1,720,960 research outputs found
THE EFFECTS OF TURKEY ON THE EU RURAL DEVELOPMENT POLICY: THE CASE OF POZANTI
Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde ülkemizde kırsal kalkınmada önemli atılımları
olan Adana İli’nin Pozantı İlçesi, Akdeniz bölgesini İç Anadolu’ya bağlayan
Gülek geçidi güzergâhında önemli bir mevkide yer almaktadır. Bu araştırmanın
amacı küreselleşen dünyada değişen ve yenilenen Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma
Politikaları’nın ortak paydası olan kırsal toplumun refahını, çok fonksiyonelli ve
entegre yaklaşımla, Türkiye’de ve özellikle Adana’nın Pozantı İlçesi’nde ne
derecede etkilediğini belirleyerek bu politikalarının ilçenin gelişiminde önemli
faktörlerden biri olabileceğini ortaya koymaktır. Yapılan çalışma ile Türkiye`de
uygulanması gereken kırsal kalkınma politikaları hakkında bilgiler verilmeye
çalışılacak ve bu politikaların Pozantı’daki iktisadi etkileri analiz edilerek, ilçenin
ekonomik kalkınmasına katkı sağlanmaya çalışılacaktır.Pozantı, a town of Adana leading and providing significant leaps in rural
development of our country within the EU membership process is located at a
strategical point binding Meditrenian and Central Anatolia regions to each other.
The aim of this research is to work out the welfare of the rural communities,
which is the common denominator of the changing and revolving rural
development poicies of EU within a World becoming globalised day by day, by
means of a multifunctional and an integrated approach, by determining how much
these policies influence Turkey and particularly Pozantı it is seen that those
policies could take an important part in the development of the town. With this
study, necessary information about the rural development policies that need to be
launched in Turkey will be given, and by analysing the economical effects of these policies it will be tried to contribute to the economic development process of the
town
Türkiye'de Ulaşım Altyapısının Bölgesel Kalkınmaya Etkisi
Bir kamu harcama çeşidi olan altyapı yatırımları makroekonomik açıdan istihdam, ekonomik büyüme ve kalkınmaya etki sağlamaktadır. Altyapı yatırımları yapıldığı coğrafi bölge başta olmak üzere ülkenin geneline etki ederek, ilgili alandaki iktisadi, siyasi ve kültürel faaliyetleri desteklemektedir. Bu nedenle hemen tüm ülkeler açısından altyapı yatırımına yönelik yapılan harcamalar kamu harcamaları içerisinde önemli yer almaktadır. Altyapı yatırımları içerisinde ise özellikle gelişmekte olan ülkelerde kalkınmanın en büyük destekçisi olarak görülen ulaşım altyapısı birinci öncelikli olarak sıralanmaktadır. Ulaşım altyapısı ile bölge potansiyeli belirlenir ve pazarlamanın kolaylanması ile üretim çeşitliliği artırılarak ekonomi canlanır. Kültürel birliğin sağlanmasında önemli bir unsur olan ulaşım altyapısı, ülkede turizmi teşvik ederek, özellikle yurtdışı döviz gelirinin artırılmasında etkin rol oynamaktadır. Bunların dışında kamu tarafından sunulan savunma, sağlık ve eğitim hizmetlerinin beklenen etkiyi göstermesi ve devletin bu ve benzeri hizmetleri daha verimli sunması yine ulaşım altyapısının nitelikli ve yeterli olması koşuluna bağlıdır. Yeni ulaşım altyapı yatırımları ve yenilenen ulaşım altyapı yatırımları doğrudan yerli ve yabancı yatırımlar açısından da teşvik edici bir ortam oluşturabilmektedir. Sanayileşmenin itici gücü olan yatırımlar kalkınmanın da itici gücü olarak ekonomik büyümeyi önemli oranda etkilemektedir. Bu yönüyle ulaşım sektörü ve bu sektörün altyapı boyutlarının yatırımlara ve bölgesel kalkınmaya etkileri çok fonksiyonelli ve entegre yaklaşımla bu çalışmada ele alınmıştır. Ulaşım sektörü içerisinde karayolları, demir yolları, denizyolları, havayolları, boru hatları ve diğer raylı sistemler sıralanmaktadır. Bu sistemlerin her biri ortaya çıkardığı etki nedeniyle iktisadi kalkınma açısından oldukça önem arz etmektedir. Ulaşım sektörünün toplumsal yapı ile evrimleşmesi ve oluşturduğu etkileşim ve değişim alanı ile toplum yapısında yeniden değişime neden olması bu sektörün aynı zamanda bir hizmet sektörü olarak nitelendirilmesine de neden olmaktadır. Bu durumda iktisadi açıdan belirleyici parametrelerden biri olan hizmet sektörü ile iç içe olan ulaşım sektörü de ekonomik kalkınmada etkin bir rol oynamaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ulaşım altyapısının bölgesel kalkınma üzerindeki fonksiyonel durumu ulaşım planlamasının organizasyonu açısından oldukça önem arz etmektedir. Devletin sosyal refah fonksiyonunun bir gereği de bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmaktır. Bu sebeple ülkemizdeki ulaşım altyapısı oluşturulan gelişme planları çerçevesinde araştırılarak, ulaşım sektörünün bölgesel kalkınma fonksiyonu ile beraber irdelenmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. Çalışmanın amacı ulaşım altyapı politikalarının Türkiye'nin seçilmiş bazı bölgelerindeki kalkınma sürecinde ne derece etkili olduğunun belirlenmesidir. Ayrıca bölgesel farklılıklarda ulaşım altyapı yatırımı etkilerinin ana belirleyenlerini saptamak ve benzer yatırımlara yönelik oluşturulacak yeni politika önerilerine zemin hazırlamak çalışmanın diğer amaçları arasında sayılmaktadır. Çalışmada örneklem, araştırmanın neticelerine daha kati ulaşabilmek açısından tüm bölgeler yerine gelişmişliği göreli daha az olarak kabul edilen Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı (DOKAP), Yeşilırmak Havzası Gelişim Planı (YHGP) ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) kapsamındaki iller ile sınırlandırılmıştır. Nitel araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada doküman veri incelemesi yapılmıştır. Veri ve doküman inceleme kapsamında çalışmada kullanılan bölgelerin ulaşım sektörüne ait veriler ilgili bölgelerin Kalkınma Planı çerçevesinde oluşturulan Bölge Kalkınma İdareleri ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistiksel raporlardan elde edilmiştir. Bölgelere ait İnsani Kalkınma Endeks (İGE) raporları ise TÜİK, Kalkınma Bakanlığı, MEB, Kalkınma Ajansları ve Bölge Kalkınma İdarelerinin istatistik veri tabanından elde edilerek oluşturulmuştur. Çalışmada betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Analiz uygulama sürecinde araştırma problemi doğrultusunda oluşturulan veri analiz havuzu ile veri organizasyonu sağlanmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla ulaşım altyapısının bölgesel kalkınmadaki etki düzeyi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular ile ulaşım altyapı yatırımlarında örneklemi oluşturan bölgeler ile kalkınmanın önemli göstergelerinden birisi olarak kabul edilen İGE değerleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Bu çalışma ile oluşturulacak politika önermelerinin, devletimizin ilgili kurumlarının bu ve benzeri altyapı yatırımlarında oluşturacağı projeler için bir fikir ortaya atacağı düşünülmektedir. Ayrıca çalışma sonucunda elde edilen bulguların, diğer altyapı yatırımlarının da ele alınması ile konunun irdeleneceği yeni ve kapsamı geniş akademik çalışmalara zemin hazırlayacağı düşünülmektedir
EU - USA and Turkey in the Process of Transatlantic Free Trade Agreement
Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında oluşturulmuş Yüksek Seviyeli
Çalışma Grubu “Nihai Rapor”unda iki ekonomi arasında ticari ve yatırım ilişkilerini ele alan kapsamlı
bir anlaşmanın yapılması önerisiyle ‘ABD – AB Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO)’
çalışmalarına başlanmıştır. AB ve ABD’nin planladığı bu anlaşma Dünya gayri safi milli hâsılasının
neredeyse yarısını ve küresel ticaret akışının da üçte birini teşkil etmektedir. AB ve ABD’nin bu
anlaşmaya Türkiye’yi de dâhil etmesi halinde ülkemizde önemli ticari ve hukuki sonuçlar doğuracak
nitelikte bir gelişme yaşanabilecektir. Aksi durumda ise yapılacak bu anlaşma ülkemiz dış ticaretini
negatif etkileyebilecektir. Yapılan bu çalışma ile ABD – AB Serbest Ticaret Anlaşması ile Türkiye
aleyhine oluşacak ticaret sapmasının Gümrük Birliği'nin işleyişini tehdit eder boyuta ulaşma riski
ortaya konularak, alternatif stratejilerle oluşturulmak istenen Türkiye – ABD Transatlantik Serbest
Ticaret Anlaşmasının önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır.Between the European Union and the United States of America ( USA) is formed HighLevel Working Group of "Final Report" of the two economies has begun addressing trade and
investment relations to deal with the proposal of a comprehensive 'U.S. - EU Transatlantic Trade and
Investment Partnership (TTIP). This agreement has planned of the EU and the U.S to nearly half of the
world's gross national product, and constitutes one third of global trade flows. In this study will be
presented the U.S. - EU Free Trade Agreement with Turkey trade distortion will occur against the risk
of reaching a threat for the functioning of the Customs Unio
Serbest Ticaret Anlaşmaları ve Türkiye
Dünya, tarih boyunca uluslararası sistemin şekillendirdiği iktisadi, siyasi ve kültürel olgunluğuna evrilirken, küresel ticari faaliyetlerin olgunlaştırdığı serbestleşme olgusu, ulus devletlerin denizaşırı ülkelerle ticari faaliyet yapmasını sektörel büyümenin ve iktisadi kalkınmanın bir ön koşulu haline getirmiştir. Diğer yandan özellikle son yarım yüzyılda meydana gelen teknolojik gelişmelerle beliren “Yeni Dünya” düzeni, rekabete boyut atlatmıştır. Ülkeler klasik anlamdaki -üretimden ticarete- anlayışına katma değer olarak ölçek ekonomisi ile tam verimlilik bağlamında araştırma geliştirme ve ileri
teknoloji üretimine sahip olma isteğini eklemiştir. Bunu sağlamak ancak ticarete mani olacak her türlü engelin bertaraf edilmesi ile olabilecektir. Zira uzmanlaşmanın sağladığı iktisadi getiriler, ülkeler arasında karşılıklı üretimle kazan-kazan politikasına göre şekillenerek, yeni yeni pazarlara ulaşmanın
zeminini oluşturmaktadır. Daha fazla pazara kavuşma hevesi, uluslararası ticarette devletler arasında karşılıklı istişarelerle belirlenen imtiyaz sağlayıcı anlaşmaların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu anlaşmaların en dikkat çekeni ise Serbest Ticaret Anlaşmasıdır (STA). STA genelde iki ülke tarafından karşılıklı olarak gümrük vergileri ve diğer kısıtlamaların kaldırılması ile oluşturulmaktadır. Bu nedenle STA’lar, ekonomik açıdan taraf ülkelere önemli avantajlar sağlayan bir ticaret anlaşmasıdır. STA ile oluşturulan yapının dışında kalan üçüncü ülkeler, herhangi bir ortak gümrük tarifesine tabi tutulmadan, üye devletlerin kendi belirlediği tarifelere tabi tutulmaktadır[1]. Bu yönüyle küresel ticarette yaşanmakta olan baş döndürücü gelişmelerle beliren yeni ticaret ortaklıklarının belki de en önemlisi olan “Serbest
Ticaret Anlaşmaları”, bugün dünya GSMH’sının oldukça önemli bir kısmını teşkil etmektedir. Bunun en somut örneği kuşkusuz “ABD – AB Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO)”dır. ABD ile Avrupa Birliği arasında yapılmakta olan TTYO, her iki taraf vatandaşlarının refah düzeyini daha yukarılara taşımayı hedeflerken aynı zamanda uluslararası ticarete yeni bir ivme kazandırmaktadır
THE RELATIONSHIP WITH AGRICULTURAL EXPORT OF EUROPEAN UNION SUPPORT PROGRAM FOR AGRICULTURAL AND RURAL DEVELOPMENT (IPARD): THE CASE OF TURKEY
IPARD programı Avrupa Birliği’nin OTP çerçevesinde Birliğe üyelik yolundaki aday ve potansiyel aday
ülkelere yönelik oluşturulan ve Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (Instrument for Pre-Accession AssistanceIPA) Kırsal Kalkınma bileşenidir. Türkiye ekonomisinin çok yönlü kalkınma stratejisinde Avrupa Komisyonu ile ülkemizin ortak yürüttüğü “Kırsal Kalkınma Programı” 2014 – 2020 dönemini kapsayan çok yıllı önemli bir program olarak anılmaktadır. Bu kapsamda IPARD ile sunulan mali desteklerin Türkiye tarımında sürdüre geldiği dış ticaretinin kırsal kalkınma enstrümanı ile istihdamdan GSMH’ya kadar oluşturduğu makro iktisadi etkisinin mevcut ve yeni politika uygulamalarına yansıması kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu nedenle IPARD’ın Türkiye tarım ihracatına etkisinin araştırılması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada AB tarımsal ve kırsal kalkınma destek programı (IPARD) çerçevesinde sağlanan desteklerin Türkiye tarım ihracatına etkisi 2013/1 – 2016/12 aylık veriler üzerinden yapısal kırılmalı ekonometrik testlerle analiz edilmektedir. Gregory-Hansen tek kırılmalı eşbütünleşme testi sonuçlarına göre seriler arasında uzun dönemli ilişki görülmüş olup FMOLS tahmincisine göre ise IPARD desteklerindeki artışın Türkiye tarım ihracatına pozitif yönde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hacker-Hatemi nedensellik testi sonuçlarında ise tarım ihracatından IPARD desteklerine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi görülmüştür.The IPARD program is the Rural Development component of the Instrument for Pre-Accession Assistance
(IPA) for the candidate and prospective candidate countries in the Union's membership under the European
Union's Common Agricultural Policy. Turkey's economy multifaceted development strategy of the European
Commission and carried out by our partner countries, "Rural Development Program" is. It is known as an
important multi-year program covering the period from 2014 to 2020. In this context, it is inevitable that the
economic impact of the financial support offered by IPARD will reflect on existing and new policy
implementations. In the study the EU support program for agricultural and rural development (IPARD) on
Turkey's exports of agricultural subsidies provided within the framework of 2013/1 - 2016/12 should structural
break out quarterly data are analysed by econometric tests. According to the Gregory-Hansen with one
structural break cointegration test results, there was a long-lasting relationship between the series. According
to forecasters FMOLS also positively the increase in IPARD was concluded that the influence of Turkey on
agricultural exports. Hacker-Khatami causality test results in the one-way causal relationship have been
shown to support agricultural exports from the IPARD
Determining the efficiency of health expenditures by data envelopment analysis (Dea) and malmquist index (Mi) methods
Bu tez sağlık harcamalarının etkinliğini Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Malmquist İndeksi (Mİ) yöntemleri kullanarak belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan toplam 30 ülke verisi 5 girdi ve 2 çıktı değişkeni kullanarak 2000-2018 dönemi için analiz edilmiştir. Sağlık harcamalarına ait etkinlik ölçümü, toplam etkinlik (CRS), teknik etkinlik (VRS) ve ölçek etkinliği (CRS/VRS) olmak üzere 3 farklı şekilde hesaplanmıştır. Çalışmamızda kullanılan model girdi odaklı olarak oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, CRS modeline göre tüm ülkelerin ortalama %55'inin toplam etkin, VRS modeline göre ise ortalama %66'sının teknik etkin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Mİ analizine göre gelişmiş ülkelerin %66,6'sı; gelişmekte olan ülkelerin ise %60'ı toplam faktör verimlilik değişimi (TFVD) değerinde verimli olduğu saptanmıştır. Analiz sonucunda tüm ülkelerin ortalama olarak %63,4'ünde TFVD değerinde artış olurken; %36,6'sında azalış olduğu tespit edilmiştir.The aim of this thesis is to determine the efficiency of health expenditures by using Data Envelopment Analysis (DEA) and Malmquist Index (MI) methods. For this purpose, total of 30 developed and developing country data are analyzed over the period 2000-2018 using 5 input and 2 output variables. Efficiency measurement for health expenditures is calculated in 3 different ways: Total efficiency (CRS), technical efficiency (VRS), and scale efficiency (CRS/VRS). The model that used in our study is formed as input-oriented. As a result of the research, according to the CRS model, it is obtained that an average of 55% of all countries was efficient, and according to the VRS model, an average of 66% were technically efficient. According to MI analysis, it is determined that 66.6% of developed countries; 60% of the developing countries are productive in total factor productivity change (TFVD). As a result of the analysis, while there was an increase in TFVD value in 63.4% of all countries on average, there is a decrease in 36.6% of them
Going Beyond Counting First Authors in Author Co-citation Analysis
The present study examines one of the fundamental aspects of author co-citation analysis (ACA) - the way co-citation
counts are defined. Co-citation counting provides the data on which all subsequent statistical analyses and mappings
are based, and we compare ACA results based on two different types of co-citation counting - the traditional type that
only counts the first one among a cited work's authors on the one hand and a non-traditional type that takes into
account the first 5 authors of a cited work on the other hand. Results indicate that the picture produced through this non-traditional author co-citation counting contains more coherent author groups and is therefore considerably clearer. However, this picture represents fewer specialties in the research field being studied than that produced through the traditional first-author co-citation counting when the same number of top-ranked authors is selected and analyzed. Reasons for these effects are discussed
Variations on the Author
“Variations on the Author” discusses two of Eduardo Coutinho’s recent films (Um Dia na Vida, from 2010, and Últimas Conversas, posthumously released in 2015) and their contribution to the general question of documentary authorship. The director’s filmography is characterized by a consistent yet self-effacing form of authorial self-inscription: Coutinho often features as an interviewer that rather than express opinions propels discourses; an interviewer that is good at listening. This mode of self-inscription characterizes him as an author who is not expressive but who is nonetheless markedly present on the screen. In Um Dia na Vida, however, Coutinho is completely absent form the image, while Últimas Conversas, on the contrary, includes a confessional prologue that moves the director from the margins to the center of his films. This article examines the ways in which these works stand out in the filmography of a director who offers new insights into the notion of cinematic authorship
Appropriate Similarity Measures for Author Cocitation Analysis
We provide a number of new insights into the methodological discussion about author cocitation analysis. We first argue that the use of the Pearson correlation for measuring the similarity between authors’ cocitation profiles is not very satisfactory. We then discuss what kind of similarity measures may be used as an alternative to the Pearson correlation. We consider three similarity measures in particular. One is the well-known cosine. The other two similarity measures have not been used before in the bibliometric literature. Finally, we show by means of an example that our findings have a high practical relevance.information science;Pearson correlation;cosine;similarity measure;author cocitation analysis
- …
