1,720,971 research outputs found

    Sosyal etkileşimi geliştirecek peyzaj tasarımı üzerine bir araştırma: Çukurambar Mahallesi örneği

    No full text
    Günümüz kentleri, aşırı nüfus yığılmaları, çarpık yapılaşma, plansızlık nedenlerinden ötürü bir çöküş süreci yaşamaktadır. Bu çöküş sadece fiziksel anlamda yaşanan bir çöküş değildir. Kentlerde yaratılan konut tarzı ve olumsuz konut çevresi koşulları insanları yalnızlığa, iletişimsizliğe, bireyselleşmeye hatta köksüzlüğe doğru yönlendirmiştir. Bu çalışma, kentlerin fiziksel ve sosyal anlamdaki kaotik yapısına bir çözüm önerisi getirmek amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, bireyleri dış mekana, sosyalleşmeye, bir arada olmaya yönlendirecek bir araç olarak peyzaj tasarımının önemi vurgulanmaya çalışılmış, özellikle sorunlu bölgeler olan dönüşüm alanlarında sosyal etkileşimi sağlamak, topluluk hissini uyandırabilmek için kullanılabilecek mekan tasarım araçları irdelenmiştir. Çalışma alanı olarak özellikle oldukça hızlı bir dönüşüm geçirmiş Çukurambar Mahallesi seçilmiştir. Alanda hala dönüşmemiş yerlerin olması farklı fiziksel ve sosyal koşullardaki bireylerin mekansal davranışlarını inceleme olanağı sağlamıştır. Çalışmanın somutlaştırılabilmesi ve nicel veriler elde etmek amacıyla dönüşüm alanında, insan-mekan ve komşuluk ilişkilerini irdeleyen bir anket uygulaması yapılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın, kentsel dönüşüme uğrayacak alanlarda ve yeni yerleşmelerde sosyal etkileşim alanları yaratma konusunda bir rehber niteliği taşıması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tez şu bölümlerden oluşmaktadır:-Literatür taraması ile elde edilmiş bilgiler ışığında hazırlanan, konuyla ilgili kavramları inceleyen kuramsal temeller bölümü-Çalışmada kullanılan materyal hakkında bilgi veren ve izlenen yöntemi anlatan materyal ve yöntem bölümü-Çalışma alanına ilişkin verileri ve bulguları anlatan önceki bölümlerde verilen bilgilerle bunları ilişkilendiren araştırma ve bulgular bölümü-Tüm bilgilerin sentezlendiği ve önerilerin sunulduğu tartışma ve sonuç bölümü

    Sustainable planning and design approach of the botanical gardens: The case of Turkey's National Botanical Garden

    No full text
    Topluma bilimsel, eğitsel, sosyal ve rekreasyonel açıdan olanaklar sağlayan botanik bahçeleri peyzaj tasarım ve planlama konusunda sürdürülebilirliğin sağlanması için gerek fiziksel büyüklükleri gerekse içerikleri doğrultusunda önemli işlevlere sahip özel bahçelerdir. 21. yüzyılda sürdürülebilirlik konusunda birçok farklı yaklaşım gündeme gelse bile bu yaklaşımlardaki ortak düşünce mevcut kaynakların korunarak kullanımı ile sistematik bir plan ve yönetim anlayışının benimsenmesi olmuştur. Özellikle büyük ölçekli projelerde sürdürülebilirlik yaklaşımının peyzaj planlama, tasarım ve yönetim sürecinde ele alınması konusunda sorunlar olduğu ve dolayısı ile uygulanan projelerin işlevlerini kaybettikleri görülmektedir. Öte yandan bu süreçlerde sürdürülebilirlik yaklaşımlarının hangi aşamalarda nasıl ele alınacağı konusu da özel olarak irdelenmesi gereken temel bir problem olarak öne çıkmaktadır. Tez çalışması kapsamında botanik bahçelerinin amacı, işlevleri, planlanması ve tasarlanması sürdürülebilirliğin ekonomik, ekolojik ve sosyal bileşenlerine göre değerlendirilmiş ve Türkiye Milli Botanik Bahçesi için sürdürülebilir planlama ve tasarım kriterleri oluşturulmuştur. Bu kriterler yapısal peyzaj tasarımı, bitkisel peyzaj tasarımı, idari planlama, mekânsal planlama, eğitsel, sosyal ve kültürel planlama ile yönetim ve bakım olmak üzere 6 ana başlıkta ele alınarak puanlama tekniği geliştirilmiştir. Türkiye Milli Botanik Bahçesi sürdürülebilir planlama ve tasarım kriterlerinden toplam 100 üzerinden 59 puan almıştır. Puanlamaya göre TMBB'nin mekansâl planlamada oldukça güçlü olduğu ancak eğitsel, sosyal ve kültürel planlamada ise zayıf olduğu değerlendirilmiştir. Elde edilen bu veriler doğrultusunda Türkiye Milli Botanik Bahçesi'nin sürdürülebilirliğinin geliştirilmesine yönelik önerilere yer verilmiştir.Botanical gardens, which provide scientific, educational, social and recreational opportunities to the society, are special gardens that have important functions in terms of both their physical size and content in order to ensure sustainability in landscape design and planning. Even though many different approaches to sustainability have come to the fore in the 21st century, the common idea in these approaches has been the use of existing resources and the adoption of a systematic plan and management approach. Especially in large-scale projects, it is seen that there are problems in handling the sustainability approach in the landscape planning, design and management processes, and therefore the implemented projects lose their functions. On the other hand, the issue of how sustainability approaches will be handled in these processes stands out as a fundamental problem that needs to be specifically examined. Within the scope of the study, the purpose, functions, planning and design of botanical gardens were evaluated according to the economic, ecological and social components of sustainability and sustainable planning and design criteria were created for the Turkish National Botanical Garden. Scoring technique was developed by considering these criteria under 6 main headings: structural landscape design, planting landscape design, administrative planning, spatial planning, educational, social and cultural planning, and management and maintenance. The National Botanical Garden of Turkey received a total of 59 points out of 100 from the sustainable planning and design criteria. According to the scoring, it was evaluated that TMBB is quite strong in spatial planning, but weak in educational, social and cultural planning. In line with these data obtained, suggestions for improving the sustainability of the Turkish National Botanical Garden are given

    Evaluation of urban cemeteries within the context of green infrastructure: Kusadasi case

    No full text
    Mezarlıklar kentler için önemli yeşil alanlardır. Mezarlıklar, konut, sanayi, ticaret gibi yerleşim alanları içinde ya da yakın çevresinde daima bulunması gereken arazi kullanım biçimidir. Yaygın kanı mezarlıkların yalnızca ölüler için planlanan gömü alanları olduğu yönündedir. Ancak mezarlıklar, yaşayanlara ait yeşil alanlarıdır. Ancak mezarlıkların yaşayanlara da hizmet verecek şekilde planlanmaları kentsel açık yeşil alan sistemi içinde önemli bir işlevi de yerine getirecektir. Bu alanlar sahip oldukları bitki örtüsü ile çevrelerinden farklı olan ve işlevsel yeşil alanların arttırılmadığı hatta giderek azaldığı kentlerde önemleri giderek artan önemle ele alınması gereken potansiyel yeşil alanlardır. Bu bağlamda mezarlıkların defin alanı işlevi yanında, yeşil alanlar olarak da ele alınması gerekmektedir. Bu gereklilikten yola çıkarak, Kuşadası kent merkezinde, yoğun yerleşim alanı içinde, kentin neredeyse en büyük yeşil alanı olarak varlığını sürdüren Adalızade Mezarlığı ile bu mezarlığın kapasitesinin dolması sonucunda yeni açılan Kuşadası Belediye Yeni Mezarlığı araştırma alanı olarak seçilmiştir. Bu mezarlıkların birinci işlevlerinin yanında kente sunduğu ekosistem hizmetleri ve yeşil altyapıya katkıları değerlendirilmiştir. Kent ölçeğinde iki mezarlık ve diğer yeşil alanlar ile bağlantılılığın kuvvetlendirilmesi adına öneriler sunulmuştur.Cemeteries are important green areas for cities. Cemeteries are forms of land use that must always be found in or around residential areas such as housing, industry, and trade. It is widely believed that cemeteries are burial sites intended only for the dead. But cemeteries are green spaces that belong to the living. However, the planning of cemeteries to serve the inhabitants will also fulfill an important function in the urban open green space system. These areas are potential green areas, which are different from their surroundings with the vegetation they have and whose importance should be addressed with increasing importance in cities where functional green areas are not increased or even decreased. In this context, cemeteries should be considered as green areas as well as burial areas. Based on this requirement, Adalızade Cemetery, which continues to exist as almost the largest green area of the city, in the densely populated area in the city center of Kuşadası, and the newly opened Kuşadası Municipality New Cemetery as a result of the capacity of this cemetery were selected as the research area. In addition to the primary functions of these cemeteries, the ecosystem services they provide to the city and their contributions to the green infrastructure have been evaluated. Suggestions were made in order to strengthen the connection with two cemeteries and other green areas at the city scale

    The effect of global financialization on the financial activities of the banks and individuals in Turkey

    No full text
    Finansallaşma, son yıllarda kurumlar ve bireyler üzerinde etkisini göstermektedir. Finansal piyasaların derinleşmesi, finansal ürün çeşitliliğinin artması ve uluslararası sermaye dolaşımının hızlanması, finansallaşmayı önemli kılmıştır. Finansal sektörün yanı sıra, finansal olmayan sektörlerin de finansallaşma süreci içinde yer almaktadır. Giderek artan finansallaşma süreci, üretimden finansal ürünlere yatırıma kaymaya sebep olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; son yüzyılda dünya ekonomisine hakim olan finansallaşma akımının Türkiye’deki bankacılık sektörüne yansımaları üzerinedir. Çalışmada, bankacılık sektöründe büyüme iştahının bireyler üzerindeki yansımaları ve kredi kartı gibi harcamayı teşvik eden bankacılık ürünlerinin analizine yer verilmiştir. Çalışmanın varsayımı, finansallaşmanın ortaya çıkardığı yapay büyümenin tüketim eğilimi nedeni ile krediye dayalı finansal ürünlerin kullanımın rasyonel olmadığıdır. Finansal derinleşme, bireylerin kredi kartı kullanmalarını arttırarak bankaların önemli gelir kaynağı haline getirmiştir.In recent years, Financialization illustrates its impact on institutions and individuals. The deepening of financial markets, the increase in diversity of financial products and the quick acceleration of international capital mobility financialization has made important. As well as financial sectors the non-financial sector also appears to be in the process of financialization. Little by little the development in financialization caused the change of the investment from production to financial products. Financialization process of growing, production, investment in financial products cause slipping. The purpose of this study is to show the reflection of financialization process which dominated the world economy in the banking sector of Turkey in the last century. In this study, the analysis of the growing desire in the banking sector on the individuals and some banking products like credit cards which encourage spending money, has been placed. The assumption of the study, revealed financialization artificial growth because of the propensity to consume based on credit, is that the rational use of financial products. Financial deepening has been increased individual credit card use, credit card income is an important source of banks’

    Evaluation of urban cemeteries within the context of green infrastructure: Kusadasi case

    No full text
    Mezarlıklar kentler için önemli yeşil alanlardır. Mezarlıklar, konut, sanayi, ticaret gibi yerleşim alanları içinde ya da yakın çevresinde daima bulunması gereken arazi kullanım biçimidir. Yaygın kanı mezarlıkların yalnızca ölüler için planlanan gömü alanları olduğu yönündedir. Ancak mezarlıklar, yaşayanlara ait yeşil alanlarıdır. Ancak mezarlıkların yaşayanlara da hizmet verecek şekilde planlanmaları kentsel açık yeşil alan sistemi içinde önemli bir işlevi de yerine getirecektir. Bu alanlar sahip oldukları bitki örtüsü ile çevrelerinden farklı olan ve işlevsel yeşil alanların arttırılmadığı hatta giderek azaldığı kentlerde önemleri giderek artan önemle ele alınması gereken potansiyel yeşil alanlardır. Bu bağlamda mezarlıkların defin alanı işlevi yanında, yeşil alanlar olarak da ele alınması gerekmektedir. Bu gereklilikten yola çıkarak, Kuşadası kent merkezinde, yoğun yerleşim alanı içinde, kentin neredeyse en büyük yeşil alanı olarak varlığını sürdüren Adalızade Mezarlığı ile bu mezarlığın kapasitesinin dolması sonucunda yeni açılan Kuşadası Belediye Yeni Mezarlığı araştırma alanı olarak seçilmiştir. Bu mezarlıkların birinci işlevlerinin yanında kente sunduğu ekosistem hizmetleri ve yeşil altyapıya katkıları değerlendirilmiştir. Kent ölçeğinde iki mezarlık ve diğer yeşil alanlar ile bağlantılılığın kuvvetlendirilmesi adına öneriler sunulmuştur.Cemeteries are important green areas for cities. Cemeteries are forms of land use that must always be found in or around residential areas such as housing, industry, and trade. It is widely believed that cemeteries are burial sites intended only for the dead. But cemeteries are green spaces that belong to the living. However, the planning of cemeteries to serve the inhabitants will also fulfill an important function in the urban open green space system. These areas are potential green areas, which are different from their surroundings with the vegetation they have and whose importance should be addressed with increasing importance in cities where functional green areas are not increased or even decreased. In this context, cemeteries should be considered as green areas as well as burial areas. Based on this requirement, Adalızade Cemetery, which continues to exist as almost the largest green area of the city, in the densely populated area in the city center of Kuşadası, and the newly opened Kuşadası Municipality New Cemetery as a result of the capacity of this cemetery were selected as the research area. In addition to the primary functions of these cemeteries, the ecosystem services they provide to the city and their contributions to the green infrastructure have been evaluated. Suggestions were made in order to strengthen the connection with two cemeteries and other green areas at the city scale

    The evaluation of art in landscape design for blind users

    No full text
    Toplum sadece fiziksel, bilişsel ya da psikolojik olarak tam yeterliliğe sahip bireylerden oluşmamaktadır. Herkes yaşamının bir bölümünde bazı sağlık problemi ile karşılaşabilir ya da kısıtlıklarla mücadele etmek durumunda kalabilir. Engellilik genetik veya çevresel faktörler sonucunda bireylerin fiziksel, bilişsel, psikolojik ve sosyal işlevlerinden birini ya da birkaçını kısmen veya tamamen yerine getirememe durumudur. Bu çalışma kapsamında da görme engelli kullanıcılara yönelik bir tasarım anlayışı geliştirilmeye çalışılmıştır. Görme engelli kullanıcılar da herhangi bir engelle karşılaşmadan sosyalleşme, toplumla kaynaşma, doğa ile iç içe olma gibi fırsatlar sunan fiziki çevreye minimum düzeyde fiziksel güç harcayarak ve bağımsız bir şekilde ulaşabilme hakkına sahiptir. Herkes için tasarım kullanılarak oluşturulan kentsel mekanların daha erişilebilir, konforlu, kullanıcı odaklı, güvenli ve yaşanılabilir olması sağlanabilmektedir. Ancak doğru bir tasarımla engeller kaldırılabilir. Bu noktada da bazı destekleyici kavramlardan yararlanılmaktadır. Bunlardan biri de insanı duygusal ve psikolojik olarak doyuran, estetik algılarına karşılan veren, bilgilendiren bazen de sorgulatan, kimi durumlarda da eğitici ve tedavi edici olabilen sanattır. Tasarıma sanatın dahil edilmesiyle mekânların sosyal, kültürel, ekonomik ve estetik değeri arttırılabilmektedir. Böylelikle insanları içine çeken ve duyusal tatmin sağlayan kentsel mekanlar tasarlanabilmektedir. Bu kapsamda da teorik bir alt yapı oluşturması amacıyla görme engelliliğin nasıl tanımlandığı ve sınıflandırıldığı, görme engelli bireylerin çevrelerini nasıl algıladıkları üzerinde durulmuştur. Sanat kavramının hayatlarındaki yeri, tasarımda sanata yer verildiği takdirde nasıl ve ne ölçüde etkilenecekleri Türkiye'den ve Dünya'dan birtakım örnekler üzerinden irdelenmeye çalışmıştır. Sanatın dahil edildiği tasarım uygulamalarının görme engelli kullanıcıların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda nasıl geliştirilebileceği konusunda da öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.Society does not only consist of individuals who are physically, cognitively or psychologically fully competent. Everyone may encounter some health problems at some point in their lives or have to struggle with some limitations. Disability is the partial or complete inability of individuals to fulfill one or more of their physical, cognitive, psychological and social functions as a result of genetic or environmental factors. Within the scope of this study, a design approach has been tried to be developed for blind users. Blind users also have the right to independently access the physical environment, which provides opportunities such as socializing, merging with the community, being in touch with nature, without encountering any obstacles, with minimal physical effort. Urban spaces created by using design for everyone can be made more accessible, comfortable, user-oriented, safe and livable. However, with the right design, obstacles can be removed. At this point, some supporting concepts are used. One of these is art that satisfies people emotionally and psychologically, responds to their aesthetic perceptions, informs and sometimes makes them question, and in some cases can be educational and therapeutic. Social, cultural, economic and aesthetic value of spaces can be increased by including art in design. Thus, urban spaces that attract people and provide sensory satisfaction can be designed. In this context, in order to create a theoretical infrastructure, how visual disability is defined and classified, and how blind individuals perceive their environment is emphasized. The place of the concept of art in their lives, how and to what extent they will be affected if art is included in design, has tried to be examined through some examples from Turkey and the world. It has also been tried to develop suggestions on how to develop design applications in which art is included in line with the wishes and needs of visually impaired users

    Investigation of the relationship between accessibility and social interaction in urban areas: a case of Ankara Çukurambar neighborhood

    No full text
    Hızlı ve plansız kentleşme süreci sonucu artan nüfusla yoğunlaşan kentlerde, erişilebilirlik konusunda problemler oluşmakta ve bireylerin sosyal etkileşim alanları azalmaktadır. Bu sorunların çözümü için kentsel alanlarda yaşlı, engelli, çocuk gibi farklı kullanıcıların erişebilirliği ve sosyal ilişkileri geliştirilmelidir. Bu bağlamda kapsayıcı tasarım yaklaşımı, yaşanabilir ve sürdürülebilir kentlerin oluşturulmasında değerlendirilmesi gereken esas konulardandır. Kapsayıcı tasarım felsefesi, herkese eşit, erişilebilir, kullanılabilir mekânlar sunarak, toplumda sosyal bütünleşmeyi sağlar. Bu tezin amacı; sosyal etkileşim ve erişilebilirlik ilişkisini irdeleyerek, kapsayıcı kentlerin oluşturulmasını sağlayan tasarım kriterlerini belirlemek ve bu kriterler doğrultusunda tasarım rehberi altlığı oluşturmaktır. Çalışmada erişilebilirliğin ölçülmesinde fiziksel tasarım aracı olan ve komşuluk ilişkilerini yansıtmada model olarak kullanılan mahalle ölçeğinde çalışılmıştır. Örneklem alanı olan Çukurambar Mahallesi'nin, farklı tipolojik özellikteki kamusal alanları içermesi ve hızlı kentsel dönüşüm süreci geçirmiş olması nedeniyle alandaki mekânsal değişim irdelenmiştir. Literatür araştırmasında çalışma alanı için çıkarılan sosyal etkileşimi ve erişilebilirliği destekleyen parametreler kullanıcılar ve uzmanlar tarafından değerlendirilmiştir. Kullanıcıların alandaki mekânsal kullanım tercihleri ve sosyal etkileşim düzeyleri ortaya koyulmuştur. Tezde anket, gözlem, delphi, mekân dizimi, görüşme, zihin haritalama gibi yöntemler ve teknikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen tasarım kriterleriyle bireylerin kentsel alanlarda erişilebilirliğini ve sosyal etkileşimini destekleyen kontrol formu oluşturulmuştur. Farklı amaç ve ölçeklerde hazırlanan tasarım rehberleri, kentlerde yaşanan sorunların çözümünde etkili araçlardır. Kapsayıcı tasarımın uygulama amaçlarıyla ilişkilendirilen tasarım kriterleri uygulamaya geçirilecek tasarım araçlarına dönüştürülmüştür. Sonuç olarak, başta yürünebilirlik olmak üzere, kamusal mekân kalitesi, teknik alt yapıya ilişkin standartlar, sosyal-psikolojik faktörler sosyal etkileşim ve erişilebilirliği destekleyen etmenler olduğu saptanmıştır. Ayrıca bu çalışma, kapsayıcı kentlerin oluşturulmasında mahalle biriminde uygulanabilecek model ve değerlendirme yöntemi önermektedi

    Biodiversity sensitive urban landscape design a case study of Tugra Park

    No full text
    Bu araştırmanın amacı; Ankara kentinde seçilmiş bir park ölçeğinde kentsel biyoçeşitliliğin ölçülmesi, geliştirilmesi, korunması ile doğa temelli, biyoçeşitliliği destekleyen çözümler aracılığıyla, park tasarım ve yönetim süreci eylemlerine rehberlik etmek adına; planlama, tasarım, yönetim, sosyal alanlarda biyoçeşitliliğe duyarlı öneriler geliştirmektir. Çalışmanın ilk bölümünde; Kentsel Yeşil Alanların kavram, kapsam ve tasarım standartları, Kentsel Biyoçeşitlilik kavramları araştırılmış, daha sonra kentlerde biyoçeşitliliğin analizi ile ilgili yerli yabancı literatür araştırmaları yapılmıştır. İkinci bölümde; peyzaj tür çeşitliliğinin analizi için yaygın kullanılan Shannon-Wiener çeşitlilik endeksi, vejetasyon örtüsü yapısal çeşitliliği analizleri yapılmış ve farkındalığı tespit etmek amacıyla; Tuğra Parkı kullanıcılarına anket uygulanmıştır. Analizler sonucunda Shannon değeri 2,541 çıkarak yüksek çeşitlilik kategorisinde değerlendirilmiştir. Vejetasyon örtüsü analizinde kullanılan; vejetasyon kaplama oranı, doğallık, yapısal çeşitliliği parametrelerinin ortalaması alınarak %67,18 sonucuna ulaşılmıştır. Çıkan bu sonuca göre; Tuğra Parkı'nın vejetasyon örtüsünün; ekolojik katkısı ve biyoçeşitliliğe duyarlılığının ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. Anketin sonucunda bilgilendirme ve tanıtımın; farkındalığı arttırdığına dair bulgular elde edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise yapılan analiz sonuçları göz önünde bulundurularak mevcutta bulunan biyoçeşitliliği koruyarak kentsel biyoçeşitliliğe duyarlı park tasarımı için planlama-tasarım, tür seçimi, yapısal peyzaj elemanları-donatılar, yönetim-bakım ve farkındalık konularına ilişkin öneriler geliştirilmiştir.The purpose of this research; In order to guide park design and management process actions through the measurement, development, protection and nature-based solutions that support biodiversity in urban biodiversity at a selected park scale in the city of Ankara; To develop proposals sensitive to biodiversity in planning, design, management and social areas. In the first part of the study; Concept, scope and design standards of Urban Green Areas, Urban Biodiversity concepts were researched, then domestic and foreign literature studies were conducted on the analysis of biodiversity in cities. In the second part; Shannon-Wiener diversity index, which is widely used for the analysis of landscape species diversity, and vegetation cover structural diversity analyzes were made and in order to determine awareness; A questionnaire was applied to Tuğra Park users. As a result of the analysis, the Shannon value was found to be 2,541 and it was evaluated in the high diversity category. Used in vegetation cover analysis; By taking the average of the vegetation cover rate, naturalness, and structural diversity parameters, the result was 67.18%. According to this result; vegetation cover of Tugra Park; ecological contribution and sensitivity to biodiversity are above the average. As a result of the survey, findings were obtained that increase awareness through information and promotion. In the last part of the study, considering the results of the analysis, suggestions were developed on planning-design, species selection, structural landscape elements- component, management-maintenance and awareness for urban biodiversity sensitive park design by preserving the existing biodiversity

    Analysing the effect of land filling on urban morphology with using space syntax method: İstanbul Tophene district

    No full text
    Kıyı dolgusu, kıyıda yeni mekânsal düzenlemeler için kullanılan bir mekân üretim yöntemidir. Mekân üretim yöntemi olan dolgu uygulaması, yapıldığı kıyı alanında ve kentte mekânsal değişimlere neden olmaktadır. Dolgu alan üretimi ve kent morfolojisinin yeniden üretiminin birbirleriyle ilişkili olduğu savı çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu kapsamda kıyı dolgusuyla pek çok kez yeniden üretilen bir kıyı alanı olan Tophane Bölgesi, dolgunun mekânsal etkilerinin incelenmesinde çalışma alanı ve tezin ana materyali olarak seçilmiştir. Bu doğrultuda, çalışmanın temel yöntemi olarak, bir mekânsal analiz yöntemi olan, fiziksel analizle beraber aynı zamanda mekânın kullanım özelliklerine ve kullanıcı algısına yönelik değerlendirilmesini de sağlayan Mekân Dizimi (Space Syntax) yöntemi kullanılmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Tophane Bölgesi'ndeki geçmişten bugüne her dolgu uygulaması sonrasındaki mekânsal değişimler Mekân Dizimi yöntemiyle incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Kentsel mekân yalnızca fiziksel olarak tanımlanmayan, işlevsel ve sosyal etkenler ile şekillenen bir yapıda olduğundan, kent morfolojisine yönelik analizlerde bu etkenler, morfolojik analizin tamamlayıcısı olarak yazılı ve görsel kaynaklardan da incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda dolgu alan üretiminin her dönem kent morfolojisini de yeniden ürettiği, morfolojik yapıyla beraber alanda işlevsel değişimlere yol açtığı ve mekânın kullanım özelliklerinde de farklılaşmalara neden olduğu görülmüştür. Güncel durumda alanda devam eden son dolgu uygulaması olan Galataport Projesi de Mekân Dizimi yöntemiyle değerlendirilmiş, çıkan bulgular ve alanda yapılan anket çalışmasının sonuçlarına göre Galataport Projesi'ne ilişkin öngörüler ve alana dair öneriler yapılmıştır. The land filling is a method of production of spaces for new spatial arrangements on the coasts. The filling technic which is the production method of space, causes spatial changes in the coastal area and city. The starting point of the study is the argument that the regeneration of urban morphology and production of places on costs with filling method is related to each other. In other word, land filling on coasts causes changings on urban morphology. In this context, Tophane district a coastal area that has been regenerated many times with coastal fillings has been selected as the study area and the main material of the thesis for researching the spatial effects of the land fill. In this respect, the Space Syntax method which is a spatial analysis method is used. This method enables to evaluate the usage practices and user perception of the space apart from physical analysis. Each spatial changes after land filling in Tophane were analyzed with Space Syntax method and those changes are compared to each other. Urban space is not only defined as physically but also it is shaped by functional and social factors. Hereby, apart from using space syntax method, literature and visual sources are used as complementary to researches of urban morphology. As a result of the study, it was observed that the land filling on coasts regenerate the urban morphology in each period. In addition, it caused functional changes and differentiation in the usage practices of the coastal area because of the changings of morphological structure and space. Lastly, Galataport Project which is currently the last land filling in the Tophane coast has been evaluated with the Space Syntax method. According to findings from space syntax analyses and questionnaire data for Galataport, projections and suggestions are listed for Tophane coast

    Ankara / Birlik Parkı örneğinde kalite göstergelerinin değerlendirilmesi

    No full text
    Bu araştırma; kentsel yeşil alan sistemleri içerisinde kent parklarının önemini, nasıl planlanması, tasarlanması ve yönetilmesi gerektiği doğrultusunda peyzaj kalite göstergelerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Kalite göstergelerinin belirlenmesi sonucunda yerel yönetimlere, tasarımcı ve peyzaj mimarlarına rehberlik edebilecek bir kent parkı değerlendirme kalite indeksi hazırlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, öncelikle kentsel açık yeşil alan ve kent parkı kavramları, işlevleri, yurtdışı ve Türkiye'deki kent parkları örnekleri üzerinden tasarım yaklaşımları, yönetim modellemeleri incelenmiştir. Yapılan literatür çalışmaları ve örnekler üzerinden, kent parklarının kalite sürekliliğini sağlamak amacıyla bir kalite indeksi hazırlanmıştır. İkinci bölümde, belirlenen kalite kriterlerinden yararlanarak Birlik Parkı kullanıcılarına anket hazırlanmıştır ve kullanıcıların bu anketlere verdikleri cevaplar değerlendirilmiştir. Son bölümde ise, bu çalışma ile Birlik Parkı örneği üzerinden yerel yönetimlere ve tasarımcılara kalite göstergeleri konusunda rehber olabilecek bir çözüm önerisi sunulmaya çalışılmıştır
    corecore