OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
7697 research outputs found
Sort by
The Concept of the Heart in the Poems of Mihrî and Şeref Hanım
Yüksek lisans tezi.Gönül kelimesinin çıkışı itibariyle Türkçeye has bir kelime olması, özellikle batı dillerinden çevrilmemiş olması Klasik edebiyatımız açısından gönül kavramını önemli bir yere koymaktadır. Verilere göre farklı dönemlerde yaşamış kadın şairlerimizin de sıklıkla bu kelimeyi ve ilgili kelimeleri birlikte kullandığı tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Mehmet Arslan'ın neşrinden yola çıkarak Mihrî Hâtun ve Şeref Hanım'ın divanlarındaki "gönül" kavramının incelenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Bu bağlamda araştırma, tarama ve sınıflandırma yöntemleriyle hazırlanmıştır. Sonuç olarak, varılan çıkarımlar başlıca; İslamiyet'in etkisiyle erkek egemenliğinin artması ve bu durumun etkilerinin hem toplumda hem şiirde tesirini gösterdiğidir. Bu bağlamda şairlerimizin üslup farklılığının sebeplerinden birinin bu olduğu düşünülmektedir. Her iki şairimizde gönül kavramını soyut bir kavram, somut bir uzuv olmaktan ziyade adeta capcanlı bir varlık, rengarenk bir tablo halinde önümüze sunmuşlardır. Mihrî Hâtun' un açısından gönül her daim savaş içerisindeyken cesur tavrıyla umutlu kalmayı sağlamış iyimser bir aşıktır. Ona göre gönül bazen asker bazen derviş, bazen dilenci olmuş aşığa övgülerini bitirememesinden dolayı hatip, ney, tef, bülbül olmuştur. Şeref Hanım'ın gözünden bakıldığında ise gönül bin bir nasihat edilen yine de bir türlü sözün geçirilemediği ya da fayda etmediği bundan sebep bazen azarlanan bazen sitem edilen genellikle ikincil bir kişilik olarak görülen fakat içten, samimi sohbetlerin edildiği, nasihatlerin edildiği bir varlıktır
Multimodal Emotion Recognition: Emotion Classification Through the Integration of EEG and Facial Expressions
Yüksek lisans tezi.Duygu tanıma alanındaki ilerlemelere rağmen, araştırma alanı hala iki temel sınırlamayla karşı karşıyadır: giderek daha karmaşık hesaplamalar yapmak için derin modellerin kullanımı ve çeşitli veri türlerinin bir karışımıyla duyguların tanımlanması. Bu çalışma, elektroensefalografi (EEG) sinyallerini yüz ifadeleriyle birleştirerek, Transformer, LSTM ve GRU gibi gelişmiş modelleri içeren multimodal duygu tanıma konusundaki bilgi birikimine katkıda bulunmaktadır. Sonuçlar, önerilen yaklaşımın etkinliğini doğrulamaktadır, çünkü GRU modelinin sırasıyla tek modlu (yalnızca EEG) ve çok modlu (EEG ve yüz ifadeleri) veri setlerinde %88 ve %97 gibi yüksek tahmin doğruluğu göstermektedir. Bulgular, geleneksel tek modlu tekniklerine kıyasla, çok modlu yaklaşımların dikkate değer ilerlemeler sağladığını göstermektedir. Çalışma, karmaşık sinirsel dinamikleri ve görünür duygusal ipuçlarını yakalayan, duygu tanıma sistemlerinin sağlamlığını ve doğruluğunu artıran bir çerçeve sunmaktadır. Bu sonuçlar, çeşitli veri kaynaklarını gelişmiş modellerle entegre ederek tek modlu sistemlerin yarattığı sınırlamanın nasıl aşılacağını göstermeleri açısından önemli pratik çıkarımlara sahiptir
Post-Earthquake Permanent Housing Production Models: An Evaluation for Turkey
Yüksek lisans tezi.Depremler en sık yaşanan afet türlerinde biridir. Şiddetli depremler sonrasında kullanıcıların konutları ya hasarlar alarak kullanılmayacak hale gelmekte ya da tamamen yıkılmaktadır. Deprem sonrası çözülmesi gereken ilk konu barınma olmaktadır. Acil barınma ve geçici barınma kullanıcıların barınma ihtiyaçlarının kısa süre içerisinde geçici olarak giderilmesi kapsamaktayken kalıcı barınma, kalıcı konutların inşa edilerek, kullanıcıların bu konutlara yerleştirilmesini ifade etmektedir. Üretilen kalıcı konutların, depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılayacak özelliklere sahip olması ve belli kriterleri taşıması gerekmektedir. Dünyada ve Türkiye'de deprem sonrası kalıcı konutların üretimi farklı uygulamalar ve süreçlerle gerçekleştirilmektedir. Tez kapsamında "deprem sonrası kalıcı konut üretim modelleri" olarak kavramsallaştırılan bu uygulamalar ve süreçler sonunda üretilen konutların bahsedilen kalıcı konut kriterlerini sağlaması beklenmektedir. Birden fazla ili etkileyen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi ülkemizin deprem sonrası barınma konusundaki hazırlıksızlığını yeniden ortaya koymuş ve yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu göstermiştir. Türkiye'de bugüne kadar üretilen kalıcı konutların birbirine benzer olduğu ve kullanıcıların yaşantılarına uygun olmadığı gözlemlenmektedir. Kahramanmaraş Depremi sonrasında kalıcı konutların üretimi için daha önce kullanılan yöntemlerin benimsendiği ve farklı yöntemlere başvurulmadığını izlenmektedir. Bu süreçte bugüne kadar akademik ve profesyonel mecralarda tartışılan sorunlara sahip kalıcı konutların ortaya çıkması beklenebilir bir sonuçtur. Kalıcı konut modellerinin hangi kriteri daha iyi sağladığı, hangi kriterleri sağlamada eksikleri olduğu ve bunların hangi modeller birlikte kullanılarak giderilebileceğinin değerlendirilmesi deprem sonrası kalıcı barınma aşamasında hızlı ve doğru yönde hareket edilebilmesi için gerekli zemini sağlayabilir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Türkiye'de ve diğer ülkelerde yaşanmış depremlerden sonra kullanılan kalıcı konut üretim modellerini seçilmiş olan kriterler bağlamında değerlendirmek ve Türkiye için öneriler sunmaktır. Çalışma, kavramsal-kuramsal çerçeveye temellenen tema setlerinin oluşturulması ile bu tema setleri çerçevesinde yapılan vaka incelemelerinden oluşmaktadır. Kavramsal-kuramsal çerçevede afet ve deprem olguları, deprem sonrası barınma, kalıcı barınma, kalıcı konutlar ve kriterleri, "deprem sonrası kalıcı konut üretim modelleri" ele alınmaktadır. Sistematik literatür taramasıyla belirlenen kaynaklar doküman analizine tabi tutulmuş, deprem sonrası kalıcı konutların kriterleri ve deprem sonrası kalıcı konut üretim modelleri kategorileştirilerek, tema setlerine ayrılmıştır. Vaka incelemeleri için dünyada Hindistan, İtalya, Çin, Şili ve Japonya'da; Türkiye'de Gediz, Erzincan, Marmara-Düzce, Van, İzmir ve Kahramanmaraş'ta gerçekleşen depremlerden sonra üretilen kalıcı konutlar seçilmiştir. Vakalara ilişkin sistematik literatür taraması ile seçilen kaynaklar belirlenen tema setleri bağlamında betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Tezin özgün çıktıları kalıcı konut üretim sürecinde uygulanması ön görülen bir kontrol listesi ve Türkiye'de uygulanan kalıcı üretim modellerinin iyileştirmesi için sunulan önerilerdir. Sonuç bölümünde çalışmanın genel bir değerlendirilmesi yapılmakta ve sunulan önerilerin çalışma konusundaki tartışmalara yapacağı katkılar aktarılmaktadır
The Application of Parameteic Desingn: an Interior Example of Çamlica Tower
Yüksek lisans tezi.İnsanlığın ilk dönemlerinden itibaren kullanım sağladığı her bir nesne, bir tasarım ile oluşturulmuştur. Tasarlama süreci ise tasarımcının bir ürünü, yapıyı veya nesneyi, hayal gücünde oluşturması, kâğıt üzerine kalemle veya teknolojik aletler eşliğinde görselleştirmesi durumudur. Zihninde oluşturduğu ürünü eskizle, teknik çizimle ve üç boyutlu modelleme araçlarıyla, yapmış olduğu sunumlarla, gerçek hayata geçirmenin ilk adımlarını atmış olur. Zihinde oluşturulan tasarımın inşa edilme sürecinde birçok araç kullanılabilmektedir. Tasarımın kökeninde geleneksel tarzda yani insan gücüyle tasarlama teknikleri olduğu gibi modern zamanda daha çok teknolojik aletlerle tasarlama metotları kullanılmaktadır. Bununla birlikte geçmişten günümüze kadar birçok farklı tasarım tarzları görünmüştür. Günümüz şartlarında çoğunlukla modern yapılar inşa ediliyor olsa da geleneksel tarza sahip yapıları da görmekteyiz. Geçmiş dönemlerin karakteristik özelliklerini taşıyan belli başlı görsel nitelikler, geçmişte çok sık kullanıldığı gibi günümüzde de yer yer rastlanmaktadır. Günümüzde kullanılan belirli modern tasarımlardan biri, parametrik tasarım olmaktadır. Tezde işlenen parametrik tarzda tasarım birçok örnekle incelenmiştir. Araştırılmış olan örnekler neticesinde Çamlıca Kulesi örneği irdelenmiştir. Sonuç kısmında ise analizi gerçekleştirilen Çamlıca Kulesi iç mekân ve dış görünüşleri, parametrik tasarım kurgulanışı bakımından değerlendirilmiştir
A Review on Cultural Ecology and Ecological Culture
Yüksek lisans tezi."Kültürel Ekoloji ve Ekolojik Kültür Üzerine Bir İnceleme" adlı bu çalışma, ekoloji ve kültür kavramlarını kültürel evrim ve insan-doğa ilişkisi üzerine temellenen tutumlara göre analiz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde ilkel insanın hayatı algılayış biçiminde önemli yer tutan bazı kavramlara ve ekolojinin diğer disiplinlerle ilişkisine değinilmiştir. İnsanlığın tarihinden başlayarak avcı-toplayıcı toplumların yaşam biçimlerinden, hayvan yetiştiren ve yerleşik hayata geçen toplumların kültürel süreçlerine yer verilmiştir. Yerleşik hayatın anlatıldığı bölümde farklı tarım toplumlarının kültürlerini karşılaştırmak amacıyla Sümer ve Yunan mitolojisinden örnekler sunulmuştur. İlkel insandan uygar insana değişen kültürel evrime değinilerek ikinci bölüme geçilmiştir. İkinci bölümde toplumların doğa ve kültür ilişkisi üzerine temellenen tek ve çift hatlı evrim teorilerine yer verilmiştir. Çevre odaklı bir çalışma olduğu için coğrafya biliminden, toplum odaklı olduğu için de kültürel antropolojiden yararlanılmıştır. Daha sonra "Derin Ekoloji", "Ekofeminizm", "Slow Food" ve "Agroeleştiri" gibi güncel tutumlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise "Kültürel Ekoloji" ve "Ekolojik Kültür" kavramları bu alanlarda yapılan çalışmalarla birlikte açıklanmıştır. Kültürel ekoloji kavramı insan-çevre ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Ekolojik kültür başlığında geleneksel ekolojik bilgi ve ekoeleştiri kavramları da açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ilk topluluklardan günümüze insan-doğa ilişkisini gözden geçirerek günümüz ekolojik sorunlarına kadim bilgilerin ışığında yeni çözüm yolları sunmaktır. Sonuç bölümünde bu çözüm yolları üzerinde durulmuştur
Ortaöğretim Öğrencilerinin Astronomideki Kavram Yanılgıları
Yüksek lisans tezi.Bu araştırma, ortaöğretim seviyesindeki öğrencilerin astronomi bilimiyle ilgili kavram yanılgılarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Ergün Mehmet Öner Anadolu Lisesi, Küçükçekmece Kuyumculuk Teknolojisi Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi ve Bahçeşehir Koleji Florya Lisesi ile yürütülen araştırmaya toplamda 119 öğrenci katılım göstermiştir. 12 sınıf öğrencilerinden oluşan örneklem grubuna 15 soruluk bir astronomi başarı testi uygulanmış ve yanıtların dağılımı incelenmiştir. Bulgulara göre, öğrencilerin genel başarı düzeyi ortalaması 5,3697 olarak belirlenmiştir. Bazı sorulara verilen yanıtlarda kavram yanılgıları saptanmıştır. Bu sonuçlar, öğrencilerin astronomi bilimiyle ilgili belirli kavramları anlama ve uygulama becerilerindeki zorlukları göstermektedir. Ayrıca IBM SPSS v.23 paket programı kullanılarak araştırma hipotezleri sınanmıştır. Buna göre ortaöğretim 12. sınıf öğrencilerinin temel astronomi kavramlarını anlama düzeyleri düşük düzeydedir. Kız ve erkek öğrenciler arasında astronomi kavramlarını anlama düzeyi açısından istatiksel olarak anlamlı farklılık saptanamamıştır. Literatürde sınırlı çalışmaya rastlanmasından dolayı özgün önem ifade ettiği düşünülen araştırma, alan yazına katkı sağlaması re gelecek araştırmalara ışık tutması haricinde öğrenci ve öğretmenlerin dikkate alabileceği öneriler sunmaktadır. Öğrencilere yönelik öneriler arasında, kavram yanılgılarının farkında olma, derinlemesine araştırma yapma alışkanlığı kazanma ve kavram yanılgılarını giderme konusunda destek alma mevcut iken öğretmenlere yönelik öneriler arasında, kavram yanılgılarını belirleme ve öğrencilere uygun müdahalelerde bulunma, etkili öğretim yöntemleri geliştirme ve öğrencilerin ilgisini çekecek etkinlikler düzenleme yer almaktadır
Place-Being and Place-Making: The Case of İstanbul Airport
Yüksek lisans tezi.Bu çalışma, küreselleşme, ağ toplumu, dijitalleşme ve tüketim kültürü kavramları üzerinden İstanbul Havalimanı'nın mekânsal kimliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Küreselleşme süreciyle birlikte kentler ve mekânların dönüşümü, ekonomik, kültürel ve teknolojik boyutlarıyla ele alınarak, küresel kentlerin ve havalimanlarının bu süreç içindeki rolü değerlendirilmiştir. Ağ toplumunun yükselişiyle birlikte, dijitalleşmenin kent mekânlarına etkileri tartışılmış ve bu bağlamda dijital göçebe kavramı incelenmiştir. Dijitalleşme ve dijital göçebelik olgusu, mekânın geleneksel anlam ve işlevselliğini değiştirmiş, havalimanları gibi geçiş alanlarının yeniden tanımlanmasına yol açmıştır. Tezin odak noktası ise Marc Augé'nin "yer" ve "yok-yer" kavramlarına dayanarak İstanbul Havalimanı'nın bu iki kavram bağlamında nasıl bir anlam taşıdığını sorgulamaktır. Havalimanları, genellikle küresel ağların merkezi ve anonim geçiş noktaları olarak tanımlanırken, İstanbul Havalimanı'nın mimari yapısı, sosyal medyadaki temsilleri ve kullanıcı deneyimleri üzerinden, bu mekânın "yok-yer" olarak kalıp kalmadığı ya da toplumsal ve kültürel aidiyet üreten bir "yer" olup olmadığı analiz edilmiştir. Ayrıca çalışma, İstanbul Havalimanı'nın mimarisi, kamusal alanları, alışveriş ve sosyal olanakları gibi mekânsal özelliklerini değerlendirmekte ve bu unsurların kültürel kimlik, sosyokültürel etkileşim ve mekânsal aidiyet oluşturma potansiyelini ele almaktadır. Bununla birlikte, havalimanındaki sergiler, etkinlikler ve sosyal etkileşim alanları, bu mekânın kentsel iç mekân olarak algılanma kapasitesini sorgulamakta ve kullanıcıların bu mekânda deneyimledikleri yabancılaşma ya da aidiyet hisleri incelenmektedir. Sonuç olarak, çalışma, İstanbul Havalimanı'nın sadece bir "yok-yer" mi yoksa toplumsal ve kültürel anlam kazanan bir "yer" mi olduğunu hem mimari hem de toplumsal bağlamda tartışarak, küresel havalimanlarının toplumsal ve mekânsal dönüşümüne dair bir perspektif sunmaktadır
The Concept and Concept of Water in İlhan Berk's Poetry
Yüksek lisans tezi.Hayatımıza ve düşüncemize yön veren kavramlar, dünyayı algılayış biçimimizi şekillendiren, kişisel gözlem ve kişinin iç dünyasıyla her bireyin zihinsel yapılanmasında farklı nitelikler kazanan bir bilişsel yaratı olmasının yanı sıra günlük gerçekliklerimizin temellenmesinde önemli bir rol üstlenir. İnsan, doğumundan itibaren bu kavramları yaşadığı deneyim sonucunda yeniden dönüştürür. Kavram alanları; yaşanılan coğrafya, dinsel ve çevresel faktörler, toplumsal unsurlar vb. sınırı olmayan birçok değişken etkenler ile kişinin yaşadığı deneyimlerin ortak yapılanmasından meydana gelir. İlhan Berk, Türk Edebiyat Tarihi'ne hem şiirleriyle hem de şiir üzerinde yaratmak istedikleriyle kuşkusuz derin izler bırakan bir şairdir. Yazmak için yaşamak düşüncesi, onu yeryüzünün şiirini yazma arzusuyla pekişir. Bu sebeple şairin, kavram dünyası yadsınamayacak kadar şiirlerinde geniş bir alana yayılır. Bu çalışmada İlhan Berk'in şiirlerinde sıklıkla geçen su kavramının, nasıl bir yapı üzerine kurulduğu hususunda suyun kavram alanı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çıkarımlardan hareketle, Berk şiirinin derin yapısını bir nebze de olsa anlamak, şairin zihni yaratımında var olan suyu şiirleri üzerinden görünür kılmak amaçlanmıştır
The Moderating Role of Employee Voice in the Relationship Between Psychological Capital and Counterproductive Work Behavior
Yüksek lisans tezi.Bu araştırmanın amacı, çalışanların psikolojik sermayelerinin üretkenlik karşıtı iş davranışları ile arasındaki ilişkide çalışan sesinin düzenleyici rolünün belirlenmesidir. Bu doğrultuda psikolojik sermaye, üretkenlik karşıtı iş davranışları ve çalışan sesi kavramlarına ilişkin yazın sunulmuş ve bu kavramlar arasındaki ilişkilerin belirlenebilmesi için uygun analizler yapılmıştır. Araştırma, Sivas İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı bir devlet hastanesinde çeşitli ünvanlarla görev yapmakta olan 327 çalışanın katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Uygulanan analizler sonucunda, psikolojik sermaye ile çalışan sesi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki; psikolojik sermaye ile üretkenlik karşıtı iş davranışları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Üretkenlik karşıtı iş davranışları ile çalışan sesi arasındaki ilişkinin negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, gerçekleştirilen düzenleyici etki analizi sonucuna göre psikolojik sermayenin üretkenlik karşıtı iş davranışları ile ilişkisinde çalışan sesinin düzenleyici rolünün anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili yazına bağlı olarak tartışılmış, araştırmada yer alan sınırlılıklar belirtilerek gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur