OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
    7697 research outputs found

    Kadın Sesinin Salıverilişi: Madeline Miller'dan Circe ve Laura Shepperson'dan Phaedra: A Novel

    No full text
    Yüksek lisans tezi.This thesis examines the portrayal of mythological female figures in the classical Greek texts written within the patriarchal discourses and explores how these portrayals show differences in the contemporary retellings of women writers. The perception of women in ancient Greek society, imposed gender roles and the condemnation of female sexuality and their body prevent women to live as individuals who have voice, agency and freedom. This oppression on women is reflected on ancient Greek literature, dominated by male authors, as stereotypical female characters and thus patriarchal ideology othering women establishes a presence in culture through writing. Increasing number of women writers in literature enable the production of feminist works that demolish the artificial gender roles and also enable the narration of women by women. In this regard, women writers' retellings in which they revise mythological female figures, carry an enormous significance as they indicate how deeply the patriarchal ideology is grounded in literature and how women writers' struggle to overturn this partial way of thinking that still continues in this present day. This thesis aims to shed light on the patriarchal discourses in the classical works presenting two mythological female characters, Circe and Phaedra and to illustrate the contemporary women writers' attempt to shatter these discourses through their retellings written from a feminist point of view. Through the selected two novels; Madeline Miller's Circe and Laura Shepperson's Phaedra: A Novel, I intend to point out the role of feminist retellings, focusing on female experience, voice and autonomy, in challenging the literary works written within the androcentric viewpoint

    Art Therapy to Control Nail Biting Using a Cognitive Behavioral Approach Through New Innovative Game and Animation

    No full text
    Background: Nail biting is categorized as a habitual behavior, commonly observed in children and occasionally in adults. This disorder occurs unconsciously, with individuals often unaware of their behavior. Since there are physical and psychological complications and quality of life problems in nail -biting, addressing this problem is very important and there are many theories in support of art therapy including: psychodynamic; humanistic (phenomenological, gestalt, person centered); psycho-educational (behavioral, cognitive behavioral, developmental); systemic (family and group therapy); as well as integrative and eclectic approaches. Art therapy, applied through various methods, serves as a strategy for habit modification. This study evaluates the impact of art therapy as a game and animation on controlling nail biting. Methods: The research was conducted as a single-group clinical trial, assessing participants before and after the intervention without a control group. The sample size was 14 participants, picked by the convenience technique. All students were referred to a counseling service center for nail-biting management. Seven girls and seven boys aged 9–12 participated in this study. Initially, the children were medically examined to confirm their physical well-being. Subsequently, assessments were made regarding parenting styles and anxiety levels, followed by baseline measurements and documentation of nail-biting frequency prior to the counseling intervention. Considering the importance of family support in empathizing with the child and the role of loneliness and anxiety in nail biting, two questionnaires (Goodenough’s Draw-a-Man Test and Baumrind’s Parenting Style Inventory) have been used for this study. A game and animation that increases self-awareness skills and reveals the cognitive error of the false pleasure of nail biting for the child, as well as alternative preventive behaviors are used in this study. Parents and children were then instructed as to how to use the new games and animations created for this purpose as part of the counseling sessions to address nail biting. The frequency of nail biting was monitored throughout the study, and finally, the data were subjected to a statistical analysis. It should be said that not having a control group in this research is one of the limitations of the study. Results: The results indicated a remarkable improvement in nail biting frequency following the introduction of the games, demonstrating a significant reduction in the behavior. The findings showed that the total number of times of nail biting in the group increased from 149 times a day at the beginning of the study to 20 times a day at the end of the intervention, and it actually shows an 86 percent decrease in the habit of nail biting in the group. Conclusion: Given the effectiveness of the art therapy intervention in curbing nail biting, it is recommended that future research be conducted as a controlled clinical trial with parallel groups and a larger sample. Additionally, at the beginning of studies related to art therapy and habitual behavioral disorders, it is better to measure children’s life skills, including self-awareness, problem-solving skills, and creative thinking. Dealing with various tools and methods of art therapy in a comparative manner is another research need in the future because it provides a suitable structure for digital and internet-based services and finally artificial intelligence in this field. © The Author(s) 2024

    Challenges Experienced by Administrators Working in Forest Schools and Proposed Solutions

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Bu çalışmanın amacı, orman okulları yöneticilerinin eğitim sürecinde yaşadıkları zorlukları ele almak ve bu zorluklara yönelik çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Araştırma nitel bir çalışmadır ve durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Çalışma grubunu; 2023-2024 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan orman okullarında görev yapan okul yöneticileri oluşturmaktadır. 8 orman okulu yöneticisi ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundaki sorular yöneticilere yöneltilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Gerçekleştirilen çalışmada, okul yöneticileri alternatif eğitim yaklaşımlarının çocuk merkezli bir süreci ele aldığını ifade etmiştir. Orman okullarının avantajları ve dezavantajlarına yönelik geleneksel eğitim sisteminden uzaklaşmanın ve eşitliğin bulunduğu bir ortamda yer almanın verdiği güvenden bahsederken; maddi kaynakların yetersizliği, risk durumunun fazlalığı ve öğretmen devamlılığının sağlanamaması da değinilmiştir. Öğretmenlerin mesleki gelişimlerine yönelik eğitimlere ihtiyaçları duyulduğu belirtilmiştir. Öğrencilere sosyal, duygusal ve psikomotor alanda destek verilmesinin önemine yer verilirken velilere yönelik daha açık bir iletişim kurulması, güven temelli yaklaşım uygulanması ve işbirliği içinde olunması gerektiği ifade edilmiştir. Orman ziyaretlerinde yaşanılabilecek her türlü duruma karşı yöneticilerin önceden alana giderek risk analizi yapması gerektiği belirtilmiştir

    The Mediator Role Of Organizational Agility İn The Effect Of Organizational Culture On Organizational Performance

    No full text
    Doktora tezi.Bu araştırmanın amacı, örgüt kültürünün örgütsel performans üzerindeki etkisinde örgütsel çevikliğin aracı rolünün açıklanmasıdır. Bunun için Karma Yöntem kullanılmıştır. Bu çerçevede Karma Yöntemler Araştırmasındaki felsefik yaklaşımlardan pragmatizm, teorik perspektif olarak Cameron-Quinn Rekabetçi Değerler Modeli, metodoloji olarak sıralı açıklayıcı desen seçilmiştir. Bu desenin önerdiği şekilde önce nicel daha sonra nitel veriler toplanmıştır. Veri yapısında nicel veriler ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olan anket formu ile Basit Rastgele Örnekleme yöntemi, nitel veri toplama aracı olan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile de Amaçlı Örnekleme yöntemi kullanılarak araştırmanın örneklemi oluşmuştur. Nicel kısma ait araştırma örneklemini Hizmet, IT, İmalât ve Perakende sektörlerine ait 263 farklı örgüt ve bu örgütlerdeki toplam 325 beyaz ve mavi yakalı çalışanlar, nitel kısma ait çalışma grubunu ise aynı sektörlerde yer alan 11 üst düzey yönetici oluşturmaktadır. Anket formunda kullanılan ölçeklerin geçerliklerinde faktör analizleri sonucunda oluşan Uyum İndeksleri, güvenirliklerinde ise Cronbach Alpha katsayısı kullanılarak, geçerlik ve güvenirlikleri sağlanmıştır. Elde edilen verilerin nicel kısmı SPSS ve AMOS programları, nitel kısmı ise NVivo programı ile analiz edilmiştir. Bu analizlerde ayrıca frekans, t-test, ANOVA, post-hoc testleri, korelasyon ve regresyon analizleri için Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi için betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada her bir demografik (Cinsiyet, Medeni Durum, Mavi-Beyaz Yakalı Personel Grubu, Yöneticilik Durumu, Yaş, Eğitim Düzeyi, Online-Hibrit-Yüz Yüze Çalışma Biçimi, İşyeri Kıdemi) ve örgüt özelliğine (Sektör, Faaliyet Yaşı, Çalışan Sayısına Göre Örgüt Büyüklüğü) göre detaylı analizler yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda Klan, Adhokrasi, Hiyerarşi ve Pazar kültürlerinin Örgütsel Çeviklik üzerinde pozitif yönde, Örgütsel Çevikliğin Örgütsel Performans üzerinde pozitif yönde, Klan, Adhokrasi, Hiyerarşi ve Pazar kültürlerinin Örgütsel Performans üzerinde pozitif yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Hipotez testleri kapsamında örgütsel çevikliğin aracı rolüne ilişkin bulgular ise şu şekildedir: Örgütsel çeviklik; Klan kültürü ile örgütsel performans arasında tam aracı, Adhokrasi kültürü ile örgütsel performans arasında tam aracı, Hiyerarşi kültürü ile örgütsel performans arasında kısmi aracı ve Pazar kültürü ile örgütsel performans arasında tam aracı rolü üstlenmiştir. Bu bulguların yanında nicel araştırma soruları incelenmiş ve demografik özellikler ile örgüt özelliklerinin örgüt kültürü, örgütsel çeviklik, örgütsel performans değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Nitel araştırma soruları çerçevesinde yapılan içerin analizinde, nicel araştırma bulgularının desteklendiği görülmüştür. Bunların yanında mevcut verilere dayanarak örgütler Mekanik/Organik, Uyumlu ve Güçlü olacak şekilde gruplara ayrılmış ve bunlara yönelik yapılan fark analizlerinde: Organik örgütlerin örgütsel çeviklik ve örgütsel performans düzeylerinin mekanik örgütlere göre daha yüksek olduğu, uyumlu ve güçlü olan örgütlerin örgütsel çeviklik ve örgütsel performans düzeylerinin uyumlu olmayan ve zayıf kültürlere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır

    Examination of the Effects of Probiotics on Intestinal Flora and Colon Cancer

    No full text
    Doktora tezi.Kolon kanseri, dünya genelinde farklı ülkeler arasında farklılık gösteren kanser türleri arasında öne çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde, kolon kanseri sağlık alanında önemli bir sorun olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, kadınlarda kolon kanseri tüm kanser vakaları içinde üçüncü sırada yer alırken, erkeklerde dördüncü sıradadır. Kolon kanserlerindeki artış hem ülkemizde hem de dünya genelinde yaygın olan beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden araştırmacılar, kanser riskini azaltan besin takviyeleri geliştirmek ve optimal beslenme stratejilerinin önemini vurgulamak için büyük çaba sarf etmektedirler. Bu çalışmada, probiyotik olan Lactobacillus gasseri, Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium longum, Bacillus clausii, Bifidobacterium animalis metabolitleri kullanılmıştır. Bu metabolitlerin farklı dozlarının, ilk başta patojenlere (Escherichia coli, Staphylococcus aureus) karşı etkisi araştırılmıştır. Anaerobik çalışmalarda 24 saat inkübasyonda Staphylococcus aureus ve Escherichia coli üzerinde inhibisyon olarak en etkili olan probiyotik bakteri Bacillus clausii ondan sonra ise Bifidobacterium longum ve Bifidobacterium animalis olduğu gösterilmiştir. Anaerobik koşullarda 48 saat inkübasyonda ise probiyotik metabolitlerde de aynı etki gözlenmiştir. Ayrıca bağırsak florasına benzer olarak; anaerobik şartlarda etkileri değerlendirildiğinde, aerobik koşullara göre daha yüksek inhibisyon etkinliği saptanmıştır. Probiyotik metabolitlerimiz, İnsan Kolon Kanseri Hücre Hatları (HCT-116 ve HT-29) ve Sağlıklı Fibroblast hücre L929 hattı üzerinde test edilmiştir. Her üç hücre hattının 24 saatlik proliferasyonunda %50 azalmaya neden olan metabolitlerin inhibitör konsantrasyonu (IC50), hücre canlılık analizi kullanılarak belirlenmiştir. Sağlıklı hücre hatlarına karşı herhangi bir toksik etki göstermediğini ortaya koymak için kontrol olarak L929 hücresi üzerinde denenmişlerdir. Hücre canlılık sonuçlarına dayanarak seçilen Lactobacillus gasseri, Lactobacillus acidophilus ve Bifidobacterium animalis metabolitleriyle çalışılmıştır. Bu metabolitler, HCT-116 hücrelerine karşı en toksik etkiyi gösterirken L929 hücrelerine karşı olabildiğince az aktif olanlar olarak belirlenmiştir. Lactobacillus gasseri, Lactobacillus acidophilus ve Bifidobacterium animalis metabolitlerinin HCT-116 üzerindeki ve Bifidobacterium animalis metabolitinin HT 29 üzerindeki antiproliferatif ve apoptotik etkileri CellEvent™ Caspase‐ 3/7 Green Flow Cytometry Assay analizi ile araştırılmıştır. Probiyotik Bifidobacterium animalis ve Lactobacillus gasseri metabolitlerinin HCT-116 hücre hattında ve Bifidobacterium animalis metabolitinin HT-29 üzerinde antiproliferatif, apoptotik ve nekrotik etkilerin olduğu gösterilmiştir. Literatürde probiyotiklerin ve patojenlerin organizma düzeyinde hücrelerdeki etkilerine dair çalışmalar mevcut olsa da metabolitlerin hücre hatlarındaki etkileri ile ilgili yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bundan dolayı çalışmamız kolon kanseri hücre hatları üzerinde sağladığı apoptotik etkinlik ve probiyotik metabolitlerin etkin bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmesine dair literatüre katkı sağlamaktadır

    Dialectal Study of the Villages of Gelibolu District of Çanakkale Province (Burhanlı, Cevizli, Cumalı, Güneyli, Ilgardere, Karainebeyli, Kocaçeşme, Pazarlı Villages)

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Bir dilin tarih sürecinde yaşadığı değişikliklerin daha net bir biçimde anlaşılmasına önemli katkılar sunan ağız araştırmaları, ölçünlü dilin dışında kalıp unutulmaya yüz tutmuş, kaybolma tehlikesi yaşayan dil ve kültür unsurlarının adeta bir fotoğrafını çekerek bunların kayıt altına alınmalarını sağlamaktadır. Son dönemlerde Türkiye Türkçesi ağızları üzerinde yapılan derleme çalışmalarına ilgi artarak devam etmektedir. Gelinen noktada son derece kıymetli çalışmalar yapılsa da bazı bölgelerde halen kapsamlı çalışmalar yapılmamıştır. Çanakkale ilinin Gelibolu ilçesi ve köyleri de bu bölgelerden biridir. Gelibolu ilçesi 1877-1950 yılları arasında iskân edilen göçmenlerin en çok yerleştirildiği bölgelerden biridir. Bu durum derleme yapmayı zor ve zahmetli bir hale getirmektedir. Bu sebeple bölgede yapılan kapsamlı araştırmalar nadirdir. Mübadil olarak iskân edilenlerin Gelibolu'daki yerleşim birimlerine göre dağılımı: Gelibolu merkeze 323, Evreşe'ye 310, Galata'ya 290, Bayırköy'e 415, Burgaz'a 224, Tayfur'a 183, Fındıklı'ya 232, Yeniköy'e 359, Bolayır'a 373 ve toplamda 2709 kişidir. Resmi kaynaklar ve yöre halkından edinilen bilgilerden hareketle çalışmada yerli köyleri (Burhanlı, Cevizli, Cumalı, Güneyli, Ilgardere, Karainabeyli, Kocaçeşme, Pazarlı) ağız özellikleri incelenmiştir. 8 bölgede 15 kaynak kişiyle konuşma imkânına sahip olunmuştur. Çalışmamız, derleme bölgesinin özelliklerini içeren "Giriş" kısmının ardından "İnceleme, Metinler ve Sözlük" olmak üzere üç ana bölümden meydana gelmektedir. İnceleme kısmı kendi içinde Ses Bilgisi ve Şekil Bilgisi olarak iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Ağızlar, gün geçtikçe teknolojik gelişmeler, kültürel etkileşim ve göçlerin etkisiyle günümüzde eskiye nazaran daha hızlı bir şekilde değişerek kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu durum değişmekte ve yitime uğramakta olan ağızların hem değişme esnasında gösterdikleri eğilimlerini takip edebilmek hem de bu eğilimlerden hareketle geriye doğru düşünerek dilin tarihi ile ilgili birtakım fikirler edinebilmek açısından titizlikle incelenmeleri gereğini ortaya koymaktadır.Çanakkale ili Gelibolu ilçesi köyleri ağızlarının içinde sakladığı tarihi dil değerlerini kaybetmeden dil özelliklerinin ortaya çıkarılması çalışmamızda amaçlanmıştır. Çalışmanın, Türkiye Türkçesi ağızlarıyla ilgili çalışmalar başta olmak üzere dil ile ilgili yapılacak olan her türlü çalışmaya ve Derleme Sözlüğü'ne katkı sağlaması hedeflenmektedir

    Comparative Study Of Turkish And English As Foreign Languages İn Terms Of Teaching Writing Skills

    No full text
    Doktora tezi.Bu tez çalışmasında yabancı dil olarak Türkçe ve yabancı dil olarak İngilizcede yetişkinlere yazma becerisi öğretiminde kullanılan materyaller, yazma konuları ve yazma becerisi öğretim yöntemleri karşılaştırılmıştır. Durum çalışması İstanbul Kültür Üniversitesi, Türkçe ve Yabancı Diller Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde dil öğrenimi gören yabancı uyruklu 25 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Tez; giriş, kuramsal çerçeve, kitap analizi, yazma çalışması ve veri toplama, veri analizi ve sonuç ve öneriler başlıklı altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırma konusu, çalışmanın önemi, çalışmanın amacı, araştırma soruları, çalışma grubu, veri toplama yöntemi ve sınırlılıklar, çalışmanın alana yapacağı katkılar, araştırma probleminin saptanması ve araştırma yöntemine değinilmiştir. Kuramsal çerçeve bölümünde yabancı dil öğretiminin kısa tarihçesi, yabancı dil olarak İngilizce öğretimi tarihçesi, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi tarihçesi, yabancı dil öğretimi evrenselliği ilkeleri, yazma becerisi nedir, yazma becerisinin önemi, yazma becerisi öğretimi, yabancı dil olarak İngilizcede yazma becerisi öğretimi ve yabancı dil olarak Türkçede yazma becerisi öğretimi konuları hakkında bilgi verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünü oluşturan kitap analizi bölümünde yabancı dil olarak İngilizce öğretiminde kullanılan beş set ile sadece yazma becerisi öğretiminde kullanılan beş sete ve yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan dört setin yazma konuları, öğretim yöntemleri ve teknikleri açısından incelenmelerine yer verilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen sayısal veriler doğrultusunda en sık kullanılan yazma konuları olarak paragraf ve çok paragraflı kompozisyon yazma konuları tespit edilmiştir ve bu iki konunun Türkçe öğretim setlerinde kullanılan yöntemlerle mi, yoksa İngilizce öğretim setlerinde kullanılan yöntemlerle mi daha iyi öğretildiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Tezin yazma çalışması ve toplam süreci adlı dördüncü bölümde ise çalışma grubu hakkında genel bilgiye, uygulama öncesi paragraf ve çok paragraflı kompozisyon yazma çalışmalarına, eğitim esnasında İngilizce kaynaklar temelli paragraf ve çok paragraflı kompozisyon yazmayla ilgili verilen bilgilere ve veri toplama genel değerlendirmelerine değinilmiştir. Araştırmanın uygulama bölümü İstanbul Kültür Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Diller Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde dil öğrenimi gören yabancı uyruklu 25 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerden iki aşamada veri toplanmıştır. Bu iki aşama "Uygulama Öncesi" ve "Uygulama Sonrası" olarak adlandırılmıştır. Uygulama öncesi aşamada öğrencilere kullanmakta oldukları ders kitaplarında yer alan yönergelere göre paragraflar ve çok paragraflı kompozisyonlar yazdırılmıştır. Uygulama sonrası aşamada ise öğrencilere İngilizce yazma becerisi öğretim setlerinde yer alan yönergeler doğrultusunda eğitim verilmiş ve öğrencilere aynı konular hakkında tekrar paragraflar ve çok paragraflı kompozisyonlar yazdırılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası yazma çalışması bitiminde de öğrencilere ön test-son test uygulanmıştır. Yazma çalışmaları veri analizi adlı beşinci bölümde ise yazılan beş paragrafın ve yazılan üç adet çok paragraflı kompozisyonun ve her çalışma sonunda öğrencilere uygulanan ön test ve son testlerin değerlendirmesi ve niceliksel veriler tablolar şeklinde verilmiş, tespitler istatistiklerle desteklenmiştir. Bu bölümde elde edilen veriler de SPPS programıyla değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonuç ve öneriler bölümünde ise yazma becerisi öğretiminde genel yazma becerisi sorunlarına öneriler ile paragraf ve çok paragraflı kompozisyon öğretimine özel önerilerde bulunulmuştur

    Online Search in Turkish and German Law

    No full text
    Doktora tezi.Gizli bir soruşturma tedbiri olan online arama ile devlet tarafından bilgi teknolojisi sistemlerine uzaktan erişim sağlanarak, veri toplanması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda hakkında tedbir uygulanan kişinin bilgisi olmadan teknik araçlarla sitemine sızılarak, internet bağlantısı üzerinden bilişim sisteminde bulunan tüm verilere erişim sağlanabilir. Online arama özellikle organize suçluluk ve terör örgütleriyle mücadelede önemli bir tedbirdir. Almanya da gerek istihbari bilgi elde etmek amacıyla, gerekse tehlikeyi önleme ve adli amaçlı uygulanan bu tedbir, Türk Hukuk sisteminde düzenleme altına alınmamıştır. Bu çalışma ile öncelikle online arama tedbiri hakkında genel bilgiler verilecek olup, online arama kavramına, amacına, bağlantılı olduğu ilkelere, teknik sınırları ile hukuki niteliğine değinilecektir. Devamında ise Alman Hukuk sisteminde online aramanın tarihi gelişimi ile yasal düzenlemeleri ele alınacaktır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Türk Hukuk sisteminde online aramanın hukuki çerçevesi incelenecek olup, uygulanabilirliğine ve önerilere yer verilecektir

    The Effect of the Private Life of the Employee on Dissolution of the Employement Agreement

    No full text
    Doktora tezi.İnsanoğlunun bir birey olarak toplum içinde yaşadığı hayatın dışında, toplumdan uzak bir başına ya da kendi seçtiği çok sınırlı bazı kişilerle yaşadığı bir başka hayatı daha vardır: Özel hayat. Bu hayatın sınırlarını kişi kendisi belirler. Bu kapsamda, kendisine yakın olacak kişileri seçer, sırlarını kendisine saklar ya da sınırlı bazı kişilerle paylaşır, istediği fikre sahip olur ve bunları savunur, istediğini giyer, dilediğinde tatile gider, dilediği yerde ikamet eder. İşte tüm bunlar kişinin özel hayat alanında kalır. Özel hayat insanın özgürlük alanına dahildir. Bu nedenle de bu alan birçok ülkede anayasal düzeyde korunur. Ancak kişi kamusal alana çıktığında kendisi gibi özel hayatı olan kişilerle karşılaşır ve aynı haklara sahip kişilerle arasında bazen menfaat çatışmaları çıkar. Bu menfaatlerin dengelenmesi özgürlükler hukukunun en önemli konularından birini oluşturur. Bu çatışma İş Hukukunda daha da belirgin hale gelir, zira bağıtlamış olduğu iş sözleşmesi ile işçi bir başkasının emir ve talimatı altında ve onun belirlediği koşullarla çalışmayı kabul etmiş demektir. Ancak bu durum işçinin işyerinde ya da iş ilişkisinde özel hayatının korunmayacağı anlamına gelmez. Bu noktada anayasa ile güvence altına alınan haklar iş ilişkisinde de belirir ve her iki tarafın hakları belirlenirken anayasal temel hak ve özgürlükler dikkate alınır

    Load Frequency Control in Smart Grids: A Review of Recent Developments

    No full text
    This study provides a comprehensive and fresh review of load frequency control (LFC) in multi-area interconnected power systems (MAIPSs). The central tasks of LFC are to keep frequency variations as minimum as possible to achieve an acceptable level of stability. This research provides a complete view, from early classical control to recent technologies and modern techniques considering strategies, robust, optimal, self-tuning, and adaptive controllers for LFC in MAIPSs. Fuzzy control and earlier and recent optimization algorithms also are analyzed. The linearity, nonlinearity, and uncertainty of LFC models are also investigated. This review emphasizes recent technological advances and novel control strategies. LFC is also considered with the integration of wind, photovoltaic, electric vehicles, and storage devices. Besides, the utilization of machine learning and reinforcement techniques is examined. Further, LFC in smart grids and modern complex power systems concerning limited communication bandwidth, communication failure, and cyber-attacks are also investigated. This review provides an in-depth and detailed diagnosis of the challenges associated with LFC in modern and complex power systems. This work may be valuable for studies and practitioners interested in LFC. It, in detail, investigates future efforts and directions to enhance LFC performance, stability, and reliability in the face of increasing complexity and uncertainty. © 2023 Elsevier Lt

    6

    full texts

    7,697

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇