1,720,986 research outputs found

    Analysis of third places in the context of space and place concepts from the perspective of consumption geography

    No full text
    Bu çalışma ekonomik coğrafyanın ve perakende coğrafyasının alt dalı olan tüketim coğrafyası temelinde ele alınmaktadır. Çalışma, tüketim coğrafyası perspektifinden mekân ve yer kavramlarına yönelik işlemselleştirme olanağı sunmayı amaçlamaktadır. Bu ana amaçla ilişkili olarak bu çalışma, tüketicinin gündelik yaşamda ilişki kurduğu üçüncü yerler temelinde ele alınmaktadır. Üçüncü yerdeki tüketici-ürün-mekân/yer arasındaki ilişkiyi işlemselleştirebilmek ve sorgulamak için üç teoriden yararlanılmıştır. Bunlar; üçüncü yer teorisi, ilişkisel üçüncü yer teorisi ve küresel-yerel etkileşimidir. Bu üç teori ürün-mekân-birey üçlüsünü içerirken aynı zamanda hem deneyimsel hem de ilişkisel bir ölçek anlayışını da içermektedirler. Bu teorilerin sınanması için kullanılan tüketim mekanları ise Simit Sarayı ve Starbucks'tır. Bu üç teorinin ampirik analizinde konuyu bütün ayrıntılarıyla ele almak için çeşitleme deseni kullanılmıştır. Bu araştırma desenine uygun olarak nitel ve nicel yöntemlerle Türkiye ve Almanya'dan toplanan veriler kullanılmıştır. Çalışmanın 4 temel argümanı ve bulgusu bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Simit Sarayı ve Starbucks'ın üçüncü yer kriterlerinin sorgulanmasına dayalıdır. Bu argüman temelinde analiz edilen Simit Sarayı ve Starbucks'ın Oldenburg'un (1989) üçüncü yer kriterlerini kısmen taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci argüman ise, Simit Sarayı ve Starbucks'ın yerin hangi boyut/boyutlarını karşıladığını ilişkindir. Her iki mekân temelinde yapılan analizin bulgularına göre ilişkisel üçüncü yerin belirttiği yer anlamlarını karşılamakla birlikte, çalışma yeri ve bu çalışmanın bulgularında ortaya çıkan sembolik yer anlamlarına da sahip olduğu görülmektedir. Çalışmanın üçüncü argümanı ise, simitin yerelliği temsil etmekte güçsüz bir ürün konumunda olduğunu ve bu nedenle Simit Sarayı'nın küreselle kurduğu ilişki, ürün üzerinden değil, mekân üzerinden olmasına ilişkindir. Bu argüman Almanya'daki Simit Sarayları üzerinden analiz edilmiştir. Bu argümanla bağlantılı diğer amacı ise, Simit Sarayı ve Starbucks'ın küresel- yerel etkileşiminde bir kimlik ve aidiyet mekânı oluşturmaları ile ilgilidir. Bu çalışmanın iki temel teorik katkısı/önerisi bulunmaktadır. Bu katkılardan ilki ilişkisel üçüncü yer teorisine yeni bir yer anlamı olarak sunulan "sembolik yer" kavramsallaştırmasıdır. İkincisi ise, tüketimin mikro mekanlarının tanımlanmasına yönelik "mekanyer" kavramının geliştirilmesidir. Bu bağlamda çalışma üçüncü yerlerin anlaşılmasında ve mekân ile yer kavramlarının işlemselleştirilmesinde bu kavramlarında düşünülmesi gerektiğini önermektedir.This study is addressed on the basis of consumption geography, which is a sub-dicipline of economic and retail geography. The study aims to present an operationalization the concepts of space and place from the perspective of consumption geography. In relation to this main purpose, this study is handled on the basis of third places that the consumer interacts with in daily life. Three theories were used to operationalize and question the relationship between consumerproduct-space/place in the third place. These are three different theories containing and supporting each other: third place, relational third place and global-local interaction. These three theories include both the product-space-individual triad and an experiential and a relational understanding of scale. The consumption places used to analyze these theories are Simit Sarayı and Starbucks. In the empirical analysis of these three theories, the triangulation design, was used to deal with the subject in all details. In accordance with this research design, data collected from Turkey and Germany were used with qualitative and quantitative methods. The study has four main arguments. The first one is based on questioning the third place criteria of Simit Sarayı and Starbucks. On the basis of this argument, it was concluded that the analyzed Simit Sarayı and Starbucks partially fulfilled Oldenburg's third place criteria. The second argument is about what dimension(s) of the place Simit Sarayı and Starbucks include. According to the findings of the analysis made on the basis of both spaces. While they meet the meanings of the place indicated by the relational third place, also they seem to have the meanings of place as a work, and of place as a symbolic revealed in the findings of this study. The third argument of the study is that the simit is a weak product to represent the local, and therefore, the relationship that Simit Sarayı establishes with the global is not through the product, but through the place. This argument has been analyzed through Simit Sarayları in Germany. Another purpose related to this argument is to create a place of identity and belonging in the global-local interaction of Simit Sarayı and Starbucks. This study has two main theoretical contributions/suggestions. The first of these contributions is the conceptualization of "symbolic place", which is presented as a new meaning of place to the relational third place theory. The second is the development of the concept of "spaceplace" for the definition of micro spaces of consumption. Key words: Consumption, third place, relational third place, global-local interaction, consumption geography, economic geography, retail geography, space, place, Simit Sarayı ve Starbucks

    Bölge Bilimi’nin Gelişiminde Coğrafyacıların Rolü

    No full text
    Bu makale 1950\\'lerden günümüze Bölge Bilimi\\'nin tarihsel gelişimini ve bu gelişmede coğrafyacıların oynadığı rolü ele almaktadır. Makalenin ana amacı coğrafyacıların Bölge Bilimi içindeki yerini saptayarak bu bilim alanına yaptığı katkıyı ortaya koymaktır. Bu çerçevede Bölge Bilimi\\'nin tarihi, felsefesi ve yöntemi üzerine yazılmış literatür incelenerek ilgili verilerin derlenmesi ve yorumlanması sonucu, Bölge Bilimi\\'nin dünü, bugünü, kurumsal yapısı, bilimsel faaliyetleri ve coğrafya ile olan ilişkisi tarihsel bir perspektifle ortaya konmuştur. Böylece çalışma bir yandan Bölge Bilimi\\'nin başarılarını, kayıplarını, sorunlarını ve yakaladığı fırsatları tartışırken, öte yandan coğrafyacıların Bölge Bilimi içinde edindiği yeri ampirik kanıtlar ile ortaya koymaktadır. Buna göre Bölge Bilimi\\'nin kurumsal gelişmesine önderlik eden başkanlarının üçte biri ve Bölge Bilimi\\'nin en fazla atıf olan 10 entelektüel liderlerinden üçü coğrafyacıdır. Ayrıca Bölge Bilimi dergilerinde yayınlanan makaleler ile bu bilim dalında çığır açan kitapların ¼\\'ü yine coğrafyacılara aittir. Sonuç olarak coğrafyacılar Bölge Bilimi\\'nin gelişmesine hem kurumsal açıdan, hem de bilimsel bakımdan çok önemli katkılar yapmışlardır.\r\n\r\nThis paper deals with the historical development of regional science, focusing on the role of geographers within regional science from the 1950s to the present. The main purpose of this paper is to explain the role of geographers and their contributions to regional science. Based on various data and the literature, and using an interpretative framework, this paper presents the past and the present of regional science and its institutional structure, its scholarly activities and its relationship with geography from a historical perspective. Hence, the paper not only discusses its achievements, its failure and its problems as well as its opportunity of regional science, but also assesses empirically the place of geographers within regional science community. As a result, many geographers contributed significantly to regional science and helped in its development. Indeed, many prominent geographers who are among top ten intellectual leaders of regional science have written path-breaking books and influential journal articles in the field of regional science. As a consequence geographers played a major role both in the early stages of regional science and also in recent years

    Bilim Felsefesi Bakımından Coğrafyada Pozitivist Yaklaşım

    No full text
    Bu çalışmada bilim felsefesi perspektifinden 1950\'lerden günümüze coğrafyanın felsefesinde meydana gelen değişiklikler ele alınmıştır. Çalışmanın amacı coğrafyada yapılan araştırmaların altında yatan en önemli felsefi pozisyon olan pozitivizmin epistemolojik ve metodolojik arka planını tanımlayarak, bu felsefi yaklaşımın coğrafya literatüründeki etkisini irdelemeye çalışmaktır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için Anglo-Amerikan dünyasında coğrafyanın tarihi ve felsefesi üzerine yazan coğrafyacıların çalışmaları incelendi. Literatürün değerlendirilmesi sonucu; çok sayıda coğrafyacı positivist bilimsel yöntemi kabul ederek coğrafyayı tasviri-idiografik bir bilimden, yasa-kural koyan, model ve teoriler oluşturup bunları istatiksel olarak test eden, açıklamalı ampirik-analitik bir mekan bilimi haline getirdi. Bugün fiziki coğrafyacıların tamamına yakınını, beşeri coğrafyacıların da büyük bir kısmının benimsediği positivist mekansal bilim görüşü, 1970\'lerden itibaren hümanist ve radikal yaklaşımlar tarafından eleştirilere uğramıştır. Çağdaş coğrafya felsefi ve metodolojik bakımdan çoğulcu olmakla birlikte, Türk coğrafyasının durumu göz önüne alındığında, positivist mekansal bilim yaklaşımının yapılacak araştırmalarda bir başlangıç noktası olarak ilk sıraya konması düşünülmelidir. Bu şüphesiz post-pozitivist yaklaşımların Türk coğrafyasından dışlanması anlamına gelmemektedir. Sonuç olarak, Türkiye\'de coğrafyanın ivedilikle hem kantitatif, hem de post-kantitatif devrime ihtiyacı olduğu düşünülmektedir. \r\n\r\n\r\nThis paper examines the changes which occurred in the philosophy of geography from the perspective of the philosophy of science since the 1950s. The main purpose of this paper is to try to explain the role of positivist philosophy in geography. In order to do so, writings in English about the philosophical history of geography were examined. The review of these writings show that the positivist approach has turned geography into a spatial science. Hence, many geographers accepted the positivist spatial science approach and used scientific or quantitative methods. Although the positivist spatial science has been considerably criticized by humanistic and radical approaches since the 1970s, the study suggests that the tradition of spatial science is still strong, and most physical geographers, as well as many human geographers, retain a close adherence to the philosophical principles of positivism. However, since contemporary geography, and in particularly human geography, has a pluralist position in terms of philosophy and methodology, it seems that geography needs not only a positivist approach but also post-positivist approaches. Considering the case of Turkish geography, the positivist spatial science approach should be considered as a starting point in research. Nevertheless, this does not imply that post-positivist approaches should be excluded from the discipline of geography in Turkey. Finally, my personal view is that Turkish geography is in an urgent need for both quantitative and post-quantitative revolution

    Yeni Yatırım Teşvik Sisteminin Bölgesel Kalkınma Politikaları Çerçevesinde Değerlendirilmesi

    No full text
    Türkiye’de Cumhuriyet dönemi boyunca bölgesel gelişmişlik farklılıklarını gidermek için çeşitli bölgesel kalkınma/gelişme araçları kullanılmıştır. Ancak ülkede bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan en önemli araç, “yatırım teşvikleri” ve bunun geri kalmış yörelerin kalkındırılması çerçevesinde uygulaması olan Kalkınmada Öncelikli Yöreler (KÖY) politikasıdır. İlk kez 1968 yılında yürürlüğe giren KÖY politikası tam 40 yıldır uygulanmakla birlikte bölgesel dengesizliklerin giderilmesinde başarılı olamamıştır. Dolayısıyla hem KÖY uygulamasının başarısızlığı, hem de Avrupa Birliği’ne uyum süreci dikkate alınarak 16 Temmuz 2009 tarihi itibariyle yeni bir Yatırım Teşvik Sistemi uygulamaya konulmuştur. Bu çerçevede, bu çalışmanın amacı, 1960’lerden günümüze Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olan bölgelerarası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması amacıyla kullanılan KÖY uygulamasının terk edilerek, yerine yeni yatırım teşvik sisteminin konulmasını bölgesel gelişme politikası çerçevesinde değerlendirmektir. Çalışma yöntembilimsel bakımdan konunun kavramsal çerçevesini oluşturan bölgesel gelişme, KÖY politikası ve yatırım teşviklerinin gelişimi ile işe başlamakta ve daha sonra yeni yatırım teşvik sisteminin açıklanması ve analiz edilmesi ile devam etmekte ve buradan da sonuç ve değerlendirmelere gidilmesi şeklinde bir sırayı izlemektedir. Yeni yatırım teşvik sistemi ile KÖY uygulamasını esas alan eski teşvik sistemi sona ermiş ve teşvikler yeni oluşturulan 4 bölgeli bir yaklaşıma dayanılarak oluşturulmuştur. Bölgesel bazda desteklenecek sektörler ve yatırım konuları ise 26 alt bölge esas alınarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, yeni yatırım teşvik sistemi bölgesel gelişme perspektifini açıkça içermesi bakımından KÖY uygulamasından oldukça farklı ve daha ileri düzeydedir
    corecore