1,720,995 research outputs found

    Endoskopik üçüncü ventrikülostominin başarısını etkileyen faktörler.

    No full text
    Amaç: Obstrüktif hidrosefali tedavisinde E3V, kliniğimizde son 17 yıldır giderek daha fazla kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, düşük E3V başarı oranı ile demografik, etyolojik, radyolojik ve operasyon ile ilgili faktörler ile ilişkilendirmektir. Materyal ve Metod: Ege üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi kliniğinde, Ocak 2010 ile Şubat 2015 tarihleri arasında endoskopik üçüncü ventrikülostomi (E3V) uygulanan 88 olgu retrospektif olarak incelenmiştir. Bu çalışmada hasta seçimi konusunda titiz olundu, buna bağlı olarak daha önce eksternal ventriküler drenaj ya da ventriküloperitoneal şant takılan, daha önce E3V yapılan olgular dahil, kranial herhangi bir cerrahi uygulanan olgular ile intrakranial kitlesi olan olgular çalışma dışında bırakılmıştır. Olgular ile ilgili veriler, klinik veri tabanı, radyolojik veri tabanı [Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)], operasyon notları ve operasyon video kayıtları kullanılarak toplanmıştır. E3V başarısını etkileyen aşağıdaki veriler analiz edilmiştir; yaş ( 5 gruba ayrılmıştır: 0-1 ay, 1-6 ay, 6-12 ay, 1-18 yaş, erişkin), semptom, hidrosefaliye neden olan obstrüksiyonun etyolojisi (saf mekanik ve inflamatuar nedenler), preoperatif beyin MRG ( tüber sinerum çöküklüğü, akım artefaktı, ideal burr-hole noktası ve ventriküle giriş açıları), postoperatif beyin MRG ( tüber sinerum çöküklüğü, akım artefaktı, cerrah tarafından kullanılan burr-hole noktası ve ventriküle giriş açıları), operasyon video kaydı ( köşelerini korpus mamillareler ve infundibulumun oluşturduğu üçgen ile ostiumun alan oranı, hemoraji, venöz açı hasarı, forniks hasarı), peroperatif komplikasyon (minör ve majör kanamalar), postoperatif komplikasyon ( BOS fistülü, enfeksiyon, hematom). Başarılı E3V, olgunun şikayetlerinin düzelmesi, BOS akım MRG, 3 boyutlu T2 ağırlıklı beyin MRG (CISS)'da ostium seviyesinde akım artefaktının görülmesi ve izlemde uzun süre ventriküloperitoneal şant gereksiniminin olmaması olarak tanımlanmıştır. Veri analizleri, Ki-kare testi, Eşli gruplar T testi (Paired samples T test) ve Bağımsız gruplar T testi (Independent samples T test) kullanılmıştır. Sonuçlar: Bu seride en az 3 ay takip edilen 88 olgu bulunmaktadır. Ortalama takip süresi 20.9 aydır (3 ay - 4.5 yıl). Çalışmada 48 (% 54.5) kadın, 40 (% 45.5) erkek olgu bulunmaktadır. Operasyon sırasında olguların ortalama yaşı, 17,8'dir. 28 olgu (% 31.8), 18 yaş üzerinde iken; en fazla olgunun olduğu 1-18 yaş grubunda ise 60 olgu (% 68.2) bulunmaktadır. Bu grupta ortalama yaş 66 ay olarak bulunmuştur. en sık semptom baş ağrısı (% 48.9), en sık etyoloji ise saf mekanik nedenler (% 93.2), en sık komplikasyon ise hemoraji (% 33)'dir. İdeal burr-hole noktasının koroner süture uzaklığı, ortalama 10.9 mm.; orta hatta uzaklığı, 24.3 mm. olarak; operasyonda kullanılan burr-hole noktasının koroner süture uzaklığı, ortalama 11.5 mm.; orta hatta uzaklığı, 29 mm. olarak bulunmuştur. İdeal ventriküle giriş açısı anterior-posterior doğrultuda, 87.8°; lateral doğrultuda 88.0; operasyonda kullanılan ventriküle giriş açısı anterior-posterior doğrultuda, 90°; lateral doğrultuda 88.1° şeklinde hesaplanmıştır. Ortalama ostium alan oranı, % 13.8 (% 2 - % 49) olarak bulunmuştur. E3V başarı oranı, 0-1 ay grubunda % 0; 1-6 ay grubunda % 28.6, 6-12 ay grubunda % 28.6, 1-18 yaş grubunda % 73.9, erişkin yaş grubunda % 85.8, tüm çalışma grubunda ise % 70.5 bulunmuştur. E3V başarısızlığı ortalama 85 günde (1 gün - 396 gün) gerçekleşmiştir. İstatistiksel olarak ideal burr-hole noktası ile operasyonda kullanılan burr-hole noktası arasında ve ideal ventriküle giriş açıları ile operasyonda kullanılan ventriküle giriş açıları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p: 0.69, p: 0.59). BOS fistülü, 0-1 ay ile 0-1 yaş grubu istatistiksel olarak yüksek derecede anlamlı bulunmuş ve E3V başarısızlığı için yüksek risk oluşturmuşlardır (p: 0.001, p: 0.002, p: 0.003). İlginç olarak, ortalama ostium alanı, peroperatif gelişen hemoraji ve tüber sinerum çöküklüğünün düzelmemesi ile E3V başarısızlığı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.(p: 0.83, p: 0.32, p: 0.24) Tartışma: E3V, son 20 yılda ventriküloperitoneal şantın alternatifi olmuştur. Bunun nedeni ventrikloperitoneal şantın getirdiği disfonksiyon ve komplikasyon oranlarıdır (59, 60). Küçük çocuklarda, E3V'nin yüksek başarısızlık oranları göstermesinden ve yaşın E3V başarısını etkilediğinden sıkça bahsedilmiştir (61, 62, 63, 64, 64, 65). Bu çalışmada çocuk yaş grubunda inflamatuar nedenlerden dolayı E3V başarı oranları düşük bulunmuştur. Bu sonuç literatür verileri ile benzerlik gösterse de istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (65). Çalışmamızda tüber sinerum çöküklüğünde düzelme ile E3V başarısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır ve bu bilgi, literatür ile benzerlik göstermemektedir (72, 73, 74). Postoperatif MRG'nin erken dönemde çekilmesinin bu duruma neden olabileceği düşünülmüştür. İstatistiksel olarak ideal burr-hole noktası ile operasyonda kullanılan burrhole noktası arasında ( koronal süture olan ortalama uzaklık hariç; fark: 4.7 mm.) ve ideal ventriküle giriş açıları ile operasyonda kullanılan ventriküle giriş açıları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır ancak bu sonuçlar, cerrahi deneyimin önemli olduğunu göstermektedir. BOS fistülünün, ostiumun kapanması sonucunda oluşan basınç farkı nedeni ile geliştiği düşünülmekte olup BOS fistülü gelişimi ile E3V başarısızlığı arasında yüksek derecede anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve bu veri literatür ile benzerdir (84, 85, 86). Tüm bunlardan farklı olarak, ostium alan oranı ile E3V başarısı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bu ilginç sonuç, literatürdeki bu konu ile ilgili yapılmış tek çalışma ile paralellik göstermektedir (81). Bu çalışmaya göre, E3V hidrosefali tedavisinde güvenli ve efektif bir yöntemdir. Buna karşın gelişen E3V başarısızlığı; her tedavi protokolünde beklenebilecek, doğal bir sonuçtur. Tüm bunların ışığında, doğru hasta seçimi ve cerrahi deneyim ile E3V başarı oranlarının arttırılabileceğini düşünüyoruz

    İntraventriküler endoskopik yolla alınan biyopsilerin değerlendirilmesi

    No full text
    Endoskopik cihazların son 20 yılda hem nöroşirurji hem de tıbbın diğer alanlarında kullanımı ile önemli cerrahi değişiklikler ortaya çıkmıştır. Özellikle beynin ulaşılması zor ve riskli alanlarına getirdiği görme açısıyla hem beyin hem de omurilik ve periferik sinir cerrahisinde vazgeçilemez teknikler arasında yerini almıştır. Beyin cerrahisi için yeni tanı ve tedavi yöntemlerinde kullanılan endoskopinin kullanım ve cerrahi yaklaşım tekniklerinde güvenli girişime ait küresel standartlar sağlayabilmek için şu an literatürde var olan yaka örneklerinin daha fazla sayıda paylaşılması gerekliliği ve bu hastaların hem operasyon öncesi klinik durumları hakkında hem de komplikasyonlar ve başarı oranları hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç olduğu da görülmektedir. Geriye dönük ve tanımlayıcı olan çalışmamızda, 1 Ocak 2005- 15 Haziran 2016 yılları arasında E.Ü.T.F.H. Nöroşirürji AD'da "İntraventriküler Endoskopik Yolla Biyopsi" örnekleri alınan hastaların sosyo-demografık özellikleri(yaş, cinsiyet), kitle yerleşim yeri, girişim yılı, patoloji sonucu, başlangıçta ve girişim sonrasında hidrosefali varlığı, E3V endikasyonu, postoperatif komplikasyon varlığı, kraniyotomi sonrası patoloji sonuçlarıyla eşleşme ve mortalite değişkenleri incelenmiştir. Çalışmaya alınan 60 hastanın %51,7'si kadın, %48,3'ü erkekti. Çalışmaya dahil edilen hastalarda en düşük yaş 1 aylık, en büyük yaş 70 yıl ve yaş ortalaması ay olarak; x=237,95 ± 238,63 olarak bulunmuştur. Çalışmaya alınan hastalarda kitle yerleşim yerinin en fazla pineal alanda olduğu (%35) saptanmıştır. Hidrosefalisi olan 45 hastanın 43'ünde E3V, 2'sinde E3V + Aquadukt stent cerrahi tedavisi uygulanmıştır. Biyopsi sonrası en fazla komplikasyonun ventrikül içi kanama olduğu görülmüştür. Kraniyomi ve endoskopik biyopsi ile elde edilen patolojilerin karşılaştırmasında eşleşmeyen oranı%11,2 olarak bulunmuştur. 60 hasta ile yaptığımız bu çalışma literatür bilgilerine olan uyumlu sonuçları ile endoskopik biyopsinin doğru ve güvenilir bir yöntem olabileceğine destek sağlamıştır

    Manyetik rezonans eşliğinde yapılan stereotaktik incelemelerde geometrik distorsiyonun koordinatlara etkisi

    No full text
    Amaç: Manyetik rezonans görüntüleme tekniği (MRG) bilindiği gibi düzgün olmayan manyetik bir ortamda gerçekleşir. Bu da elde olunan görüntülerde anatomik sapmalara yol açar. Ayrıca alan içerisindeki heterojen yapılarda distorsiyona neden olur. Bu çalışmanın amacı MRG de herhangi bir görüntüsel sapmanın var olup olmadığının saptanması, varsa bunun ortalama değerinin hesaplanmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, Ege Üniversitesi Tıp Fakultesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi ABD'nda Ekim 2012 ile Haziran 2013 tarihleri arasında intrakranyal lezyonlarına yönelik MRG eşliğinde stereotaktik biyopsi uygulanan 60 olgunun radyolojik ve histolojik bulgularını içeren kayıtları retrospektif olarak incelendi. Bunlardan T1, T2 ve flair MR görüntüleri olan ve ardından stereotaktik frame ile kranial BT çekilen 15 hasta çalışmaya kabul edildi. Kartezyen Koordinat Sistemi kullanılarak anatomik yapıların (stalk, bilateral temporal superfisial arter dalları) koordinat ölçümleri yapıldı. Alınan sonuçlar karşılaştırıldı. Bulgular: Koordinatlar MRG görüntülerinin tümünde BT ye göre her üç eksende de kayma göstermiştir. Kaymanın ortalama değeri X ekseni için her üç sekansda da BT ye göre 1±0.2 mm, Y ekseni için 2±0.2 mm, Z ekseni içinse 2±0.5 mm olarak gerçekleşmiştir. İkinci olarak MRG sekansları arasında fark arandığında, orta hatta herhangi bir şekilde MRG sekansları arasında anlamlı bir sapma farkı gözlenmemektedir. Ancak laterallere gidildikçe bazı sekanslarda ve düzlemlerde bozulmalar başlamaktadır. Sonuç: Sonuç olarak manyetik alanın distorsiyona neden olduğu ortaya koyulmuştur. Ayrıca bu bozulma laterallere gidildikçe kaotik bir şekilde artmaktadır

    Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis

    Get PDF
    The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed

    Dikkat Gazozunuza GDO Katacaklar!

    No full text
    AKP hükümeti tarafından hazırlanarak TBMM'ye gönderilen Şeker Kanunu Tasarısı'nda, 'pancar dışı kaynaklardan' elde edilen şekerin halen yüzde 10 olan kotasının yüzde 15'e çıkartılmasına ZMO'dan tepki geldi.ZMO Başkanı Dr. Turhan Tuncer, ithal mısırdan elde edilen Nişasta Bazlı Şeker'e karşı kamuoyunda oluşan tepkilerden kaçınmak için NBŞ ifadesinin kullanılmadığını iddia ederek, gazozdan çikolataya uzanan pek çok şekerli üründe kullanılan NBŞ'lerin toplum sağlığını olumsuz etkileyeceğini ve şeker pancarı tarımının gerilemesine neden olacağını savundu

    Variations on the Author

    Get PDF
    “Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship

    Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis

    Get PDF
    We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis

    Dispelling the Myths Behind First-author Citation Counts

    Get PDF
    We conducted a full-scale evaluative citation analysis study of scholars in the XML research field to explore just how different from each other author rankings resulting from different citation counting methods actually are, and to demonstrate the capability of emerging data and tools on the Web in supporting more realistic citation counting methods. Our results contest some common arguments for the continued use of first-author citation counts in the evaluation of scholars, such as high correlations between author rankings by first-author citation counts and other citation counting methods, and high costs of using more realistic citation counting methods that are not well-supported by the ISI databases. It is argued that increasingly available digital full text research papers make it possible for citation analysis studies to go beyond what the ISI databases have directly supported and to employ more sophisticated methods

    Author Index

    No full text
    Nao informado
    corecore