problemine ilişkin zengin bir literatür tevarüs etmiştir. İman problemine ilişkin müstakil bir risâle kaleme alan müelliflerden biri de Osmanlı âlimi Sadreddinzâde Şirvânî olmuştur. 16. Yüzyılın sonları ve 17. Yüzyılın başlarında yaşamış olan Sadreddinzâde, ürettiği eserler ile kendini aklî ve naklî ilimlerde kanıtlamıştır. O, çağıyla uyumlu olarak daha çok şerh ve hâşiye türünde eserler telif etmiş olsa da İmân Risâlesi gibi müstakil eserler de yazmıştır. Şiî-Safevî baskıları nedeniyle memleketinden İstanbul’a göç etmek durumunda kalan Sadreddinzâde, burada Padişah I. Ahmed başta olmak üzere payitahtın önde gelen ulemasının takdirlerini kazanmış ve devlet kademesinde önemli görevler üstlenmiştir. Sadreddinzâde’ye ait İman Risâlesi, onun aklî ve naklî ilimlerdeki behresini kanıtlayan özgün bir eserdir. Müellif hattı ya da ona arz edilen bir nüshaya rastlamadığımız için gramatik ve problematik anlamda müellif nüshasına en yakın metni inşa etmek adına nüshaları karşılaştırmalı analiz yöntemini benimsedik. İman Risâlesi’nin tahkikli neşrinin yanı sıra tercüme ve muhteva analizini de yaptık. Tercümede kavramsal çerçeveye riayet etmekle birlikte güncel Türkçeyi de dikkate almaya çalıştık. Bu risâleyi özgün kılan en önemli husus, iman problemine ontolojik bir perspektif kazandırmasıdır. Sadreddinzâde, risâlesinde, öncelikle imanın tanımı ve imanda istisna konularına ilişkin İslam mezheplerine ait belirgin görüşleri ve ihtilaflı hususları özlü bir şekilde aktarmaktadır. Daha sonra o, risâlesini mezkûr iki problemin derinlikli analizine tahsis etmektedir. Müellif, imanı, yakînî tasdik olarak tanımlamaktadır. İkrar ise, hukuki işlemlerin yürürlüğü için gerekli görülen bir iman alameti olarak konumlandırılmıştır. Kesin inanç anlamına gelen yakîn için üç mertebe söz konusu edilir: İlme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn. Dolayısıyla iman için sayısal bir değişim mümkün olmayıp yalnızca niteliksel bir artma ve eksilmeden bahsedilebilir. O, İslam felsefindeki varlık kategorilerini iman unsurlarına başarıyla uygulamaktadır. Şöyle ki; kalben tasdik hakikî varlığa, dil ile ikrar lafzî varlığa, marifet ise zihnî varlığa karşılık gelmekte olup imanın geçerli olabilmesi için hakiki varlık olan kalben tasdikin gerçekleşmesi gerekmektedir. Sadreddinzâde, imanda istisna problemini filozofların, nefislerin mizacı konusundaki ihtilaflarına bağlamaktadır. Nitekim nefisleri bir ve aynı kabul eden Hanefîlere göre imanda istisna caiz görülmez iken; nefislerin farklı mahiyetlere sahip olduğunu savunan Şafiîler, imanda istisnaya cevaz vermektedirler. Oysaki ona göre, nefisler, her birinde inanç yönünden benzeştikleri ya da ayrıştıkları dört evreden geçmektedirler. Şöyle ki; ilk yaratma evresinde dalalet sıfatında, misak evresinde ise hidayet sıfatında benzeşen nefisler, mecazen ilahi nurun sunulduğu ikinci evrede ve dünya hayatındaki dördüncü evrede hidayet ve dalalet sıfatlarında ayrışmaktadırlar. Netice itibarıyla ona göre, iman ve küfür, kişiye gerekli olan özsel nitelikler değil, kişilerin özgür iradelerine bağlı olarak değişime uğrayan ilineksel niteliklerdir
Some medicinal plants sold in Osmaniye herbals and their usage areas
Bu araştırma, 2023-2024 yılları arasında Osmaniye ili merkezi, Kadirli ve Düziçi ilçelerindeki 10 aktar ile anket formları aracılığıyla yüz yüze görüşmeler yapılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Osmaniye ili merkez ilçelerindeki aktarlarda satılan bitkileri, bu bitkilerin kullanılan kısımları ve elde edilen drogları, halkın bu bitkileri kullanım amaçları ve kullanma şekillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Aktarların bitkileri nasıl temin ettikleri, bitki satışı ve alımı, bitkilerin saklanma koşulları ve yasal zorunlulukları ile ilgili bilgi durumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bilinen bitkilerin farklı amaç veya farklı şekillerde kullanımı aktarlar ile yapılan görüşmelerde sorgulanmıştır. Anketler sonucunda araştırma alanındaki aktarların 46 familyaya mensup 86 bitkiyi çeşitli amaçlarla sattığı saptanmıştır.This research was carried out by face-to-face interviews using survey forms with 10 herbalists in Osmaniye city center, Kadirli and Düziçi districts between 2023-2024. The aim of the study was to determine the plants sold in herbalists in the central districts of Osmaniye province, the parts of these plants used and the drugs obtained, and the purposes and ways of using these plants by the people. An attempt was made to determine the knowledge of herbalists about how they procure plants, sale and purchase of plants, storage conditions of plants and their legal obligations. The use of known plants for different purposes or in different ways was questioned in interviews with herbalists. As a result of the surveys, it was determined that herbalists in the research area sold 86 plants belonging to 46 families for various purposes
Topophrenia: Place, Narrative, and the Spatial Imagination
Robert T. Tally Jr.’ın Topofreni: Yer, Anlatı ve Mekânsal İmgelem başlıklı eseri, anlatılar ve mekân arasındaki ilişkiyi disiplinler arası bir yaklaşımla ele alan önemli bir çalışmadır. Selin Şencan’ın titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu eser, edebiyat eleştirisi, jeoeleştiri ve edebi haritalama gibi alanlara yönelik kapsamlı bir perspektif sunmaktadır. Tally, anlatının yalnızca olay örgüsüyle değil, aynı zamanda mekânsal organizasyonu ile de şekillendiğini vurgulayarak, edebiyatın dünyayı anlamlandırma süreçleriyle nasıl bütünleştiğini tartışır. Kitap, mekânın edebi temsillerini teorik bir çerçevede ele almakla kalmayıp, bu temsillerin politik, kültürel ve ideolojik yönlerine de odaklanmaktadır. Üç ana bölüme ayrılan çalışma, jeoeleştirel kuramdan fantastik mekân tahayyüllerine kadar geniş bir perspektif sunar. Tally’nin kavramsal çerçevesi, edebi haritalamanın yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda zihinsel, kültürel ve anlatısal boyutları da içerdiğini göstermektedir. Bu bağlamda, Topofreni, edebi mekânsal eleştirinin gelişimine katkı sağlayan temel bir kaynak olarak değerlendirilebilir.Robert T. Tally Jr.’s Topophrenia: Place, Narrative, and the Spatial Imagination is a significant work that examines the relationship between narratives and space through an interdisciplinary approach. Translated into Turkish with meticulous precision by Selin Şencan, this book offers a comprehensive perspective on literary criticism, geocriticsm, and literary cartography. Tally argues that narrative is shaped not only by its plot structure but also by its spatial organization, emphasizing how literature functions as a means of making sense of the world. The book not only explores literary representations of space within a theoretical framework but also examines their political, cultural, and ideological dimensions. Divided into three main sections, the study spans from geocritical theory to speculative spatial imagination. Tally’s conceptual framework demonstrates that literary mapping is not confined to physical spaces but also encompasses mental, cultural, and narrative dimensions. In this regard, Topophrenia is recognized as a foundational work contributing to the development of literary spatial criticism
Alpha-Mangostin Provides Protection from Mucosal Damage via Prostaglandin E2 in Indomethacin and Ethanol-Induced Gastric Ulcers
Objective: Gastric ulcer is frequently observed among the gastrointestinal diseases and is induced by various factors. Alphamangostin (alpha-MG) has antioxidant and anti-inflammatory properties and may prevent gastric ulcers. This study was conducted to evaluate the healing effect of alpha-MG against gastric ulcer caused by indomethacin (Ind) and ethanol (Eth) in rats. Methods: Wistar albino male rats were used to establish the experimental model. Seven groups were formed, as group I sham, group II (5 mL/kg Eth), group III (100 mg/kg Ind), group IV (Eth + Lansoprazole (Lans) 30 mg/kg), group V (Ind + Lans 30 mg/kg), group VI (Eth +alpha-MG 10 mg/kg), and group VII (Ind +alpha-MG 10 mg/kg) (n=10). Cytokines; VEGF-A; NOS2/iNOS; PGE2 levels were analyzed by the ELISA method. Besides, the general appearance of the gastric tissues was evaluated by hematoxylin-eosin staining, COX-1, COX-2, NF-kappa B, and caspase-3 levels were measured immunohistochemical (IHC). Results: Cytokine levels decreased in the treatment groups compared to the ulcer groups. There was a decrease in VEGF-A and NOS2/iNOS levels in the alpha-MG administered groups. The reduction in PGE2 levels in the gastric ulcer groups was counteracted by an increase in both the Lans and alpha-MG administered groups. In the IHC results, while COX-1, COX-2, NF-kappa B, and caspase-3 levels were increased in gastric ulcer groups, significant decreases were observed in Lans and alpha-MG groups. Conclusion: As a result, alpha-MG eased inflammation and increased PGE2 levels. It reduced the levels of COX-1, COX-2, NF-kappa B, and caspase-3. As a result of these data, alpha-MG may be a potential therapeutic agent against gastric ulcer.Yozgat Bozok University, Department of Scientific Research Projects [6602c-TF18-235]Financial Disclosure: This project was supported by Yozgat Bozok University, Department of Scientific Research Projects (Project no: 6602c-TF18-235)
The Effect of Body Perception and Marital Adjustment on Cosmetic Surgery Acceptance in Married Women
ObejectiveThis study aimed to determine the effect of body perception and marital adjustment on cosmetic surgery acceptance in married women.MethodsThe cross-sectional and correlational study was conducted with 707 married women between July and November 2023. Participant Information Form, Body Perception Scale, Marital Adjustment Test, and Acceptance of Cosmetic Surgery Scale were used to collect the data.ResultsIt was determined that the model created to determine the effect of body perception and marital adjustment on cosmetic surgery acceptance in married women was compatible, and the fit indices of the model were within the desired limits. It was determined that body perception and marital adjustment affected cosmetic surgery acceptance, and women with high marital adjustment and low body satisfaction had more positive attitudes toward cosmetic surgery.ConclusionBody perception satisfaction affects marital adjustment. Body perception and marital adjustment affect cosmetic surgery acceptance. Longitudinal studies on factors influencing cosmetic surgery acceptance are advised.No Level AssignedThis journal requires that authors assign a level of evidence to each submission to which Evidence-Based Medicine rankings are applicable. This excludes Review Articles, Book Reviews, and manuscripts that concern Basic Science, Animal Studies, Cadaver Studies, and Experimental Studies. For a full description of these Evidence-Based Medicine ratings, please refer to the Table of Contents or the online Instructions to Authors www.springer.com/00266.Osmaniye Korkut Ata UniversityWe thank all the women who participated in the study
The Need for a Standardized Disaster Curriculum in Nursing Education
[No abstract available
Construction of Fear of the Other as an Electoral Strategy in European Politics: The Case of France and Sweden
This study focuses on how anti-immigration political parties construct fear of the Other, i.e., asylum seekers, refugees and/or migrants, as an electoral strategy in the European elections. Based on corpus linguistics and critical discourse analysis, the study reviews and analyzes anti-immigration discourses delivered particularly by the leaders of the National Rally in France and the Sweden Democrats in Sweden during the 2019 European election campaign. The study mainly argues that the relevant parties discursively construct fear of the Other in the public discourse and public mind as an electoral strategy for success in elections.State Secretariat for Education, Research and Innovation (SERI) of Switzerland under the Swiss Government Excellence ScholarshipsThis study was supported by the State Secretariat for Education, Research and Innovation (SERI) of Switzerland under the Swiss Government Excellence Scholarships
The effects of chromium substitution on the electronic and magnetic properties of CuFeO2
We present a comprehensive investigation of chromium-substituted delafossite CuFe1-xCrxO2 using synchrotron X-ray diffraction (SR-XRD), X-ray absorption fine structure (XAFS) spectroscopy, and physical property measurements (10-300 K). The studied pristine CuFeO2 exhibits a stable dual-phase structure comprising dominant trigonal-rhombohedral (R-3m, 87.7 wt%) and minor hexagonal (P6(3)/mmc, 12.3 wt%) polymorphs, which persists throughout chromium substitution. Structural analysis reveals chromium incorporation nucleates a secondary hexagonal CuCrO2 phase (P6(3)/mmc) while preserving the host matrix's oxygen stoichiometry, attributable to stronger Fe-O versus Cr-O bonding. XAFS confirms maintained Fe3+ coordination geometry and minimal framework disruption despite Cr substitution. Remarkably, all substituted samples display soft ferromagnetism throughout 10-300 K, contrasting with pure CuFeO2's antiferromagnetic ordering below 11-14 K. This emergent ferromagnetism originates from competing exchange interactions, where introduced ferromagnetic Cr3+-O-Cr3+ pathways (J approximate to +15.4 K) coexist with native antiferromagnetic Fe3+-O-Fe3+ couplings (J approximate to-8.2 K). The findings demonstrate chromium's dual role as both structural stabilizer and magnetic modifier in delafossite oxides..Scientific and Technological Research Council of Turkey [2219, 53325897-115.02-152809]; Tarsus University BAP Project [MF.23.002]The authors declare that they have no known competing financial interests or personal relationships that could have appeared to influence the work reported in this paper.XAFS (proposal no. 2022B1663) and SR-XRD (proposal nos. 2022B1664) measurements were performed at the SPring-8 synchrotron facility with approval from the Japan Synchrotron Radiation Research Institute (JASRI). This study is partly supported by the 2219 program of The Scientific and Technological Research Council of Turkey with Ref. No. 53325897-115.02-152809, and also by Tarsus University BAP Project with Ref. No. MF.23.002
Bayat Göleti (Ankara, Türkiye)’nde Yaşayan İsrail Sazanı (Carassius gibelio, Bloch 1782) Üzerine Morfometrik Bir Değerlendirme: Boy-Ağırlık İlişkisi, Kondisyon Faktörü ve Boy-Boy Dönüşümleri Üzerine Bulgular
This study aims to investigate the biometric characteristics of the invasive cyprinid Carassius gibelio (Prussian carp) inhabiting Bayat Pond, a lentic freshwater body located in Ankara Province, Turkey. A total of 45 individuals were sampled during the spring of 2017 and analyzed for length–weight relationships (LWR), condition factor (K), and length–length relationships (LLRs). The LWR equation was calculated as W = 0.011·TL³.²¹⁴ (R² = 0.973), with the exponent b significantly differing from 3 (p 0.96) further enable robust conversion between length metrics. Taken together, these results supply a valuable baseline for tracking the ecology of C. gibelio in Turkish inland waters and support informed management of this invasive cyprinid.Bu çalışma, Ankara ilinde yer alan lentik bir iç su kütlesi olan Bayat Göleti’nde yaşayan istilacı sazan türü Carassius gibelio’nun biyometrik özelliklerini araştırmayı amaçlamaktadır. 2017 yılı ilkbahar döneminde toplam 45 birey örneklenmiş ve boy–ağırlık ilişkisi (LWR), kondisyon faktörü (K) ve boy–boy dönüşüm ilişkileri (LLRs) analiz edilmiştir. Elde edilen LWR denklemi W = 0.011·TL³.²¹⁴ (R² = 0.973) olup, b katsayısı 3’ten istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklı bulunmuştur (p 0.96) bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular, iç sularda C. gibelio popülasyonlarının izlenmesi ve istilacı türlerin ekosistem yönetimi açısından önemli bir temel veri sağlamaktadır
GRUP BİYOGRAFİSİ VE PROSOPOGRAFİ: BİREYSEL HİKAYELERİN KOLEKTİF BAĞLAMINDA TEMATİK DERİNLİK ARAYIŞI
Tarihçilerin geçmiş olayları ve toplumları anlama amacıyla kullandığı araştırma yöntemleri, sadece bireylerin değil, aynı zamanda tarihin akışı içinde tezahür etmiş grupların da tarihî etkilerini ortaya koymak açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu yöntemler, bireylerin yaşamlarının ötesine geçerek kolektif deneyimlerin, grup dinamiklerinin ve toplumsal değişimlerin anlaşılmasına imkân tanır. Neticede bu yaklaşımlar, bireylerin ve grupların karmaşık etkileşimleriyle birlikte, tarih boyunca meydana gelen olayların daha derinlemesine çözümlenmesine yardımcı olur. Grup biyografileri ve prosopografiler, bu bağlamda önemli metodolojik araçlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada deskriptif yaklaşımla, tarih incelemeleri açısından tarihin failinden ziyade birtakım müştereklikleri bulunan tarihin faillerinin odağa yerleştirilerek onların bireysel hikayelerinin tematik bir kapsayıcılık içinde kolektif bağlamlarının keşfedilebilmesine katkı sağlayabilecek grup biyografisi ve prosopografi üzerinde durulmuştur. Grup biyografisinin ve prosopografik yaklaşımın tarihçilik açısından mahiyeti, hedef ve amaçları, uygulama aşamaları, katkıları ve sınırlılıkları, iki yaklaşımın tanılayıcı özellikleri bağlamında ana hatlarıyla ele alınmaya çalışılmıştır