OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
7697 research outputs found
Sort by
MEKAN 2022 : İç Mimarlık Öğrencileri Ulusal Bitirme Projesi Yarışması - Yarışma Kitabı
▪️ Bu kitabın her hakkı saklı olup, yayıncının izni olmadan hiçbir yolla kopyalanamaz, çoğaltılamaz.İç Mimarlık Öğrencileri Ulusal Bitirme Projesi Yarışması İstanbul Kültür Üniversitesi'nde düzenlenmektedir. Bu yarışmanın amacı; İç Mimarlık / İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümleri öğrencilerini ortak bir etkileşim platformunda buluşturmak ve yapıcı bir rekabet ortamı yaratmaktır. Bu amaç doğrultusunda genç iç mimar adaylarını hem mesleki ortama tanıtmak hem de vizyoner bir kişiliğe sahip olabilmeleri konusunda fırsat sunmak ve iç mimarlık eğitiminde yarışma kültürünün oluşmasına katkı sağlamak hedeflenmektedir.
Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki İç Mimarlık / İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümü öğrencilerinin Bitirme projeleri ile katıldıkları, her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen bu yarışmanın İç Mimarlık / İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümleri öğrencileri arasında tasarım odaklı düşünme ve ifade etme konusunda farkındalık oluşturarak, iletişim ve etkileşim ortamı yaratacağı, yeni fikirlerin oluşumuna katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra katılan projeler yarışma kitabına dönüştürülerek iç mimarlık eğitiminde bitirme projeleri alanında kalıcı bir bellek oluşumuna katkı sağlanmaktadır
Platformlar Arası Kod Klon Tespiti
▪ Yüksek lisans tezi.Günümüzün taleplerine ayak uydurmak için yazılım mimarisi sürekli olarak geliştirilmektedir. En modern mimari yöntemlerden biri olmasına rağmen, mikroservis mimarisini uygulamanın zorlukları vardır. Mikroservis mimarisinin çok dilli yapısı organizasyon kolaylığı sağlarken, kod klonlarının algılanmasını da zorlaştırır. Kod klonları, bir yazılım sistemindeki, sistemi korumak için gereken bakım zamanını ve ihtiyaç duyduğu kaynağı artıran, yinelenen kod parçalarını ifade eder. Yazılım geliştirme için kod klonlarının hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabilir. Bu nedenle, herhangi bir kod gözden geçirme ve yeniden düzenleme öncesi klonların tanımlanması gerekir. Çok dilli mikroservislerde, platformlar arasında kod klonlarını tespit etmek, onları aynı platformda bulmaktan daha zorlu bir iştir. Bu araştırma, JavaScript, C, C# ve Java ile geliştirilen yazılım bileşenlerinin, birbirinin kod klonları olma derecesini analiz etmek için bir metodoloji sunmaktadır. Spesifik olarak, kodların ne kadar benzer olduğunu belirlemek için Kosinüs Benzerliği, Öklid Uzaklığı ve Manhattan Uzaklığı ölçümlerini kullandık. Deney yoluyla, https://atcoder.jp sitesinden kod kopyalarından oluşan bir veri kümesi topladık ve çeşitli yaklaşımlar için deneysel eşikler belirledik. Deneylerimiz, platformlar arası kod klonlarını tespit etmede en etkili yaklaşımın Manhattan Uzaklığı olduğunu (%91,59), bunu Öklid Uzaklığı (%91,08) ve son olarak da Kosinüs Benzerliği'nin (%72,83) izlediğini gösteriyor. Aynı platformda kod klonlarını tespit etmedeki başarı oranı ise Kosinüs Benzerliği %94,73, Öklid Uzaklığı %91,77 ve Manhattan Uzaklığı %91,15'tir. Bu tekniğin, yazılım geliştirme ekiplerinin çeşitli teknolojiler kullandığı ortamlarda ortaya çıkabilecek platformlar arası benzer kod örneklerini belirlemek için kullanılabileceği tespit edilmiştir
Non-pecuniary Compensation in Accordance With Art. 58 of Turkish Code of Obligations
▪ Yüksek lisans tezi.Kişilik hakkı ve buna bağlı kişisel değerlerin korunması hususu hem ülkemizde hem de dünyada gün geçtikçe önem kazanan konulardan birisidir. Bunun ilk ve esas nedeni teknolojinin akıl almaz hızda ve boyutlarda ilerlemesi ve gelişmesidir denilebilir. Bu sebeple hukuk sistemleri, kişilik hakkı ve buna bağlı kişisel değerlerin korunması hususunda gerekli düzenlemeleri yapmak ve zamana bağlı olarak geliştirmek durumundadır. Kişilik hakkı ve buna bağlı kişisel değerlerin ihlali halinde başvurulan en önemli hukuki yollardan birisi de şüphesiz ki manevi tazminat davasıdır. Bu çalışmada, Türk Hukuk sisteminde manevi tazminat davasını düzenleyen hükümlerden biri olan TBK. m. 58 ayrıntılarıyla birlikte incelenmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmakta, birinci ve ikinci bölümde TBK. m. 58'e ilişkin konular olan, kişilik hakkı ve kişisel değerler kavramları ile manevi zarar ve manevi tazminat kavramları genel olarak değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde ise TBK. m. 58'in düzenlenme amacı ve genel özellikleriyle birlikte manevi tazminat davasının açılabilme şartları, manevi tazminat miktarının hesaplanması ve diğer önemli hususlar detaylı bir şekilde ele alınmaktadır
Prognostic Role of Long-Chain Acyl-Coenzyme A Synthetase Family Genes in Patients with Clear Cell Renal Cell Carcinoma: A Comprehensive Bioinformatics Analysis Confirmed with External Validation Cohorts
The prognostic role of long-chain acyl-CoA synthetases (ACSLs) was investigated using The Cancer Genome Atlas (TCGA) database for kidney clear cell carcinoma (KIRC) patients (n = 518). TCGA data were accessed via LinkedOmics database. We revealed lowered ACSL1 expression was associated with worse tumor histopathology and poor overall survival in ccRCC. It seems it may be used for prognostic marker for ccRCC. Introduction: We aimed to determine the prognostic role of long-chain acyl-CoA synthetases (ACSLs) as a disease marker for kidney clear cell carcinoma (KIRC). Patients and Methods: The Cancer Genome Atlas (TCGA) data were accessed via open access LinkedOmics database for KIRC. Provisional datasets were used for analysis as previously described and gene expression quantification data were downloaded. The corresponding clinical information of patients also were obtained from the database. Five ACSL family members, ACSL1, ACSL3, ACSL4, ACSL5, and ACSL6, were investigated in the TCGA-KIRC cohort. Xena browser, cBioPortal and UALCAN, and Cancer Cell Line Encyclopedia (CCLE) databases were also used to confirm the results. Exter nal validation was perfor med using patient cohorts from the Gene Expression Omnibus (GEO-NCBI) database. Finally, the protein-protein interaction (PPI) was constructed based on the Search Tool for the Retrieval of Interacting Genes (STRING) database and visualized using Cytoscape software. Results: Pathological T3-T4 stage tumors had significantly lower ACSL1 mRNA expression ( P = .009). Patients with pathologically confirmed metastasis exhibited significantly lower expression, as well ( P = .02). ACSL1 mRNA expression was associated with overall survival (OS) and negatively correlated with OS time. Univariate and multivariate analyses showed that lower ACSL1 mRNA expression level was associated with mortality. Moreover, ACSL1 mRNA expression was exhibited significant difference in some VHL gene region mutations and PBRM1_p.R1010 mutation, and negatively correlated with HIF1-alpha mRNA expression ( P < .001). Confirmatory analyses and external validation also revealed similar findings. Conclusion: Lowered ACSL1 mRNA expression is associated with worse tumor histopathology and poor overall survival in KIRC. It may be used for prognostic marker for KIRC
Conculsive Force of the Digital Evidences on the Code of Criminal Procedure
▪ Yüksek lisans tezi.Çalışmamızın konusu, klasik deliller ile karşılaştırıldığında daha yeni bir delil türü olan dijital delillerdir. Dijital delillerin kendilerine has yapıları sebebiyle, bu delillerin elde edilişinden mahkeme önüne getirilmesine kadar olan sürecin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Dijital delillerin adli bilişim süreci, uzmanlık gerektiren bir alandır. Bu sürecin titizlik ile yürütülmesi muhakeme açısından büyük öneme sahiptir. Konunun adli bilişimle ilgili kısmını sınırlı tutmaya çalışarak, ceza muhakemesi hukuku açısından gerekli olan kısımlarını çalışmamızda ortaya koymayı hedefledik. Türk hukukunda dijital delillerin elde edilmesine yönelik mahallinde ve mahallinden uzakta aramayı kapsayan CMK m.134 hükmü çalışmamızın önemli bir kısmıdır. CMK m.134, Bilgisayar, Bilgisayar Programları ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma, özel bir arama ve elkoyma türüdür. Bu tedbirin önemi, dijital delillerin elde edilmesinde arama ve elkoymanın usul hükümlerini ortaya koymasıdır. Tedbir, temel hak ve özgürlükleri ihlal etmeyecek şekilde delillerinin elde edilmesini amaçlamaktadır. Dijital delillerin elde edileceği bilişim cihazına, şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması veya işlemin süresinin uzun sürecek olması hallerinde, bilişim cihazlarına elkonulabilecektir. Dijital deliller, adli bilişim ile bağlantılı bir elde edilme sürecine tabidir bu sebepten, adli bilişime dair hususlar yeterince bilinmediği takdirde bu durum uygulamada eksikliklere yol açabilecektir. Adli bilişim sürecinden geçen dijital delillerin muhakemeye esas alınması için gerekli şartlar, bu delillerin tek başına mahkumiyet için yeterli olup olamayacağı, hukuka aykırı ve tesadüfen elde edilen delillerin durumu ispat kısmında açıklanacaktır. Çalışmamızın gerek teorik gerekse uygulama açısından fayda sağlamasını temenni ediyoruz
Responsibility of the Administration Within the Scope of Artificial Intelligence Technologies
▪ Doktora tezi.İdarenin sorumluluğuna ilişkin yerleşik klasik sorumluluk modelleri, yapay zekâ teknolojileriyle bağlantılı olarak doğacak zararlardan sorumluluk söz konusu olduğunda yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle, yapay zekâ teknolojileri bağlamında idarenin sorumluluğunun, yeni bilgiler ve gelişmeler ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu ihtiyaç dolayısıyla başta Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi olmak üzere pek çok uluslararası kuruluşun ve bunun yanında pek çok devletin yapay zekâ teknolojilerine ilişkin çalışmalar yürüttüğü gözlemlenmektedir. Ülkemizde de idarenin yapay zekâ teknolojilerini giderek artan oranda idari faaliyetlere entegre ettiği ve konunun strateji planlarına girmeye başladığı görülmektedir. Bu kullanımlar, temel hak ve özgürlüklere yönelik ihlal ve bu bağlamda çeşitli zararlar oluşturabilecektir. İşbu durumlarda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara tabi olacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, çalışmada yapay zekâ teknolojilerinin idari faaliyetlerde kullanımının hukuki çerçevesi ortaya konularak temel hak ve özgürlüklerle ilişkisi irdelenecek; bu bağlamda doğabilecek zararlardan idarenin sorumluluğuna ilişkin esaslar ortaya konulmaya çalışılacaktır
Cenevre Sözleşmesi (Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme) ve AİHS Kapsamında Geri Göndermeme İlkesi
▪ Yüksek lisans tezi.Tez çalışmamın konusu, Cenevre Sözleşmesi(Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme) ve AİHS kapsamında geri göndermeme ilkesidir. 2011 yılından bu yana Suriyeliler kitlesel göçü, Türkiye'de uygulanan açık kapı politikası, Yunanistan'ın Türkiye üzerinden düzensiz göçmenlerin geçişini önlemek niyetiyle 40 km uzunluğundaki sınır duvarı, Yunanistan'ın denizde geri itmesi nedeniyle derme çatma deniz araçları alabora olan hayatını kaybeden çocuklar ve kadınlar, Yezidi kadınların savaş ganimeti olarak kabul edilerek insan ticareti mağduru yapılmaları geri göndermeme ilkesi üzerinde çalışma yapmamın çıkış nedenleridir. Geri göndermeme ilkesi/geri gönderme yasağı, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi'nin 33'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Geri göndermeme ilkesi uyarınca, yabancı; ırkı, dini, tabiiyeti, sosyal gruba mensubiyeti ve siyasi fikirleri nedeniyle özgürlüğü ve güvenliğinin tehlikede olduğu ve haklı korku yaşadığı ülkeye ve sınırlarına geri gönderemez veya iade edemez. Geri göndermeme ilkesi 1951 Cenevre Sözleşmesinin ve 1967 New York Protokolünün tarafı olsun ya da olmasın tüm devletlerin uymakla yükümlü olduğu uluslararası teamül hukuku kuralıdır. Tez çalışmam içinde ilk bölümde mülteci kavramının tarihçesi, mülteci ve sığınmacı kavramları arasındaki farklar, yerinde mültecilik, varışta mültecilik, yerinden edilen kişiler, iklim mülteciliği kavramları üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde geri göndermeme ilkesi içinde yer alan ırk, dil, din, tabiiyet, sosyal statü ve siyasi düşünce kavramları 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve uluslararası sözleşmeler ışında açıklanacaktır. Üçüncü bölümde, denizde geri itme, havalimanı transit bölgesinde sığınma, kaçak yolcu, Dublin sözleşmesi kapsamında sığınma başvurusunun incelenmesi prosedürü açıklanacaktır. Bu bölümde diplomatik sığınma hakkı Assange- wikiLeaks olayıyla birlikte incelenecektir. Dördüncü bölümde geri göndermeme ilkesinin yer aldığı uluslararası sözleşmeler tek tek ele alınacaktır. İstanbul Sözleşmesi ve Yogyakarta İlkeleri bağlamında kadın mültecilerin ve kırılgan gruptaki kişilerin durumu, AİHS karar örnekleri ışığında kadın mültecilerin sığınma başvuruları incelenecektir. Çocuk mültecilerin ve refakatsiz çocukların durumu Çocuk Hakları Sözleşmesi ve AİHS karar örnekleriyle birlikte değerlendirilecektir. Bu bölümde suçluların iadesi ve geri gönderme yasağı üzerinde de durulacaktır. Beşinci bölümde geri göndermeme ilkesinin yer aldığı bölgesel sözleşmeler incelenecektir. Altıncı bölümde yaşam hakkı, işkence yasağı, aile hayatına saygı, etkili başvuru hakkı geri göndermeme ilkesi, sınır dışı ve yabancı suçluların iadesi AİHM kararları ışığında ele alınacaktır. Yedinci bölümde geri gönderme yasağının koruması dışında kalan kişiler, ulusal güvenlik, ciddi suç ve kamu güvenliği kavramları üzerinde durulacaktır. Sekizinci bölümde gönüllü geri dönüş, üçüncü ülkeye yerleştirme, entegrasyon kavramları açıklanarak kalıcı çözümler irdelenecektir. Dokuzuncu bölümde Türkiye'deki geçici koruma statüsü, şartlı mülteci ve ikincil koruma statülerinden yararlanan kişiler iç hukuk düzenlemesi çerçevesinde açıklanmıştır
A Quantitative Research on Interior Architecture First Year Educational Plans
▪ Yüksek lisans tezi.İç mimarlık terimi, özellikle 20. yüzyılda literatürde kullanılmaya başlanmıştır. İç mimarlık, kullanıcıların mekandaki ihtiyaçlarını fiziksel, psikolojik ve sosyolojik açıdan çözümler üreten bir meslek dalı olmuştur. Doğru planlama ve uygulama ile iç mimari, bir mekana güzellik ve konfor getiren bir meslektir. İç mimarlık eğitiminde öğrencilerin, bir iç mekanın renk, doku ve mobilya gibi farklı unsurları arasındaki ilişkiyi ve bunların estetik açıdan hoş ve işlevsel bir ortam yaratmak için nasıl kullanılabileceğini anlamaları önemlidir. İç mimarlık eğitimi ile öğrencilere çevreleri hakkında eleştirel düşünmeleri ve yaratıcı becerilerini kullanarak mekanın amacına uygun mekanlar tasarlamaları öğretilir. Öğrenciler, bir iç mekanın farklı unsurlarını ve bunların bir arada nasıl kullanılabileceğini öğrenirler. İç mimarlık eğitim ve meslek kültürü bağlamında bir dönüşüm süreci yaşamıştır. İç mimarlık eğitimi veren eğitim kurumlarının amaçları, bilgi organizasyonunu sağlamak ve paylaşımını yaparak daha formel bir yapı oluşturmaktır. Türkiye'de iç mimarlık eğitiminin temellerinin atıldığı yıllarda Alman ve Fransız ekolünün hakim olduğu söylenebilir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversite'sinde Fransız ekolü hakimken, Marmara Üniversitesi'nde Alman Bauhaus ekolü hakimdir. Bu durum temellerin atıldığı o yıllarda dahi eğitim anlayışında farklılıklar olduğunu gözler önüne sermektedir. Türkiye'de İç Mimarlık ile İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümleri olarak iki alanda tasarım eğitimi dört yılda gerçekleşmektedir. İç mimarlık eğitiminde "yaratıcı düşünme" kavramı ön plana çıkmaktadır. Yaratıcı düşüncenin geliştirilmesi için yaparak öğrenme, eleştirel düşünme ve görsel iletişim gibi becerilerin geliştirilmesi gerektiği tartışılmaktadır. İç mimarlık eğitimi alan birinci yıl öğrencileri yaratıcı düşüncenin önemini kavrama aşamasındalardır. Öğrenciler birinci yılda kazandıkları yaratıcı düşünme yetisini öğrencilik ve meslek hayatları boyunca kullanmaktadırlar. Bu açıdan birinci yıl iç mimarlık eğitimi yaratıcı düşünmenin geliştirildiği bir ara eşik olarak önemlidir. Öğrenciler lisans öncesi eğitim hayatlarında kazanmış olmaları gereken bir beceri, yeti ve anlayışın kazanılmamış olması, lisans eğitimini etkilemektedir. Türkiye'de bazı okullar birinci yıl tasarım eğitiminde uygulama alanının üzerinde dururken, bazı kurumlar teorik alanlara önem vermektedir. İç mimarlık eğitimi her iki alanın kendi içerisinde getirdiği gereklilikleri, eş zamanlı olarak kazanılması gerekmektedir. Ülkemizde iç mimarlıkta birinci sınıf eğitiminde tasarımın temellerinin öğrencilere aktarıldığı uygulamalı tasarım derslerine dayanmaktadır. Bu kapsamda yaratıcı düşünce ve yaparak öğrenme derslerin temel dayanağını oluşturmaktadır. Bu bilgiler ışığında tez çalışmasının amacı birinci yıl iç mimarlık eğitiminin öneminin vurgulanması yönündedir. Araştırma kapsamında Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde toplam 86 iç mimarlık eğitimi veren okuldan ve bölümden 20 tanesi seçilerek birinci yıl eğitim planları incelenmiştir. Örneklem grubuna dahil edilen bölümler iki seçim kriteri üzerinden belirlenmiştir. Öncelikle 2022 ÖSYM kılavuzu temel alınarak eşit ağırlık ve sayısal puan türlerinden öğrenci kabul eden bölümler belirlenmiş, ardından bu bölümlerin açılış tarihlerine göre sıralama yaparak 2012 yılı ve öncesi açılan okullardan ilk 10 tanesi seçilerek örneklem grubu oluşturulmuştur. Araştırma metodolojisi nicel analizlere dayandırılarak iç mimarlık birinci sınıf eğitim planları üzerinden gerçekleştirilmiştir. İç mimarlık birinci sınıf eğitim planlarını oluşturan ders grupları, AKTS ve ders saati değerleri ile içerikleri incelenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın her iki aşamasında da birinci sınıf iç mimarlık eğitim planlarındaki çalışmalara yer veren, yayını durdurulmamış ve en az bir yıl süreyle yayınlanan kaynaklardan yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analiz yönüyle incelenmiştir ve veriler tablolar aracılığıyla ortaya konmuştur. Bu çalışma ile iç mimarlık eğitiminin en önemli eşiğini oluşturan birinci sınıfın ülkemizde nasıl planlandığını anlayarak gelecekte özellikli bir birinci sınıf eğitim müfredatının oluşturulması için veriler ortaya konulmuştur. Bununla birlikte tez çalışması yaratıcılık, görsel düşünme, eleştirel düşünme, iletişim gibi tasarım eğitiminin temelini oluşturan bileşenlerin tasarımla daha önce ilişkilenmemiş öğrencilerle buluşmasına imkan veren eğitim planlarının geliştirilmesi açısından da faydalı olacağı düşünülmektedi
A Research Study on the Differences and Innovations of the 2017/745/EU Medical Device Regulation From the 93/42/EEC Medical Device Directive
▪ Yüksek lisans tezi.Tıbbi cihaz kavramı hem yasal mevzuatlarda hem de insan hayatında büyük önem taşımaktadır. 1985 yılındaki Yeni Yaklaşım Politikası'nın kabulü ve 1993 yılında ilk mevzuatın yayımlanmasıyla tıbbi cihaz düzenlemeleri hayata geçirilmiştir. Ancak bu düzenleme 2012 yılında büyük değişikliğe maruz kalmıştır. PIP vakası ve MoM skandalı olarak literatüre geçmiş olan iki büyük olay yaşanmıştır. Bu olaylar sonucu tıbbi cihaz mevzuatının eksiklerinin bulunduğu, piyasaya arz sonrası süreç ve klinik çalışma konuları başta olmak üzere birçok konuda yetersiz kaldığı, şartların sıkı olmayışı sebebiyle suiistimal edilmeye müsait olduğu ve sektördeki teknolojik gelişmelerin gerisinde kaldığı görülmüştür. Tüm bu nedenlerden ötürü köklü değişikliğe gidilerek 2017 Nisan ayında yürürlüğe giren ve 93/42/EEC sayılı Tıbbi Cihaz Direktifini yürürlükten kaldıran 2017/745/AB sayılı Tıbbi Cihaz Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu çalışma doğrultusunda, yönetmeliğin getirdiği yenilikler ile önceki direktiften farklılıkları araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak literatür taraması ve anket yöntemi seçilmiştir. Literatür taraması yöntemiyle farklılıklar ve getirilen yenilikler açıklanmış, değişiklikler; "Kapsam, tanımlar ve kurallar", "İktisadi işletmeciler, Onaylanmış kuruluşlar ve uzmanlıklar", "Teknik dokümantasyon ve Piyasaya arz sonrası süreç", "Klinik çalışma şartları ve gereklilikleri", "UDI - EUDAMED", "Piyasa gözetimi ve denetimi (Vijilans)" başlıkları altında incelenmiştir. Anket çalışması ile Türkiye'deki tıbbi cihaz üreticilerinin MDR'ye bakış açıları ölçülmek istenmiştir. Anket çalışmasında "Sadece Sınıf I diğer" ve "Sadece IVD diğer" cihaz üreticileri hariç tutulmuştur ve sorulara verilen yanıtlar SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde ortalama, frekans gibi tanımlayıcı istatistikler ve onun haricinde çapraz tablolar, ANOVA testi, Ki-kare testi ve Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. SPSS analiziyle şirketlerin bulundurdukları personel sayısı ile danışmanlık alma durumları incelenmiş ve aralarında anlamlı ilişki bulunmamıştır. İşletmelerin aldığı eğitim saati ile ürettikleri cihaz ve işletme büyüklüğü arasında SPSS analizi sonucu anlamlı bir fark olmadığı ortaya konmuştur. 2017/745/AB tüzüğü içerisine dahil edilen Aktif İmplante Edilebilir Tıbbi Cihazlar bu çalışmanın dışında tutulmuştur
Use of Preemption Right in the Framework of the Procedure for Granting the Enforcement Proceeding Debtor a Sales Authorization Regarding with to Real Estates within the framework of Article 111/a of the Enforcement and Bankruptcy Law
7343 sayılı Kanunla Türk Hukuku’nda borçluya satış yetkisi verilmesi olarak adlandırılan bir prosedür öngörülmüştür. Bu çalışmada, öncelikle önalım hakkı ve borçluya satış yetkisi verilmesi prosedürü hakkında genel bilgi verilecek; ardından Türk Hukuku’nun aksine mehaz İsviçre Hukuku’nda sadece sözleşmeden doğan önalım hakkı bakımından söz konusu olan önalım hakkının cebrî artırma yolu ile paraya çevirme durumunda kullanılamayacağına dair kuralın, cebrî paraya çevirme prosedürleri arasında yer alan borçluya satış yetkisi verilmesi prosedüründe geçerli olup olmadığı değerlendirilecektir