OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
    7697 research outputs found

    Normative Values for Cervical and Lumbar Range of Motion in Healthy Young Adults

    No full text
    Objective: The cervical and lumbar spines are the more mobile parts of the spinal column than the thoracic spine. Reference range of motion (ROM) measurements is one of the important clinical outcome measures used in patient assessment and follow-up of treatment efficacy. The aim of this study was to obtain normative values of cervical and lumbar ROM in young adults. Materials and Methods: The sample comprised 300 healthy volunteers (198 female, 102 male, mean age: 21.4±1.9 years, range, 18-29 years). Cervical (C) and lumbar (L) ROM values were measured in three planes with a two-arm digital goniometer according to the American Academy of Orthopaedic Surgeons (AAOS) criteria. The mean ROM measurements were analyzed according to gender using the Mann-Whitney U test. Results: Cervical ROM values were determined to be: cervical flexion 57.7±8.2º, extension 59.1±10.2º, right-left lateral flexion 42.1±7.9º-41.4±7.7º, and right-left rotation 71.1±10.5º-70.2±9.7º. There was no statistically significant difference between the genders with respect to the cervical ROM (p>0.05). The lumbar ROM values were determined to be lumbar flexion 69.9±14.5º, extension 40±10.2º, right-left lateral flexion 36.3±6.4º-36.2±6.6º, and right-left rotation 38.4±8.7º-38.6±9.4º. The lumbar flexion ROM values were statistically significantly higher in females than in males (p=0.043). Conclusion: The flexion and extension angles of the lumbar spine in the sagittal plane were higher in females than in males, and there was no difference between the genders regarding all the other cervical and lumbar joint ROM values. These goniometrically measured cervical and lumbar ROM values were found to be generally similar to the widely used reference values of AAOS and Kendall McCreary. Further research is needed on the effects of individual differences such as physical activity or inactivity

    Innovation and Sector Analysis in Total Quality Management: Medical Device Industry

    No full text
    ▪ Yüksek lisans tezi.İnsanlık tarihi boyunca tarımdan sanayiye, inşaat sektöründen sağlığa tüm alanlarda kaliteli ürün ve hizmet üretmek, müşteri memnuniyeti önemli olmuştur. Günümüzde ise gelişen teknolojinin yarattığı küreselleşme ile işletmelerin varlığını sürdürebilmesi, rekabet avantajı sağlayarak büyüyebilmesi ve verimliliğini arttırabilmesi daha büyük önem kazanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında işletmelerin rekabet avantajı sağlayarak verimliliği arttırmasının yolunun kalite yönetim sistemi ile sağlanacağı ortaya konulmuş ve uygulamaları geliştirilmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de tıbbi cihaz sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin kalite yönetim sistemlerinin inovasyon uygulamarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada 5li likert ölçeği ile oluşturulmuş anket formu kullanılmış, tıbbi cihaz sektöründeki işletmelere mail yolu ile iletilerek cevaplandırmaları istenmiştir. Toplanan anket formları SPSS programına (version 29) aktarılarak detaylı analiz ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bu sayede araştırmanın ana hedefi olan kalite yönetim sisteminin inovasyon üzerindeki etkisinin düzeyi istatistiksel olarak bulunmaya çalışılmıştır.Throughout the history of humanity, it has been important to produce quality products and services, and customer satisfaction in all fields, from agriculture to industry, from the construction sector to health. Today, with the globalization created by the developing technology, it has become more important for businesses to survive, to grow by providing competitive advantage and to increase their efficiency. After the Second World War, it was revealed that the way for businesses to increase productivity by providing competitive advantage would be provided by the quality management system and its applications were developed. In this study, the effect of quality management systems on innovation practices of companies operating in the medical device sector in Turkey was investigated. In the research, a questionnaire formed with a 5-point Likert scale was used, and businesses in the medical device sector were sent via e-mail and asked to respond. The collected questionnaires were transferred to the SPSS program (version 29) and detailed analyzes and evaluations were made. In this way, the level of the effect of the quality management system on innovation, which is the main goal of the research, has been tried to be found statistically

    The Importance of Polymers in Medicine and their FTIR and Raman Spectroscopic Investigations

    No full text
    Source Title: Development, Properties, and Industrial Applications of 3D Printed Polymer Composites.Polymers are macromolecules with a very high molecular weight that are formed as a result of one or more small molecules bonding to each other, typically by covalent bonds. The concept of macromolecules consisting of many repeating units are published in the article titled "Uber Polymerization," which was first published in 1920 by Hermann Staudinger. The idea of polymers, which have been in our lives for a long time, has thus become an important field of study. Polymers are commonly used in tissue engineering because of their properties such as biocompatibility and biodegradability. In addition, polymers have a wide range of applications in tissue regeneration, drug delivery, and wound healing. Polymers have varying structural properties based on their backbone structure, molecular weight, and crystallinity. For this cause, a great deal of study in the medicine has been based on this category of materials. This workfocuses on the importance of polymers in the medicine, 3D printed polymer composites and Fourier transform infrared, and Raman spectroscopic investigations of polymeric structures

    Iraq in the Triangle of the Unipolar International System, Terrorism, and Iranian Influence

    No full text
    ▪ Yüksek lisans tezi.This thesis explores the motives and ramifications of the American invasion of Iraq. This thesis seeks to answer the research question, "What are the consequences of the American invasion of Iraq after 2003 on Baghdad and Washington?" Specifically, this study will shed light on the question of to what extent this invasion's decision has been affected by the American purpose of spreading democracy and fighting terrorism as Washington promised or if the U.S. removed Saddam Hussein's regime to emphasize the status quo of the unipolar international system after the Cold War. This study investigates the different elements that have played a significant role in shaping the decision of the invasion and the course after that.Bu tez, Amerika'nın Irak'ı işgalinin nedenlerini ve sonuçlarını araştırıyor. Bu tez, "2003'ten sonra Amerika'nın Irak'ı işgalinin Bağdat ve Washington üzerindeki sonuçları nelerdir?" sorusuna cevap aramaktadır. Spesifik olarak, bu çalışma, bu işgalin kararında, Washington'un vaat ettiği gibi demokrasiyi yayma ve terörle mücadele amacından ne ölçüde etkilendiği veya ABD'nin tek kutuplu uluslararası statükoyu vurgulamak için Saddam Hüseyin rejimini kaldırıp kaldırdığı sorusuna ışık tutacaktır. Bu çalışma, işgal kararının ve sonrasındaki gidişatın şekillenmesinde önemli rol oynayan farklı unsurları incelemektedir

    A Research on the Decision-making of Site Engineers

    No full text
    ▪ Yüksek lisans tezi.Ülkemizde, inşaat sektörünün önemi gün geçtikçe artmakta ve bu artış neticesinde de sektörün problemleri daha da fazla gün yüzüne çıkmaktadır. Sektördeki projeler, her ne kadar zaman, maliyet ve kalite üçlüsü açısından en uygun kararlar verilerek hayata geçirilmek istense de genellikle, beklenen kalitenin altında, planlanan zaman ve hesaplanan ilk maliyetin üstünde hayata geçirilmektedir. Bu çalışmada, inşaat sektöründe karar verici pozisyonunda olan şantiye mühendislerinin karar verme davranışlarının araştırılması amaçlanmıştır. Şantiye mühendislerinin karar verme davranışlarını, Doğal Karar Verme (DKV) süreçleriyle anlamak ve doğal karar verme süreçlerinin Karar Verme Stilleri (KVS) ile ilişkisini açıklamak, karşılaşmış oldukları problemlere karşı karar verme davranışlarının iyileştirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın örneklem grubunu, Türkiye'deki özel firmaların şantiyelerinde çalışan 150 şantiye mühendisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak oluşturulan 34 maddelik anket formunda, demografik sorularla birlikte 6 maddelik Doğal Karar Verme (DKV) ölçeği ve 24 maddelik Karar Verme Stilleri (KVS) ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler, SPSS 26 ve AMOS 23 programları ile analiz edilmiştir. Bulgularda; Kaçıngan Karar Verme Stili (KÇKVS)'nin, Rasyonel Karar Verme Stili (RKVS) ile negatif, diğer KVS'leri ve DKV ile de pozitif anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre şantiye mühendislerinin, 3,57 puan ortalaması ile en çok Kaçıngan Karar Verme Stili (KÇKVS)'ni ve 3,21 puan ortalaması ile Kendiliğinden Karar Verme Stili (KNKVS)'ni benimsedikleri ortaya çıkmıştır. Bu durumda şantiye mühendislerinin rasyonel süreçler yerine, doğal karar verme davranışı ile pozitif anlamlı ilişkisi olan, sezgisel, kaçıngan ve kendiliğinden karar verme stilini benimsediği, ayrıca karar verme davranışlarının, demografik özelliklere göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır

    Evaluation of Digital Democracy: Is It a Solution to the Problems of Democracy or a Myth?

    No full text
    İnternet tabanlı bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) gün geçtikçe artan kullanımı diğer tüm alanlarda olduğu gibi siyaset alanında da yeni beklentilerin ve anlayışların gelişmesine yol açmaktadır. Demokratik amaçlarla bu teknolojilerin kullanımına ilişkin beklentiler dijital demokrasi adı altında gelişen bir anlayışı beraberinde getirirken, beklenti düzeylerindeki farklılıklar, dijital demokrasi araç ve uygulamalarının tasarımlarına yansımaktadır. Temelde yönetsel süreçlere etkin vatandaş katılımını güçlendirmesi beklenen dijital demokrasinin, e-devlet, e-belediye gibi kamu yönetimleri tarafından hayata geçirilen örnekleri bulunmaktadır. Aynı zamanda, sivil toplum örgütleri ya da vatandaş inisiyatifleri tarafından aşağıdan yukarıya demokrasiyi hedefleyen uygulamalar geliştirilmektedir. Diğer yandan dijital demokrasinin gerek modern demokrasinin sorunlarını çözmede gerekse demokrasileri daha ileri bir noktaya taşıma konusunda ne denli etkili olacağına dair şüpheler de mevcuttur. Bunlardan bazıları dijital demokrasiyi bir mit olarak görmektedir ve kaygılarını dijital demokrasinin beklenenin tersine bir etki yaparak, demokrasinin altını boşaltacağı noktasına kadar taşımaktadır. Dijital demokrasinin potansiyelinin ve dijital demokrasi amaçlı geliştirilen araç, platform ve uygulamaların değerlendirilmesi açısından tanımlar arasında farklılıkların ve nedenlerin ortaya konması önem taşımaktadır. Bu doğrultudan hareketle bu çalışmada dijital demokrasiye yönelik tanımları biçimlendiren yaklaşımlar ve beklentiler literatür taraması yöntemi kullanılarak belirlenmiş ve kategorilere ayrılarak irdelenmiştir. Kategorilerin özelliklerine göre belirlenen ulusal ve yerel düzeyde örnek dijital demokrasi uygulamaları ele alınarak, incelenmiştir

    Performative Evaluation of Three Dimensionally Visualized Representation in Spatial Pre-Experience

    No full text
    ▪ Yüksek lisans tezi.Bugünün evrensel mimarlık pratiğinde dijital görselleştirme araçları, mekânın temsili noktasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu temsil araçları gelişen teknolojiyle birlikte henüz inşa edilmeyen bir mekânı kolaylıkla betimleyebilirken; temsilin niteliği ve üretimindeki yaklaşım, mekâna yönelik olarak oluşturulan "ön deneyim"i manipüle edebilmektedir. Bununla birlikte üretilen temsilde mekâna yönelik çoklu duyusal girdilerin eksikliği, temsil edilen mekân ile deneyimlenen gerçek mekân arasında önemli farklar oluşturmaktadır. Mimari tasarım süreci ile sonuç ürün olan mekân arasındaki kopukluk ve deformasyonlar, kullanıcının mekân deneyimini olumsuz şekillendirmekte ve mimarlık pratiğini zedeleyebilmektedir. Dolayısıyla bu tez çalışması, mimarlık teorisinde ve pratiğinde önemli bir yer tutan mekân deneyimi konusunu, mekân atmosferi ve üç boyutlu görselleştirme temsili üzerinden ele alarak; temsil deneyiminin mekâna yönelik bir ön deneyim olarak çözümlemesini yapmaktadır. Görselleştirme temsilinin atmosferik niteliklerini performatif bir yaklaşımla eleştirerek, duyusal ve imgesel açıdan daha nitelikli bir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla sunduğu alan çalışmasında, görselleştirme temsilini mekânsal ses girdisi ile birlikte ele almakta ve gerçek mekânı betimleyen bir ön deneyim aracı olarak test etmektedir. Temsilin deneyim karşısındaki niteliğini incelerken, Peter Zumthor'un "Atmosfer" olgusunu mekânsal bir deneyim altlığı olarak kullanmaktadır. Çalışma araştırma desenini fenomenolojik yöntem üzerine kurgulamakta, alan çalışması protokol analizi, içerik analizi ve yapılandırılmış görüşme tekniklerine başvurmaktadır. Alan çalışması sonucunda bu tez, görselleştirme temsilinin potansiyel deneyimler üreten ve mekânın özgün atmosferini yansıtan bir temsil aracı olarak tasarım sürecini beslemesi gerektiğini savunmaktadır

    Prospective Teachers' Beliefs About Human Intelligence in a Turkish Sample

    No full text
    Research consistently reports a moderate to a strong relationship between intelligence and academic performance. For about a century, the concept of intelligence has often been used in the definition of giftedness and the identification of gifted students along with other data sources, although some experts are against it. An understanding of prospective teachers' beliefs about intelligence is important to unearth how they perceive intelligence and giftedness. We replicated Warne and Burton's (2020) study with 157 prospective Turkish teachers. They were selected using an online convenience sampling method from various departments of a faculty of education. Of the participants, 72.6% were female and 27.4% were male. We adapted Warne and Burton's (2020) survey, translating it to Turkish and administered it online to understand the prospective teachers' beliefs about intelligence as well as to examine if these beliefs differ across cultures. We found that the prospective teachers' understanding was mostly in line with the original study as well as the mainstream views of intelligence. We also found similar results to the original study, regarding the components of intelligence. Like the original study, the Turkish sample showed an understanding of the relationship between education and intelligence; however, the items about biological and genetic influences on intelligence, the plausible causes of group differences, the life outcomes of intelligence, and a cross-cultural comparison of intelligence had a low response uniformity in both studies. Similar findings across samples may be attributed to common, popular views as well as similar textbooks or other resources used in both cultures. The samples (e.g., educational level and age) may be partially responsible for the differences in the findings across both cultures

    An Analytical Approach to Identify Design Criteria for Reducing Earthquake Risks in Residential Interiors

    No full text
    A vital measure to prevent earthquake risks is to retrofit existing buildings or design and construct resistant structures. After increasing the earthquake resistance of buildings, measures taken in building interiors comes to the forefront. In the scope of this study, comprehensive analytical research is conducted to identify the criteria for reducing earthquake risks in the design of residential interior spaces. Reviewing the literature of both national and international publications using the keywords and phrases “Earthquake and Interior Design” “Earthquake and Furniture Design”, “Earthquake and Architectural Design”, “Earthquake and Materials”, “Precautions for Earthquake Damages”, “Earthquake Psychology” is employed as a method. In the next step, criteria extracted from the content analysis are categorized, analyzed and evaluated systematically. Together with this research, a set of measures to reduce earthquake risks for the interior design of residential interiors was presented. It also includes risks and strategies related to categorized interior elements, which designers can use in the design process. Many people could be inside residences, where most daily life is spent during an earthquake. This describes the study’s widespread impact. The design criteria presented are expected to be a source that includes a set of categorized data with a holistic approach to reduce risks, leading to safe design, and ensuring up-to-date continuity of knowledge for future designs

    The Effect of Ego States and Life Positions on Communication Quality Level in Leader-members Exchange: A Private Sector Field Study

    No full text
    ▪ Yüksek lisans tezi.Organizasyonların en temel kaynaklarından biri insandır. Organizasyon faaliyetlerinin yürütülmesi için şirketler insanlara ihtiyaç duymaktadır. Bu kaynaklar ise işlenirken birbiri içerisinde iletişim halindedirler. Hemen her organizasyon kendi içerisinde yatay veya dikey hiyerarşiye sahiptir. Bu nedenledir ki organizasyonlarda kaynakların yönetiminden sorumlu yöneticiler, liderler ve koçlar bulunmaktadır. Araştırmaya konu olan yönetici ve liderler, astlarıyla iletişimlerinde sıklıkla çatışma/ problem yaşamaktadırlar. Transaksiyonel Analiz kavramı bu çatışmaları ve sorunları azaltmayı sağlayan araçlardan biridir. Günlük yaşamda da lider-üye etkileşiminde de kişiler birbirleriyle olan iletişimlerinde ego durumlarını kullanmaktadırlar. Bu araştırma lider-üye etkileşiminde ego durumlarını anlamayı, yaşam pozisyonlarını öğrenmeyi ve iletişimdeki kalite düzeyini artırmayı amaçlamaktadır. Yapılan araştırmada verileri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Araştırmada Lider-Üye Etkileşim Ölçeği, Ego Durumları Ölçeği ve Yaşam Pozisyonları Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlikleri ve geçerlilikleri test edilmiş ve kullanıma uygun olduğu tespit edilmiştir. Ölçeklerin analizinde aralarındaki ilişkiyi ölçmek için Regresyon ve Korelasyon analizleri yapılmıştır. Bağımlı değişkenlerin bağımsız değişkenlere etkisini ve aralarındaki farklılıkları ölçmek için MANOVA, Mann Whitney U ve Kruskal-Wallis testi uygulanmıştır. Katılımcıların lider-üye etkileşimini ölçmek için verilen cevapların ortalaması alınmış liderlerin gözünden lider-üye etkileşim düzeyi 4,34 bulunarak çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Üyelerinden gözünden lider üye etkileşimi ise 3,96 bulunmuş ve genel yüksek olarak değerlendirilmiştir. Katılımcılardan alınan yanıtlara göre; lider etkileşim boyutu ile üye etkileşim boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde ilişki tespit edilmiştir. Lider etkileşimi artarken üye etkileşiminin azaldığı görülmüştür. Lider-üye etkileşimi ile demografik değişkenlerin bazılarında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Medeni durum ve cinsiyet değişkenlerinde bir farklılık görülmezken, yaş ve deneyim değişkenlerinde farklılıklar görülmüştür. Lider-üye etkileşiminde katılımcıların genelinin 5 ego durumu boyutunu da benzer oranda kullandıkları görülmüştür. Lider-üye etkileşimi ve yaşam pozisyonları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Katılımcıların yaşam pozisyonu OKEY olduğunda lider-üye etkileşimindeki kalite arttığı tespit edilmiştir. Yaşam pozisyonu OKEY olmayan katılımcıların ise lider-üye etkileşiminde kalite düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir

    6

    full texts

    7,697

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇