OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
    7697 research outputs found

    Indigo Carmine Binding to Cu(II) in Aqueous Solution and Solid State: Full Structural Characterization Using NMR, FTIR and UV/Vis Spectroscopies and DFT Calculations

    No full text
    The food industry uses indigo carmine (IC) extensively as a blue colorant to make processed food for young children and the general population more attractive. Given that IC can act as a ligand, this raises concerns about its interactions with essential metal ions in the human body. In view of this interest, in the present investigation, the copper(II)/indigo carmine system was thoroughly investigated in aqueous solution and in the solid state, and the detailed structural characterization of the complexes formed between copper(II) and the ligand was performed using spectroscopic methods, complemented with DFT and TD-DFT calculations. NMR and UV/Vis absorption spectroscopy studies of the ligand in the presence of copper(II) show changes that clearly reveal strong complexation. The results point to the formation of complexes of 1:1, 1:2 and 2:1 Cu(II)/IC stoichiometry in aqueous solution, favored in the pH range 6-10 and stable over time. DFT calculations indicate that the coordination of the ligand to the metal occurs through the adjacent carbonyl and amine groups and that the 1:1 and the 2:1 complexes have distorted tetrahedral metal centers, while the 1:2 structure is five-coordinate with a square pyramidal geometry. FTIR results, together with EDS data and DFT calculations, established that the complex obtained in the solid state likely consists of a polymeric arrangement involving repetition of the 1:2 complex unit. These results are relevant in the context of the study of the toxicity of IC and provide crucial data for future studies of its physiological effects. Although the general population does not normally exceed the maximum recommended daily intake, young children are highly exposed to products containing IC and can easily exceed the recommended dose. It is, therefore, extremely important to understand the interactions between the dye and the various metal ions present in the human body, copper(II) being one of the most relevant due to its essential nature and, as shown in this article, the high stability of the complexes it forms with IC at physiological pH.Fundacao para a Ciencia e a Tecnologia (FCT

    Advancement of Founding Capital and Similar Unrequited Acquisitions in Turkish Inheritance Law

    No full text
    Ülkemizin mevcut sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı içinde gelenek ve görenekleri çerçevesinde mirasbırakanın altsoy mirasçılarından birine ya da birkaçına onun ekonomik bağımsızlığını sağlayabilmesi, sürdürebilmesi veya koruyabilmesi amacıyla karşılıksız kazandırmalarda bulunduğu görülmektedir. Bu kazandırmalar mirasçılar arasında eşitsizliğe sebep olup adaletsiz ve hakkaniyete aykırı sonuçlar meydana getirebilmektedir. Mirasta denkleştirme, mirasçılar arasında bozulan bu denklik, eşitlik ve hakkaniyetin sağlanması amacına hizmet eden bir kurumdur. Denkleştirme kurumu bozulan bu dengenin yeniden sağlanması amacıyla ve Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen şartların gerçekleşmesi ile yapılan karşılıksız kazandırmaların terekeye iadesini öngören bir kurumdur. Böylece mirasbırakanın sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar terekeye iade edilerek mirasın paylaşılmasında hesaba katılır ve yasal mirasçılar arasında bozulan denge ve eşitlik düzeltilerek adaletin ve hakkaniyetin sağlanması amaçlanır. Bu çalışmada Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen kanunen denkleştirilecek birden fazla kazandırmadan kuruluş sermayesi ve bu şekilde nitelendirilebilecek kazandırmaların denkleştirilmesi incelenmiştir

    A Critical Perspective on the Culture Industry: The Case of Purple Rose of Cairo

    No full text
    Sinema başlangıçta gündelik hayatın içinden olayları beyaz perdeye yansıtırken, insanlar üzerindeki etkilerinin fark edilmesiyle birlikte ideolojik bir kitle iletişim aracına dönüşmüştür. Toplumların sinemayı etkilemesinden daha fazla egemen güçlerin toplumları etkilemesini sağlayan bir araç haline gelen sinema, bu gücünü kullanırken sanat dalı olmaya da devam etmektedir. Bu çalışmada Woody Allen'ın Kahire'nin Mor Gülü (1985) adlı filmindeki ana karakter Cecilia'nın içerisinde bulunduğu 1930’lu yıllardaki Amerika’nın toplumsal hayatında yaşadıkları ve filmin içerisine serpiştirilmiş olan ideolojik söylemler incelenecektir. Yöntem olarak eleştirel söylem analizinin kullanıldığı bu çalışmada sinemanın kültür endüstrisinin büyük bir parçası olmasından hareketle, sinema ve sinemanın izleyiciler üzerindeki etkilerinden bahsedilecek, ardından filmin baş kahramanı olan Cecilia karakterinin gerçekliğini ve sinemaya bağlanmasına neden olan yani Cecilia’nın yaşamının gerçekliğini yapılandıran tarihsel, kültürel, ekonomik ve sosyal koşullar açıklanarak eleştirel söylem üzerinden incelenecektir

    Differentiation of Bacteria With Similar Pathogenicity Using Chemometric Methods Based on Raman Spectra

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Mikroorganizmalar pek çok tür ve çeşitliliğe sahiptirler. Her sene çok sayıda insan ve hayvan, bakteriyel ya da fungal şikayetlerden dolayı tedavi gereksinimi duymaktadır. Staphylococcus saprophyticus (S.saprophyticus) gibi patojen mikroorganizmalar özellikle insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun dışında Alcaligenes faecalis (A. faecalis), Enterococcus faecalis (E.faecalis) ve Corynebacterium jeikeium (C.jeikeium) gibi fırsatçı patojenlerin de her geçen gün insan sağlığı üzerindeki negatif etkileri artmaktadır. Mikroorganizmaların tanımlanması, hastalıkların tanısı, ilaç-gıda kontaminasyon kaynaklarının belirlenmesi, gıda zehirlenmeleri, yeni antimikrobiyal koruyucuların geliştirilmesi gibi konularda önem arz etmektedir. Günümüzdeki çalışmalar hastalıklara doğrudan sebep olan patojen mikroorganizmalara yoğunlaşırken; fırsatçı patojenlerle ilgili literatürde daha az sayıda çalışma bulunmaktadır. A. faecalis ve E. faecalis doğal olarak insan bağırsağında bulunur. Son dönemlerde ise, antibiyotiklere karşı dirençli hale gelmiştir. A. faecalis, S. Saprophyticus'ta olduğu gibi özellikle idrar yolu enfeksiyonları ve hastane kaynaklı enfeksiyonlarda yaygındır. C. jeikeium, insan derisinde bulunur ve özellikle bağışıklığı zayıflamış hastalarda ciddi enfeksiyonlara neden olabilmektedir. Patojenlerin sebep olduğu bu hastalıkların tedavi stratejisinin belirlenmesi ve benzer klinik tablo gösteren bakteriler için doğru tedavinin seçilmesi amacıyla mikroorganizmaların tanımlanması günümüzde insan, halk ve çevre sağlığı için önemini sürdürmektedir. Geleneksel tanı yöntemleri çeşitli dezavantajlar taşıdığından, alternatif yöntemlerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebepten dolayı, bakterilerin ayrıştırılması ve tanımlanmasında Raman Spektroskopisi gibi yöntemler hakkında araştırmalar artış göstermektedir ancak; günümüze kadar spektrumları literatüre kazandırılmamış çok sayıda mikroorganizma bulunmaktadır. Bu tez çalışmasıyla, literatürde ilk kez olmak üzere, son yıllarda özellikle artan direnç mekanizmaları ve hastane enfeksiyonlarında rastlanmalarıyla dikkat çeken ve benzer patojeniteye sahip, A. faecalis, S.saprophyticus, E.faecalis ve C.jeikeium bakterilerinin kemometrik yöntemlerle Raman spektrumları üzerinden ayrıştırılmasına olanak sağlayan istatistiksel modeller geliştirilmiştir. Saf bakteriler üzerinden elde edilen Raman spektral veriler kullanılarak, PLS-DA ve PCA modelleri geliştirilmiş ve modellerin ayrıştırma yeteneği test edilmiştir. Spektral veriler test edilen her numune için parmak izi niteliği taşıdığından dolayı, mikroorganizmaların bu yöntemle ayrıştırılması, kısmi olarak daha pahalı olan, nükleik asit temelli identifikasyon yöntemlerinde olduğu gibi daha spesifik sonuçların elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Elde edilen modeller A. faecalis, S.saprophyticus, E.faecalis ve C.jeikeium olmak üzere tüm bakteri gruplarını cins-tür özellikleri bakımından birbirinden ayrıştırılmasına olanak sağlarken, Gram (-) A. faecalis ve Gram (+) S.saprophyticus, E.faecalis, C.jeikeium bakterilerinin hücre duvar yapısı farklılıklarına göre de gruplandırdığı görülmüştür. Böylelikle insan kaynaklı hata payı az, düşük maliyetli ve ek ekipman gerektirmeyen Raman spektroskopisi yönteminin geleneksel identifikasyon yöntemlerine tamamlayıcı nitelikte bir yöntem olarak kullanılabilirliği gösterilmiştir

    Reasons for Parents to Prefer Private Schools

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Hemen hemen tüm veliler, çocuklarını mümkün olan en iyi eğitim ortamında yetiştirmek istemektedir. Bu nedenle veliler, çocuklarının eğitim hayatlarını daha kaliteli kurumlardan almak istemekte ve bu konuda eğitim kalitesi, kültürel ve sosyal aktiviteleri daha iyi olan eğitim kurumlarını araştırmaktadırlar. Özel okulların son yıllarda eğitim kalitesi, laboratuvar ve araç-gereç imkânları, sınıf mevcudu vb. nedenlerden dolayı devlet okullarına göre daha iyi hizmet verdikleri dile getirilmektedir. Bu durum karşısında veliler, özel okulları tercih etmektedirler. Fakat özel okulu tercih etme nedenleri, velilerin düşünce, fikir, tutum ve davranışları açısından farklılık göstermekte, bu nedenle de tercih etmenlerinde farklılık göstermektedir. Bu araştırma ile de velilerin özel okulları tercih etmelerindeki faktörler incelenmiştir. Araştırma nicel analiz yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Betimsel tarama tekniğinin kullanıldığı çalışmada 198 özel okul velisi ile anket görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada SPSS programı kullanılarak, frekans analizleri, normallik, geçerlik ve güvenirlik testleri yapılmıştır. Ayrıca velilerin demografik değişkenlerine göre özel okulu tercih nedenlerinin karşılaştırılması adına Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, veliler, eğitim kalitesi, sınıf mevcudu, personelin yetkin olması, kültürel ve sportif faaliyetlerinin devamlılığı ve başarısı, laboratuvarların nitelikli olması nedenlerinden dolayı özel okulları tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca velilerin hane gelirlerine göre özel okulu tercihlerinde farklılık olduğu ve bu farklılığın hane geliri daha yüksek olan veliler lehine olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    The Relationship Between Perceived Organizational Cronyism and Organizational Commitment and Perceived Organizational Justice

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Bu çalışmanın amacı belediye çalışanlarının örgütsel kronizm algıları ile örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi göstermektir. Araştırma 2024 yılında bir büyükşehir ve ilçe belediyelerinde görev yapan 296 belediye personeli üzerinde yapılmıştır. Çalışma ilişkisel modelleme üzerine kurgulanarak analizler ortaya konulmuştur. Ayrıca örgütsel kronizm, örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık ile alt boyutlarının personellerin demografik bilgilerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmiştir. Son olarak personellerin örgütsel kronizm ile örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir

    Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Suça Sürüklenen Çocuk

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Ceza yargılamasında henüz tam anlamıyla oturmamış olan eylem ve durumu kül halinde değerlendirme sistemi adil yargılama açısından büyük önem arz eder. Özellikle çocuk yargılamalarında henüz kimlik gelişimini tamamlayamamış olan ve bulundukları yaş gereği biyolojik, psikolojik ve sosyolojik gelişim, değişim ve bunlarla birlikte ergenliğin getirdiği sıkıntılar içerisinde olan çocuk bireylerin bir anda faile dönüşmesi hali, çocuk yargılamalarının ergin bireylerin yargılanmasından bazı ince nüanslarla ayrılmasını zorunlu kılar. Çalışmamızın konusu; yasal düzenlemelerde çocuğun yeri, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu" kapsamında suça sürüklenen çocuk, çocuğun faile dönüşmesi hali, çocuğun cinsel suçta rızası, eylem sonrası soruşturma aşamasının ne şekilde olması gerektiği ve kovuşturma yapılırken "suça sebep teşkil eden eylem, mağdur çocuk, suça sürüklenen çocuğun da çocuk olması hali ve tüm bunların ceza hukuku açısından bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi" ele alınacaktır. Adil kararlar verilebilmesi adına çocuk tarafından gerçekleştirilen eylemin suç olarak nitelendirilebilmesinde çocuğu suça ve suç işlemesine yönelten fiziksel, biyolojik, sosyolojik, psikolojik etkenler çalışmamızda multidisipliner şekilde incelenecek, çocuğun cinsel suçta rızası değerlendirilip hem mağdur hem de suça sürüklenen bireyin çocuk olduğunun idraki ile Çocuk Hukuku göz önünde bulundurularak yasal düzenleme yapılması, bu durumun yargılama ve infaz sürecinde de dikkate alınması ve çocuğun yargılanmasının neden yetişkinlerden ayrılması gerektiği değerlendirilecektir

    İBB'nin İmamoğlu'nun İlk Dönemindeki (2019-2024) Kent Diplomasisi Faaliyetlerinin Kamu Diplomasisi Açısından Değerlendirilmesi

    No full text
    Yüksek lisans tezi.This research thesis aims to present the city diplomacy activities carried out by the Istanbul Metropolitan Municipality during the first term spanning from 2019 to 2024 following Ekrem İmamoğlu's election as mayor, and to evaluate them from the perspective of public diplomacy. In this regard, the thesis will consist of five chapters. The first chapter will explain introduction and methodology, the second chapter will explain the conceptual development of public diplomacy and its basic concepts, followed by examples of Türkiye's public diplomacy practices. In the third chapter, the conceptual development of city diplomacy, the growing importance of cities in the globalization process, its reflection on public diplomacy, and the functional approach to city diplomacy and global city organizations will be discussed. In the fourth chapter, along with an explanation of the key elements of IMM's city diplomacy strategy from 2019 to 2024, it will also explain the intersections of city diplomacy and public diplomacy, and some sections of IMM's city diplomacy activities will be interpreted from the perspective of public diplomacy. And lastly, in the fifth chapter the conclusion will be presented

    Effect of Latissimus Dorsi Self-myofascial Release on Shoulder Function in People With Impingement Syndrome

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Omuz impingement sendromu, ağrı ve hareket kısıtlılığı ile karakterize, günlük aktiviteleri ve genel yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın bir durumdur. Omuz hareketi ve stabilitesinden sorumlu önemli bir kas olan latissimus dorsi, miyofasyal bileşenleri gergin veya kısıtlı olduğunda omuz sıkışmasına katkıda bulunabilir. Bu çalışmanın konusu Omuz İmpingement Sendromuna sahip hastalarda Latissimus Dorsi Self-Miyofasyal Gevşetmenin omuz işlevine olan etkisini araştırmaktır. Araştırmaya yaşları 25-55 yıl (ortalama 38,77±7,37 yıl) arasında değişen 27 kişi katıldı. Katılımcıların demografik özellikleri kayıt altına alındı. Omuz fleksiyonu, abdüksiyonu, internal ve eksternal rotasyon dereceleri gonyometre ile kaydedildi. Omuzdaki ağrı şiddeti görsel analog skalası, işlevsellik Zamanlı Fonksiyonel Kol ve Omuz Testi ile değerlendirildi. Ağrı ve disabilite düzeyleri Omuz Ağrı ve Disabilite İndeksi (SPADI) ile değerlendirildi. Katılımcılar rastgele yöntemle ikiye ayrıldı. İki gruba klasik fizyoterapi programları uygulanırken, çalışma grubuna ek olarak latissimus dorsi self-miyofasyal gevşetme egzersizi verildi. Her iki grup için haftada 3 gün, 3 haftadan oluşan tedavi uygulandı. İlk ve son seanslarda değerlendirme yapıldı. Grup içi karşılaştırmalar Friedman Testi, gruplar arası ise Mann-Whitney U testi ile analiz edildi. Çalışma sonucunda latissimus dorsi self-miyofasyal gevşetme egzersizi uygulanan grupta omuz fleksiyonu (p<,001) ve iç rotasyonu (p=0,003) artışı anlamlı bulundu. Zamanlı Fonksiyonel Kol ve Omuz Testinde çalışma grubunun performansı daha üstündü(p=0,006). Çalışma ve kontrol grupları arasında aktivite (p=0,402), istirahat(p=0,141) ve gece(p=0,280) ağrısı açısından fark bulunamadı. SPADI (p=0,220) değerlendirmesinde ise gruplar arasında fark bulunamadı

    Design Guideline Content Analysis on the Concept of Ephemeral in the Scope of Earthquake Disaster in Rural Settlements

    No full text
    Yüksek lisans tezi.Yerleşik hayata geçiş ile birlikte insanlar, yaşam alanlarını kırsal alanlarda oluşturmaya başlamıştır. Kırsal yerleşmeler bulunduğu alanın iklimsel ve topografik verilerini dikkate alarak kurulmaktadır. Bu alanlar zamanla insanların ihtiyaçlarına göre değişime uğramıştır. Kırsal yerleşmeler ulaşım, sağlık ve eğitim gibi imkanların yetersiz olduğu, geçim kaynağının başta tarım olmak üzere, hayvancılık, ormancılık vb. faaliyetlerle sağlandığı; nüfusun görece az olduğu, öte yandan yaşayan halkın paylaşım içinde yaşadığı, geleneklerin devam ettirildiği yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmeler topografya, iklim, malzeme, kullanıcı profili, gereksinimler, kültür, gelenekler gibi etmenlere göre çeşitlenmektedir. Kırsal yerleşmelerde mevcut durumlarda yaşanılan eğitim, sağlık, ulaşım gibi eksiklikler dışında; doğal afetler, salgın hastalıklar gibi olağanüstü durumlarda farklı ihtiyaçlar ve yetersizlik durumları ortaya çıkmaktadır. Yaşantının ve yerleşmelerin hasar almasına en yüksek düzeyde neden olan faktörler ise yangın, sel, heyelan ve deprem gibi doğal afetlerdir. Doğal afetlerin gerçekleşmesi sonucunda yerleşmelerde önemli düzeyde can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Deprem nedeniyle ortaya çıkacak hasar, kayıp ve ihtiyaçları en aza indirmenin yöntemi ise deprem öncesi dönemde, deprem sırasında (kısa ve orta vadede) ve deprem sonrasında (uzun vadede) yapılacak uygulamalar için ön hazırlıklar yapıp önlem almaktır. Deprem döneminde ihtiyacı gidermeye yönelik yapılan yapısal oluşumlarda yerleşmeye özgü kırsal mimari kimlik ve yaşantıya yönelik süreklilik amaçlanarak kırsal yerleşmelerin karakteristik özelliklerinin gelecek nesillere aktarılması düşünülmelidir. Bu kapsamda mevcutta bulunan ve dönemsel olarak meydana gelen ihtiyaçların karşılanması için efemeral mimarlık prensibi ile uygulamalar yapılabilmektedir. Efemeral mimarlık prensibinde, doğaya ve çevreye uyum, ekonomik olma, hızlı ve kolay inşa, bulunduğu alana zarar vermeme gibi temel ilkeleri benimsendiği için; kırsal mimari yapının zarar görmeden dönemsel ihtiyaçların karşılaması aşamasında bu prensip önemli bir açılım sunabilmektedir. Bu açılımların kırsal yerleşmelerde farklı ölçeklerdeki karşılıklarının aranması; kırsal yerleşme, deprem ve efemeral çözümlemeler bütünü ile özgün bir içerik ortaya koyacaktır. Bu tez çalışması kapsamında, kırsal yerleşmelerde mevcut dönemde ve deprem afetinin yaşanması sonucu kısa, orta ve uzun vadede ortaya çıkan ihtiyaçların, sorunların ve yetersizliklerin tespit edilip; bu yetersizliklerin efemeral mimarlık prensibi kapsamında ele alınması ve ilgili adaptif çözüm önerilerinin yapılması hedeflenmektedir. Çalışmanın yönteminde literatür taraması, içerik analizi, alan araştırması ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmaktadır. Analiz kriterlerinin belirlenmesi, seçilen örnek alan üzerinden ilişkili analizlerinin yapılması, bulguların değerlendirilmesi ve son aşamada öneri yaklaşımların tanımlaması söz konusudur. Tez çalışması kapsamında kırsal yerleşmelerde deprem afeti kapsamında efemeral kavramı üzerinden tasarım rehber içeriği çözümlemesi oluşturularak adaptif öneriler sunulmaktadır

    6

    full texts

    7,697

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇