1,721,096 research outputs found
Ebû Mansûr El-Mâturîdî’nin Te’vîlâtu’l-Kur’ân adlı tefsirinin eğitim ve din eğitimi açısından değerlendirilmesi
Kutsal metinler dinlerin temel kaynaklarıdır. Bütün dinlerde din ile ilgili işlerin hepsi öncelikle kutsal metinlerle ilişkilidir. Eğitim ve din eğitimi de tarih boyunca bu ilişkinin etkisinde kalmıştır. Kutsal kitaba yaklaşımlar, -akılcı yaklaşım, nakilci yaklaşım, mistik yaklaşım gibi- âyetleri anlama ve yorumlamada farklılaşabilmiştir. Kur’ân da, bir kutsal kitap olarak, eğitim ve din eğitimiyle doğrudan ya da dolaylı âyetler, bilgiler içermektedir. Dolayısıyla yukarıdaki anlayış, uygulama ve yapılanma farklılıkları çağlara, kültürlere, coğrafi bölgelere göre, özellikle de dini anlama ve yorumla yaklaşımlarına göre değişebilir. Bunları tespit etmenin önemli yollarından biri Kur’ân tefsirlerini analiz etmek olabilir. İmam Mâturîdî İslam din anlayış ve yorumunda akılcı yaklaşımın öncülerindendir. O, akılcı bir İslam âlimi olarak Kur’ân tefsiri yazmıştır. Bu araştırmada Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin eğitime ait görüşleri tefsiri Tevîlâtu’l-Kur’ân’dan ortaya çıkarılmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca diğer önemli eseri Kitâbu’t-Tevhîd de incelenmiştir. Araştırmamız giriş ve gelişme hariç üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, yöntemi, soruları, kapsam ve sınırlılıkları incelenmiştir. Birinci bölümde Kur’ân’da eğitimle ilişkilendirilen âyetlerin değerlendirilmesine yer verilmiştir. İkinci bölümde Mâturîdî’de eğitimle ilişkilendirilen kavramlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Mâturîdî’nin tefsirinde eğitimle alakalı yorumları eğitim ve din eğitim açısından değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde özellikle ikinci ve üçüncü bölümdeki değerlendirilmelere yer verilmiştir
Yaygın din eğitiminde gençliğin eğitimi (Hollanda’da havra, kilise ve camilerde gençliğe yönelik eğitsel faaliyet ve hizmetler üzerine karşılaştırmalı bir alan araştırması)
ÖZET GENÇ, Muhammet Fatih, Yaygın Din Eğitiminde Gençliğin Eğitimi (Hollanda‘da Havra, Kilise ve Camilerde Gençliğe Yönelik Eğitsel Faaliyet ve Hizmetler Üzerine KarĢılaĢtırmalı Bir Alan AraĢtırması), Doktora Tezi, DanıĢman: Prof. Dr. Cemal TOSUN, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri (Din Eğitimi) Anabilim Dalı, Ankara 2011, 262 sayfa. Bu çalıĢmada Hollanda gibi aĢırı seküler bir toplumda Müslümanların, Hıristiyanların ve Yahudilerin cami, kilise ve havralarında yürüttükleri yaygın din hizmetleri incelenerek; yaygın din eğitiminde kilise, cami ve havralarda gençliğe yönelik ne tür faaliyetlerin yapıldığı araĢtırılmıĢtır. Bu bağlamda tez üç bölümden oluĢmaktadır. Birinci bölümde, araĢtırmanın problemi, amacı, yöntemi, verilerin toplanması ve analizi, sınırlılıkları ve temel kavramları hakkında bilgiler verilmiĢtir. Ġkinci bölümde ise Hollanda eğitim sistemi ve bu sistem içerisinde devlet ve özel okullarda din eğitiminin tarihi süreci ve Ģimdiki durumu hakkında anlatılarak Hollanda‘daki üç büyük din olan Hıristiyanlık, Ġslam ve Yahudiliğin Hollanda topraklarındaki tarihi süreci hakkında bilgiler verilerek Üçüncü bölümde ise, kilise, havra ve camilerdeki yaygın din eğitimi hakkında yapılan araĢtırma sonuçlarına yer verilmiĢtir. Daha sonra kilise, cami ve havralarda gençliğe yönelik faaliyetler hakkında araĢtırma sonuçları sunulmuĢ, araĢtırma sonuç ve öneriler ile bitirilmiĢtir. ABSTRACT GENÇ, Muhammet Fatih, Informal religious education for youths (Comparative field study about informal religious education in synagogues, churches and mosques for youths), PhD. Thesis, Advisor: Prof. Dr. Cemal TOSUN, Graduate School of Social Sciences, Philosophy and Religion Sciences (Religious Education) Department, Ankara, 2011, 262 page. This study is a field research that focuses on informal religious education and youth education in mosques, churches and synagogues in the Netherlands. In this context, the thesis consists of three parts. In the first part are mentioned research problem, purpose, method, data collection and analysis, limitations and information about basic concepts. The second part deals with Dutch education system and the historical process of religious education in public and private schools. This part also contains information about the current situation of religious education and history of the three divine religions; Christianity, Islam and Judaism in the Netherlands. In the third section results of this study have been explained qualitatively. At the end, the research concludes with a summary and recommendations
Türkiye, Hamburg, Zürih din öğretimi programlarının amaç ve kazanımları yönünden karşılaştırılması
Bu çalışmada Türkiye ve Almanya?nın Hamburg eyaleti ile İsviçre?nin Zürih Kantonunda uygulanan din öğretimi programları karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Öncelikle din öğretim programlarının tanıtımı yapılmış, derslerin tarihçesi, yasal, toplumsal ve kültürel temellendirilmesi, dersin türü ve statüsü, dersin öğretmenleri, kitap ve materyalleri, programların yapısal tanıtımı, eğitsel ve dinsel yaklaşımları ile uygulama ilkeleri anlatılmıştır. Devamında din öğretimi programlarının temel özellikleri açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. İncelenen programlarda, öğrencilere birtakım temel dini bilgi ve becerilerin kazandırılması önemsenmekle birlikte, içinde yaşanılan çok kültürlü ortamlarda, daha çok düşünmeyi, anlamayı ve kendi davranışlarını kontrol etmeyi, farklılıkların farkındalığına varıp birlikte daha mutlu, barış ve huzur içinde yaşamayı öğrenmeleri gerektiği şeklinde kazanımlar tertip edildiği görülmüştür. Kazanımlar, öğrenme alanlarına - sınıf düzeylerine göre Bloom taksonometrisiyle analiz edilmiş, elde edilen sayısal bulgulara çapraz sağlama yapılmıştır. Üç ayrı kültürdeki din öğretiminin karşılaştırılması neticesinde; Türkiye?de ?Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi? dersi, adında `kültür? kelimesi olmasına rağmen, bilişsel alan düzeyi kazanımlarının yanında duyuşsal ve psikomotor kazanımlarında bulunması, Türkiye programında ahlakla ilgili bilgilerin bulunmasından ileri geldiği tespit edilmiştir. Hamburg Din Dersinde de, bilişsel alan düzeyi kazanımları yanı sıra duyuşsal alan düzeyi kazanımları ve psikomotor alana ait hedeflerin bulunması, statüsüne uygun bir din dersi programı olduğu, Zürih ?Din ve Kültür ?dersinin kazanımlarında ise psikomotor alana hiç yer verilmediği, duyuşsal alana da çok az yer verilmesi, kazanımların bilişsel alanda yoğunlaşması, zaten adından da açıkça anlaşıldığı üzere bizi sosyal bilgiler dersi gibi bir kültür dersi olduğu kanaatine ulaştırmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada, değişik ülkelerdeki din öğretimi programlarının kazanımları tahlil edilerek, benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur.Abstract In this study, religious education programs in Turkey, in the state of Hamburg (Germany) and in the Canton of Zurich (Switzerland) were compared and the differences and the similarities were brought out. Initially,introduction to religious education programs, history of lectures, legal, social and cultural basics, kind of status of lecture, teachers, boks and materials, structural instroruction to programs, educational and religious approaches and princples of practice were explained. After that, religious education programs were evaluated in terms of basic features. In these examined programs, it is cared about teaching religious knowledge and some skills. At the same time, in multicultural environments some acquisition were arranged which is thinking, understanding, self-control, realizing differences and living in happiness and peace. According to learning area-class levels, acquisitions had been analysed with Bloom?s Taxonomy and the results were crosschecked. As a result of the comparison, in Turkey `Culture of Religion and Knowledge of Morals ? course, despite it has `culture? in its name, along with cognitive acquistions, affective and psychomotor acquisition aims. So it is appropriate to it statute. In Zurich , `Religion and Culture? course, because it doesn?t have acquisition of pyschomotor and insufficient care about affective acquisitions and cognitive acquuisitions have the highest rate, beside it is clear from its name that this course a king of culture course like knowledge of social course. Last of all, this study analysed the acquisition of religious education programms in varied countries and brought out the similarities and differences
Almanya'da İslam din öğretimi modelleri (Bavyera eyaleti örneği)
Çesitli ülkelerden gelen insanlar vasıtasıyla Almanya'da kültürel ve dinî çesitlilik artmıstır. Dinî cemaatler anayasanın ve eyalet yasalarının taleplerini yerine getirdiklerinde kendi dinlerini egitim ve ögretim hakkına sahip olmaktadır. Bu hak anayasanın 7/3. maddesinde belirtilmistir. Eyalet yetkilileri ve dinî cemaatler gençlere dinlerini ögretmek maksadıyla farklı çözüm önerileri gelistirdiklerinden slam din ögretimi modelleri de çok çesitlenmektedir. Almanya'da Bavyera Eyaleti üç farklı slam din ögretimi modelinin uygulanması bakımından önem arz etmektedir. Arastırmanın problemini ?Bavyera eyaleti örneginde Federal Almanya kamu okullarında slam din ögretimi model arayıs ve denemelerini, veli ögrenci ve ögretmenleri kapsayan alan arastırmasıyla betimlemek ve degerlendirmek? olusturmaktadır. Belirlenen üç okulda ders gözlemleri ve dersleri gözlemlenen ögretmenlerle, istekli olan her bir sınıf kademsinden (1.-4. sınıf) bir ögrenci ve veli ile görüsmeler yapılmıstır. Elde edilen bulgular durum incelemesi yolu ve Bohnsack yaklasımıyla analiz edilmistir. Sonuçta ders programlarının gelistirilme süreçlerinin birbirinden farklı oldugu ve programların niteliklerinin yaklasıma göre degistigi saptanmıstır. Genel olarak ögrenci ders kitapları ve materyalleri konusunda çalısmalara ihtiyaç oldugu ortaya çıkmıstır. Bir model hariç diger modellerde dersi veren ögretmenlerin din dersi ögretmeni olmaması velileri bu yönde beklenti içerisinde olmaya sevk etmistir. Velilerin model tercihlerinde dilin önemli bir faktör oldugu çıkarılmıstır. Veliler modelin yaklasımına bakmaksızın dinin uygulamaya yönelik ögretiminin yapılmasını istemektedir. Türkçe Din Bilgisi Dersinde daha çok yazma ve okuma etkinlikleri yer alırken Almanca Din Bilgisi Dersinde çalısma yaprakları ile çalısma ve slam Dersinde dinin uygulamaya yönelik kısmının ögretimi agırlıklı olarak yapılmaktadır.Abstract Mit der Einwanderung von Menschen aus verschiedenen Ländern nach Deutschland wuchs die kulturelle und religiöse Vielfalt in Deutschland. Gemeinden haben das Recht, ihre Religion zu lernen und zu lehren, wenn sie die verfassungs- und landesrechtlichen Voraussetzungen erfüllen. Da die Gemeinden in den Bundesländern verschiedene Lösungsvorschläge einbringen, variieren die Modelle islamischen Religionsunterrichtes. Insbesondere kommt in diesem Kontext dem Land Bayern eine besondere Stellung zu, da hier die Möglichkeit besteht drei verschiedene Modelle zu untersuchen. In diesem Rahmen wird das Problem dieser Arbeit wie folgt gestellt: ?Die Untersuchung und Bewertung verschiedener Modelle islamischen Religionsunterrichtes an öffentlichen Schulen des Bayerns durch die Ansicht und Erwartungenshaltung der Schüler, Lehrer und Eltern.? Als Untersuchungs Methode habe ich, Literaturrecherche und empirische Methode gewählt. Zur meiner Ziel zu erreichen habe ich Unterrichts Hospitationen (die Klassen 1- 4.) und Lehrer-, Schüler, Elterninterviews geführt. Nach der Datenerhebung sind die Daten transkriebiert und nach Bohnsack (Fallbeschreibung) analysiert. Die allgemeine Ergebnisse: Die Lehrprogramme und ihrer theoretischen Grundlagen unterscheidet sich nach die Modelle. Brauchbar sind für den Religionsunterricht Schulbücher und Medien. Die Eltern erwarten, dass die Lehrer Fachlehrer sei. Es ist herausgestellt, dass die Sprache des Unterrichts Einfluss hat. Die Eltern möchten, dass ihrer Kinder durch die religiöse Erfahrungen lernen. Als Lehrmethode abschreiben und vom Buch lesen kommt oft vor an der Religiöse Unterweisung auf Türkisch. Mit der Arbeitsblätter wird an der Religiöse Unterweisung auf Deutsch gearbeitet und im slam Unterricht wird oft Gebet geübt
Determination of science teachers' special field competence tendencies with situational judgment test
Öğretmenlere yönelik sürekli gelişimin sağlanması ihtiyaca yönelik mesleki gelişim hizmetleri ile gerçekleşebilir. Öğretmenlerin bilimsel yöntemlerle mesleki ihtiyaç alanlarının belirlenmesi genel ve özel mesleki yeterlik eğilimlerinin geçerli ve güvenilir araçlarla tespitini gerektirir. Bu tez çalışmasında; fen bilimleri öğretmenlerinin özel alan yeterlik eğilimlerini belirlemek amacıyla kullanılabilecek durumsal yargı testinin (DYT) tasarlanması ve fen bilimleri öğretmenlerinin özel alan yeterlik eğilimlerinin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada test geliştirme sürecinin basamakları takip edilmiştir. Araştırma tarama araştırma deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin 31 ilinde görev yapan ve rastgele ve gönüllülük esasına uygun olarak belirlenen 199 fen bilimleri öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma kapsamında fen bilimleri öğretmenlerine yönelik beş yeterlik alanı, 24 yeterlik konusu ve 132 performans göstergesini kapsayan 48 gerçek yaşam senaryosu sunulmuştur. Her senaryo dört adet tepki düzeyi bulunacak şekilde tasarlanmıştır. Senaryolara verilecek her tepki; "Bunu kesinlikle yapmazdım", "Bunu muhtemelen yapmazdım", "Bunu muhtemelen yapardım" ve "Bunu kesinlikle yapardım" şeklinde derecelendirilmiştir. Verilerin analizinde SPSS ve LISREL istatistik paket programları kullanılmıştır. Testin geçerlik ve güvenirlik hesaplamaları için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Araştırmada fen bilimleri öğretmenlerinin özel alan yeterlik eğilimlerinin tercih edilmeyen tepkiler için yaklaşık %50 olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin farkındalık içeren A1 düzeyindeki tepkileri gösterme eğilimleri bilgiyi yansıtma ve uygulama içeren A2 ve uygulamaları çeşitlendirme ve yaygınlaştırma içeren A3 düzeylerine göre daha yüksektir. Araştırmanın diğer bir sonucu ise fen bilimleri öğretmenlerinin özel alan yeterlik eğilimlerinin cinsiyete, okul yönetiminin tutumuna, hizmet yılına ve kariyer basamağına göre farklılaştığı yönündedir. Araştırmanın bir diğer sonucu ise cinsiyet, öğrenim durumu, kariyer basamağı, görev yeri, hizmet süresi, ders yükü, okul yönetiminin tutumu ve bilimsel etkinlik düzenleme sıklığı değişkenlerinin öğretmenlerin yeterlik eğilimleri üzerinde yordayıcı etkiye sahip olduğudur. Ayrıca sonuçlar, okul yönetiminin olumlu tutumunun testin tüm alt boyutları için öğretmenlerin yeterlik eğilimi üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Geliştirilen DYT ile eğitimde politika belirleyicilerin fen bilimleri öğretmenlerinin mesleki gelişimini sistematik olarak takip edip katkıda bulunabilmeleri ve ihtiyaç alanlarına uygun mesleki çalışmalar düzenleyebilmeleri hedeflenmektedir. Ayrıca özel alan yeterlik eğilimlerinin ölçümü ülke çapında fen bilimleri öğretmen niteliğinin standardizasyonunda ve mesleki gelişim faaliyetlerinin ihtiyaca yönelik planlanmasında referans olarak kullanılabilecektir. Bu çalışma, genel öğretmen yeterlikleri ve farklı alanlardaki öğretmen yeterlikleri için DYT geliştirme potansiyeline sahiptir.Continuous development for teachers may be provided with need-oriented professional development services. Determining teachers' professional needs using scientific methods requires determining general and specific professional competence tendencies with valid and reliable tools. The aim of this study is to develop a situational judgment test (SJT) to determine science teachers' specific field competence tendencies. The second purpose of the research was to reveal whether science teachers' special field competence tendencies difference according to some variables. The stages of the test development process were followed in the research. The test development process was carried out with the survey research pattern. 199 science teachers from 31 provinces of Turkey voluntarily participated in the research. 48 scenarios covering five competence fields, 24 competence topics and 132 performance indicators were prepared. Each scenario contained four reactions and every reaction was rated as "I wouldn't definitely do this", "I wouldn't probably do this", "I would probably do this" and "I would definitely do this". SPSS and LISREL statistical package programs were used in data analysis. Exploratory factor analysis and confirmatory factor analysis were performed. It was revealed that the science teachers' special field competence tendencies were about 50% for the non-preferred reactions. Additionally, the tendency of teachers to show reactions at the A1 level was higher than at the A2 and A3 levels. The other result of the research was that the science teachers' special field competence tendencies differed according to gender, the school administration's attitude, the year of service and the career stage. Another result of the research was that eight variables (gender, educational status, career stage, place of work, year of service, course load, the school administration's attitude and frequency of organizing scientific activities) had a predictive effect on teachers' competence tendencies. Additionally, the results showed that the positive attitude of the school administration had a significant predictive effect on teachers' competence tendency for all sub-dimensions of the test. The aim of the developed SJT was to systematically follow the professional development of science teachers and organize professional studies appropriate to their needs. In addition, the measurement of specific field competence tendencies may be used as a reference in the standardization of science teacher qualifications across the country and in the need-oriented planning of professional development activities. This study has the potential to develop SJTs for general teacher competencies and teacher competencies in different fields
Investigation of eight-grade students’ processes of solving skill-based questions related to the “matter and industry” unit by eye tracking method
2017-2018 eğitim öğretim yılında Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavının yerini, Liselere Giriş Sınavı (LGS) almıştır. LGS ile birlikte soruların tarzı değişmiş ve beceri temelli sorular sınava dâhil edilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) öğrencilerin beceri temelli sorulara alışması amacıyla her sınıf düzeyinde çeşitli sorular yayınlamaya başlamıştır. Ancak öğrencilerin beceri temelli soruları çözerken birçok konuda zorluk yaşadığı görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının bu tür sorulara alışması ve uyum sağlaması da zaman almıştır. Bu bağlamda ortaokul öğrencilerinin beceri temelli fen sorularını çözerken, soru ve seçeneklerde nerelere odaklandıklarını belirlemek önemlidir. Bu tez çalışmasında; sekizinci sınıf öğrencilerinin beceri temelli fen sorularını çözme süreçlerinin göz izleme yöntemi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Göz izleme yönteminin uygulaması aşamasında öğrencilere yöneltilecek sorulara karar vermek için, öncesinde testin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Bu amaçla ‘Madde ve Endüstri’ ünitesi kazanımlarına uygun olarak hazırlanan 25 soruluk beceri temelli test 252 dokuzuncu sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Test sorularının güçlük ve ayırt edicilik indeksleri hesaplandıktan sonra, göz izleme yönteminin uygulaması için karar kılınan dokuz soru 56 sekizinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak beceri temelli test, göz izleme cihazı, yüksek sesle düşünme protokolü ve yeni nesil fen sorularına yönelik algı ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Göz izleme cihazından elde edilen veriler Gaze Viewer yazılımı kullanılarak incelenmiş ve sonuçlar resim şeklinde gösterilmiştir. Sonuçlar öğrencilerin beceri temelli fen sorularını çözme süresince sorulara odaklanma ve ziyaret etme süre ve sayılarının cinsiyete ve 2023 LGS puanına göre farklılaştığını ortaya koymuştur. Ayrıca görsel ölçüm sonuçları ile öğrencilerin uygulama test puanları ve yeni nesil fen sorularını çözmeye yönelik algıları arasında negatif ilişkiler belirlenmiştir. Diğer yandan görsel ölçümlerden ortalama odaklanma süresinin öğrencilerin beceri temelli fen sorularını çözmeye yönelik öz-yeterlik düzeyleri üzerinde anlamlı yordayıcı etkisinin olduğu tespit edilmiştir.In the 2017-2018 academic year, the Transition from Basic Education to Secondary Education exam was replaced by the High School Entrance Examination. In High School Entrance Examination, the style of questions changed and skill-based questions included in the exam. The Ministry of National Education (MoNE) published various questions at each grade level in order to get students used to the skill-based questions. However, it was observed that students have difficulties in many issues while solving skill-based questions. In addition, it took time for teachers and teacher candidates to get used to and adapt to such questions. In this context, it is important to determine where middle school students focus on questions and options while solving skill-based science questions. The aim of this study was to determine the visual measurement results related to the processes of solving skill based questions of eight-grade students by eye tracking method. Quantitative research method was used in the research. The 25-question skill test prepared in accordance with the acquisitions of the “Matter and Industry’ unit was applied to 252 ninth-grade students. The difficulty and discrimination indexes of the test questions were calculated. The nine questions decided for the application of the eye tracking method were applied to 56 eighth grade students. Data were collected with a skill-based test, eye tracking device, think-aloud protocol and a perception scale towards next generation science questions. The data obtained from the eye tracking device was examined using Gaze Viewer software and the results were shown as images. The results revealed that visual measurement results differed according to gender and 2023 high schools entrance exam scores. Additionally, negative relationships were found between visual measurement results and students'skill-based test scores and their perceptions towards solving next generation science questions. It was determined that average duration of fixation had a significant predictive effect on students' self-efficacy levels for solving skill-based science questions
İlköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitaplarında ahlak öğrenme alanında kullanılan ayetlerin din öğretim açısından incelenmesi
*lkögretim dönemi, çocugun ahlaki kimliginin sekillendigi önemli bir\r\ndönemdir. Ülkemizde formal yollarla ve örgün egitim kurumlarında ahlak ögretimini\r\nsaglama amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleriyle gerçeklestirilmek\r\nistenmektedir. “*lkögretim Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Ders Kitaplarında Ahlak\r\nÖgrenme Alanında Kullanılan Ayetlerin Din Ögretimi Açısından *ncelenmesi”\r\nbaslıklı arastırmamızda, ilkögretim kurumlarının 4., 5., 6., 7. ve 8. sınıflarında ahlak\r\nögrenme alanında kullanılan ayetlerin din ögretimi açısından uygunlugu tespit\r\nedilmeye çalısılmıstır. Bu kapsamda arastırmamızın problemleri: Din Kültürü ve\r\nAhlak Bilgisi ders kitaplarında ahlak ögrenme alanında kullanılan ayetler,\r\nögrencilerin bilissel/ dil ve kavram gelisim düzeylerine uygun mudur? Kullanılan\r\nayetler ögrencilerin ahlaki gelisim düzeylerini desteklemekte midir? Ayetler\r\nkullanıldıkları konu, kazanım, beceri ve degerleri desteklemekte midir? Ayetlerin\r\nverilisi didaktik-metodik açıdan uygun mudur? Ayetlerin kullanılıs sistemi yeni\r\nprograma (yapılandırmacı yaklasım açısından) uygun mudur? Soruları üzerine\r\nkurgulanmıstır.\r\nArastırmamızda bu problemler, ögrencilerin gelisim özelliklerini kapsayan\r\nkuramsal çerçeve ile desteklenmis ve ardından, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders\r\nkitaplarında yer verilen ayetler, yoruma dayalı metin analizi yöntemiyle incelenerek\r\ntespitlerde bulunulmus ve öneriler sunulmustur
Ortaöğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminde öğretim programı ders kitabı uyumu
ÖZET Asri, Safinaz, ortaöğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminde öğretim programı ders kitabı uyumu, Doktora Tezi, Danışman:Prof. Dr. Cemal TOSUN, 320s. Yeni ODKAB Dersi Öğretim Programı ile bu programa göre hazırlanan ders kitaplarının yapılandırmacı öğrenme anlayıĢına uygunluğu ve öğretim programı-ders kitabı uyumu, araĢtırmamızın temel problemi olarak kabul edilmiĢtir. ĠliĢkisel tarama modelinin kullanıldığı, nitel araĢtırmalardan doküman inceleme ve içerik analizi yöntemlerine baĢvurulduğu ve ders kitaplarının değerlendirme aracı yardımıyla incelendiği çalıĢmamızda elde edilen bulgular ve ulaĢılan sonuçlar, ODKAB ders kitaplarının yapılandırmacı öğrenme anlayıĢı ve öğretim programına uyumunda önemli sorunların bulunduğunu ortaya koymuĢtur. ODKAB Dersi Öğretim Programı, öğelerindeki bazı eksikliklerine rağmen genel olarak yapılandırmacı öğrenmeye uygun hazırlanmıĢtır. Ders kitapları ise, Ģekilsel anlamda eskiye kıyasla önemli bir değiĢim göstermiĢ, fiziksel ve görsel tasarım yapılandırmacılık doğrultusunda oluĢturulmaya çalıĢılmıĢtır. Ancak bu unsurlar yapılandırmacı öğrenme hedeflerini gerçekleĢtirecek Ģekilde ele alınmamıĢtır. Dil ve anlatım materyalle öğrenci arasında iletiĢimi sağlama, anlatımı dikkat çekici, zengin ve öğrenciye göre Ģekillendirmede yetersiz kalmıĢtır. Burada en fazla eğitsel tasarımda sorun yaĢanmıĢ, öğrencinin, temel kaynaklardan hareketle, bilgi oluĢturma aĢamalarına, kiĢisel nitelikleri ve ön öğrenmelerine göre, farklı strateji, yöntem ve araç-gereçler yardımıyla karĢılıklı etkileĢim içinde bilgiyi oluĢturmasına ve süreç içerisinde değerlendirme yapmasına olanak tanınmamıĢtır. Yapılandırmacı öğrenme anlayıĢındaki felsefe ve vizyonun tam olarak yansıtılamamasının da etkisiyle ODKAB ders kitapları öğretim programın öngördüğü; üst düzey biliĢsel ve duyuĢsal amaçları hedefleyen, ortak ilgi ve gereksinimlerden yola çıkarak günlük yaĢam ve gerçek problem durumlarını ortaya koyan, temel kavramlar etrafında yapılandırılan ve eleĢtirel düĢünmeye yönelten içeriğe sahip, problem çözmeye dayalı etkinliklerin yer aldığı, iĢbirliğine, kiĢisel bağımsızlık ve uygunluğa, üreticiliğe, yansıtmaya, etkin katılıma, çoğulculuğa dayalı öğretme-öğrenme durumlarının planlandığı, süreç içerisinde geleneksel ve alternatif yöntemler kullanılarak öğretmen yanında öğrencilerin de kendilerini ve birbirlerini çok yönlü değerlendirdikleri bir yapıda hazırlanmamıĢtır. ABSTRACT Asri, Safinaz, adaptation of textbook in religious culture and moral knowledge course of secondary school, Doctorate Thesis, Adviser:Prof. Dr. Cemal TOSUN, 320p. The adaptation of constructivist understanding to new RCMKSC course syllabus and textbooks prepared according to this syllabus and harmony of syllabus and textbook are accepted as the basic problems of our research. In this work, relational search model was used, qualitative research documents were examined and analysed and textbooks were examined with the help of an evaluation tool. According to findings and results RCMKSC textbooks have big problems in adaptation to constructivist learning understanding and teaching syllabus. RCMKSC course syllabus is prepared appropriate for constructivist learning in general although there is some missing from elements. The textbooks were altered recognisably in terms of appearance compared to previous ones and they were tried to form in accordance with constructivism physically and visually. However, these elements are not qualified to achieve constructivist learning objectives. Their language and narration are inadequate for interaction between student and material, arousing curiosity in terms of student. At this point, the biggest problem is in educational formation, the students are not given any opportunity for evaluation in the process and for forming knowledge moving from the main sources with the help of various strategies, methods and materials in accordance with his/her personal features and pre-knowledge while getting interaction. RCMKSC textbooks are not prepared in the accurate form with the effect of not projecting the vision and philosophy of constructivist learning approach wholly and they are not formed appropriate to fulfil high level cognitive and emotional aims, to reveal daily life and real problem conditions moving from the common interests and needs, to form the frame of basic concepts, to direct to critical thinking based on problem solving, cooperation, personal freedom and level, production, projection, active participation, multiplication in the teaching-learning situation planning, to make students evaluate themselves and each other besides teacher using traditional and alternative methods in the process
Science teachers and pre-service science teachers' science teaching efficacy belief levels in the support education room in terms of some variables
Bu araştırmanın amaçlarından biri fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarının destek eğitim odasındaki fen öğretimine ilişkin yeterlik inanç düzeylerini belirlemek için fen öğretimi yeterlik inanç ölçeğini geliştirmektir. İkinci olarak çalışmada fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarının destek eğitim odasında fen öğretimi yeterlik inanç düzeylerinin bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın bir başka amacı ise, cinsiyet, eğitim düzeyi, mevzuat bilgisi, kendine güven, duyuşsal eğilimler ve bazı anahtar kavramlar bilgisi/becerisi değişkenlerinin fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarının fen öğretimi yeterlik inanç düzeyleri üzerindeki yordayıcı etkisini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada deneysel olmayan nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Destek eğitim odasında fen öğretimi yeterlik inanç ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışması için 336 fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarından veri toplanmıştır. Madde analizi sonrası yapılan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerine göre ölçeğin beş alt boyutlu 35 madde içerdiği tespit edilmiştir. Bu alt boyutlar farkındalık, hazırlık, stratejiler, sonuç beklentisi ve değerlendirme olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı .92 olarak belirlenmiştir. Çalışmada geliştirilen ölçek bazı değişkenlerin fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarının fen öğretimi yeterlik inanç düzeyleri üzerindeki yordayıcı etkisini belirlemek için 287 fen bilimleri öğretmeni ve öğretmen adayına uygulanmıştır. Katılımcıların fen öğretimi yeterlik inanç düzeylerinin belli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler için t-testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü ANOVA ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların fen öğretimi yeterlik inanç düzeylerine belli değişkenlerin yordayıcı etkisini tanımlamak için çoklu regrasyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları dördüncü sınıf öğretmen adayları ve özel eğitim dersi alan katılımcılar lehine destek eğitim odasındaki fen öğretimine yönelik yeterlik inanç düzeyleri açısından anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Ayrıca değerlendirme alt boyutunda fen bilimleri öğretmenlerinin iş yükü ve fen öğretimi yeterlik inanç düzeyleri arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer taraftan sonuç beklentisi alt boyutunda mesleki deneyim ile özel eğitim öğrencilerine fen bilimlerini öğretme sorumluluğu arasında pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışmada özel eğitim öğretmeni, aile ve okul yönetimi ile işbirliğinin fen bilimleri öğretmenlerinin fen öğretimi yeterlik inanç düzeyini artırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca fen bilimleri öğretmenlerinin destek eğitim odası deneyimi ile fen öğretimi yeterlik inanç düzeyleri arasında herhangi bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre cinsiyet, kendine güven, duyuşsal eğilimler ve anahtar kavramlardan kaynaştırma/bütünleştirme ve değerlendirme bilgisinin/becerisinin fen öğretimi yeterlik inancının anlamlı yordayıcıları olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada ilgili alan yazına katkı sunmak için, fen bilimleri öğretmenleri ve öğretmen adaylarının destek eğitim odasında fen öğretimi yeterlik inanç düzeylerini belirleyici bir ölçek geliştirilmiş ve geliştirilen ölçekle de katılımcıların fen öğretimi yeterlik inanç düzeylerinin bazı değişkenlere göre nasıl değiştiği tespit edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarının fen eğitimcileri, eğitimde politika yapıcılar, yöneticiler ve araştırmacılar için faydalı olacağı değerlendirilmektedir.The aim of this study was to develop science teaching efficacy belief scale in the support education room to determine science teachers and pre-service science teachers' science teaching efficacy belief levels. This study was also investigated whether the science teaching efficacy belief levels of science teachers and pre-service science teachers in the support education room differ according to certain variables. Another purpose of the study is to reveal the predictive effect of certain variables on science teachers and pre-service science teachers' science teaching efficacy belief levels. Non-experimental quantitative research methods were used in this study. Data were collected from 336 science teachers and pre-service science teachers for scale development stage. Item analyses, explanatory and confirmatory factor analyses were performed at the scale development stage. After analyses, the scale consisted of 35 items with five sub-dimensions. These dimensions were called awareness, preparation, teaching strategies, outcome expectancy and evaluation. The Cronbach's Alpha reliability coefficient of the scale was found as .92. The scale developed in the study was applied to 287 science teachers and pre-service science teachers in order to determine the predictive effect of certain variables on the science teachers and pre-service science teachers' science teaching efficacy belief levels in the support education room. It was used for the independent sample t-test, Mann Whitney U test, one-way ANOVA and Kruskal Wallis test to determine whether participants' science teaching efficacy belief levels differed according to certain variables. In addition, multiple regression analysis was performed to identify the predictor effect of certain variables on participants' science teaching efficacy belief levels. The results of the study revealed significant differences in favor of fourth grade pre-service science teachers and participants who took special education courses. In addition, a negative relationship was found between science teachers' workload and science teaching efficacy belief levels for evaluation sub-dimension. On the other hand, it was determined that there is a positive relationship between professional experience and the responsibilities to teach science to special education students for outcome expectancy sub-dimension. Another result of the study revealed that collaboration with special education teachers, parents and school administration increased the science teaching efficacy belief levels of science teachers. In addition, there was no relationship between science teachers' support education room experience and their science teaching efficacy belief levels. According to the results of the study, it was determined that gender, affective tendencies, self-confidence and knowledge and skills related to mainstreaming/inclusion and evaluation were significant predictors of science teaching efficacy belief levels. In order to contribute to the educational literature in this study, a scale was developed that determined the science teachers and pre-service science teachers' science teaching efficacy belief levels in the support education room and with the developed scale, it was determined how the science teaching efficacy belief levels of the participants differed according to some variables. It was thought that the results of this study will be useful for science educators, policy makers in education, managers and researchers
İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinde Öğrenci Başarısını Etkileyen Faktörler
Bu araştırma, ilköğretim öğrencilerinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisidersindeki başarı düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla, 2004-2005Öğretim Yılı'nda Ankara ili merkez ilçelerdeki, üst-orta ve alt sosyo-ekonomik düzeyitemsilen seçilen, Çankaya İlköğretim, Talia Yaşar Bakdur İlköğretim ve HamdiBulgurlu İlköğretim Okulları'nda öğrenim gören toplam 536, 6. ve 7. sınıföğrencisinden oluşan örneklem grubu üzerinde gerçekleştirilmiş betimsel birçalışmadır.Araştırmanın bağımlı değişkeni olan öğrencilerin başarı düzeylerine ilişkinveriler başarı testleri ile, bu başarı düzeyini etkilediği düşünülen bağımsızdeğişkenlere ait veriler ise, öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersine ve dersöğretmenine yönelik sahip oldukları tutumları ölçmeye yönelik olarak geliştirilen ikitutum ölçeğinin ve öğrencilerin kişisel özelliklerine ait çeşitli maddelerin bulunduğuanket formu aracılığıyla elde edilmiştir.Başarı testleri ve anket formu yoluyla elde edilen veriler, Pearson MomentlerÇarpımı Korelasyon Tekniği, T-Testi (One-Sample T Test), Bağımsız Örneklemlerİçin Tek Faktörlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ile test edilmiştir. İstatistikselanalizlerde sosyal bilimler için istatistik paket programı SPSS kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin başarı düzeyleriyle, DinKültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ve öğretmenine yönelik tutumları arasında pozitifyönde anlamlı bir ilişki vardır. Öğrencilerin başarı düzeyleri; cinsiyet, sınıf düzeyi, yaşdüzeyi, sosyo-ekonomik düzey, yaşanılan semt, ailenin aylık gelir durumu, babamesleği, okul dışında din eğitimi alıp almama durumu değişkenlerine göre anlamlı birşekilde farklılaşmaktadır
- …
