87504 research outputs found
Sort by
The effect of psychoeducation program to support emotion development and child-centered play therapy on emotion regulation skills and resilience levels of 60-72 month old children
Bu araştırmanın amacı duygu gelişimini desteklemeye yönelik psikoeğitim ocuk merkezli oyun terapisinin 60-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri ve psikolojik sağlamlıkları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda duygu gelişimini desteklemeye yönelik psikoeğitim ocuk merkezli oyun terapisi uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve deneysel modellerden öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Örneklem seçiminde “ölçüt örnekleme” yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında okul öncesi eğitim almakta olan 60-72 aylık 128 çocuğa ulaşılmış ve çocuklara “Okul Öncesi Duygu Düzenleme Ölçeği” ve “Okul Öncesi Çocuklar İçin Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PERIK)” uygulanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında, her iki ölçekte de ortalamanın altında kalan çocuklardan iki deney ve iki kontrol grubu oluşturulmuştur. Birinci deney grubuna sekiz hafta boyunca duygu gelişimini desteklemeye yönelik psikoeğitim deney grubuna ise on bir seans çocuk merkezli oyun terapisi uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Deney gruplarındaki uygulamaları tamamlayan on iki çocuk ve bu çocuklara karşılık gelen kontrol grubundaki on iki çocuğa ait veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Kruskal Wallis-H Testi, Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon Sıra Farkları Testi’nden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, uygulamalar öncesinde tüm deney ve kontrol gruplarındaki çocukların duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlık ön test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Duygu gelişimini desteklemeye yönelik psikoeğitim deney ve kontrol gruplarının duygu düzenleme becerilerine ait son test puanları arasındaki fark anlamlı düzeyde ve deney grubu lehinedir. Buna karşılık psikoeğitim deney ve kontrol gruplarının psikolojik sağlamlık düzeylerine ait son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Çocuk merkezli oyun terapisi deney ve kontrol gruplarının duygu düzenleme becerileri ve psikolojik sağlamlık düzeylerine ait son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.The aim of this study is to examine the effects of a psychoeducation program to support emotion development and child-centered play therapy on emotion regulation skills and resilience of 60-72-month-old children. For this purpose, a psychoeducation program to support emotion development and child-centered play therapy were applied. Quantitative research method was used in the study and a quasi-experimental design with pretest-posttest control group was used from experimental models. Criterion sampling method was used in sample selection. In the first stage of the study, 128 children aged 60-72 months who were receiving pre-school education were reached and the Preschool Emotion Regulation Scale and the Social Emotional Well-Being and Psychological Resilience Scale for Preschool Children (PERIK) were applied to the children. In the second stage of the study, two experimental and two control groups were formed from children who were below the average on both scales. A psychoeducation program to support emotional development was applied to the first experimental group for eight weeks and eleven sessions of child-centered play therapy were applied to the second experimental group. No procedure was applied to the control group. The data of twelve children who completed the applications in the experimental groups and the corresponding twelve children in the control group were analyzed through the SPSS program. Kruskal Wallis-H Test, Mann Whitney U Test and Wilcoxon Rank Difference Test were used to analyze the data. According to findings from the research, there were no significant differences in pre-test scores for emotion regulation and psychological resilience among all experimental and control groups prior to the applications. However, there is a significant difference favoring the experimental group in terms of post-test scores for emotion regulation skills following the psychoeducation program. In contrast, no significant difference was found in post-test scores related to psychological resilience levels between the psychoeducation program's experimental and control groups. Additionally, there were no significant differences found in post-test scores for emotion regulation skills and psychological resilience levels between the child-centered play therapy experimental and control groups
Khurshid Press in the Context of Persian Printing Houses in Istanbul
Bu makale Osmanlı matbuat tarihinin bilinmeyen aktörlerinden biri olarak Muhammed Mehdi Tebrizî’yi
hayatı ve Hurşid matbaası merkezli yayıncılık faaliyetleriyle tanıtmayı amaçlamaktadır. Bunun için
öncelikle Muhammed Mehdi’nin biyografisine yer verilerek kimliği hakkındaki belirsizlikler tartışılmış
ve ardından yayıncılık faaliyetleri bütün yönleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Sahibi olduğu Hurşid
matbaasının tarihini ve bu matbaada bastığı kitapların tam bir listesini oluşturabilmek için arşiv
belgelerinin yanı sıra basılan kitapların künye bilgilerine başvurulmuştur. Son olarak Muhammed
Mehdi’nin yayıncılık faaliyetlerinin boyutunu değerlendirebilmek amacıyla Ahter matbaasıyla irtibatı ele
alınmıştır.
Anahtar Kelimler: İstanbul, Acemler, Yayıncılık, Muhammed Mehdi Tebrizî, Hurşid MatbaasıThis article aims to introduce Muhammad Mahdi Tabrizi as a previously unknown actor in the history of the
Ottoman printing press through his life and the publishing activities centered around the Khurshid printing
house. To achieve this, the article first presents a biography of Muhammad Mahdi, discussing issues
related to his identity. It then seeks to detail every aspect of his publishing activities. Utilizing archival
materials and the imprints of the printed books, the article compiles a history of the Khurshid printing
house and provides a comprehensive inventory of the books he printed. Finally, the article analyzes Mahdi’s
association with the Akhtar printing house to evaluate the scope of his publishing endeavors.
Keywords: Istanbul, Persians, Ajams, Publication, Muḥammad Mahdī Tabrīzī, Khurshid Printing Hous
Türkiye’s soft power by using public diplomacy : The case of Ukraine between 2002-2022
Bu tez, Türkiye’nin kamu diplomasisi faaliyetlerinin Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) dönemindeki gelişimini Ukrayna’yı örnek alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda tezin temel araştırma sorusu şu şekildedir: Türkiye, 2002-2022 yılları arasındaki AK Parti döneminde Ukrayna’da yumuşak gücünü artırmak için kamu diplomasisi araçlarını nasıl kullanmıştır? Tezde Ukrayna’daki Türk kamu diplomasisinin aracıları olarak kabul edilebilecekleri için “devletten kamuoyuna” aktörler olarak özellikle Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Diyanet İşleri Başkanlığı (Diyanet) ve Maarif Vakfı’nın ana faaliyetleri üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte ticaret ve yatırımlar, turizm ve televizyon dizileri ise “kamuoyundan kamuoyuna” kamu diplomasisi araçları olarak ele alınmaktadır. Tezde birincil ve ikincil kaynaklara dayalı olarak hem nicel hem de nitel veriler kullanılmıştır. Nicel veriler açısından, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve T.C. Dışişleri Bakanlığı gibi ilgili Türk kurumlarının yıllık planlarında yer alan istatistiksel veriler analiz edilmektedir. Nitel veriler arasında ise uzmanlarla yapılan röportajlar ve önde gelen siyasetçi ve diplomatların açıklamalarının yanı sıra Türkiye ve Ukrayna’daki resmi internet sitelerinden elde edilen ve Türkiye ve Ukrayna’nın resmi bakış açılarına ışık tutan veriler yer almaktadır. Son olarak, tezin Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin başladığı Şubat 2022’ye kadar olan dönemi ele aldığını vurgulamak gerekir. Bunun nedeni, Rusya’nın işgali sonrasında Ukrayna’da devam eden silahlı çatışmaların savaş öncesi döneme göre ülkedeki siyasi, ekonomik ve askeri dinamikleri köklü biçimde değiştirmiş olmasıdır. Bazı sınırlamalar olmakla birlikte, tez genel olarak Türkiye’nin Ukrayna üzerine yumuşak güç politikalarının başarılı olduğunu öne sürmektedir.This thesis aims to analyze the development of Türkiye’s public diplomacy activities in the Justice and Development Party (JDP) period by focusing on Ukraine as a case study. The main research question of the thesis in this regard is as follows: How has Türkiye utilized public diplomacy instruments in order to increase its soft power in Ukraine during the era of the JDP between 2002 and 2022? The thesis will particularly focus on the activities of Turkish Cooperation and Coordination Agency (TİKA), Presidency for Turks Abroad and Related Communities (YTB), Yunus Emre Institute (YEE), Presidency for Religious Affairs (Diyanet) and the Maarif Foundation as the main “state-to-public” actors, since they can also be regarded as the catalyzers of Turkish public diplomacy in Ukraine, while trade and investments, tourism and TV series are treated as “public-to-public” instruments. Both quantitative and qualitative data based on primary and secondary sources are used in the thesis. In terms of quantitative data, the thesis analyzes statistical data included in the annual plans of relevant Turkish institutions such as the Foreign Economic Relations Board (DEİK) and the Ministry of Foreign Affairs (MFA) of Türkiye. The qualitative data includes a number of interviews conducted with the experts and statements of leading politicians and diplomats as well as data obtained from official websites in Türkiye and Ukraine that shed light on the perspectives of Turkish and Ukrainian sides. Finally, it should be emphasized that the thesis only focuses on the period until the start of Russia’s invasion of Ukraine in February 2022. This is due to the fact that Russia’s invasion and the ongoing armed hostilities in Ukraine have radically changed the political, economic and military dynamics in the country in comparison to the pre-war period. Although there are some limitations, thesis argues Türkiye’s overall soft power policies on Ukraine are successful
NFT(Non-Fungible-Token)games and players' comments a revıew
Teknolojinin gelişmesi ile iletişim araçlarında başlayan değişim birçok farklı sektöre ve alana yayılmıştır. Bu değişimi yaşayan alanlardan biri de geleneksel oyun kavramı olmuştur. Oyunun oynandığı ortam, konsol, yazılım değişmiş ve dijital oyun kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital oyunların sağladığı etkileşimli dünya, sosyalleşme kavramını dahi değiştirmiş ve kavramın anlamı tartışılır noktaya gelmiştir. Ancak teknolojinin ilerlemesi günden güne devam etmektedir. Blokzincir teknolojisinin hayatımıza girmesi, bankacılığı, turizmi, sosyal mecraları etkilediği gibi dijital oyunları da etkilemiştir. Satoshi Nakatomo lakaplı bir yazarın 2008 yılında bir makalesinde bahsetmesiyle, dijital para birimi “Bitcoin” dünyada adını duyurmuştur. Başlangıçta para transferinde aracıyı ortadan kaldıran bir dijital bir para olarak faydalanabileceği düşünülen bu kripto paranın inşasını sağlayan Blokzincir teknolojisi ise birçok alanda değişim yaratmaya başlamıştır. Nakatomo, Blokzincir’i; sürekli büyüyen işlem kayıtlarının listesini çalınma veya değiştirilme gibi tehlikelerden koruyarak tutan dağıtık veri tabanı olarak tanımlamaktadır. Blokzincir teknolojisinin popülerleşmeye başlaması ile birlikte ise NFT(Non-fungible token) kavramı literatürde yer almaya başlamıştır. Bir dijital varlığın benzersiz bir kriptografik anahtarına sahip olan, çoğaltılamayan, sahibi tek olan NFT’ler temellerinde yatan blokzincir teknolojisiyle sanat başta olmak üzere birçok alanda etkisini göstermiştir. Bu alanlardan biri dijital oyunlar olmuş ve NFT oyunlarıyla birlikte play-to-earn oyunları ortaya çıkmıştır. Ethereum akıllı kontratlarıyla üretilen NFT, ne kadar dijital sanat eserleri ile ünlense de günümüzde birçok NFT ve blokzincir tabanlı oyun vardır. Bu oyunları oynayan kullanıcılar token üretebilmekte (mining), oyunların NFT avatarlarına sahip olabilmekte ve en önemlisi bu yolla maddi kazanç sağlayabilmektedirler. Bu bağlamda bir kazanç mekanizmasıyla oynanan oyunlara “Play to Earn” oyunları denir. Oyunlar geliştikçe klanlar oluşmakta ve dijital oyunda bahsettiğimiz etkileşim, sosyalleşme kavramları Discord, Telegram gibi uygulamaların sohbet gruplarında devam etmektedir. Çalışmamızda NFT ve play-to-earn oyunları incelenecek ayrıca bu oyunların dijital oyunlar arasında nasıl bir yere sahip olduğu araştırılacaktır. Oyuncuların, oyunlara olan ilgisinin sebeplerini öğrenmek için Discord, Telegram gibi uygulamaların oyun gruplarında, oyuncuların yorumları toplanacak ve incelenecektir. Elde edilen bu veriler, içerik analizi yöntemiyle incelenerektir. Blokzincir, NFT, Play to Earn gibi teknolojilerin popülerleşmesi ve maddi kazanç sağlanmasıyla bu alandaki oyunlara da gösterilen ilgi artmıştır. Bu bağlamda NFT oyunlarının gelecekte nasıl bir yere sahip olacağı, kalıcı olup olmayacağı gibi sorular merak edilmektedir. NFT tabanlı oyunların detaylarının incelendiği çalışmada, oyunların geleceği de tartışmaya sunulacaktır.The advancement of technology has led to changes in communication tools, affecting various sectors. Traditional gaming has undergone a transformation with changes in the gaming environment, consoles, and software, giving rise to the concept of digital games. The interactive world provided by digital games has even reshaped the notion of socialization, sparking debates about its meaning. The ongoing progress of technology has extended its influence beyond banking, tourism, and social media to impact digital games through the introduction of Blockchain technology. Initially introduced by the pseudonymous author Satoshi Nakatomo in 2008, the digital currency Bitcoin gained worldwide recognition. Blockchain technology, as described by Nakatomo, functions as a distributed database safeguarding transaction records from risks like theft or alteration. The rise of Blockchain technology brought forth the concept of Non-fungible Tokens (NFTs), with unique cryptographic keys underlying many new games. NFTs, produced through Ethereum smart contracts, have expanded beyond digital art, becoming integral to numerous NFT and blockchain-based games today. Players engaging in these games can generate tokens through mining, own NFT avatars, and, notably, earn financial rewards. Games with a profit mechanism are termed Play to Earn games. As clans form and interactions in digital games persist, platforms like Discord and Telegram play a crucial role. This study explores blockchain games, investigating their position within digital games. Discord and Telegram group discussions will be analyzed through content analysis to uncover the reasons behind players' interests. The increasing popularity of technologies like Blockchain, NFTs, and Play to Earn indicates a shifting interest in games. Understanding the future role of blockchain games, whether temporary or permanent, is crucial. This study delves into the details of blockchain games, presenting a discussion on the potential future of these games
Being Connected in Hard Times The Ottoman and Zanzibar Relations in the Late 19th Century
This study focuses the relationship between the Ottoman Empire and the Zanzibar Sultanate within the broader context of late 19th-century East Africa, characterized by diverse actors and interactions. Through an examination of trans-local entanglements involving local, European, and Ottoman actors, the study aims to understand how two Muslim states developed relationships during the late 19th century as reflected in the Ottoman primary sources
Data journalism in cross-country perspective : A content analysis of online newspapers in Türkiye, Russia, USA and Italy
Bireysel edimlerden toplumsal ilişkilere kadar veri, gündelik yaşamın her alanında yaygınlaşmaktadır. Bununla birlikte veri, toplumsal kriz dönemlerinde de kamuoyunu bilgilendirme ve karar alma süreçlerinde kritik bir rol üstlenmektedir. Bu süreçte çağdaş gazetecilik eğilimlerini göz önüne alarak veri gazeteciliği uygulamalarını Kovid-19 salgını sürecinde ülkeler arası bir perspektifle incelemenin önemli bir araştırma alanı olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda çalışmada pandemi döneminde çevrim içi gazetelerde yer alan veri bileşenlerinin; temaları, görselleştirme biçimleri, etkileşim yapıları, veri kaynakları ve bu kaynakların şeffaflığı, veri bileşenlerinin özgünlüğü Rusya, ABD, İtalya ve Türkiye gibi farklı gazetecilik kültürlerine sahip ülkelerle karşılaştırılmaktadır. Böylece Türkiye’de veri gazeteciliğinin gelişimini değerlendirmek amaçlanmaktadır. Bu kapsamda seçilen on iki gazeteden, vefatların en fazla olduğu ayda yayımlanan Kovid-19 ile ilişkili haberlerde saptanan veri bileşenleri içerik analizi yöntemiyle incelenmektedir. Elde edilen veriler her ülkeden uzmanlarla paylaşılarak Cohen’in Kappa Tekniği ile test edilmiş, verilerin tutarlılığı ve güvenilirliği doğrulanmıştır. Çalışmanın bulguları Türkiye’deki gazetelerin diğer ülkelere kıyasla vaka ve vefat verilerine daha fazla yer verdiği, bilimsel gelişmeler ve toplumsal sorunlara ise daha az odaklandığını göstermektedir. Ayrıca, Türkiye’deki gazetelerin diğer ülkelere göre daha az çeşitliliğe sahip veri görselleştirme yöntemlerine başvurduğu saptanmaktadır. Resmi verilere olan yüksek bağımlılık ve veri kaynaklarındaki sınırlı çeşitlilik Türkiye’deki gazetelerin alternatif veri kaynaklarına yönelme eğiliminin düşük olduğunu açığa çıkarmaktadır. Ayrıca, Türkiye’deki gazetelerin özgün veri bileşenleri yayımlama konusundaki eksiklikleri ve başka kaynaklardan doğrudan kopyalanan veri bileşenleri araştırmada önemli bulgular olarak yer almaktadır.From individual acts to social relations, data is becoming widespread in all areas of everyday life. Moreover, data also plays a critical role in informing the public and decision-making processes in times of social turmoil. In this framework, it is considered to be an important research area to examine data journalism practices with a cross-country perspective during the Covid-19 outbreak, taking into account contemporary journalism trends. In this context, the study compares the themes, visualisation styles, interaction structures, data sources and the transparency of these sources, and the authenticity of data components in online newspapers during the pandemic period with countries with different journalistic cultures such as Russia, USA, Italy and Türkiye. Thus, it is aimed to evaluate the development of data journalism in Türkiye. In this context, the data components identified in the news related to Covid-19 published in the month with the highest number of deaths from the twelve selected newspapers are analysed by content analysis method. The data obtained were shared with experts from each country and tested with Cohen’s Kappa Formula, and the validity and reliability of the data were verified. The findings of the study reveal that newspapers in Türkiye focus more on cases and deaths and less on scientific developments and social problems compared to other countries. It is also found that newspapers in Türkiye use less diversified data visualisation methods than newspapers in other countries. The high dependence on official data and the limited diversity of data sources highlights the low tendency of newspapers in Türkiye to turn to alternative data sources. Furthermore, the lack of publishing original data components by Turkish newspapers and the high rate of data components directly copied from other sources are important findings of the study
Allegation of falsity in civil procedural law
Sahtelik iddiası, davada delil olarak dayanılan belge ve senet delili üzerinde ileri sürülebilmektedir. Bu haliyle temel ispat araçlarının delil olma özelliğini etkileyebileceğinden hukuk yargılamasında önemli bir yere sahiptir. Zira sahteliğine karar verilen senet artık delil olma vasfını kaybedecektir. Önceki kanun döneminden farklı olarak 6100 sayılı yeni HMK sisteminde adi ve resmi senet üzerinde sahtelik iddiasının etkisi farklı olarak düzenlenmektedir. Sahtelik iddiasının senedin türüne göre ön sorun olarak yahut ayrı ve bağımsız bir dava olarak ileri sürüldüğünde artık sahtelik iddiasının incelemesine geçilmektedir. Bu inceleme ise HMK m. 211 ile düzenlenmektedir. Hâkim, öncelikle tarafları dinler, yazı ve imza inkarında bulunan tarafı isticvap eder, bilirkişi incelemesine başvurulur ve sahtelik hakkında karar verir. Ayrıca sahtelik iddiasının ileri sürülmesinin görülmekte olan davalara, icra takiplerine ve ceza davasına da çeşitli etkileri bulunmaktadır. Çalışmamızda ilk olarak sahtelik iddiası kavramı üzerinde durulmuştur. Doktrinde ve yargı kararlarında kullanılan terimler incelenerek kavram ve kapsam değerlendirilmiştir. Ardından sahtelik iddiasının konusunu oluşturan senet ve belge arasındaki ilişki ortaya konularak sahtelik iddiasının konusu ve kapsamı belirlenmeye çalışılmıştır. Sahtelik iddiasının sıkı bağlantı içerisinde olduğu sahtelik davası ile İİK anlamında imzaya itiraz kurumları incelenmiştir. Yine HUMK ve HMK dönemleri karşılaştırılarak sahtelik iddiasının hukuki niteliğinin tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Bunun ardından ise sahtelik iddiasının ileri sürülmesi ve incelenmesinin, senedin türüne göre ayrı ayrı değerlendirmeleri yapılmaya çalışılmıştır. Senedin türüne göre önem arz eden hususlar incelenerek doktrin görüşlerine ve yargı kararlarına yer verilerek konu izah edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu esnada sahtelik iddiasının ileri sürülmesinin çeşitli etkileri incelenmiştir.The allegation of forgery can be made on the documents and notes relied upon as evidence in case. As such, it has an important place, allegation of forgery, in civil procedural law as it can affect the quality of basic proof tools as evidence. Because the notes that is determined to be false will no longer be valid as evidence. Unlike the previous HUMK period, in the new HMK system numbered 6100, the affect of the allegation of forgery on ordinary and official notes is regulated diffrently. The evidentiary power of official notes is differentiated from ordinary notes. They will lose their capability of being evidence only if they are decied to be false and will not be directly affected by the allegation of forgery. When the allegation of forgery is brought forward as a preliminary issue or as a seperate and independent case, depending on the nature of the documents, the examination of the allegation of forgery begins. This examination is regulated by in the HMK article 211. First, the judge listens to the parties, resings the party who denies the writing and signature, consult for expert examination and decides on the forgery. In addition, asserting the allegation of forgery has various effects on pending lawsuits, enforcement proceedings and criminal cases. In our study, we first focused on the concept of fraud allegation. The concept and scope were evaluated by examinig the terms used in doctrine and judicial decisions. Then, the scope of the forgery claims was tried to be determined by revealing the relationship between the notes and documents that constitute the subject of the forgery claim. And then, the forgery case, which is closely linked to te allegation of forgery, and signature objection institutions within the meaning of the “İİK” were examined. Thus, by comparing the HUMK and HMK periods, an attempt was made to determine the legal nature of the fraud claim
Ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarının 21. yüzyıl becerileri açısından incelenmesi
21. yüzyılda, bilim ve teknoloji odaklı yaşanan dönüşüm sonucunda bilgiye dayalı ve teknolojiyle bütünleşmiş modern bir çağın kapıları aralanmıştır. Bu dönemde gerçekleşen ilerlemeler, toplumların ve bireylerin yaşam tarzlarını, iletişimini ve iş dünyasını kökten değiştirmiş ve bireylerden talep edilen yetenek ve beceriler farklı bir hâl almıştır. Bireylerin, bu çağın taleplerine uyum sağlamak adına edinmeleri gereken yetenekler, 21. yüzyıl becerileri olarak tanımlanmaktadır. Bu değişimler, eğitim sistemlerine büyük sorumluluklar yüklemiştir. Bu doğrultuda, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), 2017-2018 yıllarında 51 alanda öğretim programlarında değişiklik yapmış, bu değişiklikte 21. yüzyıl becerilerini ve öğrencilerde bulunması gereken yeterlikleri de dikkate alarak bir çerçeve oluşturmuştur. Öğretim programlarında 21. yüzyıl becerilerine yer verilmesi ile temel öğretim materyali olan ders kitapları da önemli bir duruma gelmiştir. Bu nedenlerden dolayı çalışmada, ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitaplarının 21. yüzyıl becerileri açısından incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada nitel bir araştırma yöntemi olan doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmaya konu olan materyaller, MEB tarafından 2022-2023 eğitim öğretim yılında okullarda okutulması onaylanan iki adet 12. sınıf Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabıdır. Ders kitaplarındaki veriler, 21. yüzyıl Öğrenme Ortaklığı (Partnership for 21st Century Learning [P21]) tarafından hazırlanmış “21. yüzyıl Öğrenme Çerçevesi” ve ilgili alanyazın dikkate alınarak araştırmacı tarafından oluşturulan “21. yüzyıl Becerileri Kontrol Listesi” ile toplanmıştır. Toplanan bu veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre iki kitap toplamında 171’i etkinlik, 208’i soru ve 27’si metin başlığı olmak üzere toplamda 406 öge incelenmiştir. Etkinliklerden 103, sorulardan 109 ve metinlerden 9’unun bir ya da birden fazla 21. yüzyıl becerileri ile ilişkilendirmesi yapılabilmiştir. Genel dağılım beceriler açısından ele alındığında ilişkilendirme sonuçları şu şekildedir: “öğrenme ve yenilikçilik” ana başlığı altındaki eleştirel düşünme ve problem çözme becerisi ile ilişkilendirilen toplam öge sayısı 182, iletişim ve iş birliği becerisi ile ilişkilendirilen toplam öge sayısı 85, yaratıcılık ve yenilikçilik becerisi ile ilişkilendirilen toplam öge sayısı 31; “bilgi, medya ve teknoloji” ana başlığı altındaki bilgi okuryazarlığı becerisi ile ilişkilendirilen toplam öge sayısı 75, medya okuryazarlığı becerisi ile ilişkilendirilen toplam öge sayısı 14 ve “yaşam ve kariyer” ana başlığı altındaki sosyal ve kültürlerarası becerisi ile ilişkilendirilen toplam öge sayısı 3’tür. Geriye kalan üretkenlik ve hesap verebilirlik, girişimcilik ve öz yönetim, liderlik ve sorumluluk ile esneklik ve uyum sağlama becerileri ile herhangi bir ilişkilendirme yapılamamıştır. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlardan hareketle, ortaöğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitapları, 21. yüzyıl becerilerini karşılama konusunda yeterli ve dengeli bulunmamıştır. Kitapların özellikle hiç yer verilmeyen beceriler konusunda geliştirilmesi ve beceriler açısından daha dengeli bir dağılımın sağlanması önerilmektedir.In the 21st century, as a result of the transformation focused on science and technology, the doors of a modern age based on knowledge and integrated with technology have been opened. The advances realized in this period have radically changed the lifestyles, communication and business world of societies and individuals, and the abilities and skills demanded from individuals have taken a different form. The skills that individuals need to acquire in order to adapt to the demands of this era are defined as 21st century skills. These changes have placed great responsibilities on education systems. In this direction, the Turkish Ministry of National Education (MoNE) made changes in curricula in 51 fields in 2017-2018, and created a framework by taking into account the 21st century skills and the competencies that students should have. With the inclusion of 21st century skills in the curricula, textbooks, which are the basic teaching materials, have also become important. For these reasons, this study aims to examine the secondary education Turkish Republic History of Revolution and Kemalism textbooks in terms of 21st century skills. Document analysis, a qualitative research method, was used in the study. The materials subject to the study were two 12th grade Turkish Republic History of Revolution and Kemalism textbooks approved by MoNE to be taught in schools in the 2022-2023 academic year. The data in the textbooks were collected with the 21st Century Learning Framework prepared by the Partnership for 21st Century Learning (P21) and the 21st Century Skills Checklist created by the researcher by considering the relevant literature.These data were analyzed using descriptive analysis method. According to the results of the study, a total of 406 items were analyzed in the two books, 171 of which were activities, 208 were questions and 27 were text titles. 103 of the activities, 109 of the questions and 9 of the texts could be associated with one or more 21st century skills. When the general distribution is considered in terms of skills, the association results are as follows:The total number of items associated with critical thinking and problem solving skills under the main heading of learning and innovation is 182, the total number of items associated with communication and collaboration skills is 85, and the total number of items associated with creativity and innovation skills is 31; The total number of items associated with the information literacy skill under the main heading information, media and technology is 75, the total number of items associated with the media literacy skill is 14 and the total number of items associated with the social and intercultural skill under the main heading life and career is 3. No association could be made with the remaining skills of productivity and accountability, entrepreneurship and self-management, leadership and responsibility, and flexibility and adaptability. Based on the results obtained within the scope of the research, secondary school Turkish Republic History of Revolution and Kemalism textbooks were not found to be sufficient and balanced in terms of meeting 21st century skills. It is recommended that the textbooks be improved especially in terms of skills that are not included at all and that a more balanced distribution in terms of skills be provided
Relationship Between Lower and Upper Body Reactive Strength Indexes in Boxers
Reaktif kuvvet indeksi (RKİ), patlayıcı kuvvet gerektiren spor branşlarında pliometrik
antrenman yükünün ve yoğunluğunun belirlenmesi için kullanılmaktadır.
Sporcuların yıllık programları içerisinde üst ekstremite pliometrik antrenmanları
uygulanmasına rağmen RKİ çalışmalarına rastlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı,
üst ekstremitenin baskın olarak kullanıldığı boks sporunda şınav ve sıçrama
teknikleriyle oluşturulan alt ve üst ekstremite reaktif kuvvet indekslerinin belirlenmesi
ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya, 18-35 yaş aralığında
(yaş:20,9±4,83; boy:1,76±.072; VKİ:22,42±2,39), en az 4 yıllık boks geçmişi olan
20 lisanslı erkek boksör katılmıştır. Boksörlerin RKİ değerleri; derinlik şınav (10
cm, 15 cm, 20 cm) ve derinlik sıçrama (30 cm, 45 cm, 60 cm), patlayıcı şınav,
çök-sıçra hareketleri sırasında belirlenmiştir. Alt ve üst ekstremite RKİ değerleri
kuvvet platformu (TekScan, Matscan, model 3150, Boston, USA) kullanılarak
ölçülmüştür. Kuvvet platformundan elde edilen sıçrama yükseklikleri ve temas
süreleri kullanılarak RKİ hesaplaması yapılmıştır. Sınav ve sıçrama hareketleri sırasında
elde edilen alt ve üst ekstremite RKİ değerleri arasında istatistiksel olarak
anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0.05). Çök-sıçra ve derinlik sıçrama karşılaştırdığında
ise, teknikler sırasında oluşturulan RKİ değerleri arasında istatistiksel
olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Şınav hareketleri karşılaştırıldığında
ise, teknikler sırasında oluşturulan RKİ değerleri arasında istatistiksel olarak
anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Boksörler hızlı ve etkili yumruk atmak için,
yer tepki kuvvetinden faydalanarak oluşturdukları gücü gövde vasıtasıyla üst ektremitelere
aktarırlar. Bu çalışmada alt ve üst ekstremite RKİ değerleri arasında
ilişki bulunmaması, üst ekstremiteyle kuvvet oluştururken gövdenin de önemli
rolünün olmasından kaynaklanmış olabilir. Bunun yanında, farklı şınav teknikleri
ve farklı sıçrama tekniklerinin RKİ değerlerinin değişken olmasının, düzenlenecek
pliometrik antrenmanların yükünün ve yoğunluğunun belirlenmesine ışık
tutacağı düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Patlayıcı Kuvvet, Pliometrik Sıçrama, Pliometrik Şınav, RKİ.The Reactive Strength Index (RSI) is used to determine the load and intensity
of plyometric training in sports that require explosive strength. Although upper
extremity plyometrics are used in athletic’ training programmes, there are no studies
investigating upper extremity RSI. The aim of this study was to determine
the upper and lower extremity reactive strength index generated during different
plyometric push-up and jump techniques in boxers, and to examine the relationship
between upper and lower extremity RSI. Twenty male boxers aged 18-35 years
(age: 20.9±4.83; height: 1.76±.072; BMI: 22.42±2.39) with at least 4 years of boxing
experience participated in the study. The RSI values were assessed during depth
push-ups (10 cm, 15 cm, 20 cm) and depth jumps (30 cm, 45 cm, 60 cm), pliyometric
push-ups and countermovement jumps using a force platform (TekScan, Matscan,
model 3150, Boston, USA). The RSI values were calculated from the jump
heights and ground contact times obtained from the force platform. No statistically
significant correlation was found between the lower and upper extremity RSI for
any of the plyometric exercises (p>0.05). When comparing countermovement jump
and depth jumps, a statistically significant difference was found between the countermovement
jump RSI and all depth jump RSIs (p<0.05). However, when comparing
push-up RSIs, there was no statistically significant difference between any of
the push ups (p>0.05). Boxers transfer the power generated by the ground reaction
force through the trunk to the upper extremities in order to punch quickly and effectively.
The lack of a correlation between upper and lower extremity RSI values in
this study may be attributed to the significant contribution of the trunk strength in
generating power with the upper extremities. In addition, it is believed that the varying
RSI values obtained during different plyometric push-up and jump techniques
may provide insight into determining the load and intensity of plyometric training.
Keywords: Explosive Strength, Plyometric Jump, Plyometric Push Up, RSI
Türkçe bildirme kipi (indikatif) ulamı
Bu çalışmada eş zamanlı bakış açısıyla Türkiye Türkçesi (TT) bildirme kipi ulamı ele alınmaktadır. TT’de bildirme kipini işaretleyen özel bir biçim birimi bulunmayıp bildirme kipi ulamı aynı zamanda genel zaman ulamını meydana getiren 21 özel zaman ulamından oluşur. Bildirme kipi, konuşan açısından anlatım içeriğinin gerçeği yansıttığı bağıntısını ileten bitimli şekiller topluluğudur. Her bir fiil özel zaman ulamı ise eylemin, kerteriz işlevi gören (geçmiş, şimdiki veya gelecek) soyut zaman kesitiyle zaman bağıntısını dile getiren fiil ulamıdır. Çalışmada TT bildirme kipini meydana getiren bu özel zaman ulamı şekillerinin anlamı, anlam birimcik çözümlemesi metodundan yararlanılarak formüle edilmekte, onların anlamını oluşturan anlam birimcikler belirlenmekte, şekillerin anlam ve işlevce benzeşen ve ayrışan yönleri tespit edilmektedir. Ayrıca işlevci bir yaklaşımla bu ulamlara ait şekillerin temel işlevi dışında ikincil işlevleri [ör. -(İ)yor ile gelecek zamanın bildirilmesi] ortaya konmakta, söz konusu şekillerin anlamlarınca iletilen anlatılanlar/ nüanslar [ör. -(y)EcEk ile gereklilik anlatılanı] tespit edilmekte ve şekiller işleklik ve verimlilikleri açısından değerlendirilmektedir. TT bildirme kipi zaman ulamı şekillerinin anlam bileşiminde yargı, zaman ve edenlik (fâillik) anlam birimciği ile birlikte, anlatım içeriğinin gerçeğe uygun olduğu, gerçeklikle örtüştüğü demek olan bildirme kipliği anlam birimciği bulunur. Bu anlam birimciklere ek olarak bazılarında görünüş [ör. -(İ)yordu’da sınırlar arası görünüş] veya kılınış (ör. -Dİydİ’de eylemin bir/ birkaç kereliği kılınışı) bazılarında ise farklı kiplik anlam birimcikleri [ör. -(y)EcEk’te tasarlama kipliği] bulunabilmektedir. Viktor G. Guzev’in “üç kerterizli zaman kavrayışı”nın esas alındığı çalışmada Türkçe bildirme kipi; (I) şimdiki zaman kerterizli (birincil kerteriz/ alt dizge) ulamlar, (II) geçmiş zaman kerterizli (ikincil kerteriz/ alt dizge) ulamlar ve (III) gelecek zaman kerterizli (üçüncül kerteriz/ alt dizge) ulamlar olmak üzere üç bölümde incelenmektedir. Söz konusu özel zaman ulamları kerteriz alınan soyut zaman kesitinin öncesi, içi veya sonrasında konumlanırlar. Birincil kerteriz, yani şimdiki zaman kesitine/ kerterizine göre konumlanan ulam şekillerini birbirinden ayıran yönler şu şekilde özetlenebilir: Şimdiki zaman kerterizi öncesinde yer alan ulam şekillerinden -mİş, dolaylılık kipliği anlam birimciğine; -mİştİr, sınır sonrası görünüş anlam birimciğine; -Dİydİ ise eylemin bir/ birkaç kereliği kılınışı anlam birimciğine sahiptir. Şimdiki zaman kerterizi içinde yer alan ulam şekillerinden -mEdE, sınırlar arası görünüş anlam birimciğine sahipken -(İ)yor ve -mEktE görünüş bakımından yansızdır. Ayrıca verimlilikleri de bunları birbirinden ayıran önemli bir ölçüttür. -(İ)yor konuşma ve yazıda verimli; -mEktE konuşmada verimsiz, yazıda verimliyken -mEdE hem konuşmada hem yazıda verimsizdir. Şimdiki zaman kerterizi içi veya içi ve sonrasında konumlanan -(E/ İ)r, geçmiş olmayan zaman ve güncel olmayan görünüş anlam birimciklerine sahiptir. Şimdiki zaman kerterizi sonrasında konumlanan -(y)EcEk ve -mEk üzere gelecek zamanı bildirme bakımından ortaklaşırlar. Bununla birlikte -(y)EcEk şekli tasarlama kipliği, -mEk üzere şekli ise kısa bir süre sonra gerçekleşme kılınışı anlam birimciğine sahiptir. Geçmiş zaman kerterizinde yer alan ulam şekillerinin tümü yargı ve edenlik (fâillik) ile birlikte bildirme kipliği anlam birimciğine sahiptir. Bu şekillerin geçmiş zaman kerterizine göre konumları onların sahip olduğu zaman anlam birimciğini belirler. Ayrıca şekillerin bazıları sahip oldukları görünüş veya kılınış anlam birimcikleri bakımından da ayrışırlar. Bu kerterize ait zaman şekillerinin anlam bileşiminde yargı, bildirme kipliği ve edenlik anlam birimciklerine ek olarak kerterizin öncesinde yer alan -mİştİ’de geçmişte geçmiş zaman ve sınır sonrası görünüş; kerterizin içinde yer alan -(E/ İ)rdİ’de geçmişte şimdiki zaman, sınırlar arası görünüş ve güncel olmayan görünüş; -(İ)yordu, -mEktEydİ ve -mEdEydİ’de geçmişte şimdiki zaman, sınırlar arası görünüş ve güncel görünüş; kerterizin sonrasında yer alan -mEk üzereydi’de geçmişte gelecek zaman ve kısa bir süre sonra gerçekleşme kılınışı anlam birimcikleri bulunur. -(y)EcEktİ’nin anlam bileşiminde ise geçmişte gelecek zaman haricinde başka bir anlam birimcik yoktur. Üçüncül kerteriz gelecek zaman kesiti/ kerterizidir. Bu alt dizgede yer alan ulam şekilleri yargı, bildirme kipliği ve edenlik anlam birimciklerine sahip olma bakımından ortaklaşır. Bu şekillerin ayırıcı özellikleri ise şöyle özetlenebilir: Kerterizin öncesinde yer alan -mİş olacak, gelecekte geçmiş zaman ve sınır sonrası görünüş; kerterizin içinde yer alan -(İ)yor olacak ve -mEktE olacak; gelecekte şimdiki zaman, sınırlar arası görünüş ve güncel görünüş; kerterizin sonrasında yer alan -mEk üzere olacak ise gelecekte gelecek zaman ve kısa bir süre sonra gerçekleşme kılınışı anlam birimciklerine sahiptir.In this study, indicative mood category in Turkish is analyzed from a synchronic perspective. In Turkish, there is no specific morpheme marking the indicative. This category consists of 21 tense categories. Indicative mood is a group of finite forms that convey the relation that the content of the narrative reflects the truth for the speaker. Each tense category is a verb category that expresses the relation of the action with the abstract tense section that serves as an orientation (past, present or future). Based on the method of seme analysis, the meaning of these tense categories is formulated according to semes they have, and their similar and dissimilar features are determined. In addition, with a functionalist approach, different functions [e.g. future tense with -(İ)yor] and senses [e.g. debitive with -(y)EcEk] other than the basic function of the forms belonging to these categories are revealed, and their productivity and efficiency are examined. Forms belonging to tense categories have the predication, agent, tense and indicative modality seme, which means that the content of the narrative is in accordance with reality, that it corresponds to reality. However, some have aspect [e.g. intraterminal aspect in -(İ)yordu] or aktionsart [e.g. aktionsart seme indicating that the action occurred once or several times in -Dİydİ] seme in addition to modality and tense, and some have different modal seme [e.g. subjunctive in -(y)EcEk] in addition to indicative modality. In the study, which is based on Viktor G. Guzev’s “three-oriented tense” concept, indicative mood is examined in three parts: (I) tense categories of current/ present period of orientation (primary orientation/ subsystem), (II) tense categories of past period of orientation (secondary orientation/ subsystem), (III) tense categories of future period of orientation (tertiary orientation/ subsystem). These categories are located before, inside or after the orientation they belong to. The features that distinguish the forms located according to the current/ present period of orientation can be summarized as follows: From the forms before the current/ present period of orientation, -mİş has evidential modality seme, -mİştİr has postterminal aspect seme, -Dİydİ has aktionsart seme indicating that the action occurred once or several times. From the forms inside the current/ present period of orientation, -mEdE has intraterminal aspect seme. -(İ)yor and -mEktE are neutral in terms of aspect. -(İ)yor is efficient in colloquial speech and texts; -mEktE is inefficient in colloquial speech but efficient in texts; -mEdE is inefficient in both. -(E/ İ)r, which is located inside or inside and after the current/ present period of orientation has non-past tense and non-pregnant aspect semes. -(y)EcEk and -mEk üzere, which is located after the current/ present period of orientation have in common in expressing the future tense. However -(y)EcEk has subjunctive modality seme and -mEk üzere has aktionsart seme indicating that the action will occur after a short time. All forms in the past period of orientation have the predication, agent and indicative modality seme. The locations of these forms relative to the orientation determine the tense seme they have. In addition, some of the forms differ in terms of the aspect or aktionsart semes they have. According to this: -mİştİ, which is located before the past period of orientation has past tense in past and postterminal aspect semes; from the forms inside the past period of orientation -(E/ İ)rdİ has present tense in past, intraterminal aspect and non-pregnant aspect semes; -(İ)yordu, -mEktEydi and -mEdEydİ have present tense in past, intraterminal aspect and pregnant aspect semes; from the forms after the past period of orientation -(y)EcEktİ and -mEk üzereydi have future tense in past seme. Also -mEk üzereydi has aktionsart seme indicating that the action will occur after a short time. All forms in the future period of orientation have the predication, agent and indicative modality seme. The distinctive features of these forms can be summarized as follows: -mİş olacak, which is located before the future period of orientation has past tense in future and postterminal aspect semes; from the forms inside the future period of orientation -(İ)yor olacak and -mEktE olacak have present tense in future, intraterminal aspect and pregnant aspect semes; -mEk üzere olacak, which is located after the future period of orientation has future tense in future and aktionsart seme indicating that the action will occur after a short time