OpenAccess@IKU (Istanbul Kultur Univ.)
Not a member yet
7697 research outputs found
Sort by
Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Yaratıcı Düşünme Becerilerinin Etkileşimli Kitap Okuma Etkinlikleri Aracılığıyla İncelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi dönem çocuklarının yaratıcı düşünme becerilerini etkileşimli kitap okuma etkinlikleri sürecinde nasıl kullandıklarını ve bu becerileri nasıl bireysel ve iş birlikçi biçimde ortaya koyduklarını incelemektedir. Araştırmada öncelikle Türkiye'de çok satan çocuk kitapları belirlenmiş, ardından bu kitaplar araştırmacılar tarafından geliştirilen bir yaratıcı düşünme değerlendirme formu aracılığıyla değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda yaratıcı düşünme potansiyeli en yüksek ve en düşük beşer kitap seçilerek, bu kitaplarla etkileşimli okuma uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Uygulamalar sırasında çocukların verdikleri sözel tepkiler ve grup içi etkileşimleri video kayıtları üzerinden analiz edilmiştir. Bulgular, kitapların yaratıcı düşünme düzeyleri fark etmeksizin etkileşimli okuma etkinliklerinin çocukların yaratıcı düşünme becerilerini desteklediğini; özellikle özgün fikir üretme, farklı çözüm yolları sunma ve düşüncelerini sosyal etkileşim yoluyla geliştirme yönünde zengin fırsatlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca çocukların yalnızca bireysel olarak değil, birlikte düşünme ve anlam kurma süreçleri içinde de yaratıcı tepkiler verdikleri gözlemlenmiştir. Bu yönüyle çalışma, erken çocukluk eğitiminde yaratıcı düşünmenin sosyal yönüne dikkat çekmekte; öğretmenler, yazarlar ve program geliştiriciler için çocuk kitapları aracılığıyla yaratıcı düşünmeyi desteklemenin yollarına ışık tutmaktadır
Türkiye's High Technology Products Trade Between 2002-2023, Intra-Industry Trade Analysis
Bu araştırma, Türkiye'nin 2002-2023 yılları arasındaki yüksek teknoloji ürünleri uluslararası ticaretini endüstri içi ticaret analizi çerçevesinde detaylı bir şekilde incelemektedir. Çalışma, yüksek teknoloji ürünlerini kapsayan farklı SITC kodlarına dayalı olarak ticaret verilerini analiz etmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye'nin bu dönemde yüksek teknoloji ürünleri ticaretinde ciddi bir açıkla karşı karşıya olduğunu göstermektedir; bu açık yaklaşık 587 milyar dolar seviyesindedir. Ayrıca çalışma, Türkiye'nin yüksek teknoloji ürünleri ticaretinde zaman içinde gözlemlenen artan bir eğilimi ortaya koymaktadır. Bu artış eğilimi, Türkiye'nin uluslararası ticaretteki yüksek teknoloji ürünleri segmentindeki rekabet gücünün arttığına işaret edebilir. Araştırmanın sonuçları, Türkiye'nin yüksek teknoloji ürünleri ticaretindeki mevcut durumu anlamak ve gelecekteki stratejilerini şekillendirmek için değerli bir kaynak sunmaktadır. Türkiye'nin bu alandaki performansının genel rekabet gücü ve dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici bir rol oynaması nedeniyle, mevcut araştırma sonuçlarının yerel ve küresel düzeyde ekonomik kalkınma politikaları üzerinde önemli etkileri olabileceği düşünülmektedir. Çalışmanın kapsamı içerisinde, Türkiye'nin 2002-2023 yılları arasında yüksek teknoloji ürünleri ihracatındaki artışın sebepleri detaylı bir şekilde incelenmektedir. Türkiye'nin bu alandaki uluslararası rekabet gücünü artırmasının ticaret açığını azaltabileceği ve Türkiye ekonomisine önemli faydalar sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, mevcut çalışma yüksek teknoloji ürünleri ihracatındaki artışın nedenlerini anlamak ve Türkiye'nin dış ticaret açığını azaltmaya yönelik stratejiler geliştirmek adına bu makro ekonomik değişkenlerin rolünü değerlendirmektedir. Bu çalışmanın veri analizindeliteratürde en sık kullanılan Grubel-Llyod endeks kullanılmıştır. Grubel-Lloyd endeksi bazı eksiklerinden ötürü eleştirilse de bir ülkenin karşılaştırmalı üstünlük yapısını ve uluslararası rekabetçilik gücünü göstermede sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir
Molecular Structure, Matrix-Isolation IR Spectrum and UV-Induced Transformations of 2-Amino-5-(4-Methoxyphenyl)-1,3,4-Oxadiazole
The photochemistry of 1,3,4-oxadiazoles remains poorly understood, despite their recognized importance in medicinal chemistry and materials science. In this work, we report a detailed matrix-isolation study of 2-amino-5-(4-methoxyphenyl)-1,3,4-oxadiazole, combining low-temperature infrared spectroscopy with broadband UV photolysis and quantum chemical calculations. Theoretical analysis predicts the gas-phase molecule to exist exclusively as the amino tautomer, populating two nearly isoenergetic conformers (anti and syn) defined by the relative orientation of the amino and methoxy groups. Experimental IR spectra of the compound isolated in Ar and Xe matrices at 15 K confirm sole trapping of the amino tautomer. Annealing of the Xe matrix to the highest achievable temperature induced no detectable spectral changes, consistent with the predicted isoenergetic character of the conformers. Upon broadband UV irradiation (lambda > 200 nm), the compound undergoes ring opening through N-N and C-O bond cleavages, paralleling the behavior of unsubstituted 1,3,4-oxadiazole system. Isocyanates emerge as the predominant photoproducts from these photochemical pathways. Additionally, spectroscopic evidence supports an alternative reaction pathway involving early-stage amino-imino tautomerization, followed by ring-opening of the imino tautomer through isocyanic acid extrusion, leading to the formation of a nitrilimine intermediate. This reactive species subsequently photorearranges into a carbodiimide via a diazirine-mediated pathway. All photoproducts were unambiguously identified through their distinct IR signatures, supported by quantum chemical calculations and reference data from structurally related systems. These findings provide unprecedented insight into the photochemical behavior of substituted 1,3,4-oxadiazoles and unveil new reaction pathways modulated by substituent effects, expanding the understanding of their photoreactivity.European Union (EU)
Fundacao para a Ciencia e a Tecnologia (FCT
Optical Soliton Solutions of a (3 + 1)-Dimensional Nonlinear Schrödinger Equation with Cubic-Quintic-Septic Nonlinearity
In this paper, we studied the extended (3+1)-dimensional NLSE that has cubic-quintic-septic nonlinearity term. To obtain meaningful results, we first defined the wave transform and applied it to the NLSE. We then derived the ordinary differential equation (ODE). We gave brief information about the new Kudryashov method (nKM) and applied it to our problem. Finally, we solved the system using Maple. Using these solutions, we obtained a bright soliton and then illustrated the graphics and analyzed the effect of the parameters of the equation on the graph of such a soliton solution. © 2025, Murat TOSUN. All rights reserved
The Rise of Artificial Intelligence: Friend or Foe of Economic Growth?
Artificial Intelligence (AI) is fundamentally altering the global economic landscape, unveiling both remarkable growth opportunities and significant challenges. As a pivotal technology of the 21st century, AI is set to revolutionize productivity, catalyze innovation, and spawn entirely new sectors within the economy. Its applications extend across various industries—including healthcare, manufacturing, finance, and logistics—where it streamlines operations and enables advancements that were previously inconceivable. However, the transformative power of AI is accompanied by critical concerns. Potential job displacement resulting from automation, the exacerbation of economic inequality, and ethical considerations surrounding AI deployment remain pressing issues. This analysis delves into the complex and dualistic impact of AI on economic growth, focusing on its ability to enhance productivity and drive innovation while also examining the implications for the labour market and the regulatory framework needed to address these challenges. This discussion evaluates AI's dual role in driving economic prosperity and posing risks to inclusive, sustainable growth. Ultimately, it questions whether AI will be an ally or adversary in achieving equitable economic development
İşletmelerde Sürdürülebilir Liderlik Ölçeğinin Türkçe Uyarlama Güvenirlik ve Geçerlilik Çalışması
Bu çalışmanın amacı, işletme alanında geliştirilmiş olan Avery ve Bergsteiner’in (2011) sürdürülebilir liderlik ölçeğinin Türkçeye uyarlanması ve ölçeğin psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesidir. Sürdürülebilir liderlik ölçeğinin Türkçe versiyonunun oluşturulması, Türkiye’de sürdürülebilir liderlik uygulamalarını anlamak ve ölçmek açısından önemli bir katkı sunmaktadır. Araştırma yöntemi kapsamında, özel ve kamu sektöründe çalışan bireylerden oluşan iki farklı örnekleme toplam 432 anket uygulanmıştır. Ölçek maddeleri çeviri-ters çeviri yöntemiyle Türkçeye uyarlanmış ve geçerlilik ile güvenilirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, ölçeğin üç boyutlu yapısının Türkiye örnekleminde geçerli olduğunu ortaya koymuştur. Alt boyutların güvenirlik katsayıları sırasıyla temel uygulamalar için 0,944, üst düzey uygulamalar için 0,890 ve kritik performans faktörleri için 0,905 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, madde toplam korelasyon değerleri, Cronbach alfa katsayıları ve uyum indeksleri temel alınarak ölçeğin güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, sürdürülebilir liderlik alanında gerçekleştirilecek gelecekteki araştırmalara rehberlik edebilecek önemli bir katkı sağlamaktadır
Two Dimensional Proteomic Analyses Revealed Salinity and Drought Tolerance Related Protein Alterations in Two Gamma-Induced Soybean Mutants
Soybean [Glycine max (L.) Merr], is an important industrial oil seed plant. Along with the nutritional value for humans and animals, it has raw materials for various industrial products. In the present study, we investigated the two-dimensional protein expression profiles in salinity and drought tolerant mutant plants derived from S04-05 soybean variety by Cs-137 gamma radiation source induced mutations. Altogether 54 different protein spot alterations were identified as salinity and drought responsive by two-dimensional electrophoresis and MALDI-TOF-MS. A protein-protein interaction network was constructed considering significantly altered proteins by STRING analysis software. Identified proteins, which presented differential expressions under both stress conditions, were clustered under 13 distinct groups based on their cellular functions. Two of these biological processes, photosynthesis and carbohydrate metabolism, were found significantly altered by KEGG analysis. Our results contribute proteomic data to salinity and drought tolerance of our soybean mutants, which originated from S04-05, a variety mildly susceptible to salinity and drought. These results may provide a basis for future investigations into the genetic and physiological aspects of both stress tolerances.Cultural Research and Policies (TAGEM
On the Concept of Word Loss and the Postposition Erinç
Bir dilde eş anlamlı sözlerin uzun süre bir arada yaşaması çok karşılaşılan bir durum değildir. Dillerde sözlerin kullanımdan düşmesinin çeşitli nedenleri vardır. Nedenlerden bir kısmıyla bütün dillerde karşılaşılır, bir kısmı ise dillerin kendi tarihiyle ilgilidir. Söz ölümü genellikle bir sözün anlam alanına dilin kendi kaynağından ya da başka bir dilden bir sözün girmesi nedeniyle olur. Ana yurttan ya da ana kitleden uzaklaşan kitlelerin dilinde zaman içinde değişmeler görülmeye başlanır ve bu durum lehçe oluşumlarının da asıl nedeni olur. Türk dili, sözcükleri öncelikle ad ve eylem olarak iki ana bölüme ayırır. Sıfat, zarf, zamir; sözcüklerin cümle içinde yüklendikleri görev adlarıdır. Türk dilinin yapısında edatın olmadığı, bu sözcük çeşidinin sonradan adlardan ya da eylemlerden türetildiği dilcilerin benimsediği bir görüştür. Edatlar, kalıplaşmış ve kendi başlarına anlam yükü olmayan ancak cümlenin anlamına katkısı olan sözlerdir. Erinç, Türk dilinin ana yardımcı eylemlerinden biri olan er- eyleminden türemiş, Bengü Taşlarda, Uygur ve Hakanlı metinlerinde karşılaşılan bir sözcüktür. Bu sözcüğün cümleye katkısı, anlama kesinlik ya da olasılık katmaktır. Hakanlı metinlerinden sonra yazı dilinde karşılaşılmayan bu sözcük yerini er- ve özellikle tur- eyleminin geniş zaman çekimli biçimlerine bırakmıştır. Bugünkü Türk yazı dillerinde de erinç sözünün cümleye kattığı işlevle turur biçiminden gelen -dIr bildirme ya da kuvvetlendirme eki kullanılmaktadır.It is not a very common situation for synonyms to coexist in a language for a long time. There are various reasons why words fall out of use in languages. The death of a word is usually caused by the introduction of a word from the language’s own source or from another language. The language of the masses who move away from the motherland or the main mass begins to change over time and this becomes the main reason for the formation of dialects. Turkish language divides words into two main categories: nouns and verbs. Adjectives, adverbs, pronouns are the names of the tasks that words undertake in a sentence. It is accepted by linguists that there are no postpositions in the structure of the Turkish language and that this type of word is derived from nouns or verbs. Erinç is a word derived from the verb er-, which is one of the main auxiliary verbs of the Turkish language, and is encountered in Old Turkic inscriptions, Uighur and Karakhanid texts. The contribution of this word to the sentence is to add certainty or probability to the meaning. This word, which was not attested in written language after the Karakhanid texts, was replaced by the present tense inflected forms of er-and especially tur-. In modern Turkic written languages, the-dIr declarative or strengthening suffix from the form turur is used with the function that the word erinç adds to the sentence
The Effects of Digitalization on Accounting Professionals
Doktora tezi.Muhasebe mesleği, tarih boyunca ekonomik faaliyetlerin kaydedilmesi, raporlanması ve analiz edilmesi gibi temel işlevleriyle öne çıkmış, geleneksel yapısıyla uzun yıllar boyunca süregelmiştir. Ancak teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, bu mesleği köklü bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya bırakmıştır. Dijitalleşme, muhasebe süreçlerinin otomasyonunu, veri güvenliğini, hızı ve şeffaflığı öne çıkarırken, muhasebe meslek çalışanlarının yetkinliklerini yeniden tanımlamalarını zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda dijital teknolojiler, muhasebe işlevlerini sadece kayıt tutma ötesine geçirerek stratejik karar alma süreçlerini destekleyen yenilikçi uygulamaları da beraberinde getirmiştir. Bu tez çalışması, muhasebe mesleğinde dijitalleşmenin etkilerini inceleyerek, dijital dönüşümün meslek çalışanları üzerindeki yansımalarını çeşitli boyutlarda ele almaktadır. Çalışma, dijitalleşmenin muhasebe meslek çalışanları üzerindeki etkilerini incelemek üzerine odaklanmaktadır. Dijital dönüşümün muhasebe süreçlerine olan etkileri, teknolojik yeniliklerin mesleki uygulamalara entegrasyonu çerçevesinde ele alınmış ve bu etkilerin meslek çalışanlarının algı düzeyleri ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, dijitalleşmenin muhasebe mesleği üzerindeki dönüşümcül etkilerini kavramsal bir çerçeve içinde açıklamaya ve bu dönüşümün çağdaş muhasebe uygulamalarına olan yansımalarını analiz etmeye yöneliktir. Bu kapsamda dijital teknolojilerin muhasebe mesleğine kazandırdığı yenilikler ve bu teknolojilerin meslek çalışanları tarafından benimsenme süreçlerinin ortaya konulması amaçlamakta olup muhasebe meslek çalışanlarının mesleki dijitalleşme sürecindeki mesleki tatmin ve iş stresi üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanılmıştır. Bu tez çalışması, dijitalleşmenin muhasebe mesleği üzerindeki etkilerine dair literatüre özgün bir katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu hedef doğrultusunda elde edilecek bulgular, meslek çalışanlarının dijital dönüşümü benimseme oranlarını ve bu dönüşümün mesleki uygulamalara olan etkilerini ortaya koyarak hem teorik hem de pratik çıkarımlar sunacaktır
International Symposium for Production Research, ISPR 2024
The commercial airline industry is highly competitive, and resources must be carefully managed to be sustainable. Of the many factors that affect operating costs, the two most important are fuel costs and crew pairing. Crew pairing is the strategic assignment of flight crews, including pilots, co-pilots, and flight attendants, to designated sequences of connected flights. This pairing should be done carefully to ensure a balance between cost-effectiveness and operational efficiency. This study focuses on developing an efficient model and solution approach for large-scale real-world problems by addressing the airline crew pairing problem. The primary goal of crew pairing is to minimize the total number of crews required to cover all scheduled flights achieved by grouping flights into pairings that maximize overall crew utilization. Crew pairing also aims to minimize unproductive crew time. In other words, efforts are made to reduce waiting times and deadheads, which is the time spent at the destination to rest between flights. Since flight safety is crucial in air transportation, all pairings must comply with regulations set by national/international civil aviation authorities and international agreements. These regulations set restrictions for pilots and flight attendants, such as duty hours, rest periods, and flight duration. Several approaches have been proposed in the literature to find an exact solution to the crew pairing problem. These approaches are generally suitable for smaller datasets where the number of aircraft and destinations is limited due to issues such as scalability and impracticality. This paper addresses this challenge using the column generation method, an effective technique for solving problems characterized by a large number of variables. In our study, real flight data from the narrow-body fleet of a large global airline is used. The proposed method outperformed in terms of computational efficiency and feasibility for larger datasets