OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
7697 research outputs found
Sort by
10. Aile İşletmeleri Kongresi: İş Dünyasında Dönüşümler: Konuşmalar Kitabı, 15-16 Mayıs
Aile İşletmeleri hakkında pek çok bilgiyi içeren bu kaynak kitap, 15-16 Mayıs 2024 tarihinde gerçekleştirilen 10. Aile İşletmeleri Kongresi’nde sunulan konuşmalardan oluşmaktadır
Fraud or Corruption & Abuse? A Conceptual Analysis by an Integrative Literature Review
Hile ve suistimal, özellikle günümüzde işletmeler ve bu kavramlarla ilgili olan yetkili ve mesleki kurum ve kuruluşlar tarafından sıklıkla kullanılan ve ilgili akademik kaynak ve metinlerde de adı çokça geçirilen iki yaygın kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu kullanımlar incelendiğinde bu iki kavramın Türkçede sıklıkla birbirinin yerine kullanıldığı ve birbiri ile karıştırıldığı görülmektedir. Oysaki hile kelimesi İngilizce “fraud”, suistimal kelimesi ise “corruption & abuse” kelimelerine karşılık gelmekte ve iki ayrı anlamı ifade etmektedir. Suistimal kelimesinin kavramsal olarak kompleks yapıda olması ve farklı disiplinlerde farklı anlamlarda kullanılabilmesi sebebiyle ise denetim bilimi içerisinde ele alınan finansal suistimallerin İngilizce içerisinde zaman zaman “financial abuse” terimi ile de ifade edildiği görülmektedir. Orjinalinde farklı anlamlar taşıyan ve birbirinden farklı olan iki ayrı kavramın aynı anlamda kullanılması ise tam bir kavram kargaşasına neden olmaktadır. Özellikle İngilizceden Türkçeye yapılan çevirilerde her kurumun ve kuruluşun kendi yaptığı çeviriyi benimsemiş olması da kavramlar arasındaki farklılığın anlaşılmasını güçleştirmektedir. Çalışmada, kavramlar arası anlam kargaşasının çözülmesine yardımcı olmak amacıyla öncelikle hile ve suistimal kavramları arasındaki ilişki benzerlikler ve farklılıklar açısından ele alınmış, daha sonra ise kavramların farklı kullanım şekilleri bütünleştirici literatür değerlendirmesi yöntemi ile analiz edilmiştir
An Overview on the Structural Monitoring, Assessment and Retrofitting of Historical Structures with a Focus on 13th Century Monuments
▪️ Part of the book series: Geotechnical, Geological and Earthquake Engineering ((GGEE,volume 54)).Monumental historical structures affirm natural and cultural identity and hence they should be transmitted to future generations. The protection and preservation of these structures against aging and natural hazards, particularly seismic actions, requires a comprehensive approach including diagnosis of the present condition of the structure and enhancement of structural capacity for disaster mitigation, if necessary. It is obvious that due to their historical values, any attempt towards the preservation of the monumental historical structures must be carried out with respect to the principles of integrity and authenticity. In this study, the structural performance assessment procedures, implementation of structural health monitoring systems and seismic strengthening strategies are discussed and described with reference to 13th-century monumental historical structures in Turkiye. The structural engineering aspects of recent activities for the restoration and preservation of the Great Mosque and Hospital of Divrigi (a world heritage listed structure) and Sivas Ulu Cami (Mosque) Minaret are briefly presented. In light of the structural analysis and monitoring results, recommendations for interventions to these monumental structures are outlined. © The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Switzerland AG 2024
Global ve Yerel Enerji Şirketlerinin Vizyon İfadelerinin İncelenmesi
Çalışma ile global ve yerel en başarılı enerji şirketlerinin (Fortune Global 500 ve ISO 500 sıralamasına göre) vizyon bildirileri içerik özellikleri ve aralarında fark olup olmaması bakımından analiz edilerek, vizyon bildirileri ile hangi özelliklerin/kelimelerin vurgulandığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi nitel araştırma yöntemlerinde sıklıkla kullanılan ölçüt örnekleme tekniğine göre belirlenmiştir. Fortune Global 500 ve Uluslararası Standartlar Teşkilatı 500, 2022 web sayfalarında (8-10 ocak tarihleri arasında) en başarılı olarak sıralanan enerji şirketlerinden ilk on altısı araştırmaya dahil edilmiştir. Vizyon bildirileri betimsel nitel içerik analizi ile incelenmiş, temalar altında değerlendirilmiş, sıklıkla kullanılan kelimeler Maxqda 2022 nitel veri analiz programı yardımı ile tespit edilmiş ve görselleştirilmiştir. Ayrıca vizyon bildirileri Kantabutra (2008)’in sınıflandırmış olduğu bileşenlere sahip olup/olunmaması açısından da değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre global şirket vizyon temaları; “sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk”, “müşteri odaklılık ve kalite”, “inovasyon ve teknoloji liderliği” olarak, yerel şirket vizyon temaları ise “liderlik ve örnek olma”,”yenilik ve teknoloji odaklılık” olarak bulgulanmıştır. Kantabutra (2018) vizyon bileşenlerine göre; yerel ve global şirketlerin vizyon beyanları karşılaştırıldığında ise; her ikisinde de en çok yer alan vizyon bileşeninin “netlik” olduğu saptanmıştır. Vizyon bildirilerinde en çok tekrarlanan kelimenin ise araştırma için seçilen sektör olduğundan “enerji” kelimesi olduğu izlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma enerji sektöründeki şirketlerin vizyonlarını anlamak ve karşılaştırmak için değerli bir katkı sağlamaktadır. Şirketlerin stratejik hedeflerini belirleme ve çalışanlarını motive etme konusundaki yaklaşımlarını anlamak için bu tür çalışmaların farkındalık yaratması beklenmektedir
Effects Of İndividual Differences And Multiple İntelligence On Negotiations Performance: A Case Analysis
Doktora tezi.Bu akademik araştırma, rekabetçi ve işbirlikçi müzakere bağlamlarında bireysel farklılıkların öznel ve objektif müzakere sonuçları üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışma, boy, kilo, Vücut Kitle İndeksi (VKİ), sosyo-ekonomik seviye (SES), rekabetçi ve işbirlikçi beklentiler, dini inanç seviyeleri, planlanan ilk teklif miktarları, doğum sırası, kardeş sayısı ve çoklu zekâ türleri gibi değişkenlerin müzakere sonuçları üzerindeki etkilerini oluşturulan bir model üzerinden sistematik olarak değerlendirmiştir. İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi öğrencileri ile İstanbul merkezli firmalarda beyaz yaka çalışanlar olmak üzere toplam 474 yetişkinin katıldığı 237 müzakere deneyi üzerinden elde edilen veriler, korelasyon, tek-faktörlü ANOVA ve çoklu regresyon gibi istatistik teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca, müzakerede öznel değer ölçeğinin Türkçe uyarlanması da gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, erkeklerin hemcinsleriyle girdiği rekabetçi müzakerelerde taraflar arası boy uzunluğu farkının artmasının, uzun boylu müzakerecinin müzakerede daha çok değer elde etmesine yol açtığını gösterirken, bu durumun işbirlikçi müzakerelerde kazan-kazan sonuçlarına engel olduğu görülmüştür. Buna karşın, kadınların hemcinsleriyle girdiği müzakerelerde bu tür fiziksel özellikler sınırlı etkiye sahiptir. Kilo ve VKİ'nin etkileri ise minimal ve tutarsız bulunmuş, bu fiziksel özelliklerin müzakere performansını belirleyici faktörler olarak önemli olmadığına işaret etmiştir. SES ise işbirlikçi müzakerelerde optimum sonuca ulaşmada etkilidir. Müzakerecilerin dini inanç seviyelerinin ilişkisel ve süreçsel öznel sonuçlar üzerinde orta derecede pozitif yönde etkili olduğu görülmüştür ve rekabetçi müzakerelerde SES ile öznel sonuçlar arasındaki ilişki için düzenleyici bir etkiye de sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca, üç veya daha fazla kardeşe sahip bireylerin, rekabetçi ve işbirlikçi müzakerelerde kardeş sayısı az olanlara göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Çoklu zekâ türlerinden "mantıksal zekâ" rekabetçi müzakerelerde, "kişilerarası zekâ" ise işbirlikçi müzakerelerde objektif sonuçlar üzerinde etkili olduğu görülürken, varoluşçu ve dilsel zekâ türlerinin de karşı tarafın öznel sonuçlarını etkileyebilmektedir. Literatürdeki önceki bulgulara paralel olarak "ilk teklif miktarı" ve "rekabetçi beklenti" seviyeleri müzakerelerin tüm sonuçlarında anlamlı bir etkiye sahip olmaktadır. Rekabetçi beklenti işbirlikçi müzakerelerde optimum sonuca ters etki etmektedir. Bu çalışma, söz konusu değişkenlerin müzakere sonuçları üzerindeki etkilerine dair literatüre önemli katkılarda bulunmakta, işletmelere müzakere süreçlerinin tasarımı ve planlaması için bireylerin demografik ve çoklu zekâ seviyelerinin ölçümlenmesi gibi pratik uygulamaları da önermektedir. Bu bilgiler, daha etkili iş müzakere sonuçları elde etmek için kritik öneme sahiptir
The Mediating Role Of Organizational İnnovation İn The İmpact Of İntellectual Capital On Sustainable Competitive Advantage Of Firms: A Study On Manufacturing Companies
Doktora tezi.Bu çalışmada kaynak temelli teori çerçevesinde entelektüel sermaye, örgütsel yenilikçilik ve sürdürülebilir rekabet avantajı arasındaki ilişki incelenmiştir. Entelektüel sermayenin sürdürülebilir rekabet avantajı üzerindeki doğrudan etkisi ve örgütsel yenilikçiliğin aracılık rolü ile dolaylı etkisini test etmek çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri İstanbul'da üretim alanında faaliyet gösteren işletme yöneticilerinden elde edilmiş olup 456 katılımcıya ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre entelektüel sermayenin üç boyutu olan beşerî sermaye, yapısal sermaye ve ilişki sermayesinin örgütsel yenilikçilik üzerinden sürdürülebilir rekabet avantajı üzerinde dolaylı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulguların araştırmanın temel hipotezlerini destekler nitelikte olduğu görülmüştür
Sensors for Environmental Monitoring, Identification, and Assessment
Forest fires have been a major concern for many countries over an extended period of time due to natural and human induced factors. In recent years, detection of forest fires has progressively shifted toward advanced technologies where the remote sensing approaches are fully operational. To enhance fire management strategies, it is crucial to gain a comprehensive understanding of the fire dynamics and its consequences on the environment, operational sources, and economic sectors. Therefore, this chapter develops an integrated framework to predict and analyze the effects of forest fires by using system dynamics approach and remote sensing technology, ultimately leading to the establishment of a conceptual model and conclusive insights. © 2024, IGI Global. All rights reserved
Investigation the Role of miR-506 in Metformin-Induced Cell Death Mechanism in MCF-7 and MDA-MB-231 Breast Cancer Cells
Micro RNAs (miRNA) play a role in basic cellular processes such as cell growth, development, cell cycle and apoptosis by affecting gene expression. Abnormal regulation or changes in expression of miRNAs can be observed in many diseases, especially cancer. Therefore, miRNAs are also being investigated as potential therapeutic targets. It has been suggested that miR-506 may be expressed at low levels in various types of cancer and this may contribute to cancer development. In this study, the effect of miR-506 on the sensitivity of breast cancer cells to metformin was evaluated in terms of its effect on cell survival and apoptotic mechanism. Metformin caused a dose-dependent decrease in cell viability and induced loss of mitochondrial membrane potential in MCF-7 cells while MDA-MB-231 cells were more resistant. The colony formation and migration potential of both cell lines with increased miR-506 expression were significantly suppressed after metformin treatment. Additionally, apoptotic cell death triggered by metformin was induced in both cell lines when miR-506 expression was increased. In conclusion, miR-506 acts as a tumor suppressor in MCF-7 and MDA-MB-231 cells and increases their sensitivity to metformin, indicating the potential of miR-506 to be an important therapeutic target in future studies
The Effect of Position on Feeding Performance in Infants With Cleft Lip and Palate: Quasiexperimental Study
Purpose: This single-group, quasiexperimental study was conducted to determine the effect of feeding position on the physiological parameters and feeding performance of term-born infants with cleft lip and palate (CLP) in the preoperative period. Methods: The study sample consisted of 45 infants aged 0-6 months with CLP followed up preoperatively in our outpatient clinic between January 2021 and 2022. Infants who were being fed with a specialty bottle for babies with CLP and whose families consented to participate in the study were included. After 2 h of fasting, the infants were fed in the elevated supine (ESU) position for the first meal, then in the elevated side-lying (ESL) position for the second meal after another 2 h of fasting. The infants' heart rate and oxygen saturation values before, during, and after each feed and indicators of feeding performance were compared between the positions. Results: There was no significant difference between the positions in terms of heart rate and oxygen saturation before, during, or after feeding (p > .05). There was no statistically significant difference in measures of feeding performance according to the infants' feeding position (p > .05). Conclusion: According to the findings obtained in this study, infants with CLP showed no statistically significant differences in heart rate, oxygen saturation, or feeding performance when fed in the ESL and ESU positions. Practice Implications: However, despite the lack of statistical significance, both physiological values and feeding performance tended to be better when the infants were fed in the ESL position, nurses can practice ESL position according to the infant's opposite direction of the side of the cleft lip or palate
Investigation of Decision-Making Behavior of Site Engineers
Bu çalışmada, inşaat sektöründe karar verici pozisyonunda görev almakta olan şantiye mühendislerinin karar verme durumları araştırılmıştır. Şantiye mühendislerinin karar verme davranışlarını, anlamak ve doğal karar verme süreçlerinin karar verme stilleri (KVS) ile ilişkisini açıklamayarak, karşılaşmış oldukları problemlere karşı karar verme davranışlarının iyileştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu, Türkiye’deki özel firmaların şantiyelerinde çalışan 150 inşaat mühendisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak oluşturulan 34 maddelik anket formunda, 4 adet demografik soru, 5'li likert tipi sorulardan oluşan 6 maddelik Doğal Karar Verme (DKV) ölçeği ve 24 maddelik Karar Verme Stilleri (KVS) ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler, ‘’SPSS 26 versiyonu’’ ve ‘’AMOS 23 versiyonu’’ programları ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgularda; kaçıngan karar verme stilinin rasyonel karar verme stili ile negatif, diğer karar verme stilleri ve doğrusal karar verme ile de pozitif anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre şantiyede görev yapan inşaat mühendislerinin, en çok kaçıngan karar verme stilini ve kendiliğinden karar verme stilini benimsedikleri ortaya çıkmıştır. Bu durumda şantiyede çalışan inşaat mühendislerinin rasyonel süreçler yerine doğal karar verme davranışı ile pozitif anlamlı ilişkisi olan, sezgisel, kaçıngan ve kendiliğinden karar verme stilini uyguladıkları sonucuna ulaşılmıştır